#Sağlık Bakanlığı

- Sağlık Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÖKSÜRÜK GEÇMESZE SAKIN İHMAL ETMEYİN Haber

ÖKSÜRÜK GEÇMESZE SAKIN İHMAL ETMEYİN

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, öksürük eğer 2 haftayı geçerse, bu durumun ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini söyledi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, "Verem denilince akla ilk olarak akciğerler gelir. Ancak bu bakteri kan ve lenf yoluyla vücudun diğer bölgelerine de yayılabilir" dedi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, 4 -10 Ocak Verem Eğitim ve Farkındalık Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada önemli konulara değindi. Verem denilince akla ilk olarak akciğerler geldiğini ancak veremin kan ve lenf yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılabileceğine dikkat çeken Acıbadem Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, "Verem diğer adıyla tüberküloz özellikle başlangıç evresindeyken üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) ve grip ile karıştırılabilir. Bu benzerlik, maalesef tüberküloz tanısının gecikmesine neden olan en büyük faktörlerden biridir" dedi. "Verem tedavi edilmediğinde ölümcül olabilen kronik bir enfeksiyon hastalığıdır" Veremin tıp dilindeki adıyla tüberkülozun "Mycobacterium tuberculosis" (verem basili) adı verilen, dış ortama dayanıklı ve çok yavaş çoğalan bakterinin neden olduğu, bulaşıcı ve tedavi edilmediğinde ölümcül olabilen kronik bir enfeksiyon hastalığı olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Karadağ, "Halk arasında sinsi ilerlemesi ve vücudu zayıflatması nedeniyle "ince hastalık" olarak da bilinir. Verem denilince akla ilk olarak akciğerler gelir ki, hastaların yaklaşık yüzde 80’inde akciğerler etkilenir. Ancak bu bakteri kan ve lenf yoluyla vücudun diğer bölgelerine (omurga, böbrek, beyin zarı, kemikler ve lenf bezleri) de yayılabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonları ve grip, başlangıç evresinde verem ile sıklıkla karıştırılabilir. Bu benzerlik, maalesef tüberküloz tanısının gecikmesine neden olan en büyük faktörlerden biridir" dedi. Üst Solunum yolu Enfeksiyonu, grip ve veremin solunum sistemini etkilemesi neticesinde öksürük, halsizlik ve yorgunluk, hafif ateş gibi belirtilerinin ortak olduğunu belirten Prof. Dr. Karadağ; "Eğer öksürüğünüz 2 haftayı geçtiyse, "üşüttüm, sigaradandır, geçer" demeyin. Özellikle Bursa gibi havası nemli ve kışın hava kirliliğinin görülebildiği bölgelerde, bu belirtiler çok sık maskelenir" uyarısında bulundu. "Bursa, yüzde 95’e varan tedavi takip başarısıyla Türkiye ortalamasının üzerinde performans sergilemektedir" Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025 sonu raporlarına göre, verem’in dünya genelinde bulaşıcı hastalıklardan kaynaklanan ölüm listesinde yeniden ilk sıraya yerleştiğini belirten Prof. Dr. Karadağ, "Yılda 10,7 milyon yeni vaka ve 1,2 milyon ölüm kaydedilmektedir. Pandeminin etkisiyle COVID-19 süreci küresel verem mücadelesinde yaklaşık 8 yıllık bir gerilemeye neden olmuş; 2026 yılı bu kaybın telafisi için "Hızlanma Yılı" ilan edilmiştir. Ülkemiz, uyguladığı "Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı" ile dünya standartlarının üzerinde bir başarı sergilemektedir. Türkiye geneli 2005’te 20 binin üzerinde olan vaka sayısı, günümüzde 9.000 - 9.500 bandına gerilemiştir. İnsidans hızı 100 bin kişide 10,3'e düşerek Türkiye'yi "eliminasyon" (yok etme) eşiğine taşımıştır. Sanayi ve nüfus yoğunluğu bakımından kritik önemdeki Bursa’da, yıllık kayıtlı hasta sayısı 350-400 arasındadır. Bursa, yüzde 95’e varan tedavi takip başarısıyla Türkiye ortalamasının üzerinde performans sergilemektedir" dedi. "Tedavinin yarım bırakılması, 'İlaç Dirençli Verem' gibi tedavisi çok daha güç ve maliyetli bir tabloya yol açmaktadır" Hava yoluyla bulaşan tüberküloz basilinden korunmak ve zinciri kırmak için dikkat edilmesi gereken belirtileri sıralayan Prof. Dr. Karadağ, "2 haftayı geçen inatçı öksürük, gece terlemesi ve inatçı ateş, iştahsızlık ve hızlı kilo kaybı, halsizlik ve göğüs ağrısı gibi belirtilerin olması durumunda vakit kaybeden Aile Sağlığı Merkezlerine başvurulmalı. Tanı kesinleştiğinde veya güçlü şüphe olduğunda bu kez Verem Savaş Dispanserlerine gidilerek sürecin buradan yönetilmesi gerekir. Tedavide kullanılan tüm ilaçlar Sağlık Bakanlığı tarafından hastalara teslim edilmek üzere gönderilir ve ilaç temini buradan sağlanır. Tüberküloz teşhisi konulan bir hasta, tedaviye başladıktan 2-3 hafta sonra bulaştırıcılığını kaybeder. Ancak tam iyileşme için ilaçların en az 6-9 ay boyunca, Verem Savaş Dispanserleri gözetiminde (DGT) düzenli kullanılması şarttır. Tedavinin yarım bırakılması, 'İlaç Dirençli Verem' gibi tedavisi çok daha güç ve maliyetli bir tabloya yol açmaktadır" dedi. #GöğüsHastalıkları #ProfDrMehmetKaradağ #bursa #AcıbademBursaHastanesi #öksürük #verem

DOWN SENDROMLU BEBEK DAVASINDA HEKİME 77 MİLYON TL TAZMİNAT Haber

DOWN SENDROMLU BEBEK DAVASINDA HEKİME 77 MİLYON TL TAZMİNAT

Kocaeli’de bir hekime, down sendromlu doğan bebek nedeniyle açılan tazminat davasında 77 milyon lira ceza verilmesi, Adli Tıp Kurumu’nun “hekim hatası yok” raporuna rağmen alınan karar nedeniyle tepkilere yol açtı. HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, "Bu kabul edilemez" diyerek karara itiraz etti. ADLİ TIP ‘HATA YOK’ DEDİ AMA CEZA VERİLDİ Olay, 35 yaşındaki bir hastanın gebelik sürecinde ikili ve üçlü tarama testlerini yazılı olarak reddetmesiyle başladı. Doğum sonrası bebeğin down sendromlu olması üzerine aile, takipli doktor hakkında tazminat davası açtı. Davada Adli Tıp Kurumu’nun hekim lehine raporuna rağmen, mahkeme hekimi 77 milyon lira tazminat ödemeye mahkûm etti. HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, kararı şöyle değerlendirdi: "Adli Tıp ‘hekim hatası yok’ diyor. Buna rağmen nasıl malpraktis kabul edilip bu kadar yüksek bir tazminat cezası veriliyor? Bu kabul edilemeyen bir meseledir". BİR HEKİM, HASTANIN İSTEMEDİĞİ TESTİ ZORLA YAPTIRAMAZ Kurban, hekimin sadece hastanın onayıyla işlem yapabileceğini vurguladı: "Aşıdan tahlile kadar her işlem hasta talebiyle olur. Bir hekim, istemeyen birine hiçbir testi yaptıramaz. Bu durumda hekime sorumluluk yüklenmesi doğru değil". KARARI ÜST MAHKEMEYE TAŞIYACAĞIZ Davayı HEKİMSEN olarak üstlendiklerini açıklayan Kurban, kararın şu anda istinaf sürecinde olduğunu belirtti: "Üyemiz olmasa bile bir hekim olarak yanındayız. Yargıtay aşaması da var. Ceza onanırsa bu meblağın altından nasıl kalkacağı bile belirsiz" dedi. ÖLÇÜSÜZ CEZALAR HEKİMLERİ YALNIZ BIRAKIYOR Malpraktis davalarında verilen tazminatların ölçüsüz ve ödenemez boyutlara ulaştığını kaydeden Kurban, bazı teknik aksaklıkların veya diğer personel hatalarının da sonuçlara etki edebileceğini hatırlattı. "ÖZEL SEKTÖR HEKİMLERİ KORUMASIZ" Kamuda çalışan hekimlerin belirli yasal güvencelere sahip olduğunu belirten Kurban, özel sektörde çalışan doktorların hiçbir koruma mekanizması olmadan bu tür cezalara maruz kaldığını söyledi: "Kamuda devlet kısmen ödeme yapıyor. Üniversitelerde süreç komisyonlarla yürütülüyor. Ama özel sektörde çalışan hekimler her şeyi ceplerinden ödemek zorunda kalıyor". "Yeni yasa tasarısıyla bu sorunlar çözülecek" HEKİMSEN olarak “Hekimlik Meslek Kanunu Tasarısı” hazırladıklarını ve Sağlık Bakanlığı’na sunduklarını açıklayan Kurban, hedeflerinin malpraktis, deontoloji ve özlük haklarında adaletli standartlar getirmek olduğunu belirtti: "Tüm bu cezaları, hekimlik yükünü ve sorunları tecrübemizle değerlendirdik. Devletimize sunduk. Onaylanırsa bu tür adaletsizliklerin önüne geçilmiş olacak".

DİYANET’İN HAC ORGANİZASYONUNDA TORPİL İDDİASI Haber

DİYANET’İN HAC ORGANİZASYONUNDA TORPİL İDDİASI

Türkiye’nin dört bir yanından gelen yüzlerce sağlık çalışanı, Hac sınavının şeffaf yapılmadığı, bazı kişilere torpil uygulandığı ve değerlendirme sürecinin adaletten uzak olduğu iddialarıyla isyan etti. Sınava girenlerin oluşturduğu WhatsApp gruplarındaki tartışmaların kamuoyuna yansımasının ardından tepkiler daha da büyüdü. Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, “Bize gelen bilgiler ve yazışmalar, hac görevine seçilecek personelin adil bir sınav sistemiyle değil, belirli listeler üzerinden seçildiğini gösteriyor” dedi. TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINDAN GELDİLER, UMUTLARI BOŞA ÇIKTI 30 Kasım 2025’te Ankara’da Gazi Üniversitesi Ölçme ve Değerlendirme Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde yapılan sınavda, ebe, hemşire, sağlık memuru, paramedik, ATT, laboratuvar ve diş teknisyenleri ile hasta bakıcılar yer aldı. Ancak sınav sonrası oluşturulan Whatsapp grubunda, sınavın hazırlık süreci ve değerlendirme aşamaları hakkında dile getirilen iddialar olayın seyrini değiştirdi. Bazı adayların sınavın içeriği ve uygulanışıyla ilgili eleştirilerinin ardından gruptan çıkarıldığı, bir yönetici tarafından “Hesabını soracağız, hepimize sorulacak bu işin hesabı” şeklinde tehdide varan ifadelerin kullanıldığı ortaya çıktı. DOĞRUYOL: “HER YIL AYNI KİŞİLER GÖREV ALIYOR, YILLARDIR BEKLEYENLER ELENİYOR” Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, sınavın ardından gelen şikayetlerin çok ciddi olduğunu vurgulayarak şu açıklamaları yaptı: “Sağlık personelinin en çok hayal kurduğu alanlardan biri hac organizasyonlarında görev almaktır. Ancak her yıl aynı senaryo ile karşılaşıyoruz. Aynı kişilerin sürekli görevlendirilmesi, yeni başvuranların sistematik şekilde elenmesi, liyakatin değil ilişkilerin ön planda tutulduğu bir yapı iddiası, artık gizlenemez hale geldi.” “Sınava giren sağlık çalışanlarının dahil olduğu Whatsapp grubunda, ‘Suudi Arabistan’dan acil emir geldi, acele etmek zorunda kaldık’ gibi ifadelerin paylaşıldığı, sınavın altyapısının sağlam oluşturulmadığı yönünde konuşmaların geçtiği tarafımıza iletildi. Eğer böyle bir emir geldiyse dahi bu, plansızlık ve yönetim eksikliği göstergesidir.” “KİMLER DEĞERLENDİRİYOR, NEYE GÖRE SEÇİLİYOR?” Doğruyol, sınav sonrası değerlendirme sürecinin tamamen kapalı kapılar ardında yürütüldüğünü ve bunun ciddi bir güven sorunu doğurduğunu belirterek şöyle devam etti: “Sağlık personelinin değerlendirmesini yapan komisyonun kimlerden oluştuğu, hangi kriterlerle seçim yaptığı, değerlendirme sonuçlarının neye göre açıklandığı kamuoyuna net biçimde açıklanmalı. Aksi halde bu tür organizasyonlar kamuoyunun gözünde meşruiyetini yitirir.” “Ambulans şoförlerinin yerine din görevlilerinin ambulans kullanmak için görevlendirildiğine dair iddialar bile liyakat sisteminin çöktüğünü göstermektedir. Alan dışı görevlendirmeler, sadece dini değil, sağlık açısından da sorumluluk doğurur.” “SINAVA GİTMEK İÇİN EKONOMİK ZORLUKLAR DA VAR” Sadece sınavın içeriği ve adaleti değil, lojistik sürecin de sağlık personelleri üzerinde büyük bir yük oluşturduğuna dikkat çeken Doğruyol, şu ifadeleri kullandı: “Ülkenin en doğusundan en batısına kadar yüzlerce sağlık çalışanı, sınav için Ankara’ya geldi. Yol, konaklama, izin ayarlama derken ciddi bir ekonomik ve psikolojik yük altına girildi. Bu yükün sonunda adil bir değerlendirme yapılmadığına inanmak, personelin motivasyonunu yok ediyor.” TEHDİTKÂR DİL, BASKI VE SUSTURMA ÇABASI: “KONUŞAN GRUPTAN ATILIYOR” Sınav sonrası oluşturulan Whatsapp grubunda, katılımcılar arasında ciddi tartışmalar yaşandığı, sınavın içeriği ve sonuçlarıyla ilgili sorular soran bazı personelin susturulduğu, hatta gruptan çıkarıldığı öne sürüldü. Grup yöneticilerinden birinin, “Hesabını vereceksiniz, bu işin arkasını bırakmayacağız” gibi tehdit içeren mesajlar yazdığı da ekran görüntüleriyle basına sızdı. Bu durum, sağlık çalışanları arasında “Bu sınav zaten formaliteydi, isimler önceden belliydi” algısına yol açtı. KAMUOYU ŞEFFAFLIK BEKLİYOR Sınav sürecindeki tüm bu iddialar ışığında, gözler Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Sağlık Bakanlığı yetkililerine çevrildi. Toplumda büyük ilgi gören hac görevlendirmeleri konusunda, şeffaflık, eşitlik, liyakat ve denetlenebilirlik talep ediliyor. Doğruyol açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Biz sağlık çalışanlarının sesi olmaya devam edeceğiz. Kimse görev almak için yıllarca bekleyen sağlık emekçisini görmezden gelemez. Diyanet ve Sağlık Bakanlığı bu konuda net bir açıklama yapmalı, yazılı sınavla ilgili bütün süreç şeffaf şekilde kamuoyuna sunulmalı. Aksi halde, hac gibi kutsal bir görevin bile itibarına zarar verilir.”

BEBEĞİN YUTTUĞU MIKNATISLAR BAĞIRSAK DELİNMESİNE NEDEN OLDU Haber

BEBEĞİN YUTTUĞU MIKNATISLAR BAĞIRSAK DELİNMESİNE NEDEN OLDU

Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne üç adet mıknatıs yuttuğu şikayetiyle getirilen 1,5 yaşındaki bebek, yapılan başarılı cerrahi müdahale sayesinde sağlığına kavuştu. Yapılan operasyon sırasında bebekte 3 ayrı bağırsak delinmesine sebep oldu. Edinilen bilgilere göre, Faruk Akman isimli bebek acil serviste ilk değerlendirmelerin ardından, durumunun ciddiyeti nedeniyle çocuk cerrahisi kliniğine yatırıldı. Yapılan görüntüleme ve takiplerde, mıknatısların sindirim sisteminde ilerlemediği ve bağırsak duvarlarında delinmeye yol açtığı anlaşıldı. 5 SANTİMETRELİK HASARLI BAĞIRSAK ÇIKARILDI Bunun üzerine tanısal laparoskopi kararı alınarak acil ameliyata geçildi. Operasyon sırasında bağırsağın üç farklı noktasında delinme olduğu belirlendi. Çocuk cerrahisi uzmanı Op. Dr. Mücahit Erman tarafından gerçekleştirilen laparoskopi destekli cerrahi işlemde, yaklaşık 5 santimetrelik hasarlı bağırsak bölümü çıkarılarak onarıldı. Ameliyat sonrası hızla iyileşen bebek, tedavisinin tamamlanmasının ardından taburcu edildi. BABADAN TEŞEKKÜR, YETKİLİLERDEN UYARI Bebeğin babası Sedat Akman, başarılı operasyon nedeniyle Sağlık Bakanlığı’na, Batman İl Sağlık Müdürlüğü’ne, hastane yönetimine ve ameliyatı gerçekleştiren doktora teşekkür etti. Sağlık yetkilileri ise, küçük çocukların erişebileceği yerlerde mıknatıs gibi yabancı cisimlerin bulundurulmaması gerektiğine dikkat çekerek, aileleri bu konuda daha duyarlı olmaya davet etti.

KAPALI ÇARŞIDA DUMANSIZ HAVA SAHASI ÇALIŞMASI Haber

KAPALI ÇARŞIDA DUMANSIZ HAVA SAHASI ÇALIŞMASI

Sağlık Bakanlığı tarafından ülke genelinde kararlılıkla yürütülen Dumansız Hava Sahası çalışmaları kapsamında Bursa’da kapalı çarşı esnafına yönelik önce bilgilendirme toplantısı ardından yerinde ziyaretler yapıldı. İşletmelerde tütün ihlallerine geçit vermemek ve vatandaşları tütün dumanı maruziyetinden korumak amacıyla denetimlerini aralıksız sürdüren Bursa İl Sağlık Müdürlüğü; Bursa Valiliği ve Osmangazi Kaymakamlığı’nın desteğiyle Tarihi Çarşı ve Hanlar Birliği Derneği üyelerine yönelik bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. İç Koza Han’da düzenlenen toplantıya Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan, Osmangazi Kaymakamı Ali Partal, İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. İrfan Oğuz ve Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Birliği Derneği üyeleri katıldı. Toplantıda, 4207 sayılı Kanun’un kapsamı, işletmelerin hukuki yükümlülükleri ve denetim süreçleri detaylı bir sunumla ele alındı. Özellikle kapalı alanlarda tütün ürünü kullanımının kesin olarak yasak olduğu vurgulanırken, pasif etkilenimin toplumsal zararları, tütün ürünlerinin insan sağlığı üzerindeki etkileri ve sigara bırakma polikliniği hizmetleri hakkında da bilgilendirmeler yapıldı. Toplantıda konuşan Vali Yardımcısı Hulusi Doğan, tütünle mücadelenin halk sağlığının korunması ve temiz hava hakkının güvence altına alınması açısından taşıdığı büyük öneme değinerek, "Tütünle mücadele, bugün için değil; geleceğimiz için yapılan bir yatırımdır. Kurumlarımızla iş birliği içinde, denetim süreçlerini kesintisiz ve etkin şekilde sürdüreceğiz. Toplum sağlığını korumak hepimizin ortak görevidir." şeklinde konuştu. Amaç halk sağlığını korumak Osmangazi Kaymakamı Ali Partal ise tütünle mücadelenin sadece cezai bir süreç değil, bilinçlendirme ve halk sağlığı temelli bir çalışma olduğuna dikkat çekti. Sağlık Bakanlığı'nın öncülüğünde yürütülen tütünle mücadele çalışmalarına güçlü bir katkı sunduklarını vurgulayan Partal, "İşletmelerimizin desteği ve halkımızın farkındalığıyla dumansız yaşam alanlarını yaygınlaştırmaya devam edeceğiz. Hem bilgilendirme hem de denetim faaliyetlerini kesintisiz sürdüreceğiz." diye konuştu. İşletmeler ziyaret edildi Toplantı sonrasında esnaf ziyareti gerçekleştirilerek 4207 Sayılı Kanun hakkında bilgilendirme ve denetim gerçekleştirildi. Tütün denetim ekipleri tarafından, işletme sahipleri ve çalışanlarına Nefeste Karbonmonoksit Testi yapıldı. Test sonuçları yüksek çıkan vatandaşlar, sigara bırakma polikliniklerine yönlendirildi. Denetimler aralıksız sürecek Ziyaret sonunda halk sağlığının korunması için kurumlar arası işbirliğinin artırılması gerektiği vurgulanırken, dumansız yaşam alanlarının yaygınlaştırılması için bilgilendirme, farkındalık ve saha çalışmalarının daha da güçlendirilerek devam edeceği belirtildi. Ayrıca Bursa Valiliği himayesinde görevini sürdüren 26 tütün denetim ekibi ile denetimlerin aralıksız sürdürüleceği kaydedildi.

2026'DA SURİYELİLERE ÜCRETSİZ SAĞLIK HİZMETİ BİTİYOR Haber

2026'DA SURİYELİLERE ÜCRETSİZ SAĞLIK HİZMETİ BİTİYOR

Yeni düzenlemeye göre, geçici korunanlar eskiden ücretsiz olan sağlık hizmetleri için katılım payı ödemekle yükümlü olacak. KATILIM PAYLARI SOSYAL FONA AKTARILACAK Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemeye göre, bugüne dek temel ve acil sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanan geçici koruma altındaki yabancılar, yeni yıldan itibaren muayene, tedavi ve ilaç için katılım payı ödeyecek. Tahsil edilen bu tutarlar, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’na (SYDTF) aktarılacak. ÖDEME GÜCÜ OLMAYANA GERİ ÖDEME DESTEĞİ Katılım payını ödeyemeyecek durumda olan geçici korunanların ödemeleri, talepleri halinde sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarınca karşılanacak. Ayrıca geçici korunanlara yönelik sağlık harcamaları, her üç ayda bir Sağlık Bakanlığı kontrolünde SYDTF tarafından ödenecek. Bu görevi daha önce AFAD yürütüyordu. ÖZEL HASTANEYE BAŞVURU KURALI DEĞİŞTİ Yeni düzenlemeyle özel sağlık kurumlarına doğrudan başvuru konusunda da değişiklik yapıldı. Daha önce tüm geçici korunanlar, acil durumlar dışında özel sağlık kuruluşlarına başvuramıyordu. Artık yalnızca ödeme gücü olmayanlar bu kapsama alınacak. Ödeme gücü bulunanlar, özel sağlık kurumlarına başvurabilecek. SGK FİYATLARINA UYUM ZORUNLU Bununla birlikte: Ödeme gücü olmayan geçici korunanlara SGK tarafından karşılanmayan sağlık hizmetleri sunulamayacak (aşılar hariç). Sağlık hizmetleri, SGK'nın belirlediği fiyatlar üzerinden karşılanacak; daha düşük veya yüksek iskonto uygulanamayacak. GEÇİCİ KORUMA STATÜSÜNDEKİ SURİYELİ SAYISI Türkiye’de geçici koruma statüsü, öncelikli olarak Suriyeli vatandaşlar için uygulanıyor. İçişleri Bakanlığı verilerine göre 20 Ekim 2025 itibarıyla geçici koruma altındaki Suriyelilerin sayısı şöyle: Toplam: 2 milyon 375 bin 909 İstanbul: 417 bin 725 Gaziantep: 333 bin 849 Şanlıurfa: 197 bin 17

ANNE VE İKİ ÇOCUĞUNUN ZEHİRLENDİĞİ SORUŞTURMADA YENİ GELİŞME Haber

ANNE VE İKİ ÇOCUĞUNUN ZEHİRLENDİĞİ SORUŞTURMADA YENİ GELİŞME

Almanya’dan tatil için Türkiye’ye gelen gurbetçi aileden üç kişi hayatını kaybetti. İstanbul Fatih’te bir otelde kalan aile, Beşiktaş’ta yemek yedikten sonra rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Anne ve iki çocuğu yaşamını yitirirken, baba yoğun bakımda. Olayla ilgili başlatılan geniş çaplı soruşturmada gözaltı sayısı 11'e çıktı. Soruşturma kapsamında otelde yapılan ilaçlama çalışmaları da mercek altına alındı. ZEHİRLENME ŞÜPHESİ: ANNE SON NEFESİNDE HER ŞEYİ ANLATTI Hayatını kaybeden anne Çiğdem Böcek, hastanedeyken verdiği ifadede İstanbul’a geldikten sonra ailece neler yediklerini tek tek anlattı. Otel çevresindeki restoranlarda kebap, pide, makarna ve pizza yediklerini belirten Böcek, olay günü seyyar satıcıdan midye aldıklarını, ardından bir kokoreççide çorba, sucuk ekmek, tavuk tantuni yediklerini söyledi. Ayrıca bir dükkandan lokum aldıklarını da aktardı. Çiğdem Böcek, gece mide bulantısıyla uyandıklarını, sabah hastaneye gittiklerini ve sadece serum ve probiyotik verildiğini; çocuklarının ise yeterince muayene edilmediğini söyledi. 11 GÖZALTI, OTELDE İLAÇLAMA DETAYI ORTAYA ÇIKTI İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada gözaltına alınan kişi sayısı 11’e yükseldi. Son gözaltılar arasında otel çalışanları ve ilaçlama şirketi çalışanı da yer aldı. Olaydan kısa süre önce otelde ilaçlama yapıldığı, aynı gün iki turistin daha zehirlenme şikâyetiyle hastaneye başvurduğu belirlendi. AFAD, Sağlık Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı ekipleri otelde kapsamlı inceleme yaptı. Yastıklar, çarşaflar, battaniyeler, su şişeleri ve çeşitli yüzeylerden alınan örnekler laboratuvara gönderildi. İlk ölçümlerde herhangi bir zehirli gaz tespit edilmedi. ESNAF VE ŞÜPHELİLER SUÇLAMALARI REDDETTİ Gözaltına alınan midyeci, kokoreççi ve lokum satıcılarının ifadelerinde, ürünlerinin taze olduğunu ve uzun süredir aynı bölgede esnaflık yaptıklarını söylediği öğrenildi. Otel sahibi H.O.’nun ise “kasten yaralama” ve “karşılıksız yararlanma” suçlarından sabıkası olduğu ortaya çıktı. İlaçlama şirketinin sahibi ve çalışanları hakkında da “taksirle yaralama” ve “dolandırıcılık” dahil çeşitli suç kayıtları bulunduğu tespit edildi. Otelin, adli soruşturma sonuçlanıncaya kadar geçici olarak kapatıldığı ve müşterilerin başka otellere yönlendirildiği bildirildi. ADLİ TIP RAPORUNDA “ÖLÜM NEDENİ TESPİT EDİLEMEDİ” İlk otopsi raporunda annenin ve iki çocuğun ölüm nedeni net olarak belirlenemedi. Ölüm sebeplerinin kesinleşmesi için ileri düzey toksikolojik incelemelerin devam ettiği ve sonuçların beklenildiği bildirildi. YENİ ŞÜPHE: İLAÇLAMA MI, GIDA MI? Olayın ardından ortaya çıkan ilaçlama bilgisi soruşturmanın seyrini değiştirdi. Yetkililer, ölümlerin otelde yapılan ilaçlama sonucu mu yoksa dışarıdan tüketilen yiyeceklerden mi kaynaklandığını araştırıyor. Gıda numuneleri, otel odasında kullanılan kimyasallar ve otopsi bulguları birlikte değerlendirilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.