#Yargıtay

- Yargıtay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yargıtay haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

EŞİNİN YEMEKLERİNE HAKARET BOŞANMADA AĞIR KUSUR SAYILDI Haber

EŞİNİN YEMEKLERİNE HAKARET BOŞANMADA AĞIR KUSUR SAYILDI

Evliliklerde kadın eşin yemeği güzel yapıp yapmadığı tartışmaları Yargıtay’ın emsal kararıyla yeni bir boyut kazandı. Bir boşanma davasının temyiz müracaatını değerlendiren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kocasına; ‘defol, sen pissin, bunak, moruk’ ifadelerini kullanan kadını az kusurlu; eşine ‘Yaptığın yemekleri beğenmiyorum, sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz, senin yemeklerin zehirli’ ifadelerini kullanan erkeği ağır kusurlu saydı. Bir süredir şiddetli geçimsizlik yaşayan çift Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek karşılıklı boşanma davası açtı. Davacı-karşı davalı erkek, ortak çocuğun doğumundan sonra kadının kötü davranmaya başladığını, sürekli hakaretler ettiğini, aşağıladığını, eziyet ettiğini, "moruk" diye hitap etmeye başladığını, "pislik, bunak" dediğini, yemek vermediğini öne sürdü. Eşinin buzdolabına kilit takıp kilitlediğini, bunun üzerine ikinci buzdolabını almak zorunda kaldığını dile getirdi. Asılsız şikayetlerle uzaklaştırma kararı aldığını belirterek boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin kendisine verilmesine ve 50 bin TL maddî, 50 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Davalı-karşı davacı kadın da iddiaları kabul etmediğini, önceki evliliğinden olan kızlarını eşinin hor gördüğünü, onlara hakaretler ettiğini, evlenen iki kızın düğünlerine bile katılmadığını kaydetti. Yaptığı yemekleri beğenmediğini, "sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz, senin yemeklerin zehirli" diyerek aşağıladığını ifade ederek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların ortak çocuğun velâyetinin annesine verilmesine, ortak çocuk lehine aylık 1.500 TL tedbir-iştirak, kadın lehine aylık 1.500 TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 50 TL maddî, 50 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Tarafları dinleyen Aile Mahkemesi, kadının erkeğe "seni istemiyorum, defol, sen pissin, bunak, moruk" diyerek erkeği aşağıladığına, hakaret ettiğine, erkeğin ise ‘Yemeklerin berbat, yemeklerin zehirli, sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz’ dediğine dikkat çekti. Yemekleri beğenmemekle birlikte evin mutfak alışverişini yapmayan kocayı kadına nazaran ağır kusurlu saydı. Çiftin boşanmasına, ortak çocuğun velâyetinin babasına verilmesine, ortak çocuk ile annesi arasında kişisel ilişki tesisine, kadın lehine takdir edilen aylık 750 TL nafaka ve kadın lehine 20 bin TL maddî, 15 bin TL manevî tazminata karar verdi. Erkek, karara istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, hakaretlerin yanı sıra yemekleri beğenmeyip evin mutfak alışverişini tam olarak yapmayan kocanın ağır, kadının az kusurlu tespit edilmesinin yerinde olduğu, kusura yönelik gerekçe uyarınca, bu şartlar altında evliliğin devamı beklenemeyeceğinden itirazı geri çevirdi. Kocanın avukatı kararı temyiz edince devreye Yargıtay 2. Hukuk Dairesi girdi. Daire, kararı onadı.

CİMRİLİK HEM BOŞANMA HEM DE TAZMİNAT SEBEBİ Haber

CİMRİLİK HEM BOŞANMA HEM DE TAZMİNAT SEBEBİ

Eşine yönelik aşırı tutumlu davranışları nedeniyle açılan boşanma davasında Yargıtay'dan dikkat çeken bir karar çıktı. Yüksek mahkeme, eşini temel ihtiyaçlar konusunda kısıtlayan, evde yaşam koşullarını zorlaştıran davranışların boşanma ve tazminat nedeni olabileceğine hükmetti. İddiaya göre K.L. isimli kadın, eşinin aşırı cimri tavırları nedeniyle evlilik birliğinin çekilmez hale geldiğini öne sürerek Aile Mahkemesi'nde boşanma davası açtı. Davacı kadın, eşinin sürekli olarak elektrik, su ve temel ihtiyaçlar konusunda baskı yaptığını, evde misafir ağırlanmasını istemediğini ve yaşam koşullarını zorlaştırdığını iddia etti. “ÇAY DEMLEMEMİ BİLE YASAKLADI” Mahkemeye sunulan beyanlarda kadın, eşinin kendisini sık sık "Banyonun ışığını çok yaktın, sifonu neden çektin" gibi gerekçelerle eleştirdiğini ve hakaret ettiğini öne sürdü. K.L., eşinin evdeki temel gıda ve temizlik malzemelerini dahi kısıtladığını belirterek, "Bir adet patates kalsa bile eve gıda ya da deterjan almıyordu. Çay demlememi bile yasakladı" ifadelerini kullandı. Davacı ayrıca eşinin kişisel bakımına özen göstermediğini ve zaman zaman kendisini aldatabileceği yönünde imalarda bulunduğunu ileri sürdü. TAZMİNAT VE NAFAKA TALEP ETTİ Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını savunan kadın, boşanmanın yanı sıra aylık yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulundu. Dosyayı inceleyen Yargıtay, elektrik faturası artmasın diye eşini karanlıkta oturmaya zorlamak, ısınma ve temel gıda ihtiyaçlarını gereksiz şekilde kısıtlamak gibi davranışların evlilik birliğini olumsuz etkilediğine dikkat çekti. EMSAL NİTELİĞİNDE KARAR Hukuk çevrelerinde emsal niteliği taşıdığı belirtilen kararda, eşlerden birinin aşırı cimrilik nedeniyle diğer eşin yaşam standartlarını düşürmesinin ve ortak yaşamı güçleştirmesinin boşanma sebebi olarak değerlendirilebileceği vurgulandı. Kararın, benzer nitelikteki aile hukuku davalarında yol gösterici olması bekleniyor.

EV HİZMETLİLERİ VE MEVSİMLİK İŞÇİLER DE TAZMİNAT ALABİLECEK Haber

EV HİZMETLİLERİ VE MEVSİMLİK İŞÇİLER DE TAZMİNAT ALABİLECEK

Yargıtay'dan ev hizmetleri alanında ve mevsimlik tarım işçilerini ilgilendiren bir karar ortaya çıktı. Oy ile alınan kararda tazminat tazminatı şartlarının Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükmüne tabi olduğu, kanun kapsamı dışında kalınsa dahi, iş ilişkisinin belirsiz süreli bir sözleşmeye dayanmadığı solunum birliği tazminatı doğabileceği vurgulandı. Bir çiftlikte çalışan kar koca, tazminatsız şekilde kapı önüne konuldu. 1. İş Mahkemesi'nin kapısını çalan ZM ve SM çifti, ücret ve tazminat alacaklarının tahsilini istedi. SM, çiftlikte 15 at, 1 inek ve iki köpeğin bakım işleri, Temizlik bakımı ve bahçe işlerinden sorumlu olduğunu, eşi ZM'nin de yemek ve ev işleri ile uğraştığını, 5 yıl boyunca sürekli çalıştıklarını ileri sürdü. Haksız ve ihbarsız olarak işlerine son verildiğini iddia ederek kıdem ve tazminat tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık izin verilmeyen izin alacaklarının tahsilini talep etti. Davalı at çiftliği sahibi, SM'nin çiftlikte at bakıcılığı yaptığı, davacının 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilemediği dile getirildi. Davacının atlarla ilgilendiğini, Şirketin temiz çalıştığını, sabah yapılan işlerin 3 saat sürdüğünü, akşama kadar davacının boşta kaldığını, boş zamanlarında kendisi için ekibin biçtiği sebze bahçesi ile ilgilendiğini, akşam üstü atlara yapılan işlem ise 1 saati geçmediğini kaydetti. Diğer davacı ZM'nin ise çiftlik evi içerisinde çalıştırıldığı, bu dönemde ise çalıştırılmadığını savunarak davanın reddini istedi. 1. İş Mahkemesi, SM'nin işverenlikte seyis olarak gösterdiği çabayı 4857 sayılı Kanun hükmünde kararnamenin imkânının mevcut olduğuna hükmetti. Davacı ZM'nin de davalı işverenlikte ev hizmetlerinde emeği, yine 4857 sayılı Kanun'un 4/1-(e) hükmünce ev hizmetlerinde çalışanlara da 4857 sayılı Kanun hükmünün uygulanamayacağı davanın reddine karar verdi. Karar davacı kar - koca tarafından teklif edilince devreye giren Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, emsal nitelikte bir karara imza attı. Kararda şu ifadelere yer verildi; Yargılama sırasında dinlenen davacı ve davalı tanıkların iş sözleşmesinin feshine ilişkin somut ve görgüye dayalı bir bilgi bulunmamaktadır. Davalı işverence dosyaya davacılar hakkında işe gelmedikleri iddia edilen günlere ilişkin herhangi bir devamsızlık tutanağı ibraz edilmemiştir. belirtilen özelliklerin ve dosya kapsamının dikkate alınması; Davacıların iş sözleşmelerinin davalı işverence feshedildiği ancak ispat yükü üzerinde olan işverence fesih haklı nedene dayalı olarak ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Şu anda yapılan iş üzerinde göz önünde bulundurularak davacılar kıdem tazminatına hak kazanamasa da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 432 ve 438. maddelerin saklanmadığı ihbarı tazminat sözü kazandıkları, elde edilenlerin hesaplanarak hüküm çerçevesinde toplanması gerekir.'

MAHKEME ''HİLE YAPAN İŞİÇİYE TAZMİNAT YOK'' DEDİ Haber

MAHKEME ''HİLE YAPAN İŞİÇİYE TAZMİNAT YOK'' DEDİ

18 senedir çalıştığı fabrikadan tazminatsız kovulan personel şefi, İş Mahkemesi’ne başvurdu.. Davacı K.B., iş sözleşmesinin haksız ve hukuka aykırı olarak tazminatsız feshedildiğini, 08.30-23.00 saatleri arasında her gün aralıksız çalıştığını, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma alacağının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etti. Mahkemede savunma yapan davalı işveren ise davacının iş sözleşmesinin çalışanlardan Y.K’nın yerine Y. K. işyerinden ayrıldığı ve çalışmadığı hâlde kartını sanki çalışmış gibi basmış olması, yöneticisi olduğu çalışanı çalışmış gibi göstererek işvereni kandırmış olması nedeniyle feshedildiğini dile getirdi. Davacının fabrika kuruluşunda insan doğasına aykırı şekilde fazla saatlerle çalıştırıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini istedi. Davalı tarafça davacının iş sözleşmesinin diğer bir çalışanın kartını çalışmadığı hâlde çalışmış gibi basarak işvereni kandırması nedeniyle haklı nedenle feshedildiği tezini yersiz bulan İş Mahkemesi, tazminat talebini yerinde buldu. Kararda; ‘’Davacının eylemiyle işvereni nasıl bir zarara uğrattığı hususunun somut şekilde ortaya koyulamadığı, davacının 18 yıllık kıdemi ve daha önce benzer mahiyette bir eylemi olmadığı düşünüldüğünde sırf bu hâliyle eylemin tek başına güven sarsıcı mahiyette olduğundan bahsedilemez. Dolayısıyla feshin ancak geçerli olup olmadığının değerlendirilebileceği ancak haklı feshi gerektirir boyutta olmadığı bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı ortadadır’’ denildi. Kararı davalı işveren istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, İş Mahkemesi’nin kararını onayladı. Davalı bu kez kararı temyiz edince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi. Oy birliği ile alınan kararda; davacının, işyerinde olmayan bir başka çalışanın kartını işyerindeymiş gibi okuttuğunun sabit olduğu hatırlatıldı. Yargıtay kararında; şu ifadelere yer verildi: ‘’Söz konusu davranışın, doğruluk ve bağlılığa uymayan bir davranış olup bu davranış nedeniyle işverenin herhangi bir zarara uğraması şart değildir. Kaldı ki, işyerinde olmadığı hâlde çalışmış gibi kartı okutulan işçiye çalışmadığı süre için ücret ödenmesi söz konusudur. Bu durumda davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshedildiği kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir.’’

KILIÇDAROĞLU YÖNETİMİ PARTİDEKİ TÜM İHRAÇLARI İPTAL ETTİ Haber

KILIÇDAROĞLU YÖNETİMİ PARTİDEKİ TÜM İHRAÇLARI İPTAL ETTİ

CHP Yüksek Disiplin Kurulu (YDK), partinin 38. Olağan Kurultayı sonrasında alınan ihraç ve disiplin kararlarının geçersiz sayılmasına karar verdi. Kararla birlikte, 4-5 Kasım 2023 tarihinden sonra partiden ihraç edilen çok sayıda ismin yeniden CHP üyeliğine döneceği belirtildi. YDK'nın yeni dönem ilk toplantısında kurul başkanlığına Mahir Polat seçilirken, sekreterlik görevine Sezgin Kaya, başkan yardımcılığına ise Ahmet Ersen Özsoy getirildi. KURULTAY SONRASI KARARLAR GEÇERSİZ SAYILDI Kurul tarafından alınan karar doğrultusunda, 38. Olağan Kurultay'ın ardından disipline sevk edilen, ihraç edilen veya haklarında yaptırım uygulanan partililere ilişkin işlemlerin iptal edildiği bildirildi. İhraç kararlarının kaldırılmasına ilişkin YDK kararının, gerekli işlemlerin yapılması amacıyla Merkez Yürütme Kurulu'na (MYK) iletildiği ve Yargıtay'a bildirilmesinin talep edildiği öğrenildi. ÇOK SAYIDA İSİM YENİDEN ÜYE OLACAK Kararın ardından CHP eski milletvekilleri arasında yer alan Barış Yarkadaş, Gürsel Tekin, Berhan Şimşek ve Özkan Yalım başta olmak üzere çeşitli isimlerin yeniden CHP üyeliği kazanacağı ifade edildi. Özgür Özel'in genel başkanlığı döneminde ihraç edilen isimler arasında ayrıca Savaş Aras, Erkan Narsap, Zeki Şen ve Levent Çelik'in de bulunduğu belirtildi. DİSİPLİNE SEVK EDİLEN İSİMLER DE KAPSAMDA MYK tarafından "tedbirli kesin çıkarma" talebiyle YDK'ya sevk edilen ve itirazları reddedilen bazı partililerin de karardan yararlanacağı kaydedildi. Bu kapsamda Yusuf Gögerkaya, Berhan Şimşek, Mustafa Yavuz, Zeynel Kızılkaya, Atakan Demirci, Koray Göbel, Ömer Kutlu ve Cevher Sönmez'in de yeniden CHP üyesi olmasının beklendiği ifade edildi. YENİ DİSİPLİN SÜREÇLERİ GÜNDEME GELEBİLİR Öte yandan, YDK'nın ilerleyen toplantılarında yeni disiplin dosyaları ve ihraç taleplerinin gündeme gelebileceği belirtilirken, konuya ilişkin resmi süreçlerin devam ettiği bildirildi.

BOŞANMA DAVASINDA 'TOSBAĞA', 'KEL-FODUL' DETAYI Haber

BOŞANMA DAVASINDA 'TOSBAĞA', 'KEL-FODUL' DETAYI

Boşanma davası için Aile Mahkemesi’nin yolunu tutan genç kadın, kocasının, psikolojik ve sözlü saldırıda bulunduğunu, ilgisiz ve sorumsuz olduğunu, kendi ailesi ve kardeşleri ile görüşmemesi konusunda baskı yaptığını öne sürdü. Onların eve gelmesini istemediğini, hatta telefonla iletişim kurmalarına dahi müdahale ettiğini, bu hususta tartışma çıktığında da davacının ailesine ve kardeşlerine ağza alınmayacak küfür ve hakaretler ettiğini, kimsenin evine gelip gitmesine müsaade etmediğini dile getirdi. Kocasının kazancını sadece kendisi için harcadığını, başka kadınlarla görüşerek sadakat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, psikolojik ve sözlü şiddet uyguladığını belirterek 100 bin TL maddî ve 100 bin TL de manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Mahkemede ifade veren davalı koca da eşinin iddialarının doğru olmadığını, davacının dominant özelliğe sahip olduğunu, normal bir ailede olabilecek tartışmaların dışında olağanüstü bir durumun olmadığını, boşanma davasının reddini talep etti. Davalı erkeğin evin geçimine yeterince katkı sağlamadığına, eşinin ve çocuğun ihtiyaçlarını yeterince karşılamadığına dikkat çeken Aile Mahkemesi, kadına ‘tosbağa, kedi’ diyen, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan kocanın ağır kusurlu olduğuna hükmetti. Davacı kadının ise erkeğe "sen erkek misin, terli kokarca, kel, fodul, soğan erkeği" dediği, evi işlerini ihmal ettiği, birlik görevlerini yeterince yerine getirmediği, kocasının ailesini evinde istemediği gerekçesiyle erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna karar verdi. Kadın için 40 bin TL maddî, 45 TL manevî tazminata hükmedildi. Kararı taraf avukatları istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, evlilikte geçen süre, boşanmaya yol açan olaylardaki davalı erkeğin kusurunun mahiyeti sebebiyle tazminatı az buldu. Paranın alım gücü, boşanma yüzünden zedelenen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamı dikkate alan BAM, davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevî tazminat miktarının yetersiz kaldığı gerekçesi ile kadının kusur belirlemesi ve tazminatların miktarı yönünden istinaf talebinin kabulüne, kadın yararına 100 bin TL maddî ve 100 TL manevî tazminat ödenmesine, erkeğin tüm istinaf taleplerinin esastan reddine verdi. Davalı erkek kararı temyize taşıyınca devreye giren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nden kadına ‘tosbağa, kedi’ diye hakaret eden kocaya kötü haber geldi. Daire, BAM kararını yasaya uygun bulup onadı.

HANDE ÇİNKİTAŞ CİNAYETİNDE 25 YIL SONRA TUTUKLAMA Haber

HANDE ÇİNKİTAŞ CİNAYETİNDE 25 YIL SONRA TUTUKLAMA

Kadıköy’de 2001 yılında 12 yaşındaki Hande Çinkitaş’ın öldürülmesine ilişkin davada, hakkında müebbet hapis cezası onanan baba Nezih Çinkitaş tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olayın çözülmesinde, yıllar sonra gelişen teknolojiyle yapılan DNA incelemeleri etkili oldu. Kadıköy İçerenköy’de 4 Ocak 2001 tarihinde meydana gelen olayda, 12 yaşındaki Hande Çinkitaş evinde öldürülmüş halde bulunmuştu. Uzun yıllar boyunca kamuoyunda büyük yankı uyandıran olayda, baba Nezih Çinkitaş ile üvey anne Şehnaz Çinkitaş hakkında açılan davada delil yetersizliği gerekçesiyle ceza verilmemişti. Cinayetin ardından hukuk mücadelesini sürdüren anne Handan Yılmazer’in girişimleriyle dosya yeniden gündeme geldi. Olaydan yaklaşık 19 yıl sonra Adli Tıp Kurumu’nun hazırladığı yeni rapor doğrultusunda soruşturma yeniden derinleştirildi. İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen çalışmalarda, olay yerinden elde edilen ve yıllardır adli emanette bulunan deliller yeniden incelendi. Gelişmiş kriminal inceleme yöntemleriyle cinayette kullanıldığı değerlendirilen bıçak üzerinde yapılan DNA analizinde, bıçağın keskin kısmında yoğun şekilde Nezih Çinkitaş’a ait DNA profiline rastlandığı belirtildi. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Nezih Çinkitaş’ın emniyette verdiği ifadelerde çelişkiler bulunduğu öğrenildi. Yaklaşık 7 saat süren son ifadesinde suçlamaları reddeden Çinkitaş’ın, olay günü eve geldiğinde kızını yerde kanlar içinde bulduğunu öne sürdüğü belirtildi. Polis ekiplerinin soruşturma kapsamında aralarında akrabalar ve komşuların da bulunduğu 20’den fazla kişinin ifadesine başvurduğu, tanıkların büyük bölümünün Çinkitaş hakkında olumsuz beyanda bulunduğu öğrenildi. Yargıtay’ın müebbet hapis cezasını onamasının ardından hakkında tutuklama kararı çıkarılan Nezih Çinkitaş, İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınarak adliyeye sevk edildi. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Çinkitaş, "Bu yargı rezaleti. Ben bir şey yapmadım, itiraf edecek bir şey yok" dedi. Mahkemece tutuklanan Nezih Çinkitaş cezaevine gönderildi.

NARİN GÜRAN CİNAYET DAVASINDA NEVZAT BAHTİYAR'A 17 YIL HAPİS Haber

NARİN GÜRAN CİNAYET DAVASINDA NEVZAT BAHTİYAR'A 17 YIL HAPİS

Bağlar ilçesi kırsal Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos 2024’te kaybolan Narin Güran’ın cansız bedeni, 19 gün süren arama çalışmalarının ardından 8 Eylül’de dere yatağında bulundu. Küçük çocuğun cesedinin çuval içerisinde, üzeri 30, 25 ve 20 kilogram ağırlığında üç taşla kapatılarak çalılıklar arasına gizlendiği tespit edildi. Soruşturma kapsamında amca Salim Güran, anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ile komşu Nevzat Bahtiyar hakkında Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Bahtiyar’ın, güvenlik kamerası görüntülerine göre Narin’in cansız bedenini kırmızı bir araçla dere yatağına götürdüğü belirlenirken, diğer sanıklar hakkında "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. İLK KARAR VE İSTİNAF SÜRECİ 28 Aralık 2024’te görülen davanın ikinci duruşmasında mahkeme, Salim Güran, Yüksel Güran ve Enes Güran’ı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Nevzat Bahtiyar ise "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Kararın ardından sanık avukatları ile müşteki taraf ve ilgili kurumlar tarafından istinaf başvurusu yapıldı. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, 26 Mayıs 2025’te verdiği kararla yerel mahkemenin hükmünü oy çokluğuyla onadı. Ancak mahkeme başkanı, delillerin eksik değerlendirildiği ve olayın oluş şeklinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı yönünde muhalefet şerhi koydu. YARGITAY: SUÇUN NİTELİĞİ YANLIŞ DEĞERLENDİRİLDİ Dosyanın taşındığı Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 29 Aralık 2025 tarihli kararında diğer üç sanık hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet cezalarını onarken, Nevzat Bahtiyar yönünden kararı bozdu. Daire, Bahtiyar’ın eyleminin "suç delillerini gizleme" değil, "kasten öldürmeye yardım" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. YENİDEN YARGILAMA VE DURUŞMA SÜRECİ Bozma kararının ardından Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılanmasına 6 Nisan’da başlandı. İlk duruşmada müşteki taraf avukatları tarafından yapılan reddi hakim talebi, mahkeme tarafından "yargılamayı uzatmaya yönelik" bulunarak reddedildi. Avukatlar kararı bir üst mahkemeye taşıdı. Bugün görülen duruşmada ise sanık Nevzat Bahtiyar ile taraf avukatları, Narin Güran’ın babası Arif Güran ve aile yakınları hazır bulundu. Duruşma salonunda geniş güvenlik önlemleri alınırken, reddi hakim talebine ilişkin üst mahkemenin ret kararı da dosyaya girdi. CEZA 17 YILA YÜKSELDİ Mahkeme heyeti, Yargıtay’ın bozma ilamı doğrultusunda Nevzat Bahtiyar’ın eyleminin "kasten öldürmeye yardım" suçunu oluşturduğuna hükmederek sanığı 17 yıl hapis cezasına çarptırdı. Böylece ilk yargılamada 4 yıl 6 ay olarak verilen ceza, yeniden yapılan yargılama sonucunda artırılmış oldu. Dava kapsamında diğer sanıklar hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları ise daha önce kesinleşmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.