#Tüi̇k

- Tüi̇k haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüi̇k haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

O İL EVLİLİK HIZINDA TÜRKİYE BİRİNCİSİ OLDU Haber

O İL EVLİLİK HIZINDA TÜRKİYE BİRİNCİSİ OLDU

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025 yılı verilerine göre Gaziantep, evlilik hızında Türkiye’de ilk sıraya yükseldi. Verilere göre kentte 2024 yılında 16 bin 785 çift dünyaevine girerken, 2025 yılında bu sayı 17 bin 131’e çıktı. Gaziantep, binde 7,76’lık kaba evlenme hızıyla Türkiye’nin en yüksek evlenme oranına sahip ili oldu. Gaziantep’i binde 7,68 ile Osmaniye, binde 7,50 ile Şanlıurfa takip etti. ŞAHİNBEY’DE “AİLE YILI” DESTEĞİ Şahinbey Belediyesi, 2025 yılını “Aile Yılı” kapsamında çeşitli teşviklerle destekledi. Belediye, geçtiğimiz yıl evlenen çiftlere 40 bin lira geri ödemesiz nakdi destek sağlarken, bu yıl destek miktarını 50 bin liraya çıkardı. Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, 2025 yılında 9 bin 502 çiftin nikahını kıydıklarını belirterek, bu sayıyla Türkiye’de en fazla nikah kıyan belediye olduklarını ifade etti. Gaziantep’te kıyılan nikahların yüzde 55’inin Şahinbey’de gerçekleştiği kaydedildi. EVLİLİK OKULU VE EŞYA DESTEĞİ Belediyenin “Evlilik Okulu” projesi kapsamında çiftlere üç haftalık eğitim veriliyor. Programda evliliğin dini, hukuki, iletişim ve sağlık boyutları ele alınıyor. Eğitimi tamamlayan çiftlere sertifika, çamaşır makinesi ve kol saati hediye ediliyor. Maddi durumu yetersiz olan çiftlere ise buzdolabı, çamaşır makinesi, fırın, elektrik süpürgesi, halı ve 7 kişilik oturma grubu gibi temel ev eşyaları desteği sağlanıyor. Ayrıca 10 yıl ve üzeri evli çiftlere yönelik nakdi destek programı kapsamında, evli kalınan sürenin yarısı bin ile çarpılarak ödeme yapıldığı, bu kapsamda yaklaşık 1,5 milyar liralık destek sağlandığı belirtildi. “EVLENMEYEN KALMASIN” Başkan Tahmazoğlu, Türkiye’de ortalama evlenme yaşının erkeklerde 28,5, kadınlarda ise 26 olduğunu hatırlatarak, evlilik yaşının yükselmesinin doğurganlık oranlarını etkilediğini söyledi. Gençlere evliliği ertelememeleri çağrısında bulunan Tahmazoğlu, boşanma konusunda ise acele karar verilmemesi gerektiğini vurguladı. Vatandaşlar da kentte evlilik oranlarının artmasından memnuniyet duyduklarını belirterek, sağlanan maddi desteklerin evlilik kararında etkili olduğunu ifade etti.

BURSA'NIN NÜFUSU 3 MİLYON 263 BİN 11'E ÇIKTI Haber

BURSA'NIN NÜFUSU 3 MİLYON 263 BİN 11'E ÇIKTI

TÜİK'in 2025 yılına ilişkin açıkladığı "Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları"na göre Bursa'nın nüfusu 3 milyon 263 bin 11 oldu. TÜİK'in 2025 yılına ilişkin açıkladığı "Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları"na göre, Türkiye'de ikamet eden nüfus, 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla bir önceki yıla göre 427 bin 224 kişi artarak 86 milyon 92 bin 168 kişiye ulaştı. Erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434 ve kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi olurken, toplam nüfusun yüzde 50,02'sini erkekler, yüzde 49,98'ini ise kadınlar oluşturdu. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, Türkiye'de ikamet eden yabancı nüfus bir önceki yıla göre 38 bin 968 kişi artarak 1 milyon 519 bin 515 kişi oldu. Türkiye'nin yıllık nüfus artış hızı 2024 yılında binde 3,4 iken, 2025 yılında binde 5 oldu. Bursa nüfusu 2024'teki artış hızı olan binde 7,5'u koruyarak 3 milyon 263 bin 11'e, Balıkesir binde 6,6 artışla 1 milyon 284 bin 517 kişiye, Çanakkale binde 8,8 nüfus artış hızıyla 573 bin 976 kişiye, Yalova ise binde 12,1 yükselişle 311 bin 635 kişiye ulaştı. Konya'nın 2025 nüfusu ülke ortalamasına yakın bir değer olan yüzde 5,7'lik artışla 2 milyon 343 bin 409'a, Kayseri nüfusu yüzde 4,5'luk yükselişle 1 milyon 458 bin 991 kişiye çıkarken, Karaman'ın nüfusu yüzde 1,7 azalarak 202 bin 54'e geriledi. Marmara'da Tekirdağ'ın nüfusu binde 17,8 yükselmeyle 1 milyon 208 bin 441'e, Kocaeli'nin nüfusu binde 14,5 artış göstererek 2 milyon 161 bin 171'e, Sakarya'nın binde 11,6 yükselerek 1 milyon 123 bin 693'e, Bolu'nun binde 2,3 artarak 327 bin 173'e çıktı.

BAKAN ŞİMŞEK: OLUMSUZ HAVA GIDA FİYATLARINI YÜKSELTTİ Haber

BAKAN ŞİMŞEK: OLUMSUZ HAVA GIDA FİYATLARINI YÜKSELTTİ

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılının ocak ayına ilişkin enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) bir önceki aya göre %4,84 artarken, yıllık bazda %30,65’e ulaştı. Aylık enflasyon son 12 ayın en yüksek seviyesi olarak kayıtlara geçti. Yüksek enflasyon rakamlarını değerlendiren Hazine ve Maliye Bakan'ı Mehmet Şimşek, artışta gıda fiyatlarındaki olağanüstü yükselişin ve dönemsel etkilerin belirleyici olduğunu vurguladı. "OLUMSUZ HAVA KOŞULLARI GIDA FİYATLARINI YÜKSELTTİ" Bakan Şimşek, enflasyondaki yükselişi şu ifadelerle değerlendirdi: "Ocak ayı enflasyon gerçekleşmesinde, olumsuz hava koşullarının etkisiyle uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde artan gıda fiyatları ile dönemsel unsurlar belirleyici oldu." Şimşek, yıllık bazda enflasyonun %30,7’ye gerilediğini belirtirken, hizmet enflasyonundaki düşüşün 21 aydır aralıksız sürdüğünü, kira enflasyonunun ise yıllık bazda 44 puan azaldığını dile getirdi. EN YÜKSEK ARTIŞ SAĞLIK VE GIDA GRUPLARINDA TÜİK verilerine göre, ocak ayında en yüksek artış %14,85 ile sağlık grubunda görüldü. Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda %6,59’luk artış yaşanırken, ulaştırma harcamaları %5,29 oranında yükseldi. Yıllık bazda en fazla artış %64,70 ile eğitim grubunda gerçekleşti. Eğitim harcamalarını %45,36 ile konut izledi. "DEZENFLASYON SÜRECİ SÜRECEK" Bakan Şimşek, fiyat artışlarında kalıcı bir eğilime işaret etmediğini belirterek: "Ocak ayına özgü faktörlerin, enflasyonun ana eğilimi üzerindeki etkisinin sınırlı kalmasını öngörüyoruz. Arz yönlü adımlarla desteklenen dezenflasyon politikalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. Şimşek, enflasyonun ana eğiliminde düşüş beklendiğini ve fiyatlama davranışlarındaki katılığın azalacağını söyledi.

KESK’TEN TÜİK VERİLERİNE SERT TEPKİ Haber

KESK’TEN TÜİK VERİLERİNE SERT TEPKİ

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı Aralık ayı enflasyon verilerini açıklamasının ardından, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), verilerin gerçek hayat pahalılığını yansıtmadığını belirterek sert tepki gösterdi. KESK, kamu emekçilerinin ve emeklilerin yaşadığı derin yoksullaşmaya dikkat çekerken, 14 Ocak Çarşamba günü ülke genelinde iş bırakacaklarını duyurdu. KESK İzmir Şubeler Platformu üyeleri, Türkiye İstatistik Kurumu’nu (TÜİK) İzmir Bölge Müdürlüğü önünde protesto etti. Platform adına konuşan Büro Emekçileri Sendikası (BES) İzmir Şube Başkanı Deniz Çetin, TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranlarının hayat pahalılığını yansıtmadığını söyledi. TÜİK’in aralık ayı enflasyonunu yüzde 0,89, yıllık enflasyonu ise yüzde 30,89 olarak açıklamasının ardından KESK İzmir Şubeler Platformu üyesi kamu emekçileri, TÜİK İzmir Bölge Müdürlüğü önünde bir araya gelerek açıklanan verilere tepki gösterdi. KESK İzmir Şubeleri adına yapılan basın açıklamasını BES İzmir Şube Başkanı Deniz Çetin okudu. BASIN AÇIKLAMASINDA, TÜİK VERİLERİNİN GERÇEK HAYATLA ÖRTÜŞMEDİĞİ VURGULANARAK ŞU İFADELERE YER VERİLDİ: Gözümüzü iğneden ipliğe her şeye yapılan zam fırtınası ile açtığımız, bir yılı, 2025 yılını geride bıraktık. Yıllardır devam eden yoksullaştırma politikalarından 4 Milyon kamu emekçisi ve 2,5 milyon kamu emeklisi olarak bizler de payımıza düşeni aldık. 2025 yılı asgari ücretlisinden emeklisine, işçisinden kamu emekçisine emeği ile geçinen milyonlar için, bizler için adeta bir kâbus yılı oldu. Maaşlarımız her ay gittikçe erirken yoksulluğumuz günden güne arttı. Evet, 2025 yılını geride bıraktık. Ama sorunlarımız artarak devam ediyor. Ülkeyi yönetenler yıllardır çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız gerçek enflasyonun yarısına bile denk gelmeyen suni verileri resmi enflasyon olarak açıkladılar. Maaş artışlarımızı TÜİK’’in bu sahte verileri ile sınırladılar. Böylece bu ülkenin ezici çoğunluğunu oluşturan, bizleri, emeği ile geçim mücadelesi veren milyonları her geçen gün daha fazla yoksullaştırdılar, sefalete ittiler. İktidar temsilcileri, yandaş konfederasyon yönetimi ve Hakem Kurulundan oluşan Bermuda Şeytan Üçgeni “toplu sözleşme” adı altında her seferinde Merkez Bankası’nın hiçbir zaman tutmayan enflasyon tahminini esas aldı. Altışar aylık bu artışlar daha ilk bir, iki ayda TÜİK’in sahte enflasyonunun bile altında kaldı. Aylarca enflasyon farkı almak için bekledik. Altışar aylık periyotlarla hep aynı şeyi yaşamaya devam ettik. Böylece sadece son 2 yılda maaşlarımız yüzde 20 eridi. TÜİK bugün 2025 yılının son enflasyon verilerini açıkladı. TÜİK’e göre Aralık ayı enflasyonu yüzde 0,89 yıllık enflasyon yüzde 30,89 son altı aylık enflasyon yüzde 12,2 kira artışlarında esas alınan 12 aylık ortalama enflasyon ise yüzde 34,88 olmuştur. Bu ülkede yaşayan herkes biliyor ki bu verilerin yaşadığımız gerçek enflasyonla hiçbir alakası yoktur. Nitekim İstanbul Ticaret Odası (İTO) 4 gün önce yıllık enflasyon %37,68 olduğunu açıklamıştır. Bugün açıklanan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verilerine göre ise enflasyon aylık yüzde 2,11 yıllık ise yüzde 56,14 artmıştır. Şimdi buradan işçilere, emekçilere, emeklilere, tüm kamuoyuna soruyoruz: TÜİK’in enflasyonu mu yoksa sizin yaşadığınız hayat pahalılığı mı daha gerçekçi? Hükümet sözcüleri “enflasyon düştü” diyor. Peki, sizin enflasyonunuz düştü mü? Bugün açıklanan TÜİK verilerine göre: • Asgari ücret artışı TÜİK enflasyonun bile altında kalmıştır. Bilindiği üzere 2024 yılında resmi enflasyon %44,38 olarak açıklanmıştı. Buna rağmen 2025 yılı asgari ücretini bunun yaklaşık 15 puan altında %30 arttırdılar. TÜİK bugün 2025 yılı enflasyonun yüzde 30,89 olduğunu açıkladı. Ama asgari ücreti 10 gün önce %27 artırarak, açlık sınırının altında tuttular. TÜİK’in gerçekleşen enflasyon verileri dahi temel alınmış olsaydı bugün asgari ücretin 32 bin165 TL olması gerekiyordu. Dolayısıyla TÜİK’in sahte enflasyon verilerine göre bile her asgari ücretlinin aylık 4 bin 100 TL’sine yıllık ise 49 bin 200 TL’sine, yani yaklaşık 2 aylık ücretine el konulmuştur. • Kaybeden sadece asgari ücretliler değil, bu düzende hepimizin kayıpları artıyor. Örneğin bugün açıklanan TÜİK verilerine göre: SGK ve BAĞ-KUR emeklilerinin aylıkları 6 aylık enflasyon oranında, yani sadece yüzde 12,2 artacaktır. • Bu sahte verilere göre kamu emekçileri ve emeklileri olarak bizler için ise yüzde 6,85 enflasyon farkı doğmuştur. Bu farka Hakem Kurulu dayatması ile biten son “toplu sözleşmeye” göre yapılacak artışı da (yüzde11 artış ve taban maaşlarda bin TL artış) eklediğimizde maaşlarımız Ocak’tan itibaren ortalama sadece yüzde 20 artacaktır. Öte yandan ‘enflasyon farkı’ adı üzerinde geçtiğimiz altı ay yaşanan enflasyondan doğan farktır. Dolayısıyla kamu emekçileri ve emeklileri olarak 2026 yılına aslında ortalama yüzde 12,5 maaş zammı ile başlıyoruz. Buna karşın kira, ulaşım, gıda başta olmak üzere temel giderlerimizdeki artışlar maaş artışımızı katlamakta, dolayısıyla reel gelirimiz hızla buharlaşmaktadır. Bizler 2026 yılına maaşlarımızda ortalama yüzde %12,5 artış ile başlarken: • 1 Ocak’tan itibaren toplu taşıma ücretlerine %35, sağlıkta katılım paylarına, muayene ücretlerine %30, köprü ve otoyol geçiş ücretlerine ortalama %22, MTV ve damga vergisine %19 zam yapılmıştır. • Kontrat süresi dolanların kirası Ocak’tan itibaren yüzde 34,88 artacaktır. Bugün 55 Bin TL maaş alıp bunun 25 bin TL’sini kiraya veren bir kamu emekçisinin maaşı Ocak ayında 65 bin TL olacak. Ama kirası 33 bin 720 TL’ye çıkacak. Yani cebine giren maaş zammının neredeyse tamamı kiraya gidecek. • Bırakalım eti, süt ürünlerini, yumurtayı son bir yılda en düşük memur maaşı ile alınan ekmek sayısı bile azalmıştır. Bundan bir yıl önce en düşük memur maaşı ile tanesi 10 TL’den 4 bin 370 adet ekmek alınıyordu. Ekmek fiyatı 1 Ağustos’tan itibaren 15 TL’ye çıktı. Bugün açıklanan TÜİK enflasyon verilerine göre en düşük memur maaşı ile 4 bin adet ekmek alınacak. Bu durumda en düşük maaş alan memurun sofrasından aylık 370 adet, günlük 12 adet ekmek eksilecek. Üstelik ekmeğe zam kapıdadır. Ayrıca gelir vergisi adaletsizliği de derinleşmeye devam etmektedir. Maaşlarımızdan kaynakta kesilen Gelir Vergisi, Yeniden Değerleme Oranının 5 puan altında tutulmuştur. Dolayısıyla maaş artışımız yine cebimize girmeden buharlaşacaktır. • 10 yıl önce bugün bir adet çeyrek altın 175 TL’ydi. En düşük memur maaşı ile 17 adet çeyrek altın alınıyordu. Bugün çeyrek altının fiyatı 10 bin 500 TL. En düşük memur maaşı ile 6 adet çeyrek altın bile alınamıyor. Son 10 yılda en az 11 çeyrek altınımızı elimizden aldılar. Yıllardır büyüme nutukları attılar. Ama büyüyen sermaye, patronlar, yandaşlar oldu. Bizlerin ise yoksulluğu, sefaleti büyüdü. 2024 yılını ‘emekli yılı’ ilan etmişlerdi. Ama emeklileri kuru ekmeğe muhtaç hale getirdiler. On binlerce emekliyi ucuz otel köşelerinde, otogarlarda yaşamaya sürüklediler. 2025 yılını ‘aile yılı’ ilan ettiler. Ama milyonlarca aileyi açlığa mahkûm ettiler. Çağdaş dünya ülkelerinde asgari ücret hesabında, işçinin ailesinin giderleri de temel alınıyor. Ama 2025 yılını ‘aile yılı’ ilan edenler asgari ücreti belirlerken işçinin tek başına temel giderlerini dahi yok saymıştır. Her iki işçiden birinin aldığı asgari ücret tarihimizde ilk defa Kasım ayı açlık sınırının dahi altında kalmıştır. 2026 yılını ise emeği ile geçinen tüm kesimler için bir yıkım yılına çevirmek istiyorlar. ‘Sefalete, köleliğe alışın’ diyorlar. Bizlerin ücretlerini, maaşlarını sefalet düzeyinde arttırırken hep aynı şeyi söylediler. ‘Kaynak yok’ dediler. Oysa bu ülkenin işçisine, asgari ücretlisine, emeklisine, kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunmak için yeterince kaynağı vardır. Ama bu kaynaklar çalışanlara, yoksullaştırılan halka değil bir avuç asalağa faiz, teşvik, hazine garantisi olarak aktarılıyor. Bunu 2026 bütçesinde bir kez daha gördük. • 2026’da her 1 dakikada tam 186 asgari ücret faiz olarak yabancı ve yerli sermayeye gidecek. • Her 1 dakikada tam 145 asgari ücret ‘savunma ve güvenlik’ adı altında silahlanmaya aktarılacak. • Her 1 dakikada tam 50 asgari ücret sermayeye, patronlara teşvik olarak akacak. • Her 1 dakikada tam 19 asgari ücret, köprü, otoyol, şehir hastanesi müteahhitlerinin cebine Hazine garantisi olarak girecek. • Saray dakikada 1,5 asgari ücret harcayacak. Tüm bunlar yükü bizlere yıkılan vergilerden karşılanacak. Bizler KESK’e bağlı sendikaların üyeleri olarak buradan haykırıyoruz. Bu kölelik düzenine, sefalete alışmadık. Alışmayacağız. Çünkü bizler biliyoruz ki alışmak kanıksamaktır, kabullenmektir. Bugün açıklanan TÜİK verileri ile de ortaya çıkmıştır ki Ağustos ayında Hakem Kurulu dayatması ile biten toplu sözleşme hükümsüz hale gelmiştir. Toplu sözleşmenin gerçek bir toplu sözleşme olacak şekilde yenilenmesi ve bu dönem içerisinde hak kayıplarımızın daha da büyümemesi için maaşlarımızda ek zam yapılmalıdır. Aksi durum kamu emekçilerini açlık sınırına yaklaşması anlamına gelir. Bizlere her geçen gün daha fazla yoksulluk ve güvencesizlik dayatan bu düzeni kabul etmiyoruz. Bunun bir adımı olarak 14 Ocak Çarşamba günü tüm yurtta üretimden gelen gücümüzü kullanacak, iş bırakacağız. Bunun için tüm konfederasyonları, sendikaları, kamu emekçilerini; • En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarıldığı; • İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret, • Güvenceli istihdam- güvenli gelecek, • Demokratik- adil bir çalışma yaşamı, • Halktan yana bir kamu hizmeti, • Grev hakkımızın önündeki engellerin kaldırıldığı Gerçek Bir Toplu Pazarlık Sistemi İçin birlikte mücadele etmeye, omuz omuza vermeye, 14 Ocak’ta hizmet üretiminden gelen gücümüzü kullanmaya çağırıyoruz. Çağrımız sadece kamu emekçilerine değil, bu sömürü düzenin çarkları altında ezilen herkesedir. Hepimizi sefalette eşitlemeyi hedefleyenlere artık yeter demenin vakti çoktan gelmiştir. Gelin yıllardır hepimize kaybettiren bu yoksulluk ve sefalet düzenine karşı insanca yaşayacak ücret, güvenceli iş, güvenli gelecek için omuz omuza verelim. Yürütme Kurulu

İŞSİZLİK KASIM AYINDA YÜZDE 8,6’YA YÜKSELDİ Haber

İŞSİZLİK KASIM AYINDA YÜZDE 8,6’YA YÜKSELDİ

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre, Kasım'da işsiz sayısı 54 bin kişi artarak 3 milyon 98 bine ulaştı. TÜİK’in Hanehalkı İşgücü Araştırması’na göre, 15 yaş ve üzeri nüfus içinde işsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,0, kadınlarda ise yüzde 11,8 olarak hesaplandı. Veriler, kadın işsizliğinin erkeklere kıyasla hâlâ önemli ölçüde yüksek olduğunu ortaya koydu. İSTİHDAM ARTIYOR AMA KADIN ORANI DÜŞÜK KALDI Kasım ayında istihdam edilenlerin sayısı bir önceki aya kıyasla 75 bin kişi artarak 32 milyon 737 bine ulaştı. Mevsim etkilerinden arındırılmış istihdam oranı ise yüzde 49,2 olarak gerçekleşti. Bu oran erkeklerde yüzde 66,8 iken, kadınlarda sadece yüzde 31,9’da kaldı. İŞGÜCÜNE KATILIM ORANI YÜZDE 53,8 İşgücü 128 bin kişi artarak 35 milyon 834 bine çıktı. Katılım oranı ise 0,1 puanlık artışla yüzde 53,8 oldu. Bu alanda da kadınlar yüzde 36,2 ile erkeklerin (yüzde 71,8) oldukça gerisinde yer aldı. GENÇLERDE İŞSİZLİK YÜZDE 15,4 SEVİYESİNDE 15-24 yaş arası genç nüfusta işsizlik oranı, Kasım ayında da sabit kalarak yüzde 15,4 seviyesinde ölçüldü. Bu yaş grubunda erkeklerin işsizlik oranı yüzde 10,6 olurken, genç kadınlarda oran çarpıcı biçimde yüzde 24,4 olarak kayıtlara geçti. FİİLİ ÇALIŞMA SÜRESİ VE ATIL İŞGÜCÜ DİKKAT ÇEKİYOR Kasım ayında istihdamda yer alanların haftalık ortalama fiili çalışma süresi 42,3 saat oldu. Bu rakam, bir önceki aya göre 0,1 saatlik bir artışa işaret ediyor. Öte yandan, işsizler, potansiyel işgücü ve zamana bağlı eksik istihdamdan oluşan atıl işgücü oranı yüzde 29,1 olarak açıklandı. Bu oran, iş gücü piyasasında hâlâ büyük bir potansiyelin aktif olarak değerlendirilemediğini gösteriyor. Alt kırılımda, zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin toplamı yüzde 18,7, işsiz ve potansiyel işgücünün toplamı ise yüzde 20,2 oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.