#Sanık

- Sanık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CİNAYET SANIĞINDAN ŞOK SAVUNMA: “MESİH VE MEHDİ BENİM” Haber

CİNAYET SANIĞINDAN ŞOK SAVUNMA: “MESİH VE MEHDİ BENİM”

Kocaeli’de eski eşini öldürdüğü, oğlunu ise yaraladığı gerekçesiyle yargılanan sanığın duruşmadaki savunması dikkat çekti. Sanık, suçlamaları reddederek "Yahudilerin beklediği kral, Hristiyanların beklediği Mesih ve Müslümanların beklediği Mehdi benim" dedi. Gölcük ilçesinde 27 Temmuz 2024’te meydana gelen cinayet olayında, Mustafa Y. (50), boşandığı eşi Sözen Tutci’nin evine giderek tabancayla ateş açtı. Olayda Tutci hayatını kaybederken, oğlu Vedat Y. de yaralandı. Karşılık veren oğulun ateşiyle sanık da yaralandı. AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada cumhuriyet savcısı, sanığın "boşandığı eşe karşı tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Ayrıca sanığın oğluna yönelik eylemi için "tasarlayarak öldürmeye teşebbüs" suçundan 14 yıldan 21 yıla kadar, diğer suçlarla birlikte toplamda 32 yıla kadar hapis cezası istendi. “SUÇUM YOK” DEDİ, DİKKAT ÇEKEN İFADELER KULLANDI Duruşmada söz alan sanık Mustafa Y., akıl sağlığının yerinde olduğunu savunarak, "Yüce yaratıcı tarafından insanlara yol göstermek için gönderildim. Benden sonra kimse gelmeyecek" ifadelerini kullandı. Sanık, "Benden mermi geçmez, inanmazsanız deneyelim" diyerek tahliyesini talep etti ve cinayeti işlemediğini öne sürdü. AKIL SAĞLIĞI RAPORU İSTENDİ Adli Tıp Kurumu’nun sanık hakkında kesin kanaate varamadığı belirtilirken, mahkeme heyeti sanığın gözlem altına alınarak akıl sağlığı raporunun hazırlanmasına karar verdi. Sanığın tutukluluk halinin devamına hükmedilirken, davanın ilerleyen duruşmalarda devam edeceği öğrenildi.

JAGUAR’LI ÇİFTE CİNAYETTE KARAR: EŞE 50 YIL HAPİS Haber

JAGUAR’LI ÇİFTE CİNAYETTE KARAR: EŞE 50 YIL HAPİS

Büyükçekmece’de aralarında ilişki olduğu iddia edilen Adalet Bike ve Gökhan Denli’nin öldürüldüğü davada mahkeme karar'ını açıkladı. Sanık eş 50 yıl hapis cezasına çarptırılırken, iki sanığa da 39’ar yıl hapis verildi. Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasına tutuklu sanıklar Mahmut Bike, Fırat Bike ve Öznur Erbek ile taraf avukatları katıldı. Sanıklar son sözlerinde beraat talebinde bulundu. EŞİNE VE DİĞER MAKTULE AĞIR CEZA Mahkeme heyeti, sanık Mahmut Bike’yi Gökhan Denli’ye yönelik "kasten öldürme" suçundan takdiri indirimle 16 yıl hapis cezasına çarptırdı. Ayrıca sanık, eşi Adalet Bike’ye karşı "eşe karşı kasten öldürme", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" ve "ruhsatsız silah bulundurma" suçlarından toplam 50 yıl hapis cezası aldı. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi. 2 SANIĞA 39’AR YIL HAPİS Mahkeme, diğer sanıklar Fırat Bike ve Öznur Erbek’i ise Gökhan Denli’ye yönelik "kasten öldürme" ile Adalet Bike’ye yönelik "üst ve alt soydan birine karşı kasten öldürme" ve "birden fazla kişiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından 39’ar yıl hapis cezasına mahkum etti. Öte yandan firari sanıklar Selahattin Erbek ve Furkan Özcan’ın dosyası ayrıldı. OLAYIN GEÇMİŞİ İddianamede yer alan bilgilere göre, 21 Haziran 2021’de meydana gelen olayda Mahmut Bike, eşinin başka biriyle ilişkisi olduğunu öğrenmesi üzerine yakınlarıyla birlikte Büyükçekmece’ye gitti. Parkta eşi Adalet Bike ile Gökhan Denli’yi gören sanık, Denli’yi bıçaklayıp silahla öldürdü. Adalet Bike ise zorla araca bindirildikten sonra yolda araçtan düşmüş, ardından arkadan gelen Jaguar marka otomobilin üzerinden geçmesi sonucu hayatını kaybetmişti. Dava kapsamında yargılama süreci firari sanıklar yönünden devam edecek.

HAMİLE EŞİNİ ÖLDÜRDÜ GÜNLERCE CESETLE AYNI EVDE YAŞADI Haber

HAMİLE EŞİNİ ÖLDÜRDÜ GÜNLERCE CESETLE AYNI EVDE YAŞADI

Kastamonu’da 8 aylık hamile eşini bıçaklayarak öldürdüğü iddia edilen sanığın, yaklaşık 10 gün boyunca cesetle aynı evde yaşadığı ortaya çıktı. Sanık, mahkemedeki savunmasında olay anını hatırlamadığını öne sürerek "Tek hatırladığım 8 gün boyunca eşimin cesediyle uyumuşum" dedi. OLAY KÖTÜ KOKU ÜZERİNE ORTAYA ÇIKTI Olay, 21 Nisan 2025’te İnönü Mahallesi Arnavut Caddesi’nde meydana geldi. Apartmandan gelen kötü kokular üzerine yapılan ihbar sonrası eve giren ekipler, 34 haftalık hamile Elif Civil’in cansız bedeniyle karşılaştı. Yapılan incelemede genç kadının vücuduna aldığı 12 bıçak darbesi sonucu hayatını kaybettiği ve cesedin 10 günden fazla süredir evde bulunduğu belirlendi. Olayın ardından başlatılan çalışma kapsamında, kadının eşi Berkan Civil (29), 1,5 yaşındaki çocuğuyla birlikte Nasrullah Meydanı’nda yakalanarak gözaltına alındı ve tutuklandı. SANIK: “4 GÜN KENDİMDE DEĞİLDİM” Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında SEGBİS aracılığıyla savunma yapan sanık, olay öncesinde komşusunun getirdiği sigarayı içtiğini belirterek sonrasını hatırlamadığını iddia etti. Sanık, "Sigarayı içtikten sonrasını hatırlamıyorum. 4 gün kendimde değildim. Uyandığımda boğazım kesikti, gömleğim kan içindeydi. Tek hatırladığım 8 gün boyunca eşimin cesediyle uyumuşum" ifadelerini kullandı. Eşine fiziksel şiddet uygulamadığını öne süren sanık, olaydan sonra korktuğu için kimseye haber veremediğini söyledi. “BİLİNCİM YOKTU AMA ÇOCUĞUMA BAKTIM” Mahkemede yöneltilen sorulara da yanıt veren sanık, olay süresince evde bulunan 1,5 yaşındaki çocuğuna kendisinin baktığını ileri sürerek, "Ben babayım, bilincimi kaybetsem de çocuğuma bakabilirim" dedi. Evde bulunan bıçaktaki DNA izlerinin daha önce ev işlerinde kullanmasından kaynaklanmış olabileceğini savunan sanık, herhangi bir husumetinin bulunmadığını ifade etti. TANIK: “KAVGALARINI DUYMUŞTUM” Tanık olarak dinlenen komşu T.Ş., zaman zaman sanığa sigara aldığını belirterek, "Bir gece eşiyle kavga ettiklerini duymuştum. En son olaydan yaklaşık 10 gün önce sigara bırakmıştım" dedi. Tanık ifadesinin ardından sanık, tepki göstererek olayla ilgili başka kişileri suçladı ve adaletin sağlanmasını istedi. AİLE: “KIZIMIZI ÖLDÜRECEKLERİNİ SÖYLEMİŞLERDİ” Maktulün babası İ.Ç. ise duruşmada, olaydan aylar önce sanığın ailesi tarafından tehdit edildiklerini öne sürerek, "Kızınızı alın, yoksa öldürürüz dediler" ifadelerini kullandı ve sanığın en ağır cezayı almasını talep etti. DAVA ERTELENDİ Mahkeme heyeti, dosyadaki eksiklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Olayla ilgili yargılama süreci devam ediyor.

FATMA NUR ÖĞRETMENİ ÖLDÜREN SANIĞA 126 YIL HAPİS TALEBİ Haber

FATMA NUR ÖĞRETMENİ ÖLDÜREN SANIĞA 126 YIL HAPİS TALEBİ

Fatma Nur Çelik’i bıçaklayarak öldüren, bir öğretmen ve 6 öğrenciyi de yaralayan 17 yaşındaki Furkan Samet Balım hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Sanık hakkında 126 yıla kadar hapis talebiyle iddianame hazırlandı. OLAYIN DETAYLARI Olay, saat 11.00 sıralarında Borsa İstanbul Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’nde meydana geldi. Furkan Samet Balım, öğretmenler Fatma Nur Çelik ve Z.A. ile öğrenci S.K.’yi bıçakladı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralılar hastaneye kaldırılırken, ağır yaralanan öğretmen Çelik tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Diğer yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi. Saldırgan, olay yerinde gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. DERS PROGRAMINI İNCELEYEREK HEDEF BELİRLEDİ Soruşturma dosyasına göre sanığın olay günü okula girerek öğretmenlerin ders programlarını incelediği ve hangi öğretmenin hangi sınıfta olduğunu tespit ettiği belirlendi. Katlar arasında dolaşan sanığın bir süre tuvalette beklediği, ardından tekrar programları kontrol ettiği aktarıldı. Savunmasında rehber öğretmenle görüşmek için okula geldiğini öne süren sanığın bu ifadesinin dosya bulgularıyla örtüşmediği, eylemin planlı olduğu değerlendirildi. SINIFTA BIÇAKLI SALDIRI Sanığın, bir süre koridorda bekledikten sonra 206 numaralı sınıfa girerek ders işleyen öğretmen Fatma Nur Çelik’e hiçbir tartışma yaşanmadan saldırdığı belirtildi. Tanık beyanlarına göre öğretmene art arda 4-5 bıçak darbesi vurulduğu, olay yerinde yoğun kan izlerine rastlandığı kaydedildi. AKIL SAĞLIĞI RAPORU: CEZAİ EHLİYETİ TAM Sağlık kurulu raporunda sanığın “ses duyma” ve “siluet görme” şikayetlerinin psikotik düzeyde olmadığı, fiilin hukuki sonuçlarını algılama yetisinin bulunduğu ifade edildi. Raporda eylemin planlı olduğu vurgulanırken, sanığın çevresine “bunları öldürmek lazım” şeklinde ifadeler kullandığı da yer aldı. 126 YILA KADAR HAPİS TALEBİ İddianamede sanık hakkında “kamu görevi nedeniyle kadına karşı tasarlayarak canavarca hisle öldürme”, “çocuğa karşı tasarlayarak öldürmeye teşebbüs” ve “kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs” suçlarından toplamda 126 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Hazırlanan iddianame, Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

İZMİR’DEKİ KARAKOL SALDIRISI DAVASINDA SKANDAL SAVUNMA Haber

İZMİR’DEKİ KARAKOL SALDIRISI DAVASINDA SKANDAL SAVUNMA

Olayın faili tutuklu sanık E.B. mahkemedeki savunmasında, "Terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." dedi. Balçova ilçesinde 8 Eylül 2025 sabahı şüpheli E.B. (17) pompalı tüfekle polis merkezine ateş açtı. Saldırıda polis memurları Hasan Akın ve Ömer Amilağ ile silah sesleri üzerine bölgeye giden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Muhsin Aydemir şehit oldu. Çıkan çatışmada şüpheli bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi. Olayın ardından hazırlanan 58 sayfalık iddianamenin kabul edilmesiyle sanıklar bugün hakim karşısına çıktı. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada tutuklu sanık E.B. (17), tutuklu babası N.B. ve tutuksuz annesi A.B. müşteki avukatları, mağdur aileler ve saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı hazır bulundu. İddianamede adı geçen diğer 10 sanığın dosyası ise bu davadan ayrıldı. Sanıklar hakkında 'anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme' ve 'öldürmeye teşebbüs' suçlarından 4'er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 261'er yıla kadar hapis cezası talep edildi. "TALİMAT ALMADIM, DEAŞ'I SEVİYORUM" DEAŞ örgütüyle organik bir bağlantısının bulunmadığını örgütün ideolojisini benimsediğini ve eylem kararını Ebubekir el-Bağdadi'nin çağrısı üzerine aldığını belirten tutuklu sanık E.B., "Anayasa'nın kaldırılmasına teşebbüs etmedim ve terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Faaliyetlerini ve örgüt liderlerinin videolarını internetten takip ediyordum. El Bağdadi'nin 'Türkiye'ye saldırın' şeklindeki paylaşımını gördüğüm için bu eylemi gerçekleştirdim. Bana doğrudan kimseden talimat gelmedi. Müslümanlara operasyon yapıldığı için devleti temsil eden en yakın karakola saldırmaya karar verdim." ifadelerini kullandı. "AİLEMİ DE KAFİR OLARAK GÖRÜYORUM" Saldırı hazırlıklarına yaz aylarından itibaren başladığını ve eylemde kullanmak amacıyla özel olarak patlayıcı yapımını öğrendiğini ifade eden E.B., "Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Tüfek fişeklerini ağustos ayında aldım ve bu olayda kullanmak için bomba yapıp hazırladım. Başlangıçta fuar veya barlara saldırmayı düşünsem de karakola saldırma kararını olay günü sabahı verdim. Sosyal medyada paylaştığım metni de ağustos ayında hazırladım. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." şeklinde konuştu. "OĞLUM RADİKAL EĞİLİMLİYDİ" Oğlunun eylemlerinden dolayı utanç duyduğunu ve önceden bilmesi halinde kendi canı pahasına buna engel olacağını vurgulayan tutuklu sanık N.B., "Şehitlerin hepsini tanıyorum. DEAŞ en nefret ettiğim örgüttür ve anayasal düzene karşı değilim. Oğlum namaz kılardı ancak terörist düşüncelere sahip olduğunu bilmiyordum. Öğretmenleri beni okula çağırıp oğlumun radikal eğilimleri olduğunu söylediklerinde, durumun farkında olduğumu ilettim. Öğretmenlerine Atatürk'ü sevmediğimi ancak ona karşı bir kinim veya nefretim olmadığını da söyledim. Oğluma silah kullanmayı doğrudan ben öğrettim diyemem; astım hastası olduğu için onu ormanda kuş avına götürüyordum. İnternetteki oyunlarda gördüğü silahları benden istiyordu, ben de alıyordum. Evdeki tüfek fişeklerini, ülkede her zaman darbe ihtimali olduğunu düşünerek darbe döneminde önlem amacıyla alabildiğim kadar almıştım; en son bu yaz oğlumun isteği üzerine tekrar kurşun temin ettim. Boncuk atan tabancayı ise sabahları işe giderken korkan eşime, gerçeğe benzediği için yanında bulundurması amacıyla almıştım. Aslında milliyetçi bir çocuk olan oğlum, benden sürekli savaş malzemeleri, hatta uçaksavar ve benzeri silahlar istiyordu." şeklinde konuştu. "EVDE KAR MASKESİYLE GEZİYORDU" Oğlunun işlediği suçtan dolayı büyük bir utanç ve telafisi olmayan bir pişmanlık duyduğunu belirten tutuksuz sanık A.B., "Çocuğumun can almasına inanamıyorum ve bu olaylar hakkında hiçbir ön bilgim yoktu. Onun radikalleştiğine dair hiçbir şüphem olmamasına rağmen, kendisini DEAŞ videoları izlerken gördüğümde kızarak uyarmıştım. Evde sürekli kar maskesi takıp özel harekatçılara özenen oğlum, tam bir asker edasıyla hareket ediyordu. Evime hiçbir zaman silah girmesini istememiş olsam da ona silah kullanmayı bizzat babası öğretmişti. Tüm bu tablonun içinde ondan şüpheleneceğimiz somut bir durum görmediğimiz için polise herhangi bir bildirimde bulunmadık." ifadelerini kullandı. "VURURKEN TEKBİR GETİRDİ" Ailenin mağdur edebiyatı yaptığını ve şüphelinin saldırı esnasında tekbir getirdiğini vurgulayan yaralı polis memuru Murat Dağlı, "Bu aile mağdur değil, mağdur edebiyatı yapıyor. Kesinlikle milliyetçiliğe sığınmasınlar. Öğretmenleri uyarmasına rağmen aile hiçbir önlem almamış. Şüphelide hiçbir pişmanlık belirtisi yok, onun çocuk olduğunu da düşünmüyorum. Şüphelinin telefonunda çözülememiş gizli bir mesajlaşma uygulaması olduğunu duydum. Şüpheli beni vururken tekbir getirdi, ben attığı kurşunla yaralandıktan sonra ona ateş ettim. Anne ve babasının ruh sağlığının araştırılmasını istiyorum." ifadelerini kullandı. "SİLAHINI KASADA SAKLARDI" Eşinin silahını evde her zaman kasada sakladığını ve karşı tarafın çocuklarına silah eğitimi vermesinin bu trajediye zemin hazırladığını vurgulayan şehit polis Hasan Akın'ın eşi Şule Akın, "1 yaşında ve 6 yaşında iki çocuğu var. Eşim polisti ve silahını eve getirdiğinde her zaman kasada saklardı. Ancak onlar çocuklarına silah kullanmayı öğretmiş, bu yüzden olayın ilk adımı atılmıştır. Babası milliyetçi olduğunu söylüyor, neden ona karşı böyle bir nefretleri var? Kafir dediği polis, beş vakit namazını kılan birisiydi." açıklamasında bulundu.

FENOMEN MURAT ÖVÜÇ’E ADLİ KONTROLLE TAHLİYE Haber

FENOMEN MURAT ÖVÜÇ’E ADLİ KONTROLLE TAHLİYE

Murat Övüç hakkında “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlamasıyla yürütülen davada ara karar açıklandı. Mahkeme, Övüç’ün adli kontrol şartıyla tahliyesine hükmetti. DURUŞMA SEGBİS ÜZERİNDEN YAPILDI Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Murat Övüç, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Sanık avukatı ise duruşma salonunda hazır bulundu. Mahkeme, dosyada eksik hususların bulunduğunu ve önceki dava dosyalarına ilişkin bazı evrakların henüz ulaşmadığını belirtti. “TAHLİYEMİ VE BERAATIMI TALEP EDİYORUM” Duruşmada söz alan Övüç, önceki savunmalarını tekrar ettiğini belirterek "Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum" dedi. Sanık avukatı Çağdaş Çelik ise müvekkilinin eyleminin suç teşkil etmediğini savunarak, daha önceki dosyaların bu dava açısından bir katkı sağlamayacağını ifade etti. SAVCILIK TAHLİYE İSTEDİ Cumhuriyet savcısı mütalaasında, sanığın tutuklu kaldığı süre ve mevcut delil durumu dikkate alınarak adli kontrol tedbirleri uygulanmak suretiyle tahliye edilmesini talep etti. ADLİ KONTROL ŞARTIYLA SERBEST Mahkeme heyeti, Murat Övüç’ün: İmza verme yükümlülüğü Yurt dışına çıkış yasağı şartlarıyla tahliyesine karar verdi. Ayrıca sanığın bir sonraki duruşmada mahkeme salonunda hazır edilmesine hükmedilerek, eksik hususların giderilmesi için duruşma ileri bir tarihe ertelendi. İDDİANAMEDEKİ SUÇLAMA İddianamede, Övüç’ün sosyal medya hesabından başörtüsü takarak paylaştığı video nedeniyle toplumun bir kesimini hedef aldığı ve "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik" suçunu işlediği öne sürüldü. Savcılık, sanığın 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep ediyor.

5 GÜNLÜK BEBEĞE ŞİDDET DAVASINDA HEMŞİRE TAHLİYE TALEP ETTİ Haber

5 GÜNLÜK BEBEĞE ŞİDDET DAVASINDA HEMŞİRE TAHLİYE TALEP ETTİ

Kahramanmaraş’ta 5 günlük bebeğe şiddet uyguladığı iddiasıyla yargılanan hemşire H.D.B., mahkemede yaptığı savunmada suçlamaları reddederek tutuksuz yargılanmayı talep etti. YENİDOĞAN ÜNİTESİNDEKİ OLAY YARGIYA TAŞINDI Olay, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Bakım Ünitesi’nde 26 Mayıs 2021 tarihinde meydana geldi. Tedavi altındaki 5 günlük Deniz Esin Bozoklar’a yönelik şiddet uygulandığı iddiaları üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, hemşire H.D.B.’nin bebeğe müdahalesine ilişkin görüntülerin ortaya çıkmasıyla süreç yargıya taşındı. “BEN TEDAVİ YAPIYORDUM” SAVUNMASI Kahramanmaraş 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tutuklu sanık hemşire H.D.B. SEGBİS aracılığıyla savunma yaptı. Sanık, "Ben tedavi yapmaktaydım. Benim tek amacım hastaları tedavi etmektir" diyerek suçlamaları kabul etmedi. Ayrıca "Ben de bir anneyim, evladımın yanında olmalıyım" ifadelerini kullanan hemşire, tutuksuz yargılanma talebinde bulundu. AVUKATLARDAN RAPOR TARTIŞMASI Sanık avukatı Mustafa Çaprak, Adli Tıp Kurumu raporunun önemli olduğunu belirterek müvekkilinin tahliyesini talep etti. Çaprak, bebeğin sağlık durumuna ilişkin bulguların darp ile doğrudan ilişkilendirilemeyeceğini savundu ve kemik kırıklarının ne zaman oluştuğunun net olmadığını ifade etti. Müşteki vekili Sait Bolat ise rapora itiraz ettiklerini belirterek sanığın tutukluluk halinin devamını talep etti. SAVCILIK: TUTUKLULUK DEVAM ETSİN Cumhuriyet savcısı mütalaasında, dosyadaki delillerin henüz tam olarak toplanmadığını belirterek sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi. MAHKEMEDEN YENİ RAPOR KARARI Mahkeme heyeti, sanık hemşirenin tutukluluk halinin devamına hükmederken, dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu’na gönderilmesine karar verdi. Ayrıca, olay sonucunda bebekte kalıcı bir hasar oluşup oluşmadığının tespiti amacıyla dosyanın Adli Tıp Üst Kurulu’na sevk edilmesine hükmedildi. DURUŞMA ERTELENDİ Mahkeme, eksik hususların giderilmesi ve yeni raporların hazırlanması için duruşmayı 15 Mayıs tarihine erteledi. Dava süreci devam ederken, kamuoyunun yakından takip ettiği olayda nihai kararın alınacak adli tıp raporları doğrultusunda şekillenmesi bekleniyor.

AYŞE TOKYAZ CİNAYETİ DAVASINDA POLİSLER HAKİM KARŞISINDA Haber

AYŞE TOKYAZ CİNAYETİ DAVASINDA POLİSLER HAKİM KARŞISINDA

Küçükçekmece’de üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz’ın öldürülmesine ilişkin davada ikinci duruşma devam etti. İfadesinin sanıkla paylaşıldığı iddia edilen polis memuru, "Cemil’e yardım etmek için bu kadar çırpınmazdım" dedi. İstanbul Küçükçekmece’de üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz’ın öldürülmesine ilişkin davanın 2’nci duruşması devam etti. Duruşmada sanık polis memurlarının savunmaları alınırken, salonda zaman zaman gergin anlar yaşandı. SANIK SAYISI 11’E YÜKSELDİ Duruşmada, Tokyaz’ın kardeşi Esra Tokyaz’ın emniyette verdiği ifadenin sanık Cemil Koç ile paylaşıldığı iddia edilen polis memurları N.Ç. ve Z.B. hakkında yürütülen dava dosyası ana dosyayla birleştirildi. Böylece davadaki sanık sayısı 11’e yükseldi. POLİS MEMURUNDAN SAVUNMA Tutuklu sanık polis memuru Z.B., Cemil Koç’u tanımadığını, kendisine iletilen kimlik bilgisi üzerinden sistem sorgulaması yaptığını belirtti. Z.B., "Ekranda, 11 Temmuz günü bir olaya karıştığını ve firari olduğunu gördüm" dedi. “YANLIŞ OLDUĞUNU DÜŞÜNMEDİM” Bir diğer sanık polis memuru N.Ç. ise savunmasında, yaptığı işlemin suç olduğunu düşünmediğini belirterek, "Ekrandaki bilgileri Cemil Koç’a attım. Sonradan firari olduğunu öğrendim ve ifade vermesi için aradım" ifadelerini kullandı. N.Ç., ayrıca "Eğer Cemal Arslan’ın da olayda yer aldığını bilseydim, Cemil’e yardım etmek için bu kadar çırpınmazdım" dedi. DURUŞMADA GERGİN ANLAR Duruşma sırasında müşteki Esra Tokyaz ile sanıklar arasında sözlü tartışma yaşandı. Esra Tokyaz’ın sanığa tepki göstermesi üzerine mahkeme başkanı tarafından salondan çıkarılmasına karar verildi. Verilen ara sırasında ise Tokyaz’ın sanıklardan birine saldırmak istemesi üzerine avukatlar araya girdi. CİNAYETİN GEÇMİŞİ 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz, 11 Temmuz 2025’te eski polis memuru Cemil Koç tarafından öldürülmüş, cesedi bavula konularak Eyüpsultan’da yol kenarına bırakılmıştı. YARGILAMA SÜRÜYOR Duruşma, müşteki avukatlarının sanıklara yönelttiği sorularla devam ederken, mahkeme sürecinin önümüzdeki günlerde de süreceği bildirildi. Olayla ilgili yargılama çok yönlü olarak devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.