#Erken Tanı

- Erken Tanı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erken Tanı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÇOCUĞUNUZUN OTİZM OLUP OLMADIĞINI ANLAMAK İÇİN 6 SORU Haber

ÇOCUĞUNUZUN OTİZM OLUP OLMADIĞINI ANLAMAK İÇİN 6 SORU

Otizm Spektrum Bozukluğu'nda erken tanı ve eğitimin büyük önem taşıdığını söyleyen Mıhçı, özellikle 18-24 ay aralığında başlanan yoğun eğitimin çocukların gelişimi üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı. HER 36 ÇOCUKTAN BİRİNE OTİZM TANISI KONUYOR Son yıllarda otizm teşhisi konulan çocuk sayısının arttığını belirten Dr. Mıhçı, “Her 36 çocuktan biri otizm tanısı alıyor. Otizm, bir hastalık değil, farklı bir nörogelişimsel durumdur. Erken tanı ve haftalık 25–40 saatlik özel eğitimle birçok çocukta belirgin gelişme sağlanabiliyor” dedi. OTİZMİ ANLAMAK İÇİN 6 SORU Dr. Mıhçı’ya göre ailelerin çocuklarına şu 6 soruyu sorması gerekiyor: 1. 12 aylıkken siz gülümsediğinizde, o da size gülümsüyor mu? 2. İsmini söylediğinizde size tepki veriyor mu? 3. Parmağınızla bir yeri gösterdiğinizde, aynı yöne bakıyor mu? 4. 18 aylıkken en az 6-10 kelime söylüyor mu? 5. Oyuncak arabayı sürmeye çalışıyor mu, yoksa sadece tekerleğini mi çeviriyor? 6. Parmak ucunda yürüyor ya da tekrarlayan beden hareketleri yapıyor mu? Ebeveynlerin bu sorulara vereceği cevaplar, erken farkındalıkta hayati rol oynuyor. OTİZMLE MÜCADELE BİR EKİP İŞİDİR Otizmin genellikle yaşamın ilk 3 yılında belirti verdiğini belirten Mıhçı, tanı sürecinde çocuk nöroloğu, çocuk psikiyatristi, özel eğitimci, konuşma terapisti ve ailenin birlikte çalışmasının önemine dikkat çekti. ERKEN TANI HAYAT DEĞİŞTİRİR Otizmin belirtileri erken fark edilip doğru müdahale edildiğinde, çocuğun sosyal beceriler kazanmasının mümkün olduğunu vurgulayan Mıhçı, şunları söyledi: “Erken yaşta başlayan bireysel eğitim programları, belirtileri hafifletip işlevselliği artırır. Uygulanan ilaç tedavileri ise eşlik eden sorunlara yöneliktir.” Dr. Filiz Mıhçı, çocuklarında farklılıklar gözlemleyen ailelere, tanıyı geciktirmeden uzman hekime başvurmaları çağrısında bulundu.

YORGUNLUK VE SÜREKLİ SUSAMA DİYABET HABERCİSİ OLABİLİR Haber

YORGUNLUK VE SÜREKLİ SUSAMA DİYABET HABERCİSİ OLABİLİR

Diyabetin sinsi başlangıç gösterdiğine dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Eşenli, "Sürekli susama, sık idrara çıkma, yorgunluk ve yaraların geç iyileşmesi çoğu zaman önemsenmiyor. Oysa bunlar diyabetin erken sinyalleridir. Erken tanı, komplikasyonların önlenmesinde büyük rol oynar. Diyabet yalnızca kan şekeri yüksekliği değildir, tedavi edilmediğinde tüm organları etkileyebilen ciddi bir metabolik hastalıktır" dedi. VM Medical Park Bursa Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Eşenli, toplumda giderek yaygınlaşan diyabet hastalığının erken dönemde çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini söyleyerek önemli uyarılarda bulundu. Uzm. Dr. Eşenli, "Diyabet yalnızca kan şekeri yüksekliği değildir, tedavi edilmediğinde tüm organları etkileyebilen ciddi bir metabolik hastalıktır" şeklinde konuştu. "Belirtilerin hafifliği teşhisi geciktirebiliyor" Diyabetin sinsi başlangıç gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Eşenli, "Sürekli susama, sık idrara çıkma, yorgunluk ve yaraların geç iyileşmesi çoğu zaman önemsenmiyor. Oysa bunlar diyabetin erken sinyalleridir. Erken tanı, komplikasyonların önlenmesinde büyük rol oynar" şeklinde konuştu. "Diyabetin iki farklı tipi olsa da sonuçları benzerdir" Diyabetin Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki temel formda görüldüğünü dile getiren Uzm. Dr. Eşenli, "Tip 1 diyabet genellikle çocukluk döneminde başlar ve insülin eksikliği sonucu ortaya çıkar. Tip 2 diyabet ise yetişkinlerde daha sık görülür ve insülin direnciyle ilişkilidir. Her iki durumda da kontrolsüz kan şekeri kalp, böbrek, göz ve sinir sistemi üzerinde kalıcı hasarlara yol açabilir" dedi. "Tip 1 diyabet yaşam boyu insülin gerektirir" Tip 1 diyabetin ani başlangıç gösterebileceğini vurgulayan Eşenli, hızlı kilo kaybı, sık idrara çıkma ve ağızda aseton kokusunun önemli belirtiler arasında yer aldığını belirterek, "Tedavinin temeli insülindir. Bilinçli beslenme ve düzenli aktiviteyle hastalar güvenle yaşamlarını sürdürebilir" ifadelerini kullandı. "Tip 2 diyabet doğru alışkanlıklarla kontrol edilebilir" Tip 2 diyabetin günümüzde en sık görülen diyabet türü olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Eşenli, "Fazla kilo, hareketsiz yaşam ve düzensiz beslenme temel risk faktörleridir. Diyet, egzersiz ve ilaç tedavileriyle kan şekeri kontrol altına alınabilir" dedi. "Diyabet tüm vücudu etkileyebilir" Diyabetin uzun dönemde çoklu organ hasarına yol açabileceğini hatırlatan Eşenli, "Kalp damar hastalıkları, böbrek yetmezliği ve sinir hasarı en sık karşılaşılan komplikasyonlardır. Düzenli takip ve kişiye özel tedavi bu nedenle kritik öneme sahiptir" dedi. "Doğru yönetimle diyabetle sağlıklı bir yaşam mümkündür" Diyabet tanısının kişilerde hayatın olağan akışını bozmak zorunda olmadığını söyleyen Uzm. Dr. Halil Eşenli, "Kan şekeri doğru kontrol edildiğinde bireyler sağlıklı bir yaşam sürdürebilir. En güçlü savunma, bilinçli hareket etmek ve hekim önerilerine uymaktır" diyerek sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.