#Tanık Beyanları

- Tanık Beyanları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tanık Beyanları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÖĞRETMENİNİ HAMİLE BIRAKAN GENÇ: BUNU BEN BAŞLATTIM Haber

ÖĞRETMENİNİ HAMİLE BIRAKAN GENÇ: BUNU BEN BAŞLATTIM

ABD’nin New Jersey eyaletinde bir öğretmenin öğrencisinden hamile kalması hakkında açılan cinsel istismar davasında, olay sırasında çocuk yaşta olduğu belirtilen mağdur, sanık hakkındaki suçlamaların düşürülmesini talep etti. Savcılık ise dosyadaki suçlamaların re’sen sürdürüldüğünü bildirdi. Eyalette görülen davada, öğretmen Laura Caron hakkında, öğrencisiyle çocuk yaşta cinsel ilişki kurduğu ve bu ilişkiden çocuk dünyaya geldiği iddiasıyla ağır suçlamalar yöneltildi. Cape May County savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanık hakkında “ağırlaştırılmış cinsel saldırı”, “cinsel saldırı” ve “çocuğun refahını tehlikeye atma” suçlamaları yer aldı. MAĞDUR: "YARGILANMASINI İSTEMİYORUM" Mahkeme kayıtlarına yansıyan beyanlarda, bugün 19–20 yaşlarında olduğu belirtilen mağdur, öğretmenin cezalandırılmasını istemediğini belirterek, ilişkiyi kendisinin başlattığını öne sürdü. Mağdurun ifadesinde "Bunu ben başlattım. Benim isteğim olsa hapse girmezdi" dediği aktarıldı. Hukuk uzmanları ise ABD’de birçok eyalette olduğu gibi New Jersey’de de 16 yaşın altındaki çocuklarla yetişkinler arasında cinsel ilişkinin, rıza iddiasına bakılmaksızın suç kabul edildiğine dikkat çekiyor. SORUŞTURMA SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMIYLA BAŞLADI Soruşturmanın, mağdurun babasının sosyal medyada paylaştığı bir fotoğraf sonrası başlatıldığı belirtildi. Paylaşımda, mağdur ile öğretmenin çocuğu olduğu öne sürülen çocuk arasındaki benzerliğe dikkat çekildiği ifade edildi. Savcılık kaynakları, yürütülen soruşturma kapsamında mağdurun, söz konusu çocuğun biyolojik babası olduğunu mahkemede doğruladığını bildirdi. SAVCILIK: SÜREÇ KAMU ADINA YÜRÜTÜLÜYOR Savcılık makamı, cinsel istismar suçlarının kamu davası niteliğinde olduğunu ve mağdurun şikayetinden vazgeçmesinin davayı otomatik olarak düşürmediğini vurguladı. Dosyadaki deliller ve tanık beyanları doğrultusunda yargılamanın sürdüğü kaydedildi.

MESAJ VE ÇAĞRIYI GÖRÜP CEVAPLAMAMAK BOŞANMA SEBEBİ OLABİLİR Haber

MESAJ VE ÇAĞRIYI GÖRÜP CEVAPLAMAMAK BOŞANMA SEBEBİ OLABİLİR

Günümüzde ilişkilerin büyük kısmı dijital mecralar üzerinden sürerken, bu platformlardaki davranış biçimleri de hukuki açıdan değerlendirme konusu haline geldi. Eşi tarafından mesajlarına sürekli cevap verilmeyen, engellenen veya sessize alınan bireyler, artık bu durumları boşanma gerekçesi olarak mahkemelere taşıyabiliyor. SİSTEMATİK DIŞLANMA PSİKOLOJİK ŞİDDET SAYILIYOR Aile mahkemelerinde son dönemde görülen bazı davalarda, klasik fiziksel şiddetin yanı sıra dijital baskı unsurları da delil olarak sunulmaya başlandı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avukat Burak Evci, "Eşin ya da partnerin sürekli şekilde sessize alınması, engellenmesi veya mesajlara kasıtlı olarak cevap verilmemesi, karşı tarafta değersizlik ve dışlanmışlık hissi oluşturuyor. Bu durum süreklilik arz ederse psikolojik şiddet olarak değerlendirilmektedir" ifadelerini kullandı. YARGITAY İÇTİHATLARI İLETİŞİM KESİNTİSİNİ KUSUR OLARAK KABUL EDİYOR Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında, eşler arasındaki iletişimin bilinçli olarak kesilmesinin "kusur" olarak nitelendirildiğini hatırlatan Evci, şu değerlendirmede bulundu: "Eşin diğer eşi yok sayması, küçük düşürmesi ya da iletişimi bilinçli biçimde kesmesi, mahkeme tarafından dikkate alınan unsurlardır. Dijital platformlar üzerinden gerçekleştirilen bu tür davranışlar da aynı şekilde değerlendirilmektedir." DELİLLER HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR Her iletişim kopukluğunun boşanma sebebi olmayabileceğini vurgulayan hukukçular, söz konusu davranışların tek seferlik değil, sistematik ve kasıtlı şekilde yapılmasının önemine dikkat çekiyor. Avukat Evci, delillendirmenin önemine işaret ederek şunları söyledi: "Ekran görüntüleri, mesaj kayıtları ve tanık beyanları gibi delillerle desteklenen dijital davranışlar, mahkeme nezdinde ciddi şekilde ele alınmaktadır. Dijital ortamda sergilenen her davranışın hukuki sonuçlar doğurabileceği unutulmamalıdır." HUKUKÇULARDAN DİJİTAL FARKINDALIK ÇAĞRISI Uzmanlara göre, dijitalleşen dünyada iletişim yalnızca sosyal değil, aynı zamanda hukuki sorumluluk doğuran bir alan haline geldi. Hukukçular, bireyleri dijital ortamlarda sergiledikleri tutumlarda daha dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.

MEHMET AKİF ERSOY’UN UYUŞTURUCU TESTİ POZİTİF ÇIKTI Haber

MEHMET AKİF ERSOY’UN UYUŞTURUCU TESTİ POZİTİF ÇIKTI

Daha önce “Hayatımda hiç uyuşturucu kullanmadım” diyen gazetecinin Adli Tıp Kurumu’ndan gelen uyuşturucu testi sonucu pozitif çıktı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen kapsamlı soruşturma çerçevesinde, Mehmet Akif Ersoy ile birlikte Ufuk Tetik, Ebru Gülan ve Mustafa Manaz “Uyuşturucu madde kullanmak”, “Uyuşturucu madde temin etmek” ve “Kullanılmasına yer ve imkan sağlamak” suçlamalarıyla tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. “İDDİALARI KESİNLİKLE REDDEDİYORUM” DEMİŞTİ Ersoy, emniyet ve savcılık ifadelerinde, hakkında ortaya atılan iddiaları kesin bir dille reddetmiş ve "Hayatımda hiç uyuşturucu kullanmadım. Bu iddialar çok çirkindir" demişti. Ancak Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan analiz sonuçları, bu beyanla çelişti. Uyuşturucu madde testinin “pozitif” çıkması, Ersoy hakkındaki suçlamaların ciddiyetini artırırken, yargı sürecinde kritik bir dönemece girildi. CEBECİ’DEN “İFTİRA” VURGUSU Olayla ilgili bir diğer isim olan spiker Ela Rümeysa Cebeci, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Mehmet Akif Ersoy’un uyuşturucu kullanılan bir ortamda çekilen fotoğrafının kendi telefonunda yer aldığına dair iddiaları yalanladı. Cebeci, “Saklayacak hiçbir şeyim yok. İftira aklandığında bunu ilk olarak seyircime ben duyuracağım” ifadelerini kullandı. SORUŞTURMA DERİNLEŞİYOR Adli süreç devam ederken, Ersoy’un test sonucunun ardından savcılığın ek deliller ve tanık beyanları doğrultusunda soruşturmayı daha da derinleştirmesi bekleniyor. Gelişmeler kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, basın camiasında da tartışmaların fitilini ateşledi. Yetkililer, soruşturmanın şeffaf ve titiz şekilde sürdürüldüğünü belirtti.

KARTALKAYA YANGINI DAVASINDA GEREKÇELİ KARAR AÇIKLANDI Haber

KARTALKAYA YANGINI DAVASINDA GEREKÇELİ KARAR AÇIKLANDI

406 sayfalık gerekçeli kararda, Kartalkaya yangınının ilk anlarında bilgi sahibi olan otel yöneticilerinin, müşterilere haber vermeden otelden ayrıldığı ve 'altın zaman' olarak nitelendirilen kritik dakikaların boşa harcandığı belirtildi. 11 SANIĞA 34’ER KEZ MÜEBBET, 44 KEZ 24 YIL HAPİS Kararda, yangında yaşamını yitiren 34 çocuk için otel sahibi Halit Ergül dahil 11 sanığa 34’er kez müebbet hapis, 44 yetişkinin ölümü nedeniyle de 44’er kez 24 yıl 11 ay hapis cezası verildiği hatırlatıldı. Ayrıca, "olası kastla mala zarar verme" ve "yaralama" gibi çok sayıda suçtan da ağır hapis cezaları uygulandı. YANGIN İHBARI ALINDI AMA MİSAFİRLER UYARILMADI Gerekçeli kararda, sanıkların yangını ilk öğrenen kişiler olduğu, ancak otel misafirlerini uyarmak için herhangi bir adım atmadıkları, kendi güvenliklerini önceleyerek otelden ayrıldıkları belirtildi. Mahkeme, “Bu süreçte yangının kontrol altına alınması veya tahliyelerin yapılması için hiçbir eylemde bulunulmamıştır” ifadelerine yer verdi. “HAYATİ DAKİKALAR KAYBEDİLDİ, FELAKET BÜYÜDÜ” Otelin yangın sistemleri, merdiven ve asansör yapısındaki eksikler, gaz tahliye sistemindeki sorunlar ve personelin eğitimsizliği nedeniyle yangının ilk dakikalarında kritik zamanın boşa harcandığı, bu durumun felaketin boyutunu büyüttüğü vurgulandı. “SANIKLAR ÖNLEMEK İÇİN HİÇBİR ŞEY YAPMADI” Kararda, sanıkların yangının sonuçlarını öngörmelerine rağmen herhangi bir önlem almadıkları, bu nedenle bilinçli taksiri de aşan bir ‘olası kast’ ile hareket ettikleri belirtildi. “Olursa olsun” anlayışıyla hareket ettikleri, yani sonucu kabullendikleri ve buna göre hareket ettikleri değerlendirildi. 406 SAYFALIK KARARDA SERT İFADELER Tanık beyanları, itfaiye ve bilirkişi raporları, HTS kayıtları ve kamera görüntülerine dayandırılan kararda, yönetimin yangın anında "misafirlere haber vermeyin, personeli uyandırın" talimatı verdiği bilgisi de yer aldı. Bu talimatın, yangında personelin kurtulmasına rağmen misafirlerin büyük bölümünün otelde mahsur kalmasına yol açtığı belirtildi. YÜZLERCE YIL HAPİS CEZASI Mahkeme, 11 sanığın her birine onlarca kez müebbet ve 20 yılı aşan sürelerde hapis cezaları verdi. Aralarında Bolu Belediyesi yetkilileri, otelin yöneticileri, teknik ve güvenlik personelleri ile bazı kamu görevlilerinin de bulunduğu çok sayıda kişiye toplamda bin yılı aşan hapis cezası verildi. Bazı sanıklar beraat ederken, 5 sanığın tutuklanmasına ve bazılarına da adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına karar verildi. Mahkeme, cezai indirim uygulanmamasını kararlaştırdı.

GÜLLÜ’NÜN ÖLÜMÜNDE ŞOK İDDİA:“ANNESİNİ İTTİ” SÖZLERİ DOSYADA Haber

GÜLLÜ’NÜN ÖLÜMÜNDE ŞOK İDDİA:“ANNESİNİ İTTİ” SÖZLERİ DOSYADA

Arabesk müziğin sevilen isimlerinden Güllü (Gül Tut)’nın geçtiğimiz ay Yalova'nın Çınarcık ilçesinde yaşamını yitirmesinin ardından yürütülen soruşturma, yeni tanık ifadeleriyle farklı bir boyuta taşındı. Sanatçının yakın çevresinden iki isim, savcılığa yaptıkları başvurularda anne‑kız arasında geçmişe dayanan ciddi gerginlikler olduğunu iddia etti. Dosyaya giren iddialarda, Güllü’nün kızı Tuğyan’ın olaydan sonra “Ben yaptım, çok pişmanım” dediği öne sürülürken, soruşturmanın “olası cinayet şüphesi” üzerinden genişletildiği öğrenildi. Buna karşın, söz konusu iddialar hakkında henüz resmi makamlarca doğrulanmış bir delil bulunmuyor. OLAYIN GEÇMİŞİ Ünlü şarkıcı Güllü, kızı Tuğyan ve arkadaşlarıyla birlikte olduğu sırada yalnız çıktığı kapalı terastan 5. kattan düşerek hayatını kaybetmişti. İlk değerlendirmelerde olay “şüpheli ölüm” olarak kayda geçmiş, savcılık hem evde bulunanların ifadelerini almış hem de adli tıp incelemesi başlatmıştı. Güllü’nün cenazesinin ardından sosyal medyada ve sanat camiasında “kaza mı, intihar mı, cinayet mi?” tartışmaları sürerken, dosyaya giren tanık beyanları şüpheleri güçlendirdi. "BAŞIMA BİRŞEY GELİRSE KIZIM YAPAR" İDDİASI Sanatçının sahne aldığı eğlence mekanının sahibi Ferdi Aydın, savcılığa başvurarak dikkat çeken ifadeler verdi. Aydın, Güllü’nün son dönemlerde kızıyla sorun yaşadığını kendisine anlattığını ileri sürerek şöyle dedi: “Güllü, kızının madde kullandığını, torununa zaman zaman şiddet uyguladığını söyledi. Bana, ‘Bir gün başıma bir şey gelirse kızım yapmıştır’ dediğini hatırlıyorum.” Aydın ayrıca, olaydan sonra miras konusunda aile içinde tartışmalar yaşandığını da iddia etti. YAKIN ARKADAŞINDAN ÇARPICI SÖZLER Güllü’ye yakın olduğu belirtilen Bircan Dülger de savcıya verdiği ifadede, Tuğyan’ın yıllardır annesiyle problemli bir ilişki yaşadığını öne sürdü: “Tuğyan’ı 15 yaşından beri tanıyorum. Zaman zaman annesine çok öfkelendiğini biliyorum.” Dülger, cenaze sonrası yaptığı konuşmayı da aktardı: “Bana ‘Ben yaptım ama çok pişmanım’ dedi. Şoke oldum.” Dülger ayrıca, olay anında evde bulunan Sultan isimli kişinin de korktuğu için konuşmadığını iddia etti. SORUŞTURMA ÇOK YÖNLÜ DEVAM EDİYOR Savcılık, olayın aydınlatılması için şu delilleri inceliyor: Adli tıp raporu Parmak izi ve iz incelemeleri Kamera ve telefon kayıtları Olay gecesine dair tanık ifadeleri Psikolojik raporlar ve aile içi şiddet iddiaları Yetkililer, iddiaların ciddi olduğunu ancak henüz kesinleşmiş hiçbir yargı olmadığını vurguladı. Tüm ihtimaller masada bulunuyor. AİLE SESSİZ, HUKUKİ SÜREÇ DEVAM EDİYOR Güllü’nün ailesi iddialar karşısında sessizliğini korurken, avukatlarının soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi adına açıklama yapmama kararı aldığı öğrenildi. Olayla ilgili resmi açıklamanın, adli tıp raporunun tamamlanmasının ardından yapılması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.