Kendime Yaktığım İç Ağıt 

Yazının Giriş Tarihi: 24.02.2026 13:52
Yazının Güncellenme Tarihi: 24.02.2026 13:54

Hayatım pekâlâ, kendimden aldığım bir intikamın numunesi olabilir mi ?

Dikkatle bakınca kendimi sabote ettiğim örüntüleri, yaşamın hizmetine koşulmamış

potansiyellerimi, beni boğan ilişki ya da mekanlarda harcanmış zamanlarımı, benzer

seçimlerden kaynaklanan benzer sonuçları, kendime yaktığım iç ağıtın sesi olarak

neşe kaybımı, heves yitimimi ya da aşırı hallerimi görebiliyorum.

Zihnim, bilincim, bana kim ve ne olduğum hakkında bir anlatı sunuyor. Ancak bilinç

dışım tamamen farklı bir hikâyeyi icra etmek, nihayetine taşımak istiyor olabilir.

Bu durumda, kendime bakmaktan imtina etmek, bilinç dışı süreçlerin efendiliğine rıza

göstermiş bir bilinç tiyatrosunda rol almaya razı olmak anlamına gelebilir mi

şapşiğim?

Fantezilerim, yani içimde yarattığım arzularla bezeli imge tiyatrosu güç, itaat, onay,

cinsellik taleplerimi var olmanın ön koşuluymuşçasına sürekli diri tutar gibi.

Bu diri hayallerim, esas olarak asalak bir işlev görüyorlar. Ben şapşik bir şey

vermeden her şeyi alacağımı, oral bir talepkarlıkla sadece süt dolu memeyi bekler

gibiyim.

O, orada olmakla bile sadece bunu hak etmektedir. Diğer insanların yapması gereken

şeyleri yapmasına gerek bile yoktur. Dünya bana servis edilmelidir, istediğim

zamanda ve istediğim biçimde. Bir şey yapmak yerine, sadece psişik bir yüzey olarak

orada beklemem yeterli gibi.

Bu ikonik figür için insanların kendine uyumlanması hatta itaat etmesi ve bunu

mümkünse sevgi-saygı ile kararak vermesi elzem midir?

Doğrunun ve yanlışın kutsal anahtarları onun elindedir. Hakikat onun ağzından ses

vermektedir. İnsanlık onda tecelli etmiştir. Onun elleri en sağlam, kalbi en güçlü,

erdemleri en yücedir.

Onun yüce suretine yüzünü ekşiten, az da olsa eleştiri getiren herkes aptal ya da

hain olmak arasındaki bir çizgi üzerinde sıralanmaya adaydır bence.

Hainleri ve aptalları elediğimde, onun kurallarına uyduğumuz takdirdeyse dünyanın

en özgürlükçü insanıdır. Çünkü kendisinin yasaklamadığı tüm hazları, bize serbest

kılmıştır.

Meşruiyetini ancak buradan inşa edebilen “konuşan ben makinesi” eğer bir iktidar

aygıtını ele geçirmişse, kendisini sevmeyenler için cehennemin kapılarını açmaya

hazır hale geliyor. Onun sorunu da bu zaten, bir zamanlar sahip olduğu cennetten

(rahim, meme, güvenli ve sevgi dolu ebeveyn bakımı) travmatik bir şekilde düştüğü

için, şimdi Deccal modunda bir varoluş serabına tutulmuş olmasıdır.

Kibirli insan sevilmeye ve onarılmaya en çok ihtiyacı olan insan aslında. Heyhat fark

edemediğim derdimi anlatabilmemin tek yolu, dünyayı çöle çevirmek

olduğunda “İçimdeki Radyo İç Ağıt’ın” sesi hep baskın çıkacak mıdır?

Nesrin Gökpınar

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.