#Şehit

- Şehit haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şehit haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BURSA’DA ŞEHİDİN HATIRASI ÇALINDI ŞÜPHELİ YAKALANDI Haber

BURSA’DA ŞEHİDİN HATIRASI ÇALINDI ŞÜPHELİ YAKALANDI

Bursa’da şehidin hatırası çalındı, şüpheli 24 saat geçmeden yakalandı. Bursa’nın Mudanya ilçesinde, Kuzey Irak’taki Pençe-Kilit Harekatı’nda şehit olan Tunahan Yavuz’un mezarındaki komando heykeli çalındı. Olayın ardından harekete geçen ekipler, şüpheliyi 24 saat geçmeden yakaladı. 24 SAATTE YAKALANDI Olay sonrası bölgede bulunan güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, kimliği belirlenen Bülent D. (48)’yi kısa sürede düzenlenen operasyonla gözaltına aldı. Şüphelinin ilk ifadesinde heykeli çöpte bulduğunu iddia ettiği öğrenildi. AİLE ZİYARETTE FARK ETTİ Hırsızlık olayı, şehit ailesinin akşam saatlerinde mezarlık ziyareti sırasında ortaya çıktı. Aile, silah arkadaşları tarafından yaptırılan komando heykelinin yerinde olmadığını fark ederek durumu emniyete bildirdi. AİLEDEN TEPKİ Şehidin babası Sadık Yavuz, yaşanan olayın büyük bir saygısızlık olduğunu belirterek, “Maddi değeri yok ama bizim için paha biçilemez. Bunu görmek bizi yeniden yıktı” dedi. ANNE GÖZYAŞLARINA BOĞULDU Şehit annesi Zerrin Yavuz ise yaşadığı acıyı, “O heykeli oğlum gibi görüp sarılıyor, öpüyordum. Bu nasıl bir vicdansızlık?” sözleriyle dile getirdi. SORUŞTURMA SÜRÜYOR Olayla ilgili başlatılan soruşturmanın sürdüğü, çalınan komando heykelinin bulunması için çalışmaların devam ettiği öğrenildi.

İZMİR’DEKİ KARAKOL SALDIRISI DAVASINDA SKANDAL SAVUNMA Haber

İZMİR’DEKİ KARAKOL SALDIRISI DAVASINDA SKANDAL SAVUNMA

Olayın faili tutuklu sanık E.B. mahkemedeki savunmasında, "Terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." dedi. Balçova ilçesinde 8 Eylül 2025 sabahı şüpheli E.B. (17) pompalı tüfekle polis merkezine ateş açtı. Saldırıda polis memurları Hasan Akın ve Ömer Amilağ ile silah sesleri üzerine bölgeye giden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Muhsin Aydemir şehit oldu. Çıkan çatışmada şüpheli bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi. Olayın ardından hazırlanan 58 sayfalık iddianamenin kabul edilmesiyle sanıklar bugün hakim karşısına çıktı. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada tutuklu sanık E.B. (17), tutuklu babası N.B. ve tutuksuz annesi A.B. müşteki avukatları, mağdur aileler ve saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı hazır bulundu. İddianamede adı geçen diğer 10 sanığın dosyası ise bu davadan ayrıldı. Sanıklar hakkında 'anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme' ve 'öldürmeye teşebbüs' suçlarından 4'er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 261'er yıla kadar hapis cezası talep edildi. "TALİMAT ALMADIM, DEAŞ'I SEVİYORUM" DEAŞ örgütüyle organik bir bağlantısının bulunmadığını örgütün ideolojisini benimsediğini ve eylem kararını Ebubekir el-Bağdadi'nin çağrısı üzerine aldığını belirten tutuklu sanık E.B., "Anayasa'nın kaldırılmasına teşebbüs etmedim ve terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Faaliyetlerini ve örgüt liderlerinin videolarını internetten takip ediyordum. El Bağdadi'nin 'Türkiye'ye saldırın' şeklindeki paylaşımını gördüğüm için bu eylemi gerçekleştirdim. Bana doğrudan kimseden talimat gelmedi. Müslümanlara operasyon yapıldığı için devleti temsil eden en yakın karakola saldırmaya karar verdim." ifadelerini kullandı. "AİLEMİ DE KAFİR OLARAK GÖRÜYORUM" Saldırı hazırlıklarına yaz aylarından itibaren başladığını ve eylemde kullanmak amacıyla özel olarak patlayıcı yapımını öğrendiğini ifade eden E.B., "Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Tüfek fişeklerini ağustos ayında aldım ve bu olayda kullanmak için bomba yapıp hazırladım. Başlangıçta fuar veya barlara saldırmayı düşünsem de karakola saldırma kararını olay günü sabahı verdim. Sosyal medyada paylaştığım metni de ağustos ayında hazırladım. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." şeklinde konuştu. "OĞLUM RADİKAL EĞİLİMLİYDİ" Oğlunun eylemlerinden dolayı utanç duyduğunu ve önceden bilmesi halinde kendi canı pahasına buna engel olacağını vurgulayan tutuklu sanık N.B., "Şehitlerin hepsini tanıyorum. DEAŞ en nefret ettiğim örgüttür ve anayasal düzene karşı değilim. Oğlum namaz kılardı ancak terörist düşüncelere sahip olduğunu bilmiyordum. Öğretmenleri beni okula çağırıp oğlumun radikal eğilimleri olduğunu söylediklerinde, durumun farkında olduğumu ilettim. Öğretmenlerine Atatürk'ü sevmediğimi ancak ona karşı bir kinim veya nefretim olmadığını da söyledim. Oğluma silah kullanmayı doğrudan ben öğrettim diyemem; astım hastası olduğu için onu ormanda kuş avına götürüyordum. İnternetteki oyunlarda gördüğü silahları benden istiyordu, ben de alıyordum. Evdeki tüfek fişeklerini, ülkede her zaman darbe ihtimali olduğunu düşünerek darbe döneminde önlem amacıyla alabildiğim kadar almıştım; en son bu yaz oğlumun isteği üzerine tekrar kurşun temin ettim. Boncuk atan tabancayı ise sabahları işe giderken korkan eşime, gerçeğe benzediği için yanında bulundurması amacıyla almıştım. Aslında milliyetçi bir çocuk olan oğlum, benden sürekli savaş malzemeleri, hatta uçaksavar ve benzeri silahlar istiyordu." şeklinde konuştu. "EVDE KAR MASKESİYLE GEZİYORDU" Oğlunun işlediği suçtan dolayı büyük bir utanç ve telafisi olmayan bir pişmanlık duyduğunu belirten tutuksuz sanık A.B., "Çocuğumun can almasına inanamıyorum ve bu olaylar hakkında hiçbir ön bilgim yoktu. Onun radikalleştiğine dair hiçbir şüphem olmamasına rağmen, kendisini DEAŞ videoları izlerken gördüğümde kızarak uyarmıştım. Evde sürekli kar maskesi takıp özel harekatçılara özenen oğlum, tam bir asker edasıyla hareket ediyordu. Evime hiçbir zaman silah girmesini istememiş olsam da ona silah kullanmayı bizzat babası öğretmişti. Tüm bu tablonun içinde ondan şüpheleneceğimiz somut bir durum görmediğimiz için polise herhangi bir bildirimde bulunmadık." ifadelerini kullandı. "VURURKEN TEKBİR GETİRDİ" Ailenin mağdur edebiyatı yaptığını ve şüphelinin saldırı esnasında tekbir getirdiğini vurgulayan yaralı polis memuru Murat Dağlı, "Bu aile mağdur değil, mağdur edebiyatı yapıyor. Kesinlikle milliyetçiliğe sığınmasınlar. Öğretmenleri uyarmasına rağmen aile hiçbir önlem almamış. Şüphelide hiçbir pişmanlık belirtisi yok, onun çocuk olduğunu da düşünmüyorum. Şüphelinin telefonunda çözülememiş gizli bir mesajlaşma uygulaması olduğunu duydum. Şüpheli beni vururken tekbir getirdi, ben attığı kurşunla yaralandıktan sonra ona ateş ettim. Anne ve babasının ruh sağlığının araştırılmasını istiyorum." ifadelerini kullandı. "SİLAHINI KASADA SAKLARDI" Eşinin silahını evde her zaman kasada sakladığını ve karşı tarafın çocuklarına silah eğitimi vermesinin bu trajediye zemin hazırladığını vurgulayan şehit polis Hasan Akın'ın eşi Şule Akın, "1 yaşında ve 6 yaşında iki çocuğu var. Eşim polisti ve silahını eve getirdiğinde her zaman kasada saklardı. Ancak onlar çocuklarına silah kullanmayı öğretmiş, bu yüzden olayın ilk adımı atılmıştır. Babası milliyetçi olduğunu söylüyor, neden ona karşı böyle bir nefretleri var? Kafir dediği polis, beş vakit namazını kılan birisiydi." açıklamasında bulundu.

BAŞKAN BOZBEY ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLERLE AYNI SOFRADA Haber

BAŞKAN BOZBEY ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLERLE AYNI SOFRADA

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen iftar programında şehit aileleri ve gazilerle bir araya gelen Başkan Mustafa Bozbey, “Aziz şehitlerimizin bizlere emaneti olan ailelerinin, yakınlarının ve kahraman gazilerimizin her zaman yanındayız. Bursa, sizlerle birlikte büyük bir ailedir” dedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümünde Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde iftar programı düzenlendi. Programa, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, şehit aileleri, gaziler, gazi yakınları, Bursa Muharip Gaziler Derneği, Bursa Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği, Bursa Emniyet Teşkilatı Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma Derneği, Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TÜSED), Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Bursa Şubesi, Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı, Mehmetçik Vakfı Bursa Şubesi, Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı Bursa Şubesi, Anadolu Şehit Aileleri Gazileri ve Güvenlik Korucuları Vakfı Bursa Şubesi yöneticileri, meclis üyeleri ve muhtarlar katıldı. “GÖNLÜMÜZ DE KAPIMIZ DA HER ZAMAN AÇIKTIR” İftar öncesinde şehit ailelerini, gazileri ve gazi ailelerini masalarında ziyaret ederek sohbet eden Başkan Mustafa Bozbey, talep ve önerilerini dinledi. İftar yemeğinin ardından konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Türkiye huzur içindeyse, Türk Bayrağı gökyüzünde özgürce dalgalanıyorsa bunu şehitlerimize ve gazilerimize borçlu olduğumuzu vurguladı. Şehitlerin emaneti olan ailelerin sabrı, metaneti ve vatan sevgisinin çok kıymetli olduğunu belirten Başkan Bozbey, “Kurduğumuz kardeşlik sofrası aynı zamanda bir vefa sofrasıdır. Şehit ailelerimiz ve gazilerimiz bizim kalbimizde her zaman özel bir yere sahiptir. Aziz şehitlerimize olan borcumuzu ne yapsak ödeyemeyiz. Şehit aileleri bizim için çok değerlidir. Türk Milleti’nin baş tacısınız. Bizlerin her zaman ve her an şehit ailelerine, şehit yakınlarına ve gazilere gönlümüz de kapımız da açıktır. Kendinizi asla yalnız hissetmeyin. Bursa, sizlerle birlikte büyük bir ailedir. Bu millet sizlere minnettar” diye konuştu. “BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZ DAİM OLSUN” Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin de aziz şehitlerin emaneti olan ailelerin ve kahraman gazilerin her zaman yanında olduğunu ifade eden Başkan Bozbey, “Tarih bize şunu gösterdi. Söz konusu vatan olduğunda bu millet tek yürektir. Bugün huzur içinde aynı sofrada buluşabiliyorsak büyük fedakarlıkların mirası sayesindedir. Başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Çanakkale’de ve vatanımızın dört yanında bu topraklar için canlarını feda eden tüm aziz şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum. Ruhları şad olsun. Mekanları cennet olsun. Kahraman gazilerimize sağlık, huzur ve uzun ömürler diliyorum. Aramızdan ayrılan gazilerimizi de rahmetle anıyorum. Ramazan Bayramı’nın kentimize huzur, evlerimize bereket, ülkemize ve dünyaya barış getirmesini temenni ediyorum. Birlik ve beraberliğimiz daim olsun. İyi ki varsınız. Ramazan Bayramımız mübarek olsun” dedi. Türkiye Harp Malülü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Bursa Şubesi Başkanı Haşim Sivri, iftar programı dolayısıyla Başkan Mustafa Bozbey’e teşekkür etti. Bursa Emniyet Teşkilatı Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma Derneği Başkanı Nevin Fırtına ve Türkiye Muharip Gaziler Derneği Bursa Şube Başkanı Adem Erdem, manevi bir atmosferde güzel bir organizasyonla bir araya gelmelerini sağlayan Başkan Mustafa Bozbey’e ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. Konuşmaların ardından dernek temsilcileri tarafından Başkan Mustafa Bozbey’e günün anısına plaket verildi. PANAYIR’DA KARDEŞLİK SOFRASI Öte yandan Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Panayır Kapalı Pazar Alanı’nda düzenlediği iftar programına da yüzlerce vatandaş katılarak aynı sofrada buluştu. Başkan Mustafa Bozbey’i temsilen programa katılan Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mustafa Orkun Gazioğlu, Ramazan ayında gönüllerin birbirine bağlandığını, dayanışmanın ve merhametin en güçlü şekilde hissedildiğini belirterek tüm Bursalıların Ramazan Bayramı’nı da tebrik etti. Panayır Mahallesi Muhtarı Dursun Kaya da düzenlenen iftar programı ve hizmetlerden dolayı Başkan Mustafa Bozbey’e teşekkür etti.

EMNİYET MÜDÜRÜ ALİ GAFFAR OKKAN ŞEHİT EDİLDİĞİ YERDE ANILDI Haber

EMNİYET MÜDÜRÜ ALİ GAFFAR OKKAN ŞEHİT EDİLDİĞİ YERDE ANILDI

Diyarbakır’da 24 Ocak 2001 tarihinde uğradığı hain saldırıda beraberindeki 5 polis memuruyla birlikte şehit edilen Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan, şehadetinin 25. yılında anıldı. Anma töreni, şehitlerin vurulduğu Yenişehir ilçesi Sezai Karakoç Bulvarı’nda gerçekleştirildi. "AY YILDIZLI ÜNİFORMASINI KEFEN YAPMIŞ ŞEHİTLER SAYESİNDE HUZUR İÇİNDEYİZ" Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen törende, şehit Emniyet Müdürü Okkan ile polis memurları Mehmet Kamalı, Sabri Kün, Mehmet Sepetçi, Atilla Durmuş ve Selahattin Baysoy için Kur’an-ı Kerim okundu, dualar edildi. Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman, yaptığı konuşmada: "Merhum Emniyet Müdürümüz ve 5 kahraman meslektaşımızı şehit eden hain odaklar, 25 yıl önce medeniyetlerin beşiği bu kadim topraklar üzerine kin ve nefret tohumlarını serpmek isteseler de bu emellerine ulaşamamışlardır ve asla ulaşamayacaklardır" dedi. Gökduman, Okkan’ın sadece bir kamu görevlisi değil, Diyarbakır halkının gönlünde yer edinmiş bir devlet adamı olduğunu vurgulayarak, "Yüzlerce çocuk bugün onun adını taşıyorsa, bu milletin vefası en güçlü şekilde yaşamaktadır" ifadelerini kullandı. ŞEHİTLİK ANITI’NA KARANFİLLER BIRAKILDI Törene İl Emniyet Müdürü Gökduman’ın yanı sıra İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Tarık Hekimoğlu, kurum müdürleri, gaziler, emniyet mensupları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Şehitlik Anıtı’na karanfiller bırakıldı. Bazı binaların camlarına ve balkonlarına Ali Gaffar Okkan’ın fotoğrafları asıldı.

İZMİR’İN BALÇOVA İLÇESİNDE HAİN SALDIRIDA CEZALAR BELLİ OLDU Haber

İZMİR’İN BALÇOVA İLÇESİNDE HAİN SALDIRIDA CEZALAR BELLİ OLDU

İzmir’in Balçova ilçesinde geçtiğimiz yıl 3 polisin şehit olduğu, 1’i polis 2 kişinin yaralandığı polis merkezine yönelik terör saldırısıyla ilgili iddianame hazırlandı. İddianamede şüpheliler hakkında 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 261’er yıla kadar hapis cezası talep edildi. 8 Eylül 2025 sabahı gerçekleşen saldırıda, E.B. pompalı tüfekle polis merkezine ateş açmış, olayda polis memurları Hasan Akın ve Ömer Amilağ ile silah sesleri üzerine bölgeye giden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir şehit olmuştu. Çatışmada saldırgan bacaklarından vurularak etkisiz hale getirilmiş, polis memuru Murat Dağlı ve bir sivil vatandaş ise yaralanmıştı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, 8 Eylül 2025 tarihinde Balçova Salih İşgören Polis Merkezi Amirliği’ne yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırıya ilişkin yürüttüğü soruşturmayı tamamladı. 58 sayfalık iddianamede, saldırıyı gerçekleştiren DEAŞ üyesi E.B. (17) ile babası N.B. ve annesi A.B.’nin de aralarında bulunduğu 7’si tutuklu 13 şüpheli yer aldı. SALDIRI TALİMATI TERÖR ÖRGÜTÜNDEN İddianamede, saldırı tarihinde 16 yaşında olan tutuklu E.B.’nin DEAŞ silahlı terör örgütüne katıldığı, örgüt ideolojisini tamamen benimsediği ve bu doğrultuda silahlı eğitim aldığı belirtildi. Şüphelinin örgütün amacına hizmet etmek üzere terör saldırısı talimatı aldığı aktarıldı. İSTENEN CEZALAR BELLİ OLDU Hazırlanan iddianamede şüpheliler hakkında, ’anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’, 3 kez ’terör amaçlı kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme’, 4 defa ’terör amaçlı kasten öldürmeye teşebbüs’, 2 kez ’terör amaçlı kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs’, ’silahlı terör örgütüne üye olma’, ’kamu malına zarar verme ve tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma’ suçlarından ceza talep edildi. Saldırıyı gerçekleştiren E.B.’nin dosyası yaşının küçük olması nedeniyle ayrılarak çocuk ağır ceza mahkemesine gönderilirken, diğer 12 şüpheli hakkında ağır ceza mahkemesinde dava açıldı. Tüm şüpheliler için 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 261 yıla kadar hapis cezası istendi.

HİÇ GÖRMEDİĞİ ŞEHİT BABASININ MEKTUBUNU 75 YILDIR SAKLIYOR Haber

HİÇ GÖRMEDİĞİ ŞEHİT BABASININ MEKTUBUNU 75 YILDIR SAKLIYOR

Hatay’ın Yayladağı ilçesinde yaşayan 77 yaşındaki Züleyha Ballı, Kore Savaşı'nda şehit düşen babası İbrahim Ballı’nın kendisi için yazdığı 75 yıllık Osmanlıca mektubu gözyaşlarıyla saklıyor. "Babamı hiç görmedim, sadece mektupları ve fotoğrafları var" diyen şehit kızı, memleketinde babası adına temsili bir mezar yapılmasını istiyor. “BABAMI SADECE FOTOĞRAFLARINDAN TANIYORUM” Yayladağı’nın Tutlubahçe Mahallesi’nde yaşayan Ballı, henüz 2 yaşındayken babasını kaybetti. Kore Savaşı’na katılan babası İbrahim Ballı, 1951 yılında cephede şehit düştü. Züleyha Ballı, o yıllarda kendisine hiç anlatılmayan baba hatırasını, evlendikten sonra amcasından gelen bir şiir ve Osmanlıca yazılmış mektupla öğrenmiş. "Evlendikten bir yıl sonra amcam, babamın bana yazdığı mektubu ve şiiri verdi. Daha önce hiç haberim yoktu. Osmanlıca yazılmış mektubu çevirttik. Savaş anılarını anlatıyordu. Her okuduğumda babasızlığın acısını hissediyorum" diye konuştu. GÜNEY KORE'DE MEZARINI BULAMADI, TEMSİLİ MEZAR İSTİYOR Ballı, yıllar sonra Güney Kore’nin Busan kentinde bulunan Türk Şehitliği’ne giderek babasının mezarını aradı. Ancak şehitlikte babasının adını taşıyan bir kabir bulamadı, sadece anıt üzerindeki isimler arasında babasının adına rastlayabildi. Memleketinde babasına ait bir iz bırakılmasını isteyen Züleyha Ballı, "Yayladağı’nda babam için bir mezar olsun istiyorum. Başında dua etmek, sıkıntılı günlerimde orada teselli bulmak istiyorum" dedi. “MEKTUPLARI TORUNLARIMA EMANET EDECEĞİM” Şehit kızı Ballı, Osmanlıca mektubu ve şiiri yıllardır özenle muhafaza ediyor. Bu kıymetli hatıraları torunlarına emanet etmeye hazırlandığını belirten Ballı, "Bunlar bana babamdan kalan tek şey. Onları yaşatmak istiyorum" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.