#Yapılaşma

- Yapılaşma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapılaşma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İMAMOĞLU'NDAN KEMAL KILIÇDAROĞLU'NA: "O DA BİLİYOR HERŞEYİ..." Haber

İMAMOĞLU'NDAN KEMAL KILIÇDAROĞLU'NA: "O DA BİLİYOR HERŞEYİ..."

İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik davada tutuklu yargılanan Ekrem İmamoğlu, savunmasında CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasıyla ilgili Kemal Kılıçdaroğlu'nun tanık olarak dinlenmesini talep etti. İmamoğlu, ❝Benim gözümün önünde, o dönemin genel başkanına, Kemal Kılıçdaroğlu'na buranın nasıl alınacağı anlatıldı. O da biliyor her şeyi.❞ dedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik, iddianamede ❝çıkar amaçlı suç örgütü❞ olarak nitelendirilen yapılanmaya ilişkin davanın ikinci duruşmasının 35'inci gününde, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu savunma yaptı. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmada İmamoğlu, hakkındaki suçlamalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Duruşmayı Özgür Özel ile İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu ve oğlu Selim İmamoğlu da takip etti. ❝KILIÇDAROĞLU'NUN TANIK OLARAK DİNLENİLMESİNİ TALEP EDİYORUM❞ İmamoğlu, savunmasının bir bölümünde CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasına ilişkin iddialara değindi. Binanın satın alınma sürecinin dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na anlatıldığını öne süren İmamoğlu, Kılıçdaroğlu'nun bu konuda bilgi sahibi olduğunu savundu. İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: ❝Benim gözümün önünde, o dönemin genel başkanına, Kemal Kılıçdaroğlu'na buranın nasıl alınacağı anlatıldı. O da biliyor her şeyi. Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu madde ile ilgili buraya tanık olarak dinlenilmesini talep ediyorum. Ayıptır. Sanki o il binası gökten zembille indi. İki kelime edecek edemiyor.❞ İmamoğlu'nun Kılıçdaroğlu'nun tanık olarak dinlenmesine yönelik talebi hakkında mahkemenin bir karar verip vermediğine ilişkin bilgi paylaşılmadı. ❝BABAM SANIK YAPILDI, OĞLUM SANIK YAPILDI❞ Savunmasında iddianameyi de eleştiren İmamoğlu, dosyadaki suçlamalara karşı ayrıntılı değerlendirmelerde bulunacağını söyledi. İmamoğlu, ❝Bu dosyanın içinde kaybolmayacağım, bu dosyanın üzerinden geçeceğim. Her hukuksuzluğun üstünde bir an duracağım, gösterip yoluma devam edeceğim. Babam sanık yapıldı, oğlum sanık yapıldı, eşimin ağabeyi sanık yapıldı.❞ dedi. İmamoğlu, ailesinden bazı kişilerin de davada sanık olarak yer almasına tepki gösterdi. İSTANBUL'DAKİ SEL FELAKETİNE DE DEĞİNDİ İmamoğlu, savunmasının başlangıcında İstanbul'da bir gün önce etkili olan yağışların ardından yaşanan sel ve su baskınlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yağışlarla bağlantılı olaylarda hayatını kaybedenler için başsağlığı dileyen İmamoğlu, kentteki taşkın sorunlarının yalnızca yağış miktarı veya altyapıyla açıklanamayacağını savundu. İmamoğlu, ❝Yaşanan yağmur ve sel olaylarında elektriğe kapılarak hayatını kaybeden iki genç evladımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Yine sabah izlediğim kadarıyla su baskını esnasında düşüp, başını sert bir yere çarparak hayatını kaybeden genç kardeşimize de yine Allah'tan rahmet diliyorum.❞ ifadelerini kullandı. ❝TEMEL MESELE NÜFUS PLANLAMASI VE KENTLEŞME❞ İstanbul'un nüfusuna ve yapılaşma sorunlarına dikkat çeken İmamoğlu, dere yatakları ile su havzalarının yapılaşmasının taşkın riskini artıran önemli etkenler arasında bulunduğunu dile getirdi. İmamoğlu, ❝15,5 milyon ve 16 milyona yaklaşan nüfusuyla bir İstanbul. Temel mesele, yağmurun yere düştüğü kilogramı veya altyapıyla tek başına izah edilemez. Temel mesele, esasen bir yerleşimle ilgili nüfus planlamasıyla, kentleşmeyle ilgili izah edilebilir. Derelerin, dere yataklarının, su havzalarının yapılaşması büyük bir sorundur.❞ diye konuştu. DURUŞMAYA ÖĞLE ARASI VERİLDİ İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, İmamoğlu'nun savunmasının devam etmesi amacıyla öğle arası verildi. Duruşmada öne çıkan gelişme, İmamoğlu'nun CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasıyla ilgili olarak Kılıçdaroğlu'nun tanık sıfatıyla dinlenmesini istemesi oldu.

AKBÜK'TE ALTYAPI İFLAS ETTİ: DİDİM BELEDİYESİ SINIFTA KALDI Haber

AKBÜK'TE ALTYAPI İFLAS ETTİ: DİDİM BELEDİYESİ SINIFTA KALDI

Aydın iline bağlı Didim ilçesinin başı bu defa da lağım suları ile dertte. Yaz boyunca kötü bir sınav veren Aydın Büyükşehir Belediyesi ve Didim Belediyesi Akbük'te de sınıfta kaldı. Akbük’ün eşsiz sahilleri, yerel yönetimlerin ihmalkarlığı ve çöken altyapı nedeniyle adeta bir çevre felaketine sahne oluyor. Gülkent mevkisi sakinlerinin henüz yaraları sarılmamışken, şimdi de Kerem Sahil bölgesinde patlak veren kanalizasyon sızıntısı, Akbük halkını ve tatilcileri isyan noktasına getirdi. ''Akbük''te yaşıyorum'un haberine göre, Akbük’te kronikleşen altyapı sorunları, artık bir halk sağlığı krizine dönüşmüş durumda. Daha önce Gülkent sitesi önünde yaşanan ve günlerce çözülemeyen kanalizasyon patlamasının bir benzeri, şimdi Kerem Sahil bölgesinde yaşanıyor. Denize doğrudan akan atık sular, bölgedeki ekosistemi katlederken; yayılan ağır koku Akbük sakinlerinin yaşam kalitesini hiçe sayıyor. DOMİNO ETKİSİ: SIRAYLA PATLAYAN ALTYAPI Gazeteci kimliğimle sahadan edindiğim bilgiler, bu kirliliğin münferit bir kaza değil, sistemli bir ihmalin sonucu olduğunu gösteriyor. Gülkent’te yaşanan felaketin ardından Kerem Sahil’in de lağıma teslim olması, Akbük’teki altyapının domino taşları gibi birer birer çöktüğünü kanıtlıyor. Bölge halkı, altyapının mevcut yapılaşma yükünü kaldıramadığını haykırırken, sermaye gruplarının yeni inşaat hırsı bu çöküşü hızlandırıyor. YETKİ KARMAŞASI VE BÜROKRATİK SESSİZLİK Vatandaşlar, denize akan lağım suları karşısında muhatap bulamamaktan şikayetçi. Aydın Büyükşehir Belediyesi ve Didim Belediyesi arasındaki yetki sınırları, sorunun çözümünde bir kalkan olarak mı kullanılıyor? Akbük halkı, vergilerini ödediği kurumların sorumluluk almasını beklerken; biz gazeteciler de soruyoruz: Bu rezaletin durması için Akbük’ün tamamen yaşanılamaz hale gelmesi mi gerekiyor? Hükümet ve yerel yönetimlerin bu vurdumduymazlığı, halkın sağlığını sermayenin çıkarlarına kurban etmektir. HALK SAĞLIĞI TEHLİKEDE: SALGIN KAPIDA MI? Kirliliğin boyutları sadece görsel ve kokusal bir rahatsızlıkla sınırlı değil. Bölgeden gelen ishal ve yüksek ateş vakalarındaki artış, biyolojik bir tehlikenin sinyallerini veriyor. Çocukların ve yaşlıların en çok etkilendiği bu durum karşısında sağlık yetkililerinin sessiz kalması kabul edilemez. Arıtma tesislerinin yetersizliği ve denize kontrolsüzce boşaltılan atıklar, Akbük’ü bir hastalık merkezine dönüştürme riski taşıyor. Kaynak: https://akbukteyasiyorum.com/

BURSA'DA KIZIL GEYİK AV İHALESİ PROTESTO EDİLDİ Haber

BURSA'DA KIZIL GEYİK AV İHALESİ PROTESTO EDİLDİ

Bursa Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Melike Baysal, kızıl geyik av ihalesine ilişkin yaptığı açıklamada, doğanın ekonomik bir değer üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirterek, Bursa'nın ormanlarının, su kaynaklarının, tarım alanlarının ve yaban hayatının korunması çağrısında bulundu. Bursa Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Melike Baysal, kızıl geyik av ihalesine yönelik düzenlenen ortak basın açıklamasında, av ihalesine karşı çıkmanın ötesinde Bursa'nın doğal varlıklarını ve ortak geleceğini savunmak için bir araya geldiklerini söyledi. Baysal, "Bugün burada yalnızca bir av ihalesine itiraz etmek için değil; Bursa'nın ormanlarını, suyunu, toprağını, yaban hayatını ve ortak geleceğimizi savunmak için bir aradayız. Çünkü biliyoruz ki mesele yalnızca bir kızıl geyik değildir; mesele yaşamın bütünüdür" dedi. Doğanın ekonomik bir meta olarak görülmesine karşı çıkan Baysal, "Bir canlının yaşamını ekonomik bir değerle eş tutmak, doğayı yalnızca gelir getiren bir kaynak olarak gören anlayışın sonucudur. Oysa doğa; alınıp satılacak, ihale edilecek ya da ekonomik karşılığı üzerinden değerlendirilecek bir meta değil, yaşamın ta kendisidir" ifadelerini kullandı. Bursa'nın çevre sorunlarına da dikkat çeken Baysal, "Yeni organize sanayi bölgeleri genişlerken verimli tarım toprakları daralıyor; orman ekosistemleri parçalanıyor, yaban hayvanlarının yaşam alanları küçülüyor. Maden faaliyetleri, taş ocakları ve kontrolsüz yapılaşma doğal alanlar üzerindeki baskıyı artırırken, iklim krizinin etkisiyle kuraklık derinleşiyor ve su kaynaklarımız giderek azalıyor" diye konuştu. İnsan, hayvan ve çevre sağlığının bir bütün olduğunu vurgulayan Baysal, "Yıllardır aynı gerçeği dile getiriyoruz: İnsan sağlığı, hayvan sağlığı ve çevre sağlığı birbirinden ayrı düşünülemez. Dünyanın benimsediği Tek Sağlık (One Health) yaklaşımı da bunu ortaya koymaktadır. Sağlıklı insanlar ancak sağlıklı hayvanlarla, sağlıklı hayvanlar ise ancak sağlıklı ekosistemlerde yaşayabilir" dedi. Kızıl geyiğin ekosistemin önemli bir parçası olduğunu ifade eden Baysal, "Kızıl geyik de bu ekosistemin vazgeçilmez bir parçasıdır. Ormanın yenilenmesine katkı sağlayan, biyolojik çeşitliliğin devamlılığında rol oynayan her yaban hayvanı gibi onun yaşam hakkını savunmak, aslında ekolojik dengeyi savunmaktır" ifadelerini kullandı. Bursa'nın doğayla uyumlu yaşam örneklerine de değinen Baysal, "Yaren Leylek bize şunu öğretiyor: Doğayla mücadele ederek değil, doğayla uyum içinde yaşayarak da üretebilir, kalkınabilir ve geleceğimizi güvence altına alabiliriz. İşte Bursa'nın ihtiyacı olan anlayış budur" diye konuştu. Doğal varlıkların korunmasının gelecek nesiller için zorunluluk olduğunu belirten Baysal, açıklamasını şöyle tamamladı: "Gerçek zenginlik, tükettiğimiz doğal varlıklar değil; koruyabildiğimiz doğal mirastır. Doğayı korumak romantik bir tercih değil; ekonomik, ekolojik ve toplumsal bir zorunluluktur. Doğa bize atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan emanettir. Bursa'yı bu emanet bilinciyle korumak zorundayız."

KARŞIYAKA’DA 13 YILLIK İMAR DÜĞÜMÜ ÇÖZÜLÜYOR Haber

KARŞIYAKA’DA 13 YILLIK İMAR DÜĞÜMÜ ÇÖZÜLÜYOR

Aralık 2024’te yaklaşık 700 hak sahibine tapularının dağıtılmasının ardından, bu kez 2013’ten bu yana çözüm bekleyen riskli alan için hazırlanan imar planı değişiklikleri Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylandı ve askıya çıkarıldı. Yaklaşık 150 hak sahibini doğrudan ilgilendiren ve 2,59 hektarlık alanı kapsayan planların askıya çıkarılmasıyla birlikte, bölgedeki kentsel dönüşümün önündeki en kritik engellerden biri aşılmış oldu. Planların kesinleşmesi halinde, uzun yıllardır belirsizlik içinde yaşayan vatandaşların daha güvenli ve sağlıklı konutlara kavuşmasının önü açılacak. 2013’TEN BU YANA BEKLEYEN RİSKLİ ALAN İÇİN KRİTİK ADIM Cumhuriyet Mahallesi’nde “taş ocağı” olarak bilinen bölge, 2013 yılından bu yana imar ve dönüşüm süreci tamamlanamadığı için hem vatandaşlar hem de yerel yönetim açısından önemli bir sorun alanı olarak gündemde yer alıyordu. Bölgenin yapısal riskler taşıdığı, güvenlik önlemlerinin yetersiz kaldığı ve sağlıklı yapılaşmanın önüne geçen imar belirsizliğinin mahallede tedirginlik yarattığı biliniyordu. Karşıyaka Belediyesi ekipleri tarafından yürütülen yoğun teknik çalışmalar sonucunda, alanın dönüşümüne ilişkin yeni imar planı hazırlandı. Planlama sürecinde, hem dönüşümün uygulanabilir olması hem de hak sahiplerinin mağdur edilmemesi hedefi öne çıktı. Belediye tarafından yapılan açıklamada; dönüşüm sürecinin tüm hak sahiplerinin ikamesini sağlayacak şekilde, yeterli konut stoğunun oluşturulmasına imkan verecek biçimde planlandığı belirtildi. BAKANLIK ONAYIYLA RESMİ SÜREÇ BAŞLADI Hazırlanan planlar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanarak resmi sürece dahil edildi. Bu kapsamda; 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı değişikliği 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İzmir İl Müdürlüğü’nde ilan edilerek askıya çıkarıldı. Planlar 24 Şubat Salı gününe kadar askıda kalacak. Askı sürecinde yapılacak olası itirazların değerlendirilmesinin ardından planların kesinleşme aşamasına geçmesi bekleniyor. Planların kesinleşmesiyle birlikte, bölgedeki kentsel dönüşüm uygulamalarının hayata geçirilmesi için süreç resmen hız kazanacak. DÖNÜŞÜMLE BİRLİKTE GÜVENLİ KONUT HEDEFİ Yetkililer, planların yürürlüğe girmesiyle birlikte bölgede; depreme dayanıklı, modern şehircilik ilkelerine uygun, sosyal donatı alanlarıyla desteklenmiş bir dönüşümün mümkün olacağını vurguladı. Bu gelişme, yalnızca yapıların yenilenmesi açısından değil; aynı zamanda bölge halkının can ve mal güvenliği açısından da önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Karşıyaka Belediyesi’nin, dönüşüm sürecinde hak sahiplerini mağdur etmeyecek bir model üzerinde çalıştığı ve dönüşümün uygulanabilirliğini artırmak adına çevredeki yapılaşma koşullarıyla uyumlu bir planlama yaklaşımı benimsediği ifade edildi. BAŞKAN ÜNSAL: “EN KRİTİK EŞİĞİ AŞTIK” Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal da konuyla ilgili yaptığı açıklamada, 13 yıldır çözülemeyen imar sorununu çözüme kavuşturmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Ünsal, şu ifadeleri kullandı: “Cumhuriyet Mahallemizdeki eski taş ocağı bölgesinde 13 yıldır süregelen imar sorununu çözüme kavuşturmak ve vatandaşlarımızın güvenli konut talebine yanıt vermek adına göreve geldiğimiz ilk günden bu yana kararlılıkla çalıştık. 2.59 hektarlık bu riskli alanda, yaklaşık 150 hak sahibimizi yakından ilgilendiren planlama sürecinde, teknik ekiplerimizin titiz çalışmaları sonucunda en kritik aşamayı geride bıraktık.” Planların onaylanarak askıya çıkmasının, dönüşüm için tarihi bir adım olduğunu vurgulayan Ünsal, süreçte destek veren kurumlara da teşekkür ederek şöyle devam etti: “Hazırladığımız planların onaylanarak askıya çıkmasıyla birlikte; mahallemizde depreme dayanıklı, modern şehircilik ilkelerine uygun ve sosyal donatıları güçlü bir dönüşümün önünü açmış olduk. Bu süreçte, gösterdikleri iş birliği için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na ve emeği geçen tüm kurumlara teşekkür ediyorum.” Ünsal ayrıca, askı süreci tamamlandıktan sonra hiçbir vatandaşın mağdur edilmeden dönüşüm adımlarının atılacağını belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.