#Toplumsal Dayanışma

- Toplumsal Dayanışma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplumsal Dayanışma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ARTVİN’DE ÇOCUKLARDAN İŞ MAKİNESİNE KARTOPU SALDIRISI! Haber

ARTVİN’DE ÇOCUKLARDAN İŞ MAKİNESİNE KARTOPU SALDIRISI!

O anlar hem mahalleye hem sosyal medyaya neşe saçtı. KARDA TATİL COŞKUSU KARTOPUYLA TAÇLANDI Yoğun kar yağışı sonrası okulların tatil edildiği Artvin’de çocuklar, kış mevsiminin en güzel anılarını biriktiriyor. Kayarak eğlenen minikler, karın keyfini sürerken beklenmedik bir ziyaretçiye karşı eğlenceli bir "direniş" sergiledi. Oyun oynadıkları kaygan yokuşu temizlemeye gelen Artvin Belediyesi'ne ait iş makinesi, çocukların kahkahalar eşliğinde kartopu yağmuruna tutuldu. Kayma alanlarının bozulmasını istemeyen çocuklar, oyun alanlarını korumak için adeta "kartopuyla savunma" yaptı. OPERATÖR GÜLÜMSEDİ, KAMERA KAYDETTİ İş makinesi operatörü, çocukların neşeli protestosunu anlayışla karşıladı ve cep telefonu kamerasıyla bu eşsiz anları kayda aldı. Görüntülerde, operatörün tebessümü ve çocukların sevinç çığlıkları dikkat çekti. BELEDİYEDEN GÜLÜMSETEN PAYLAŞIM: "ÖNCE OYUN, SONRA YOL" Artvin Belediyesi de bu sıcak anlara kayıtsız kalmadı. Sosyal medya hesaplarından paylaştıkları videoda, "Kar yağdı, çocuklar sahayı kaptı. Yol açma çalışması yapıyoruz ama küçük hemşehrilerimiz ‘Biraz daha oynayalım’ diye kartopuyla savunmaya geçti. Merak etmeyin, önce oyun sonra yol" ifadelerine yer verdi. KÜLTÜREL BİR FOTOĞRAF: KAR, OYUN, DAYANIŞMA Çocukların bu davranışı, doğayla kurdukları saf ilişkiyi ve oyun alanlarına sahip çıkma bilincini gözler önüne serdi. Aynı zamanda belediye çalışanlarının çocuklara gösterdiği anlayış, toplumsal dayanışma ve hoşgörünün küçük ama etkileyici bir yansıması oldu.

NİLÜFER SPOR MANİFESTOSU KAMUOYUNA DUYURULDU Haber

NİLÜFER SPOR MANİFESTOSU KAMUOYUNA DUYURULDU

Sağlıklı kentleşme, kapsayıcı toplumsal katılım ve genç nesillerin potansiyelini artırmak hedefiyle yola çıkan Nilüfer Belediyesi, bugün Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan "Spor Manifestosu"nu kamuoyuna açıkladı. Manifesto, sporu sadece bir yaşam biçimi olarak ele almakla kalmayıp, sosyo-kültürel kalkınmanın da merkezine yerleştirerek toplumsal dönüşümün en etkin aracı olarak tanımlıyor. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir tarafından açıklanan ve kapsamlı bir analiz, hedef ve eylem planını bir araya getiren manifesto; eğitimden sağlığa, kent güvenliğinden gençlik politikalarına kadar uzanan geniş bir perspektifte sporun rolünü yeniden tanımlıyor. Nilüfer Belediyesi’nin, kentin sporla kurduğu bağı güçlendirmek ve bu alandaki vizyonunu kurumsal bir çerçeveye oturtmak amacıyla hazırladığı "Nilüfer Spor Manifestosu", Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Baran Güneş, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Türkiye Voleybol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Ersin Yılmaz, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri, Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or ile iş dünyası temsilcileri, sporcular ve kulüp yöneticilerinin katılımıyla gerçekleştirilen özel bir organizasyonla paylaşıldı. "Spor Nilüfer’in yaşam kültürüdür" Gecede Nilüfer’in spor anlayışını, vizyonunu ve geleceğini şekillendiren "Spor Manifestosu"nu açıklayan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Spor, Nilüfer’in yaşam kültürüdür" mesajını verdi. Başkan Şadi Özdemir, sporu sadece yarışma ve başarıyla sınırlayan anlayışın ötesine geçiren Nilüfer Spor Manifestosu ile kentin planlamasından gençlik politikalarına, halk sağlığından toplumsal dayanışmaya kadar yaşamın her alanına yayılan, kapsayıcı ve adil bir yaşam kültürü olduğunu vurguladı. Manifesto ile seçim döneminde "100 Güldüren Projeler" kapsamında vaat ettikleri spor vizyonunu somutlaştırdıklarını belirten Başkan Şadi Özdemir; sporu toplumun ahlakını ve disiplinini güçlendiren bir değer olarak gören Mustafa Kemal Atatürk’ün yaklaşımından ilham aldıklarını söyleyerek, manifestonun temel felsefesini şu sözlerle açıkladı: "Biz sporu sadece başarıya indirgemiyoruz. Sadece kupa kazanmak olarak görmüyoruz. Bizim için spor; önleyici, koruyucu ve birleştiricidir. Gençler için bir okul, kadınlar için güçlenme alanı, toplum için ise dayanışmadır. Spor yapan genç hayata tutunur, çocuklar kendini yalnız hissetmez. İşte tam da bu yüzden Nilüfer’de sporu bir kamu sorumluluğu olarak ele alıyoruz." Başkan Şadi Özdemir, mahallelerdeki erişilebilir spor alanlarından bisiklet yollarına, gençlere ve kadınlara yönelik programlardan engelli bireyler için oluşturulan imkanlara kadar birçok çalışmanın bu manifestonun bir parçası olduğunu dile getirdi. Konuşmasını "Bu daha başlangıç" diyerek tamamlayan Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer’in sporla büyüyen hikayesini Nilüferlilerle birlikte yazmaya devam edeceklerini söyledi. "Başarı tesadüf değil, istikrarın ürünüdür" Nilüfer Belediyespor Kulübü’nün Türkiye’nin en köklü ve çok branşlı yapılarından biri olduğuna dikkat çeken Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or da, elde edilen başarıların planlı çalışma ve güçlü altyapı sayesinde geldiğini vurguladı. Konuşmasında Nilüfer’in yetiştirdiği voleybolculardan Öykü Saruhan’ın hikayesine atıfta bulunan Muharrem Or, "Öykü’nün başarısı yalnızca bireysel bir yeteneğin sonucu değil; doğru zamanda verilen desteklerin ve sabırla kurulan bir altyapının ürünüdür. Bizim gücümüz sadece kazandığımız kupalarda değil; çocuklara verdiğimiz umut ve gençlere açtığımız yolda yatıyor" ifadelerini kullandı. Katılımcıların görüşleri alındı Açılış konuşmalarının ardından katılımcıların görüşleri alındı. "Ortak bir spor kültürü oluşturmak kentin geleceğini nasıl şekillendirir?" sorusundan yola çıkılarak yapılan ankette konukların önerilerini topladı. Anket sonuçlarının manifestonun sahadaki karşılığını güçlendireceği belirtildi. Etkinlikte, Nilüfer’de spor kültürüne emek veren sporcular ile Süperlig ve Türkiye 1. lig takımları arasındaki tek kadın baş antrenör olan İlknur Kurtuluş, Nilüfer Belediyespor Hentbol Başantrenörü Gökhan Durmaz ve Nilüfer Belediyespor Eker Voleybol A Takımı destekçisi Eker Spor Kulübü Başkanı Ece Eker’e "Onur ve Katkı Belgesi" verildi. Türkiye Voleybol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Ersin Yılmaz da, daha nice sporcuların yetişmesine duyduğu inancı temsilen, Milli Takım imzalı formayı Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve Kulüp Başkanı Muharrem Or’a takdim ederken, Başkan Özdemir ve Or da Nilüfer Belediyespor Eker Voleybol A Takımı sporcularının imzaladığı formayı Yılmaz’a hediye etti. Özetle nilüfer spor manifestosu Öte yandan Nilüfer Spor Manifestosu, belediyelerin geleneksel spor hizmetlerinin ötesine geçerek; sporu kent planlaması, gençlik politikaları, halk sağlığı ve toplumsal dayanışma başlıklarıyla birlikte ele alan stratejik bir çerçeve sunuyor. Manifesto; sporun yalnızca rekabet ve başarı odaklı değil, yaşam boyu katılımı teşvik eden, kapsayıcı ve adil bir toplumsal araç olduğuna dikkat çekiyor. "Spor, herkes için bir yaşam hakkı" Nilüfer Spor Manifestosu, günlük yaşamda sporu herkes için ulaşılabilir kılmayı amaçlıyor. Bu çerçevede belgenin temel hedefleri şöyle öne çıkıyor: Her Yaştan Kentliye Açık Spor İmkanları: Okullar, parklar ve meydanlar başta olmak üzere kentin günlük yaşam alanlarında sporun doğal olarak yer alması. Gençlik ve Toplum Odaklı Yaklaşım: Gençlerin sadece sportif başarı değil, aynı zamanda sosyal bağ, öz güven ve yaşam becerileri geliştireceği alanlar oluşturmak. Toplumsal Sağlık ve Refah: Sporu, fiziksel sağlığın ötesine taşıyarak ruh sağlığı ve toplumsal dayanışmanın temel bir bileşeni olarak konumlandırmak. Kapsayıcılık ve Fırsat Eşitliği: Dezavantajlı gruplar, kadınlar, yaşlılar ve özel bireyler için eşit katılım imkânları sağlamak. Manifesto; sporun yalnızca rekabet ya da başarıya odaklı bir faaliyet olmadığını; toplumun her bireyinin yaşam kalitesini yükselten, sosyal bağları güçlendiren, adil bir araç olduğunu vurguluyor. Stratejik spor politikası Belediyeler geleneksel olarak spor tesisleri inşa eder, kulüpleri destekler veya gençlik programları yürütür. Ancak Nilüfer’in Spor Manifestosu, bu çalışmaların ötesine geçerek sporu stratejik bir kamu politikası haline getiriyor ve bütüncül bir sosyal dönüşüm aracı olarak tanımlıyor. Sporun kent planlamasından eğitim politikalarına, toplumsal sağlığa kadar uzanan geniş bir vizyonla ele alınması, bu yaklaşımı Türkiye’de benzersiz kılıyor. Sporun kent yaşamına entegrasyonu ve herkese ulaşan fırsatlar sunması, manifestonun en çarpıcı yönlerinden biri. Bu vizyon, yalnızca yarışma odaklı değil; hayat boyu spor, katılımcı topluluklar ve sağlıklı nesiller oluşturma perspektifini benimsiyor.

BARBAROS KÖYÜ NEREDE, NASIL GİDİLİR, NELER YAPILIR? Haber

BARBAROS KÖYÜ NEREDE, NASIL GİDİLİR, NELER YAPILIR?

Özellikle oyun ve oyuncak festivali, el yapımı ürünler pazarı, zeytinyağı üretimi ve taş ev mimarisiyle dikkat çeken bir yerleşim yeri olarak bilinen Urla'nın Barbaros Köyü, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) tarafından "dünyanın en iyi turizm köyü" seçildi. BARBAROS, NEDEN DÜNYANIN EN İYİSİ SEÇİLDİ? UNWTO’nun her yıl düzenlediği "Best Tourism Villages" programı kapsamında gerçekleştirilen değerlendirmelerde, Barbaros Köyü; sürdürülebilir turizm uygulamaları, çevreye ve kültürel mirasa duyduğu saygı, yerel üretimi destekleyen yaklaşımı ve toplumsal dayanışma örnekleriyle öne çıktı. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü tarafından verilen bu unvan, köyün uluslararası tanınırlığını artırırken, sürdürülebilir ve yerel değerlere dayalı turizm anlayışının da örnek gösterilmesi açısından önem taşırken Barbaros köyü, Türkiye’den bu ödülü alan sayılı köylerden biri oldu. BARBAROS KÖYÜ TARİHÇESİ Günümüzden yaklaşık 5000 yıl öncesine dayanan prehistorik tarihi bulunan "Barbaros Başköy Höyüğü" nedeniyle bir bölümü "1. Derece Arkeolojik Sit Alanı" ilan edilmiştir. İzmir'e 55 km, Urla'ya ise 22km uzaklıkta olan ve Urla'dan belli aralıklarla kalkan otobüslerle ulaşılan Barbaros, eski köy yaşantısını hala muhafaza edebilen nadir yerleşim yerlerinden biridir. Türkler bu bölgeye ağırlıklı olarak Anadolu Beylikleri döneminde yerleşmiş. Kaynaklardan elde ettiğimiz bilgilere göre Çaka Bey döneminde de bölgede Türklerin olduğunu görmekteyiz. İzmir’in Urla ilçesine bağlı Barbaros köyü, Yarımada’nın üç ilçesinin ortasında yer alan Barbaros polyesinde yer almaktadır. Köy, şu an bulunduğu yerine 300-350 yıl önce köyün ilk yerleşim yeri olan Başköy mevkiinden gelmiş ve bir kış deresinin iki yanına sıralanmış, o dönemki toprak damlı evlerinden dolayı Sıradamlar adını almıştır. 1931 yılına kadar çevresindeki köylerin bağlı olduğu Barbaros nahiyesinin merkezidir ve o dönem Çeşme ilçesine bağlıdır. 1931 yılında İzmir – Çeşme yolunun yapılmasıyla nahiye merkezi bu yolun üzerinde kalan Uzunkuyu köyüne taşınmıştır. Nahiye merkezinin taşınmasıyla nahiyenin ismi olan Barbaros, köyün Sıradamlar olan ismiyle değiştirilmiştir. Köy, 1954 yılında merkeze ulaşım kolaylığı için kendi istekleriyle Urla ilçesine bağlanmıştır. Köyün girişindeki parkta Çanakkale Savaşında şehit olan Barbaroslu askerlerin isimlerinin yazılı olduğu Şehitlik Heykeli de bulunuyor. RİVAYETLER: bugün burada yaşayanlar Türkmen Yörükler. Köyün kuruluş hikayesi bir hayli ilginç. Çok eski dönemlerde ilk yerleştikleri yer olan Başköy’de veba salgını olmuş ve köylüler bir hayvan keserek etlerini değişik yerlere dağıtmışlar etin bozulduğu yere köyü kurmaya karar vermişler. Bugün köyün kurulu olduğu yer etin bozulduğu yer. Buraya çatısı topraktan, sıra sıra evler yapmışlar. Bu yüzden köyün ilk adı Sıradamlar olmuş. 1933 yılına kadar köyün adı Sıradamlar olarak kalmış. Bu tarihten önce doğanların kimliklerinde doğum yeri Sıradamlar yazıyormuş. O tarihte rivayete göre köye bir vali gelmiş ve köylülerden, 5 km’lik bir yolu imece usulü ile yapmalarını istemiş. Köylüler bunu yapacak güçlerinin olmadığını söylemişler. Rivayet bu ya, vali gerekirse eşlerinizin giysilerini satın, yapın demiş. Köylüler de bu laf üzerine valinin üzerine yürümüşler. Bunun neticesinde vali bu köyde yaşayanlar çok barbar, köyün adı Barbaros olsun demiş. İkinci rivayete gelince, Yunanlılar, Rum olmayan kişilere veya Rumların bulunmadığı yere Barbaros diyorlarmış. Köyün kurulumundan itibaren bu köyde hiç Rum yaşamamış. Bu yüzden köyün adı Barbaros Köyü olmuş. BARBAROS KÖYÜNDE ÜRETİM VE EKONOMİ Köy, tarım amaçlı kullandığı ovayı Birgi, Uzunkuyu ve Zeytinler köyleriyle paylaşmaktadır. Bölgedeki su kaynaklarının kısıtlılığından dolayı eski dönemlerden beri çevredeki doğaya uyumlu olarak susuz tarım yapılmıştır. Üzüm, yöredeki en kadim üründür. Tütün daha fazla kazanç getirdiği dönemlerde bağlar sökülmüş yerlerine tütün dikilmiş; Tekel’in özelleşmesiyle 2008 yılında tütüncülük köyde tamamen bitmiştir. Toplumsal ve ekonomik yapıların değişimiyle tarım yapan kişi sayısı giderek azalmıştır. Köyde tarımsal üretime çağrı niyetiyle organize edilmeye başlanan Oyuk Festivali ve yeni kurulan Barbaros Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin de destekleriyle tarımsal faaliyetler artırılmaya çalışılmaktadır. Köyde günümüzde en yoğun buğday, susam ve kavun ekimi yapılmaktadır. Zeytincilik tüm Ege’de olduğu gibi bir diğer önemli tarımsal faaliyettir. Köy halkının çoğunluğunu, kuşaklardır bu bölgede yaşayan kişiler oluşturur; dönem dönem çalışmak için bölgeye gelip sonra buraya yerleşmiş insanlar da mevcuttur. Son 10 yılda ise özellikle şehirlerden gelip Barbaros’a yerleşen hane sayısı artmaktadır. Köydeki tarımsal üretimin bitmesiyle 2000’li yıllarda şehirlere göç yoğunlaşsa da, Barbaroslular köyleriyle bağlantılarını koparmamaktadır. OYUK FESTİVALİ Barbaroslular, köylerinin kaybolmaya yüz tutan tarımsal, kültürel ve geleneksel değerlerini canlandırmayı hedeeyen sıra dışı bir festival hazırlığına giriştiler ve ilki 3-4-5 Haziran 2016 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Festival, belki de ülkemizde düzenlenen ilk “temalı festival” olma özelliğine sahip.Festivalin sürdürülebilir olması, öncelikli stratejik hedef olduğundan, düzenlenen her festivalin kalkındırmaya yönelik kalıcı izler bırakmasına özen gösterileceği belirtiliyor. OYUKLAR KÖYE İNDİ Barbaros Oyuk Festivali’nin hareket noktası, güzel bir hikayeye dayanıyor. Uzun zamandır ekilmeyen tarlalarda işsiz kalan korkulukların, ne olduğunu merak ederek köy merkezine gelmeleri ile başlayan hikayede, köylülerin artık tarım yapmadığını gören oyuklar; köylüyü yeniden üretime ikna etmek için eğlenceli bir yol seçerler ve festival başlar. Barbarosluların tarlada güneşten korunmak için kullandıkları yerel kadın başlığı olan ‘Boru’, 2024 yılında festival teması olarak seçildi. Atölyeler, kitap imza günleri, oyuk yarışması, dört mevsim keçe sergisi gibi birbirinden renkli etkinliklerin olduğu festivalde, köy halkı İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan stantlarda lezzetli yiyeceklerden kooperatif gıda ürünlerine, el işçiliğine dayanan takılar ve oyuklardan sanat eserlerine kadar her zevke ve ihtiyaca hitap eden ürünlerini ziyaretçilerin beğenisine sunuyor. . BU BAŞLIĞIN KÖYDE İLK NE ZAMAN KULANILDIĞINI BİLEN YOK Köyün yerel kıyafetlerinden boru adlı başlığı kadınlar tarlada, bahçede, avluda çalışırken, bir iş yaparken giymekteler. İlk ne zaman kullanılmaya başlandığını veya tarihçesini bilen yok. BARBAROS KÖYÜNDE NEREDE KALINIR? Barbaros köyünün girişinde geniş bahçesi ve taş mimarisiyle konuklarına hoşgeldin diyen "Emek Kültür ve Sanat Evi"nde konaklama yapılabilmekte. Bahçesinde yer alan bungalovlarda keyifli bir hafta sonu tatili geçirebilirsiniz. Bunun yanı sıra önceden muhtarla irtibata geçilmesi koşuluyla köylü evlerini pansiyon olarak da ziyaretçilere açabiliyor. Alternatif olarak köy sınırları içinde bulunan göllerin etrafında kamp keyfi de yapabilirsiniz. EMEK, KÜLTÜR VE SANAT EVİ Eski okul binasının onarım ve tadilatı tamamlanarak burada faaliyete geçen, ayrıca sanat ve kültür amaçlı bir merkez olarak Urla'nın köylerinde bir ilk olan "Barbaros Emek Kültür ve Sanat Evi" hizmet vermeye başladı. Bu merkezdeki asıl etkinlik özel bir teknikle resim çalışmaları.Türkiye'nin ve dünyanın değişik bölgelerinden toplanmış taşlar kırılarak özel yöntemlerle işlendikten sonra elde edilen malzeme ile resim yapılmakta. BARBAROS KÖYÜ'NE NASIL GİDİLİR? Barbaros Köyü E881 İzmir-Çeşme Otoyolu üzerinden O-32′ye girdiğinizde 5km içerde. İzmir şehir merkezinden yaklaşık 1 saat 30 dakika süren bir yolculukla ulaşabileceğiniz Barbaros Köyü'ne Urla’dan kalkan dolmuşlarla da rahatlıkla ulaşılabilir. Barbaros Köyü, doğa ile iç içe bir tatil yapmak isteyenler, yöresel kültürü keşfetmek isteyenler ve sakin bir atmosfer arayanlar için ideal bir yerleşimdir. Ege’nin saklı aklmış cennetlerinden biri olan Barbaros'ta geçireceğiniz zamanı unutulmaz kılacak pek çok gezi noktası ve deneyim sizi bekliyor. Ayrıca, aşağıdaki toplu taşıma hatları Barbaros Köyü/Urla - yakınından geçiyor: Otobüs: 882, 883, 982, 737, 760. Konum için tıklayın. NEREDE, NE YENİR? Eski bir Türk köyü olan Barbaros'un merkezinde diğer köylere nazaran yemek yenilebilecek bir çok mekan bulunuyor. Yöreye özgü yemeklerin tadına baktıktan sonra meydandaki kıraathanelerde kahve keyfi yapabilirsiniz. Barbaros Mahallesi'ndeki köy kahvesi kültürünü bir kadın yaşatıyor. Kahvehane işleten Bahar Doğru, görenleri şaşırtıyor. Doğa ile baş başa yemek keyfi yaşamak isteyenler ise gölün kenarında bulunan restoranı tercih edebilir. Barbaros’un mutfağı, yöresel lezzetlerle dolup taşıyor. Özellikle köy loru, taze maydanoz ve soğanla hazırlanan katmer, köyde mutlaka tatmanız gereken bir lezzet. Ayrıca, köy fırınında pişirilen odun ateşinde çalkama da kış aylarında vazgeçilmezler arasında. Lezzet İçerik Mevsim Katmer Köy loru, maydanoz, soğan Her Mevsim Çalkama Yerel otlar, odun ateşi Kış Karabaşotu Reçeli Fransız lavantası Nisan GEZİLECEK YERLER Urla- Çeşme ana yolundan Barbaros köyüne saptıktan sonra köyün sevimli oyuklarıyla karşılaşacaksınız. Yolun her iki tarafına belli aralıklarla yerleştirilmiş oyuklar yani korkuluklar gelen konuklarına adeta hos geldiniz deyip, köye buyur ediyor. Şirin köy evleriyle süslü köy meydanından yukarı çıktığınızda Eski Cami'ye varmış olacaksınız. Barbaros'ta 1970'li yıllara kadar işletilen, 4 su havuzuna sahip bir su değirmeni bulunuyor. Köyün altından geçen dere suyu ile çalışan değirmenin kalıntıları bugün hala mevcut. Geçmişte köylülere ait iki adet yel değirmeni varmış. Değirmenlerin dış duvarları bugün kısmen ayakta kalmayı başarmış. Ayrıca köyde bulunan Zübeyir Zühtü Erzen Kütüphanesi, aynı zamanda toplanti ve sergi yeri olarak çok amaçlı bir kullanıma sahip. Barbaros köyünün gurur veren bir diğer özelliği ise okur yazarlık oranın yüzde yüz oluşudur. Köyde ekmek fırını bulunmuyor. Urla Belediyesinin tahsis ettiği alana oyuk festivali ile birlikte köylülerin kullanması için iki adet ekmek fırını yapıldı. Yapılan fırınlar sayesinde köylü kadınlar kendi ekmeklerini o fırında yaparlar. Köyü ziyaret ederek mis kokulu köy ekmeklerini tadabilir, dilerseniz satın alabilirsiniz. ''KALBİM EGE’DE KALDI'' Diğer Ege köylerinde olduğu gibi burası da dizi furyasından nasibini alan yerlerden biri olmuş. lk bölümü 24 Haziran 2015 tarihinde yayımlanan, aile ve romantik komedi türündeki Türk televizyon dizisi Kalbim Ege’de Kaldı'nın bazı bölümleri burada çekilmiş. KORUNCUKKÖY URLA Türkiye'nin ikinci çocuk köyüne sahip olan Barbaros Köyü, bu özelliğiyle sosyal sorumluluk hizmetlerine ev sahipliği yapıyor. Koruncuk Vakfı (Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı), Bolluca'da yer alan çocuk köyünden sonra Urla Belediyesi'nin de ortak işbirliği protokolü ile ikincisini Barbaros Köyünde açtı. Dezavantajlı durumdaki çocuklar ve gençlere yönelik oluşturulan Koruncukköy Urla tesislerinde çocuklar meslek edinene kadar her türlü eğitim ve sosyal desteği alabilecekler. Köy hakkında daha fazla bilgiye şaşılacak derecede güncel web sitesinden ulaşabilirsiniz. KAYNAKLAR: https://studiosustain-urla.bilgi.edu.tr/wp-content/uploads/2018/09/CerenSezgin_%C4%B0remTosun_Naz%C3%87akar_lowres.pdf https://barbarossukulturu.com/barbaros-koyu/ https://www.urla.bel.tr/Upload/files/barbaros.pdf https://moovitapp.com/index/tr/toplu_ta%C5%9F%C4%B1ma-Barbaros_K%C3%B6y%C3%BC_Urla-IzmirAyd%C4%B1n-site_58204343-1564 https://www.facebook.com/iktm35/posts/pfbid0Mx4paQXeJi3eBYfHPTZt8cqyrdLZQn4aM5sXhNj94bHthhUfGi4pHfu5YrHC2H9yl?locale=tr_TR https://azgezmis.com/barbaros-koyu-oyuk-festivali/ https://anysqft.tr/koy-yasami/barbaros-koyu-gezilecek-yerler/

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.