#Sanık

- Sanık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DİLEK İMAMOĞLU İLE MÜBAŞİR ARASINDA DURUŞMA ÖNCESİ GERGİNLİK Haber

DİLEK İMAMOĞLU İLE MÜBAŞİR ARASINDA DURUŞMA ÖNCESİ GERGİNLİK

Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, görüntü çekilmemesi yönünde uyarı yapan mübaşire tepki gösterdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamenin ardından başlayan davanın duruşması, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki salonda görülmeye devam ediyor. DURUŞMA ÖNCESİ TARTIŞMA YAŞANDI Duruşma başlamadan önce mahkeme mübaşiri, salonda yasak olmasına rağmen görüntü çekildiğini belirterek izleyiciler ve sanık yakınlarını uyardı. Uyarı üzerine Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu tepki göstererek, “Her sabah bir gerginlik çıkarıyorsunuz, siz de bir gün suçsuz yere içeride yatın bakalım” ifadelerini kullandı. Yaşanan sözlü tartışmanın ardından bazı sanık yakınları ve izleyicilerin de mübaşire tepki gösterdiği öğrenildi. DURUŞMA DEVAM EDİYOR 402 sanığın yargılandığı dava kapsamında hazırlanan 3 bin 809 sayfalık iddianamede, Ekrem İmamoğlu hakkında örgüt lideri olduğu iddiasıyla 2 bin 430 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Duruşmanın bugünkü oturumunda, iddianamede örgüt üyesi olarak yer alan ve İBB iştiraklerinden Ağaç A.Ş.’de satın alma müdürü olarak görev yaptığı belirtilen tutuklu sanık Ümit Polat’ın savunmasının alındığı bildirildi.

BAKAN GÜRLEK: CANLI YAYIN İÇİN KANUN DEĞİŞİKLİĞİ GEREKİYOR Haber

BAKAN GÜRLEK: CANLI YAYIN İÇİN KANUN DEĞİŞİKLİĞİ GEREKİYOR

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik davanın canlı yayınlanmasına ilişkin tartışmalar hakkında açıklamada bulundu. Gürlek, mevcut mevzuata göre duruşmaların canlı yayın'lanmasının mümkün olmadığını belirterek kanun değişikliği gerektiğini söyledi. AK Parti TBMM Grup Toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gürlek, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İBB davasının canlı yayınlanması yönündeki çağrısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “MEVZUATTA CANLI YAYINA İMKAN YOK” Bakan Gürlek, yürürlükteki yasal düzenlemelerde duruşmaların canlı yayınlanmasına izin verilmediğini ifade ederek şu açıklamayı yaptı: “Canlı yayınlanması için kanun değişikliği gerekiyor. Şu an mevzuatımızda canlı yayınlanmasına imkan yok ama kanun değişirse canlı yayınlanabilir.” “MAHKEME SALONLARI SİYASET ARENASI DEĞİLDİR” Yargı sürecinin hukuk kuralları çerçevesinde yürütüldüğünü vurgulayan Gürlek, mahkeme salonlarının siyasi tartışmaların yapılacağı yerler olmadığını söyledi. “Mahkeme salonları siyaset arenası değildir. Burada siyasi şov yapılamaz. Mahkeme salonlarında yalnızca yargılama yapılır. Burada şahısların statüsü veya görevleri önemli değildir. Herkes sanık statüsündedir.” “MAHKEMELER DELİLLERE GÖRE KARAR VERİR” Gürlek, mahkemelerin Anayasa gereği bağımsız şekilde karar verdiğini belirterek, yargılama sürecinde hiçbir kişi veya kurumun mahkemelere talimat veremeyeceğini ifade etti. “Anayasamızın 138’inci maddesine göre mahkemeler Türk milleti adına yargılama yapar. Yargılama sürecinde kimse mahkemelere telkin, talimat veya emir veremez. Mahkeme, dosyadaki delillere göre vicdani kanaatine dayanarak karar verir.”

EKREM İMAMOĞLU DAVASINDA AYKUT ERDOĞDU SAVUNMA YAPTI Haber

EKREM İMAMOĞLU DAVASINDA AYKUT ERDOĞDU SAVUNMA YAPTI

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen “Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” davasının ikinci gününde tutuklu sanıkların savunmaları alınmaya başlandı. İlk savunmayı yapan eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, hakkındaki iddialara tepki gösterdi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda görülen davada konuşan Erdoğdu, hakkında ortaya atılan para taşıma iddialarına ilişkin somut delil olmadığını savundu. “BİR TANE KAMERA GÖRÜNTÜSÜ GÖSTERİN” Kimlik tespitinde aylık gelirinin 150 bin TL olduğunu belirten Erdoğdu, savunmasında şu ifadeleri kullandı: “Savunma hakkımız kısıtlandı. Hücrede tek başımayım. Avukatım bana iddianameyi verdi, sayfaları hücre odamı kapladı. Kendi kısmımı okudum ve buraya geldim. Benim Ertan Yıldız isimli şahsa bağış adı altında para götürdüğüm iddia ediliyor. Ancak bu iddianame dört delile dayanıyor. İçerideki bir kişinin etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeyle hazırlanmış.” Erdoğdu, hakkında medyada yer alan iddialara da tepki göstererek, “Her gün televizyonlarda çantalarla para taşıdığım söyleniyor. Bir tane güvenlik kamerası görüntüsü gösterin bana. 250 metre mesafemdeki bir kişiyle para transferi yaptığım iddia ediliyor. Ben para taşımadım, çanta almadım” dedi. “10 AYDIR HAPİSTEYİM” Tutuklu bulunduğu süreye dikkat çeken Erdoğdu, şunları söyledi: “Ben cezamı çektim, 10 aydır hapisteyim. Televizyonlarda ismim geçiyor, kesin hükümlü gibi gösteriliyorum. İlk polis ifadem ile şu anki beyanlarım arasında bir fark yok. Yazıktır günahtır, ben Türk milletinin vekiliyim.” Erdoğdu ayrıca davanın siyasi olduğunu ileri sürerek, “Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı adayı olmasaydı biz burada olmazdık” ifadelerini kullandı. AVUKATINDAN TUTUKLULUK İNCELEMESİ TALEBİ Sanık Erdoğdu’nun avukatı Hüseyin Ersöz, aylık olarak yapılan tutukluluk incelemesinin haftalık yapılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilmek üzere duruşmayı yarın saat 10.00’a erteledi. DAVADA İSTENEN CEZALAR 11 Kasım 2025 tarihinde hazırlanan 3 bin 809 sayfalık iddianamede, Ekrem İmamoğlu’nun “örgüt lideri” olduğu iddiasıyla 2 bin 430 yıla kadar hapis cezası isteniyor. İDDİANAMEDE AYRICA: Fatih Keleş hakkında bin 542 yıl 8 aya kadar, Murat Ongun hakkında 251 yıla kadar, Adem Soytekin hakkında ise 51 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Toplam 402 sanığın farklı suçlardan değişen oranlarda cezalandırılması isteniyor.

EKREM İMAMOĞLU: BEN DERTLİYİM 3 BİN YILLA YARGILANIYORUM! Haber

EKREM İMAMOĞLU: BEN DERTLİYİM 3 BİN YILLA YARGILANIYORUM!

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu sanıkların yargılandığı “Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü” davasının görülmesine devam edildi. İstanbul’daki duruşmada söz alan İmamoğlu, hakkındaki suçlamalara tepki göstererek davanın siyasi olduğunu savundu. Kimlik tespitleriyle başlayan duruşmada daha sonra 3 bin 809 sayfalık iddianamenin özeti okundu. Yaklaşık 30 dakika süren iddianame özetinin ardından söz alan Ekrem İmamoğlu, sanık kürsüsüne gelerek açıklamalarda bulundu. “16 MİLYON İNSANIN BELEDİYE BAŞKANI BURADA” İmamoğlu, yaptığı konuşmada davanın siyasi olduğunu öne sürerek şu ifadeleri kullandı: “Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli siyasi davası başlatılıyor. 16 milyon insanın belediye başkanı burada. Ben dertliyim, 3 bin yılla yargılanıyorum. İddianamenin başından itibaren ortaya konulan net bir tavır var. Meselenin özü siyasidir.” İmamoğlu, adil bir yargılama istediğini belirterek, davanın televizyonlardan canlı yayınlanmasını talep ettiklerini ancak bunun kabul edilmediğini söyledi. MAHKEME BAŞKANINDAN UYARI Konuşma sırasında mahkeme başkanı, “Dünden beri savunma alamadık, lütfen tamamlayın” diyerek İmamoğlu’nu uyardı. Bunun üzerine İmamoğlu, savunmaların kapsamlı şekilde yapılacağını ifade ederek sanıkların tutuksuz yargılanmasını istedi. 2 bin 430 yıla kadar hapis talebi 11 Kasım 2025’te tamamlanan soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede Ekrem İmamoğlu, “çıkar amaçlı suç örgütü lideri” olmakla suçlanıyor. Savcılık, İmamoğlu hakkında 2 bin 430 yıla kadar hapis cezası talep ediyor. DURUŞMAYA ARA VERİLDİ İmamoğlu’nun açıklamalarının ardından mahkeme heyeti duruşmaya 13.30’a kadar ara verilmesine karar verdi. Duruşmanın sanık savunmalarıyla devam edeceği öğrenildi.

ULUSAL YARDIM İŞARETİ ANLAŞILMAYIP 2 SAAT SONRA ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ Haber

ULUSAL YARDIM İŞARETİ ANLAŞILMAYIP 2 SAAT SONRA ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ

Tokat’ta bir büfede uluslararası yardım işareti yaparak yardım istediği ortaya çıkan ve yaklaşık 2 saat sonra öldürülen Hatice Yalman cinayetinde karar çıktı. Mahkeme, sanığı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Tokat’ta bir büfede yaptığı uluslararası yardım işaretiyle gündeme gelen Hatice Yalman cinayeti davasında karar çıktı. Mahkeme, sanık Mustafa Koç’u “kadına karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. OLAY KAZA İHBARIYLA ORTAYA ÇIKTI Olay, 29 Mart 2025 tarihinde Tokat kent merkezinde Topçam Mahallesi Akşemsettin Caddesi’nde meydana geldi. Motosiklet kazası ihbarı üzerine olay yerine giden ekipler Hatice Yalman ile Mustafa Koç’u yaralı halde buldu. Tokat Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Hatice Yalman, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Ancak yapılan incelemelerde Yalman’ın vücudunda kazaya bağlı olmayan darp izleri bulundu. Olay yerinden yaklaşık 400 metre uzaklıkta bulunan kanlı taşlardaki kan örneklerinin de Yalman’a ait olduğu belirlendi. Bu gelişmeler üzerine soruşturma kaza dosyasından cinayet soruşturmasına dönüştürüldü. BÜFEDE YARDIM İŞARETİ YAPMIŞ Soruşturma kapsamında Hatice Yalman’ın olaydan yaklaşık iki saat önce Tokat merkezde bir büfeye girdiği ve burada uluslararası literatürde “yardım çağrısı” olarak bilinen el işaretini yaptığı görüntüler ortaya çıktı. Büfe çalışanının ise bu işaretin anlamını bilmediği için herhangi bir müdahalede bulunmadığı öğrenildi. MAHKEMEDEN AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET Tokat 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın dördüncü duruşmasında karar açıklandı. Mahkeme heyeti, Hatice Yalman’ın ölümüne neden olduğu iddiasıyla tutuklu yargılanan Mustafa Koç’u “kadına karşı kasten öldürme” suçundan hiçbir indirim uygulamadan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Dava kapsamında yargılanan diğer 7 sanık hakkında ise beraat kararı verildi.

ATIŞ YAPI İDDİANAMESİ HAZIR: MAĞDURLAR SONUÇ BEKLİYOR Haber

ATIŞ YAPI İDDİANAMESİ HAZIR: MAĞDURLAR SONUÇ BEKLİYOR

Bursa'da yüzlerce kişinin mağdur olduğu Atış Yapı soruşturması tamamlandı. İddianamede 4 sanık hakkında 534’er kez 10 yıla kadar hapis cezası talep edilirken, davanın ilk duruşmasının nisan ayında görülmesi bekleniyor. ÇOK SAYIDA KİŞİYE SATIŞ YAPILDIĞI ÖNE SÜRÜLÜYOR Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame, Bursa 50. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede özellikle "Carrefour" ve "Smart" projeleri üzerinden gerçekleştirilen satışlarda "nitelikli dolandırıcılık" suçunun işlendiği iddia edildi. Soruşturmanın, Nilüfer ilçesinde bir kişinin satış vaadi sözleşmesiyle daire satın almasına rağmen projeye ait arsanın hukuki durumuyla ilgili ortaya çıkan şüphe üzerine başlatıldığı belirtildi. Yapılan incelemelerde, söz konusu arsanın mülkiyetinin Bursa Büyükşehir Belediyesine ait olduğu, ancak şirket yetkililerinin malik gibi hareket ederek çok sayıda kişiye satış yaptığı öne sürüldü. ''NİTELİKLİ DOLANDIRICIK''TAN YARGILANACAK Tapu ve Kadastro Bölge Müdürlüğünden gelen yazıda da projelerin bulunduğu arsaların mülkiyetinin tamamının Bursa Büyükşehir Belediyesine ait olduğu ifade edildi. İddianamede, Carrefour projesi kapsamında taşınmaz satışlarına ilişkin sözleşmelerde ödeme yeri olarak gösterilen "hasılat hesabı" dışında farklı hesaplara yönlendirme yapıldığı ve bazı ödemelerin elden alındığı yönünde müşteki beyanlarının bulunduğu kaydedildi. Ayrıca satışların, arsa sahibi şirketin bilgisi dışında gerçekleştirildiği iddiasına da yer verildi. Dosyada, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından satış sözleşmesinin 2024 yılında feshedilmesine rağmen, belediyeye ait taşınmaz üzerinde planlanan "Smart 5" projesi kapsamında da satış yapılmasının "nitelikli dolandırıcılık" kapsamında değerlendirildiği belirtildi. İddianamede ayrıca Smart 1, Smart 2, Smart 3 ve Babylon projeleri ile ilgili incelemelerde, şirketlerin sözleşmelerde yer alan yükümlülükleri yerine getirebilecek mali yeterliliğe sahip olmadığı, buna rağmen müştekilerden ödeme almaya devam edildiği ifade edildi. Dosyada yer alan bilgilere göre Atış Yapı Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin tek ortağının Hüsamettin A. olduğu, Ahmet A. ile Ercan T.’nin şirketlerde müdürlük yaptığı, Atış Gayrimenkul Pazarlama Ltd. Şti.’nin tek ortağının ise Ahmet A. olduğu kaydedildi. Metin A.’nın ise şirketlerde mimar olarak görev yaptığı ve müşterileri projelere yönlendirdiği belirtildi. 534'ER KEZ 10 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ Cumhuriyet savcısı, sanıkların "tacir veya şirket yöneticisi olan kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık" suçunu işlediklerini belirterek 534’er kez 10 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmalarını talep etti. Suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlendiği gerekçesiyle verilecek cezaların yarı oranında artırılması da istendi. SERBEST BIRAKILMIŞLARDI Soruşturma kapsamında Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından düzenlenen operasyonda Hüsamettin A., Ahmet A., Ercan T. ve Metin A. gözaltına alınmıştı. Şüphelilerden Hüsamettin A., Ahmet A. ve Ercan T. tutuklanırken, Metin A. adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Soruşturma kapsamında şüphelilere ait gayrimenkuller, araçlar, banka ve kripto para hesaplarına el konulurken, ayrıca iki şirkete Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kayyum atanmıştı. Sanıkların yargılanmasına nisan ayında başlanacak.

BABASINI ÖLDÜREN 14 YAŞINDAKİ KIZ: FİLMDEN AKLIMA GELDİ Haber

BABASINI ÖLDÜREN 14 YAŞINDAKİ KIZ: FİLMDEN AKLIMA GELDİ

9 Aralık 2024’te Güngören Sanayi Mahallesi’nde meydana gelen olayda, başından silahla vurulmuş halde bulunan Murat Dilsiz’in ölümüyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamenin ardından anne ve iki kız'ı ilk kez hakim karşısına çıktı. Olay, 9 Aralık 2024 tarihinde Güngören Sanayi Mahallesi'nde 5 katlı binanın 2'nci katındaki dairede meydana gelmişti. Polisi arayan Eylem Dilsiz, eşinin intihar ettiğini söylemiş ve olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edilmişti. Ekipler, başından silahla vurulmuş halde yerde yatan Murat Dilsiz'in hayatını kaybettiğini tespit etmiş ve incelemede Dilsiz'in yanında silah da bulmuştu. Dilsiz'in cenazesi için aile Diyarbakır'a gitmiş, cenaze sonrası kuzeni ile sohbet eden E.D., kuzenine olayı annesi ile beraber yaptığını anlatmış, bunun üzerine kuzen B.D., polise giderek ihbarda bulunmuştu. İhbar üzerine herekte geçen ekipler, E.D.'yi gözaltına almıştı. Tutuksuz yargılanan E.D. ile anne Eylem Dilsiz ve kızları Rojin Dilsiz hakkında, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatılmıştı. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından hazırlanan iddianame kapsamında 3 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı. Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, tutuksuz sanıklar Eylem Dilsiz, Rojin Dilsiz, suça sürüklenen çocuk E.D. (14) ile tarafların avukatları hazır bulundu. Ayrıca duruşmaya hayatını kaybeden Murat Dilsiz'in müşteki kardeşleri de katıldı. "BEN YAPMASAYDIM O BİZE DAHA BÜYÜK ZARARLAR VERİRDİ, VERİYORDU ZATEN" Duruşmada E.D., babasının annesini boğmaya çalıştığını belirttiği savunmasında, "Annem zar zor elinden kurtuldu, bizim odaya geldi. Gece saat bir iki gibiydi. Ben tek uyanık olduğum için anneme sordum ne oldu diye. Bana, ‘baban beni zorla boğmaya çalıştı, zar zor kurtuldum' Ben de ağlamaya başladım. Annem de köşeye geçti, uzandı. Gece boyunca uyudu, sonra ben de ağlamaktan bir şey yapamadım. Olaydan çok kısa bir süre önce amcam bize, ‘keşke onu öldürseniz de, siz de kurtulsanız, biz de kurtulsak' dedi. Benim de aklıma, babamın bana taciz ettiği geldi. Yapacak bir şeyim yoktu, mecbur kaldım. Daha önce de karakola şikayette bulunduk. Babam şikayetimizden vazgeçtiriyordu, tehdit ediyordu beni. Kardeşlerimi, annemi zorla şikayetten vazgeçtirdiğimiz için, bizim yapacak bir şeyimiz olmadığı için mecbur kaldım. Ben yapmasaydım o bize daha büyük zararlar verirdi, veriyordu zaten. Kavga anında zaten, silahın yerini biliyordum. Kavga anında her şey yaptığı için, korktuğum için silahı koltuğun altına aldım, kendi çekmeceme koydum, ani hareketler yapmasın diye. Çekmecemde kaldı gün boyu. Sonrasında kavgalar başladı, ben de bir anda sıkmaya karar verdim" ifadelerini kullandı. "Film izliyordum, filmde biri birini öldürüyor, eldiven takıp parmak izi falan çıkmıyordu. Benim de aklıma bu geldi" Savunmasının devamında olay günü izlediği filmde birilerinin öldürüldüğünü ve eldiven takarak parmak izi bırakmadığını gördüğünü belirten tutuksuz sanık E.D., "Olay günü babam kendi odasında yatıyordu. Ben bizim odada uyanıktım, ağlıyordum, ne yapacağımı bilmiyordum. Elim kolum bağlıydı. Film izliyordum, filmde biri birini öldürüyor, eldiven takıp parmak izi falan çıkmıyordu. Benim de aklıma bu geldi. Sonra arka odaya gittim, çekmecemden eldiveni aldım, taktım. Silah zaten kullanmayı biliyordum. Gittim başında bekledim, oturdum. Sonra elim tetiğe gitti, bastım" dedi. Savunma sırasında mahkeme başkanı sanığa, "Silah kullanmayı nereden biliyorsun?" şeklinde soru yöneltti. Sanık, E.D., "Babam öğretmişti. Biz bazen köye gittiğimizde ateş ettiriyordu. Neresine ateş ettim bilmiyorum. Silahtan ses çıkmadı. Ses çıksaydı, komşumuz gelip, müdahale ederdi. Komşumuz, babamın bize zarar vermesinden çok korkuyordu. Silahı sıktıktan sonra etraf barut koktu banyoya gittim, saçımı yıkadım, üzerimi değiştirdim. Silahı babamın eline tutuşturdum, eldivenleri bina boşluğuna attım. Babamdan ses çıkmayınca annemi uyandırdım. Çok korkuyordum, anneme ‘babamı öldürdüm' dedim. Kardeşlerimin hepsi odadaydı, 6 kardeşiz, büyük abim Diyarbakır'daydı, evde değildi. Babam, ben işten geldiğimde sürekli özel bölgelerime dokunurdu. Ben üç yıldır çalışıyorum, bu olay ise 1 kaç yıldır sürüyor. Kuzenimin, annemle kardeşlerimin beni yönlendirdiği iddialarını kabul etmiyorum, onun bu şekilde ifade vermesini babasının yönlendirdiğini düşünüyorum" şeklinde konuştu. "KIZIM E.D. GELDİ BAĞIRDI, AĞLADI. SABAH DA BANA OLAYI ANLATTI, GİTTİM BAKTIM, ONU ÖLÜ BULDUM" Duruşmada savunma yapan maktulün eşi tutuksuz sanık Eylem Dilsiz, "Eşim daha önceden Suudi Arabistan'a gitmişti iş için. Oraya gitmeden önce aramız çok iyiydi. Altı ay kaldı orada. Orada beraber çalıştığı arkadaşını çok seviyordu, o ani şekilde vefat edince psikoloji bozuldu. Sabahları ben ve çocuklarım işe gidiyorduk. Akşam eve geliyorduk, daha ayakkabımızı çıkartmadan hemen bize saldırıyordu. Olay günü yine kavga ettik, zaten her akşam kavgaydı. Her akşam polisler kapımızdaydı. Mahalleden herkes pencereden balkona çıkıyordu. Beni, bir de çocuklarımı dövüyordu. Bizi odaya koyuyordu. Kabloyla dövüyordu. Çok işkence yapıyordu, tehdit ediyordu. Beş, altı defa ben memlekete gittim. Çocukları aldım gittim. Ailemden kimse bize destek vermedi. Olay günü iki elimi tuttu. Bir elini de ağzımı burnumu kapattı. Beni boğmaya çalıştı. Kendimi zorla onun eline kurtardım. Beni odadan kovdu. Ben de, çocuklarımın odasına gittim. Kızım E.D. geldi bağırdı, ağladı. Sabah da bana olayı anlattı. İnanmadım, gittim baktım, onu ölü buldum. Çocuklar okula gidince, Ambulansı çağırmadık. Polisi çağırdık. Bağırdık çağırdık. Komşular ve akrabalarımız geldi" dedi. "Olay günü babam ses çıkarmayınca odasına gittim, o şekilde görünce bağırıp çağırdım" Savunmasında babasının sürekli alkol aldığını belirten tutuksuz sanık Rojin Dilsiz, "Babam hep alkol içiyordu. Madde bağımlısıydı. Uyuşturucu kullanıyordu. Zaten uyuşturucu kullandığında iyice bir kendini kaybediyordu. Sürekli tartışma çıkardı, 2023 yılından beri kullanırdı. Olay günü de kavga olduğu için ben artık her gece odama çekiliyordum. Odama çekildiğimde de gelip babam uyandırmaya çalışıyordu, uyanmıyordum. Son zamanlarda kulaklığımla takıp uzanıyordum. O kavga sesini duymak istemediğim için. Sonra sabah da kalktım, odaya gittim. Sürekli her sabah kalkıp bizi uyandırıp bağırıp bize, ‘siz niye işe gitmiyorsunuz?' derdi. Olay günü babam ses çıkarmayınca odasına gittim, o şekilde görünce bağırıp çağırdım. Komşumuz geldi. Her şey zaten bir anda geliştiği için o günü çok fazla hatırlamıyorum. Annem kızını korumak için sessiz kalmış. Sabah 07.30 civarlarında annem babamı gördüğü için çocuklar da korkmaması için bir şey söylememiş" diye konuştu. TUTUKSUZ YARGILANAN ANNE TUTUKLANDI Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuksuz yargılanan maktulün eşi Eylem Dilsiz'in üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti göz önünde bulundurularak, tutuksuz yargılanmasının yetersiz olacağı gerekçesiyle tutuklanmasına hükmederek, diğer eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi.

TBMM STAJYER DAVASINDA YENİ GELİŞME: 3 SANIK TUTUKLANDI Haber

TBMM STAJYER DAVASINDA YENİ GELİŞME: 3 SANIK TUTUKLANDI

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) staj yapan öğrencilere yönelik taciz ve cinsel istismar iddiaları ile ilgili yürütülen soruşturmada dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanan 5 sanık hakkında verilen tahliye kararına Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etti. Yapılan itirazın kabul edilmesi üzerine 3 sanık yeniden tutuklandı, 1 sanık için ise yakalama çalışmalarının sürdüğü bildirildi. TAHLİYE KARARINA SAVCILIK İTİRAZ ETTİ Edinilen bilgilere göre, TBMM lokantasında çalışan sanıkların yargılandığı davada mahkeme, sanıkların tutuklulukta geçirdikleri süre ve kaçma şüphesi bulunmadığı gerekçesiyle tahliyelerine karar vermişti. Ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, verilen tahliye kararına itiraz ederek dosyanın yeniden değerlendirilmesini talep etti. ÜST MAHKEME KARARI DEĞİŞTİRDİ: 3 KİŞİ TEKRAR CEZAEVİNE GÖNDERİLDİ Savcılığın itirazı üzerine dosya bir üst sayılı mahkeme tarafından tekrar ele alındı. Yapılan inceleme sonucunda, sanıklar: Durmuş Uğurlu İbrahim Beşlioğlu Recep Seven hakkında yeniden tutuklama kararı verildi. 1 SANIK İÇİN YAKALAMA ÇALIŞMASI SÜRÜYOR Dosyada adı geçen bir diğer sanık Halil İlker Güner hakkında ise yakalama çalışmalarının devam ettiği öğrenildi. Soruşturma kapsamında toplam 5 sanığın yargılandığı, sürecin taciz ve cinsel istismar iddiaları üzerinden ilerlediği belirtilirken, dava kamuoyunda yakından takip ediliyor. Olayla ilgili yargı sürecinin önümüzdeki günlerde yapılacak duruşmalarla devam edeceği bildirildi.

DORUKHAN BÜYÜKIŞIK DAVASINDA CEZAEVİNDEKİ TANIK DETAYI Haber

DORUKHAN BÜYÜKIŞIK DAVASINDA CEZAEVİNDEKİ TANIK DETAYI

İzmir’in Narlıdere ilçesinde 8 yıl önce 26 yaşındaki Dorukhan Büyükışık’ın bir inşaat şantiyesinde ölü bulunmasına ilişkin birleştirilen davanın duruşmasına devam edildi. İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada sanık polisler, şantiye çalışanları ve tanıkların beyanları alındı. Mahkeme, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi. 13 Mayıs 2018’de emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın oğlu Dorukhan Büyükışık’ın cansız bedeninin bir şantiyede bulunmasına ilişkin açılan davalar, birleştirilerek İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Duruşmaya bazı tutuksuz sanıklar, Dorukhan Büyükışık’ın babası Ethem Büyükışık ve taraf avukatları katıldı. Bazı sanıklar ile tanıklar ise SEGBİS üzerinden duruşmaya bağlandı. “ŞÜPHELİ ÖLÜM OLARAK DEĞERLENDİRDİK” Duruşmada, olayın yaşandığı dönemde Narlıdere İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde polis merkezi amiri olarak görev yapan sanık İ.K. dinlendi. Olay yerine gittiğini ancak kamera kayıtlarına şifre nedeniyle erişemediğini belirten sanık, “Olayı şüpheli ölüm olarak değerlendirdik. İki bekçi vardı, düşme sesi ile bağırma duyduklarını anlattı. O eşyaların açısını bilmem, nasıl muhafaza edilmesi gerekiyorsa öyle muhafaza ettim” dedi. Dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y. ise tanık sıfatıyla verdiği ifadede, olayı şüpheli gördüklerini belirterek, “İnşaat sahibinin oğlu o gün beni arayarak ihbarda bulundu. Ben de 112 Acil Servis’i aramasını söyledim” diye konuştu. ADLİ TIP UZMANI: “YÜKSEKTEN DÜŞME OLMAYABİLİR DEDİM” Maktulün olay günü ölü muayenesini yapan adli tıp uzmanı G.B. de mahkemede dinlendi. İlk izlenimlerini aktaran G.B., “Maktulün elbisesini çıkarıp muayene ettiğimde garip bir durum sezdim. Hatırladığım kadarıyla meslek hayatım boyunca hiç bu kadar yüksekten düşüp de bu kadar az yara alan vakaya rastlamamıştım. Yüksekten düşme olmayabilir dedim. Vücutta çok küçük iki sıyrık vardı” ifadelerini kullandı. TUTUKLU TANIK: “İNŞAATTAN ATTIĞINI ANLATTI” Başka bir suçtan tutuklu bulunan tanık Kemal K., 2021 yılında tanıştığı Gökhan A.’nın kendisine anlattıklarını mahkemede aktardı. Tanık Kemal K., “Evinde bir çekyatın altından bana bir bekçi ve polislerin kullandığı jop ile ortası zincirli kelepçe verdi. Bir parkta buluşup alkol aldığımız sırada bana inşaat demiri, jop ve kelepçeyle bir çocuğu dövdüğünü, sonra Narlıdere’de bir inşaattan attığını ve olayı intihar olarak lanse ettiğini anlattı. Çocuğun emekli bir askerin çocuğu olduğunu söyledi. Ben Dorukhan Büyükışık olayını duymamıştım, cezaevinde bu olayı duyunca Gökhan A.’nın anlattıklarıyla aynı olunca tanık olmak istedim” şeklinde konuştu. ŞİRKET SAHİPLERİ DE TANIK OLARAK DİNLENDİ Şantiyenin bulunduğu inşaat şirketinin yönetim kurulu başkanı Minnur T. ile yönetim kurulu üyesi Taylan T. de tanık olarak dinlendi. Olay günü şantiyeye gittiğini belirten Taylan T., “Ben gittiğimde polis yoktu. Maktule temas etmedim. Hatırladığım kadarıyla sırt üstü yatıyordu. Ben babam Minnur T. ve garip bir durum olduğu için İlçe Emniyet Müdürü İ.Y.’yi aradım. Ben gelmeden polise haber verilmiş, ben kimin haber verdiğini bilmiyorum” dedi. DURUŞMA 5 HAZİRAN’A ERTELENDİ Savunmaların ardından iddia makamı, dosyadaki eksikliklerin giderilmesini ve adli kontrol şartlarının devamını talep etti. Mahkeme heyeti, sanıkların tutuklanması yönündeki talepleri reddetti, adli kontrol şartlarının devamına karar verdi. Duruşma, 5 Haziran tarihine ertelendi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.