#Tarım Ve Orman Bakanlığı

- Tarım Ve Orman Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Ve Orman Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GIDA DENETİMLERİNDE “YAKA KAMERASI” DÖNEMİ BAŞLIYOR Haber

GIDA DENETİMLERİNDE “YAKA KAMERASI” DÖNEMİ BAŞLIYOR

Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda denetimlerinde şeffaflık ve güvenliği artırmak amacıyla yeni bir dönemi hayata geçiriyor. Denetim ekipleri, yakında “yaka kamerası” ile görev yapacak. GIDA DENETİMLERİNE YENİ DÖNEM Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Fatih Kaya, yaptığı açıklamada, tüketici sağlığı ve gıda güvenliği konularında titizlikle çalıştıklarını belirtti. Kaya, denetim ekiplerinin sahada karşılaştığı zorluklara dikkat çekerek şu bilgileri paylaştı: "Denetimlerde fiili saldırı, tehdit ve hakarete maruz kalabiliyoruz. Bu durumların önlenmesi ve denetimlerin görüntülü şahidi olması için yaka kamerası uygulamasına geçeceğiz". 1,3 MİLYON DENETİM YAPILDI Kaya, 2025 yılı Kasım ayına kadar Türkiye genelinde 8 bin 113 personelle toplam 1 milyon 362 bin 867 gıda denetimi yapıldığını söyledi. Bu denetimlerde: 32 bin 988 uygunsuzluk tespit edildi, 2,7 milyar TL para cezası kesildi, 572 işletme hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. GÖRÜNTÜLER ARŞİVLENECEK Yaka kamerası ile yapılan denetimlerde elde edilen görüntülerin belirli bir süre boyunca saklanacağını belirten Kaya, "İtiraz durumlarında bu görüntülerden faydalanacağız" dedi. RAMAZAN DENETİMLERİ BAŞLADI Kaya ayrıca yaklaşan Ramazan ayı öncesinde denetimlerin sıklaştırıldığını, işletmelerin daha titiz ve düzenli olmalarının beklendiğini ifade etti.

KANGAL VE AKBAŞ'LARA İNGİLİZ RAKİP GELİYOR Haber

KANGAL VE AKBAŞ'LARA İNGİLİZ RAKİP GELİYOR

Küçükbaş hayvancılık sektöründe koruma köpekleri olan kangal ve akbaşlardan sonra çobanlara, sürü yönetiminde uzman, hareketli ve heyecanlı yeni bir yardımcı köpek geliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü Müdürü Kerim Kılınç, 1935 yılında faaliyetlerine başlayan enstitünün TAGEM'e bağlı olarak Ar-Ge çalışmalarına devam ettiğini söyledi. Enstitü bünyesinde Çoban Köpeği Koruma Eğitim ve Yetiştirme Şubesi bulunduğunu dile getiren Kılınç, bu şubenin 2022 yılında kurulduğunu aktardı. Burada çoban köpekleri kangal ve akbaşların büyüme parametrelerinin alındığını, davranış eğitimlerinin yapıldığını belirten Kılınç, "Kangal ve akbaş ırkı TAGEM bünyesine dahil edilerek, önce koruma ve sonrasında daha iyi yavrularının üretilmesi amaçlandı. Kangal ve akbaş köpeklerimiz Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) ile özellikle kangallar Sivas'taki baba hatlarının yıllardır korunduğu merkezlerden getirildi" dedi. Kılınç, köpeklerin her türlü kontrol ve genetik testlerden geçirilerek merkeze alındığına dikkati çekerek, burada tüm özellikleri en iyi şekilde korunarak ve geliştirilerek yavru alındığını anlattı. Çobanlara iyi bir yardımcı TAGEM bünyesine dünyanın yakından bildiği, çok heyecanlı ve hareketli köpekler olan "border collie" ırkının da katıldığını dile getiren Kılınç, şöyle devam etti: "Bir yıl önce Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü Çoban Köpeği Koruma Eğitim ve Yetiştirme Şubesi'ne aldık. Border collie köpekleri yabancı menşeili bir ırk. Kendi özelliklerini en iyi şekilde korumuş, titiz yürütülen çalışmalarla tespit edilmiş köpekleri getirdik. Burada özellikle davranış çalışmaları yapılıyor. Koyunculuk sektöründe çobanlara destek olabilmek, iyi bir yardımcıyı eğitime başladık. Sürü yönetiminde kullanılması amaçlanıyor. Border collie köpeklerin davranış çalışmaları hassasiyetle teknik personellerimizce yürütülüyor." En iyi yavruların alınması amaçlanıyor Kılınç, az sayıda bordor collie ile çalışmalara başladıklarını vurgulayarak, "Gerek kandan gerek fenotip özelliklerinden en iyi yavruların, bünyemizde üretilmeleri; davranış özelliklerinin belirlenmesi ve en iyisine ulaşılması amaçlanıyor." dedi. Kangal ve akbaşların sürü koruma köpeği olduğunu, bu ırkların dış zararlılara, yabani hayvanlara karşı korumayı sağladığını ifade eden Kılınç, "Border collie ise sürü yönetiminde çok aktif köpekler. Sürüyü yönetmek, dağılan sürüyü bir araya toplamakla çobana büyük destek olacaklar. Biz bu köpeklere bu davranışı kazandırmaya çalışıyoruz." diye konuştu. Geniş alanlarda sürülerin toparlanmasında önemli rol oynayacaklar Yetiştirme ve büyüme veri özellikleri, davranış özellikleri gibi bütün parametreleri projelendirip bilim dünyasına kazandırmayı da hedeflediklerini dile getiren Kılınç, şunları söyledi: "Şu anda hem eğitim hem yavru alma aşamasındayız. Her yavrunun eğitimle büyüyerek sürülere uyumlarının sağlanması gerekiyor. Sağlandıktan sonra doğan yavruların küçükbaş hayvan üreticilerince sahiplendirilmesi sağlanacak. Uyumları sağlanırsa yavrudan itibaren kangal ve border collie aynı sürüde olabilir. Kangal ve border collie köpeklerinin hareketleri, davranışları birbirinden çok farklı. Burada sahiplerinin yavrudan itibaren yaklaşımı önemli. Border collie köpeklerimiz hareket kabiliyeti çok yüksek. Geniş alanlarda sürülerin toparlanmasında önemli rol oynayacaktır. Köpeğin koyuna koyunun da köpeğe alışması önemli. Mera hayvancılığında, geniş arazilerde sürü yönetiminde bordor collie köpekleri, çobanların büyük yardımcısı olacaktır."

COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜNLERE DENETİM ŞART Haber

COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜNLERE DENETİM ŞART

Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı (YUCİTA) Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, coğrafi işaretli ürünlere ilişkin denetim yönetmeliği çıkarılması gerektiğini belirterek, "Bu konu Türkiye için çok önemlidir. Coğrafi işaretler iyi bir sistemle Türkiye'yi ayağa kaldıracak potansiyele sahiptir. Bütün dünya ülkelerinde olduğu gibi sağlıklı bir denetim olmalı. Coğrafi işretler enstitüsü kurulması lazım" dedi. Tekelioğlu, yaptığı açıklamada, coğrafi işaretlerin küresel bir olgu olduğunu belirterek, dünya genelinde 300 milyar dolarlık satış değerine ulaştığını kaydetti. Avrupa Birliğinde ise 100 milyar avroluk bir satış rakamının olduğunu dile getiren Tekelioğlu, "Özellikle gıda krizleri ve kovid pandemisi nedeniyle küresel olgu haline dönüştü ve çok hızlı gelişiyor" dedi. Coğrafi işaretli ürünlerin korunması gerektiğini, tescilin sahtelerinden koruduğunu vurgulayan Tekelioğlu, şöyle konuştu; "Tescil, tüketicileri de üreticileri de koruyor. Tüketicileri yönlendiriyor ve haksız rekabeti önlüyor. Yasa tescil sahibinin haklarını belirtiyor ama görevlerini belirtmemiş. O nedenle tesciller alındıktan sonra sertifikalar duvarlara asılıyor. Özdenetim, üretenin, üreticinin iyi niyetli dürüst şekilde kurallara göre üretmesidir. Dış denetim ise son derece önemlidir. AB kriterlerine göre akredite olmamış donanımlı bağımsız özel sertifikasyon kuruluşları tarafından yapılır. Türkiye'de bu konuda maalesef mesafe alamadık. Tarım ve Orman Bakanlığı gıda meddelerinden sorumlu ama 30 yıldır coğrafi işaretlerle ilgili denetim yönetmeliği çıkarılamadı." Türkiye'de özellikle denetimle ilgili eksikliklerin bulunduğunu, yasal boşluk giderilmediği için tescilli ürünlerde katma değer oluşturulamadığını belirten Tekelioğlu, "1800 tescilden 5-10'u AB'dekiler gibi çalışıyor. Kaliteli ürünler ve bunları korumamız lazım. Yönetişimle ilgili yasal boşluklar giderilmelidir" dedi. Coğrafi işaret tescilli ürünlere ilişkin denetim yönetmeliği çıkarılması gerektiğini dile getiren Tekelioğlu, "Türkiye için çok önemlidir. Coğrafi işaretler iyi bir sistemle Türkiye'yi ayağa kaldıracak potansiyele sahiptir. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir potansiyel yok. Bütün dünya ülkelerinde olduğu gibi sağlıklı bir denetim olmalı. Ayrı müstakil bir kurumun olması lazım. Coğrafi işretler enstitüsü kurulması lazım" diye konuştu.

BÖCEK AİLESİNİN ÖLÜMÜNDEKİ GİZEMLİ GAZ: FOSFİN NEDİR? Haber

BÖCEK AİLESİNİN ÖLÜMÜNDEKİ GİZEMLİ GAZ: FOSFİN NEDİR?

Rapora göre, ailenin ölümüne böcek ilacı zehirlenmesi, özellikle de fosfin gazı sebep oldu. FOSFİN GAZI NEDİR? Fosfin gazı (PH₃), alüminyum fosfit gibi maddelerin su ya da nemle teması sonucu ortaya çıkan, renksiz, kokusuz, yanıcı ve son derece toksik bir gazdır. Özellikle tarımsal depolarda tahıl, meyve ve sebzelerdeki zararlı organizmaları yok etmek için kullanılır. Ancak kapalı ortamlarda kullanıldığında çok düşük dozlarda dahi solunduğunda insan sağlığına ölümcül zararlar verebilir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre fosfin, hücresel solunumu durdurarak kısa sürede kalp ve solunum yetmezliğine yol açar. ZEHİRLENME BELİRTİLERİ NELERDİR? Fosfin gazına maruz kalan kişilerde şu belirtiler görülür: Şiddetli baş ağrısı Baş dönmesi Nefes darlığı, göğüs sıkışması Kanlı öksürük Mide bulantısı ve kusma Karın ağrısı, ishal Kalp ritim bozuklukları Çoklu organ yetmezliği Bu belirtiler, özellikle kapalı ve havalandırılmamış ortamlarda hızla ilerleyebilir ve ölümle sonuçlanabilir. KULLANIMI NEREDE YASALDIR, NEREDE DEĞİLDİR? Türkiye’de fosfin içeren alüminyum fosfit, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bazı depolama alanlarında ruhsatlı olarak kullanılabilir. Ancak: Evlerde, otellerde, restoranlarda, işyerlerinde kullanımı yasaktır. Kullanımı yalnızca lisanslı ve yetkilendirilmiş kişiler tarafından yapılabilir. İlaçlama yapılan alanlar tamamen boşaltılmalı, işlem sonrası havalandırma süresi tamamlanmalıdır. UZMANLAR NE DİYOR? Türk Tabipleri Birliği Halk Sağlığı Kolu Başkanı Dr. Nasır Nesanır, fosfinin “yalnızca profesyoneller tarafından, kontrollü alanlarda kullanılması” gerektiğini vurguluyor. Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Cavit Işık Yavuz ise bu maddenin halk sağlığı alanlarında kesinlikle yasak olduğunun altını çiziyor. NE OLMUŞTU? Böcek ailesi 9 Kasım’da İstanbul’a gelerek Fatih’teki bir otelde konaklamaya başladı. 12 Kasım’da mide bulantısı ve kusma şikayetleriyle hastaneye kaldırılan aile bireylerinden çocuklar aynı gün, anne 14 Kasım’da, baba ise 17 Kasım’da hayatını kaybetti. Otel odasında yapılan incelemelerde fosfin gazı tespit edildi, odadan alınan eşyalarda da kalıntılar bulundu. Yemeklerde ya da aile bireylerinin kanında zehir bulunmaması, zehirlenmenin solunum yoluyla gerçekleştiğini gösterdi. SORUŞTURMA DEVAM EDİYOR Olayla ilgili 11 kişi gözaltına alınırken, ilaçlama şirketi sahibi ve çalışanları da dahil olmak üzere 7 kişi tutuklandı. Otel mühürlendi, soruşturma ise çok yönlü olarak sürdürülüyor.

HÜKÜMETİN KOYMADIĞI TEŞHİSİ ABD TARIM BAKANLIĞI KOYDU Haber

HÜKÜMETİN KOYMADIĞI TEŞHİSİ ABD TARIM BAKANLIĞI KOYDU

ABD Tarım Bakanlığı'nın hazırladığı rapor, ülkemizdeki hayvancılığa ilişkin raporu gözler önüne serdi. Türkiye'de hayvancılık sektörü yıldan yıla kan kaybederken, sektörün sorunları görmezden geliniyor. Hükümetler et ihtiyacının karşılanması için ithalat yolunu seçerken ülkedeki besi hayvanı ve hayvancılıkla uğraşan ailelerin sayısı sürekli azalıyor. SORUNLAR ORTADA ÇÖZÜMLER NEDEN UYGULANMIYOR? Sorunlar üreticiler ve sektör temsilcileri tarafından yıllardır haykırılsa da çözüm üretilmiyor. Türkiye'de Tarım ve Orman Bakanlığı'nın ortaya koyamadığı teşhis ve tedavi yöntemini binlerce kilometre ötedeki ABD'den, ABD Tarım Bakanlığı koydu. BİZİM TARIM BAKANLIĞI'NIN GÖRMEDİĞİNİ ABD TARIM BAKANLIĞI GÖRÜYOR ABD Tarım Bakanlığı'nın "Türkiye: Hayvancılık ve Ürünleri Yıllık" raporunda Türkiye'nin, "verimsiz yerel üretim politikaları, zayıf hayvan sağlığı ve çiftlik yönetimi nedeniyle sürü sayılarının artırılmasına tarihsel olarak yardımcı olmayan besi sığırı ithalatına odaklandığı" belirtildi. 2026 yılında Türkiye'nin sığır envanterinin düşmesinin beklendiği vurgulanan açıklamada, "Bu düşüş, esas olarak yüksek kesim eğilimleri, yüksek üretim maliyetleri ve düşük karlılıktan kaynaklanmaktadır ve bu da çiftçileri sürülerini tasfiye etmeye yönlendirmektedir. Çiftçiler beklenen yüksek girdi ve üretim maliyetleri nedeniyle sürülerini tasfiye etmeye devam edecek" ifadesi kullanıldı. TÜRKİYE, ÜRETİME DEĞİL İTHALATA ODAKLANIYOR Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Birliği'ne göre Türkiye'de kişi başına et tüketiminin 51 kilograma ulaştığı aktarılan açıklamada, bu rakamın 22 kilogramının tavuk eti, 20 kilogramının sığır eti, 7 kilogramının koyun ve 2 kilogramının keçi etinden oluştuğu bildirildi. Bakanlık raporunda, et sektörü temsilcilerine göre kişi başına 20 kilogram sığır eti tüketiminin gerçekleri yansıtmadığına vurgu yapıldı. Raporda, Türkiye'nin erkek ve dişi besi sığırı ithalatına odaklandığına dikkat çekilerek, şunlar kaydedildi: "Ancak bu durum, verimsiz üretim politikaları ve zayıf hayvan sağlığı ve çiftlik yönetimi nedeniyle sürü sayısının artmasına tarihsel olarak yardımcı olmamış durumda. Tarım ve Orman Bakanlığı sürekli olarak yerli üretimi vurgularken, canlı hayvan ithalatıyla açık kapatılmaya çalışılıyor. Hammaddelerinin yüzde 60'ını ithal eden Türkiye, özellikle yem olmak üzere girdilerin yüksek maliyeti sorunu daha da kötüleştiriyor. Bu yıl artan sığır eti talebi, verimsiz süt ineği üretimi ve Haziran 2025'te şap hastalığıyla ilişkili çok sayıda kesim ve düşük doğum oranları nedeniyle sığır sayısının azalması bekleniyor." ÇARESİZ KALAN ÜRETİCİ DAMIZLIK HAYVANLARI KESMEK ZORUNDA KALIYOR Çiftçilerin, süt için yüksek girdi maliyetlerinden kaynaklanan mali kayıpları en aza indirme eğiliminde olduğu belirtilerek, "Sektöre göre, bu eğilim yalnızca mevcut hayvan sayısını azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda gelecekteki üretim kapasitesini de tehdit ederek kırmızı et ve süt arzında kıtlıklara yol açıyor. Uzmanlar, damızlık hayvanların kesiminin sektörün sürdürülebilirliği için en büyük risk olduğunu belirtiyor ve karlılık sorunlarının ele alınması gerektiğini vurguluyor" ifadesini kullanıldı. İTHALAT İLE BİRLİKTE FİYATLAR DA YÜKSELİYOR Ülkede zayıf çiftlik yönetimi nedeniyle yıllık buzağı kayıplarının yaklaşık 400 bin ila 500 bin olduğu aktarılan raporda, bu rakamın ithal edilen sığır sayısına neredeyse eşit olduğuna dikkat çekildi. Raporda, doğum sonrası ölüm oranının yüzde 10-15 civarında olduğu ve dünya ortalamasının çok üzerinde bulunduğu bildirildi. Türkiye'nin, 2024 yılında 788 milyon dolarlık ticaret hacmiyle dünyanın en büyük ikinci canlı hayvan ithalatçısı olduğu belirtilen raporda, "Türkiye, 2010 yılından bu yana canlı hayvan ithalatı yoluyla hayvan envanterini artırmak ve sığır eti fiyatlarını düzenlemek için çaba göstermektedir. Ancak sığır eti fiyatları önemli ölçüde artmaya devam etmektedir" ifadesine yer verildi. 2025 yılında şap hastalığı salgınları nedeniyle, üreticilerin hayvanlarını yaş veya sağlık durumuna bakılmaksızın kesime gönderdiği ve kesim fiyatları düşerek üreticiler için ekonomik kayıplara yol açtığı kaydedildi. (Rapora ilişkin haber kaynağı İHA - Azize Akpınar)

BURSA'DA ŞAP: 35 LİTRE SÜT VERİMİ 1 BARDAĞA DÜŞTÜ Haber

BURSA'DA ŞAP: 35 LİTRE SÜT VERİMİ 1 BARDAĞA DÜŞTÜ

Bursa'da şap hastalığı üreticiyi mağdur etti. Besicilerin anlattıklarına göre durum vahim. Bursa'nın Yenişehir ilçesinde şap hastalığı yüzünden mağdur olan besicilerden İbrahim Avşar, bir sığırının günlük 35 litre olan süt veriminin bir çay bardağına düştüğünü söyledi. İlçenin Marmaracık Mahallesi'nde besicilik yapan Avşar, 43 yaşında olduğunu ve babadan kalma yetiştiricilik yaptığını anlattı.Hayatında ilk kez böyle bir hastalık gördüğünü dile getiren Avşar, "Devlet bile bakanlık bile baş edemedi biz nasıl mücadele edelim." dedi. KOYUNLARIMIN 40'I YÜRÜYEMEZ OLDU Avşar, 17 büyükbaş ve 150 küçükbaşıyla hayvancılık yaptığını belirterek, "Sığırlarımdan ikisinden günlük 35'er kilogram süt sağıyordum. Birisi günlük 1,5 kilograma, diğeri bir çay bardağına düştü. Bir buzağım hastalık nedeniyle öldü. Koyunlarımdan 40'ı yürüyemez oldu. Neresinden tutsanız hepsi zarar" diye konuştu. KREDİ İLE HAYVANCILIK YAPARKEN BİR DE ŞAP VURDU Krediyle tarım ve hayvancılık yaptığını, yakın zamanda traktör aldığını ifade eden Avşar, koyunlarının kuzu atması durumunda borçlarını ödeyemeyeceğini ve batacağını söyledi. Yenişehir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Suat Öztürk, şap hastalığının köylerde yaygın olduğunu vurgulayarak. ilk doz aşıların yapıldığını ancak ikinci dozlarda yaşanan gecikme nedeniyle etkisinin az olduğunu kaydetti. ÖLEN ÖLÜYOR, ÖLMEYENİ ÖLMEKTEN BETER EDİYOR Şap hastalığı nedeniyle buzağı ölümleri yaşandığını anlatan Öztürk, şöyle devam etti: "Karaköy mahallesinde bir üreticinin 10 buzağısının öldüğünü duyduk. Yavru atmaları oluyor, üzülerek duyuyoruz. Memelerde ve ağızlarda yaralar, ayaklarda yaralar hayvanlarda ciddi sorunlara yol açıyor. Hayvanları öldürmüyor ama ölmekten beter ediyor. Bir hafta 10 gün hayvana epey sıkıntı yaşatıyor. Üreticiler hayvanlarını hastalık gelecek korkusuyla sattılar. Sütten kesilenleri sattılar. Pandemi hayvancılığa ciddi oranda hasar verdi." BAKANLIK HASTAĞIN KONTROL ALTINA ALINDIĞINI AÇIKLAMIŞTI Tarım ve Orman Bakanlığı, Ağustos ayında yaptığı açıklamada şap hastalığı kaynaklı hayvan hareketlerinin kısıtlandığı ve pazarların kapatıldığı süreçte Şap Enstitüsü tarafından 12 milyon 450 bin doz aşı üretildiğini duyurmuştu. Bakanlık açıklamasında şu ifadeler yer vermişti: "Ülkemizde 1965 yılından bu yana ilk kez görülen şap hastalığı serotipi SAT-1’e karşı Bakanlık olarak hızlıca harekete geçilmiş, Şap Enstitümüz tarafından bu yeni serotipe yönelik etkili aşı kısa sürede üretilmiştir. Hastalığın yayılımını engellemek amacıyla ülke genelinde hayvan hareketleri kısıtlanmış, hayvan pazarları tedbiren kapatılmıştır. Bu süreçte, Şap Enstitüsü tarafından üretilen 12 milyon 450 bin doz aşı sahaya sevk edilmiştir. Ağustos ayı sonuna kadar bu rakam 13 milyon 750 bine çıkacaktır. Aşılama çalışmaları ve alınan tedbirler sayesinde hastalığın yayılımı büyük ölçüde kontrol altına alınmış, hayvan pazarlarının açılma süreci başlamıştır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.