Şıklık Eziyettir

Yazının Giriş Tarihi: 16.10.2026 14:06
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.10.2026 14:29

Ayaklarıma kara sular indiği halde, şık görüneceğim diye çektiğim ne sıkıntılı günler bilirim. Yüksek topuklarla yürümeye çalışılan düğünler, dar kalıplı elbiselerin hiç de rahat olmayan bedenlerinde geçirilen saatler ve daha neler neler…

Kentte yaşayıp da bunu deneyimlemeyen çok az kadın olduğunu tahmin ediyorum. Özellikle çalışan kadınların, ayaklarını ve bedenini cendereye alan tüm o şık kıyafetlerin içinde gün boyu nasıl zaman geçirebildiklerine şaşıyorum. Onlardan biri de bendim bir zamanlar. Emekliliğime kadar okul koridorlarında ya da sınıflarda dolaştığım yüksek topuklu ayakkabılarıma şimdi ayağımı bile sokamıyorum. Emekliliğimle birlikte tüm o keskin, katı kalıplı, yüksek topuklu ayakkabılarımı, ceket, etek ve pantolonlarımı da emekliye ayırdım. Topuklular ve diğer takım elbiseler kadar şık olmasa da, rahat ayakkabı ve kıyafetlerin dayanılmaz hafifliğine alışınca işler değişiverdi hemen. Yıllardır rahat kıyafetleri ve ayakkabıları tercih ediyorum.

Tüm bunlara rağmen kadınlar bu eziyeti neden çekmek ister ki? Bu sorunun yanıtı daha çok güzel ve estetik görünme isteğindeymiş gibi düşünülse de, asıl meselenin kadınların eziyet çekmeye, bir anlamda mazoşistliğe yatkın olabilecekleri düşüncesini de yadsıyamayız. Hemcinslerim bana kızmasınlar. Yoksa tüm bu acılı zor saatler ortadayken, aynı davranış neden defalarca tekrarlanır ki…

Medyanın ve kapitalizmin moda adı altında dayatmaları da bunda etken. Reklamlarda gördüğümüz, her yönüyle kusursuz görünen yüzler, bedenler ve yüksek topuklu ayakkabıların içinde daha çekici görünen kadınlar, kıyafet tercihlerinde etkili oluyor ister istemez. Rengarenk, göz alıcı vitrinlerle görücüye çıkan bu ürünler de algımıza takılıyor.

Yıllar önce bir belgeselde; Çin’de yaşamış ve o günlerde sadece birkaç kişi kalmış; “ayakları bağlı kadınlar” ı izlemiştim. İzlediklerim karşısında dehşete düştüm. O korkunç, dar ve sert kalıbın içinde, yıllarca hiç çıkarılmadan kapalı kalan ayaklar, zamanla başkalaşıp ucube bir forma bürünüyor. Üstelik ayakta zamanla oluşan, bu uygulamanın ortaya çıkardığı sakatlanma yüzünden, o ayakkabılar olmadan yürüme yeteneklerini de kaybettiklerini öğrenmiştim. Yüksek topuklu ayakkabı giymenin yakınmalarını ve sonuçlarını, ayakların küçük ve estetik görünmesi adına yapılan bu acımasızlığa, hatta işkenceye benzer görüyorum. Normalin üstünde bir yükseklikteki topuklu ayakkabılarla gün içinde, cenderede kalan ayaklar, zamanla deforme olabiliyor. Bilek, ayak ve diz ağrılarını, duruş bozukluklarını da berberinde getiriyor üstelik. Nihayetinde eve döner dönmez, bir kenara fırlatılmak istenen bu işkence aletlerine nasıl katlandığını kendine soranlarımız da az değildir.

Hem şık, hem rahat giyinmek olası değil mi peki? Elbette…Ancak yüksek topukların ve dar kalıplı, özel kıyafetlerin verdiği o estetik görüntüyü yakalamanız zor. Kendimizi kandırmayalım. Diğer yandan hayat zaten yeterince sıkıntılarla dolu. Bari hiç değilse kıyafetlerimiz bizi boğmasın.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.