#Temyiz

- Temyiz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Temyiz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

EŞE "EŞEK" DEMEK HEM BOŞANMA HEM TAZMİNAT SEBEBİ Haber

EŞE "EŞEK" DEMEK HEM BOŞANMA HEM TAZMİNAT SEBEBİ

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bir boşanma davasında eşine "eşeksin, hayvansın" diyerek hakaret eden erkeğin, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda kadına göre daha ağır kusurlu olduğuna karar verdi. Daire, söz konusu ifadelerin kadının kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek kadın lehine uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini bildirdi. Geçimsizlik yaşayan çift, Aile Mahkemesinde karşılıklı boşanma davası açtı. İlk derece mahkemesi, erkeğin aile yaşantısını olumsuz etkileyecek şekilde her gün alkol aldığı, eşine küfrettiği, "eşeksin, hayvansın" şeklindeki sözlerle eşini aşağıladığı ve hakaret ettiği gerekçeleriyle erkeği tam kusurlu kabul etti. Kararın tarafların avukatlarınca istinaf edilmesinin ardından Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak dosyanın yeniden görülmesine hükmetti. Davayı yeniden ele alan Aile Mahkemesi bu kez tarafları eşit kusurlu kabul ederek kadının tazminat taleplerini reddetti. Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 2. Hukuk Dairesine taşındı. YARGITAY EŞİT KUSUR KARARINI DOĞRU BULMADI Yargıtay, erkeğe yüklenen davranışların sürekliliği ile dosyada kadına yüklenen davranışları birlikte değerlendirerek tarafların eşit kusurlu kabul edilmesinin doğru olmadığı sonucuna vardı. Dairenin kararında, erkeğin her gün alkol aldığı, eşine küfrettiği, "eşeksin, hayvansın" diyerek aşağıladığı ve hakarette bulunduğu yönünde ilk derece mahkemesince kabul edilen eylemlerin sürekliliğine dikkati çekildi. Kararda, ❝Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı karşı davacı erkeğin, davacı karşı davalı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.❞ değerlendirmesine yer verildi. Yargıtay, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesini hatalı bularak hükmün bozulmasına karar verdi. ❝KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI TEŞKİL ETTİ❞ Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, tazminat talepleri yönünden yaptığı değerlendirmede de boşanmaya neden olan olaylarda kadının ağır veya eşit kusurlu olmadığını belirtti. Erkeğin kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu kaydeden Daire, boşanma sonucunda kadının diğer eşin maddi desteğini de en azından kısmen kaybettiğine işaret etti. Kararda, ❝Evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddi desteğini yitirdiği anlaşılmıştır.❞ ifadeleri kullanıldı. KADIN LEHİNE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİNİ BELİRTTİ Daire, boşanma nedeniyle kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun miktarda maddi tazminat isteyebileceğini; boşanmaya yol açan olaylar nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın da manevi tazminat talep edebileceğini hatırlattı. Yargıtay kararında, ❝Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, hakkaniyet kuralları da dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.❞ denildi. Böylece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, somut olayda eşe yönelik "eşeksin, hayvansın" şeklindeki hakaretleri diğer kusurlu davranışlarla birlikte değerlendirerek, erkeğin daha ağır kusurlu olduğuna ve kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar verdi.

HATFA TATİLİNDE FAZLA MESAİ ÜCRETİ TARİHE Mİ KARIŞIYOR? Haber

HATFA TATİLİNDE FAZLA MESAİ ÜCRETİ TARİHE Mİ KARIŞIYOR?

Milyonlarca özel sektör çalışanını ilgilendiren bir karara imza atan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hafta tatilinde yapılan 7,5 saatlik çalışmanın hem hafta tatili ücreti hem de fazla çalışma ücreti hesabına dâhil edilmesini mükerrer ödeme saydı. Kararla birlikte haftalık tatilde çalışan işçi, sadece günlük yevmiyesini alabilecek, fazla mesai alamayacak. KARAR İSTİNAFA TAŞINDI Haksız şekilde işten çıkarıldığını öne süren kaynak ustası İş Mahkemesi'nin yolunu tuttu. İş sözleşmesinin işveren tarafından eylemli ve sözlü olarak feshedildiğini, devamsızlık yapılması hâlinde işçiye mazereti olup olmadığı sorulmadan sözleşmesinin feshedilmesinin Yargıtay uygulamalarına aykırı olduğunu, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesinin gerektiğini dile getirdi. Çalıştığı süre boyunca yıllık ücretli izinlerini kullanmadığını, ücretinin de ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Davalı işveren, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle derhal feshedildiğini, davacı işçinin fazla çalışmasının olmadığını, yıllık ücretli izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istedi. İş Mahkemesi, işveren tarafından haksız fesih yapıldığı kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne, çalışma ve dinlenme sürelerine dair taleplere hak kazanıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verdi. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verdi. 7.5 SAATİN ÜZERİ FAZLA MESAİ SAYILACAK Davalı kararı temyiz edince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi. Davacının hafta tatili ücreti alacağı ayrıca talep edilip Mahkemece bu talep hüküm altına alındığının vurgulandığı kararda; ‘' Haftanın yedi günü çalışmanın kabul edilmesi hâlinde hafta tatiline denk gelen günlerin yedi buçuk saatinin hafta tatili olarak hüküm altına alındığı göz önünde bulundurulmamıştır. Mükerrer ödemeye sebep olacak şekilde aynı çalışma için hem hafta tatili hem de fazla çalışma alacağının hüküm altına alınması doğru değildir. Bu sebeple çalışılan hafta tatili gününe denk gelen günde yedi buçuk saatlik çalışmanın fazla çalışma hesabından dışlanarak sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir'' denildi.

BÜYÜKŞEHİR, İZMİR OTOGARI DAVASINI KAZANDI Haber

BÜYÜKŞEHİR, İZMİR OTOGARI DAVASINI KAZANDI

İzmir Büyükşehir Belediyesi, sözleşme süresi sona ermesine rağmen İzmir Otogarı'nı tahliye etmeyen İZOTAŞ'a karşı yürüttüğü hukuk mücadelesini kazandı. İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi, Yargıtay incelemesinin tamamlanmasının ardından tahliye işlemlerini durduran ihtiyati tedbir kararını kaldırdı. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden yapılan açıklamaya göre, kentin önemli ulaşım merkezlerinden İzmir Otogarı'nın tahliyesine ilişkin hukuki süreç belediye lehine sonuçlandı. İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi, Yargıtay tarafından onanan karar doğrultusunda, otogarın tahliyesini engelleyen ihtiyati tedbir kararını kaldırdı. OTOGARIN İŞLETMESİNİ BÜYÜKŞEHİR DEVRALACAK Tahliye işlemlerinin tamamlanmasının ardından İzmir Otogarı'nın işletmesi İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülecek. Belediye, otogarın fiziki koşullarını iyileştirmek amacıyla kısa sürede tadilat çalışmalarına başlayacağını, gerekli bakım ve düzenlemelerin yapılarak tesisin İzmir'e yakışır bir görünüme kavuşturulacağını bildirdi. SÜREÇ NASIL GELİŞTİ? İzmir Otogarı'nın yap-işlet-devret modeliyle yapımı ve işletilmesine ilişkin İzmir Büyükşehir Belediyesi ile İZOTAŞ arasında 9 Ekim 1997 tarihinde sözleşme, 22 Mart 1999 tarihinde ise ek sözleşme imzalandı. Ek sözleşmeye göre işletme süresinin başlangıç tarihi 14 Aralık 1998 olarak belirlendi ve sözleşmenin 25 yıllık olduğu kayıt altına alındı. Bu kapsamda işletme süresi 14 Aralık 2023 tarihinde sona erdi. İZOTAŞ, Covid-19 salgını nedeniyle sözleşme süresinin 7 yıl uzatılması talebiyle İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açtı. Mahkeme, 15 Eylül 2023 tarihli ara kararıyla, sözleşme süresinin dolduğu gerekçesiyle belediye tarafından yapılacak tahliye işlemlerini ihtiyati tedbir yoluyla durdurdu. Ancak mahkeme, 28 Ocak 2025 tarihli kararında davayı reddetti ve ihtiyati tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına hükmetti. Kararın ardından taraflar istinaf başvurusunda bulundu. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi istinaf taleplerini reddetti. Dosyanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay da kararı İzmir Büyükşehir Belediyesi lehine onadı. Yargıtay incelemesinin tamamlanmasının ardından İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi, 4 Ağustos 2026 tarihinde tahliye işlemlerinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararını kaldırdı. Böylece hukuki süreç İzmir Büyükşehir Belediyesi lehine kesinleşmiş oldu.

EŞİNİN YEMEKLERİNE HAKARET BOŞANMADA AĞIR KUSUR SAYILDI Haber

EŞİNİN YEMEKLERİNE HAKARET BOŞANMADA AĞIR KUSUR SAYILDI

Evliliklerde kadın eşin yemeği güzel yapıp yapmadığı tartışmaları Yargıtay’ın emsal kararıyla yeni bir boyut kazandı. Bir boşanma davasının temyiz müracaatını değerlendiren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kocasına; ‘defol, sen pissin, bunak, moruk’ ifadelerini kullanan kadını az kusurlu; eşine ‘Yaptığın yemekleri beğenmiyorum, sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz, senin yemeklerin zehirli’ ifadelerini kullanan erkeği ağır kusurlu saydı. Bir süredir şiddetli geçimsizlik yaşayan çift Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek karşılıklı boşanma davası açtı. Davacı-karşı davalı erkek, ortak çocuğun doğumundan sonra kadının kötü davranmaya başladığını, sürekli hakaretler ettiğini, aşağıladığını, eziyet ettiğini, "moruk" diye hitap etmeye başladığını, "pislik, bunak" dediğini, yemek vermediğini öne sürdü. Eşinin buzdolabına kilit takıp kilitlediğini, bunun üzerine ikinci buzdolabını almak zorunda kaldığını dile getirdi. Asılsız şikayetlerle uzaklaştırma kararı aldığını belirterek boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin kendisine verilmesine ve 50 bin TL maddî, 50 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Davalı-karşı davacı kadın da iddiaları kabul etmediğini, önceki evliliğinden olan kızlarını eşinin hor gördüğünü, onlara hakaretler ettiğini, evlenen iki kızın düğünlerine bile katılmadığını kaydetti. Yaptığı yemekleri beğenmediğini, "sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz, senin yemeklerin zehirli" diyerek aşağıladığını ifade ederek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların ortak çocuğun velâyetinin annesine verilmesine, ortak çocuk lehine aylık 1.500 TL tedbir-iştirak, kadın lehine aylık 1.500 TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 50 TL maddî, 50 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Tarafları dinleyen Aile Mahkemesi, kadının erkeğe "seni istemiyorum, defol, sen pissin, bunak, moruk" diyerek erkeği aşağıladığına, hakaret ettiğine, erkeğin ise ‘Yemeklerin berbat, yemeklerin zehirli, sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz’ dediğine dikkat çekti. Yemekleri beğenmemekle birlikte evin mutfak alışverişini yapmayan kocayı kadına nazaran ağır kusurlu saydı. Çiftin boşanmasına, ortak çocuğun velâyetinin babasına verilmesine, ortak çocuk ile annesi arasında kişisel ilişki tesisine, kadın lehine takdir edilen aylık 750 TL nafaka ve kadın lehine 20 bin TL maddî, 15 bin TL manevî tazminata karar verdi. Erkek, karara istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, hakaretlerin yanı sıra yemekleri beğenmeyip evin mutfak alışverişini tam olarak yapmayan kocanın ağır, kadının az kusurlu tespit edilmesinin yerinde olduğu, kusura yönelik gerekçe uyarınca, bu şartlar altında evliliğin devamı beklenemeyeceğinden itirazı geri çevirdi. Kocanın avukatı kararı temyiz edince devreye Yargıtay 2. Hukuk Dairesi girdi. Daire, kararı onadı.

MAHKEME ''HİLE YAPAN İŞİÇİYE TAZMİNAT YOK'' DEDİ Haber

MAHKEME ''HİLE YAPAN İŞİÇİYE TAZMİNAT YOK'' DEDİ

18 senedir çalıştığı fabrikadan tazminatsız kovulan personel şefi, İş Mahkemesi’ne başvurdu.. Davacı K.B., iş sözleşmesinin haksız ve hukuka aykırı olarak tazminatsız feshedildiğini, 08.30-23.00 saatleri arasında her gün aralıksız çalıştığını, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma alacağının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etti. Mahkemede savunma yapan davalı işveren ise davacının iş sözleşmesinin çalışanlardan Y.K’nın yerine Y. K. işyerinden ayrıldığı ve çalışmadığı hâlde kartını sanki çalışmış gibi basmış olması, yöneticisi olduğu çalışanı çalışmış gibi göstererek işvereni kandırmış olması nedeniyle feshedildiğini dile getirdi. Davacının fabrika kuruluşunda insan doğasına aykırı şekilde fazla saatlerle çalıştırıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini istedi. Davalı tarafça davacının iş sözleşmesinin diğer bir çalışanın kartını çalışmadığı hâlde çalışmış gibi basarak işvereni kandırması nedeniyle haklı nedenle feshedildiği tezini yersiz bulan İş Mahkemesi, tazminat talebini yerinde buldu. Kararda; ‘’Davacının eylemiyle işvereni nasıl bir zarara uğrattığı hususunun somut şekilde ortaya koyulamadığı, davacının 18 yıllık kıdemi ve daha önce benzer mahiyette bir eylemi olmadığı düşünüldüğünde sırf bu hâliyle eylemin tek başına güven sarsıcı mahiyette olduğundan bahsedilemez. Dolayısıyla feshin ancak geçerli olup olmadığının değerlendirilebileceği ancak haklı feshi gerektirir boyutta olmadığı bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı ortadadır’’ denildi. Kararı davalı işveren istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, İş Mahkemesi’nin kararını onayladı. Davalı bu kez kararı temyiz edince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi. Oy birliği ile alınan kararda; davacının, işyerinde olmayan bir başka çalışanın kartını işyerindeymiş gibi okuttuğunun sabit olduğu hatırlatıldı. Yargıtay kararında; şu ifadelere yer verildi: ‘’Söz konusu davranışın, doğruluk ve bağlılığa uymayan bir davranış olup bu davranış nedeniyle işverenin herhangi bir zarara uğraması şart değildir. Kaldı ki, işyerinde olmadığı hâlde çalışmış gibi kartı okutulan işçiye çalışmadığı süre için ücret ödenmesi söz konusudur. Bu durumda davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshedildiği kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir.’’

CANDAN KARDEŞLERİN DAVASINDA BAHAR CANDAN'A HAPİS ŞOKU Haber

CANDAN KARDEŞLERİN DAVASINDA BAHAR CANDAN'A HAPİS ŞOKU

Bahar Candan ve Nihal Candan’ın da aralarında bulunduğu 21 sanıklı dolandırıcılık davasında karar açıklandı. Mahkeme, örgüt lideri Onur Apaydın’ı toplam 231 yıl 8 ay 20 gün hapis cezasına çarptırdı. “SAZAN SARMALI” YÖNTEMİYLE DOLANDIRICILIK Küçükçekmece 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, Onur Apaydın ve İlker Oflu liderliğinde hareket eden şebekenin, vatandaşlara piyasa değerinin altında araç satma vaadiyle dolandırıcılık yaptığı belirtildi. İddianamede, örgütün özellikle sosyal medya ve tanınırlığı yüksek isimler üzerinden güven sağlayarak mağdurları ağına düşürdüğü ifade edildi. ÖRGÜT LİDERİNE AĞIR CEZA Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Onur Apaydın hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme" ile "nitelikli dolandırıcılık" suçlarından toplam 231 yıl 8 ay 20 gün hapis cezası verdi. Apaydın’ın örgüt içerisinde finans ve organizasyonu yönettiği, suç gelirlerinin aklanmasında aktif rol aldığı değerlendirildi. BAHAR CANDAN’A HAPİS CEZASI Tutuksuz yargılanan Bahar Candan, "suç örgütüne üye olma" suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Candan’ın duruşmaya katılmadığı öğrenildi. NİHAL CANDAN HAKKINDA DAVA DÜŞTÜ Mahkeme, 2025 yılında hayatını kaybeden Nihal Candan hakkında açılan davanın, ölüm nedeniyle düşürülmesine karar verdi. ÖRGÜT YÖNETİCİSİNE KISMİ CEZA, BERAAT VE TAHLİYE Örgüt yöneticisi olduğu öne sürülen İlker Oflu hakkında: "örgüte üye olma" suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası35 ayrı dolandırıcılık suçundan ise delil yetersizliği nedeniyle beraat kararı verildi. Mahkeme, Oflu’nun tahliyesine hükmetti. MÜŞTEKİLER ZARARLARININ KARŞILANMADIĞINI BELİRTTİ Duruşmada söz alan müştekiler, uğradıkları zararların giderilmediğini belirterek sanıkların cezalandırılmasını talep etti. Sanıklar ise suçlamaları reddederek tahliye ve beraat talebinde bulundu. DİĞER SANIKLARA FARKLI KARARLAR Mahkeme heyeti, bazı sanıklar hakkında beraat kararı verirken, bazılarını ise değişen oranlarda hapis cezalarına çarptırdı. Dosyada yer alan diğer isimler hakkında verilen kararların da suçun niteliğine göre farklılık gösterdiği bildirildi. SOSYAL MEDYA ETKİSİNE DİKKAT ÇEKİLDİ İddianamede, Bahar ve Nihal Candan’ın kamuoyunda tanınan kişiler olmaları nedeniyle örgüt faaliyetlerinde mağdurlar üzerinde güven oluşturdukları ve bu durumun dolandırıcılık eylemlerinde etkili olduğu ileri sürüldü. DAVA KARARA BAĞLANDI 38 müştekinin yer aldığı ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran dava, verilen kararlarla sonuçlandı. Kararın ardından gözler, olası istinaf ve temyiz süreçlerine çevrildi.

“UÇAĞI BOMBALAYACAĞIZ” DİYEN YOLCUYA VERİLEN CEZA BOZULDU Haber

“UÇAĞI BOMBALAYACAĞIZ” DİYEN YOLCUYA VERİLEN CEZA BOZULDU

Kayseri’den İstanbul’a gitmek üzere hazırlanan yolcu uçağında sarf ettiği sözlerle paniğe neden olan sanık Gediz Solgançok hakkında verilen hapis ceza'sı, istinaf mahkemesi tarafından bozuldu. Mahkeme, sanığın beraatine hükmetti. UÇAKTA PANİK YAŞANMIŞTI Olay, 15 Haziran 2023’te Kayseri Erkilet Havalimanı’nda meydana geldi. Türk Hava Yolları’nın Kayseri-İstanbul seferini yapacak uçağına binen Gediz Solgançok’un, kabin amirine "Beni upgrade yapmadınız. Uçağınızı bombalayacağız" dediği öne sürüldü. Bu sözlerin ardından uçakta bulunan yolcular arasında panik yaşandı. Bazı yolcular uçaktan inmek isterken, kısa süreli arbede yaşandı. Pilotun durumu bildirmesi üzerine güvenlik güçleri devreye girdi. Gözaltına alınan Solgançok’un ardından uçak, 54 dakika gecikmeli olarak havalandı. “MİZAH AMAÇLI SÖYLEDİM” SAVUNMASI Yargılama sürecinde sanık Solgançok, söz konusu ifadeyi şaka amacıyla söylediğini belirterek, "Tamamen mizah amaçlı yaptım. Suç olduğunu bilsem böyle bir şey söylemezdim" savunmasında bulundu. YEREL MAHKEMEDEN 10 AY HAPİS Kayseri 12. Asliye Ceza Mahkemesi, sanığı “suç üstlenme” suçundan önce 1 yıl hapis cezasına çarptırdı. Daha sonra iyi hal indirimi uygulanarak ceza 10 aya düşürüldü ve hükmün açıklanması geri bırakıldı. İSTİNAF KARARI: SUÇ DEĞİL Sanık avukatının başvurusu üzerine dosya Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi’ne taşındı. Daire, yaptığı incelemede yerel mahkemenin verdiği kararın hukuka uygun olmadığına hükmetti. Kararda, sanığın eyleminin “suç üstlenme” kapsamında değerlendirilemeyeceği ve bu fiilin kanunda suç olarak tanımlanmadığı belirtildi. Bu gerekçeyle yerel mahkeme kararı bozuldu ve sanık hakkında beraat kararı verildi. KARAR KESİNLEŞTİ İstinaf mahkemesinin verdiği beraat kararına karşı temyiz başvurusu yapılmadığı ve kararın kesinleştiği öğrenildi.

ADALET BAKANI GÜRLEK’TEN 81 İL BAŞSAVCILIĞINA TALİMAT! Haber

ADALET BAKANI GÜRLEK’TEN 81 İL BAŞSAVCILIĞINA TALİMAT!

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in talimatıyla, yasa dışı bahis ve sanal kumar suçlarıyla mücadele kapsamında 81 ilde Cumhuriyet başsavcılıklarına yönelik yeni bir uygulama başlatıldı. Bakanlık tarafından gönderilen yazıyla, kolluk kuvvetleri ve adli birimler arasında koordinasyonu güçlendirmek amacıyla düzenli toplantılar yapılması istendi. Adalet Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, Bakan Gürlek’in 11 Şubat 2026 tarihinde göreve başlamasının ardından 16 Şubat’ta Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 171 Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına “günlüdür” ibaresiyle resmi yazı gönderildi. Yazının, Cumhurbaşkanlığı tarafından 31 Ekim 2025 tarihinde yayımlanan “Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı” kapsamında hazırlandığı belirtildi. İLK TOPLANTI İÇİN BİR AY SÜRE Gönderilen talimatta, yasa dışı bahis ve sanal kumar suçlarına ilişkin soruşturmalarda etkinliğin artırılması, uygulamada yaşanan sorunların tespiti ve çözümü ile kolluk kuvvetleri ve adli merciler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin amaçlandığı ifade edildi. Bu kapsamda her ağır ceza merkezi bulunan ilde, bilişim suçları savcılarının katılımıyla emniyet ve jandarma birimleriyle birlikte en geç altı ayda bir “Bilgilendirme ve Koordinasyon Toplantısı” düzenlenecek. Talimat doğrultusunda ilk toplantının ise bir ay içerisinde yapılması istendi. Toplantılarda yasa dışı bahis ve sanal kumar suçlarına ilişkin soruşturma süreçleri, dijital materyallerin incelenmesi ve delil toplama yöntemleri gibi başlıkların ele alınacağı bildirildi. RAPORLAR BAKANLIĞA İLETİLECEK Toplantılarda ayrıca suç gelirlerinin takibi, mal varlığına el koyma tedbirleri, istinaf ve temyiz kararları ile kurumlar arası bilgi paylaşımına ilişkin konular da değerlendirilecek. Yapılan toplantıların sonuçlarının raporlanarak Adalet Bakanlığı’na gönderilmesi zorunlu olacak. Bakanlık kaynakları, söz konusu uygulamanın özellikle yurt dışı merkezli bahis siteleri, kiralanan banka hesapları ve panel sistemleri üzerinden yürütülen yasa dışı bahis ağlarına karşı daha etkin mücadele yürütülmesi amacıyla hayata geçirildiğini belirtti. Bu adımla birlikte suç gelirlerinin kaynağına ulaşılması ve organize yapıların daha hızlı şekilde ortaya çıkarılması hedefleniyor.

EMSAL KARAR: İŞ YERİNDE ÜŞÜYEN İŞÇİ TAZMİNAT ALABİLİR Haber

EMSAL KARAR: İŞ YERİNDE ÜŞÜYEN İŞÇİ TAZMİNAT ALABİLİR

Yargıtay, işyerinde yetersiz ısınma nedeniyle sağlık sorunları yaşayan ve bu nedenle işten ayrılan çalışanın, istifa etse bile kıdem tazminat'ına hak kazanabileceğine hükmetti. Emsal niteliğindeki kararda, uygun çalışma koşullarının sağlanmamasının işçi açısından “haklı nedenle fesih” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Türkiye gazetesi yazarı İsa Karakaş, söz konusu Yargıtay kararını köşesinde kaleme aldı. Karara konu olayda, uzun yıllar aynı iş yerinde çalışan bir yönetici vekilinin, işyeri devredildikten sonra artan iş yükü ve yetersiz fiziki şartlar nedeniyle ciddi sağlık sorunları yaşadığı belirtildi. "KAT KAT GİYİNEREK MESAİ DOLDURDULAR" Dosyaya yansıyan bilgilere göre, iş yerinde merkezi ısıtma sistemi bulunmuyor, çalışanlar kış aylarında kendi imkânlarıyla ısınmaya çalışıyordu. Soğuk ortamda uzun süre çalışan işçi sık sık hastalandı, vücut direnci zayıfladı ve tedavi görmek zorunda kaldı. Durumunu yönetime bildiren çalışan, "Sağlığım elvermiyor, ayrılmak istiyorum" diyerek istifa etti ancak herhangi bir dönüş alamadı. Yerel mahkeme, çalışanın kendi isteğiyle ayrıldığı gerekçesiyle tazminat talebini reddetti. YARGITAY KARARI: HAKLI FESİH SAYILIR Karar temyiz edilince dosyayı inceleyen Yargıtay, işçiyi haklı bularak yerel mahkeme kararını bozdu. Kararda, işverenin çalışma ortamında sağlıklı koşulları sağlama yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu nedenle işçinin haklı fesih hakkının doğduğu belirtildi. "Sürekli hastalanan, hastanelik olan ve vücut direnci çöken bir işçi, işyerinde kalmaya zorlanamaz" denilen karar, benzer durumlar yaşayan işçiler açısından emsal teşkil edecek nitelikte değerlendirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.