İç Dünyamdaki Mezarlık 

Yazının Giriş Tarihi: 19.01.2026 15:32
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.01.2026 15:33

Bazı durumlarda hayatı yaşama üslubum, acaba kendimden aldığım insafsız bir intikamın ifadesi olabilir mi?

Bir rüya tabiri gibi ele alırsam yaşamla kurduğum ilişkiyi, aslında kendim için yazdığım gizli bir manifesto ile karşılaşabilirim.

Varolma kudretimden eksilten bir senaryo ile…

Potansiyellerimi hayata aktaramamak, sıklıkla kendime ya da başkalarına karşı yıkıcı olmak, bana zarar veren döngüleri fark ettiğim halde içinden çıkamamak, yardım istememek gibi Sevgili Şapşiğim …

Oysaki kimi insanlar yollarına lokomotif gibi devam ediyorlar. Düşene, arkada kalana, kopana, ayrılana, takati kesilene, gidene bakmadan…

Her şeye yeter olmak, her şeyin üstesinden gelebilmek, kimseye eyvallah dememek gibisinden tavırlarla zırhlanmış bu insanlar; iç dünyaları bir mezarlığa dönüştüğü halde “acımadı ki” yanılsamasından vazgeçmeyenler.

Sanki betimlemeye çalıştığım bu şapşikler gerçekte kimseyi sevememiş , daha da acısı onları da pek seven olmamış ve bu çığlıklarını kalplerine sabitlemişler.

Halbuki tüm hayatlarımız kazanç-kayıp mantığına dayalı, savunmacı bir ticari ilişki formunda gibi.

Kıymetli olan ise; herkesi öldürmek pahasına yaşamak değil, ölmeden önce yaşamayı başarabilmekte.

Yaşamak, yaralanmaya açık olmak demek.

Tek başarımız yaşam karşısında nihai başarısızlığımızı sevgiyle kabul edebilmek ise erdemli olmaya attığımız ilk adım olsa gerek.

Her ölüm, erken ölüm olduğu gibi, her doğum da erken doğum sanki.

Çünkü bebek içine doğmayı seçmediği bir kaosa düşüyor. Bir anlamda ise bütün insanlık prematüredir diyebilir miyiz ?

Bu nedenle hep içine sığınacağımız bir yere ihtiyaç duyar gibiyiz.

Kimse olmazsa, kendi içimize…

Nesrin Gökpınar

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.