#Tarım

- Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BORNOVA’DA TOHUM TAKAS ŞENLİĞİ Haber

BORNOVA’DA TOHUM TAKAS ŞENLİĞİ

Bornova Belediyesi tarafından geleneksel hale getirilen Tohum Takas Şenliği, Bornova Merkez Kapalı Pazaryeri içerisinde yer alan Ekolojik Kent Yerel Tohum Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Türkiye’nin dört bir yanından gelen yerel tohum sevdalılarının buluştuğu etkinlikte, hem üretimin hem de tarımsal bağımsızlığın önemine dikkat çekildi. Şenliğe 18 belediye ile 16 sivil toplum kuruluşu katıldı. Toplam 35 katılımcının yer aldığı organizasyon, Bornova’da yerel tohumların korunması, çoğaltılması ve gelecek kuşaklara aktarılması adına güçlü bir dayanışma tablosu ortaya koydu. Gün boyu süren şenlikte tohum takasları, atölyeler, sohbetler, panel ve konser etkinlikleriyle Bornova’da tarımın kalbi attı. BAŞKAN EŞKİ: “TOHUM GEÇMİŞ İLE GELECEK ARASINDA BİR KÖPRÜDÜR” Etkinlikte konuşan Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, yerel tohumun yalnızca tarımsal bir ürün olmadığını, aynı zamanda geçmişten geleceğe uzanan bir kültür ve yaşam mirası olduğunu vurguladı. Eşki, Bornova’nın verimli bir ova üzerine kurulu olduğuna dikkat çekerek, Ege Üniversitesi’nin 1955 yılında kurulmasıyla birlikte bölgenin ziraat alanında önemli bir birikim kazandığını söyledi. Bu coğrafyada tarım ve tohum üzerine çalışmanın kaçınılmaz olduğunu belirten Başkan Eşki, şu ifadeleri kullandı: “Bir tohumdan bir orman çıktığını hepimiz biliriz. Biz de attığımız adımlarla geçmişten aldıklarımızı geleceğe taşımak istiyoruz. Yerel tohum; geçmiş ile gelecek arasında bir köprüdür.” BORNOVA’DA SEMBOLİK TOHUM TAKASI YAPILDI Şenliğin dikkat çeken anlarından biri ise Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ile Edirne’nin Küplü Beldesi Belediye Başkanı Gökmen Altay arasında gerçekleştirilen sembolik tohum takası oldu. Başkan Eşki, Küplü Belediye Başkanı Altay’a karpuz ve Bornova bamyası tohumu verirken, karşılığında kabak ve börülce tohumu aldı. Bu sembolik takas, şenliğin ruhunu ve yerel tohumların taşıdığı anlamı en net şekilde yansıtan anlardan biri olarak değerlendirildi. KENT BOSTANLARIYLA 500 KADIN ÜRETİME DAHİL OLDU Başkan Eşki, Bornova Belediyesi’nin son dönemde öne çıkan çalışmalarından biri olan Kent Bostanları projesiyle bugüne kadar 500 kadını üretimle buluşturduklarını söyledi. EVKA-4’te hayata geçirilen ve Türkiye’nin en büyük kent bostanı olarak ifade edilen alanın ardından, Bornova Belediyesi’nin Doğanlar Mahallesi’nde daha büyük bir alanı üretime hazırladığını belirten Eşki, burada Doğanlar ve Ümit Mahallesi’nden toplam 260 kadının toprakla buluşacağını ifade etti. Kadınların yetiştirdikleri ürünleri evlerine götürerek aile bütçelerine katkı sağlayacağını dile getiren Başkan Eşki, hayat pahalılığına karşı üretimin önemine vurgu yaparak, “Bu dönemin sonuna kadar binlerce insan, kadınların ellerinin bereketiyle toprağın verimini evlerine taşıyacak” dedi. KÜPLÜ BELEDİYE BAŞKANI ALTAY’DAN TEŞEKKÜR Edirne Küplü Beldesi Belediye Başkanı Gökmen Altay da organizasyona dair değerlendirmelerde bulundu. Şenliğin, memleket sevgisinin ve dayanışmanın en güzel örneklerinden biri olduğunu ifade eden Altay, Bornova Belediyesi’ne teşekkür ederek bu tür çalışmaların yerel yönetimler açısından büyük önem taşıdığını belirtti. PANELDE YEREL TOHUMLARIN ÖNEMİ MASAYA YATIRILDI Tohum Takas Şenliği kapsamında ayrıca “Yerel Tohumlar Mirası” başlıklı panel düzenlendi. Panel, Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Zerrin Çelik moderatörlüğünde gerçekleşti. Panelde; Prof. Dr. Uygun Aksoy Prof. Dr. Tayfun Özkaya Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Duman Yerel Tohum Üreticisi Ahmet Özdemir yerel tohumların korunmasının neden hayati olduğuna dair katılımcılara bilgi verdi. Konuşmacılar, yerel tohumların sadece tarımsal verimlilik açısından değil, aynı zamanda sağlıklı gıda, biyolojik çeşitlilik ve tarımsal bağımsızlık açısından da kritik bir role sahip olduğunu vurguladı. “TOHUMLAR ÇOCUKLARIMIZA BIRAKACAĞIMIZ EN DEĞERLİ MİRAS” Panelde katılımcılar adına konuşan Osmangazi Belediyesi’nden Yüksek Ziraat Mühendisi Arca Atay, yerel yönetimlerin bu alandaki sorumluluğuna dikkat çekti. Atay, yerel tohumların gelecek kuşaklara bırakılacak en değerli miraslardan biri olduğunu ifade ederek şu sözleri kullandı: “Yerel tohumlar çocuklarımıza bırakacağımız çok önemli bir miras. Yerli ya da yabancı tohum şirketlerine bağlı kalırsak bu iş olmaz. Bu işi severek ve sahiplenerek yapmalıyız.” ŞENLİK MÜZİKLE TAÇLANDI Gün boyunca süren etkinlikler, sahne alan Grup Avaz’ın seslendirdiği şarkılarla renklendi. Konser, şenliğe katılan vatandaşlar tarafından ilgiyle takip edilirken, Bornova’da üretimin ve toprağın önemine dair mesajlar müzikle pekiştirildi. Şenlik boyunca tohum takasları, atölye çalışmaları, üretici sohbetleri ve bilgi paylaşımlarıyla Bornova’da tarımsal mirasın korunması adına güçlü bir farkındalık oluşturuldu.

BURSA’DA BİR GÖL DAHA YOK OLMA TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA Haber

BURSA’DA BİR GÖL DAHA YOK OLMA TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA

Bursa'da şeftali, armut, siyah incir ve kiraz gibi önemli tarım ürünlerinin üretildiği tarım alanlarının sulanmasında önemli rol üstlenen Gölbaşı göletinin, aralık ayında olunmasına rağmen içler acısı hali tedirgin ediyor. Kestel ilçesindeki Gölbaşı göleti, Cumhuriyet'in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla 1933'te tarımsal sulamaya katkı sağlaması amacıyla inşasına başlandı ve 1938'de hizmete alınmasından bu yana Bursa Ovası'nın verimli topraklarıyla suyun buluşmasında önemli görev yerine getirdi. Özellikle şeftali, armut, siyah incir ve kiraz gibi Bursa'ya özgü tarım ürünlerinin üretildiği Kestel ve Gürsu ilçelerindeki topraklar Gölbaşı göletinden gelen suyla sulandı. Bu yıl yaşanan kuraklık ve yıllardır tabanıyla ilgili sorunun çözülmemesi nedeniyle Gölbaşı göletindeki durum tehlikeli boyutlara ulaştı. Aralık ayının ortalarına gelinmesine rağmen ortada bir tepsi misali az miktarda suyu bulunan göletin içler acısı durumu çiftçileri ve sektör paydaşlarını tedirgin ediyor. Neredeyse sulak alan özelliğini kaybetmek üzere olan tehlike çanlarının çaldığı Gölbaşı göletinin böyle giderse kuruması durumunda Bursa Ovası'ndaki tarımın bitme noktasına geleceği belirtiliyor. 14 metre dolgu gölü tepsi yaptı Bursada Gölbaşı yakınlarında zeytin bahçesi bulunan DSİ'den emekli çiftçi Orhan Çağlayan, yukarıdan gelen sellerin getirdiği rüsubatlar yüzünden göl tabanında 14 metreye yakın dolgu bulunduğunu söyledi. Göletin özelliğini kaybettiğini ve adeta bir tepsi konumuna geldiğini vurgulayan Çağlayan, "Bursa'da Su toplama kapasitesi çok düştüğü için çiftçiler mağduriyet yaşıyor. Bu yıl şiddetli bir kuraklık da söz konusu. Gölün bir an önce yükseltilmesi gerekiyor. DSİ'nin 2014 yılında bitirmesi gerekiyordu planlama diye diye bugüne gelindi. Bir an öce yapılması gerekiyor." dedi. Bursa'da bulunan göletin tam anlamıyla tekrar faaliyete geçirilmesi gerektiğine dikkati çeken Çağlayan, böylece daha çok su depolanabileceğini ve bölge tarımının rahat nefes alacağını anlattı. Şu anda kış döneminde olunmasına rağmen yeterli yağış düşmediğini aktaran Çağlayan, "Henüz daha toprak doymadı, çamurdan bahçelere giremememiz lazım ama öyle değil. Toprak aç suya ve gelen yağış ancak kendisine yetiyor. Toprak doyacak sonra baraja akacak ancak gölet yerinde kalırsa." diye konuştu.

GENÇ YAŞTA MESLEĞİNİ BIRAKTI: 50 METREKAREDE SAFRAN ÜRETİYOR Haber

GENÇ YAŞTA MESLEĞİNİ BIRAKTI: 50 METREKAREDE SAFRAN ÜRETİYOR

Yüksek katma değerli ve antioksidan açısından zengin olan safran, gramı 600 liradan satışa sunulurken, Yoltaş’ın meslekten üretime uzanan hikayesi dikkat çekiyor. Küçüklüğünden beri çiftçi olmak isteyen ve 2012 yılından bu yana bu alanda araştırmalar yapan 32 yaşındaki Şeyda Yoltaş, üniversitede eğitimini aldığı mali müşavirliği bırakarak tarıma yöneldi. Kiraladığı 50 metrekarelik odada yaklaşık 30 bin safran soğanı yetiştiren Yoltaş, gramı 600 liradan satılan bu değerli baharatla üretici olma hayalini gerçekleştirdi. "ÇİFTÇİLİK, İNSAN SAĞLIĞI İÇİN ÇOK ÖNEMLİ" Çiftçiliğe başlama sürecini anlatan Yoltaş, “Hep çiftçi olmak istiyordum. 2012’den beri araştırma yapıyorum. Bu ortamı kurabildiğim için safrana karar verdim. Çiftçilik, insan sağlığı açısından çok kıymetli. Bilinçli bir çiftçi olmak, sürdürülebilirlik için çok önemli. Safranın göz sağlığına, cilt sağlığına, hatta kanserli hücrelere karşı faydası var. Tansiyonu düzenleyici ve anti-inflamatuar etkileri de mevcut. Fakat kronik rahatsızlığı olanlar mutlaka doktorlarına danışmalı, ayrıca günde bir bardaktan fazla tüketilmemeli,” dedi. "SAFRANIN İÇERİĞİ ÇOK GÜÇLÜ" Yüksek içerik değeri olan safran hakkında bilgi veren Yoltaş, “Safran takviyelerle de desteklenen, güçlü içeriğe sahip bir bitki. Toprakta yetiştirmek çok zahmetli, bu nedenle pahalı. Ama aslında bir gram safran bir kişiye bir ay yetiyor. Bu nedenle fiyatı görece makul kalıyor,” ifadelerini kullandı. "ODADA ÜRETMEK DAHA MASRAFSIZ VE VERİMLİ" Yoltaş, üretim sürecine ilişkin olarak, “1 Ekim’de safranları odaya aldık, Kasım ortasında hasada başladık. Çiçekler elle ve dikkatlice toplanıyor. Yeşil yapraklara zarar vermemek önemli, çünkü bunlar gelecek yılki üretimi belirliyor. Tarlada bu süreç daha zor ve maliyetli. Odada üretimle daha az iş gücüyle daha yüksek verim sağlanabiliyor,” dedi. "RİSKLERLE KARŞI KARŞIYASINIZ" Açık alanda üretimin daha riskli olduğuna dikkat çeken Yoltaş, “Kapalı ortamda ışık, sıcaklık, nem ve karbondioksit gibi değerleri kontrol edebiliyoruz. Bu, doğada mümkün değil. 30 bin soğanı tek tek elle topluyoruz. El emeği, safranı kıymetli yapıyor,” ifadelerini kullandı. "ASLINDA BEN KAPALI ORTAM TARIMI YAPIYORUM" Yapılan üretime neden “uzay tarımı” dendiğini açıklayan Yoltaş, “Bu sistem uzayda da kullanılabilecek tarım modeli. Ben topraksız değil, kapalı ortam tarımı yapıyorum. Hidroponik, aeroponik gibi çeşitli sistemler var. Burada suni ışık kullanılsa da üretim doğal ve içerik testlerinden geçiyor. Bu ürünler organik ve temizdir. Safranla ilgili pek çok bilimsel makale var, insanlar okuyarak içlerini rahatlatabilir,” diye konuştu.

BURSA'DA KESTANE SEFERBERLİĞİ BAŞLIYOR Haber

BURSA'DA KESTANE SEFERBERLİĞİ BAŞLIYOR

Bursa Büyükşehir Belediyesi, kente özgü tarım ürünlerinin tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılması için çalışmalarını sürdürüyor. Kestanede yaşanan sorunlar konuşuldu Büyükşehir Belediyesi, kentin simge ürünlerinden kestanenin topraktan sofraya uzanan yolculuğunda yaşanan sorunları konuşmak, bilimsel ve teknik ihtiyaçları değerlendirmek ve ürünü geleceğe en sağlıklı şekilde taşıyacak adımları belirlemek amacıyla ‘Bursa Kestanesinin Geleceği’ panelini düzenledi. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’ndeki programa, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, akademisyenler, kamu kurumlarının temsilcileri, üreticiler ve sektör paydaşları katıldı. Program öncesinde, katılımcılara pişmiş kestane, kestaneli sarma, kestaneli kurabiye, kestane şurubunda kabak tatlısı, kestane şekeri, kestane çorbası gibi lezzetler ikram edildi. "Bursa kestanesini yeniden kazanmalıyız" Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 70’li yıllarda Fidyekızık’ta dahi çok fazla kestane alanı bulunduğunu, ancak zamanla kestanenin yok oluşuna tanıklık ettiklerini söyledi. Kestane şekeriyle ünlü olan Bursa’nın artık dışarıdan kestane alır hale geldiğini vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, "Bu durum Bursa’ya yakışmıyor. Bursa’da yetişen kestanelerin, diğer bölgelerdeki kestanelerden daha lezzetli ve kaliteli olduğu anlatılıyor. Tekrar bu duruma dönmemiz gerekiyor. Büyükşehir Belediyesi ve diğer kurumlar olarak bilimsel veriler ışığında çalışarak kestaneyi yeniden kazanmalıyız. Bu konuda geçen yıl önemli bir adım attık ve süreci devam ettiriyoruz" diye konuştu. "Bursa'nın kestanesini tüm dünyaya duyuracağız" Çin’de bir buçuk milyon ton, Japonya’da 720 bin ton kestane üretildiğini hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, Türkiye’nin ise 700 bin ton civarında kaldığını vurguladı. Bursa’da ise kestane üretiminin 3 bin 500 tona kadar düştüğünü dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, "Bursa Kestanesi, Kasım 2017’de AB Coğrafi İşaret Tescili aldı. Bu yüzden kestaneye kent yöneticileri ve üreticiler olarak sahip çıkmalıyız. Her zaman üreticilerimizin yanındayız. Üreticilerimize kestane fidesi dağıtıyoruz ve dağıtmaya devam edeceğiz. Bursa’nın markası olan kestane üretimine destek olmak bizlerin sorumluluğudur. Bursa’da tekrar tonajı yükseltmeliyiz. İnşallah alacağımız tedbirler ve uygulamalarla Bursa’nın kestanesini tüm dünyaya duyuracağız" dedi. Panelin ilk bölümünde Bursa kestanesinin mevcut durumu, üretimdeki zorluklar, sorunlar ve talepler ele alındı. Moderatörlüğünü Bursa Uludağ Üniversitesi’nden (BUÜ) Prof. Dr. Cevriye Mert’in yaptığı birinci oturumda, Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy ‘İklim değişiklikleri ile oluşabilecek riskler’, BUÜ’den Doç. Dr. Himmet Tezcan ‘Kestane hastalıkları ve mücadelesi’, Bursa Teknik Üniversitesi’nden (BTÜ) Prof. Dr. Oğuzhan Sarıkaya ‘Kestane gal arısı ile alternatif savaş yöntemleri’, Bursa İl Tarım Müdürlüğü’nden Dr. Kıymet Senan Savaş ‘Kestane zararlıları ve mücadelesi’, Orman Bölge Müdürlüğü’nden Orman Yüksek Mühendisi Özden Açıcı ‘Biyolojik mücadele ve toplama alanlarındaki güvenlik önlemleri’, üretici Ertuğrul Sünel ‘Üretimde yaşanılan sorunlar ve talepler’ hakkında bilgi verdi. Panelin ikinci oturumunda ise ‘Bursa kestanesinin değeri ve alternatif kullanım alanları’ konuşuldu. Moderatörlüğünü BUÜ’den Öğr. Gör. Fatih Yıldırım’ın yaptığı oturumda, Mudanya Üniversitesi’nden Dr. Gülşen Özduran ‘Kestanenin sağlık ve beslenme ürünlerinde kullanımları’, Bursa Aşçılar Derneği’nden Oktay Gülbahar ‘Gastronomide yenilikçi kullanımlar’, Kardelen Kestane Yöneticisi Ebru Aygün ‘Kestane şekerinin coğrafi işaret süreci’, Artizan Fırın’dan Hakan Aydın ‘Endüstriyel ve tarımsal üretimler’, ‘Fasulyeli’den Emir Topuk ‘Yemeklerde geleneksel kullanım alanları’ konularında bilgilendirme yaptı.

İZNİK GÖLÜ’NDE SU KAYBI: FABRİKALARIN SU KULLANIMINA TEPKİ Haber

İZNİK GÖLÜ’NDE SU KAYBI: FABRİKALARIN SU KULLANIMINA TEPKİ

Türkiye'nin en önemli gölleri arasında yer alan İznik Gölü giderek küçülürken, ABD'li Cargill firmasının gölü besleyen yer altı sularından yılda 1 milyon metreküpten fazla su çektiği iddia edliyor. Marmara Bölgesi'nin en büyük, Türkiye'nin ise beşinci büyük doğal gölü olma özelliğine sahip İznik Gölü, birçok olumsuz etkenin bir araya gelmesi nedeniyle kuruyor. Bölgede İznik Gölü'nü besleyen ve son derece stratejik olan yer altı sularını göl çevresinde kurulu birçok fabrika tüketiyor. İddiaya göre, bu fabrikalardan biri olan Cargill, kendilerine ücretsiz tahsis edilen 6 yer altı su kuyusundan yılda 1 milyon metreküpten fazla su çekiyor. Cargill ise yıllardır "Biz İznik Gölü'nden su çekmiyoruz" diyor. 1 milyon metreküp su ne anlama geliyor? Sadece Cargill'in yılda çektiği iddia edilen 1 milyon metreküp su, Bursa Büyükşehir Belediyesi BUSKİ Genel Müdürlüğünün hizmet verdiği 3 milyon 238 bin 618 kişinin 2 günde tükettiği suya denk geliyor. Başka bir ifadeyle Türkiye'de hayata geçirilmesi planlanan "su hasadı ve gri su" çalışmaları kapsamında yıllık planlanan toplam 10 milyon metreküplük kazanımın 10'da 1'i kadar miktarın Cargill tarafından yer altından çekildiği ileri sürülüyor. Cargill suyu ne yapıyor? Cargill Bursa Fabrikası, İznik Gölü'nü besleyen kaynaklardan çektiği iddia edilen 1 milyon metreküpten fazla suyu kullandıktan sonra arıtarak doğaya bıraktığı ancak bu suyun, Karsak Deresi yoluyla Gemlik Körfezi'ne gittiği, yani İznik Gölü'ne faydasının olmadığı ifade ediliyor. Deşarj edilen suyun Gemlik Körfezi'nde deniz suyunun sıcaklığının artmasına sebep olup müsilaj tehlikesini de tetiklediği kaydediliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, İznik Gölü gibi birçok gölü kurtarmak için özel planlar hazırlarken, büyük yatırımlar yaparken, su hasadıyla geri kazanımlar için kanuni düzenlemeler bile yapılırken İznik Gölü'nü besleyen kaynaktan su çekiminin sürdüğü görülüyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, ağustos ayında yaptığı açıklamada, "Türkiye'nin en büyük göllerinden olan Eğirdir Gölü'nün hacmi, yüzde 55 oranında geriledi. Bu sorunu çözmek için, buraya 5 yılda 21 milyar liralık yatırım yapacağız. Göle yıllık 42 milyon metreküp su takviyesi yapacak projenin ihalesini yaptık. Hazırladığımız bu planları; Akşehir, Eber, Bafa, Beyşehir, Burdur, İznik, Seyfe ve Sapanca göllerimiz için de sürdürüyoruz" demişti. Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclis kararına girmişti Birkaç yıl önce Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclis kararına giren Cargill meselesi, görüşme tutanaklarında şu şekilde yer almıştı: "Cargill Şirketi'ne ait, Orhangazi ilçesi Gürle köyü yakınlarında kurulu bulunan nişasta fabrikasında incelemelerde bulunan fabrika işletme müdürü ve sorumlu müdüründen brifing alan Çevre ve Sağlık-Tarım Hayvancılık ve Orman Komisyonları konu ile ilgili raporunu hazırlamıştır. BUSKİ'nin firma hakkındaki inceleme raporuna göre; 6 adet yer altı suyu kullanım belgesi almıştır. Her bir belge için 810 ton/gün ve 243.000 ton/yıl tahsis yapılmış olup herhangi bir ücret alınmamaktadır. Toplamda ise yıllık 1 milyon 458 bin metreküp su çekimi yapılabilmektedir." Cargill "iklim değişikliği" diyor Cargill'in "Ekonomik Etki Analizi Raporu-2025"te ise şöyle deniliyor: "Cargill ayrıca, İznik Gölü'nün korunmasına katkı sağlamak amacıyla uluslararası bir sivil toplum kuruluşuyla kapsamlı bir araştırma yürütmüştür. 2015–2024 yılları arasında göl yüzeyinin 1,5 kilometrekare küçüldüğü tespit edilmiştir. Bu azalmanın başlıca nedenleri arasında iklim değişikliğine bağlı buharlaşma, azalan yağış miktarı ve verimsiz sulama uygulamaları yer almaktadır. Cargill, bölgede Su Geri Dönüşüm Projesi'ni hayata geçirerek hem su kaynaklarının korunmasına katkı sağlamakta hem de çiftçilerin sürdürülebilir uygulamalarla üretimlerini güvence altına almalarını desteklemektedir."

İZMİR'DE 'KIRMIZI ELMAS' MESAİSİ SÜRÜYOR Haber

İZMİR'DE 'KIRMIZI ELMAS' MESAİSİ SÜRÜYOR

Türkiye'nin önemli tarımsal üretim merkezlerinden İzmir'in Menemen ilçesinde, kış sofralarının vazgeçilmezi ve şifa kaynağı olarak bilinen kırmızı pancarda hasat sezonu devam ediyor. Sabahın erken saatlerinde tarlaya giren tarım işçilerinin binbir zahmetle topladığı "Kırmızı elmas", bu yılki verimiyle üreticinin yüzünü güldürüyor. Gediz Ovası'nın verimli topraklarına sahip Menemen ilçesinde kışlık sebze hasadı tüm hızıyla devam ediyor. Sağlık deposu olarak görülen, özellikle turşu ve şalgam suyu yapımında kullanılan kırmızı pancar, tarladan sofralara uzanan yolculuğuna başladı. Menemen Ovası'nda binlerce dönüm arazide ekimi yapılan ve yılda ortalama 40 bin ton rekolte elde edilen ürünü toplamak için tarım işçileri sabahın ilk ışıklarıyla birlikte tarlaların yolunu tutuyor. Yağışlı havaların ardından çamurlu tarlada güçlükle ilerleyen işçiler, pancarları tek tek topraktan sökerek temizleme işlemini gerçekleştiriyor. Büyük bir titizlikle boylarına göre ayrılan pancarlar, çuvallara doldurularak kamyonlara yükleniyor. Bölge ekonomisine büyük katkı sağlayan kırmızı pancarlar, Menemen'den Türkiye'nin dört bir yanına gönderiliyor. Özellikle Adana ve Mersin bölgesindeki şalgam suyu fabrikalarının hammadde ihtiyacını karşılayan "Kırmızı elmas" kalitesi ve rengiyle ihracat kapılarını da aralıyor. Ancak üretimden tüketime uzanan zincirde oluşan fiyat farkı dikkat çekiyor. Üreticinin büyük emekle yetiştirdiği kırmızı pancar tarlada 10 TL'den alıcı bulurken, pazar tezgahlarında ve market raflarında ise fiyatı 40 TL'ye kadar çıkıyor. Tarlada 10 lira tezgahta 40 lira Yanıköy'de baba mesleği olan tarımla yaklaşık 20 yıldır uğraştığını aktaran üretici Turgay Yıldırım, "Ağustos ayının başı gibi ektiğimiz ve çimlenme aşaması oldukça hassas olan kırmızı pancarın hasadı, Ekim ayında başlayıp duruma göre Ocak, Şubat veya Mart aylarına kadar süren zorlu bir süreci kapsıyor. Yağmur, soğuk ve çamur demeden çalışmaya devam etsek de ne yazık ki ürünümüz hak ettiği değeri bulamıyor; tarlada 10 liraya çıkan mal pazarda ve marketlerde ortalama 40 liradan satılırken, yüksek girdi maliyetleri altında ezilen yine çiftçi oluyor. Tonaj ve verimden memnun olsak da fiyat konusunda yaşadığımız mağduriyet nedeniyle bu işin sonunun nereye varacağını bilemiyoruz." dedi. Şifa deposu olan kırmızı pancarı mevsiminde herkese tavsiye ettiğini vurgulayan Yıldırım, "Şimdilerde pek çiftçi yetişmiyor. Ürünlerin paraya çevrilmesine kadar geçen 90-100 günlük sürede sabretmek zor geldiğinden, yeni nesil artık bu meşakkatli meslekle uğraşmak istemiyor." diye ekledi. "Kırmızı elmas" Verimli toprakta yetişen ve yağmuru seven bir ürün olan kırmızı pancarın hasadının Ekim ayında başladığını ifade eden tarım işçisi Helin Özgün, "Biz de bu dönemde yağmur çamur dinlemeden çalışarak ürünleri kökleyip kasalıyoruz. Sapları temizlenip yapraklarından salata da yapılabilen pancarlar, havuzda çamurlarından arındırıldıktan sonra hale ve marketlere gönderilerek sofralarımıza ulaşıyor. Kana faydası olduğu için tüketilmesi tavsiye edilen ve halk arasında ‘Kırmızı elmas' olarak bilinen bu sebze; haşlanıp sirke ve yağ ile soslayarak lezzetli bir şekilde yenebiliyor." ifadelerini kullandı.

YASAKLI ÜRÜN TARLAYA GİRDİ: KENEVİR HASADI ÇİFTÇİYE YARADI Haber

YASAKLI ÜRÜN TARLAYA GİRDİ: KENEVİR HASADI ÇİFTÇİYE YARADI

150 dönümde ekim yapan üreticiler, kenevir ürün'ünün hem çiftçiye önemli bir gelir kapısı sağlayabileceğini hem de ülke ekonomisine katkı sunabileceğini belirtti. KENEViR, ALTERNATİF ÜRÜN OLARAK DİKKAT ÇEKİYOR Yüksek maliyetler nedeniyle alternatif ürün arayışına giren çiftçiler Ömer Olukçu ve Bektaş Keskin, İstanbul merkezli bir firmanın teklifi üzerine İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden izin alarak yaklaşık 150 dönümde endüstriyel kenevir ekimi gerçekleştirdi. 5 ay süren üretim sonunda ilk hasat yapıldı. Olukçu, "Kenevir doğa dostu bir ürün. Bir dönüm kenevir, yirmi dönüm ormanın ürettiği oksijeni sağlıyor" diyerek çevresel faydasına dikkat çekti. “TARIM OLMADAN KALKINMA OLMAZ” Kenevirin yalnızca tohum ve yağından değil, sapı ve lifinden de inşaat, sanayi ve gıda sektörlerinde faydalanıldığını belirten çiftçiler, bu alanda uygun altyapı oluşturulması durumunda Türkiye’nin önemli bir üretici olabileceğini söyledi. Olukçu, "Tarım olmadan bir ülke kalkınamaz. Türkiye bir tarım ülkesidir ve tarımı güçlendirmek şarttır" dedi. MAKİNELEŞMEDE SORUNLAR VAR Üretici Bektaş Keskin, hasat döneminde makineleşme eksikliğine dikkat çekerek, "Kuru alanlarda makine tohum zayiatına neden oldu, yaş alanları elle hasat ettik" dedi. Dönüm başına 130-150 kilogram arası verim aldıklarını, üretimi tohum amacıyla yaptıklarını ifade etti. KENEVİRİN YÜZLERCE KULLANIM ALANI VAR Keskin ayrıca, "Kenevirin sapı tuğla ve silah sanayisinde kullanılıyor. Tozu baharat olarak değerlendiriliyor. Çikolatası, barı, kahvesi bile yapılıyor." diyerek ürünün geniş bir yelpazede ekonomik değer sunduğunu belirtti. YENİ BAŞLAYACAKLARA ÇAĞRI: “SÖZLEŞMESİZ EKİM YAPMAYIN” Keskin, kenevir ekmek isteyen üreticilere şu tavsiyelerde bulundu: "Deneme amaçlı, küçük alanda ekim yapın. İl Tarım Müdürlüğü, alıcı firma olmadan izin vermiyor. Sözleşme yapıldıktan sonra Valilik, İl Tarım Müdürlüğü ve jandarmadan onay alınarak ekim yapılabiliyor. Biz tecrübemizle yardımcı olmaya hazırız."

ÇÖKENE'YE SESSİZLİK ÇÖKTÜ: KOCA KÖYDE 4 KİŞİ KALDI Haber

ÇÖKENE'YE SESSİZLİK ÇÖKTÜ: KOCA KÖYDE 4 KİŞİ KALDI

Bir zamanlar 50’den fazla hanenin bulunduğu köyde bugün yalnızca 3 hanede 4 kişi yaşıyor. SU SORUNU KÖYÜ BOŞALTTI Büyükorhan'a yaklaşık 25 kilometre uzaklıktaki dağ köyü, 1980'li yıllarda başlayan su sıkıntısı nedeniyle boşalmaya başladı. Mahalle statüsü 2008 yılında iptal edilen Çökene, Bademli Mahallesi'ne bağlandı. Uzun süre tamamen terk edilen köyde, 10 yıl önce yeniden yaşam başladı. “SU OLMAYINCA HERKES GİTTİ” Köye geri dönen eski muhtar Hüseyin Kaya ve eşi Fadime Kaya, 30 yıl kaldıkları Bursa’dan ata topraklarına döndü. Fadime Kaya, "Su olmayınca insanlar dağıldı. Şimdi sadece 3 hanede yaşam var. Önceden 50’den fazla haneydik, şimdi 4 kişiyiz" dedi. “KEŞKE ESKİSİ GİBİ OLSAK” Fadime Kaya, geçmişte doğası ve manzarasıyla ilgi gören köylerinin harabeye dönmesinden duyduğu üzüntüyü şu sözlerle anlattı: "Su yoktu, tarım yoktu, kazanç yoktu. Çocuklarımı alıp Bursa’ya gittik, orada okudular, iş sahibi oldular. Biz döndük ama onlar artık gelmez. Gelmeyenlerin evleri yıkık dökük. Keşke hepsi dönse, köy yine kalabalık olsa." “KÖY HAYATIYLA MUTLUYUZ” Fadime Kaya, küçükbaş hayvancılık ve doğal ürünlerle geçindiklerini belirterek, şunları söyledi: "İki keçimiz var, bir keçi üç oğlak doğurdu. Kendimize yetiyor. Yoğurt, peynir yapıyoruz. 3-5 tavuk var, yumurtasını yiyoruz. Şehirde çok zorlandık ama burada mutluyuz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.