Zaman Atlı Biz Yaya

Yazının Giriş Tarihi: 04.09.2026 01:04
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.09.2026 01:12

Modern dünyada, özellikle şehirlerde gittikçe hızlanan yaşam temposu içinde günlerin, haftaların, ayların, hatta yılların nasıl geçtiğini anlamıyoruz.Özellikle 2000 yılından sonra çoğumuz zamanın hızına yetişememekten şikayetçiyiz. Sohbetlerimizin başat konularından oldu bu konu. Ben son 26 yılın ne zaman geçtiği konusunda hayretler içindeyim. Daha dün gibi gelen pek çok şeyin üzerinden yılların geçtiğini görünce şaşırmamak elde değil.

Haftanın başı ile sonu arasındaki günler, neredeyse yaşanmamış gibi fark etmeden geçiyor. İşin garibi bunu genç ya da yaşlı bütün insanlardan duyuyor olmamız.

Milenyumdan sonra zaman algımızın da değiştiği söyleniyor. Bu konuda fizikçiler ve psikologların açıklamaları oldukça dikkat çekici. Onlara göre zaman algımız 2000’den sonra değişti ve 2020’den sonra bir değişime daha uğradı.

Stanford Üniversitesinde yapılan bir çalışmaya göre; beyin sürekli bilgiye maruz bırakıldığında tam anılar oluşturmuyor. Daha az anı, daha kısa zaman hissini yaratıyor. Bu durumda zaman hızlanmadı, beynimiz her şeyi kaydetmeyi bıraktı denilebilir.

2020’de yaşanan pandeminin ardından beynin yalnızca tehlikeye odaklandığını söyleyen psikologlar, (Unıversty College London) Prefontal korteksin sessizleştiğini ifade ediyorlar. Bu da 2020- 2021 yıllarının milyonlarca insan için bulanık geçtiğini gösteriyor.

Nörobilimciler ise her bildirimin beyinde küçük bir dopamin sıçraması yarattığını, binlerce sıçramadan sonra beynin kendi saatini sıfırladığını söylüyor. Günde seksen defadan fazla telefonunu kontrol edenler, haftaların, ayların gün gibi geçtiğini algılıyor. Dikkatimiz mikro anlara bölünüyor. Böylece beyin artık uzun zaman dilimlerini hissedemiyor.

Coğrafyacılar da 2020’den sonra, insanların sadece fiziksel olarak değil, duygusal olarak da daha az hareket ettiklerini, daha az yer ve sosyal değişimle, çevrenin değişmemesi sonucu hipokampüsün daha az kayıt aldığını tespit ettiler. Çevre olmadan zamanın işaretleri de yok oluyor.

Zaman, zamana uyarak hızlı geçse de “Zaman her şeyin ilacıdır.” derler. Yaşanan büyük sıkıntıların, acıların üzerini de ustalıkla örtmek gibi bir huyu da var neyse ki. Bu özelliğini günlük yaşamımda da kullanıyorum. Can sıkıcı bir şey yaşadığımda; “Yarın bu konuya bu kadar üzülmeyeceğim nasılsa.” diyerek kendimi kolaylıkla toparlayabiliyorum. Bu yöntemi herkese öneririm. İşe yarıyor.

Zaman geçiyor, ömür bitiyor. Dilerim güzelliklerle ve olabildiğince yavaş geçsin. Gerçek anlamıyla “yaşamak” için zamanımız bol olsun.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.