#Dermatoloji

- Dermatoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dermatoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SURATI YÜZÜNDEN 20 YIL EVDEN ÇIKAMADI Haber

SURATI YÜZÜNDEN 20 YIL EVDEN ÇIKAMADI

Yozgat’ta yaşayan 4 çocuk annesi 52 yaşındaki Neriman Aksoy’un hayatı, yaklaşık 20 yıl önce halk arasında “gül hastalığı” olarak bilinen cilt rahatsızlığıyla tanışmasıyla değişti. Başlangıçta dudağının kenarında çıkan küçük bir sivilceyle başlayan süreç, zamanla yüzünde yaygın yaralara ve iltihaplı sivilcelere dönüştü. Strese bağlı olarak ilerleyen hastalık, yalnızca fiziksel değil, psikolojik olarak da Aksoy’u derinden etkiledi. Yüzündeki yaralar nedeniyle insanların bakışlarından rahatsız olmaya başlayan Aksoy, zamanla sosyal hayattan tamamen uzaklaştı. OĞLUNUN DÜĞÜNÜNE BİLE KATILAMADI Hastalığın ilerlemesiyle birlikte evden çıkmakta zorlanan Aksoy, yaşadığı utanç ve özgüven kaybı nedeniyle en mutlu günlerden birini bile yaşayamadı. Oğlu evlenmeye karar verdiğinde, kız isteme merasimine katılamadı. Yüzündeki yaralar nedeniyle oğlunun düğününe de gitmeyen Aksoy, o günleri büyük bir üzüntüyle hatırlıyor. YAŞADIKLARINI ANLATAN NERİMAN AKSOY, ŞU İFADELERİ KULLANDI: “Bu hastalık 20 yıldır bende vardı. Çok fazla doktora gittim ama çaresini bulamadım. Önceden böyle bir rahatsızlığım yoktu. Strese bağlı olarak çıktı. İlk olarak dudağımın kenarında bir sivilce oldu, sonra çoğalmaya başladı. Kim ne dediyse yaptım. Yüzüme sarımsak, çamur gibi şeyler sürdüm. Ama daha kötü oldu. İnsan içine çıkamaz oldum. Oğlumun kız istemesine gidemedim. Yaralarımdan dolayı düğününe bile katılamadım.” YILLARCA ÇARE ARADI, SONUÇ ALAMADI Aksoy, çevresinden duyduğu birçok yöntemi denediğini ancak bilinçsiz uygulamaların cildini daha da kötüleştirdiğini söyledi. Farklı şehirlerde çok sayıda doktora başvurduğunu belirten Aksoy, uzun yıllar boyunca kalıcı bir çözüm bulamadığını ifade etti. Son çare olarak Sivas’ta görev yapan Dermatoloji Uzmanı Selma Uçar’a başvuran Aksoy’un hayatı bu noktada değişmeye başladı. “AĞLAYARAK GELDİM, YÜZÜM GÜLMEYE BAŞLADI” Tedavi sürecini anlatan Aksoy, ilk gün kliniğe büyük bir umutsuzlukla gittiğini söyledi: “İlk buraya geldiğimde yüzüm çok kötüydü. Ağlayarak tedavi olmaya geldim. Daha sonrasında ise yüzüm gülmeye başladı. Tedavi aşaması 6 ay sürdü. Hocama ve çalışanlara çok teşekkür ediyorum.” Birkaç seansın ardından yüzündeki yaralarda belirgin azalma olduğunu fark eden Aksoy, zamanla sosyal hayata yeniden karışmaya başladı. Uzun yıllar sonra özgüvenini yeniden kazandığını belirten Aksoy, artık çekinmeden dışarı çıkabildiğini ve insanlarla rahatça iletişim kurabildiğini söyledi. DERMATOLOJİ UZMANI: “HİKAYESİNİ GÖZLERİ DOLARAK ANLATTI” Hastanın tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Dermatoloji Uzmanı Selma Uçar, Aksoy’un kliniğe başvurduğu ilk günü unutamadığını belirtti. “Hastam yaklaşık bir yıl önce Yozgat’tan başvurdu. Hikayesini bize gözleri dolarak anlattı. Yüzündeki yaralar nedeniyle oğlunun düğününe gidemediğini söyledi. Çok üzgündü ve insanların bakışlarından rahatsız olduğunu ifade etti.” Uçar, gül hastalığının (rozasea) genetik ve kronik bir rahatsızlık olduğunu belirterek, klasik kremler ve ilaçların çoğu zaman yetersiz kaldığını söyledi. “Bu hastalık yüzde damarları çatlatıp kalıcı hasara neden olabiliyor. Ancak lazer ve mezoterapi uygulamalarıyla belirgin iyileşme sağlanabiliyor. Hastalığı tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil çünkü genetik bir rahatsızlık. Ancak kontrol altına alarak hastanın sosyal hayatını geri kazandırabiliyoruz.” SOSYAL HAYATINA GERİ DÖNDÜ Tedavi sonrası yaşadığı değişimi “özgüven patlaması” olarak nitelendiren uzmanlar, cilt hastalıklarının bireylerin psikolojisini ve sosyal yaşamını ciddi şekilde etkileyebildiğini vurguladı. Neriman Aksoy ise artık geçmişte yaşadığı utancı geride bıraktığını belirterek, hayatına yeniden umutla baktığını söyledi.

GENÇLİK AŞISI'NI UZMAN ELLERE BIRAKIN Haber

GENÇLİK AŞISI'NI UZMAN ELLERE BIRAKIN

Dermatoloji Uzmanı Dr. Mediha Yılmaz, cilt sağlığını desteklemek ve yaşlanma belirtilerini geciktirmek isteyenlerin tercih ettiği gençlik aşısının aslında bir mezoterapi yöntemi olduğunu söyledi. Açıklamasında gençlik aşısının klasik mezoterapilere kıyasla daha yoğun içeriklere ve daha derin uygulama alanına sahip olduğunu belirten Hayat Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Mediha Yılmaz, "Gençlik aşısı, deri altına çok ince iğnelerle enjekte edilen yoğun hyaluronik asit içerir. Hyaluronik asit, markaya göre kollajen sentezini uyaran kalsiyum hidroksiapatit ve çeşitli peptidlerle de desteklenebilir" dedi. Gençlik aşısının temel amacının cilt kalitesini artırmak ve yaşlanma sürecini yavaşlatmak olduğuna dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Yılmaz, "Uygulama sonrası cilt daha parlak, daha sağlıklı görünür. İnce kırışıklıklarda azalma sağlanır. Ayrıca hyaluronik asidin etkisiyle cilt nem desteği kazanır" şeklinde konuştu. Gençlik aşısının etkin sonuçlar vermesi için birkaç seansın gerektiğini ifade eden Hayat Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Mediha Yılmaz, "Bir ay arayla 2 ila 3 seans uygulanmalıdır. Elde edilen etki kalıcıdır ancak yaşlanma devam eden bir süreç olduğu için yılda bir kez hatırlatma seansları öneriyoruz" diyerek düzenli bakımın önemini vurguladı. Estetik kaygıların ötesinde, sağlıklı ve canlı bir cilt görünümüne kavuşmak isteyen herkesin bu uygulamayı değerlendirebileceğini belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Mediha Yılmaz, doğru zamanda ve doğru uzman eliyle yapılan işlemlerin cilt sağlığı açısından önemli kazanımlar sunduğunu söyledi. İHA

MANTAR ENFEKSİYONU HAYAT KALİTENİZİ DÜŞÜRMESİN Haber

MANTAR ENFEKSİYONU HAYAT KALİTENİZİ DÜŞÜRMESİN

Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli Dermatoloji Uzmanı Dr. Merve Kaya, yaz aylarında artan mantar enfeksiyonlarının sebepleri ve korunma yöntemleri hakkında vatandaşlara çeşitli bilgiler aktardı. Mantar enfeksiyonlarının özellikle yaz aylarında ve nemli ortamlarda sıkça karşılaşılan bulaşıcı ve tedavi edilmediğinde ciddi cilt sorunlarına yol açabilen bir enfeksiyon grubu olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Kaya, "Ciltte kızarıklık, kaşıntı, pullanma, su toplamaları ya da kötü koku gibi belirtilerle kendini gösterir. En sık ayak parmak aralarında, kasık bölgesinde, koltuk altlarında ve vücut kıvrımlarında görülür. Çünkü bu bölgeler genellikle havasız kalır, terler ve nemlenir. Bu durum mantarların üremesi için uygun bir ortam oluşturur" dedi. Ortak kullanım alanlarında yayılabilir Bu tür lezyonların, egzama ya da alerji sanılarak eczaneden gelişigüzel krem alınmasının toplumda görülen en yaygın yanlışlardan biri olduğunun altını çizen Kaya, "Oysa her kaşıntı mantar değildir ama her mantar da kendi kendine geçmez. Özellikle kortizon içeren kremler, yanlış kullanıldığında mantar enfeksiyonunu daha da şiddetlendirebilir. Mantar hastalığı, bulaşıcıdır. Havuzlar, spor salonları, ortak kullanılan duş alanları ve başkalarına ait terlik, havlu veya tıraş bıçağı gibi kişisel eşyaların kullanımı bulaş riskini artırır. Ayrıca ayak mantarının tedavi edilmemesi, tırnaklara da bulaşarak uzun süreli ve zorlu bir tedavi sürecine yol açabilir" şeklinde konuştu. Hekim desteği alın Erken tanının önemli olduğunu vurgulayan Kaya, "Cildinizde geçmeyen kaşıntılar, renk değişiklikleri ya da döküntüler fark ettiğinizde bir dermatoloji uzmanına başvurmalısınız. Kendi kendinize tedavi uygulamak yerine profesyonel destek alın. Tedavide hijyen kurallarına uymak, düzenli ilaç kullanmak ve nemli ortamdan uzak durmak büyük önem taşır. Sağlıklı bir cilt için öncelikle bilinçli olmak gerekir. Mantar enfeksiyonları basit gibi görünse de ihmal edildiğinde hem yaşam kalitenizi düşürür hem de çevrenize bulaşabilir" ifadelerini kullandı. İHA

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.