#Tübi̇tak

- Tübi̇tak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tübi̇tak haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TÜRKİYE AY ARACINI 2027'NİN İLK AYLARINDA UZAYA FIRLATACAK Haber

TÜRKİYE AY ARACINI 2027'NİN İLK AYLARINDA UZAYA FIRLATACAK

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Türkiye'nin Milli Uzay Programı kapsamında geliştirdiği Ay aracının 2027'nin ilk aylarında uzaya gönderileceğini açıkladı. Kacır, aracın kendi hibrit itki roket sistemine sahip olacağını ve testlerin başarıyla tamamlandığını bildirdi. Türkiye'nin Somali'de kendi uzay limanını inşa ettiğini de belirten Kacır, IAC 2026 kapsamında ilk kez "Antalya Deklarasyonu" yayımlanacağını söyledi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Emre Gölü'nde gerçekleştirilen 28. TÜBİTAK Gökyüzü Gözlem Etkinliği'nde Türkiye'nin uzay çalışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Milli Teknoloji Hamlesi'nde uzay teknolojilerinin önemli bir yere sahip olduğunu belirten Kacır, Türkiye'nin BİLSAT, RASAT, GÖKTÜRK-2, Türksat 6A ve İMECE projeleriyle uydu teknolojileri alanında önemli kabiliyetler kazandığını ifade etti. Milli Uzay Programı kapsamında derin uzay projelerinin de sürdüğünü kaydeden Kacır, Türkiye'nin geliştirdiği Ay aracına ilişkin fırlatma takviminin netleştiğini duyurdu. AY ARACI 2027'NİN İLK AYLARINDA UZAYA GÖNDERİLECEK Türk mühendis, araştırmacı ve bilim insanlarının Ay aracını geliştirmeye devam ettiğini aktaran Kacır, aracın kendi hibrit itki roket sistemine sahip olacağını söyledi. Kacır, "Kendi hibrit itki roket sistemine sahip Ay aracımızı 2027'nin ilk aylarında uzaya göndereceğiz. Şu anda fırlatma takvimi de netleşmiş oldu. Tüm testler başarıyla gerçekleşti." dedi. Projenin başarıya ulaşmasıyla Türkiye'nin dünyada az sayıda ülkenin sahip olduğu teknolojik kabiliyetlerden birini kazanacağını belirten Kacır, çalışmaların planlanan takvim doğrultusunda sürdüğünü ifade etti. SOMALİ'DE UZAY LİMANI İNŞA EDİLİYOR Türkiye'nin uzaya bağımsız erişimini stratejik bir hedef olarak tanımlayan Kacır, roket ve füze teknolojilerindeki çalışmaların kendi uydularını uzaya taşıyabilecek roketlerin geliştirilmesi doğrultusunda ilerlediğini söyledi. ROKETSAN, TÜBİTAK SAGE ve Delta V'nin bu alanda çalışmalar yürüttüğünü belirten Kacır, uzaya bağımsız erişimin diğer ayağının ise uzay limanı olduğunu kaydetti. Ekvator bölgelerinin Dünya'nın dönüş hızından yararlanılması nedeniyle uzaya erişimde maliyet avantajı sunduğunu anlatan Kacır, Türkiye'nin Somali'de kendi uzay limanını inşa ettiğini bildirdi. Kacır, "Türkiye kendi roketleriyle kendi geliştirdiği uyduları ve uzay araçlarını kendi uzay limanından uzaya gönderme kabiliyetine erişecek." ifadelerini kullandı. ODTÜ'DE UZAY TEKNOPARKI KURULACAK Uzay alanındaki çalışmaların güçlü bir ekosistem gerektirdiğine dikkati çeken Kacır, ODTÜ'de kurulması planlanan uzay teknoparkının kurum ve şirketlerin kümelendiği, AR-GE faaliyetlerinin birlikte yürütüldüğü bir merkez olacağını söyledi. Türkiye'nin gerçekleştirdiği insanlı uzay bilim misyonlarının devamının geleceğini belirten Kacır, Türkiye'nin gelecekte kurulacak uluslararası uzay istasyonlarında teknoloji geliştiren ve üreten ülkeler arasında yer almasının hedeflendiğini kaydetti. IAC 2026 ANTALYA'DA DÜZENLENECEK Kacır, Türkiye'nin 5-9 Ekim'de Antalya'da düzenlenecek 77'nci Uluslararası Uzay Kongresi'ne (IAC 2026) ev sahipliği yapacağını hatırlattı. Kongrede 100'den fazla ülkeden 10 binin üzerinde katılımcının ağırlanmasının beklendiğini belirten Kacır, organizasyonun Türkiye tarihinin en büyük bilimsel etkinliklerinden biri olacağını ifade etti. Kacır, ön kayıt ve bilimsel makale başvurularında rekor kırıldığını, kongrede yeni nesil uzay teknolojisi girişimlerine de özel alan ayrılacağını bildirdi. İLK KEZ "ANTALYA DEKLARASYONU" YAYIMLANACAK IAC tarihinde daha önce uygulanmayan bir adımın Antalya'daki kongrede atılacağını açıklayan Kacır, ilk kez bir deklarasyon yayımlanacağını söyledi. Kacır, "IAC 2026'da ilk kez Antalya'dan bir deklarasyon yayımlanacak. Önceki kongrelerde böyle bir uygulama da yoktu. Biz bu deklarasyonun da özellikle barış, güven ve istikrar mesajlarını içermesini hedefliyoruz." dedi. "Antalya Deklarasyonu"nun kongrenin başlamasından bir gün önce dünyanın farklı ülkelerinden parlamenter ve hükümet temsilcilerinin katılacağı toplantının ardından yayımlanmasının planlandığını aktaran Kacır, uzayın barış, uluslararası işbirliği ve insanlığa hizmet eden teknolojilerin geliştirilmesine yönelik bir alan olarak kalmasını hedeflediklerini ifade etti.

GENÇ MÜHENDİSLERLER YERLİ YAZILIMA ONAY ALDI Haber

GENÇ MÜHENDİSLERLER YERLİ YAZILIMA ONAY ALDI

Yaşar Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü son sınıf öğrencileri, dijital dünyayı tehdit eden siber saldırıları yapay zekâ ve makine öğrenmesi algoritmalarıyla anlık olarak tespit edip engelleyecek yerli yazılım projesi INTSEC'i geliştirdi. Büyük ağlarda siber saldırıları değişen senaryolara göre tespit edebilen yerli sistem, TÜBİTAK 2209-A programı kapsamında desteklenecek. Dijital dönüşümün hız kazanmasıyla birlikte küresel ölçekte artan siber güvenlik tehditlerine karşı, Yaşar Üniversitesi'nden yerli ve yenilikçi bir hamle geldi. Yaşar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğrencileri Ahmet Berk Öz, Semih Cengiz Öksüzoğlu, Semih İkbal ve Veysel Kan, kritik kurumsal ağları ve veri akışlarını korumak amacıyla yapay zekâ destekli yeni bir siber savunma sistemi tasarladı. INTSEC: Makine Öğrenmesi Destekli, Gerçek Zamanlı Ağ Saldırı Tespit ve Siber Güvenlik Analizi Sistemi adını taşıyan proje, TÜBİTAK 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı tarafından kabul edilerek resmi onay aldı. Anlık izleme ve müdahale Proje danışmanlığını Yaşar Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mete Eminağaoğlu’nun üstlendiği çalışma, klasik siber güvenlik duvarlarının aksine, siber saldırıların henüz gerçekleştiği esnada (gerçek zamanlı) tespit edip analiz edebilme yeteneğine sahip. INTSEC, sistem yöneticilerine dijital tehditleri anlık olarak izleme ve müdahale etme şansı tanıyor. Siber saldırılara karşı akıllı adaptasyon Geliştirilen sistem, siber dünyadaki kuralları ezberlemek yerine küresel veri setleriyle kendini sürekli eğitiyor. Benzer saldırıların zaman içerisindeki değişimini analiz edebilen yapay zekâ, karmaşık ağ hareketlerine esnek bir şekilde uyum sağlıyor. Bu güçlü adaptasyon yeteneği, projenin laboratuvar ortamından çıkıp kurumsal siber savunma sistemlerine anında entegre edilmesini sağlıyor. Düşük maliyet yüksek güvenlik Projenin bir diğer önemli hedefi ise ekonomik bir prototip sunması. Düşük maliyetli donanımlar üzerinde yerel ağ simülasyon ortamıyla kurgulanan sistem; kurumsal şirketlerin siber savunma altyapılarında, siber güvenlik laboratuvarlarında ve eğitim kurumlarında rahatlıkla uygulanabilir, sürdürülebilir ve geliştirilebilir bir yerli yazılım çözümü sunuyor.

OSMANGAZİ BELEDİYESİ HORIZON EUROPE PROJESİYLE AVRUPA'DA Haber

OSMANGAZİ BELEDİYESİ HORIZON EUROPE PROJESİYLE AVRUPA'DA

Osmangazi Belediyesi, Avrupa Birliği'nin araştırma ve inovasyon programı Horizon Europe kapsamında destek almaya hak kazanan EVAL-INNO projesinin resmi ortakları arasında yer aldı. Üç kıtadan 12 kurumun yer aldığı konsorsiyumda Osmangazi Belediyesi, Türkiye'den projeye katılan tek resmi belediye temsilcisi olacak. PROJE YÜKSEK PUANLA KABUL EDİLDİ Avrupa Komisyonu tarafından değerlendirilen EVAL-INNO projesi, kabul için gerekli 70 puanlık barajı geride bırakarak 100 üzerinden 94,60 puan aldı. Proje kapsamında farklı ülkelerde uygulanan yenilikçilik ve teknolojik dönüşüm politikaları karşılaştırmalı olarak incelenecek. Osmangazi Belediyesi ise kentsel yenilik, dijitalleşme ve yerel yönetim uygulamaları alanındaki deneyimini projeye taşıyacak. ARAŞTIRMA ÜNİVERSİTELERİYLE AYNI PROJEDE İspanya'daki València Üniversitesi koordinasyonunda yürütülecek projede, İtalya Ulusal Araştırma Konseyi (CNR), Londra Üniversitesi, Liverpool Üniversitesi ile Budapeşte Teknik ve İktisat Üniversitesi'nin yanı sıra Kolombiya, Peru, Bolivya, Venezuela ve Kazakistan'dan araştırma kuruluşları yer alıyor. Yerel yönetim tarafında ise yalnızca İspanya'dan Mislata Belediyesi ile Türkiye'den Osmangazi Belediyesi konsorsiyuma dahil edildi. TÜBİTAK'TAN TEBRİK MESAJI Horizon Europe Programı'nın Türkiye koordinasyonunu yürüten TÜBİTAK, proje başarısı nedeniyle Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın'a tebrik mesajı gönderdi. Mesajda, yüksek rekabet ortamında elde edilen başarının memnuniyet verici olduğu belirtilirken, sözleşme sürecinde belediyeye destek verileceği ifade edildi. ERKAN AYDIN: "ULUSLARARASI ÖLÇEKTE ÜRETEN BİR BELEDİYE OLUYORUZ" Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, elde edilen başarının belediyenin uluslararası vizyonunu ortaya koyduğunu belirterek, Araştırma ve Geliştirme Müdürlüğü bünyesinde yürütülen çalışmalar sayesinde Türkiye'yi temsil eden tek kurum olmanın gururunu yaşadıklarını söyledi. Projenin belediyecilikte yenilikçilik, dijitalleşme ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesine önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.

BAKAN KACIR: TÜRKİYE'YE YATIRIM YAPAN KAZANIYOR Haber

BAKAN KACIR: TÜRKİYE'YE YATIRIM YAPAN KAZANIYOR

Bursa OYAK Renault Fabrikaları'nda üretilen yeni Renault Boreal, banttan indirilme töreni için Bursa'ya gelen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Türkiye, yerli ve yabancı hiçbir firmanın ayrımcılığa tabi tutulmadığı, kuralların herkes için adil şekilde uygulandığı, değer oluşturacak her yatırımın desteklendiği bir ülkedir. Türkiye'ye güvenenler, Türkiye'de yatırım yapanlar hem kendileri hem de Türkiye kazanır" dedi. Renault'nun Türkiye'de üretilen yeni C segmenti SUV modeli Renault Boreal, Türkiye'de satışa sunuluyor. OYAK ve Renault tarafından açıklanan 400 milyon Euro'luk yatırım kararının önemli adımlarından biri olan Boreal hem Türkiye ekonomisine hem de otomotiv sektörüne önemli katkılar sunacak. Yeni bir dönemin başlangıcını temsil eden Boreal'in banttan indirildiği törende konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Ülkemiz sanayiinin kalbi Bursa'mızda hayata geçirilen yatırımın, sektörümüze, şehrimize, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Dünya çok katmanlı bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçiyor. Liberal ticaret terk ediliyor. Yerinde üretimi, yakından ve dostlardan tedariki esas alan korumacı ticaret politikaları öne çıkıyor. Teknolojinin farklı sahalarında yaşanan gelişmeler; küresel üretim haritasını yeniden şekillendiriyor. Yenilikçi teknolojiler; ülkelerin kalkınma yolculuğuna yön veriyor. Pek çok ülkenin yeni yeni idrak edebildiği bu kritik eşiği, daha en başından müşahede ederek başarıyla aşmış bir ülkeyiz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, 23 yılda ülkemizi, Ar-Ge ve katma değerli üretimde dünyanın sayılı ülkeleri arasına taşıdık. İmalat sanayimizin öncülüğünde, ihracatımızı 23 yılda 36 milyar dolardan 276 milyar dolara ulaştırdık. Türkiye bugün, Çin'den sonra Orta Avrupa'ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği açısından en önde gelen ihracatçı ülkedir. Üretim gücüyle küresel tedarik zincirlerinin güvenilir ve dayanıklı halkasıdır. Ana sanayide 60 bine yakın, tedarik sanayinde ise 250 bini aşkın nitelikli istihdam sağlayan otomotiv sanayimiz, yatırım, istihdam, üretim, icat ve ihracat odaklı kalkınma yolculuğumuzun öncü sektörleri arasındadır. Geçen 23 yıl içerisinde, sektör paydaşlarımızın alın ve akıl teri sayesinde, otomotiv üretimimiz yıllık 357 binden 1,5 milyona yükseldi. Sektörümüz geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği 41,5 milyar dolar ihracatla rekora imza attı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörümüzün üretim gücünü, teknoloji geliştirme kapasitesini ve uluslararası rekabetçiliğini perçinleyecek program ve projeleri hayata geçiriyoruz" diye konuştu. Otomotiv sanayisinin teknoloji geliştirme kabiliyetini derinleştirmek ve yüksek katma değerli üretim kapasitesini artırmak için 206 Ar-Ge ve tasarım merkezi ile teknoparklarımızda faaliyet gösteren 132 firmanın projelerini desteklediklerini belirten Bakan Kacır, "TÜBİTAK eliyle, otomotiv teknolojilerinde yürütülen 3 bin 205 projeye ve bu alanda araştırma yürüten 3 bin 200'den fazla bilim insanı ve gencimize son 23 yılda toplam 33 milyar lira kaynak sağladık. 2002 yılından günümüze, yatırım teşviklerimizle; otomotiv ana ve yan sanayi firmalarının toplam 1,4 trilyon lira yatırım büyüklüğüne sahip 3 bin 861 projesinin önünü açtık. Geçtiğimiz yıl küresel göstergeler ve ülkemizin stratejik öncelikleri kapsamında yeniden güncellediğimiz yatırım teşvik sistemiyle; sektörümüzde hayata geçirilecek ve milli teknoloji hamlemizi destekleyecek yatırımlara sunduğumuz teşviklerin ölçeğini büyüttük. Otomotiv sektörümüz için de öncelikli ve önemli gördüğümüz ikiz dönüşüm projelerinin gerçekleştirilmesi için yeşil ve dijital dönüşüm programlarını devreye aldık. Sektör oyuncularımız tarafından gerçekleştirilen ve toplam 57,3 milyar liralık yatırım büyüklüğüne sahip 5 projeyi, ülkemizin yüksek teknoloji ve katma değer odaklı kalkınma yolcuğunu destekleyen yatırımlara uygun şartlarda finansman sunan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programımıza dahil ettik" ifadelerini kullandı. "Elektrikli ve bağlantılı araçlara yönelim her geçen gün artıyor" Türkiye'yi uluslararası yeni nesil mobilite yatırımlarının merkez üssü haline getirmek üzere, HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programının mobilite ve batarya üretimine yönelik çağrılarıyla sektörümüzün dönüşümünü hızlandıracak stratejik yatırımlara kapsamlı destekler sunduklarını belirten Kacır, "Elbette milli teknoloji hamlemizin en kritik uygulama sahalarından biri olan otomotiv sektörümüzün rekabetçiliğini, teknoloji geliştirme kabiliyetini ve ihracat performansını, küresel otomotiv endüstrisinde yaşanan dönüşümden bağımsız düşünemeyiz. Batarya teknolojilerinde yaşanan ilerlemeler, karbon nötr hedefleri, dijitalleşme ve yeni nesil mobilite beklentileri neticesinde, kullanıcıların elektrikli ve bağlantılı araçlara yönelimi her geçen gün artıyor. Dünyada tam elektrikli araç satışı son beş yılda 5milyondan 14 milyona, hibrit araçların satışı ise 5 milyondan 13 milyona çıktı. Tam elektrikli ve hibrit araçların küresel otomotiv pazarındaki payı yüzde 15'ten yüzde 35'e çıktı. Aynı dönemde Türkiye otomobil pazarında tam elektrikli ve hibrit araçların payı yüzde 9,3'ten yüzde 51'e yükseldi. Milli teknoloji hamlesini gerçekleştirmeyi ve ihracatını daha yüksek katma değerli ürünlerle artırmayı hedefleyen; bir ülke olarak, otomotiv sektörünün mobilite ekosisteminedönüşümüne liderlik etme vizyonuyla hareket ediyoruz. Bu vizyonun en somut adımlarından biri olarak, milletimizin 60 yıllık yerli ve millî otomobil hayalini Togg'la elektrikli ve akıllı otomobil olarak gerçeğe dönüştürdük" şeklinde konuştu. "Hızlı şarj bağlantı noktası sayısını üç yılda 8 katına çıkardık" Hayata geçirilen Hızlı Şarj Altyapısı Destek Programı'nın katkısıyla, yurt genelinde hızlı şarj bağlantı noktası sayısını üç yılda 8 katına çıkardıklarını belirten Bakan Kacır, "Bugün, 19 bin 300'ü hızlı şarj olmak üzere, 44 bin 400 şarj bağlantı noktasıyla; ülke sathında kesintisiz ve güvenli bir şarj ağına sahibiz. Tabi kullanıcıların beklentileri, alışkanlıkları ve ihtiyaçları doğrultusunda içten yanmalı araçlardan tam elektrikli mobiliteye geçiş, tek bir adım şeklinde değil; farklı teknolojilerin birbirini tamamladığı kademeli bir süreç olarak ilerliyor. Özellikle hibrit araçlar, hem emisyonların azaltılması hem yakıt verimliliğinin artırılması hem de kullanıcıların elektrikli mobiliteye daha güvenli ve kademeli biçimde uyum sağlaması bakımından elektrikli araç devriminin teknik, ekonomik ve toplumsal zeminini olgunlaştırıyor. Aynı zamanda kullanıcıların menzil, erişilebilirlik ve maliyet hassasiyetlerini gözeten; şehir içi kullanımdan uzun yol ihtiyaçlarına kadar geniş bir alanda başarılı bir alternatif sunuyor. Bu nedenle; hibrit araç teknolojilerinde, ülkemizde üretim ve teknoloji geliştirme kapasitesinin güçlenmesini, otomotiv sanayimizin yeni nesil mobilite değer zincirinde daha yüksek katma değerli bir konuma yükselmesi açısından son derece önemli ve kıymetli görüyoruz. Ülkemizde hâlihazırda üretim yapan otomotiv üreticilerinin yeni yatırımlarını elektrikli ve hibrit araç üretimine yönlendirmesini memnuniyetle karşılıyoruz" dedi. "Bugün de Türkiye otomotiv sanayisinin dönüşüm yolculuğunda kıymetli bir eşiği temsil eden "Renault Boreal" modelinin banttan inmesine birlikte şahit oluyoruz" diyen Bakan Kacır, "Biliyorsunuz Renault 55 yıldan bu yana Türkiye'de üretiyor, Türkiye'de kazanıyor. Yatırımlarını teşviklerimizle desteklediğimiz OYAK Renault; Türkiye'deki üretimini 2002'den bu yana yıllık 100 binden 387 bine yükseltti. 5 binden fazla çalışana istihdam sağlayan Renault Bursa tesisleri; yıllık 390 bin araç üretim kapasitesiyle, bugün ülkemizin yüksek katma değerli üretim vizyonunun öncü merkezlerinden biridir. Üretiminin yüzde 80'ini ihraç eden Renault, geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği 4 milyar dolarlık ihracatla ülkemizin kalkınmasına kıymetli bir katkı sundu. 30'u aşkın ülkeye ihraç edilecek Boreal, Renault'un Bursa'dan dünyaya uzanan başarı hikayesine yeni ve değerli bir sayfa ekleyecek. Renault'un Boreal modelinin ülkemizde üretilecek olması; Türkiye'nin ileri teknolojilerdeki kabiliyetlerine ve potansiyeline duyulan güvenin somut bir nişanesidir. Ülkemizin yeni nesil mobilitedeki güçlü vizyonunu ve iddiasını kuvvetlendiren stratejik bir adımdır. Türk mühendisliğine, üretim kapasitesine ve küresel rekabet gücüne duyulan güvenin ve inancın sembolüdür" diye konuştu. Türkiye, yerli ve yabancı hiçbir firmanın ayrımcılığa tabi tutulmadığı, kuralların herkes için adil şekilde uygulandığı, değer oluşturacak her yatırımın desteklendiği bir ülke olduğunu altını çizen Bakan Kacır, "Türkiye'ye güvenenler, Türkiye'de yatırım yapanlar hem kendileri hem de Türkiye kazanır. Jeostratejik konumumuz, siyasi ve ekonomik istikrarımız, sağlam sanayi ve teknoloji alt yapımızla; yerli ve uluslararasıyatırımların en isabetli adresi olmayı sürdüreceğiz. Bilhassa otomotiv vizyonumuza yön veren sanayi havzamız Bursa; ülkemizin üretim ve ileri teknoloji odaklı kalkınmasında öncü olmaya devam edecektir. Bugün banttan indirilmesine hep birlikte gururla şahitlik ettiğimiz yeni otomobilde emeği bulunan mühendislerimize, teknisyenlerimize, alın ve akıl teri döken emekçilerimize, Renault Grubu'na, OYAK Renault ailesine teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. Renault Group Türkiye CEO'su Lionel Jaillet ise, "Büyük bir ekip çalışmasıyla başarıya imza attık. Yeni modelimizi kutlamak bizim için büyük bir onurdur. Ekiplerimiz tarafından geliştirilen en iyi modellerden biridir. Bunun Bursa'da üretilmesinden memnuniyet duyuyoruz. Boreal ile C SUV segmentindeki beklentileri yükseltiyoruz. Türkiye otomotiv sanayisine yapılan güçlü yatırımlarımızın göstergesi, OYAK ve Renault tarafından açıklanan 400 milyon Euro'luk yatırım kararının önemli adımlarından biri olan Boreal hem Türkiye ekonomisine hem de otomotiv sektörüne önemli katkılar sunacaktır. Bizlere verilen destekler için teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu. Bursa Valisi Erol Ayyıldız ise, "Bursa üretimin ticaretin ve gelişimin şehri olmuştur. Bugün de ülke ekonomisine değer katmaya devam etmektedir. Güçlü sanayi kuruluşlarımızın buna katkısı çok olmuştur. OYAK ve Renault'ta bunun ilk sıralarında yer almaktadır. Yeni modelin Türkiye'ye hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Konuşmaların ardından banttan inen araç, protokol üyelerinin bulunduğu alana geldi. Bakan Kacır, daha sonra çalışanlarla birlikte fotoğraf çekindi.

TARIMDA SU İSRAFI YAPAY ZEKA İLE ÖNLENECEK Haber

TARIMDA SU İSRAFI YAPAY ZEKA İLE ÖNLENECEK

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), TÜBİTAK’ın Yapay Zekâ Ekosistem Çağrısı çerçevesinde desteklenen yeni projesiyle tarımda su ve enerji kullanımını en az yüzde 20 oranında azaltmayı hedefliyor. Sensör verileri ve yapay zekâ modellerinin kullanılacağı sistem, Karacabey’deki 3 bin dekarlık üretim alanında test edilecek. Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), TÜBİTAK’ın 1711 - Yapay Zekâ Ekosistem Çağrısı kapsamında proje desteği almaya devam ediyor. Daha önce iki projeyi sanayi iş birliğiyle Bursa’ya kazandıran BTÜ, yeni bir çalışmada daha yer alıyor. Bu doğrultuda, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Mekatronik Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Remzi Özcan’ın BTÜ adına akademik ve teknik katkı sunduğu "Sensör Verileriyle Desteklenen Yapay Zekâ Tabanlı Akıllı Sulama Sistemi" başlıklı proje, GÖRSENTAM Tarım Teknolojileri A.Ş. ve Camandıra Çiftliği iş birliğiyle yürütülecek. İki yıl sürecek çalışma kapsamında tarımda kullanılan sensör verileri, meteorolojik tahminler ve yapay zekâ modelleri bir araya getirilecek. Bu sayede su ve enerji kullanımını en az yüzde 20 oranında azaltmayı hedefleyen, otomatik ve güvenilir bir akıllı sulama karar destek sistemi geliştirilecek. "Akıllı sulama, sürdürülebilir tarım için önemli bir ihtiyaç" Üniversite - sanayi iş birliğiyle yürütülecek proje hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Remzi Özcan, tarımsal sulamada verimliliğin stratejik önemine dikkat çekti. Özcan, "Türkiye’de su kullanımının büyük bölümü tarımsal sulamada gerçekleşiyor. Bu nedenle sulamada suyun doğru zamanda ve doğru miktarda kullanılması, hem su kaynaklarının korunması hem de üretim maliyetlerinin azaltılması açısından kritik önem taşıyor. Geleneksel sulama uygulamalarında kararlar çoğu zaman deneyime dayalı verildiği için suyun verimli kullanılması zorlaşabiliyor. Bu durum, üretim verimliliği ve iş gücü açısından da olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Yanlış sulama ise yalnızca su israfına değil, aynı zamanda toprak yapısının bozulmasına, verim kaybına ve ürün kalitesinin düşmesine de yol açabiliyor. Proje kapsamında sensör verileri ile yapay zekâ destekli karar mekanizmalarının bir arada değerlendirilmesiyle, daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha güvenilir bir sulama yaklaşımına katkı sunulması hedefleniyor" dedi. Sensörler ve yapay zekâ bir arada çalışacak Projenin işleyişine ilişkin bilgi veren Özcan, sistemde farklı veri kaynaklarının birlikte değerlendirileceğini belirterek, "Proje çerçevesinde toprak nem sensörleri, tarımsal meteoroloji istasyonları, kısa vadeli yağış tahminleri ile yapay zekâ ve makine öğrenmesi tabanlı yöntemlerin bütünleşmiş biçimde kullanılması planlanıyor. Konsorsiyum paydaşlarının katkılarıyla geliştirilecek sistemle, gerçek zamanlı veriler üzerinden bitki ihtiyacına özel sulama önerileri sunabilen, otomatik ve güven seviyesi raporlanabilen bir akıllı sulama karar destek mekanizması oluşturulması hedefleniyor" dedi. Karacabey’de test edilecek Yapay zekânın önemli bir rol üstleneceği proje kapsamında elde edilmesi hedeflenen çıktıları da paylaşan Özcan, şunları söyledi: "Proje sonunda tarımda yüzde 20 ve üzerinde su tasarrufu sağlanması, enerji tüketiminin azaltılması, sulama miktarı tahmin hatasının yüzde 10’un altına düşürülmesi, daha sürdürülebilir tarımsal üretime katkı sunulması ve çiftçiler açısından daha az iş gücüyle daha yüksek verim elde edilmesi hedefleniyor. Konsorsiyum paydaşlarının katkılarıyla geliştirilecek sistemin saha testleri ise Camandıra Çiftliği’nin Karacabey’deki 3 bin dekarlık üretim alanında gerçekleştirilecek." Rektör Çağlar: "Üniversite-sanayi iş birliği ile çözüm üretiyoruz" BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar ise yapay zekâ alanındaki projelerin hem akademi hem de sektör için önemli çıktılar ürettiğini vurguladı. Rektör Çağlar, "Bursa Teknik Üniversitesi olarak yapay zekâ ve dijital teknolojiler alanında ürettiğimiz bilgi ve geliştirdiğimiz çözümleri sanayi ve toplumla buluşturmayı önemsiyoruz. TÜBİTAK destekli bu proje, üniversite-sanayi iş birliğinin güçlü bir örneğini oluştururken aynı zamanda tarımda sürdürülebilir üretim hedeflerine de katkı sağlayacak. Akademisyenlerimizi ve proje paydaşlarımızı tebrik ediyorum" dedi.

DEÜ EV SAHİPLİĞİNDE TÜBİTAK İZMİR BÖLGE YARIŞMASI TAMAMLANDI Haber

DEÜ EV SAHİPLİĞİNDE TÜBİTAK İZMİR BÖLGE YARIŞMASI TAMAMLANDI

Ortaokul öğrencilerinin bilimsel üretim heyecanına sahne olan TÜBİTAK 2204-B 20. Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri İzmir Bölge Yarışması, kapanış ve ödül töreniyle sona erdi. Yarışmada 10 farklı alanda toplam 35 proje ödüle layık görülürken, 77 öğrenci derece elde etti. GENİŞ KATILIMLI TÖREN DÜZENLENDİ Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ev sahipliğinde düzenlenen organizasyon, dört gün süren programın ardından DEÜ Sabancı Kültür Sarayı’nda gerçekleştirilen törenle tamamlandı. Programa; Ege Ordusu ve Garnizon Komutanı Orgeneral İrfan Özsert, DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, İzmir İl Millî Eğitim Müdürü Dr. Ömer Yahşi, DEÜ Rektör Yardımcısı ve yarışma koordinatörü Prof. Dr. Hamdi Şükür Kılıç ile akademisyenler, öğrenciler, öğretmenler ve aileler katıldı. “BİLİMSEL DÜŞÜNME ERKEN YAŞTA GELİŞMELİ” Açılış konuşmalarında, öğrencilerin erken yaşta bilimsel araştırmaya yönlendirilmesinin önemine dikkat çekildi. Konuşmacılar, yarışmanın yalnızca proje üretimini değil; aynı zamanda sorgulama, analiz etme, sunum yapma ve bilimsel bakış açısı kazanma süreçlerini de desteklediğini vurguladı. DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, gençlerin bilime yönelmesinin Türkiye’nin geleceği açısından kritik olduğunu belirterek üniversitelerin bu süreçte önemli rol üstlendiğini ifade etti. Yarışma koordinatörü Prof. Dr. Hamdi Şükür Kılıç ise organizasyonun öğrencilerden öğretmenlere kadar geniş bir kesimi kapsayan bir bilim ortamı oluşturduğunu dile getirdi. 10 ALANDA 35 PROJE ÖDÜL ALDI Yarışmada biyoloji, coğrafya, değerler eğitimi, fizik, kimya, matematik, tarih, teknolojik tasarım, Türkçe ve yazılım olmak üzere 10 alanda değerlendirme yapıldı. Sonuçlara göre: 15 proje birincilik10 proje ikincilik10 proje üçüncülük ödülü aldı Toplam 35 proje ödüllendirilirken, İzmir, Aydın, Denizli, Manisa, Muğla ve Uşak’tan katılan 77 öğrenci dereceye girdi. DEÜ BİLİMSEL ETKİNLİKLERİN MERKEZİ OLMAYA DEVAM EDİYOR Dokuz Eylül Üniversitesi’nin farklı yaş gruplarına yönelik bilimsel etkinliklere ev sahipliği yapmayı sürdürdüğü belirtildi. Üniversitenin daha önce TÜBİTAK 57. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri İzmir Bölge Yarışması’na da ev sahipliği yaptığı hatırlatılarak, bu organizasyonlarla bilimsel üretim kültürünün yaygınlaştırılmasına katkı sağlandığı ifade edildi.

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ AB'NİN HİBE PROGRAMLARINI TAKİBE ALDI Haber

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ AB'NİN HİBE PROGRAMLARINI TAKİBE ALDI

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Ar-Ge Koordinatörlüğü, akademisyenlerin uluslararası araştırma ekosistemine katılımını artırmak amacıyla "Ufuk Avrupa Programı Bilgi Günü" başlığı altında kapsamlı bir etkinlik düzenledi. TÜBİTAK uzmanlarının katılımıyla gerçekleşen organizasyonda, Avrupa Birliği’nin dev bütçeli hibe programları ve stratejik iş birliği fırsatları masaya yatırıldı. ULUTEK Teknopark ev sahipliğinde yapılan etkinlikte, araştırmacıların uluslararası hareketliliğini ve kariyer gelişimini destekleyen Marie Skodowska-CurieActions (MSCA) kapsamındaki burs ve araştırma imkanlarının yanı sıra; Sağlık, Dijital, Endüstri, Uzay, Gıda ve Biyoekonomi gibi kritik tematik alanlardaki güncel çağrılar detaylandırıldı. Katılımcılar, proje geliştirme süreçlerinden konsorsiyum kurma stratejilerine kadar pek çok teknik konuda birinci ağızdan bilgi alma fırsatı buldu. Ufuk Avrupa ile iş birlikleri sınırların ötesine taşınıyor Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştoğlu, BUÜ’nün zaman içerisinde güçlü bir proje kültürü kazandığını, ancak bu kültürün yerel odaklı TÜBİTAK projelerinden daha geniş bir uluslararası ekosisteme evrilmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa Birliği projelerine başvurmanın sadece üniversiteye değil, aynı zamanda ülkeye ciddi bir kaynak aktarımı sağlayacağını belirten Kırıştoğlu, bu programların temelinde ortak çalışma disiplini ve geniş ağlar kurma hedefinin yattığını ifade etti. Uzmanlarla yapılacak birebir görüşmelerin teknik bilgi birikimini artıracağını dile getiren Kırıştoğlu, etkinliğin tüm katılımcılar için somut kazanımlarla sonuçlanmasını dileyerek konuşmasını tamamladı. "Güçlü bir araştırma ekosistemi hedefliyoruz" Ar-Ge Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca ise konuşmasında, Ufuk Avrupa Programı’nın sadece bir finansman kaynağı değil, aynı zamanda disiplinler arası çalışmayı teşvik eden ve bilimsel çıktıları toplumsal faydaya dönüştüren stratejik bir araç olduğunu belirtti. Üniversitenin uluslararası görünürlüğünü ve proje üretim kapasitesini artırmayı hedeflediklerini kaydeden Karaca, etkinliğin gelecekte kurulacak güçlü konsorsiyumlar için bir zemin hazırladığını ifade etti. Katılımcıların proje fikirlerini doğrudan uzmanlarla değerlendirmesinin son derece kıymetli olduğunu vurgulayan Karaca, bu tür organizasyonların üniversitedeki uluslararası proje kültürünün yaygınlaşmasına ve başvuruların nitelik olarak artmasına önemli katkılar sunacağına inandığını dile getirdi. Birebir görüşmelerle projeler şekillendi Sunumların ardından düzenlenen "Birebir Görüşme" seanslarında, akademisyenler kendi proje taslaklarını TÜBİTAK Ufuk Avrupa Programı Ulusal İrtibat Noktası uzmanlarına sundu. Bu etkileşimli süreç, başvuru hazırlığındaki araştırmacılara değerlendirme kriterleri ve başarılı bir dosya hazırlama konularında rehberlik sağladı.

GÜLLÜ VAKASINDA YENİ SAVCI YENİ İNCELEME Haber

GÜLLÜ VAKASINDA YENİ SAVCI YENİ İNCELEME

Yalova'nın Çınarcık ilçesinde sanatçı Güllü 'nün 5'inci kattaki evinin penceresinden düşerek hayatını kaybetmesiyle ilgili Yalova Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturmada yeni bir savcı daha görevlendirilirken, olayla ilgili sır perdesini çözmesi beklenen bilirkişi ve ses analiz raporu ise bekleniyor. Kamuoyu ve ailesi gelişmeleri büyük bir endişeyle yakından takip ediyor. 26 Eylül tarihinde Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi Vali Akı Caddesi'ndeki apartmanın 5'inci katındaki kapalı terasta Güllü, kızı ve arkadaşıyla eğlendiği sırada pencereden düşerek hayatını kaybetmişti. "Güllü" adıyla tanınan ünlü sanatçı Gül Tut'un ölümüyle ilgili Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma çok yönlü şekilde devam ediyor. Soruşturmayı bizzat başında duran Yalova Cumhuriyet Başsavcısı Duygu Bayar Öksüz'ün yanı sıra yeni atanan bir savcı daha dosyaya atandı. Böylelikle tüm Türkiye kamuoyu tarafından yakından takip edilen soruşturmada görevlisi savcı sayısı 3'e çıktı. Savcılık olayın arındaki sır perdesini aralamak için titiz bir çalışma yürütüyor. Bilirkişi raporu düşme mi, yoksa itilme mi olduğunu belirleyecek Her detay ve bilgiyi titizlikle değerlendiren Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kurulan bilirkişi heyeti, olayın yaşandığı evde 8 Ekim 2025 tarihinde inceleme gerçekleştirmişti. Bilirkişi heyeti raporunun henüz tamamlanmadığı öğrenildi. Güllü'nün kaza mı yoksa cinayet mi kurbanı olduğu bilirkişi heyeti tarafından değerlendirecek. Bilirkişi heyetinin hazırladığı rapor olayın ardındaki sır perdesini aralanması bekleniyor. Görüntü ve ses analiz sonuçları için raporunu TÜBİTAK hazırlıyor Soruşturma çerçevesinde görüntü ve ses analiz raporları da önem taşıyor. Yalova Cumhuriyet Başsavcı Öksüz, ilk olarak görüntüleri Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı ve ardından da Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı'na göndermişti. Öksüz, son olarak ise görüntüleri incelenmesi için TÜBİTAK'a gönderdi. Analiz çalışmaları devam ederken Öksüz, Gebze'de bulunan TÜBİTAK tesisini ziyaret ederek uzmanlarla görüşme gerçekleştirdi. Seslerin iyileştirilmesi, seslerin karşılaştırılarak kimlik tespiti yapılması ve konuşmaların tape dökümünün çıkarılması için çalışmalar sürerken bilirkişi raporunun da yakın zamanda çıkması bekleniyor. Başsavcı Öksüz, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Dosyada hiçbir şüphe kalmaması için titizlikle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Her bir ayrıntıyı detaylıca inceliyoruz. Dosyada en önemli olan keşif raporu ile analiz sonuçlarını bekliyoruz" dedi.

MİLYONLARCA ÖĞRENCİ MERAKTA: SINAV SİSTEMİNDE DEĞİŞİKLİK Haber

MİLYONLARCA ÖĞRENCİ MERAKTA: SINAV SİSTEMİNDE DEĞİŞİKLİK

Bakan Tekin, test sınav'larının kaldırılması ve açık uçlu soruların değerlendirilmesi için TÜBİTAK iş birliğiyle yapay zeka destekli bir proje geliştirdiklerini duyurdu. “AÇIK UÇLU SORULAR İÇİN YAPAY ZEKA DESTEĞİ GELİYOR” Bab-ı Ali Toplantıları kapsamında konuşan Bakan Tekin, eğitimde yenilikçi yaklaşımları değerlendirdi. Türkiye'nin eğitim altyapısını güçlendirmek amacıyla teknolojik dönüşüm sürecinde olduklarını ifade eden Tekin, şu açıklamada bulundu: "Test sınavlarının bir an önce kalkması gerektiğini herkes söylüyor ama açık uçlu soruların değerlendirilmesiyle ilgili tereddütler oluşuyor. TÜBİTAK ile yapay zeka destekli açık uçlu sorularla ilgili proje geliştiriyoruz." “YAPAY ZEKA DESTEKLİ BAKANLIK YÖNETİM SİSTEMİ KURDUK” Bakan Tekin, karar alma süreçlerini destekleyecek şekilde yapay zekâ tabanlı bir sistemin hayata geçirildiğini belirtti: "Personel politikasından öğrencilerin başarı takibine, fiziki yatırımlardan devamsızlıklara kadar birçok alanı izleyen, yapay zekâ destekli karar destek sistemi oluşturduk." Sistem sayesinde, okulların bakım ve onarım süreçlerinden öğretmenlerin ders yükü dağılımına kadar çok sayıda verinin anlık takibi sağlanacak. EBA, DÜNYANIN EN ZENGİN EĞİTİM PORTALLARINDAN BİRİ Bakan Tekin, Türkiye'nin dijital eğitim altyapısına da değinerek, Eğitim Bilişim Ağı (EBA)’nın dünyadaki en kapsamlı içerik portallarından biri olduğunu söyledi. Tüm kamu okullarının internet erişimine açık olduğunu vurgulayan Tekin, öğrenci ve öğretmenlerin etkileşimli tahtalar üzerinden yüzbinlerce içeriğe erişebildiğini ifade etti. EĞİTİMDE YAPAY ZEKA BİRİMİ KURULDU Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde, Yapay Zeka ve Büyük Veri Uygulamaları Daire Başkanlığı kurulduğunu hatırlatan Tekin, bu birimin yapay zeka süreçlerini koordine ettiğini belirtti: "Eğitimde yapay zeka uygulamalarına dair uluslararası gelişmeleri yakından izliyor, Türkiye'de bu alandaki çalışmaları sistematik şekilde yürütüyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.