#Söyledi

- Söyledi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Söyledi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SIK İDRARA ÇIKMAK HER ZAMAN HASTALIK BELİRTİSİ DEĞİL Haber

SIK İDRARA ÇIKMAK HER ZAMAN HASTALIK BELİRTİSİ DEĞİL

Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Önder Çınar, gün içinde sık idrara çıkmanın her zaman bir hastalık göstergesi olmadığını belirterek, özellikle aşırı çay ve kahve tüketiminin bu duruma yol açabileceğini söyledi. Medicana International Samsun Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Önder Çınar, çay ve kahvenin idrar söktürücü özelliğe sahip olduğunu hatırlatarak, bu içeceklerin fazla tüketilmesi durumunda tuvalete çıkma sıklığının artabileceğini ifade etti. Uzmanlar, yoğun tempoda çalışan ve gün içerisinde çok sayıda çay veya kahve tüketen kişilerde bu durumun daha sık görüldüğünü belirtiyor. “İDRAR RENGİ ÖNEMLİ BİR GÖSTERGE” Böbrek sağlığı açısından idrar renginin önemli bir gösterge olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Önder Çınar, açık ve berrak renkte idrarın genellikle yeterli su tüketildiğini gösterdiğini söyledi. Çınar, “Yoğun sarı renkte idrar ise çoğu zaman vücudun yeterince su almadığının işareti olarak değerlendiriliyor. Sağlıklı böbrek fonksiyonları için gün boyunca yeterli miktarda su içmek büyük önem taşıyor” dedi. BÖBREK SAĞLIĞI İÇİN BASİT ÖNLEMLER Böbreklerin vücuttaki toksinleri temizleyen hayati organlar olduğunu hatırlatan Çınar, böbrek sağlığını korumak için bazı basit yaşam alışkanlıklarının önemli olduğunu belirtti. Uzman isim, böbrek sağlığını korumak için şu önerilerde bulundu: Gün içinde yeterli miktarda su tüketmek Çay ve kahve tüketimini sınırlamak Dengeli ve sağlıklı beslenmek Düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemek Doç. Dr. Çınar, özellikle sıvı tüketimine dikkat edilmesi ve idrar renginin takip edilmesinin, vücudun su ihtiyacını anlamak için pratik bir yöntem olduğunu da sözlerine ekledi.

20 YILDIR PLAK VE KASET KÜLTÜRÜNÜ YAŞATIYOR Haber

20 YILDIR PLAK VE KASET KÜLTÜRÜNÜ YAŞATIYOR

Ankara’da yaklaşık 20 yıldır plak ve kaset dükkânı işleten Harun Han, dijitalleşen müzik dünyasına rağmen eski kayıtların ruhunu yaşatmaya devam ediyor. Bir zamanlar aradığı Neşet Ertaş plağını bulamamasıyla başlayan serüven, bugün müzik tarihine ışık tutan bir koleksiyona dönüştü. Başkentte uzun yıllardır plakçılık yapan Harun Han, teknolojinin gelişmesiyle müziğin hızlı tüketilen bir ürüne dönüştüğünü ancak plak ve kasetlerin hâlâ ayrı bir değere sahip olduğunu söyledi. Her plağın ve kasetin içinde farklı bir hikâye barındırdığını belirten Han, nostaljik müzik kültürüne özellikle gençlerin yeniden ilgi göstermeye başladığını ifade etti. “BU KÜLTÜR İNSAN VAR OLDUKÇA YAŞAYACAK” Plakçılığa başlamasının tamamen bir ihtiyaçtan doğduğunu anlatan Han, yıllar içinde bu kültürün bir parçası haline geldiğini söyledi. “Yaklaşık 20 sene oldu. Aslında başlangıcı bir ihtiyaçtan doğdu. Neşet Ertaş’ın bazı kasetlerini arıyordum ama bulamadım. Sonra bir baktım ki bu sektörün içindeyim. Plakların ve makara kayıt dediğimiz sistemlerin ses kalitesi çok yüksektir. Bana bu kültürün bitip bitmeyeceğini soruyorlar. Ben de hep aynı şeyi söylüyorum; insanoğlu var oldukça kaset ve plak kültürü de yaşamaya devam edecek” dedi. CEM KARACA ANISI UNUTULMUYOR Dükkânına her kesimden insanın geldiğini belirten Han, zaman zaman ünlü isimlerin de kendisini ziyaret ettiğini söyledi. En unutamadığı anının ise Cem Karaca ile yaşadığı karşılaşma olduğunu anlattı. “90’lı yıllarda Kızılay’da karşılaştık. Fotoğraf çekinmek istedim ama önce kabul etmedi. Ben de ‘80’lerde ilk haftalığımla sizin kasetinizi aldım’ dedim. Sonra gönlümü aldı, imzaladığı fotoğrafı bir büfeye bıraktı. O fotoğraf hâlâ dükkânımda asılı duruyor” diye konuştu. “ORİJİNAL ÜRÜNÜN DEĞERİ BİLİNMELİ” Mesleğin zor ve yıpratıcı olduğunu söyleyen Han, piyasada çok sayıda sahte ürün bulunduğunu ve bu durumun gerçek plak ve kasetlerin değerini düşürdüğünü belirtti. “Bazı gençler geliyor ‘Ben bunu 20 liraya aldım, sen niye 100 lira diyorsun’ diyor. Orijinal ile sahte arasındaki farkı anlatmak bazen çok yoruyor. Tek isteğim Neşet Ertaş, Mahzuni Şerif ve Selda Bağcan gibi büyük değerlerimizin unutulmaması” ifadelerini kullandı. Harun Han, müziğin geçmişten bugüne taşıdığı hikâyeleri yaşatmaya devam ederek plak ve kaset kültürünü gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor.

KAYINPEDERİNE BÖBREĞİNİ VEREN DAMAT: "SONUÇTA O DA BABAM" Haber

KAYINPEDERİNE BÖBREĞİNİ VEREN DAMAT: "SONUÇTA O DA BABAM"

14 Mart Dünya Böbrek Sağlığı Günü’nde yaşadıklarını anlatan Kurk, damat'ının fedakârlığının herkesi şaşırttığını söyledi. Şarköy ilçesinde fırıncılık yapan ve 3 çocuk babası olan Recep Kurk, yıllar önce yaptırdığı sağlık kontrollerinde böbreklerinde sorun olduğunu öğrendi. Zamanla rahatsızlığı ilerleyen Kurk için doktorlar diyaliz ya da böbrek nakli seçeneklerini sundu. Nakil için donör arayışı başlatılırken aile üyelerinin yapılan testlerinde uygunluk sağlanamadı. DAMADI GÖNÜLLÜ OLDU Bu süreçte, Kurk’un kızıyla iki yıl önce evlenen 35 yaşındaki Yalçın Taşçı böbreğini bağışlamak istediğini söyledi. Yapılan testlerde damadın uyumlu olduğu belirlenince İstanbul’daki Biruni Üniversitesi Hastanesi’nde nakil planlandı. Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Halil Erbiş ve ekibi tarafından 19 Ocak’ta gerçekleştirilen ameliyatla Taşçı’dan alınan böbrek kayınpederi Recep Kurk’a nakledildi. Başarıyla tamamlanan operasyonun ardından hem hasta hem de donör kısa sürede sağlıklarına kavuştu. “HERKES ŞAŞIRIYOR” Nakil sürecini anlatan Recep Kurk, insanların damadının böbreğini verdiğini duyunca şaşırdığını ifade ederek şunları söyledi: “Önce kızlarımızla testlere başladık ama uygun çıkmadı. Damadımız Yalçın vermeye karar verdi. İnsanlar hâlâ şaşırıyor, ‘Damadın mı verdi?’ diyorlar. ‘Nasıl kabul etti?’ diye soruyorlar. İnsan tek böbrekle de yaşayabiliyor. Demek ki damat hayırlı damat, ben de hayırlı kayınpederim diyorlar.” “SEVE SEVE VERDİM” Damat Yalçın Taşçı ise kayınpederini kendi babası gibi gördüğünü belirterek organ bağışına dikkat çekti. “Eşim böbreğini verecekti ama kan grupları uymadı. Benim uyuyordu, ben de seve seve verdim. Sonuçta evlendikten sonra kayınpederiniz de sizin babanız oluyor. Kan grubu uyuyorsa insanlar düşünmeden organ bağışı yapmalı” dedi. UZMANLARDAN ORGAN BAĞIŞI ÇAĞRISI Operasyonu gerçekleştiren Prof. Dr. Halil Erbiş ise Türkiye’de çok sayıda hastanın organ nakli beklediğini vurgulayarak toplumda organ bağışının artırılması gerektiğini söyledi. Erbiş, “Toplum olarak organ bağışını bir zorluk değil, insanların hayatını kurtaran bir görev olarak görmemiz gerekiyor. Herkes Recep Bey kadar şanslı olmayabiliyor” ifadelerini kullandı. Uzmanlar ayrıca böbrek sağlığının korunması için düzenli sağlık kontrollerinin yapılması ve günlük yeterli su tüketiminin önemine dikkat çekiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.