#Yargıtay

- Yargıtay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yargıtay haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MAAŞI GEÇ ÖDENEN İŞÇİ KIDEM TAZMİNATI ALABİLECEK Haber

MAAŞI GEÇ ÖDENEN İŞÇİ KIDEM TAZMİNATI ALABİLECEK

İşçi-işveren davalarında, işçiye verilen maaşın bir gün bile gecikmesi haklı feshin kapısını aralıyor. Yargıtay, maaşı 20 gün geciktiği için istifa eden işçinin kıdem tazminatının ödenmesi gerektiğine hükmetti. İş Kanunu’nda ücretin geç ödenmesi durumunda haklı fesih için işçinin elini kuvvetlendiriyor. Yargıtay yerleşik içtihatlarında bir günlük bir gecikmenin dahi haklı nedenle iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi sebebi sayılıyor. Maaşı 20 gün geciken N.D. isimli işçi, İş Mahkemesi’nin kapını çaldı. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. Maddesi kapsamında ücretinin ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla çalışma ücreti alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etti. Davalı şirket avukatı, kısa süreli gecikmelerin işçiye haklı nedenle fesih hakkı verilmeyeceği hususunun Yargıtay uygulaması ile belirlendiğini, davacının izin ücretinin tamamının ödendiği, davacının proje yöneticisi olarak çalıştığı ve kendi mesaisini kendisinin belirlediğini öne sürdü. Mahkeme, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, Nisan dönemine ait ücretin sözleşmesinin feshinden 5 gün sonra 28 Mayıs tarihinde ödendiği, davacının daha önceki aylara ilişkin ücretlerinin ayın başında ödendiği, dolayısıyla Nisan ayı ücretinin kanunda öngörülen 20 günlük süreden sonra ödenmesi nedeniyle davacının kıdem tazminatına hak kazandığına hükmetti. Davacının fazla çalışma ücretinin de ispatlanmaması nedeniyle reddi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verildi. Karar istinaf edilince devreye giren Bölge Adliye Mahkemesi, kararı yerinde buldu. Davalı kararı temyiz edince son noktayı Yargıtay 9. Hukuk Dairesi koydu. Yüksek Mahkeme, kararı onadı. Emsal nitelikteki kararla birlikte maaşı 1 gün dahi geciken işçinin istifa etmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanacağı belirtildi.

TER KOKAN KOCALARA YARGITAY'DAN KÖTÜ HABER Haber

TER KOKAN KOCALARA YARGITAY'DAN KÖTÜ HABER

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşinin uyarılarına rağmen kişisel temizliğine dikkat etmeyen ve sürekli ter koktuğu belirtilen kocayı boşanmada tam kusurlu bulan kararı onadı. Kadına toplam 360 bin lira maddi ve manevi tazminat ödenmesine hükmedildi. B.D., Aile Mahkemesi'ne başvurarak eşi S.D.'nin kendisine psikolojik ve sözlü şiddet uyguladığını, kişisel bakımına özen göstermediğini, duş almadığını ve ter koktuğunu öne sürerek boşanma talebinde bulundu. Kadın ayrıca ortak konutun yedek anahtarının eşinin ailesinde bulunduğunu, aile üyelerinin kendisinden habersiz eve gelerek tamir ve tadilat yaptırdıklarını ileri sürdü. S.D. ise iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak evlilik birliğinin devamını istedi ve davanın reddini talep etti. MAHKEME KOCAYI TAM KUSURLU BULDU Aile Mahkemesi, erkeğin kişisel temizliğine dikkat etmediği, eşiyle yeterince iletişim kurmadığı, ortak konutun anahtarının anne ve babasında bulunduğu ve son tartışmada eşini evden kovduğu gerekçeleriyle erkeği tam kusurlu buldu. Mahkeme boşanmaya karar verirken çocuk için aylık 3 bin lira iştirak nafakası ile kadın lehine 20 bin lira maddi ve 20 bin lira manevi tazminata hükmetti. YARGITAY TAZMİNATI AZ BULDU Dosyanın Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'ne taşınmasının ardından Daire, erkeğin yapılan uyarılara rağmen kişisel temizliğine dikkat etmediği ve sürekli ter koktuğu tespitlerine dikkati çekti. Yargıtay, kadın lehine belirlenen maddi ve manevi tazminat miktarlarını az bularak kararı bozdu. TOPLAM 360 BİN LİRA TAZMİNAT Bozma kararının ardından yeniden yapılan yargılamada Aile Mahkemesi, kadın lehine 180 bin lira maddi ve 180 bin lira manevi olmak üzere toplam 360 bin lira tazminata hükmetti. Kararın yeniden temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, delillerin değerlendirilmesinde isabetsizlik bulunmadığına karar vererek hükmü onadı.

İZMİR OTOGARI İÇİN TEDBİR KARARI KALKTI, TAHLİYENİN ÖNÜ AÇILDI Haber

İZMİR OTOGARI İÇİN TEDBİR KARARI KALKTI, TAHLİYENİN ÖNÜ AÇILDI

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin, sözleşme süresi sona ermesine rağmen İzmir Otogarı'nı tahliye etmeyen İZOTAŞ'a karşı yürüttüğü hukuki süreçte yeni bir karar çıktı. İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi, tahliye işlemlerini durduran ihtiyati tedbir kararını kaldırdı. Kararla birlikte, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin otogarın tahliyesi ve işletmesini devralmasının önündeki hukuki engel ortadan kalktı. OTOGARIN İŞLETMESİ BELEDİYEYE GEÇECEK İzmir Büyükşehir Belediyesi, tahliye işlemlerinin tamamlanmasının ardından otogarın işletmesini devralacak. Belediyeden yapılan açıklamada, tesisin fiziki koşullarının iyileştirilmesi amacıyla kapsamlı tadilat ve düzenleme çalışmalarına başlanacağı bildirildi. SÜREÇ NASIL GELİŞTİ? İzmir Otogarı'nın yap-işlet-devret modeliyle işletilmesine ilişkin sözleşme, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile İZOTAŞ arasında 9 Ekim 1997'de imzalandı. Daha sonra 22 Mart 1999 tarihinde yapılan ek sözleşmeyle işletme süresinin başlangıç tarihi 14 Aralık 1998 olarak belirlendi ve işletme süresi 25 yıl olarak kayıt altına alındı. Bu kapsamda sözleşme, 14 Aralık 2023'te sona erdi. İZOTAŞ, Covid-19 salgını nedeniyle sözleşme süresinin 7 yıl uzatılması talebiyle dava açtı. İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi, 15 Eylül 2023 tarihinde tahliye işlemlerini durduran ihtiyati tedbir kararı verdi. Mahkeme, 28 Ocak 2025'te davayı reddederken tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamına karar verdi. Tarafların istinaf başvuruları İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince reddedildi. Dosyanın temyiz incelemesini tamamlayan Yargıtay da yerel mahkeme kararını İzmir Büyükşehir Belediyesi lehine onadı. Bunun üzerine İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi, 4 Ağustos 2026 tarihinde tahliye işlemlerini durduran ihtiyati tedbir kararını kaldırdı. Kararla birlikte İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin otogarın tahliyesi ve işletmesini devralma sürecinin önü açılmış oldu.

PALU AİLESİ DOSYASINDA YARGITAY SON NOKTAYI KOYDU! Haber

PALU AİLESİ DOSYASINDA YARGITAY SON NOKTAYI KOYDU!

Kamuoyunda "Palu Ailesi Davası" olarak bilinen ve Müge Anlı İle Tatlı Sert programı ile yıllarca gündemde kalan davada Yargıtay son kararını verdi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanık Tuncer Ustael hakkında "olası kastla çocuğu öldürme" suçundan verilen müebbet hapis cezasını onarken, diğer sanıklar hakkında verilen beraat kararlarını da hukuka uygun buldu. DOSYA TELEVİZYON PROGRAMIYLA YENİDEN GÜNDEME GELDİ Süreç, 2008 yılında Kocaeli'nin Körfez ilçesinde Meryem Tahnal ile kızı Melike Tahnal'ın kaybolmasının ardından başlatılan soruşturmayla başladı. İlk soruşturmada yeterli delile ulaşılamaması nedeniyle dosya hakkında takipsizlik kararı verildi. Dosya, 2018 yılında aile üyelerinin katıldığı televizyon programında ortaya atılan iddiaların ardından yeniden açıldı. Programdaki beyanlar üzerine Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı resen soruşturma başlatırken, bölgede kadavra köpeklerinin de kullanıldığı arama çalışmaları gerçekleştirildi. YEREL MAHKEME MÜEBBET HAPİS CEZASI VERDİ Soruşturma kapsamında gözaltına alınan sanıklardan Tuncer Ustael, yargılama sonunda "olası kastla çocuğu öldürme" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, Ustael'in "çocuğun cinsel istismarı" suçundan beraatine karar verdi. Diğer sanıklar Ayşe Palu, Havva Palu, İsa Palu, Fatih Palu ve Emine Ustael ise "çocuğu kasten öldürme" suçundan beraat etti. "Usulsüz gömme" suçuna ilişkin dosya ise ayrıldı. YARGITAY: OLASI KAST DEĞERLENDİRMESİ HUKUKA UYGUN Dosyayı temyiz incelemesine alan Yargıtay 1. Ceza Dairesi, maktule toksik ve öldürücü etkiye sahip ispirto içirildiğinin sabit olduğunu belirterek, eylemin "olası kastla öldürme" kapsamında değerlendirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığına hükmetti. Yüksek Mahkeme ayrıca, Tuncer Ustael hakkında nitelikli cinsel istismar suçundan mahkûmiyete, diğer sanıklar yönünden ise cinayete iştirak suçuna ilişkin kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle verilen beraat kararlarını da yerinde buldu. Böylece Yargıtay, yerel mahkeme kararını onayarak davayı kesin hükme bağladı.

BÜYÜKŞEHİR, İZMİR OTOGARI DAVASINI KAZANDI Haber

BÜYÜKŞEHİR, İZMİR OTOGARI DAVASINI KAZANDI

İzmir Büyükşehir Belediyesi, sözleşme süresi sona ermesine rağmen İzmir Otogarı'nı tahliye etmeyen İZOTAŞ'a karşı yürüttüğü hukuk mücadelesini kazandı. İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi, Yargıtay incelemesinin tamamlanmasının ardından tahliye işlemlerini durduran ihtiyati tedbir kararını kaldırdı. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden yapılan açıklamaya göre, kentin önemli ulaşım merkezlerinden İzmir Otogarı'nın tahliyesine ilişkin hukuki süreç belediye lehine sonuçlandı. İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi, Yargıtay tarafından onanan karar doğrultusunda, otogarın tahliyesini engelleyen ihtiyati tedbir kararını kaldırdı. OTOGARIN İŞLETMESİNİ BÜYÜKŞEHİR DEVRALACAK Tahliye işlemlerinin tamamlanmasının ardından İzmir Otogarı'nın işletmesi İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülecek. Belediye, otogarın fiziki koşullarını iyileştirmek amacıyla kısa sürede tadilat çalışmalarına başlayacağını, gerekli bakım ve düzenlemelerin yapılarak tesisin İzmir'e yakışır bir görünüme kavuşturulacağını bildirdi. SÜREÇ NASIL GELİŞTİ? İzmir Otogarı'nın yap-işlet-devret modeliyle yapımı ve işletilmesine ilişkin İzmir Büyükşehir Belediyesi ile İZOTAŞ arasında 9 Ekim 1997 tarihinde sözleşme, 22 Mart 1999 tarihinde ise ek sözleşme imzalandı. Ek sözleşmeye göre işletme süresinin başlangıç tarihi 14 Aralık 1998 olarak belirlendi ve sözleşmenin 25 yıllık olduğu kayıt altına alındı. Bu kapsamda işletme süresi 14 Aralık 2023 tarihinde sona erdi. İZOTAŞ, Covid-19 salgını nedeniyle sözleşme süresinin 7 yıl uzatılması talebiyle İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açtı. Mahkeme, 15 Eylül 2023 tarihli ara kararıyla, sözleşme süresinin dolduğu gerekçesiyle belediye tarafından yapılacak tahliye işlemlerini ihtiyati tedbir yoluyla durdurdu. Ancak mahkeme, 28 Ocak 2025 tarihli kararında davayı reddetti ve ihtiyati tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına hükmetti. Kararın ardından taraflar istinaf başvurusunda bulundu. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi istinaf taleplerini reddetti. Dosyanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay da kararı İzmir Büyükşehir Belediyesi lehine onadı. Yargıtay incelemesinin tamamlanmasının ardından İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi, 4 Ağustos 2026 tarihinde tahliye işlemlerinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararını kaldırdı. Böylece hukuki süreç İzmir Büyükşehir Belediyesi lehine kesinleşmiş oldu.

EŞİNİN YEMEKLERİNE HAKARET BOŞANMADA AĞIR KUSUR SAYILDI Haber

EŞİNİN YEMEKLERİNE HAKARET BOŞANMADA AĞIR KUSUR SAYILDI

Evliliklerde kadın eşin yemeği güzel yapıp yapmadığı tartışmaları Yargıtay’ın emsal kararıyla yeni bir boyut kazandı. Bir boşanma davasının temyiz müracaatını değerlendiren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kocasına; ‘defol, sen pissin, bunak, moruk’ ifadelerini kullanan kadını az kusurlu; eşine ‘Yaptığın yemekleri beğenmiyorum, sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz, senin yemeklerin zehirli’ ifadelerini kullanan erkeği ağır kusurlu saydı. Bir süredir şiddetli geçimsizlik yaşayan çift Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek karşılıklı boşanma davası açtı. Davacı-karşı davalı erkek, ortak çocuğun doğumundan sonra kadının kötü davranmaya başladığını, sürekli hakaretler ettiğini, aşağıladığını, eziyet ettiğini, "moruk" diye hitap etmeye başladığını, "pislik, bunak" dediğini, yemek vermediğini öne sürdü. Eşinin buzdolabına kilit takıp kilitlediğini, bunun üzerine ikinci buzdolabını almak zorunda kaldığını dile getirdi. Asılsız şikayetlerle uzaklaştırma kararı aldığını belirterek boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin kendisine verilmesine ve 50 bin TL maddî, 50 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Davalı-karşı davacı kadın da iddiaları kabul etmediğini, önceki evliliğinden olan kızlarını eşinin hor gördüğünü, onlara hakaretler ettiğini, evlenen iki kızın düğünlerine bile katılmadığını kaydetti. Yaptığı yemekleri beğenmediğini, "sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz, senin yemeklerin zehirli" diyerek aşağıladığını ifade ederek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların ortak çocuğun velâyetinin annesine verilmesine, ortak çocuk lehine aylık 1.500 TL tedbir-iştirak, kadın lehine aylık 1.500 TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 50 TL maddî, 50 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Tarafları dinleyen Aile Mahkemesi, kadının erkeğe "seni istemiyorum, defol, sen pissin, bunak, moruk" diyerek erkeği aşağıladığına, hakaret ettiğine, erkeğin ise ‘Yemeklerin berbat, yemeklerin zehirli, sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz’ dediğine dikkat çekti. Yemekleri beğenmemekle birlikte evin mutfak alışverişini yapmayan kocayı kadına nazaran ağır kusurlu saydı. Çiftin boşanmasına, ortak çocuğun velâyetinin babasına verilmesine, ortak çocuk ile annesi arasında kişisel ilişki tesisine, kadın lehine takdir edilen aylık 750 TL nafaka ve kadın lehine 20 bin TL maddî, 15 bin TL manevî tazminata karar verdi. Erkek, karara istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, hakaretlerin yanı sıra yemekleri beğenmeyip evin mutfak alışverişini tam olarak yapmayan kocanın ağır, kadının az kusurlu tespit edilmesinin yerinde olduğu, kusura yönelik gerekçe uyarınca, bu şartlar altında evliliğin devamı beklenemeyeceğinden itirazı geri çevirdi. Kocanın avukatı kararı temyiz edince devreye Yargıtay 2. Hukuk Dairesi girdi. Daire, kararı onadı.

CİMRİLİK HEM BOŞANMA HEM DE TAZMİNAT SEBEBİ Haber

CİMRİLİK HEM BOŞANMA HEM DE TAZMİNAT SEBEBİ

Eşine yönelik aşırı tutumlu davranışları nedeniyle açılan boşanma davasında Yargıtay'dan dikkat çeken bir karar çıktı. Yüksek mahkeme, eşini temel ihtiyaçlar konusunda kısıtlayan, evde yaşam koşullarını zorlaştıran davranışların boşanma ve tazminat nedeni olabileceğine hükmetti. İddiaya göre K.L. isimli kadın, eşinin aşırı cimri tavırları nedeniyle evlilik birliğinin çekilmez hale geldiğini öne sürerek Aile Mahkemesi'nde boşanma davası açtı. Davacı kadın, eşinin sürekli olarak elektrik, su ve temel ihtiyaçlar konusunda baskı yaptığını, evde misafir ağırlanmasını istemediğini ve yaşam koşullarını zorlaştırdığını iddia etti. “ÇAY DEMLEMEMİ BİLE YASAKLADI” Mahkemeye sunulan beyanlarda kadın, eşinin kendisini sık sık "Banyonun ışığını çok yaktın, sifonu neden çektin" gibi gerekçelerle eleştirdiğini ve hakaret ettiğini öne sürdü. K.L., eşinin evdeki temel gıda ve temizlik malzemelerini dahi kısıtladığını belirterek, "Bir adet patates kalsa bile eve gıda ya da deterjan almıyordu. Çay demlememi bile yasakladı" ifadelerini kullandı. Davacı ayrıca eşinin kişisel bakımına özen göstermediğini ve zaman zaman kendisini aldatabileceği yönünde imalarda bulunduğunu ileri sürdü. TAZMİNAT VE NAFAKA TALEP ETTİ Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını savunan kadın, boşanmanın yanı sıra aylık yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulundu. Dosyayı inceleyen Yargıtay, elektrik faturası artmasın diye eşini karanlıkta oturmaya zorlamak, ısınma ve temel gıda ihtiyaçlarını gereksiz şekilde kısıtlamak gibi davranışların evlilik birliğini olumsuz etkilediğine dikkat çekti. EMSAL NİTELİĞİNDE KARAR Hukuk çevrelerinde emsal niteliği taşıdığı belirtilen kararda, eşlerden birinin aşırı cimrilik nedeniyle diğer eşin yaşam standartlarını düşürmesinin ve ortak yaşamı güçleştirmesinin boşanma sebebi olarak değerlendirilebileceği vurgulandı. Kararın, benzer nitelikteki aile hukuku davalarında yol gösterici olması bekleniyor.

EV HİZMETLİLERİ VE MEVSİMLİK İŞÇİLER DE TAZMİNAT ALABİLECEK Haber

EV HİZMETLİLERİ VE MEVSİMLİK İŞÇİLER DE TAZMİNAT ALABİLECEK

Yargıtay'dan ev hizmetleri alanında ve mevsimlik tarım işçilerini ilgilendiren bir karar ortaya çıktı. Oy ile alınan kararda tazminat tazminatı şartlarının Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükmüne tabi olduğu, kanun kapsamı dışında kalınsa dahi, iş ilişkisinin belirsiz süreli bir sözleşmeye dayanmadığı solunum birliği tazminatı doğabileceği vurgulandı. Bir çiftlikte çalışan kar koca, tazminatsız şekilde kapı önüne konuldu. 1. İş Mahkemesi'nin kapısını çalan ZM ve SM çifti, ücret ve tazminat alacaklarının tahsilini istedi. SM, çiftlikte 15 at, 1 inek ve iki köpeğin bakım işleri, Temizlik bakımı ve bahçe işlerinden sorumlu olduğunu, eşi ZM'nin de yemek ve ev işleri ile uğraştığını, 5 yıl boyunca sürekli çalıştıklarını ileri sürdü. Haksız ve ihbarsız olarak işlerine son verildiğini iddia ederek kıdem ve tazminat tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık izin verilmeyen izin alacaklarının tahsilini talep etti. Davalı at çiftliği sahibi, SM'nin çiftlikte at bakıcılığı yaptığı, davacının 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilemediği dile getirildi. Davacının atlarla ilgilendiğini, Şirketin temiz çalıştığını, sabah yapılan işlerin 3 saat sürdüğünü, akşama kadar davacının boşta kaldığını, boş zamanlarında kendisi için ekibin biçtiği sebze bahçesi ile ilgilendiğini, akşam üstü atlara yapılan işlem ise 1 saati geçmediğini kaydetti. Diğer davacı ZM'nin ise çiftlik evi içerisinde çalıştırıldığı, bu dönemde ise çalıştırılmadığını savunarak davanın reddini istedi. 1. İş Mahkemesi, SM'nin işverenlikte seyis olarak gösterdiği çabayı 4857 sayılı Kanun hükmünde kararnamenin imkânının mevcut olduğuna hükmetti. Davacı ZM'nin de davalı işverenlikte ev hizmetlerinde emeği, yine 4857 sayılı Kanun'un 4/1-(e) hükmünce ev hizmetlerinde çalışanlara da 4857 sayılı Kanun hükmünün uygulanamayacağı davanın reddine karar verdi. Karar davacı kar - koca tarafından teklif edilince devreye giren Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, emsal nitelikte bir karara imza attı. Kararda şu ifadelere yer verildi; Yargılama sırasında dinlenen davacı ve davalı tanıkların iş sözleşmesinin feshine ilişkin somut ve görgüye dayalı bir bilgi bulunmamaktadır. Davalı işverence dosyaya davacılar hakkında işe gelmedikleri iddia edilen günlere ilişkin herhangi bir devamsızlık tutanağı ibraz edilmemiştir. belirtilen özelliklerin ve dosya kapsamının dikkate alınması; Davacıların iş sözleşmelerinin davalı işverence feshedildiği ancak ispat yükü üzerinde olan işverence fesih haklı nedene dayalı olarak ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Şu anda yapılan iş üzerinde göz önünde bulundurularak davacılar kıdem tazminatına hak kazanamasa da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 432 ve 438. maddelerin saklanmadığı ihbarı tazminat sözü kazandıkları, elde edilenlerin hesaplanarak hüküm çerçevesinde toplanması gerekir.'

MAHKEME ''HİLE YAPAN İŞİÇİYE TAZMİNAT YOK'' DEDİ Haber

MAHKEME ''HİLE YAPAN İŞİÇİYE TAZMİNAT YOK'' DEDİ

18 senedir çalıştığı fabrikadan tazminatsız kovulan personel şefi, İş Mahkemesi’ne başvurdu.. Davacı K.B., iş sözleşmesinin haksız ve hukuka aykırı olarak tazminatsız feshedildiğini, 08.30-23.00 saatleri arasında her gün aralıksız çalıştığını, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma alacağının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etti. Mahkemede savunma yapan davalı işveren ise davacının iş sözleşmesinin çalışanlardan Y.K’nın yerine Y. K. işyerinden ayrıldığı ve çalışmadığı hâlde kartını sanki çalışmış gibi basmış olması, yöneticisi olduğu çalışanı çalışmış gibi göstererek işvereni kandırmış olması nedeniyle feshedildiğini dile getirdi. Davacının fabrika kuruluşunda insan doğasına aykırı şekilde fazla saatlerle çalıştırıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini istedi. Davalı tarafça davacının iş sözleşmesinin diğer bir çalışanın kartını çalışmadığı hâlde çalışmış gibi basarak işvereni kandırması nedeniyle haklı nedenle feshedildiği tezini yersiz bulan İş Mahkemesi, tazminat talebini yerinde buldu. Kararda; ‘’Davacının eylemiyle işvereni nasıl bir zarara uğrattığı hususunun somut şekilde ortaya koyulamadığı, davacının 18 yıllık kıdemi ve daha önce benzer mahiyette bir eylemi olmadığı düşünüldüğünde sırf bu hâliyle eylemin tek başına güven sarsıcı mahiyette olduğundan bahsedilemez. Dolayısıyla feshin ancak geçerli olup olmadığının değerlendirilebileceği ancak haklı feshi gerektirir boyutta olmadığı bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı ortadadır’’ denildi. Kararı davalı işveren istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, İş Mahkemesi’nin kararını onayladı. Davalı bu kez kararı temyiz edince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi. Oy birliği ile alınan kararda; davacının, işyerinde olmayan bir başka çalışanın kartını işyerindeymiş gibi okuttuğunun sabit olduğu hatırlatıldı. Yargıtay kararında; şu ifadelere yer verildi: ‘’Söz konusu davranışın, doğruluk ve bağlılığa uymayan bir davranış olup bu davranış nedeniyle işverenin herhangi bir zarara uğraması şart değildir. Kaldı ki, işyerinde olmadığı hâlde çalışmış gibi kartı okutulan işçiye çalışmadığı süre için ücret ödenmesi söz konusudur. Bu durumda davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshedildiği kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir.’’

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.