Eğer kişiler verili olanı aşacak zihin koşullarına sahip değillerse, kişisel ahlaki değerlerini oluşturamayacakları için, bulundukları toplum içinde verili olan ahlak kurallarına, yani toplumsal kurallara uymak zorunda kalacaklardır. Bu kuralları benimseyip uyguladıkları gibi, ahlak bekçiliğine bile soyunabilirler. Pek çok kişinin eleştirdiği halde kendini uzak tutamadığı “dedikodu” da buradan beslenmektedir.
Burada ahlak ile etik konusunu birbirinden ayırmak yerinde olacaktır. Ahlak kişisel ya da toplumsal değerleri içerir. Etik ise herkes için geçerli olabilecek ahlak kurallarını araştıran disiplindir. Etik; “İyi nedir?” sorusuna yanıt aramaktadır. Kişisel ahlak özneldir ve toplumsal ahlaka göre daha yücedir. Çünkü toplumsal ahlak sorgulanmadan kabul edilen değerlerdir.
Verili olanı aşabilecek zihin koşulları ve artı değere sahip olanların yani üst sınıfın, toplumsal kuralları pek de önemsemediklerini söylemek yanlış olmaz.
Kaliforniya Üniversitesi ile Kanada'daki Toronto Üniversitesi'nde yapılan araştırmalar; üst sınıftaki bireylerin, hırs ve kişisel çıkar peşinde koşma eğilimleri nedeniyle etik dışı davranışlarda bulunmaya daha yatkın olduğunu göstermektedir. Deneysel çalışmalar, üst sınıf olma hissinin etik dışı karar alma davranışlarını artırdığını, bu kişilerin başkalarına zarar verebilecek davranışlarda bulunmaya daha istekli olduğunu ortaya koymuştur.
Araştırmacı Paul Piff’in , “Proceedings of the National Academy of Sciences” dergisinde yayımlanmış araştırma bulgularına göre; üst sınıf bireyler, araba kullanırken yasaları çiğnemeye, etik dışı karar alma eğilimine, başkalarının değerli eşyalarını almaya, yalan söylemeye, herhangi bir ödülü kazanma uğruna hile yapmaya, çalışma hayatında etik dışı davranışları onaylamaya daha yatkınlar.
Ayrıca toplumda daha üst katmanlarda bulunan bireylerin yani “zengin “olarak nitelendirilen kesimin, hırsa karşı olan olumlu tutumları ile kişisel çıkar peşinde koşmalarının ve kendilerini ayrıcalıklı hissetmelerinin onları etik dışı davranışlara yönelttiğini görüyoruz.
Bu durumda genel olarak kişinin toplumsal sınıfı arttıkça etik dışı davranışa yönelimi de artmaktadır.
Bunun en açık örneklerinden biri de; alt kesimin, mutlak üst düzey bir kahramanın yer aldığı dizilerdeki ahlak dışı tutumları hoş görerek, ısrarla ve tutkuyla izlemeye devam etmesidir. Oysa dizilerde onayladığı o davranışı, kendi çevresinden birileri yapsa, toplum onu linç davranışına bile gidecektir. Buradaki toplumsal iki yüzlülük de dikkat çekicidir. Görülüyor ki; verili toplumsal ahlak kurallarını sorgulamadan kabul eden bu kesime göre; kendinden daha varlıklı üst sınıfta her şey mübahtır.
Öyleyse, belli ki ahlak, çoğunlukla onun bekçiliğine de soyunan alt kesim, yani yoksullar içindir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Oya Gündüz Aksu
Ahlak Yoksullar İçindir
Eğer kişiler verili olanı aşacak zihin koşullarına sahip değillerse, kişisel ahlaki değerlerini oluşturamayacakları için, bulundukları toplum içinde verili olan ahlak kurallarına, yani toplumsal kurallara uymak zorunda kalacaklardır. Bu kuralları benimseyip uyguladıkları gibi, ahlak bekçiliğine bile soyunabilirler. Pek çok kişinin eleştirdiği halde kendini uzak tutamadığı “dedikodu” da buradan beslenmektedir.
Burada ahlak ile etik konusunu birbirinden ayırmak yerinde olacaktır. Ahlak kişisel ya da toplumsal değerleri içerir. Etik ise herkes için geçerli olabilecek ahlak kurallarını araştıran disiplindir. Etik; “İyi nedir?” sorusuna yanıt aramaktadır. Kişisel ahlak özneldir ve toplumsal ahlaka göre daha yücedir. Çünkü toplumsal ahlak sorgulanmadan kabul edilen değerlerdir.
Verili olanı aşabilecek zihin koşulları ve artı değere sahip olanların yani üst sınıfın, toplumsal kuralları pek de önemsemediklerini söylemek yanlış olmaz.
Kaliforniya Üniversitesi ile Kanada'daki Toronto Üniversitesi'nde yapılan araştırmalar; üst sınıftaki bireylerin, hırs ve kişisel çıkar peşinde koşma eğilimleri nedeniyle etik dışı davranışlarda bulunmaya daha yatkın olduğunu göstermektedir. Deneysel çalışmalar, üst sınıf olma hissinin etik dışı karar alma davranışlarını artırdığını, bu kişilerin başkalarına zarar verebilecek davranışlarda bulunmaya daha istekli olduğunu ortaya koymuştur.
Araştırmacı Paul Piff’in , “Proceedings of the National Academy of Sciences” dergisinde yayımlanmış araştırma bulgularına göre; üst sınıf bireyler, araba kullanırken yasaları çiğnemeye, etik dışı karar alma eğilimine, başkalarının değerli eşyalarını almaya, yalan söylemeye, herhangi bir ödülü kazanma uğruna hile yapmaya, çalışma hayatında etik dışı davranışları onaylamaya daha yatkınlar.
Ayrıca toplumda daha üst katmanlarda bulunan bireylerin yani “zengin “olarak nitelendirilen kesimin, hırsa karşı olan olumlu tutumları ile kişisel çıkar peşinde koşmalarının ve kendilerini ayrıcalıklı hissetmelerinin onları etik dışı davranışlara yönelttiğini görüyoruz.
Bu durumda genel olarak kişinin toplumsal sınıfı arttıkça etik dışı davranışa yönelimi de artmaktadır.
Bunun en açık örneklerinden biri de; alt kesimin, mutlak üst düzey bir kahramanın yer aldığı dizilerdeki ahlak dışı tutumları hoş görerek, ısrarla ve tutkuyla izlemeye devam etmesidir. Oysa dizilerde onayladığı o davranışı, kendi çevresinden birileri yapsa, toplum onu linç davranışına bile gidecektir. Buradaki toplumsal iki yüzlülük de dikkat çekicidir. Görülüyor ki; verili toplumsal ahlak kurallarını sorgulamadan kabul eden bu kesime göre; kendinden daha varlıklı üst sınıfta her şey mübahtır.
Öyleyse, belli ki ahlak, çoğunlukla onun bekçiliğine de soyunan alt kesim, yani yoksullar içindir.