#Unesco

- Unesco haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Unesco haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

THE ODYSSEY FİLMİ VE ÇANAKKALE'DEN BAŞLAYAN EFSANEVİ ROTA Haber

THE ODYSSEY FİLMİ VE ÇANAKKALE'DEN BAŞLAYAN EFSANEVİ ROTA

Dünyaca ünlü yönetmen Christopher Nolan’ın son şaheseri 'The Odyssey', sinema salonlarını kasıp kavurmaya ve dünya çapında devasa bir gişe başarısına ulaşmaya devam ediyor. Homeros’un 2.700 yıllık ölümsüz Odysseia destanını beyaz perdeye taşıyan film, sadece sinematografisiyle değil, anlattığı hikayenin kökleriyle de kitleleri peşinden sürüklüyor. Efsanevi kahraman Odysseus'un 10 yıl süren zorlu eve dönüş yolculuğunun başladığı yer ise tanıdık bir coğrafya: Türkiye sınırları içinde yer alan antik Troya kenti! SİNEMA TARİHİNE GEÇEN TEKNOLOJİ VE REKOR GİŞE Nolan'ın The Odyssey uyarlaması, tamamı IMAX kameralarıyla çekilen ilk film olarak şimdiden sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Oyuncu kadrosu, büyüleyici müzikleri ve derin psikolojik anlatımıyla izleyiciden tam not alan yapım, açılış hafta sonunda dünya çapında 264 milyon dolar hasılat elde ederek Nolan’ın kariyerindeki en güçlü uluslararası açılışa imza attı. EFSANEVİ ROTA ÇANAKKALE'DEN BAŞLIYOR Filmle birlikte yeniden gündeme gelen ve dünyanın en çok konuşulan edebi eseri olan Odysseia, Truva Savaşı’nın ardından İthaka Kralı Odysseus’un evine, eşi Penelope ve oğlu Telemakhos’a kavuşma mücadelesini konu alıyor. Yolculuk boyunca mitolojik yaratıklar ve gazaplı tanrılarla savaşan Odysseus'un bu 10 yıllık büyük macerası, günümüzde Çanakkale sınırları içerisinde bulunan Troya Antik Kenti'nde start alıyor. DESTANIN İZİNDE: TROYA'DAN İTHAKA'YA UZANAN ROTA Edebiyatçıların ve tarihçilerin Antik Çağ kaynaklarından ve Akdeniz akıntılarından yola çıkarak belirlediği efsanevi rotadaki duraklar günümüz coğrafyasında şöyle şekilleniyor: Troya (Çanakkale / Türkiye): Odysseus’un 10 yıllık eve dönüş yolculuğunun başladığı nokta. İsmaros (Maroneia / Yunanistan): Kikones kavmiyle yaşanan çatışma alanı. Kikloplar Adası (Sicilya / İtalya): Tek gözlü dev Polyphemos’un mağarası. Aiaia (Ponza ve Circeo / İtalya): Büyücü Kirke'nin mürettebatı domuza çevirdiği ada. Sirenlerin Adası (Messina Boğazı / İtalya): Büyüleyici sesleriyle denizcileri ölüme çeken Sirenlerin evi. Ogygia (Gozo / Malta): Su perisi Kalypso'nun Odysseus’u yıllarca tutsak ettiği ada. İthaka (Ithaki / Yunanistan): Maceranın son bulduğu, Odysseus’un özlemle döndüğü yuvası. DÜNYANIN İLK GÜZELLİK YARIŞMASI VE SAVAŞIN BAŞLANGICI Efsaneye göre Truva Savaşı’nın fitili, Çanakkale'deki Kaz Dağları’nda çekildi. Hera, Afrodit ve Athena arasındaki "dünyanın ilk güzellik yarışmasında" seçici olan Paris, kendisine Sparta Kralı'nın karısı Helena'yı vadeden Afrodit’i seçti. Paris’in Helena’yı kaçırmasıyla başlayan ve 10 yıl süren savaş, Odysseus’un meşhur "Truva Atı" taktiğiyle Yunanların zaferiyle sonuçlandı. Bugün UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Troya Antik Kenti, Çanakkale’de ziyaretçilerini ağırlarken, ünlü Truva Atı ise hem kordon boyunda hem de antik kent girişinde tüm ihtişamıyla duruyor. Ancak ne yazık ki sinema dünyasını sallayan Christopher Nolan’ın bu dev yapımının tek bir karesi bile hikayenin doğduğu topraklarda, yani Türkiye’de çekilmedi.

İZMİR'İN TARİHİ MİRASI MİNİKLERLE GELECEĞE TAŞINIYOR Haber

İZMİR'İN TARİHİ MİRASI MİNİKLERLE GELECEĞE TAŞINIYOR

İzmirli çocuklar, yaşadıkları kenti bizzat deneyimleyerek öğreniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, çocukların kentlerini daha yakından tanımaları ve kültürel miras bilinci kazanmaları amacıyla Çocuklara Yönelik Kültürel Mirasın Korunması ve Yaşatılması Projesi’ni hayata geçirdi. Bir yılda 1250 çocuğa ulaşılması hedeflenen proje kapsamında çocuklar; atölyeler, kazı çalışmaları, müze ve ören yeri gezileri ile Kemeraltı’nın geleneksel zanaatlarını tanıyarak İzmir’in tarihini ve kültürel değerlerini yaşayarak öğreniyor. ESER ÜRETİYOR Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ile İzmir Kent Değerlerini Koruma ve Geliştirme Derneği arasında yapılan iş birliği protokolü kapsamında 6-14 yaş aralığındaki çocuklara tarih, kültürel miras, koruma ve kentlilik bilinci kazandırılması hedefleniyor. Proje kapsamında düzenlenen üç ayrı atölyede çocuklar kültürel mirası yaratıcı ve interaktif yöntemlerle öğrenirken, kazı etkinlikleri ile müze ve ören yeri gezilerine katılıyor, Kemeraltı’na ait zanaatları tanıyarak eser üretiyor. ÜÇ ANA BAŞLIKTA YARATICI ATÖLYELER Ücretsiz yapılan proje kapsamında üç ana atölye başlığı planlandı. Kültürel Mirasın Koruyucuları Atölyesi’nde çocuklar, kültürel mirasın ne olduğunu, neden korunması gerektiğini ve UNESCO Dünya Mirası gibi kavramları yaşlarına uygun, yaratıcı ve interaktif yöntemlerle öğreniyor. Drama, hikâye oluşturma, görsel materyaller ve uygulamalı etkinliklerle çocukların bu kavramları ezberlemesi değil, içselleştirmesi amaçlanıyor. Minik Arkeologlar Atölyesi’nde çocuklar arkeolojiyle tanışıyor; kazı etkinlikleri, müze ve ören yeri gezileri, kostümler, kutu oyunları ve deneyim odaklı çalışmalarla geçmişi keşfediyor. Geleneksel Zanaatlar ve Yaratıcılık Atölyesi’nde ise çocuklar, Kemeraltı aktarlarını, Kemeraltı zanaatlarını, kentin üretim kültürünü ve geleneksel becerileri tanıyor. Seramik, çini boyama, kolaj gibi uygulamalarla çocukların kendi eserlerini üretmeleri sağlanıyor. “ÇOCUK DOSTU KENT” Proje hakkında bilgi veren Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nda görevli Nazlıcan Yiğitoğlu, “Çocuklara İzmir’in tarihini, kültürünü, gelenek ve göreneklerini, kentlilik bilincini aşılamayı amaçlıyoruz. Çocuklarımızı üç gün boyunca üç farklı atölyede bir araya getiriyoruz. Bu projeyle bir yılda 1250 çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz. Çocuklar atölyelerde çok mutlu oluyorlar. Çocukların atölyelere katılımı, ulaşımı, bilgilendirme süreçleri ve ölçme değerlendirme çalışmalarında aktif rol üstleniyoruz. Dernek eğitim içeriklerinin hazırlanması, eğitmenler, materyaller ve uzman personel desteğiyle sürecin niteliğini güçlendiriyor. Bu projeyi yalnızca bir eğitim faaliyeti olarak görmüyoruz. Aynı zamanda çocuk dostu kent vizyonumuzun bir parçası. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın ortaya koyduğu kapsayıcı, eşitlikçi ve çocuk odaklı yerel yönetim anlayışı doğrultusunda çocukların kültürle, bilimle, sanatla ve kent yaşamıyla daha güçlü bağlar kurmasını önemsiyoruz” dedi.

BURSA'DA ORTAK AKIL İÇİN ÖNEMLİ BULUŞMA Haber

BURSA'DA ORTAK AKIL İÇİN ÖNEMLİ BULUŞMA

Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba ve beraberindeki heyeti ağırlayarak, Bursa’nın geleceğine yönelik projeler ve çözüm önerilerinin ele alındığı kapsamlı bir koordinasyon toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda tarihi miras projelerinden dijital dönüşüm çalışmalarına, afet hazırlığından ulaşım ve kentsel dönüşüme kadar birçok başlıkta çalışma alanları değerlendirilirken, kurumlar arası iş birliği ve ortak akıl vurgusu öne çıktı. Bursa’nın kalbi Osmangazi’de daha planlı, daha yaşanabilir ve daha sürdürülebilir bir kent hedefiyle çalışmalarını sürdüren Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, kentsel hizmetlerde eş güdümün sağlanması doğrultusunda Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba ve beraberindeki heyeti makamında ağırladı. Osmangazi Belediyesi ana binasında gerçekleşen ve Osmangazi Belediyesi ile Bursa Büyükşehir Belediyesi arasında ortak çalışma kültürünü güçlendirmeyi hedefleyen buluşmada, Bursa’nın geleceğine yönelik projeler, sorun alanları, çözüm önerileri kapsamlı şekilde masaya yatırıldı. İlk olarak başkanlık makamındaki görüşmede kent yönetiminde kurumlar arasındaki iş birliğinin önemi vurgulanırken, akabinde Osmangazi Belediyesi Meclis Salonu’nda ‘Bursa Büyükşehir Belediyesi Koordinasyon Toplantısı’ gerçekleştirildi. Toplantıya, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba’nın yanı sıra başkan yardımcıları, Osmangazi Belediyesi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi birim müdürleri de katıldı. Toplantıda Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, belediyenin vizyon projelerini içeren kapsamlı bir sunum yaptı. Sunumda mevcut çalışmaların yanı sıra, Bursa Büyükşehir Belediyesi ile ortak yürütülebilecek projeler ve bu projelere ilişkin beklentiler de detaylı bir şekilde aktarıldı. Başkan Aydın katılımcılara yönelik olarak; tarihi İpek Yolu aksının canlandırılması, Romangal İpek Fabrikası’nın dönüşümü, Hisar Arkeopark projesi, Hisarönü Parkı ve Ziyaretçi Merkezi, UNESCO Kültürel Temizlik Ekibi, Sokaklar Dönüşüyor projesi ve CIVITAS: İkiz Şehir Programı’na yönelik detaylı bilgilendirmelerde bulundu. ‘Akıllı Şehircilik ve Dijital Dönüşüm Projeleri’ başlığı altında ise Başkan Aydın; Şehrin Gözleri projesi, e-imar ve e-ruhsat sistemi, coğrafi bilgi sistemi, dijital kiosklar, DİJİDERS ders paneli, mobil Osmangazi uygulaması ve yapay zeka destekli çağrı merkezine değindi. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Osmangazi Belediyesi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin ortak çalışma alanlarına ilişkin değerlendirmelere ayrı bir başlık açtı. Başkan Aydın, "Bursa, bir afete ne kadar hazır?" sorusunu merkeze alan değerlendirmesinde, afet yönetimi ve kriz koordinasyonunun önemine dikkat çekti. Bunun yanında Başkan Aydın; ulaşım, kaçak yapılaşma, imar planları, kentsel dönüşüm ve planlama süreçleri, kent çöplüğü, çevre düzeni planı, kent bilgi sistemi, itfaiye raporları, dere temizliği, katı atık bedelleri ve ARUDEP yazılım programı gibi toplam 12 ana başlık altında çözüm önerilerini ve taleplerini paylaştı. Kent yönetiminde ortak veri tabanı oluşturulmasının önemine dikkat çeken Başkan Aydın, özellikle planlama süreçlerinde kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Sunumun ardından açıklamalarda bulunan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba ise ortak akıl ve iş birliği vurgusu yaptı. Bursa’nın merkez ilçesi olan Osmangazi’nin kent açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirten Biba, "Son 40 yılda artık kontrolsüz göç nedeniyle ilk yerleşimin başladığı ilçelerden biri de Osmangazi ve Yıldırım. Bugün 886 bin nüfusu olan bir ilçede neredeyse 500 bini riskli yapılarda kaldığı bir ilçeden bahsediyoruz ve aksiyon alınması gereken bir ilçeden bahsediyoruz. Biz bu konuda hem büyükşehir hem ilçe belediyelerimiz olarak tam bir ekip olarak bu manada çalışmamız gerekiyor ve hepimizin üstüne yerine düşen ne varsa yerine getirmemiz gerekiyor. Dolayısıyla bununla ilgili aksiyon alacağız kıymetli başkanım, bununla ilgili güçlü bir ekip kuracağız" ifadelerini kullandı. Toplantının sonunda Başkan Erkan Aydın ile Başkan Vekili Şahin Biba birbirlerine karşılıklı hediye takdiminde bulundu.

UNESCO MİRASI KARAGÖZ VE HACİVAT GELECEĞE TAŞINIYOR Haber

UNESCO MİRASI KARAGÖZ VE HACİVAT GELECEĞE TAŞINIYOR

UNESCO ‘Somut Olmayan Kültürel Miras’ listesinde yer alan Karagöz ve Hacivat sanatı, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen eğitimlerle geleceğe taşınıyor. Bursa’nın kültürel mirasını gelecek kuşaklara taşımak amacıyla birçok alanda çalışma yürüten Bursa Büyükşehir Belediyesi, Karagöz Müzesi’nde düzenlenen ‘Karagöz Tasvir Yapımı’ kursuna ev sahipliği yapıyor. Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Halk Eğitim iş birliğinde, Milletlerarası Kukla ve Gölge Oyunu Birliği (UNIMA) Bursa Şubesi koordinasyonunda gerçekleşen eğitim programında, kursiyerler geleneksel deri işleme, nevregan kullanımı ve kök boya teknikleriyle kendi tasvirlerini oluştururken aynı zamanda perde üzerinde oynatma deneyimi de kazanıyor. UNIMA Türkiye Milli Merkezi Bursa Şubesi Başkanı Seçkin Güneş, Bursa’nın dünyaya mirası olan Karagöz sanatını yaygınlaştırmak ve yeni ‘Hayali’ler yetiştirmek istediklerini söyledi. Eğitimlerin Karagöz Müzesi’nde gerçekleşmesinin kursiyerler açısından ayrıca önemli bir değer taşıdığını belirten Seçkin Güneş, "Karagöz sanatı, yalnızca geçmişten gelen bir gelenek değil, aynı zamanda geleceğe aktarılması gereken önemli bir kültür mirastır. Bu eğitimlerle hem geleneksel sanatlarımızı yaşatmayı hem de Karagöz gösterilerine ilgi duyan yeni sanatçılar yetiştirmeyi hedefliyoruz. Kursiyerlerimizin tarihi atmosfer içerisinde eğitim alması da sürece ayrı bir anlam katıyor. Biz ev sahipliği yapan Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne desteklerinden dolayı çok teşekkür ederiz" dedi.

GÜNEŞİ GÖREN DENİZE GİRDİ: TURİZM SEZONU BAŞLIYOR Haber

GÜNEŞİ GÖREN DENİZE GİRDİ: TURİZM SEZONU BAŞLIYOR

Hava sıcaklıklarının artması ve yağışlı havanın etkisini yitirmesiyle birlikte Mersin’in önemli turizm merkezlerinden Kızkalesi’nde plajlar hareketlenmeye başladı. Akdeniz’e 321 kilometrelik kıyısı bulunan kentte sıcaklığın 30 dereceye yaklaşmasıyla birlikte güneşi gören vatandaşlar denize girmeye başladı. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Kızkalesi başta olmak üzere sahil bölgelerinde turizmciler, Kurban Bayramı öncesi hazırlıklarını tamamladı. Kızkalesi Kültür ve Turizm Derneği Başkan Yardımcısı Mehmet Şirin Öztop, 2026 turizm sezonuna ilişkin beklentilerin yüksek olduğunu belirterek, "Rezervasyonlar gelmeye başladı. Bayramı dolu dolu geçirip sezonun sonuna kadar yoğun geçeceğini tahmin ediyoruz" dedi. “2026 SEZONU DAHA VERİMLİ OLACAK” Öztop, geçen yıla göre daha yoğun bir sezon beklediklerini ifade ederek, "Özellikle 2025 sezonundan çok daha verimli bir sezon geçireceğimizi düşünüyoruz. Gelen rezervasyonlarımız da o doğrultuda" diye konuştu. Uluslararası Çukurova Havalimanı’nın hizmete girmesinin bölge turizmine olumlu katkı sunduğunu belirten Öztop, ulaşım yatırımlarının önemine dikkati çekti. Öztop, "Bir misafiri tatil noktasına getirebilmenin en önemli araçlarından biri ulaşım. Yeni uçuş rotaları ve otoyol projeleriyle birlikte farklı ülkelerden daha fazla misafir ağırlayacağız" ifadelerini kullandı. “MERSİN’İN HER DESTİNASYONA UYGUN POTANSİYELİ VAR” Mersin’in doğal ve kültürel zenginlikleriyle öne çıktığını kaydeden Öztop, "Kuş cennetinden rafting alanlarına, dalış noktalarından Toroslar’daki Yörük kültürüne kadar her destinasyona hitap eden özelliklerimiz var" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin de kente hareketlilik kattığını belirten Öztop, ulaşım altyapısındaki gelişmeler ve yeni tesis yatırımlarıyla Mersin’in turizmde hak ettiği noktaya ulaşacağını söyledi.

OSMANGAZİ BELEDİYESİ BURSA’NIN TARİHİ MİRASINI KORUYOR Haber

OSMANGAZİ BELEDİYESİ BURSA’NIN TARİHİ MİRASINI KORUYOR

Osmangazi Belediyesi, Bursa’nın dünyaca ünlü tarihi ve turistik değerlerini koruyup geleceğe taşımak, aynı zamanda kentin kültürel mirasını daha güçlü şekilde tanıtmak amacıyla hayata geçirdiği "Kültürel Miras Temizlik Ekibi" ile UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bölgelerde titizlikle çalışmalar yürütüyor. Tarihi ve kültürel değerleri, doğal zenginlikleri ve yüksek ziyaretçi potansiyeliyle Bursa’nın turizmden aldığı payı artırmayı hedefleyen Osmangazi Belediyesi, yerli ve yabancı misafirlere daha temiz ve düzenli bir ziyaret ortamı sunmak için özel bir ekip oluşturdu. Osmangazi Belediyesi AR-GE ve Temizlik İşleri Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirilen proje kapsamında, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 2014 yılında dahil edilen Osmangazi sınırları içindeki tarihi alanlarda düzenli temizlik çalışmaları gerçekleştiriliyor. Kentin tarihi kimliğinin korunmasına katkı sağlayan çalışmalar; Hanlar Bölgesi, Muradiye Külliyesi, Murad Hüdavendigar Camii ve Türbesi ile Tophane bölgesinde bulunan Osman Gazi ve Orhan Gazi türbelerini kapsıyor. Özel tasarlanan UNESCO yelekleriyle görev yapan ekipler, tarihi alanlarda her gün 16 saat boyunca büyük bir özenle temizlik hizmeti sunuyor. "Tarihi alanları temizlemek için özel ekip oluşturduk" Kültürel mirası sağlıklı bir şekilde gelecek nesillere aktarmak için çalıştıklarını belirten Osmangazi Belediyesi AB Projeleri ve UNESCO Koordinatörü Berkay Salman, sözlerinde şu ifadelere yer verdi: "Bursa, Osmanlı'nın kurulduğu payitaht şehridir. Kentimiz, 2014 yılında ‘Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu’ başlığı altında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edildi. Bursa, toplam 7 alanla bu listeye girerken, bunların 4’ü Osmangazi ilçemiz sınırları içerisinde yer alıyor. Bizler, Osmangazi Belediyesi olarak bu alanların günlük temizlik ve bakım çalışmalarını yürütüyoruz. Tarihi mirası korumayı yalnızca taş yapıların restorasyonu olarak değerlendirmiyoruz. Bu alanların temizliği ve günlük bakımı da en az restorasyon kadar önemli. Burada ciddi bir emek ve iş yükü söz konusu. Bu kapsamda belediyemizin AR-GE ve Temizlik İşleri Müdürlüğü ortaklığında ‘Kültürel Miras Temizlik Ekibi’ projesini hayata geçirdik. Projeyle temizlik personelimize kısa eğitimler vererek yaptıkları işin önemine dair farkındalık oluşturmayı amaçladık. Amacımız, kültürel mirasımızı sağlıklı bir şekilde gelecek nesillere aktarmaktır."

HASAN ALİ YÜCEL KİMDİR? İŞTE BİYOGRAFİSİ Haber

HASAN ALİ YÜCEL KİMDİR? İŞTE BİYOGRAFİSİ

Hasan Âli Yücel 17 Aralık 1897'de İstanbul'da doğmuştur. Cumhuriyet dönemi aydınlarından olan Yücel; Türk felsefe öğretmeni, eski millî eğitim bakanı, Köy Enstitüleri'nin kurucusudur. YAŞAMI Baba tarafından Posta Nazırı Giresun, Göreleli Hasan Ali Efendi'nin, anne tarafından ise 1890 yıllarında Japon sularında batan Ertuğrul Fırkateyni süvarisi deniz albay Ali Bey'in torunudur. Babası Ali Rıza Bey, annesi Neyyire Hanım'dır. Hasan Ali Yücel, Mekteb-i Osmânî, Vefâ İdâdîsi, Cağaloğlu Darülmuallimîn-i Aliyye (Yüksek öğretmen okulu) okullarında eğitim aldı. Bir süre de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde hukuk öğrenimi gördü. 1919 yılında ise İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi, 19 Aralık 1922'de öğretmenliğe başladı. 12 Temmuz 1932 tarihinde Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin kurulmasıyla Hasan Âli Yücel etimoloji kolu başkanlığına getirildi. 1935 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nden İzmir milletvekili olarak meclise girdi ve dört dönem üst üste milletvekilliği yaptı. Ünlü şair Can Yücel, Hasan Ali Yücel'İn oğludur. Oğlu şâir Can Yücel, babası için "Hayatta ben en çok babamı sevdim" başlıklı bir şiir yazmıştır. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI DÖNEMİ Hasan Âli Yücel, 28 Aralık 1938'de, 2'nci Celal Bayar hükûmetinde Millî Eğitim Bakanlığı görevine getirildi. Üniversite reformu ,Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi'nin kurulması, Yüksek Mühendis Okulu'nun İTÜ'ye dönüştürülmesi ve Ankara Tıp Fakültesi'nin kurulması, Köy Enstitüleri'nin kurulması, dünya klasiklerinin Türkçeye çevrilmesi ve ilk resmî ve telifli Türkçe ansiklopedi olan İnönü Ansiklopedisi'nin ön çalışmaları onun bakanlığı döneminde gerçekleştirildi. 20 Mayıs 1940 tarihinde Devlet Konservatuvarı'nın kurulması, Türkiye'nin UNESCO'ya girişi de onun çabaları sonucunda olmuştur. Dört yıllık çalışma sonucunda 25 Haziran 1946'da Üniversiteler Yasası çıkartılmıştır. Bu yasayla, yükseköğretim kurumlarının bakanlıkla olan "sıkı bağı" önemli ölçüde gevşetilip mevcut kuruluşlar yapısal bir bütünlüğe kavuşturularak üniversiteye organik bir karakter kazandırılmıştır. Bu yasanın getirdiği bir başka sonuç ise "dışarıdan gerilim" yerine "içeriden denetim"in getirilmiş olmasıdır. Ankara Üniversitesi de bu yasanın sonucu olarak kurulmuştur. SON YILLARI Yücel, 5 Ağustos 1946'da 7 yıl 5 ay sürdürdüğü bakanlık görevinden istifa ettikten sonra gazetecilik görevine geri döndü. Ulus'ta yazıları yayınlandı. 21 Kasım 1950'de, söz konusu gazeteden ve Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılır. Böylece politik hayatını da noktalar. 1950-1960 arası yıllarda Cumhuriyet gazetesinde "Köşemden" başlığı altında yazılar yazar, çıktığı yurtdışı gezileri ile izlenimlerini kaleme alır. Düşüncelerini Kıbrıs Mektupları ve İngiltere Mektupları adıyla yayınlar. Bir süre İş Bankası Yayın İşleri'ni yönetir, 1960'ta bu görevinden ayrılır. ÖLÜMÜ Hasan Ali Yücel; 26 Şubat 1961 sabahı, İstanbul'da Prof.Dr. Tevfik Sağlam'ın evinde enfarktüs'ten vefat eder. Cenazesi, 3 Temmuz 1943'te açılışını yaptığı İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Kliniği'nden alınarak Ankara'ya nakledilir. Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde 2 Mart'ta düzenlenen büyük bir törenle Cebeci Asri Mezarlığı'nda toprağa verilir.

Z KUŞAĞI KARAGÖZ VE HACİVAT'I ÇOK SEVDİ Haber

Z KUŞAĞI KARAGÖZ VE HACİVAT'I ÇOK SEVDİ

Modern teknolojinin ve dijital eğlence dünyasının kuşatması altındaki geleneksel Karagöz ve Hacivat sanatı, İzmirli "Hayalbazlar"ın ellerinde hayat bulmaya devam ediyor. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde yer alan Karagöz ve Hacivat sanatı, 700 yıllık geçmişinden aldığı güçle dijital çağın ekranlarına karşı beyaz perdeyi savunuyor. Tarihi sahnelerden kültür merkezlerine, dijital platformlardan mahalle meydanlarına kadar her alanda sergilenen Karagöz ve Hacivat sanatı, özellikle Ramazan aylarında yoğunlaşsa da yılın her döneminde yeni nesille buluşturulmaya çalışılıyor. Dana veya deve derisinden sabırla işlenen tasvirler, kök boyalarla renklendirildikten sonra bir mum veya ampul ışığının yardımıyla beyaz perdeye yansıtılıyor. Tek bir sanatçının (Hayalbaz) onlarca farklı karakteri aynı anda seslendirmesi ve doğaçlama yeteneğiyle harmanlanan oyunlar, izleyiciyi hem güldürüyor hem de düşündürüyor. Bu kadim sanatın yaşatılmasındaki temel amaç, sadece bir eğlence sunmak değil; toplumsal hoşgörüyü, kültürel kimliği ve usta-çırak ilişkisine dayanan zanaatkarlığı gelecek kuşaklara aktarabilmek. "Z KUŞAĞINI GÖLGEYLE TANIŞTIRIYORUZ" Son dönem hayalbazlarından olan Tuncer Savcı, Karagöz ve Hacivat sanatını yaşatmaya ve gelecek kuşaklara tanıtmaya gayret ediyor. Çocukların ekranlara hapsolmuş durumda olduğunu belirten Savcı, "Ancak perdenin bir başka büyüsü var. Karagöz'ün o saf patavatsızlığı ve Hacivat'ın bilgeliği, bugün sosyal medyadaki içeriklerden çok daha sahici bir aynalık yapıyor topluma. Biz sadece deri oynatmıyoruz, bir felsefeyi yaşatıyoruz." dedi. Tasvir yapımının zorluğu ve ekonomik kaygılar nedeniyle yeni çırakların yetişmemesi, bu 700 yıllık ışığın sönme riskini de beraberinde getiriyor. Tuncer Savcı, bu sanatın sadece "nostalji" olarak görülmemesi ve eğitim müfredatlarında daha fazla yer alması gerektiğini vurguluyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.