#Tazminat Davası

- Tazminat Davası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tazminat Davası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GIDI ESTETİĞİ SONRASI NEFES ALAMAYINCA BOYNUNA DELİK AÇILDI Haber

GIDI ESTETİĞİ SONRASI NEFES ALAMAYINCA BOYNUNA DELİK AÇILDI

Antalya’da gıdı liposuction ve endolifting lazer işlemi yaptırdıktan yaklaşık 2 saat sonra boyun bölgesinde şişlik, morarma ve kanama başlayan 2 çocuk annesi Gonca Uzhan, nefes almakta güçlük çekince kaldırıldığı hastanede acil trakeostomi uygulandığını belirtti. Uzhan, işlemi yapan doktor hakkında suç duyurusunda bulunarak 5 milyon 64 bin liralık tazminat davası açtı. Doktor ise ihmal iddiasını reddetti. Antalya’da yaşayan emlakçı Gonca Uzhan, 9 Haziran 2026’da gıdı bölgesindeki yağların alınması ve cildin sıkılaştırılması amacıyla Muratpaşa ilçesindeki özel bir kliniğe başvurdu. Uzhan’ın anlatımına göre, işlemden yaklaşık 2 saat sonra boynunda şişlik, morarma ve kanama meydana geldi. Nefes almakta güçlük çekmesi üzerine eşi tarafından Antalya Şehir Hastanesine götürülen Uzhan’a, ağız yoluyla solunum tüpü yerleştirilemeyince boynundan acil solunum yolu açıldı. Uzhan, daha sonra işlemi gerçekleştiren doktor hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Antalya İl Sağlık Müdürlüğü, Antalya Tabip Odası ve CİMER’e de başvuran Uzhan, işlem ücretinin iadesi, tedavi giderleri, çalışamadığı dönemdeki gelir kaybı ve manevi zararlarının karşılanması talebiyle 5 milyon 64 bin liralık tazminat davası açtı. HASTANE KAYITLARINDA BOYUN BÖLGESİNDE HEMATOM Antalya Şehir Hastanesinin 11 sayfalık epikriz raporunda, Uzhan’ın dış merkezde gıdı liposuction ve endolifting lazer işlemi yaptırdığı, yaklaşık 2 saat sonra boynunda hematom oluştuğu ve nefes almakta güçlük çektiği kaydedildi. Raporda, muayenede boyun bölgesinde yaygın morarma, ödem ve organize hematom tespit edildiği, hematomun oluşturduğu bası nedeniyle ses tellerinin görüntülenemediği belirtildi. Videolaringoskopik ve fiberoptik entübasyon girişimlerinin sonuç vermemesi üzerine Uzhan’a acil trakeostomi uygulandığı bildirilen raporda, boyun tomografisinde cilt ve cilt altında yaygın ödem ile çene altı bölgede 19 milimetreye ulaşan hematomla uyumlu kan birikmesi görüldüğü aktarıldı. BT anjiyografide aktif damar dışı kanama tespit edilmediği kaydedilen raporda, Uzhan’ın aynı gece genel anestezi altında ameliyata alındığı ve boynundaki hematomun boşaltıldığı belirtildi. Ameliyat sırasında aktif kanama görülmediği, operasyonun ardından yoğun bakımda tedaviye devam edildiği bildirildi. Sağlık kayıtlarında ayrıca sol alt yüz bölgesindeki sinirde etkilenme, sol akciğerde segmenter atelektazi ve yoğun bakım sürecinin ardından saçlı deride lezyon geliştiği bilgileri yer aldı. Trakeostomi kanülü 15 Haziran’da çıkarılan Uzhan, 17 Haziran’da taburcu edildi. ❝İŞLEMİN RİSK TAŞIMADIĞI SÖYLENDİ❞ İşlemi bir yakınının tavsiyesi üzerine yaptırdığını anlatan Uzhan, kendisine uygulamanın ağrısız olduğu ve günlük hayatına kısa sürede dönebileceğinin söylendiğini ileri sürdü. Uzhan, ❝İşlem öncesinde herhangi bir tetkik yapılmadı. Yalnızca elle ve gözle değerlendirme yapıldı❞ dedi. İşlem sırasında doktorun telefon görüşmeleri yaptığını öne süren Uzhan, işlem sonrasında bandaj uygulanmasına rağmen kanama ve şişliğin devam ettiğini belirtti. Uzhan, doktorun kendisine bunun yaşanabileceğini söylediğini ve şişliğin artması halinde ulaşabilmek için telefon numarasını istediğini aktardı. ❝NEFESİM DURMA NOKTASINA GELDİ❞ Klinikten ayrıldıktan sonra kuzenlerini evlerine bıraktığını ve yaklaşık 45 dakika ile 1 saat araç kullandığını anlatan Uzhan, bu sırada durumunun ağırlaştığını söyledi. Uzhan, ❝Bandajlarım yırtılırcasına şişmeye başladı, nefesim durma noktasına geldi. Doktoru aradığımda dilim çok zor dönüyordu❞ ifadelerini kullandı. Doktorun kendisini tekrar kliniğe çağırdığını öne süren Uzhan, tam teşekküllü hastaneye gitmek istediğini belirtmesine rağmen kendisine klinikte müdahale edilebileceğinin söylendiğini savundu. Uzhan, ❝Durumumun çok kötü olduğunu, dilimin dönmediğini ve bana tam teşekküllü bir hastane gerektiğini söyledim. Bana, 'Pratisyen hekimler orada hiçbir şey anlamaz, gel seni biz iyi edeceğiz' dedi. Israrla kliniğe çağırdı ancak gitmedim. İyi ki de gitmemişim. Antalya Şehir Hastanesine ulaştığımda hemen kırmızı alana alındım❞ diye konuştu. ❝ENTÜBE EDİLEMEYİNCE ACİL TRAKEOSTOMİ AÇILDI❞ Hastaneye ulaştığında nefes almakta büyük güçlük çektiğini belirten Uzhan, ağız yoluyla entübasyon girişimlerinin sonuç vermediğini anlattı. Uzhan, ❝Doktorlar defalarca entübe etmeye çalıştı ancak kan ve hematom nedeniyle başarılı olamadı. Yaklaşık 15 doktorun müdahale ettiğini hatırlıyorum. Bunun üzerine boynumdan acil trakeostomi açıldı❞ dedi. Aynı gece hematomun boşaltılması amacıyla ameliyat edildiğini belirten Uzhan, 2 gün entübe kaldığını, 4 gün yoğun bakımda tedavi gördüğünü ve toplam 9 gün hastanede yattığını söyledi. ❝ÇOCUKLARIMI ÖZLEDİĞİMİ YAZIYORDUM❞ Trakeostomi nedeniyle yoğun bakımda konuşamadığını belirten Uzhan, ailesiyle kağıt ve kalem aracılığıyla iletişim kurduğunu söyledi. Uzhan, ❝Çocuklarımı özlediğimi yazıyordum. İki çocuğum var ve onlar annesiz kalabilirdi. Nefes alamamak çok korkunç bir şeydi. Yoğun bakımda tavana bakıp iyileşip iyileşmeyeceğinizi, kalıcı bir hasar kalıp kalmayacağını düşünmek çok zor❞ ifadelerini kullandı. Hastaneden çıktıktan sonra yaklaşık 54-55 gün istirahat raporu aldığını anlatan Uzhan, yüzünde sinir hasarı ve ağzında asimetri bulunduğunu, bunların düzelip düzelmeyeceğinin 6 ay ile 1 yıl içerisinde belli olacağının kendisine söylendiğini aktardı. Yoğun bakım sürecinde saçlı derisinde yara ve saç kaybı oluştuğunu, akciğerinde de sorun geliştiğini belirten Uzhan, yaşadıklarının kendisini fiziksel ve psikolojik olarak etkilediğini söyledi. İŞLEMİ YAPAN DOKTOR İHMAL İDDİASINI REDDETTİ Uzhan’ın iddialarına ilişkin açıklama yapan doktor ise herhangi bir ihmalinin bulunmadığını savundu. Doktor, ❝İşlem sonrasında kanama olabilir, bu olağan bir durumdur. Bizim bu konuyla ilgili bir suçumuz ya da ihmalimiz yoktur. Her işlem yaptıran kanayabilir. Her iğneli işlemde kanama olabilir❞ ifadelerini kullandı. Uzhan’ın kendisinden para talep edildiği yönündeki iddiayı da dile getiren doktor, bu nedenle ödeme yapmadığını öne sürdü. İşlem sonrasında çekilen tomografi raporuna ilişkin de değerlendirmede bulunan doktor, ❝Derin kanama yoktur. Yüzeysel sızıntı şeklinde kanama olmuş ve durmuştur. Olay bundan ibarettir. Herhangi bir ihmal söz konusu değildir❞ dedi. UZHAN İŞLEMİN YETKİLİ KİŞİ TARAFINDAN YAPILIP YAPILMADIĞININ ARAŞTIRILMASINI İSTİYOR İşlemi gerçekleştiren doktorun uzmanlık alanını daha sonra öğrendiğini ileri süren Uzhan, uygulamanın niteliğinin ve işlemi gerçekleştiren kişinin yetkisinin araştırılmasını istedi. Uzhan, ❝İşlemin yapıldığı yerin şartları, kullanılan cihazlar ve doktorun yetkisi araştırılsın. Kimse benim düştüğüm duruma düşmesin❞ dedi. Zorunlu arabuluculuk görüşmesine kendisinin katılmadığını, avukatının süreci yürüttüğünü belirten Uzhan, uzlaşma sağlanamadığını ifade etti. Uzhan, ❝Benim meselem para değil. Yaşadıklarım parayla ölçülebilecek bir durum değil. Başka kadınların ve annelerin aynı şeyleri yaşamaması için hukuk mücadelemi sürdürüyorum❞ diye konuştu. Olayla ilgili adli ve idari süreçlerin devam ettiği öğrenildi.

FENOMEN OLDUĞU GÖRÜNTÜYÜ İZİNSİZ KULLANAN FİRMAYA MİLYONLUK DAVA Haber

FENOMEN OLDUĞU GÖRÜNTÜYÜ İZİNSİZ KULLANAN FİRMAYA MİLYONLUK DAVA

İzmir'de 2016 yılında katıldığı deve güreşi festivalinde alkol aldıktan sonra direksiyon başına geçmeyip otomobiliyle birlikte çekici üzerinde evine dönen ve görüntüleriyle sosyal medyada fenomen olan Unan, videosunun izinsiz olarak reklam filminde kullanıldığı iddiasıyla bir firmaya 1 milyon lira maddi, 5 milyon lira manevi tazminat davası açtı. Bayındır ilçesinde yaşayan Unan, 2016 yılında Gaziemir'de düzenlenen deve güreşi festivaline katıldı. Festivalde arkadaşlarıyla alkol alan Unan, otomobil kullanmamak için çekici çağırdı. Otomobili çekicinin üzerindeyken aracının içinde evine dönen Unan'ın yolculuk öncesinde İhlas Haber Ajansı ekibine verdiği röportaj ve görüntüleri sosyal medyada yoğun ilgi gördü. Milyonlarca kez izlenen görüntüler Unan'ın tanınmasını sağladı. VİRAL GÖRÜNTÜLER REKLAMDA KULLANILDI Aradan yaklaşık 10 yıl geçmesinin ardından görüntülerin "Motovale" isimli şirketin reklam filminde kullanıldığı belirtildi. Unan, görüntü ve sesinin rızası dışında ticari amaçla kullanıldığını öne sürerek İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurdu. Dava dilekçesinde, reklamın geniş kitlelere ulaştığı, şirketin marka bilinirliğini artırdığı ve ticari kazanç sağladığı ileri sürüldü. Unan'ın reklam nedeniyle yakın çevresi ve sosyal hayatında alay konusu olduğu, ruhsal çöküntü ve utanç yaşadığı da iddia edildi. 1 MİLYON MADDİ, 5 MİLYON MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ Unan, firmadan 1 milyon lira maddi ve 5 milyon lira manevi olmak üzere toplam 6 milyon lira tazminat talep etti. Yaşananları anlatan Unan, alkollü olduğu zamanlarda araç kullanmadığını belirterek, "Alkollü asla direksiyonun başına geçmem. Alo derim, çekici gelir beni alır evime kadar bırakır ve o gün de aynısını yaptık." dedi. "BENDEN İZİNSİZ GÖRÜNTÜMÜ, SESİMİ KULLANAMAZ" Görüntülerinin yıllar sonra reklam filminde kullanıldığını söyleyen Unan, videoya gelen yorumlara ilişkin, "Kimisi vatan kahramanı yapmış, kimisi Kaddafi'ye benzetmiş. Hepsine teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. Reklam için kendisinden izin alınmadığını savunan Unan, "Benden izinsiz benim görüntümü, sesimi asla kullanamaz. Ve kullanmış. 2025'in 12 Eylül'ünden beri şu anda yayında. Böyle bir şeye hakkı yok." diye konuştu.

ARNAVUTKÖY'DE OLAYLI NİKAH: POLİS EŞLİĞİNDE EVLENDİLER Haber

ARNAVUTKÖY'DE OLAYLI NİKAH: POLİS EŞLİĞİNDE EVLENDİLER

İstanbul'un Arnavutköy ilçesinde, resmi nikah için belediyeye gelen çiftin evliliğine gelinin ailesi engel olmak istedi. Araçlarına saldırılan çift, polis ekiplerinin güvenlik önlemleri altında evlendirme dairesine alınarak nikahlarını kıydı. Olayın ardından taraflar birbirlerinden şikayetçi olurken, gelinin babası fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Olay, sabah saatlerinde Arnavutköy Belediyesi Evlendirme Dairesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, Gaziantep'ten yaklaşık 45 gün önce Arnavutköy'e getirildiği öne sürülen B.K. (21) ile G.U. (38), resmi nikah işlemleri için belediyeye geldi. Gelinin babası A.K. ve aile yakınları da evlendirme dairesine gelerek nikahın kıyılmasına engel olmak istedi. ARAÇTAN YAKLAŞIK BİR SAAT İNEMEDİLER Yaşanan gerginlik sırasında gelin ve damat yaklaşık bir saat araçtan çıkamadı. Aile üyelerinin araca saldırması sonucu aracın camları kırılırken, ihbar üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Yapılan değerlendirmede nikahın kıyılmasına engel hukuki bir durum bulunmadığının belirlenmesi üzerine çift, polis eşliğinde evlendirme dairesine alınarak resmi nikahlarını kıydı. Yaşanan arbede ve çiftin araçtan inemediği anlar çevredeki vatandaşlar tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülendi. BABA FENALAŞTI Nikahın ardından gelinin babası A.K. fenalaşarak sinir krizi geçirdi. Olay yerinde ilk müdahalesi yapılan A.K., ambulansla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Daha sonra taraflar polis merkezine giderek karşılıklı olarak birbirlerinden şikayetçi oldu. "KIZIMI BANA GÖSTERMİYORLAR" Nikah salonu önünde açıklama yapan baba A.K., kızının yaklaşık 45 gündür alıkonulduğunu ve iradesi dışında tutulduğunu öne sürerek, "Kızımı bana göstermiyorlar. Madde veriyorlar, şuurunu kaybettirdiler. Zorla buraya getirdiler. Valiliğe, kaymakamlığa dilekçe verdik. Emniyet müdürünün de olaydan haberi var. Düzce'den, Kocaeli'nden, Gaziantep'ten insanları kandırdılar." iddiasında bulundu. DAMAT: "HEPSİ İFTİRA" Karakoldaki işlemlerinin ardından açıklama yapan damat G.U. ise iddiaları reddederek, "Resmi nikahımızı yaptık. Adliyedeki süreç tamamlandı. Hakkımızdaki iddiaların hepsi iftiraydı. Tazminat davası açacağız. Ben bu işi para karşılığı yapmıyorum. Demirci dükkanım var. Aylık 100-150 bin lira kazancım var." dedi. Olayla ilgili başlatılan inceleme sürüyor.

DÜĞÜN VİDEOSU OLMAYAN ÇİFT 200 BİN TL TAZMİNAT KAZANDI Haber

DÜĞÜN VİDEOSU OLMAYAN ÇİFT 200 BİN TL TAZMİNAT KAZANDI

İzmir'de düğün görüntülerinin kameraman tarafından kaydedilmediğini öğrenen çiftin açtığı davada mahkeme, kişi başına 100'er bin lira olmak üzere toplam 200 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Bayraklı ilçesinde yaşayan Feride ve Şeref Derin çifti, 27 Aralık 2023'te Karabağlar'da düzenlenen düğünle evlendi. Düğünün ardından görüntüleri almak isteyen çift, kameramanın kayıt tuşuna basmaması nedeniyle düğünün hiç kaydedilmediğini öğrendi. Yakınlarının cep telefonlarıyla çektiği görüntüler dışında düğüne ait profesyonel kayıt bulunmayan çift, yaşadıkları mağduriyet nedeniyle İzmir Tüketici Mahkemesi'nde manevi tazminat davası açtı. Mahkeme, çifti haklı bularak kişi başına 100'er bin lira olmak üzere toplam 200 bin lira manevi tazminat ödenmesine karar verdi. "HAYATIMIZIN EN ÖZEL GÜNÜ KAYIT ALTINA ALINAMADI" Feride Derin, düğün gününün heyecanını ve ailesiyle yaşadığı anları kayıt altına almak istediklerini belirterek, görüntüleri talep ettiklerinde kameranın kayıt yapmadığının söylendiğini ifade etti. Yaşadıkları mağduriyetin başka çiftlerin başına gelmemesini istediklerini dile getiren Derin, hukuki süreci bu nedenle başlattıklarını söyledi. Şeref Derin ise düğün gününe ait görüntülerin bulunmamasının kendileri için büyük bir manevi kayıp olduğunu belirterek, "Kaybolan sadece görüntüler değil, hatıralarımız oldu." dedi. "EMSAL NİTELİĞİNDE KARAR" Çiftin avukatı Ebru Bilgen, düğünde hareketli kamera ile çekim yapılıyor izlenimi verildiğini ancak düğün sonunda kameranın kayıt yapmadığının ortaya çıktığını söyledi. Düğün salonunun, dışarıdan kamera getirilmesine izin vermediğini belirten Bilgen, salondaki sabit kameranın ise yalnızca güvenlik kamerası niteliğinde ve ses kaydı bulunmayan görüntüler aldığını ifade etti. Mahkemenin manevi zararı dikkate alarak kişi başına 100'er bin lira olmak üzere toplam 200 bin lira manevi tazminata hükmettiğini aktaran Bilgen, kararın benzer uyuşmazlıklar açısından emsal niteliği taşıdığını kaydetti. Benzer mağduriyet yaşayan kişilerin hak arama yoluna başvurması gerektiğini vurgulayan Bilgen, zamanaşımı süreleri dikkate alınarak yargı yolunun kullanılmasının önem taşıdığını söyledi.

DOWN SENDROMLU BEBEK DAVASINDA HEKİME 77 MİLYON TL TAZMİNAT Haber

DOWN SENDROMLU BEBEK DAVASINDA HEKİME 77 MİLYON TL TAZMİNAT

Kocaeli’de bir hekime, down sendromlu doğan bebek nedeniyle açılan tazminat davasında 77 milyon lira ceza verilmesi, Adli Tıp Kurumu’nun “hekim hatası yok” raporuna rağmen alınan karar nedeniyle tepkilere yol açtı. HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, "Bu kabul edilemez" diyerek karara itiraz etti. ADLİ TIP ‘HATA YOK’ DEDİ AMA CEZA VERİLDİ Olay, 35 yaşındaki bir hastanın gebelik sürecinde ikili ve üçlü tarama testlerini yazılı olarak reddetmesiyle başladı. Doğum sonrası bebeğin down sendromlu olması üzerine aile, takipli doktor hakkında tazminat davası açtı. Davada Adli Tıp Kurumu’nun hekim lehine raporuna rağmen, mahkeme hekimi 77 milyon lira tazminat ödemeye mahkûm etti. HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, kararı şöyle değerlendirdi: "Adli Tıp ‘hekim hatası yok’ diyor. Buna rağmen nasıl malpraktis kabul edilip bu kadar yüksek bir tazminat cezası veriliyor? Bu kabul edilemeyen bir meseledir". BİR HEKİM, HASTANIN İSTEMEDİĞİ TESTİ ZORLA YAPTIRAMAZ Kurban, hekimin sadece hastanın onayıyla işlem yapabileceğini vurguladı: "Aşıdan tahlile kadar her işlem hasta talebiyle olur. Bir hekim, istemeyen birine hiçbir testi yaptıramaz. Bu durumda hekime sorumluluk yüklenmesi doğru değil". KARARI ÜST MAHKEMEYE TAŞIYACAĞIZ Davayı HEKİMSEN olarak üstlendiklerini açıklayan Kurban, kararın şu anda istinaf sürecinde olduğunu belirtti: "Üyemiz olmasa bile bir hekim olarak yanındayız. Yargıtay aşaması da var. Ceza onanırsa bu meblağın altından nasıl kalkacağı bile belirsiz" dedi. ÖLÇÜSÜZ CEZALAR HEKİMLERİ YALNIZ BIRAKIYOR Malpraktis davalarında verilen tazminatların ölçüsüz ve ödenemez boyutlara ulaştığını kaydeden Kurban, bazı teknik aksaklıkların veya diğer personel hatalarının da sonuçlara etki edebileceğini hatırlattı. "ÖZEL SEKTÖR HEKİMLERİ KORUMASIZ" Kamuda çalışan hekimlerin belirli yasal güvencelere sahip olduğunu belirten Kurban, özel sektörde çalışan doktorların hiçbir koruma mekanizması olmadan bu tür cezalara maruz kaldığını söyledi: "Kamuda devlet kısmen ödeme yapıyor. Üniversitelerde süreç komisyonlarla yürütülüyor. Ama özel sektörde çalışan hekimler her şeyi ceplerinden ödemek zorunda kalıyor". "Yeni yasa tasarısıyla bu sorunlar çözülecek" HEKİMSEN olarak “Hekimlik Meslek Kanunu Tasarısı” hazırladıklarını ve Sağlık Bakanlığı’na sunduklarını açıklayan Kurban, hedeflerinin malpraktis, deontoloji ve özlük haklarında adaletli standartlar getirmek olduğunu belirtti: "Tüm bu cezaları, hekimlik yükünü ve sorunları tecrübemizle değerlendirdik. Devletimize sunduk. Onaylanırsa bu tür adaletsizliklerin önüne geçilmiş olacak".

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.