#Vicdan

- Vicdan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vicdan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

EZİLEN KÖPEĞİN VÜCUDUNDAN 400 SAÇMA ÇIKTI Haber

EZİLEN KÖPEĞİN VÜCUDUNDAN 400 SAÇMA ÇIKTI

Ezilen köpeği tedavi gördüğü klinikte ziyaret eden Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, "Bu nasıl bir insanlık?" diyerek olayın hem adli hem idari yönden takip edileceğini söyledi. Olay, geçtiğimiz günlerde Bolu merkeze bağlı Doğancı köyünde meydana geldi. Yol ortasında uyuyan sokak köpeği, üzerinden geçen bir araç nedeniyle ağır yaralandı. Yaralı köpek, Bolu Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ekiplerince olay yerinden alınarak hayvan hastanesine götürüldü. “SADECE EZİLDİĞİNİ SANIYORDUK, MEĞER DAHA ÖNCE DE VURULMUŞ” Köpeğin sağlık durumunu yerinde görmek için kliniği ziyaret eden Belediye Başkanı Tanju Özcan, veteriner hekimlerden bilgi aldı. Çekilen röntgen filmlerinde, köpeğin yalnızca kaza mağduru olmadığı, daha önce tüfekle hedef alındığı tespit edildi. Başkan Özcan, "Doğancı Köyü’nde bir araç yerde yatan köpeğimizi ezdi. Biz sadece vahşi bir insanın hayvana çarptığını sanıyorduk. Ancak röntgenlerde bu hayvanın daha önce de saçmalarla vurulduğu görüldü. Vücudunda 300-400 saçma tespit edildi." ifadelerini kullandı. “BU NASIL BİR VİCDAN, BU NASIL BİR İNSANLIK?” Köpeğe yönelik şiddete sert tepki gösteren Özcan, "Bu hayvandan ne istediler, anlamak mümkün değil. Veteriner hekimlerimiz ellerinden geleni yapıyor. Şu an hayati tehlikesi yok, inşallah arka bacakları da iyileşecek" dedi. “AĞIR PARA CEZALARI UYGULAMAYA BAŞLIYORUZ” Olayla ilgili hem adli hem de idari süreçlerin başladığını vurgulayan Başkan Özcan, Belediye Meclisi’nin daha önce aldığı kararı hatırlattı: "Valilik, şahsın tespit edildiğini ve yakalandığını bildirdi. Belediye Meclisi olarak, hayvanlara kötü muamelede bulunanlara ağır para cezaları uygulanmasını kararlaştırmıştık. Bu cezaları yarından itibaren uygulayacağız. Bu vahşeti yapanları insanlık adına affetmeyeceğiz" dedi. KÖPEĞİN DURUMU CİDDİYETİNİ KORUYOR Veteriner hekimler, köpeğin hayati tehlikeyi atlattığını ancak arka bacaklarında ciddi hasar bulunduğunu, tedavisinin devam ettiğini aktardı.

TÜRK DİL KURUMU AÇIKLADI: 2025’İN KELİMESİ “DİJİTAL VİCDAN” Haber

TÜRK DİL KURUMU AÇIKLADI: 2025’İN KELİMESİ “DİJİTAL VİCDAN”

Yaklaşık 300 bin oyla seçilen “dijital vicdan” kavramı, dijital çağın insan ruhunda ve sosyal yaşamda bıraktığı etkileri çarpıcı şekilde özetliyor. Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, “Bu kavram, ekranlara sıkışan insanlığın vicdani reflekslerini sorgulatan yeni bir gerçekliği ifade ediyor” dedi. VİCDAN DİJİTALE SIKIŞTI: YILIN KAVRAMI 'DİJİTAL VİCDAN' Türk Dil Kurumu ile Ankara Üniversitesi İletişim Araştırmaları ve Uygulama Merkezi (İLAUM) iş birliğiyle yürütülen “Yılın Kelimesi” çalışması bu yıl da yoğun ilgi gördü. Türkiye genelinden gelen 41 bini aşkın öneri arasından, alanında uzman 23 kişilik jüri tarafından belirlenen beş kavram halkın oyuna sunuldu. Finalde yarışan kavramlar arasında “dijital vicdan”, “vicdani körlük”, “çorak”, “eylemsiz merhamet” ve “tek tipleşme” yer aldı. Oylama sonucunda, yaklaşık 300 bin kişinin tercihiyle 2025’in kelimesi “dijital vicdan” oldu. PROF. DR. MERT: "VİCDANIN EKRAN ARKASINDA SİLİKLEŞTİĞİ BİR ÇAĞDAYIZ" Kahramanmaraş’ta açıklamalarda bulunan TDK Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, dijital çağda yaşanan duyarlılık erozyonuna dikkat çekti. Mert şu ifadeleri kullandı: “Bugün dünyada Filistin'de binaların yüzde 98’i yok edilmiş, Doğu Türkistan’da sistematik baskılar, Myanmar’da trajediler yaşanıyor. Ancak biz bu devasa acıları yalnızca küçük ekranlardan izliyor, bir ‘beğeni’, bir ‘yorum’ ya da bir ‘hikâye’ ile vicdanımızı rahatlatmaya çalışıyoruz. İşte bu, tam da dijital vicdan kavramını tanımlıyor.” TDK'nın bu kampanyayla amacının sadece bir kelime belirlemek değil, toplumda dil, kültür ve vicdani farkındalık oluşturmak olduğunu belirten Prof. Dr. Mert, halkın gösterdiği ilgiden memnun olduklarını söyledi. TDK SÖZLÜĞÜNDE VİCDAN VE YENİ DİJİTAL TANIMI TDK, vicdanı "kişiyi kendi davranışları hakkında yargıya varmaya sevk eden, içsel denetimi sağlayan duygu" olarak tanımlarken, “dijital vicdan” kavramı ise bu tanımın dijital çağda geçirdiği dönüşümü yansıtıyor. Açıklamada, özellikle sosyal medya üzerinden yapılan tepkilerin, bireylerde geçici bir rahatlama sağladığı ancak bu durumun toplumsal sorumluluk bilincini zayıflatabileceği vurgulandı. SOSYAL MEDYANIN GÖLGEDE BIRAKTIĞI GERÇEKLİK Uzmanlar, “dijital vicdan”ın yalnızca sosyal medyada paylaşılan içeriklerle sınırlı kalınan, gerçek eylemlerin yerini sanal tatminlerin aldığı bir çağ eleştirisi olduğuna dikkat çekiyor. Beğeniler, filtrelenmiş görseller ve kısa süreli gündemler, zamanla bireyleri eylemsiz şefkate ve alışkanlık haline gelen ilgisizliğe sürüklüyor. "DİJİTAL VİCDAN" NE ANLATIYOR? Pasif duyarlılık: Acıya karşı dijitalde tepki verip gerçek hayatta sessiz kalmak Eylemsizlik: Beğen, paylaş, unut... Toplumsal yabancılaşma: Gerçekten uzakta, içerikle meşgul olmak Sahte empati: Kalpten değil, ekrandan gelen tepkiler YILIN KELİMESİ SEÇİM SÜRECİ HAKKINDA: Toplam öneri: 41.800 Farklı kelime/kavram sayısı: 8.000+ Jüri: Akademisyenler, edebiyatçılar, iletişim uzmanları (23 kişi) Final oylaması: 5 kelimeye halk oylaması Toplam oy: Yaklaşık 300.000 Kazanan: Dijital Vicdan

YAŞARKEN OĞLUNA, ÖLÜNCE DE 3 KİŞİYE UMUT OLDU Haber

YAŞARKEN OĞLUNA, ÖLÜNCE DE 3 KİŞİYE UMUT OLDU

Balıkesir'de yaşarken oğluna böbreğini bağışlayan Embiye Yener, öldükten sonra da organ bağışı ile 3 kişiye daha umut oldu. Bursa'da gerçekleşen organ nakli, herkese örnek oldu. Balıkesir'de ikamet eden Embiye Yener, 69 yaşında vefat etti. Vefat ettikten sonra organları böbrek ve karaciğer bekleyen hastalara umut olan Yener'in, 2022 yılında ise bir böbreğini oğluna verdiği ortaya çıktı. Annesinin böbreği ile hayata tutunan oğlu Tahsin Yener, "Böbrek sıkıntısı sebebiyle hastaneye başvurduğumda illaki nakil ya da diyaliz dediler. Annemin dokuları bana birebir yüksek oranda uyduğu için Bursa'da başarılı bir nakil süreciyle sağlığıma kavuştum. Aradan 3 sene geçti. Annem hayatını kaybetti. Annemin hep bir hayali vardı. Benden kaynaklı olsa gerek, ‘Benim organlarımı bağışlayın' derdi. Bizde onun isteğini yerine getirerek, organ bağışında bulunduk. Veri tabanı girildiği gibi, 2 yetişkin ve 1 çocuk hastaya uyduğu söylendi. Onlara şifa oldu. Annem öldükten sonra da yine birilerinin hayatına devam etmesine vesile oldu" dedi. "Başına gelmeyen bilmez" Yaşadığı günleri duygu dolu gözlerle anlatan Tahsin Yener, "O günleri biz çok iyi biliyoruz. Organ naklinin ne kadar önemli olduğunu, gücümün yettiğince, tanıdığım tanımadığım herkese anlatmaya çalışıyorum. Bütün akrabalarımı, arkadaşlarımı ve tanıştığım herkese, organ bağışında bulunması konusunda bilgilendiriyorum. Çünkü başına gelmeyen bilmiyor. Gerçekten bunu yaşayan biliyor" diye konuştu. "Organ naklini gerçekleştiren doktor da duygulandı" Organları bağışladıktan sonra öğrendiği bir olayı anlatan Tahsin Yener, "Nakli yapacak olan doktor, bizim naklimizi yapan doktordu. 3 sene evvel annemin böbreğini alıp bana nakil ettiğini isminden hatırlamış, hatta biraz da duygulanmış. Hocam, sağ olsun, ameliyata başlamadan geri çıkarak, kendine gelmek istemiş. Oradaki doktorlara, ‘Nasıl bir kadındır ki, öldükten sonra da yine şifa oluyor' diye söylemiş. Bunlar önemli detaylar; küçük ama çok önem arz eden detaylar. Zaten ben de ilk fırsatta hocamızı gidip görmeyi düşünüyorum" dedi. "Oğluna ve 3 nakil bekleyen hastana umut oldu" İlk önce oğluna, daha sonra organ nakil bekleyen 3 kişiye umut olan Embiye Yener'in ameliyatlarını gerçekleştiren Acıbadem Bursa Hastanesi Organ Nakli Merkezi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Oktay ise, "Canlı verici olarak oğluna böbrek vermişti. Kendisi gayet sağlıklıydı. Oğlu da nakil böbreğiyle sağlığına kavuşmuştu. Elim bir kaza sonucu Embiye hanım hayatını kaybediyor. Daha önce aile arasında bu konu bilindiği için tereddüt etmeden ailesi de organ bağışında bulundu. Çoklu organ bağışı yaptılar. Tabi tek böbreğini zaten yaşıyorken vermişti, vefat ettikten sonra da ikinci böbreğini ve karaciğerini nakil bekleyen hastalara verdi" şeklinde konuştu. "Aile içerisinde organ bağışının konuşulması önemli" Bu nakilde en dikkat çeken konun aile içerisinde konuşulması olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bülent Oktay, "Aile arasında bu konu daha önce konuşulmuş ve kişilerin bu konuda fikir ya da beyanı biliniyorsa, öldükten sonra organ bağışlamada hiç problem yaşanmıyor. Çünkü ülkemiz, canlı vericide dünyada en yüksek bağışı yapan ülke, ama ölüye gelince son derece düşük rakamlar var. Bunun temel sebebi de kültürel ya da inançlar değil, bunlar olsa canlıyken veremeyiz. Buradaki temel sebep, vefat eden kişinin yakınlarının vicdan olarak karar verememesidir. "Acaba sağlığında merhum veya merhume organ bağışına meyilliydi, yapar mıydı?" diye. Eğer bu daha evvel konuşulmuş olsa, bu örneğimizde olduğu gibi, kişi daha evvel böbreğini vermiş; tereddüt bile etmediler, hemen verdiler" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.