#Yargı Süreci

- Yargı Süreci haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yargı Süreci haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

6 SENEDE DÖNÜŞEMEYEN KENTSEL: SORUNLU İŞÇİLİK, EK ÖDEME TALEBİ.... Haber

6 SENEDE DÖNÜŞEMEYEN KENTSEL: SORUNLU İŞÇİLİK, EK ÖDEME TALEBİ....

İzmir'in Karabağlar ilçesinde 30 Ekim 2020 depreminde hasar gören binalarını kentsel dönüşüm kapsamında yenilemek üzere yüklenici firmayla anlaşan bazı kat malikleri, projenin gecikmeli teslim edildiğini, dairelerde çeşitli imalat kusurları bulunduğunu ve kendilerinden sözleşmedeki ödemelere ek olarak 2,5 milyon lira talep edildiğini öne sürdü. Kat maliklerinin avukatı Onar, ek ödeme talebinin hukuki dayanağı bulunmadığı görüşünü dile getirirken, taraflar arasındaki uyuşmazlık yargıya taşındı. Karabağlar'da yaşayan bazı bina sakinleri, 30 Ekim 2020'de meydana gelen İzmir depreminde ağır hasar gören binalarını yenilemek amacıyla kentsel dönüşüm kararı aldı. Kat malikleri, farklı firmalardan teklif aldıktan sonra bir yükleniciyle 4 Haziran 2021'de daire başına ortalama 490 bin lira bedelle inşaat yapım sözleşmesi imzaladı. Bina sakinlerinin verdiği bilgiye göre yüklenici firma inşaat ruhsatını Mart 2023'te aldı. Sözleşmede yapım süresi 15+3 ay olarak belirlenmesine rağmen proje Temmuz 2026'da teslim edildi. Kat malikleri, süreç içerisinde enflasyon ve maliyet artışları gerekçe gösterilerek daire başına en az 1 milyon liraya ulaşan ödemeler yaptıklarını, daha sonra yüklenici tarafından 2,5 milyon liralık ek ödeme talebiyle karşılaştıklarını ileri sürdü. DAİRELERDE SU SIZINTISI VE TESİSAT SORUNLARI İDDİASI Bina sakinleri, teslim edilen dairelerde su sızıntıları, elektrik tesisatı sorunları, boya ve sıva dökülmeleri ile kullanılan malzemelere ilişkin çeşitli problemler bulunduğunu öne sürdü. Kat maliklerinden Yeniçeri, projenin sözleşmede belirtilen sürede tamamlanmadığını ve bu süreçte kirada yaşamak zorunda kaldıklarını söyledi. Yeniçeri, ❝Normalde sözleşmede 15 ay içerisinde bitirmesi gerekirken 2026 yılına kadar bu inşaat sürdü. Bu arada tabii kiraya çıktık. Bütün apartman olarak mağdur olduk.❞ dedi. Binaya taşınmak isteyenlerin yeni sorunlarla karşılaştığını ileri süren Yeniçeri, üst katlardaki banyolardan alt dairelere su sızdığını ve bazı bölümlerde dökülmeler meydana geldiğini savundu. Yeniçeri, ❝Baktığımızda depremde olan hasardan, eski binamızdaki hasardan daha çok hasar oluşuyor. Binamız dökülüyor. Üst katta birisi banyo yaptığı zaman direkt bizim evimize suyu iniyor. Diğer odalarda da aynı şekilde dökülmeler var. Mağdur duruma düştük, taşınamıyoruz da.❞ ifadelerini kullandı. EK ÖDEME TALEBİNİ "KİBAR FEYZO" FİLMİNE BENZETTİ Yüklenicinin sözleşmede yer alan malzemelerden farklı ürünler kullandığını öne süren Yeniçeri, taraflar arasındaki uyuşmazlığın mahkemeye taşındığını belirtti. Kat maliklerinden sürekli yeni ödeme talep edildiğini savunan Yeniçeri, yaşadıkları süreci "Kibar Feyzo" filmindeki başlık parası sahnesine benzetti. Yeniçeri, ❝Anlaştığımız paranın zaten iki katını verdik biz. İki katı daha para istiyor. Evlerimizi istediğimiz şekilde yapmadı. Sözleşmedeki bütün her şey yazılı bizim ama istediğimiz şekilde olmadı binalar. Mutfak ortada, banyolar kötü durumda, elektrik tesisatı çok kötü. Binanın zemini şimdiden nem almaya başladı, dökülüyor.❞ diye konuştu. Ödeme dönemlerinde talep edilen tutarların değiştiğini iddia eden Yeniçeri, ❝Sürekli zam, sürekli artış... Bu benim aklıma Kemal Sunal'ın Kibar Feyzo'daki kız isteme mevzusunu getirdi. Her gittiğinde kıza zam geliyor başlık parasına. Sonra da 'Ağam benimle eğleniyor musun sen?' diyor. Aynen bu şekilde, bizim işimiz de buna döndü.❞ dedi. ❝NEREYİ TUTSAK ELİMİZDE KALIYOR❞ Kat maliklerinden Üzümcü de sözleşme kapsamındaki ödemelerini yapmalarına rağmen kendilerinden daha sonra ek para istendiğini ileri sürdü. Teslim edilen dairelerdeki sorunların oturum başladıktan sonra daha belirgin hale geldiğini söyleyen Üzümcü, ❝Takılan malzemeler, boyalar... Nereyi tutsak elimizde kalıyor öyle söyleyeyim. Herkes evlerine yerleştiğinde sorunlar daha da büyümeye başladı. Tesisatta sorunlar çıktı, boyalarda patlamalar olmaya başladı.❞ ifadelerini kullandı. Maliyet artışının gerekçe gösterildiğini belirten Üzümcü, kendilerinin daha önce bütün ödemeleri tamamladığını savundu. ❝YANGIN KAPISI TERS TAKILMIŞ DURUMDA❞ Üzümcü, dairesindeki yangın kapısının da hatalı monte edildiğini ileri sürerek bunun güvenlik riski oluşturduğunu söyledi. Üzümcü, ❝Bugün benim karşımda bir yangın kapısı var, ters takılmış durumda. Bugün bir yangın çıksa, kapansa üzerimden ben çıkamam.❞ dedi. Elektrik tesisatı ve duvarlarda da sorun bulunduğunu öne süren Üzümcü, mutfak dolaplarında kabarma ve şişmeler oluştuğunu belirtti. Bazı komşularının dairelerine yerleşebilmek için boya, tesisat ve diğer eksikleri kendi imkanlarıyla yeniden yaptırdığını söyleyen Üzümcü, bu çalışmalar için 400-500 bin liraya varan ilave harcamalar yapıldığını iddia etti. Üzümcü, ❝Yaşlı annem, babam bu evin sahibiydi. 4 yıldır beklediler, baktılar olmuyor kendilerine uygun küçük bir daireye geçtiler. Çünkü onların burada bu kadar sorunla yaşamaları mümkün değildi. Giden zamana mı üzülelim, giden paraya mı üzülelim?❞ diye konuştu. AVUKAT ONAR: ❝HİÇBİR HUKUKİ VE KANUNİ DAYANAĞI YOK❞ Kat maliklerinin avukatı Onar ise yüklenicinin kendi kusurundan kaynaklanan bir gecikmenin söz konusu olması halinde, bu dönemdeki maliyet artışlarının kat maliklerinden talep edilemeyeceğini savundu. Onar, ❝Müteahhit, kendi kusuru ve ihmaliyle inşaat süresini aşmış ise Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre kendi kusuruyla inşaatı geciktiren ve temerrüde düşen bir yüklenici, bu süreçte yaşanan enflasyon veya maliyet artışlarını gerekçe göstererek sözleşmenin uyarlanmasını ya da ek bedel ödenmesini talep edemez. Kat maliklerinden istenen 2,5 milyon TL'lik ek ödeme talebinin hiçbir hukuki ve kanuni dayanağı olmadığı görüşündeyim.❞ ifadelerini kullandı. Dairelerde bulunduğu ileri sürülen su sızıntısı, elektrik tesisatı hataları, yangın kapılarının hatalı montajı, düşük kaliteli malzeme kullanımı ile boya ve sıva dökülmelerinin "ayıplı ifa" kapsamında değerlendirilebileceğini belirten Onar, bunların hukuki sonuçlarının mahkeme tarafından değerlendirileceğini söyledi. Kat malikleri, dairelerdeki eksik ve kusurların giderilmesini ve taraflar arasındaki mali uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasını beklerken, konuya ilişkin yargı süreci devam ediyor.

DANIŞTAY İPTAL DEDİ: CHP'Lİ BELEDİYE 21 YIL SONRA RUHSAT VERDİ Haber

DANIŞTAY İPTAL DEDİ: CHP'Lİ BELEDİYE 21 YIL SONRA RUHSAT VERDİ

Adana’nın Karataş ilçesindeki bir tatil sitesinde yapılmak istenen 2 ek bloğa ilişkin inşaat ruhsatının 2003’te idare mahkemesince iptal edilmesi ve kararın 2005’te Danıştay tarafından onanmasının ardından, aynı alan için 2025’te yeniden ruhsat verilmesi site sakinleri ile yapı sahiplerini karşı karşıya getirdi. Site sakinlerinin açtığı yeni davada inşaat geçici olarak durdurulurken, uyuşmazlığa ilişkin yargı süreci devam ediyor. Karataş ilçesinde deniz kenarında yaklaşık 25 yıl önce yapılan tatil sitesinden yaklaşık 100 kişi daire satın aldı. Site sakinlerinin anlatımına göre, sitenin yapımını üstlenen müteahhit daha sonraki yıllarda futbol sahası ve çocuk oyun parkının bulunduğu, denize yaklaşık 30 metre mesafedeki alanda 2 ek blok yapmak için çalışma başlattı. Müteahhidin söz konusu blokların daha önce onaylanan projede bulunduğunu ancak o dönem maddi imkanlar nedeniyle yapılamadığını belirttiği aktarıldı. Site sakinleri ise yapılmak istenen blokların kıyı mevzuatına aykırı olduğunu öne sürerek konuyu yargıya taşıdı. İNŞAAT RUHSATI 2003’TE İPTAL EDİLDİ Adana 1. İdare Mahkemesi, 2003 yılında söz konusu inşaat ruhsatının iptaline karar verdi. Karar, 2005 yılında Danıştay tarafından onandı. Kararda, ruhsatta 8 ve 10. blok olarak belirtilen yapıların son onaylı kıyı kenar çizgisinden kara yönünde yaklaşık 15 metre mesafede bulunduğu ve sahil şeridinin ilk 50 metrelik bölümünde kaldığı belirtildi. Kararda, ❝Ruhsatta 8 ve 10. blok olarak belirtilen binaların son onaylı kıyı kenar çizgisinden sonra (kara yönünde) yaklaşık 15 metre mesafede, dolayısıyla sahil şeridinin ilk 50 metrelik bölümünde kaldığı, dava konusu inşaat ruhsatının Kıyı Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerine uygun olmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. İnşaat ruhsatında hukuka uyarlılık bulunmamaktadır. Mahkeme kararında isabetsizlik görülmemiştir.❞ ifadelerine yer verildi. İnşaatın durdurulmasının ardından site sakinlerinin söz konusu alanı yeniden futbol sahası ve çocuk oyun parkı olarak düzenlediği belirtildi. 2025’TE YENİDEN RUHSAT VERİLDİ Aradan yaklaşık 20 yıl geçmesinin ardından, hayatını kaybeden müteahhidin mirasçıları 2025’te Karataş Belediyesine yeni inşaat ruhsatı için başvurdu. Mirasçıların başka illerde verilen yargı kararlarını emsal gösterdikleri, belediyenin de başvurunun ardından söz konusu alan için yeniden inşaat ruhsatı düzenlediği belirtildi. Ruhsatın verilmesinin ardından alanda yeniden inşaat çalışmalarına başlandı. SOSYAL ALAN ŞANTİYEYE DÖNÜŞTÜ Çalışmalar kapsamında sitenin istinat duvarının yıkıldığı, temel kazısı yapıldığı ve demirlerin döşendiği belirtildi. Kazıdan çıkan malzemenin sahil bölümüne bırakılmasıyla kum seviyesinin yükseldiğini öne süren site sakinleri, daha önce denize ulaşmak için kullandıkları alanın da şantiye sahasına dönüştüğünü ifade etti. SİTE SAKİNLERİ YENİDEN MAHKEMEYE BAŞVURDU Yeni ruhsatın ardından site sakinleri bu kez Adana 2. İdare Mahkemesine başvurarak işlemin iptalini ve inşaatın durdurulmasını talep etti. Mahkemenin, dava sonuçlanıncaya kadar inşaat çalışmalarının geçici olarak durdurulmasına karar verdiği bildirildi. Böylece yaklaşık 21 yıl sonra yeniden gündeme gelen yapılaşmaya ilişkin uyuşmazlık bir kez daha yargıya taşınmış oldu. Nihai kararın devam eden yargılama sonucunda verilmesi bekleniyor. ❝SATMAK İSTİYORUM, KİMSE ALMIYOR❞ Yaklaşık 25 yıl önce siteden ev aldığını belirten site sakini Mithat Özşahin, sosyal alanların ortadan kalkması nedeniyle mağdur olduğunu savundu. Özşahin, ❝Aldığımda hem futbol sahası vardı, hem voleybol sahası vardı, hem yıkanacak yerimiz vardı, hem tuvaletimiz vardı. Burası da tamamen düzenli şekildeydi. Bu hale geldi. Ben onun için bu parayı verdim, burayı aldım. Bu şekilde ne yapacağım? Satmak istiyorum, kimse almıyor. Biz hakkımızı istiyoruz.❞ dedi. ❝DANIŞTAY KARARINA RAĞMEN RUHSAT VERİLMİŞ❞ Site sakinlerinden Ali Büyükbayram da daha önce aynı alandaki inşaat için hukuki mücadele verdiklerini anlattı. Büyükbayram, ❝O zamanki yönetim, ben de vardım, itiraz ettik, mahkemeye verdik ve kazandık, durdurduk. Sonra yıkım kararı çıktı. Bunlar itiraz etti, Danıştay’a gitti. 2005’te kesinleşti; ruhsatın iptali ve inşaatın yıkılması. Yıktık, tekrar düzelttik. Şu anda 21 sene sonra tekrar ruhsat verilmiş. Bunları durdurduk, dava açtık. Danıştay kararına rağmen, Danıştay’ın 15 metre kıyı şeridi belirtmesine rağmen ruhsat verilmiş.❞ ifadelerini kullandı. ❝YASAL SÜREÇ DEVAM EDİYOR❞ Site sakini Sabit Baş ise yeni ruhsatın Kıyı Kanunu’na aykırı olduğunu savunarak hukuki sürecin devam ettiğini söyledi. Baş, ❝Kıyı Kanunu şeridi var. Bunlar ruhsatı aldılar, bir şekilde inşaat yapacaklar. Gereken mahkemeye verdik biz. Yasal süreç devam ediyor. Sesimizi duysunlar istiyoruz. Danıştay kararı verilen bir yere nasıl inşaat yapılabilir?❞ diye konuştu. Yeni ruhsatın hukuka uygun olup olmadığına ilişkin nihai değerlendirmeyi devam eden dava kapsamında mahkeme yapacak.

ETİMESGUT'TAKİ YOLSUZLUKTA YENİ DETAYLAR! EKİBE RÜŞVET TALİMATI Haber

ETİMESGUT'TAKİ YOLSUZLUKTA YENİ DETAYLAR! EKİBE RÜŞVET TALİMATI

Etimesgut Belediyesi'ne yönelik yürütülen yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasında yeni iddialar dosyaya girdi. Soruşturma kapsamında hazırlanan belgeler, bilirkişi tespitleri ve etkin pişmanlık kapsamında alınan ifadelerde, belediyenin bazı alım ve organizasyonlarına ilişkin usulsüzlük iddiaları yer aldı. Sabah'ın haberine göre; Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu ile belediye yöneticilerinin de bulunduğu çok sayıda şüpheli hakkında işlem yapıldı. Soruşturma sürecinde 40 şüpheli tutuklanırken, bazı şüpheliler adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. RAMAZAN ORGANİZASYONLARINA İLİŞKİN MALİYET İDDİASI Soruşturma dosyasındaki iddialara göre, 2025 yılı Ramazan çadırı organizasyonunun maliyetinin önceki yıla göre önemli ölçüde arttığı öne sürüldü. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan bir şüphelinin ifadesinde, organizasyon kapsamında düzenlenen faturaların gerçeği yansıtmadığı ve belediye iştiraki üzerinden işlem yapıldığı iddia edildi. Bu iddialar kapsamında maliyet artışına ilişkin belgeler ve ödeme kayıtları incelemeye alındı. AŞEVİ İHALESİYLE İLGİLİ İNCELEME Dosyada, belediyeye bağlı aşevi ve kreşlere yönelik yemek alım süreçlerinin de soruşturma konusu olduğu belirtildi. İddialara göre; Hizmet alımı niteliğindeki bazı işlemler farklı usulle gerçekleştirildi.İhale süreci tamamlanmadan bazı firmaların işe başladığı öne sürüldü.Sonradan düzenlenen tahakkuk ve hakediş belgeleriyle işlemlerin geriye dönük olarak kayıt altına alındığı iddia edildi. Savcılık, bu işlemler nedeniyle kamu zararının oluşup oluşmadığını araştırıyor. EVRAKTA SAHTECİLİK VE ÖDEME İDDİALARI Soruşturma dosyasında yer alan bilirkişi tespitlerine göre, bazı ödeme belgelerinde usulsüzlük bulunduğu öne sürüldü. İddialar arasında; Düşük tutarlı bir tahakkuk fişinin daha yüksek meblağlı işlem gibi gösterildiği,İhale süreci tamamlanmadan şirket kasasından ödeme yapıldığı,Aynı iş kalemi için mükerrer ödeme gerçekleştirildiği iddiaları yer aldı. HİJYEN MALZEMESİ ALIMLARI MERCEK ALTINDA Sayıştay ve bilirkişi incelemelerinde, evde bakım hizmetlerinde kullanılan bazı malzemelerin piyasa değerinin üzerinde fiyatlarla satın alındığı iddiasına da yer verildi. Ayrıca teslim edildiği kayıt altına alınan bazı malzemelerin depoda bulunamadığı ve bu nedenle kamu zararının oluştuğu yönünde değerlendirmeler dosyaya girdi. ETKİN PİŞMANLIK İFADESİNDEKİ İDDİALAR Etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade veren belediye personeli Serkan Kozan'ın beyanlarında, belediye yöneticilerine yönelik çeşitli iddialar yer aldı. İfade tutanaklarına göre Kozan, Belediye Başkan Yardımcısı Taylan Özgüven'in ekibine yönelik, "5 sene buradayız, yiyebildiğiniz kadar yiyin" dediğini öne sürdü. Aynı ifadede bazı ihale süreçlerinde rüşvet alındığı ve çeşitli kişilere para aktarıldığı yönünde iddialar da yer aldı. SORUŞTURMA SÜRÜYOR Soruşturma kapsamında dosyaya giren iddialar savcılık tarafından değerlendirilmeye devam ediyor. Şüphelilerin önemli bölümü suçlamaları reddederken, yargı süreci devam ediyor. Dosyada yer alan iddialar hakkında nihai değerlendirme, yargılama sonucunda mahkeme tarafından yapılacak.

YÖK İHRAÇ DEDİ, MAHKEME İADE ETTİ: TACİZCİ HOCA DERSE DÖNDÜ! Haber

YÖK İHRAÇ DEDİ, MAHKEME İADE ETTİ: TACİZCİ HOCA DERSE DÖNDÜ!

YÖK tarafından 24 Nisan 2026'da görevinden ihraç edilen O.S.'nin açtığı davada Çanakkale İdare Mahkemesi yürütmenin durdurulmasına karar verdi. YÖK'ün karara itiraz ettiği, bazı öğrencilerin ise öğretim görevlisinin yeniden derslere girecek olmasından endişe duyduğu belirtildi. Aktarılan bilgilere göre olay, uzaktan eğitim döneminde öğrencinin üniversitede bulunduğu sırada yaşandı. G.N.İ., O.S.'nin odasındaki kitapları gerekçe göstererek dersin odasında devam etmesini teklif ettiğini ve ders işleneceğini düşünerek bunu kabul ettiğini öne sürdü. "ÇİMLERE UZANALIM, BİRAZ GÜNAH İŞLEYELİM" İDDİASI Öğrencinin iddiasına göre O.S., odada kendisine psikoloji ve rüya tabirleri konusunda eğitim aldığını belirterek sorunlarını ve yaşadığı travmaları anlatabileceğini söyledi. O.S.'nin daha sonra kendisine "Bugün keyfin yok gibi, baş başa dağlara, kırlara gidelim. Çimlere uzanalım, biraz günah işleyelim" dediğini öne süren G.N.İ., korkarak odadan ayrıldığını ifade etti. Öğrenci ayrıca birkaç gün sonra O.S.'nin ders arasında yanına gelerek mezuniyet balosuna katılıp katılmayacağını sorduğunu, omzuna dokunarak tacizde bulunduğunu iddia etti. GEÇMİŞTEKİ ŞİKAYETLER DE GÜNDEME GELDİ Öğrencinin suç duyurusunun ardından yürütülen süreçte O.S. hakkında geçmiş yıllarda gerçekleştirilen işlemler de gündeme geldi. Sabah'ın haberine göre, O.S.'nin 2018 ve 2019 yıllarında 38 kız öğrencinin şikayeti üzerine 3 kez görevden uzaklaştırıldığı belirtildi. Ayrıca öğretim görevlisi hakkında dini değerleri alenen aşağılama suçlamasıyla da soruşturma yürütüldüğü aktarıldı. Son gelişmelerin ardından üniversite yönetiminin O.S.'yi açığa aldığı, Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) da soruşturma başlattığı kaydedildi. YÖK 24 NİSAN'DA İHRAÇ ETTİ YÖK tarafından yürütülen soruşturmanın ardından O.S. hakkında 24 Nisan 2026 tarihinde cinsel taciz suçlaması kapsamında kamu görevinden çıkarma kararı verildiği belirtildi. O.S. ise ihraç kararına karşı yargıya başvurarak YÖK aleyhine Çanakkale İdare Mahkemesinde yürütmenin durdurulması istemiyle dava açtı. MAHKEMEDEN YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI Aktarılan bilgilere göre Çanakkale İdare Mahkemesi, geçen hafta O.S.'nin başvurusunu değerlendirerek yürütmenin durdurulmasına karar verdi. Mahkemenin değerlendirmesinde, O.S. lehine ifade veren öğrencilerin beyanlarının da dikkate alındığı belirtildi. Böylece ihraç işleminin yürütmesi yargılama sürecinde durdurulmuş oldu. YÖK'ün mahkemenin kararına itiraz ettiği bildirildi. ÖĞRENCİLERDEN TEPKİ Kararın ardından fakültedeki bazı öğrencilerin O.S.'nin yeniden göreve dönmesinden endişe duyduğu aktarıldı. İsminin açıklanmasını istemeyen öğrenciler, şikayetçi oldukları bir öğretim görevlisinin derslerine katılmak istemediklerini belirterek karara tepki gösterdi. O.S. hakkındaki taciz iddialarına ilişkin adli süreç ile ihraç kararına yönelik idari yargı süreci devam ediyor.

AHBAP SORUŞTURMASINI HÜSEYİN BAŞARAN'IN ŞİKÂYETİ BAŞLATTI İDDİASI Haber

AHBAP SORUŞTURMASINI HÜSEYİN BAŞARAN'IN ŞİKÂYETİ BAŞLATTI İDDİASI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturmada, soruşturmanın iş insanı Hüseyin Başaran'ın suç duyurusunun ardından başlatıldığı iddia edildi. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Haluk Levent hakkında, dernek faaliyetleri ve mali işlemlere ilişkin çeşitli iddialar inceleniyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Ahbap Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Levent hakkında "Dernekler Kanunu'na muhalefet", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "örgüt üyeliği" suçlamalarıyla gözaltı kararı verildi. Bursa'da gözaltına alınan Levent, işlemleri için İstanbul'a getirildi. SORUŞTURMAYI BAŞLATAN ŞİKÂYET İDDİASI Soruşturmaya ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, dosyanın iş insanı Hüseyin Başaran'ın yaptığı suç duyurusunun ardından açıldığı öne sürüldü. İddiaya göre Başaran Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Başaran, Ahbap Derneği adına "kimsesiz kız çocuklarına yurt yapılacağı" belirtilerek yaklaşık 60 milyon dolar değerindeki 22 taşınmazın devrinin gerçekleştirildiğini, ancak söz konusu taşınmazların vaat edilen amaç doğrultusunda kullanılmadığını ileri sürerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu. Haberlere yansıyan iddialara göre, taşınmazların Başaran Grubu'na ait olduğu ve Ahbap Derneği adına satın alınmasının planlandığı belirtildi. MALİ İŞLEMLER İNCELEME ALTINDA Soruşturma kapsamında, Ahbap Derneği hesaplarından Haluk Levent'in kullandığı öne sürülen hesaplara ve asistanı olduğu belirtilen Yeliz Kaya adına kayıtlı hesaba yaklaşık 120 milyon liralık para transferi yapıldığı iddiaları da dosyada yer aldı. Ayrıca dernek kurucularından Alper Çelik'e ait olduğu öne sürülen hesaplar üzerinden 2020-2026 yılları arasında 990 milyon lira tutarında yasal bahis oynandığı ve yaklaşık 390 milyon lira zarar oluştuğu yönündeki iddiaların da soruşturma kapsamında incelendiği belirtildi. SORUŞTURMA GENİŞLETİLDİ Soruşturmanın devam ettiği, dosya kapsamında 18 kişinin daha gözaltına alındığı ve mali hareketler ile dijital materyaller üzerindeki incelemelerin sürdüğü öğrenildi. Öte yandan, soruşturma dosyasında yer alan iddialar hakkında henüz mahkeme kararı bulunmuyor. Haberde aktarılan suçlamalar savcılık soruşturması kapsamındaki iddialardan ibaret olup, yargılama süreci sonunda verilecek karar bekleniyor. Haluk Levent, Ahbap Derneği ve diğer şüphelilerin konuya ilişkin savunmaları ile resmi açıklamaları yargı süreci içerisinde değerlendirilecek.

HALUK LEVENT SORUŞTURMASINDA SON DURUM: AVUKAT GÖZALTINA ALINDI Haber

HALUK LEVENT SORUŞTURMASINDA SON DURUM: AVUKAT GÖZALTINA ALINDI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, hakkında gözaltı kararı bulunan Haluk Levent'in ardından danışmanı olduğu öne sürülen avukat Ece Güner'in de gözaltına alındığı bildirildi. Soruşturma kapsamında dijital materyaller, banka hesap hareketleri ve para transferlerine ilişkin incelemelerin sürdüğü öğrenildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Haluk Levent hakkında "Dernekler Kanunu'na muhalefet", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "örgüt üyeliği" suçlamalarıyla gözaltı kararı verildi. Bursa'da gözaltına alınan Levent'in, işlemleri için İstanbul'a getirildiği belirtildi. SORUŞTURMA DOSYASINDAKİ İDDİALAR Soruşturma dosyasında, Haluk Levent'in kullandığı öne sürülen banka hesaplarında yüksek tutarlı para hareketlerinin tespit edildiği iddia edildi. Dosyada ayrıca Ahbap Derneği'nden Levent'in asistanı olduğu belirtilen Yeliz Kaya'nın hesabına yaklaşık 120 milyon lira aktarıldığı, dernek kurucularından Alper Çelik'e ait olduğu öne sürülen hesaplar üzerinden 2020-2026 yılları arasında yüksek tutarlı yasal bahis işlemleri gerçekleştirildiği yönünde iddiaların yer aldığı belirtildi. Soruşturma kapsamında incelenen dijital materyallerde yer aldığı öne sürülen bazı yazışmaların da dosyaya dahil edildiği ifade edildi. ŞİKÂYET ÜZERİNE BAŞLATILDIĞI İDDİASI Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre soruşturmanın, iş insanı Hüseyin Başaran'ın yaptığı suç duyurusunun ardından başlatıldığı öne sürüldü. İddialara göre Başaran, Ahbap Derneği adına kullanılacağı belirtilen bazı taşınmazların vaat edilen amaç doğrultusunda kullanılmadığını ileri sürerek savcılığa başvuruda bulundu. AVUKAT ECE GÜNER GÖZALTINDA Soruşturma kapsamında Haluk Levent'in danışmanı olduğu belirtilen avukat Ece Güner hakkında da gözaltı kararı verildi. Dosyada, Güner'in banka hesaplarında yüksek tutarlı para hareketlerinin tespit edildiği iddiaları üzerine gözaltına alındığı bildirildi. SORUŞTURMA SÜRÜYOR İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında banka hesap hareketleri, para transferleri ve dijital materyallere ilişkin incelemelerin devam ettiği öğrenildi. Öte yandan, soruşturma dosyasında yer alan iddialar hakkında yargı süreci devam ediyor olup, söz konusu suçlamalar henüz mahkeme kararıyla kesinleşmiş değil. Haluk Levent, Ahbap Derneği veya diğer şüpheliler tarafından bu iddialara ilişkin yapılacak açıklamalar ve yargı makamlarının değerlendirmeleri sürecin ilerleyen aşamalarında netlik kazanacak.

KIZ KARDEŞİ ÖLDÜRÜLEN AĞABEYDEN VELAYET MÜCADELESİ Haber

KIZ KARDEŞİ ÖLDÜRÜLEN AĞABEYDEN VELAYET MÜCADELESİ

Bursa'da eşi tarafından çocuklarının gözü önünde bıçaklanarak öldürülen 29 yaşındaki Müjde Güngör'ün ağabeyi Sabır Şahin, yeğenlerinin velayet'ini almak için hukuki süreç başlattıklarını söyledi. Şahin, çocukların şu anda cinayet zanlısının ailesinin yanında kaldığını belirterek, "Onlar benim kız kardeşimin emanetidir" dedi. Olay, 3 Haziran'da Bursa'nın Osmangazi ilçesi Güneştepe Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre Zafer Güngör, tartıştığı eşi Müjde Güngör'ü bıçaklayarak öldürdü. Olayın ardından Güngör'ün cenazesi ailesi tarafından Muş'un Bulanık ilçesinde toprağa verildi. AİLE VELAYET İÇİN HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATTI Müjde Güngör'ün ailesi, olayın ardından üç çocuğun cinayet zanlısının ailesinin yanında kaldığını belirterek velayet için girişimlerde bulundu. Diyarbakır'da yaşayan ağabey Sabır Şahin, çocukların kendi ailelerine verilmesi gerektiğini savundu. "BU OLAYIN BİR GEÇMİŞİ VAR" Kardeşinin evliliğinde uzun süredir sorunlar yaşadığını öne süren Şahin, olayın yalnızca cinayet günüyle değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Şahin, aile büyüklerinin geçmişte birçok kez tarafları uyardığını iddia ederek, "Bu olay yeni yaşanan bir olay değil. O kişinin katil olma süreci vardı. Yıllardır devam eden sorunların sonucu olduğunu düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. "PSİKOLOJİK BASKI GÖRDÜĞÜNÜ ANLATIYORDU" Kardeşinin evliliği boyunca eşinin ailesi tarafından baskıya maruz kaldığını öne süren Şahin, geçmişte yaşanan bazı olayları anlatarak psikolojik şiddet iddiasında bulundu. Şahin, kardeşinin zaman zaman kendilerine yaşadığı sıkıntıları aktardığını belirtti. "YEĞENLERİMİN İYİ İNSANLAR OLARAK YETİŞMESİ İÇİN MÜCADELE EDECEĞİM" Çocukların velayetini almak için avukat aracılığıyla gerekli başvuruları yaptıklarını söyleyen Şahin, "Dayıları olarak bu çocukların bakımını üstlenmek ve iyi bireyler olarak yetişmeleri için elimden gelen her şeyi yapacağım. Onlar benim kız kardeşimin bana emanetidir" dedi. ADLİ VE HUKUKİ SÜREÇ SÜRÜYOR Cinayet soruşturması kapsamında yargı süreci devam ederken, çocukların velayetine ilişkin kararın ise ilgili aile mahkemelerince yürütülecek hukuki süreç sonunda belirleneceği öğrenildi. Tarafların iddiaları ve talepleri, yargı mercilerince yapılacak incelemeler sonucunda değerlendirilecek.

KILIÇDAROĞLU, 9 İSMİ İHRAÇ TALEBİYLE DİSİPLİNE SEVKETTİ Haber

KILIÇDAROĞLU, 9 İSMİ İHRAÇ TALEBİYLE DİSİPLİNE SEVKETTİ

CHP’de üst düzey görevlerdeki 9 isim ihraç talebiyle disipline sevk edildi. Aralarında Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayıoğlu'nun da bulunduğu üst düzey görevlerdeki 9 isim şöyle: — Veli Ağbaba — Ali Mahir Başarır — Burhanettin Bulut — Ensar Aytekin — Gökhan Günaydın — Nurhayat Altaca Kayışoğlu — Özgür Karabat — Umut Akdoğan — Turan Taşkın Özer 'PARTİDEKİ MEVCUT TÜM GÖREVLERİNDEN DE UZAKLAŞTIRILMASINA...'' Kararı CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı duyurdu. Sarı açıklamasında "9 tane arkadaşımız parti tüzüğümüzün ilgili maddeleri çerçevesinde tedbirli olarak kesin çıkarma cezası uygulanmak üzere Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilmiş bulunuyor ve partideki mevcut tüm görevlerinden de uzaklaştırılmasına an itibariyle karar verilmiş bulunuyor" dedi. CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. Yaklaşık 4 saat süren toplantının ardından açıklamalarda bulunan Sarı, MYK’nin gündeminde Türkiye’de gündemi ve ‘mutlak butlan’ süreci olduğunu anlattı. ‘Mutlak butlan’ kararının ardından Özgür Özel tarafıyla sürekli diyalog halinde olmak ve müzakereler yapmak istediklerini dile getiren Sarı, bu konuyla ilgili diyalog heyeti kurma önerisinde bulunduğunu hatırlattı. Sarı, "Bu konuyla ilgili iyi niyetli çabalarımızın sonuç vermediğini de gördük. Biz ne kadar ılımlı yaklaşımla bu süreci diyalogla ve ortak akılla sona erdirelim ve partinin önüne bir yol haritası koyalım biçimde yaklaşırsak yaklaşalım arkadaşlarımız bu konuyla ilgili bizim uzattığımız elleri her seferinde geri çevirdi. Dolayısıyla bir ilerleme şansımız olmadı" ifadelerini kullandı. "YARIN PARTİ MECLİSİ’Nİ TOPLADIĞIMIZDA YİNE KURULTAY TARTIŞACAĞIZ" Kurultay yapmak istediklerini her defasında dile getirdiklerini hatırlatan Sarı, "Bizler bir kurultaysız yol yürümek niyetinde değiliz. Böyle bir şeyin hiçbir zamanı olmadı. Partinin içine düştüğü bu durumdan ancak bir siyasi müdahaleye çıkabileceğimizi hep söyledik. Bu siyasi müdahalede hiç kuşkusuz ki kurultay. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi örgütüne kendi delegasyonuna bu konuyu bir kere daha sormaktı. Dolayısıyla böyle bir kaçışımız yok. Ancak bütün bunlara rağmen hala biz aynı yerdeyiz Yarın Parti Meclisi’ni topladığımızda yine kurultay tartışacağız arkadaşlarımızla. Nasıl bir kurultay yapabileceğimizi, yol haritamızın ne olacağını tartışacağız" diye konuştu. "9 TANE ARKADAŞIMIZ YÜKSEK DİSİPLİN KURULU’NA SEVK EDİLMİŞ BULUNUYOR" Partinin kurumsal kimliğini korumaya yönelik iş ve eylemler içinde bir siyasal pozisyon almak zorunda kaldıklarını belirten Sarı, şunları kaydetti: "Partinin bu mutlak butlan belasıyla ilişkilendirilmesine neden olan ve Türkiye tarihinde hiç olmayacak biçimde kongresi ve kurultayları yok sayılan bir Cumhuriyet Halk Partisi sürecine katkı sağlayan, bu konuyla ilgili haklarında şaibe bulunan, kamuoyunda sıklıkla tartışılan, iddianamelere konu olan bu arkadaşlarımızla ilgili bir disiplin süreci uygulama kararı almış bulunuyoruz. Bu karar zor bir karar ama alınması gereken bir karardı. Dolayısıyla temiz siyaset açısından içine düştüğümüz bu durumdan partiyi arındırmak açısından zor da olsa bu kararı almak zorunda kaldık. Arkadaşlarımızın hepsi oy birliği ile böyle bir karara imza atmışlardır. 9 tane arkadaşımız parti tüzüğümüzün ilgili maddeleri çerçevesinde tedbirli olarak kesin çıkarma cezası uygulanmak üzere Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilmiş bulunuyor ve partideki mevcut tüm görevlerinden de uzaklaştırılmasına an itibariyle karar verilmiş bulunuyor." "AKLANDIKTAN SONRA BÜTÜN BU ARKADAŞLARIMIZA DA KAPIMIZ AÇIK" Disiplin sevk edilen isimleri paylaşan Sarı, "Balıkesir milletvekilimiz Ensar Aytekin, Mersin milletvekilimiz Ali Mahir Başarır, İstanbul milletvekilimiz Gökhan Günaydın, Bursa milletvekilimiz Nurhayat Altaca Kayışoğlu, İstanbul milletvekilimiz Özgür Karabat, Ankara milletvekilimiz Umut Akdoğan, Malatya milletvekilimiz Veli Ağbaba, İstanbul milletvekilimiz Turan Taşkın Özer ve Adana milletvekilimiz Burhanettin Bulut. Bu arkadaşlarımız iddianamelerde yer alan dolayısıyla bizim temiz siyaset anlayışımız çerçevesi içerisinde de arınma siyasetimizin oluşması açısından, buraya katkı sağlamak açısından almış olduğumuz bir karara muhatap oldular. Yargı süreci işliyor kuşkusuz. Ceza davaları devam ediyor, önümüzdeki süreçte bu arkadaşlarımız da kendilerini ispat etmek durumunda kalacaklar ve kendilerinin yargı karşısında savunmak durumunda kalacaklar. Aklanıp gelecekler. Bizim aklandıktan sonra bütün bu arkadaşlarımıza da kapımız açık, kalmaya devam edecekler" ifadelerine yer verdi. "İtiraz edebilirler itiraz yolları açık" Basın mensuplarının sorularını cevaplayan Sarı, parti iç tüzüğüne göre ihraç talebinin PM tarafından alındığıyla ilgili soru üzerine, "Parti tüzüğümüzde ivedi işler ivedi durumlar diye bir ibaret ve tanımlama var ve bu ivedi durumlar çerçevesinde herhangi bir parti üyesinin disipline MYK aracılığıyla sevk edilmesini düzenliyor. Daha önce de uygulamaları var bunun. Uygulamalar çerçevesinde biz bu kararı almış durumdayız Elbette arkadaşlarımız buna itiraz edebilirler itiraz yolları açık. Hem MYK kararının kendisine hem Yüksek Disiplin Kurulu’na doğru bir giriş söz konusu olduğunda oraya hem de başka hukuki süreçlere başvurabilirler" dedi. Sarı, Özgür Özel ile ilgili bir değerlendirme olup olmadığına ilişkin, "Onunla ilgili değerlendirme daha sonra yapılacak" yanıtını verdi.

BUCA BELEDİYE BAŞKANI GÖRKEM DUMAN HAKKINDA TUTUKLAMA TALEBİ Haber

BUCA BELEDİYE BAŞKANI GÖRKEM DUMAN HAKKINDA TUTUKLAMA TALEBİ

İzmir'de Buca Belediyesi'ne yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında gözaltına alınan 54 şüpheli adliyeye sevk edildi. Savcılık, aralarında Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, eski Belediye Başkanı Erhan Kılıç ve eski CHP Buca İlçe Başkanı Çağdaş Kaya'nın da bulunduğu 51 kişi hakkında tutuklama talebinde bulundu. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, savcılık sorgularının ardından Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi. 51 KİŞİ İÇİN TUTUKLAMA TALEBİ Soruşturma kapsamında, Belediye Başkanı Görkem Duman'ın da aralarında bulunduğu 51 şüpheli hakkında tutuklama, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol uygulanması talep edildi. Hakimlikteki değerlendirme süreci devam ediyor. SAVCILIK YAZISINDA DİKKAT ÇEKEN İDDİALAR Savcılığın sevk yazısında, bazı imar işlemlerinde rüşvet alınıp verildiği, belediye ve kamu kaynaklarının kişisel harcamalarda kullanıldığı yönünde iddialara yer verildi. Ayrıca, kamuoyunda "bankamatik memuru" olarak adlandırılan, fiilen görev yapmadığı halde maaş aldığı öne sürülen kişilerin bulunduğu da iddialar arasında yer aldı. "SUÇ ÖRGÜTÜ" İDDİASI Soruşturma dosyasında, şüphelilerin eylemlerini örgütlü şekilde gerçekleştirdiklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesi bulunduğu öne sürüldü. İddialara göre, önceki dönemde kurulduğu belirtilen yapılanmanın sonraki dönemde de faaliyetlerini sürdürdüğü, bazı siyasi ve idari isimlerin bu yapı içerisinde yer aldığı değerlendirildi. Savcılık, şüphelilerin ortak çıkar ilişkisi etrafında hiyerarşik bir yapı oluşturarak hareket ettiklerini ileri sürdü. HANGİ SUÇLAMALAR YÖNELTİLİYOR? Sevk yazısında yer alan iddialara göre; Görkem Duman hakkında "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "rüşvet alma" ve "zimmet",Erhan Kılıç hakkında "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma",Çağdaş Kaya hakkında ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "zimmet" ve "rüşvet alma" suçlamaları yöneltildi. YARGI SÜRECİ DEVAM EDİYOR Şüphelilerin hakimlikteki işlemleri sürerken, soruşturma kapsamında yer alan tüm suçlamaların iddia niteliğinde olduğu, nihai değerlendirmenin yargılama sürecinde yapılacağı belirtildi. Masumiyet karinesi gereği, haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan şüphelilerin suçsuz sayıldığı vurgulandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.