#Yargıtay

- Yargıtay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yargıtay haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YARGITAY EŞİNİ UÇURUMDAN İTEN SANIĞIN CEZASINI ONADI Haber

YARGITAY EŞİNİ UÇURUMDAN İTEN SANIĞIN CEZASINI ONADI

Yalova’nın Altınova ilçesinde eşi Semiha Sözer’in ölümüne ilişkin davada hüküm kesinleşti. Eşini uçurumdan iterek öldürdüğü gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Erdal Necip Sözer’in cezası, Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından oy birliğiyle onandı. Sanığın iyi hâl indirimi talebi de kabul edilmedi. Olay, 24 Ocak 2023’te Yalova’nın Altınova ilçesine bağlı Soğuksu köyündeki Ballıkaya mevkisinde meydana geldi. Bursa’nın Orhangazi ilçesinde yaşayan 34 yaşındaki Semiha Sözer, eşi Erdal Necip Sözer ile bulunduğu sırada yaklaşık 20 metre yükseklikteki kayalıklardan düşerek hayatını kaybetti. Erdal Necip Sözer, olayla ilgili ifadesinde fotoğraf çektirmek amacıyla kayalıklara çıktıklarını öne sürdü. Ancak soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda, Semiha Sözer’in ölümünün kaza veya intihar sonucu gerçekleşmediği, itilmesi nedeniyle yaşamını yitirdiği yönünde değerlendirme yapıldı. OLAYDAN 15 AY SONRA TUTUKLANDI Soruşturmanın ardından Erdal Necip Sözer, olaydan yaklaşık 15 ay sonra tutuklandı. Yargılama boyunca hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen sanık hakkında dava süreci devam etti. Mahkeme heyeti, olay yerinde keşif yaparak kayalıkların bulunduğu bölgede incelemelerde bulundu. Sanık da keşif sırasında düşme noktasını göstererek olay günü yaşananlara ilişkin anlatımda bulundu. AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET CEZASI KESİNLEŞTİ Yalova 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 3 Ocak 2025’te Erdal Necip Sözer hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin 8 Mayıs 2025 tarihli kararının ardından dosya, temyiz incelemesi için Yargıtay’a taşındı. Dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi, verilen hükmü oy birliğiyle onadı. Kararda, suçun kadına karşı işlenmesine ilişkin ibare de eklenerek hüküm düzeltilmiş şekilde onandı. Sanığın iyi hâl indirimi talebi kabul edilmezken, Yargıtay’ın kararıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası kesinleşmiş oldu. SEMİHA SÖZER ORHANGAZİ’DE TOPRAĞA VERİLMİŞTİ Bursa’nın Orhangazi ilçesine bağlı Hamzalı Mahallesi nüfusuna kayıtlı olan Semiha Sözer, ölümünün ardından memleketinde toprağa verilmişti. Yargıtay’ın son kararıyla, kamuoyunda yakından takip edilen davada yargı süreci sonuçlandı.

EMSAL KARAR: İZNE ÇIKAN İŞÇİ YA MAAŞINI YA DA AVANS ALACAK Haber

EMSAL KARAR: İZNE ÇIKAN İŞÇİ YA MAAŞINI YA DA AVANS ALACAK

İş Kanunu kapsamında, yıllık izin kullanan işçiye, yıllık izin süresine ilişkin ücretinin izne çıkışta peşin olarak ödenmesi gerekiyor. Özel sektör çalışanlarının mağduriyet yaşadığı olaya dair Yargıtay’dan emsal bir karar çıktı. İzne giderken, peşin ödeme ya da avans alamayan işçinin, istifa etmesi halinde kıdem tazminatı alabileceğine vurgu yaptı. Yüksek Mahkeme, işçiye hak ettiği süreden daha fazla izin kullandırılmış olmasının izin süresine ilişkin ücretin peşin ödenmesi yükümlüğünü ortadan kaldırmayacağına dikkat çekti. KONU HAKKINDA YARGITAY KAPISI AÇILMIŞTI Yargıtay’ın yıllık izin ücretinin peşin ödenmemesinin işçi açısından haklı fesih sebebi olarak kabul edilmesinin arkasında aynı şehirde iki ayrı mahkemenin farklı karar vermesi olduğu ortaya çıktı. Yıllık izne giderken izin dönemine ait ücreti peşin alamayan A.B. isimli işçi, İş Mahkemesi’nin yolunu tuttu. Davacı A.B., yoğun bir çalışma temposundan sonra ailesiyle tatil planı yaparken izin çıkışı peşin ödeme ya da avans alamadığı için iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini dile getirdi. İş Mahkemesi feshin haklı olduğuna, davacıya kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğine hükmetti. Karar istinafa taşındı Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 15. Hukuk Dairesi itirazları geri çevirdi. Benzer bir durumun mağduru olan B.K. isimli işçi de izne çıkarken peşin ödeme alamadığı için istifa etti. Kıdem tazminatı alamayan B.K., İş Mahkemesi’nin kapısını çaldı. Mahkeme; davacının feshe konu ettiği hususların haklı fesih sebebi teşkil etmediği gerekçesiyle reddetti. İstinafa taşınan dosya BAM 9. Hukuk Dairesi gündemine geldi. Daire, itirazları geri çevirdi. Aynı şehirde, aynı binada aynı davalarda iki farklı dairenin kesin nitelikteki kararlarının uyuşmaması üzerine devreye Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu girdi. Kurul, yıllık izne çıkan işçiye peşin ödeme ya da avans verilmemesi durumunda nasıl hüküm kurulması konusunda Yargıtay’ın kapısını çaldı. EMSAL KARAR Bölge Adliye Mahkemesi’nin 9 ve 15. Hukuk Dairelerinin kanunda açıkça düzenlenen peşin veya avans olarak ödeme yükümlülüğünün ihlali halinde çalışanın iş akdini haklı nedenle fesih hakkına dair farklı yönde kararlar vermesi üzerine; uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla verilen kararda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nce işverenin yıllık izin ücreti ödeme borcunun kapsamı ortaya konuldu. Kararda; işverenin yıllık izin ücreti ödeme yükümlülüğünü düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu’nun 57. Maddesindeki, "İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır" hükmü hatırlatıldı. ''İŞÇİ BAKIMINDAN HAKLI NEDENLE FESİH SEBEBİ'' Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, çalışanın yıllık ücretli izne çıkmasından önce çalışanın talebi olmasa dahi işverenin yıllık izin ücretini peşin veya avans olarak işçiye ödememesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II-(e) hükmünde işveren tarafından işçiye ücretinin kanun hükümlerine uygun olarak ödenmesi ve aynı maddenin (f) alt bendinde çalışma şartlarının uygulanması düzenlemelerine aykırılık oluşturacağı ve haklı nedenle fesih gerekçesi olacağını tekrar vurguladı. Kararda şöyle denildi: ‘’Davalı tarafça aksi savunulmuş ise de davacıya nispi emredici nitelikte olan 4857 sayılı Kanun’un 53. maddesine göre hak kazandığı yıllık izin süresinin üstünde yıllık izin kullandırılmış olması, yıllık izin ücretinin mutlak emredici nitelikte olan 57. maddeye göre izin başlamadan evvel peşinen veya avans olarak ödenmesi yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. İşveren tarafından işçiye ücretinin kanun hükümlerine uygun olarak ödenmemesi ve aynı maddenin (f) alt bendinde çalışma şartlarının uygulanmaması, haklı fesih nedeni olarak düzenlenmiştir. Şu hâlde anılan hükümler gereğince yıllık izne ilişkin ücretin, yıllık izne ayrılmadan evvel işverence peşin ödenmediği gerekçesiyle yapılan fesih haklı nedene dayalıdır. Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasındaki uyuşmazlığın, işverenin işçinin yıllık izin dönemine ilişkin ücretinin izinden önce peşinen veya avans olarak ödeme zorunluluğuna ilişkin yükümlülüğüne aykırı davranışının işçi bakımından haklı nedenle fesih sebebi teşkil edeceğine dair Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi’nin kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.’’

KİRACILARI İLGİLENDİREN EMSAL KARAR: 6 AYLIK KİRA ÖDEYECEKLER Haber

KİRACILARI İLGİLENDİREN EMSAL KARAR: 6 AYLIK KİRA ÖDEYECEKLER

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kira sözleşmesini süresinden önce ve gerekli bildirimi yapmadan sona erdiren kiracılarla ilgili emsal niteliğinde bir karara imza attı. Kararda, sözleşmede 6 ay önceden bildirim şartı bulunmasına rağmen taşınmazı habersiz boşaltan kiracının, 6 aylık kira bedelini makul süre tazminatı olarak ödemesi gerektiği belirtildi. KİRA SÖZLEŞMESİNDE 6 AYLIK BİLDİRİM ŞARTI VARDI Olay, bir iş yeri için yapılan kira sözleşmesiyle başladı. Taraflar arasında imzalanan sözleşmede, kiracının en az 6 ay önceden bildirimde bulunmak şartıyla sözleşmeyi feshedebileceği hükmü yer aldı. İddiaya göre kiracı, bir süre sonra mülk sahibine herhangi bir bildirimde bulunmadan iş yerini boşalttı. Erken tahliye nedeniyle zarara uğradığını ileri süren mülk sahibi, konuyu yargıya taşıdı. İş yeri sahibi, kiracının sözleşmeye aykırı hareket ettiğini ve gerekli ihtarı göndermeden taşınmazı tahliye ettiğini belirterek dava açtı. Davacı, başlangıçta 5 bin dolar talep ederken yargılama sırasında talebini 805 bin dolara yükseltti. Kiracı ise tahliyenin tarafların karşılıklı anlaşmasıyla gerçekleştiğini savunarak davanın reddini istedi. İLK MAHKEME 1 AYLIK KİRA BEDELİNE HÜKMETTİ Sulh Hukuk Mahkemesi, taraflar arasındaki sözleşmede kiracının 6 ay önceden bildirim yaparak sözleşmeyi feshedebileceğinin düzenlendiğini tespit etti. Sözleşmede ayrıca, 6 aydan daha kısa süre önce bildirim yapılması halinde kiracının tahliyeden sonraki bir aylık kira bedelini de ödemekle yükümlü olduğu belirtildi. 02 Temmuz 2011 tarihinde başlayan ve 5 yıllık süre için yapılan kira sözleşmesine konu lojistik deponun, sözleşme süresi dolmadan Ocak 2016'da boşaltıldığı belirlendi. Mahkeme, taşınmazın yeniden kiraya verilebilmesi için en az bir aylık süre gerektiğini değerlendirerek, son aylık kira bedeli olan 140 bin 630 dolar üzerinden kiracının aynı tutarda makul süre tazminatı ödemesine karar verdi. DOSYA YARGITAY’A TAŞINDI Tarafların karara itiraz etmesi üzerine dosya Bölge Adliye Mahkemesi'ne taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, sözleşmenin 10. maddesinde makul sürenin bir ay olarak belirlendiğini değerlendirerek ilk derece mahkemesinin kararını yerinde buldu. İstinaf başvurularının reddedilmesinin ardından taraflar bu kez Yargıtay'a başvurdu. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kiracının sözleşmede belirtilen fesih bildirim sürelerine uygun hareket etmeden taşınmazı tahliye ettiğini belirledi. Sözleşmenin süresinden önce sona erdirilmesini haklı kılacak bir nedenin de kanıtlanamadığı ifade edildi. YARGITAY: 6 AYLIK KİRA BEDELİ ÖDENMELİ Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kira sözleşmesinde fesih bildirimi için 6 aylık süre kararlaştırılmış olmasına dikkat çekti. Kararda, kiraya verenin zararının, taşınmazın tahliye edildiği tarihten aynı şartlarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar geçen süredeki kira kaybından oluştuğu belirtildi. Daire, sözleşmede tarafların fesih bildirim süresini 6 ay olarak belirlediğini vurgulayarak, bu sürenin makul süre olarak kabul edilmesi gerektiğine hükmetti. Bu doğrultuda kiracının 6 aylık kira bedelini makul süre tazminatı olarak ödemesi gerektiği belirtilerek, ilk derece mahkemesinin kararının bozulmasına ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına oy birliğiyle karar verildi. Karar, özellikle kira sözleşmelerinde erken tahliye ve fesih bildirimi hükümlerinin önemini bir kez daha gündeme getirdi.

EŞE "EŞEK" DEMEK HEM BOŞANMA HEM TAZMİNAT SEBEBİ Haber

EŞE "EŞEK" DEMEK HEM BOŞANMA HEM TAZMİNAT SEBEBİ

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bir boşanma davasında eşine "eşeksin, hayvansın" diyerek hakaret eden erkeğin, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda kadına göre daha ağır kusurlu olduğuna karar verdi. Daire, söz konusu ifadelerin kadının kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek kadın lehine uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini bildirdi. Geçimsizlik yaşayan çift, Aile Mahkemesinde karşılıklı boşanma davası açtı. İlk derece mahkemesi, erkeğin aile yaşantısını olumsuz etkileyecek şekilde her gün alkol aldığı, eşine küfrettiği, "eşeksin, hayvansın" şeklindeki sözlerle eşini aşağıladığı ve hakaret ettiği gerekçeleriyle erkeği tam kusurlu kabul etti. Kararın tarafların avukatlarınca istinaf edilmesinin ardından Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak dosyanın yeniden görülmesine hükmetti. Davayı yeniden ele alan Aile Mahkemesi bu kez tarafları eşit kusurlu kabul ederek kadının tazminat taleplerini reddetti. Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 2. Hukuk Dairesine taşındı. YARGITAY EŞİT KUSUR KARARINI DOĞRU BULMADI Yargıtay, erkeğe yüklenen davranışların sürekliliği ile dosyada kadına yüklenen davranışları birlikte değerlendirerek tarafların eşit kusurlu kabul edilmesinin doğru olmadığı sonucuna vardı. Dairenin kararında, erkeğin her gün alkol aldığı, eşine küfrettiği, "eşeksin, hayvansın" diyerek aşağıladığı ve hakarette bulunduğu yönünde ilk derece mahkemesince kabul edilen eylemlerin sürekliliğine dikkati çekildi. Kararda, ❝Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı karşı davacı erkeğin, davacı karşı davalı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.❞ değerlendirmesine yer verildi. Yargıtay, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesini hatalı bularak hükmün bozulmasına karar verdi. ❝KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI TEŞKİL ETTİ❞ Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, tazminat talepleri yönünden yaptığı değerlendirmede de boşanmaya neden olan olaylarda kadının ağır veya eşit kusurlu olmadığını belirtti. Erkeğin kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu kaydeden Daire, boşanma sonucunda kadının diğer eşin maddi desteğini de en azından kısmen kaybettiğine işaret etti. Kararda, ❝Evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddi desteğini yitirdiği anlaşılmıştır.❞ ifadeleri kullanıldı. KADIN LEHİNE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİNİ BELİRTTİ Daire, boşanma nedeniyle kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun miktarda maddi tazminat isteyebileceğini; boşanmaya yol açan olaylar nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın da manevi tazminat talep edebileceğini hatırlattı. Yargıtay kararında, ❝Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, hakkaniyet kuralları da dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.❞ denildi. Böylece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, somut olayda eşe yönelik "eşeksin, hayvansın" şeklindeki hakaretleri diğer kusurlu davranışlarla birlikte değerlendirerek, erkeğin daha ağır kusurlu olduğuna ve kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar verdi.

HATFA TATİLİNDE FAZLA MESAİ ÜCRETİ TARİHE Mİ KARIŞIYOR? Haber

HATFA TATİLİNDE FAZLA MESAİ ÜCRETİ TARİHE Mİ KARIŞIYOR?

Milyonlarca özel sektör çalışanını ilgilendiren bir karara imza atan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hafta tatilinde yapılan 7,5 saatlik çalışmanın hem hafta tatili ücreti hem de fazla çalışma ücreti hesabına dâhil edilmesini mükerrer ödeme saydı. Kararla birlikte haftalık tatilde çalışan işçi, sadece günlük yevmiyesini alabilecek, fazla mesai alamayacak. KARAR İSTİNAFA TAŞINDI Haksız şekilde işten çıkarıldığını öne süren kaynak ustası İş Mahkemesi'nin yolunu tuttu. İş sözleşmesinin işveren tarafından eylemli ve sözlü olarak feshedildiğini, devamsızlık yapılması hâlinde işçiye mazereti olup olmadığı sorulmadan sözleşmesinin feshedilmesinin Yargıtay uygulamalarına aykırı olduğunu, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesinin gerektiğini dile getirdi. Çalıştığı süre boyunca yıllık ücretli izinlerini kullanmadığını, ücretinin de ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Davalı işveren, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle derhal feshedildiğini, davacı işçinin fazla çalışmasının olmadığını, yıllık ücretli izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istedi. İş Mahkemesi, işveren tarafından haksız fesih yapıldığı kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne, çalışma ve dinlenme sürelerine dair taleplere hak kazanıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verdi. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verdi. 7.5 SAATİN ÜZERİ FAZLA MESAİ SAYILACAK Davalı kararı temyiz edince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi. Davacının hafta tatili ücreti alacağı ayrıca talep edilip Mahkemece bu talep hüküm altına alındığının vurgulandığı kararda; ‘' Haftanın yedi günü çalışmanın kabul edilmesi hâlinde hafta tatiline denk gelen günlerin yedi buçuk saatinin hafta tatili olarak hüküm altına alındığı göz önünde bulundurulmamıştır. Mükerrer ödemeye sebep olacak şekilde aynı çalışma için hem hafta tatili hem de fazla çalışma alacağının hüküm altına alınması doğru değildir. Bu sebeple çalışılan hafta tatili gününe denk gelen günde yedi buçuk saatlik çalışmanın fazla çalışma hesabından dışlanarak sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir'' denildi.

EYT’Yİ KAÇIRANLARA YARGITAY’DAN UMUT VEREN KARAR Haber

EYT’Yİ KAÇIRANLARA YARGITAY’DAN UMUT VEREN KARAR

Eksik prim veya hizmet günü nedeniyle Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesinden yararlanamayanlar açısından dikkat çekici bir Yargıtay kararı çıktı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hizmet süresinin belirlenmesinde yalnızca SGK kayıtlarının esas alınamayacağını, gerekli durumlarda tanık anlatımlarının ve diğer delillerin de değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. Karar, çalışma süresinin SGK kayıtlarında eksik görünmesi nedeniyle emeklilik hakkını kıl payı kaybeden çalışanlar açısından önem taşıyor. 23 YILLIK ÇALIŞMA İDDİASI Uyuşmazlık, 1994 yılında bir üretim tesisinde çalışmaya başlayan M.D.’nin sigorta kayıtlarında eksiklik bulunduğunu fark etmesiyle ortaya çıktı. M.D., 2017 yılında sağlık kuruluşuna başvurduğu sırada sigortasının düzenli yatırılmadığını öğrendi. İşten ayrılmasının ardından mahkemeye başvuran çalışan; ücret, kıdem ve ihbar tazminatlarının yanı sıra fazla çalışma ve kullanılmayan yıllık izin ücretlerinin ödenmesini talep etti. İlk derece mahkemesi, tanık beyanlarını da dikkate alarak çalışanın aynı işyerinde 1995-2017 döneminde 23 yıl 2 ay boyunca kesintisiz çalıştığı sonucuna vardı. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ SGK KAYITLARINI ESAS ALDI İşverenin karara itiraz etmesi üzerine dosya Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşındı. Mahkeme, hizmet süresinin ispatının çalışana ait olduğunu belirterek SGK kayıtlarını esas aldı. Davacının tanıklarının yakın akrabaları olması ve çalışma döneminin tamamında kendisiyle birlikte çalışmamaları nedeniyle tanık anlatımlarının yeterli olmadığı değerlendirmesinde bulunuldu. Böylece çalışanın SGK kayıtlarında görünen toplam 13 yıl 2 ay 25 günlük hizmet süresi üzerinden hesaplama yapılmasına karar verildi. YARGITAY’DAN TANIK BEYANI VURGUSU Dosyanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise akrabalık ilişkisinin tek başına tanık anlatımının geçersiz sayılması için yeterli olmayacağına dikkat çekti. Yüksek Mahkeme, dosyadaki deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının 1 Mayıs 1994 ile 31 Ocak 2006 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının kabul edilmesi gerektiğine karar verdi. Sonraki dönemler için ise SGK kayıtlarının dikkate alınması gerektiği belirtildi. Yargıtay bu gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozarak dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine oy birliğiyle hükmetti. HİZMET SÜRESİ SADECE SGK KAYITLARIYLA BELİRLENMEYECEK Kararda, çalışanın gerçek hizmet süresinin tespitinde farklı delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Buna göre SGK kayıtlarının yanı sıra işveren ve işyeri belgeleri, işe giriş-çıkış kayıtları, kurum içi yazışmalar, aynı işyerinde çalışanların ifadeleri, komşu işyerlerinde görev yapan kişilerin tanıklıkları ve dosyadaki diğer kanıtlar da hizmet süresinin belirlenmesinde dikkate alınabilecek. Kararın, hizmet günleri SGK kayıtlarında eksik görünen ve bu nedenle emeklilik şartlarını karşılayamadığını düşünen çalışanlar açısından emsal niteliğinde değerlendirmelere konu olması bekleniyor.

MAAŞI GEÇ ÖDENEN İŞÇİ KIDEM TAZMİNATI ALABİLECEK Haber

MAAŞI GEÇ ÖDENEN İŞÇİ KIDEM TAZMİNATI ALABİLECEK

İşçi-işveren davalarında, işçiye verilen maaşın bir gün bile gecikmesi haklı feshin kapısını aralıyor. Yargıtay, maaşı 20 gün geciktiği için istifa eden işçinin kıdem tazminatının ödenmesi gerektiğine hükmetti. İş Kanunu’nda ücretin geç ödenmesi durumunda haklı fesih için işçinin elini kuvvetlendiriyor. Yargıtay yerleşik içtihatlarında bir günlük bir gecikmenin dahi haklı nedenle iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi sebebi sayılıyor. Maaşı 20 gün geciken N.D. isimli işçi, İş Mahkemesi’nin kapını çaldı. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. Maddesi kapsamında ücretinin ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla çalışma ücreti alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etti. Davalı şirket avukatı, kısa süreli gecikmelerin işçiye haklı nedenle fesih hakkı verilmeyeceği hususunun Yargıtay uygulaması ile belirlendiğini, davacının izin ücretinin tamamının ödendiği, davacının proje yöneticisi olarak çalıştığı ve kendi mesaisini kendisinin belirlediğini öne sürdü. Mahkeme, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, Nisan dönemine ait ücretin sözleşmesinin feshinden 5 gün sonra 28 Mayıs tarihinde ödendiği, davacının daha önceki aylara ilişkin ücretlerinin ayın başında ödendiği, dolayısıyla Nisan ayı ücretinin kanunda öngörülen 20 günlük süreden sonra ödenmesi nedeniyle davacının kıdem tazminatına hak kazandığına hükmetti. Davacının fazla çalışma ücretinin de ispatlanmaması nedeniyle reddi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verildi. Karar istinaf edilince devreye giren Bölge Adliye Mahkemesi, kararı yerinde buldu. Davalı kararı temyiz edince son noktayı Yargıtay 9. Hukuk Dairesi koydu. Yüksek Mahkeme, kararı onadı. Emsal nitelikteki kararla birlikte maaşı 1 gün dahi geciken işçinin istifa etmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanacağı belirtildi.

TER KOKAN KOCALARA YARGITAY'DAN KÖTÜ HABER Haber

TER KOKAN KOCALARA YARGITAY'DAN KÖTÜ HABER

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşinin uyarılarına rağmen kişisel temizliğine dikkat etmeyen ve sürekli ter koktuğu belirtilen kocayı boşanmada tam kusurlu bulan kararı onadı. Kadına toplam 360 bin lira maddi ve manevi tazminat ödenmesine hükmedildi. B.D., Aile Mahkemesi'ne başvurarak eşi S.D.'nin kendisine psikolojik ve sözlü şiddet uyguladığını, kişisel bakımına özen göstermediğini, duş almadığını ve ter koktuğunu öne sürerek boşanma talebinde bulundu. Kadın ayrıca ortak konutun yedek anahtarının eşinin ailesinde bulunduğunu, aile üyelerinin kendisinden habersiz eve gelerek tamir ve tadilat yaptırdıklarını ileri sürdü. S.D. ise iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak evlilik birliğinin devamını istedi ve davanın reddini talep etti. MAHKEME KOCAYI TAM KUSURLU BULDU Aile Mahkemesi, erkeğin kişisel temizliğine dikkat etmediği, eşiyle yeterince iletişim kurmadığı, ortak konutun anahtarının anne ve babasında bulunduğu ve son tartışmada eşini evden kovduğu gerekçeleriyle erkeği tam kusurlu buldu. Mahkeme boşanmaya karar verirken çocuk için aylık 3 bin lira iştirak nafakası ile kadın lehine 20 bin lira maddi ve 20 bin lira manevi tazminata hükmetti. YARGITAY TAZMİNATI AZ BULDU Dosyanın Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'ne taşınmasının ardından Daire, erkeğin yapılan uyarılara rağmen kişisel temizliğine dikkat etmediği ve sürekli ter koktuğu tespitlerine dikkati çekti. Yargıtay, kadın lehine belirlenen maddi ve manevi tazminat miktarlarını az bularak kararı bozdu. TOPLAM 360 BİN LİRA TAZMİNAT Bozma kararının ardından yeniden yapılan yargılamada Aile Mahkemesi, kadın lehine 180 bin lira maddi ve 180 bin lira manevi olmak üzere toplam 360 bin lira tazminata hükmetti. Kararın yeniden temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, delillerin değerlendirilmesinde isabetsizlik bulunmadığına karar vererek hükmü onadı.

İZMİR OTOGARI İÇİN TEDBİR KARARI KALKTI, TAHLİYENİN ÖNÜ AÇILDI Haber

İZMİR OTOGARI İÇİN TEDBİR KARARI KALKTI, TAHLİYENİN ÖNÜ AÇILDI

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin, sözleşme süresi sona ermesine rağmen İzmir Otogarı'nı tahliye etmeyen İZOTAŞ'a karşı yürüttüğü hukuki süreçte yeni bir karar çıktı. İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi, tahliye işlemlerini durduran ihtiyati tedbir kararını kaldırdı. Kararla birlikte, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin otogarın tahliyesi ve işletmesini devralmasının önündeki hukuki engel ortadan kalktı. OTOGARIN İŞLETMESİ BELEDİYEYE GEÇECEK İzmir Büyükşehir Belediyesi, tahliye işlemlerinin tamamlanmasının ardından otogarın işletmesini devralacak. Belediyeden yapılan açıklamada, tesisin fiziki koşullarının iyileştirilmesi amacıyla kapsamlı tadilat ve düzenleme çalışmalarına başlanacağı bildirildi. SÜREÇ NASIL GELİŞTİ? İzmir Otogarı'nın yap-işlet-devret modeliyle işletilmesine ilişkin sözleşme, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile İZOTAŞ arasında 9 Ekim 1997'de imzalandı. Daha sonra 22 Mart 1999 tarihinde yapılan ek sözleşmeyle işletme süresinin başlangıç tarihi 14 Aralık 1998 olarak belirlendi ve işletme süresi 25 yıl olarak kayıt altına alındı. Bu kapsamda sözleşme, 14 Aralık 2023'te sona erdi. İZOTAŞ, Covid-19 salgını nedeniyle sözleşme süresinin 7 yıl uzatılması talebiyle dava açtı. İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi, 15 Eylül 2023 tarihinde tahliye işlemlerini durduran ihtiyati tedbir kararı verdi. Mahkeme, 28 Ocak 2025'te davayı reddederken tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamına karar verdi. Tarafların istinaf başvuruları İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince reddedildi. Dosyanın temyiz incelemesini tamamlayan Yargıtay da yerel mahkeme kararını İzmir Büyükşehir Belediyesi lehine onadı. Bunun üzerine İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi, 4 Ağustos 2026 tarihinde tahliye işlemlerini durduran ihtiyati tedbir kararını kaldırdı. Kararla birlikte İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin otogarın tahliyesi ve işletmesini devralma sürecinin önü açılmış oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.