Evettt sevgili şapşiğim senin bir egon var! O içimde yaşayan bir canavar ve içimde tezahür edebilecek bir konuma ulaşıp ulaşamayacağımı, yalnızca kavrayışımın ötesindeki koşullar ve özellikler ile belirliyor. Ama bunları dile getirmesem bile, içimde egoist bir zorba hala yaşıyor, diye yazıverdi kalemim. Bu sıralar kendimi o kadar çok bu olay bana ne anlatmak istiyor sorusunu sorarken buluyorum ki bilemezsiniz…
Gizliliğin olmadığı ve her şeyin görünür olduğu bir durum söz konusu olsaydı nasıl olurduk diye düşünmeden de edemiyorum aslında. Sanki hepimiz birbirimizin önünde çıplakmışız gibi olurdu dimi?
Kulağa korkunç gelse de şu anda kendimiz üzerinde her türlü korumaya sahip olmamıza güveniyoruz, Ahaaa çok komik bu. Korumalarımızı kaldırsaydık, o zaman özgür hale gelirdik. Yani, kendimizi birbirimizden uzaklaştırmaya gerek duymazdık ve kendimizi açıp birbirimizin önünde utanmadığımızı hissedebilirdik.
Ya hiçbir şeye sahip olmadan ya da her şeye sahip olarak özgür olabiliriz. Dahası, doğanın pozitif gücüne bağlanarak ve onu hayatımıza davet ederek her türlü güvensizlik hissini bitirebiliriz. Realitemize rehberlik eden yasaya göre birbirimize karşı tutumlarımızı ayarlayarak ki böylece onlar doğanın üst gücünün bize karşı tutumuna benzer hale gelirlerdi, o zaman kendimizi doğa ile aynı sınırsız durumda hissederdik.
Ancak şu anda doğanın tam tersi bir durumdayız.
Doğa özgecil iken biz egoistiz. Bu nedenle, mahremiyetimizin kaldırılması şu anda çoğu insan için bir kâbus gibi görünmekte. Her şey ne kadar iyi bağ kurduğumuza bağlı aslında. Her birimizin, doğuştan gelen egoist dürtülerimizin üzerinde birbirimize karşı özgecil tutumlar oluşturmak için, birbirimizi desteklediğimiz ve teşvik ettiğimiz bağlarımızı uyumlu bir şekilde gerçekleştirirsek, o zaman kendimizi tamamen güvende, emniyette ve kendimizden emin hissederiz ve mahremiyetimizi kaybetmekten korkmayız diye dökülüverdi kalbimden.
Şimdi mi?
Bir kapının eşiğine gelip dayanmış durumdayız… Oyunu yenileme zamanındayız! Çünkü idrak de niyetini yeniledi!… Artık sen olduğun yerden buna huninin dar ağzı mı dersin, kalbin kapısı mı dersin, yandım Allah mı dersin, çok sıkıştım çıkamıyorum mu dersin bilemem…
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nesrin Gökpınar
Kral Çıplak
Evettt sevgili şapşiğim senin bir egon var! O içimde yaşayan bir canavar ve içimde tezahür edebilecek bir konuma ulaşıp ulaşamayacağımı, yalnızca kavrayışımın ötesindeki koşullar ve özellikler ile belirliyor. Ama bunları dile getirmesem bile, içimde egoist bir zorba hala yaşıyor, diye yazıverdi kalemim. Bu sıralar kendimi o kadar çok bu olay bana ne anlatmak istiyor sorusunu sorarken buluyorum ki bilemezsiniz…
Gizliliğin olmadığı ve her şeyin görünür olduğu bir durum söz konusu olsaydı nasıl olurduk diye düşünmeden de edemiyorum aslında. Sanki hepimiz birbirimizin önünde çıplakmışız gibi olurdu dimi?
Kulağa korkunç gelse de şu anda kendimiz üzerinde her türlü korumaya sahip olmamıza güveniyoruz, Ahaaa çok komik bu. Korumalarımızı kaldırsaydık, o zaman özgür hale gelirdik. Yani, kendimizi birbirimizden uzaklaştırmaya gerek duymazdık ve kendimizi açıp birbirimizin önünde utanmadığımızı hissedebilirdik.
Ya hiçbir şeye sahip olmadan ya da her şeye sahip olarak özgür olabiliriz. Dahası, doğanın pozitif gücüne bağlanarak ve onu hayatımıza davet ederek her türlü güvensizlik hissini bitirebiliriz. Realitemize rehberlik eden yasaya göre birbirimize karşı tutumlarımızı ayarlayarak ki böylece onlar doğanın üst gücünün bize karşı tutumuna benzer hale gelirlerdi, o zaman kendimizi doğa ile aynı sınırsız durumda hissederdik.
Ancak şu anda doğanın tam tersi bir durumdayız.
Doğa özgecil iken biz egoistiz. Bu nedenle, mahremiyetimizin kaldırılması şu anda çoğu insan için bir kâbus gibi görünmekte. Her şey ne kadar iyi bağ kurduğumuza bağlı aslında. Her birimizin, doğuştan gelen egoist dürtülerimizin üzerinde birbirimize karşı özgecil tutumlar oluşturmak için, birbirimizi desteklediğimiz ve teşvik ettiğimiz bağlarımızı uyumlu bir şekilde gerçekleştirirsek, o zaman kendimizi tamamen güvende, emniyette ve kendimizden emin hissederiz ve mahremiyetimizi kaybetmekten korkmayız diye dökülüverdi kalbimden.
Şimdi mi?
Bir kapının eşiğine gelip dayanmış durumdayız… Oyunu yenileme zamanındayız! Çünkü idrak de niyetini yeniledi!… Artık sen olduğun yerden buna huninin dar ağzı mı dersin, kalbin kapısı mı dersin, yandım Allah mı dersin, çok sıkıştım çıkamıyorum mu dersin bilemem…
Ve fakat oyun bitti!.. Kral Çıplak.
Nesrin Gökpınar