#Gıda Güvenliği

- Gıda Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MAVİ EKONOMİ POLİTİKALARI MERCEK ALTINA ALINIYOR Haber

MAVİ EKONOMİ POLİTİKALARI MERCEK ALTINA ALINIYOR

Bursa Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Denizcilik İşletmeleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökçe Çiçek Ceyhun, Avrupa Bilim ve Teknoloji İşbirliği (COST) kapsamındaki "Mavi Ekonomiyi Yeniden Düşünmek: Sosyo-ekolojik Etkiler ve Fırsatlar (RethinkBlue)" başlıklı eyleme, çalışma grubu üyesi olarak seçildi. RethinkBlue COST Eylemi, mavi ekonomi politikalarının, deniz odaklı ekonomik faaliyetlerin ve bunlara ilişkin yönetişim süreçlerinin, kıyı toplumları üzerindeki sosyal, ekonomik ve çevresel etkilerini yeniden değerlendirmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda, insan refahı, sosyal eşitlik, kıyı bölgelerinde ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik, gıda güvenliği ve iklim değişikliği gibi kritik konular, disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alınacak. Atölyeler, seminerler, konferanslar düzenlenecek Prof. Dr. Ceyhun, RethinkBlue COST Eylemi kapsamında 1 Numaralı çalışma grubunda yer alıyor. RethinkBlue kapsamında; toplantılar, araştırma atölyeleri, çevrimiçi seminer serileri, eğitim okulları ve uluslararası konferanslar aracılığıyla, mavi ekonomi alanında çalışan araştırmacılar ve paydaşlar arasında bilgi alışverişi ve kapasite geliştirme faaliyetleri yürütülecek. Uluslararası uzmanlar aynı platformda buluşuyor Avrupa’da bilimsel ve teknolojik araştırmaları destekleyen, araştırmacılar arasında iş birliğini teşvik eden uluslararası bir organizasyon olan COST Birliği, farklı ülkelerden bilim insanlarını aynı platformda buluşturarak bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendiriyor. COST çalışma grupları, belirli tematik alanları derinlemesine incelemek üzere kurulan uluslararası araştırmacı ağları olarak faaliyet gösteriyor. Her çalışma grubu, kendi alt tema ve odak alanında uzmanlaşmış akademisyen ve araştırmacılardan oluşuyor. Rektör Çağlar’dan tebrik BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Prof. Dr. Gökçe Çiçek Ceyhun’u tebrik ederek, "Üniversite olarak, akademisyenlerimizin küresel araştırma ağlarında etkin rol almasını son derece değerli buluyoruz. Prof. Dr. Gökçe Çiçek Ceyhun’un RethinkBlue COST Eylemi’nde çalışma grubu üyesi olarak yer alması, üniversitemizin bilimsel kapasitesinin ve uluslararası görünürlüğünün bir göstergesidir. Mavi ekonomi, sürdürülebilirlik ve kıyı toplumlarının geleceği gibi stratejik alanlarda yürütülecek çalışmaların, hem ülkemize hem de bilim dünyasına önemli katkılar sunacağına inanıyorum" dedi.

EKMEĞİN İÇİNDEN JİLET ÇIKTI: AİLE KAHVALTIDA ŞOKE OLDU Haber

EKMEĞİN İÇİNDEN JİLET ÇIKTI: AİLE KAHVALTIDA ŞOKE OLDU

Olay, merkezde yaşayan Muhammet Boyacı'nın ailesinin pazar sabahı kahvaltı sırasında yaşandı. Babasının fırından aldığı ekmeği yemeye hazırlanan Boyacı, ekmeği ağzına götürdüğü anda içinde sert bir cisim olduğunu fark etti. Ekmeği dikkatlice incelediğinde gördüğü şey ise tam anlamıyla dehşet vericiydi: Ekmeğin içinde bir adet büyük jilet vardı. “7 YAŞINDAKİ YEĞENİMİN AĞZINA GİDEBİLİRDİ” Olayı yaşayan Muhammet Boyacı, yaşadıkları korku dolu anları şöyle anlattı: “Pazar sabahı ailemle kahvaltı yaparken babamın fırından almış olduğu ekmeğin içinden büyük bir jilet çıktı. Ekmeğin büyük kısmını zaten yemiştik. Ben ekmeği ağzıma götürmek üzereyken sertliği fark edip baktım, jilet olduğunu gördüm. O sırada kahvaltıda annem, babam ve 7 yaşındaki yeğenim de vardı. Bu jilet onlardan birinin ağzına da gidebilirdi. Özellikle küçük yeğenim fark etmeden ısırabilirdi. Çok şükür ben fark ettim.” “GEREKLİ ŞİKAYETLERİ YAPACAĞIM” Büyük bir tehlike atlattıklarını belirten Boyacı, bu olayın peşini bırakmayacağını söyledi. Gerekli resmi şikayetlerde bulunacağını dile getiren vatandaş, fırınların ve gıda üreticilerinin daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Olayla ilgili yetkili kurumlara bildirimde bulunulurken, vatandaşlar da benzer durumlara karşı daha dikkatli olmaları yönünde uyarıldı. SORUŞTURMA BAŞLATILMASI BEKLENİYOR Nevşehir'de yaşanan bu skandal olay sonrası, ilgili fırın hakkında inceleme ve denetim başlatılması bekleniyor. Gıda güvenliği açısından büyük önem taşıyan bu tür olaylarda ihmali olan kişi ya da işletmelere ciddi yaptırımlar uygulanabiliyor.

NİLÜFER BELEDİYE BAŞKANI ÖZDEMİR: TOPRAĞI KORUMAK YAŞAMI KORUR Haber

NİLÜFER BELEDİYE BAŞKANI ÖZDEMİR: TOPRAĞI KORUMAK YAŞAMI KORUR

Nilüfer Belediyesi, 10 Aralık Toprak Ana Günü kapsamında düzenlediği etkinlikte sürdürülebilir tarımı ve gıda güvenliğini masaya yatırdı. Hasanağa Gıda Merkezi’ndeki buluşmada konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Toprağı koruyan kentler geleceğini güvence altına alır" diyerek yerel üretimin önemine dikkat çekti. Nilüfer Belediyesi, Kent Konseyi ve Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (NİLKOOP) iş birliğiyle 10 Aralık Toprak Ana Günü’nü Hasanağa Gıda Merkezi’nde düzenlenen özel bir etkinlikle kutladı. Toprağın bereketi, tarımsal emek ve sürdürülebilirliğin konuşulduğu programa; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan yardımcıları, meclis üyeleri, muhtarlar ile sivil toplum ve kamu kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, tarımı sadece bir üretim faaliyeti olarak değil, kenti besleyen ve kırsal ile kent arasında bağ kuran bütüncül bir sistem olarak gördüklerini belirtti. Başkan Şadi Özdemir, "Nilüfer’de toprağı; yaşamı besleyen, kenti ayakta tutan ve nesilleri birbirine bağlayan temel bir değer olarak görüyoruz. Tarım; gıda güvenliği, iklim direnci ve yerelde bir gelecek demektir. Bu nedenle toprağın sağlığını koruyan üretim modellerini destekliyoruz" dedi. Belediye olarak yürüttükleri çalışmalara değinen Başkan Şadi Özdemir, çiftçilere toprak analizi desteği sağladıklarını ve bilimsel veriye dayalı üretimi teşvik ettiklerini vurguladı. Kompost üretimi gibi uygulamalarla toprağı canlandırdıklarını ifade eden Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi; "Kendi alanlarımızda örnek modeller hayata geçirerek hem üreticimizi bilinçlendiriyor hem de doğru tarım uygulamalarını yaygınlaştırıyoruz. Amacımız çiftçinin ürününün değerini bulması, emeğinin karşılığını alması ve kırsalda yaşamın güçlenmesidir. NİLKOOP gibi yapılarla bunu kalıcı hale getiriyoruz. Çünkü biliyoruz ki toprak bizim geleceğimizdir; toprağı korumak, yaşamı korumaktır." Etkinlikte söz alan NİLKOOP Başkanı Süleyman Ayyılmaz da, doğayla uyum içinde yaşamanın önemine değinerek, günlük yaşamda atılacak küçük adımların büyük farklar oluşturabileceğini belirtti. Hasanağa Mahalle Muhtarı Rüstem Kartoğlu toprağın en değerli varlık olduğunu vurgularken, Nilüfer Kent Konseyi Çevre Meclisi Üyesi Nurten Ümit ise okullarda verdikleri eğitimlerle çocuklarda toprak bilincini artırmayı hedeflediklerini dile getirdi. Açılış konuşmalarının ardından Nilüfer Kent Konseyi Genel Sekreteri Doç. Dr. Elifhan Köse Çal moderatörlüğünde "Toprak Ana’yı Korumak: Enginarla Sürdürülebilir Tarım" başlıklı bir söyleşi gerçekleştirildi. Söyleşide Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevinç Başay ve Hasanağa Kadın Derneği Başkanı Neşe Erken, bölgeye özgü enginar üretimi ve sürdürülebilir tarım teknikleri hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Etkinlik sonunda katılımcılar Hasanağa Gıda Merkezi’ni gezerek yetkililerden bilgi aldı. Program, merkezde üretilen tarhanadan yapılan çorba ile Hasanağa Kadın Derneği’nin hazırladığı enginar salatası ve enginar çayının ikram edilmesiyle sona erdi.

O BÖREKÇİDE SKT'Sİ 3 YIL GEÇMİŞ ÜRÜNLER BULUNDU! Haber

O BÖREKÇİDE SKT'Sİ 3 YIL GEÇMİŞ ÜRÜNLER BULUNDU!

SKT'si geçmiş ürünlerin soğuk hava deposunda tutulduğu belirtilirken, işletme personelinin yaptığı savunma ise tepkilere neden oldu. ZABITADAN GIDA İŞLETMELERİNE SIKI DENETİM Dörtyol Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, ilçedeki gıda üretimi ve satışı yapan işletmelere yönelik denetim gerçekleştirdi. Özellikle pastaneler ve işlenmiş gıda üretim tesislerine ağırlık verilen kontrollerde, hijyen koşulları, son kullanma tarihleri ve gıda güvenliği standartları detaylı şekilde incelendi. LEVENT BÖREK'TE 3 YIL GEÇMİŞ ÜRÜNLER TESPİT EDİLDİ Denetimler sırasında Levent Börek isimli işletmede son kullanma tarihi 3 yıl geçmiş dondurulmuş ürünler tespit edildi. Ürünlerin soğuk hava deposunda tutulduğu belirlendi. İşletme personeli, "Bu iade ürün, ben bunları hiç kullanmadım" diyerek savunma yaparken, Zabıta Müdürü Ali Avan bu açıklamaya tepki gösterdi: “1, 2 ay değil bu. 3 yıl geçmiş! Satılıp satılmadığını bilemem.” KÜFLENMİŞ ÜRÜNLER İMHA EDİLDİ Denetim sırasında, tepsi içinde unutularak küflenmiş ve tanınmaz hale gelmiş börekler başta olmak üzere birçok bozulmuş ürün tespit edilerek imha edildi. Vatandaşların sağlığı açısından büyük risk oluşturan ürünlerle ilgili tutanak tutuldu. RUHSATSIZ İŞLETMELERE SÜRE TANINDI Bazı işletmelerin ise ruhsatsız faaliyet gösterdiği ve hijyen kurallarına uymadığı belirlendi. Bu işletmelere eksiklerini gidermeleri için yarına kadar süre tanındı. Denetimlerin devam edeceğini belirten ekipler, koşulları yerine getirmeyen işletmelerin mühürleneceğini açıkladı.

DIŞARIDAN BAKINCA LÜKS RESTORAN AMA BİR DE MUTFAĞINA BAKIN! Haber

DIŞARIDAN BAKINCA LÜKS RESTORAN AMA BİR DE MUTFAĞINA BAKIN!

İstanbul Esenyurt'ta belediyenin zabıta ekipleri dışarıdan lüks bir restoran izlenimi veren mekanın mutfağını denetledi. Denetimde kameralara takılan görüntüler mide bulandırdı. Yemek yapımında kullanılan kir, pas ve mikrop içindeki mutfak gereçleri, dolaplar ve yerlerdeki etler tüketicilerin güvenli yeme- içme mekanlarını nasıl ve neye göre seçeceği sorusunu yeninden düşündürdü. Esenyurt Belediyesi Zabıta Müdürlüğü'ne bağlı ekipler tarafından ilçe genelinde sürdürdükleri hijyen kontrolleri esnasında halk sağlığını tehdit eden bir işletmeye üst sınırdan cezai işlem uygulandı. Öte yandan iş yeri ruhsatının iptali için de tutanak tutuldu. Esenyurt'ta halk sağlığını tehdit eden bir işletme, zabıta ekiplerinin sıkı denetimlerine takıldı. Esenyurt Belediyesi Zabıta Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, ilçe genelinde sürdürdükleri hijyen kontrolleri kapsamında Hayrettin Paşa Mahallesi'nde faaliyet gösteren bir restoranda ciddi uygunsuzluklar tespit etti. Yapılan denetimde, işletmenin hijyen kurallarına aykırı şekilde üretim yaptığı belirlenirken, sağlıksız şartlar ekipler tarafından tek tek kayıt altına alındı. İncelemeler sonucunda restorana en üst sınırdan cezai işlem uygulanırken, iş yeri ruhsatının iptali için de tutanak tutuldu. Vatandaşların güvenli ve sağlıklı ürünlere erişebilmesi için gıda işletmelerine yönelik denetimlerin artarak devam edeceğini vurgulayan Esenyurt Belediye Başkan Vekili Can Aksoy, hijyen şartlarını ihlal eden işletmelere karşı gerekli tüm yasal işlemleri kararlılıkla uygulamayı sürdüreceklerini belirtti.

ÜNLÜ RESTORAN ZİNCİRLERİNDEN MİDE BULANDIRAN GÖRÜNTÜLER Haber

ÜNLÜ RESTORAN ZİNCİRLERİNDEN MİDE BULANDIRAN GÖRÜNTÜLER

İstanbul Başakşehir'de dünyaca ünlü restoran zincirlerine yönelik yapılan hijyen denetimleri sırasında ortaya çıkan görüntüler, son dönemde yaşanan zehirlenme vakalarının ardından kamuoyunda ciddi yankı uyandırdı. Başakşehir Belediyesi zabıta ekiplerinin gerçekleştirdiği denetimlerde, restoranların mutfaklarında ciddi hijyen eksiklikleri ve sağlık riski taşıyan durumlar tespit edildi. ZABITA AMİRİ: ÇÖPE ÇEVİRMİŞSİNİZ BURAYI! Denetimler sırasında zabıta amirinin, restoran yetkililerine yönelik sözleri dikkat çekti: “Burada tavuk kızarmaz, çöpe çevirmişsiniz burayı”, “Bu morarmış, insan sağlığına zararlı”, “Burası içler acısı hale gelmiş.” Bu ifadeler, denetim sırasında kaydedilen görüntülerde de açıkça yer aldı. Görüntülerde bazı ürünlerin renginin değişmiş ve bozulmuş olduğu, mutfaklarda ise yoğun kirlenme ve atık birikimi bulunduğu görüldü. SON KULLANMA TARİHİ GEÇMİŞ ÜRÜNLER RAFLARDA Başakşehir Belediyesi yetkilileri ayrıca, bazı restoranlarda son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin satışa sunulmak üzere hazırlandığını tespit etti. Bu durum, özellikle gıda güvenliği konusunda büyük risk teşkil ediyor. CEZAİ İŞLEMLER UYGULANDI Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, yaptığı açıklamada “Sağlıksız gıda üretimine geçit vermiyoruz. Denetimlerimizde hijyen koşullarını yerine getirmeyen işletmeler tespit edilmiş, ilgili mevzuat kapsamında cezai süreç uygulanmıştır. Her gün aynı kararlılıkla sahadayız” dedi. KAMUOYUNA UYARI Yetkililer, vatandaşları gıda tükettikleri yerlerin hijyen koşullarına dikkat etmeleri konusunda uyardı. Denetimlerin artarak süreceği ve benzer ihlallerin tespit edilmesi halinde gerekli yaptırımların uygulanacağı bildirildi.

VETERİNER SAĞLIK EMEKÇİLERİ: EŞİTLİK VE LİYAKAT İSTİYORUZ Haber

VETERİNER SAĞLIK EMEKÇİLERİ: EŞİTLİK VE LİYAKAT İSTİYORUZ

Sendika, görevde ve emeklilikte yaşanan ayrımcılığın bir an önce giderilmesini istedi. Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde görev yapan veteriner sağlık çalışanları, özlük hakları, çalışma koşulları ve güvenlik sorunları nedeniyle bir kez daha kamuoyuna seslendi. Tarım Orkam-Sen’in yayımladığı basın açıklamasında, “Veteriner sağlık emekçileri olarak artık görmezden gelinmek istemiyoruz” denildi. Sendikanın açıklamasında, veteriner hekimlerin “Tek Sağlık” yaklaşımı kapsamında halk sağlığına hizmet verdiği, zoonoz hastalıklarla mücadele ettiği ve gıda güvenliği açısından hayati bir rol üstlendiği vurgulandı. Buna rağmen veteriner hekimlerin, Sağlık Hizmetleri Sınıfı’na dahil olmalarına rağmen bu sınıftaki diğer meslek gruplarının yararlandığı mali ve sosyal haklardan mahrum bırakıldığı belirtildi. "CAN GÜVENLİĞİMİZ YOK SAYILIYOR" Açıklamada, özellikle sahada görev yapan veteriner hekimlerin Brucella gibi bulaşıcı hastalıklara karşı sürekli risk altında olduğu, ancak fiili hizmet zammı (yıpranma payı) uygulamasından dahi yararlanamadıkları belirtildi. Veteriner hekimlerin görev sırasında şiddet olaylarına da sık sık maruz kaldığına dikkat çekilen açıklamada, buna rağmen bu meslek grubunun halen “Sağlıkta Şiddet Yasası” kapsamına alınmadığı vurgulandı. GEÇİCİ GÖREVLENDİRME, DÜŞÜK HARCIRAH, LİYAKATSİZLİK Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından uygulanan plansız istihdam politikaları nedeniyle veteriner hekimlerin farklı illerde geçici görevlerle çalışmak zorunda kaldığı ve bu süreçte yetersiz harcırah ödemeleriyle mağdur edildikleri ifade edildi. Bazı kritik görevlerde liyakat yerine sendikal yakınlıkla yapılan atamalara da dikkat çekilen açıklamada, özellikle yurt dışı hayvan seçimi ve hipodrom görevlerinde torpilin yaygın olduğu belirtildi. Tarım Orkam-Sen’in açıklaması şu şekilde; BASINA VE KAMUOYUNA VETERİNER SAĞLIK EMEKÇİLERİ ADALET EŞİTLİK ve LİYAKAT İSTİYOR! Günümüzde yaşanan çok katmanlı bir krizle mücadele etmek için ülkemizde, hayvan ve çevre sağlığının ayrılmaz bir bütün olduğunu savunan "Tek Sağlık" yaklaşımı temel alınmalıdır. Veteriner hekimler, bu yaklaşımda en ön cephede yer alarak zoonoz hastalıklarla mücadele etmekte ve böylece insan sağlığını doğrudan korumaktadır. Ayrıca gıda güvenliğinin sağlanması ve ekosistemin sürdürülebilirliği konularında da kritik bir rol üstlenmektedirler. Unutulmamalıdır ki, sağlıklı toplum, sağlıklı insan, sağlıklı hayvan, sağlıklı çevre ve sağlıklı gıdayla mümkündür. Bunu sağlamanın tek yolu ise, Tek Sağlık yaklaşımını uygulayacak güçlü bir kamusal veteriner otoritesinin varlığıdır. Ancak veteriner sağlık emekçileri uzun yıllardır çözülmemiş ciddi sorunlarla mücadele etmektedir. Bu sorunlar, yalnızca veteriner sağlık emekçilerini değil, sundukları kamusal hizmetin kalitesini ve dolayısıyla bahsi geçen o bütüncül sağlık vizyonunun gerçekleşme potansiyelini de doğrudan tehdit etmektedir. Bu kapsamda, Tarım ve Orman Bakanlığı'nda görevli veteriner hekimler, Sağlık Hizmetleri Sınıfının bir parçası olmalarına rağmen, aynı sınıfta yer alan diğer emekçilerin yararlandığı haklardan ve iyileştirmelerden hukuka aykırı biçimde dışlanmışlardır. Bu ayrımcılık, veteriner hekimlerin özlük ve mali haklarında ivedilikle giderilmesi gereken büyük bir eşitsizlik doğurmuştur. CAN GÜVENLİĞİMİZ YOK SAYILIYOR! Veteriner sağlık emekçileri görevlerini yerine getirirken zoonoz hastalıklarla sürekli karşı karşıya gelmekte ve ciddi sağlık problemleri yaşamaktadır. Özellikle Brucella enfeksiyonu veteriner sağlık emekçileri için bir meslek hastalığı halini almıştır. Buna ek olarak, çalışma ortamının fiziki yapısı gereği; havasız, tozlu, sıkışık, aşırı sıcak veya soğuk gibi zorlu koşullarda çalışmak zorunda kalmaktadırlar. Tüm bu ağır zorlu çalışma şartlarına, yüksek hastalık ve yaralanma riskine rağmen, veteriner hekimler fiili hizmet zammı (yıpranma payı) uygulamasından faydalandırılmamıştır. ZORLU ÇALIŞMA KOŞULLARI ve LİYAKATSİZLİK Bu görevler, çoğu zaman son derece elverişsiz çalışma koşullarında ve eski, güvenilir olmayan araçlarla yerine getirilmek zorunda kalınmaktadır. Şoför yetersizliği nedeniyle hekimler, istemeseler dahi araç kullanmak durumunda bırakılmakta, aksi takdirde mobbinge maruz kalmaktadırlar. Ayrıca, sahada uygulanan yanlış politikalar ve yetersiz bilgilendirme nedeniyle, vatandaşların tepkileriyle ilk karşılaşan meslek grubu yine veteriner hekimler olmakta; bu gerginlikler sözlü hakaretlerden fiziksel saldırılara kadar varabilmekte, bu saldırılar neticesinde veteriner hekimler yaralanmakta hatta hayatlarını kaybetmekteler. Veteriner hekimlere yönelik her geçen gün başka bir saldırı haberiyle karşılaştığımız halde veteriner sağlık emekçileri “Sağlıkta Şiddet Yasası” kapsamına dahil edilmemiş, şiddete uğradığında dahi sağlık emekçisi olarak kabul edilmemiştir. Bakanlığın yetersiz ve plansız istihdam modeli sebebiyle veteriner aşılama, yol kontrol istasyonunda yapılan denetimler gibi sebeplerle farklı illerde görevlendirilmektedir. Bu görevlendirmeler sırasında yolculuk yapmak ve evlerinden uzak kalmak zorunda kalan veteriner hekimlere görev süresinin ilk 10 günlük kısmı için verilen harcırah, sonraki günler için kesintiye uğramakta ve istekleri dışında görevlendirilen emekçiler bir de konaklama giderlerini ödemek zorunda bırakılmaktadır. Altyapısı ve personel ihtiyacı karşılanmadan apar topar açılan Veteriner Yol Kontrol İstasyonlarında güvenlik görevlisi bulunmamakta adeta görevlendirmeyle gelen veteriner hekimler kaderine terk edilmektedir. Yine bu istasyonlarda temizlik ve destek hizmet personelinin bulunmaması istasyonun temizlik dahil tüm yükünü veteriner hekimlerin sırtına yüklemektedir. Biyolojik ürün ve kimliklendirme bedellerinin ödenmesiyle ilgili sıkıntı Nisan 2024’ ten beri çözülememiş meslektaşlarımız kanunen hakkı olan ücretleri alamamıştır. Yurt dışı hayvan seçimi ve hipodromlardaki görevlendirmelerde sendika ayrımı yapılmakta, bu görevler liyakat yerine torpille belirlenmektedir. Pek çok veteriner hekim bu görevlere seçilmezken, belirli bir grup bu görevleri bir gelir kapısı hâline getirmiştir. Bu durum, hem meslektaşlar arasında adaletsizlik yaratmakta hem de kurumların güvenilirliğine zarar vermektedir. TALEPLERİMİZ Bizler veteriner sağlık emekçileri olarak, yıllardır özveriyle yürüttüğümüz kamu hizmetlerinde yaşadığımız adaletsizliklerin ve eşitsizliklerin artık son bulmasını istiyoruz. Halk sağlığı, hayvan sağlığı ve gıda güvenliği için gece gündüz demeden çalışan bizler, aynı sorumlulukları taşıdığımız sağlık meslek gruplarıyla eşit haklara sahip olmayı talep ediyoruz. Bu talepler yalnızca mesleki haklarımızın değil, toplum sağlığının korunmasının da bir gereğidir: 2008 yılında haksız bir uygulama ile elimizden alınan 2 aylık fiili hizmet zammı ve özlük hakları derhal iade edilmelidir. Veteriner sağlık emekçilerinin Sağlıkta Şiddet Yasası kapsamına alınmalıdır. Bakanlığın uyguladığı resmi aşılama ve biyolojik madde uygulama ücretleri, vatandaşa verilen desteklemelerden mahsuplaşma yöntemiyle değil, yeniden düzenlenerek genel bütçeden karşılanmalı ve her ay düzenli olarak ödenmelidir. Yurt dışı ve hipodrom görevlendirmelerinde liyakat ve adalet esas alınmalıdır. Bu görevlendirmelerde adil davranmayan idareciler hakkında idari soruşturma açılmalıdır. Görev harcırahları yükseltilmelidir; özellikle 15 gün süren geçici yol kontrolleri görev harcırahları konaklama ücretini karşılayacak seviyeye çıkarılmalıdır. Veteriner Yol Kontrol İstasyonları ve Veteriner Sınır Kontrol noktalarında hafta sonu, resmi bayram ve mesai saatleri dışında yapılan fazla çalışmalar karşılığında fazla mesai ücreti veya çalışılan süre kadar resmi izin verilmelidir. Geçici görevlendirmelere son verilmelidir. Yol Kontrol İstasyonlarının daimi personeli olmaması ve aşılama çalışmalarını yürütecek yeterli personel bulunmamasının çözümü veteriner hekimleri oradan oraya sürüklemek değil, ihtiyaç olan yerlerde personel istihdamının arttırılmasıdır. Eski ve güvenli olmayan araçlar yenilenmeli ve yapılacak görevler için şoför ihtiyacı karşılanmalıdır. Bu süreçte görevlerini aynı zamanda araç kullanarak yerine getiren personele ödenen ilave ücretteki 4000 katsayısı 20000 olarak güncellenmelidir. Kedi ve köpek gibi evcil hayvanların kuduz aşısı ve çip uygulaması için gerekli olan fiziki muayene odası, muayene masası ve malzeme dolabı eksiklikleri acilen giderilmelidir. 01.01.2019 tarih ve 5434 sayılı Kanunun ek 84. maddesi ile kamudan emekli olan tabip ve diş tabiplerine ilave ödeme verilirken veteriner hekimlere bu ek ödeme verilmemiştir. Bu durumun neden olduğu % 43'e varan emekli maaşındaki düşüşünden (örneğin, doktor/diş hekimi 51 bin, veteriner hekim 29 bin TL) kaynaklanan haksızlığının giderilmesi için acilen yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Veteriner Hekim unvanların da çalışanlara 7200 ek gösterge verilmesini talep ediyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığını, veteriner sağlık emekçilerinin yaşadığı bu sistemik hak kayıplarından ve mağduriyetlerden sorumlu olduğunu bir kez daha ilan ediyoruz! TARIM ORKAM-SEN olarak, meslektaşlarımızın can güvenliğini, mali haklarını ve itibarlarını gasp eden bu haksız düzenin karşısında durmaya ve taleplerimiz gerçekleşene kadar mücadelemize devam edeceğiz! 19.11.2025

MİDYE VE KUMPİR ZEHİRLER Mİ? UZMANLAR AÇIKLADI Haber

MİDYE VE KUMPİR ZEHİRLER Mİ? UZMANLAR AÇIKLADI

Uzmanlar, sokakta satılan midye, kumpir ve benzeri ürünlerin ciddi sağlık riskleri taşıyabileceği konusunda vatandaşları uyardı. BİR AİLE 24 SAATTE YOK OLDU Servet ve Çiğdem Böcek çifti, çocukları Kadir Muhammet (6) ve Masal Böcek (3) ile birlikte 11 Kasım’da Ortaköy’de midye, tantuni ve sucuk yedikten sonra mide bulantısı ve kusma şikayetleriyle hastaneye başvurdu. İki çocuk aynı gün hayatını kaybetti. Baba Servet Böcek entübe edildi, anne Çiğdem Böcek ise ertesi sabah yaşamını yitirdi. “EN RİSKLİ GIDALAR PROTEİNLİ ÜRÜNLERDİR” Gıda Güvenliği Derneği'nden Dr. Samim Saner, yüksek protein içeren hayvansal ürünlerin gıda zehirlenmeleri açısından en riskli grup olduğunu söyledi. Saner, "Zehirlenmemek için gıdanın iyi pişmiş olması gerekir. Özellikle köfte ve hamburger gibi ürünler az pişmiş servis edilmemeli" uyarısında bulundu. Soğuk sandviç, midye gibi gıdaların mutlaka soğukta muhafaza edilmesi gerektiğini vurgulayan Saner, "Açıkta satılan et veya tavuk ürünleri bakteri üremesi açısından çok tehlikelidir. Bunlardan uzak durulmalıdır" dedi. “MİDYE, BAKTERİ VE NÖROTOKSİN TAŞIYABİLİR” Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Salih Boğa da midyenin doğası gereği algler, bakteriler ve nörotoksinler taşıyabileceğini belirtti. "Midyenin nereden geldiği çok önemlidir. Kanalizasyon sularının karıştığı bölgelerde toplanan midyeler, yoğun mikrobiyal yük taşıyabilir" ifadelerini kullanan Boğa, iyi pişmemiş midyelerin ciddi enfeksiyonlara yol açabileceğini kaydetti. Boğa, "Midye dolmadaki pirinç de bakteriler için uygun bir kültür ortamı sunar. Soğuk zincir kırıldığında hızlı şekilde kontamine olabilir" dedi. “ÇOCUKLAR VE YAŞLILAR EN BÜYÜK RİSK GRUBU” İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Onur Taşçı, bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklar ve yaşlıların gıda zehirlenmelerinden daha ağır etkilenebileceğini söyledi. Taşçı, "Çocuklar toksinlere daha duyarlıdır. Aynı miktarda bakteri, bir yetişkinde hafif belirtilere yol açarken çocukta ölümcül olabilir" açıklamasında bulundu. Gıda zehirlenmesi semptomlarının genellikle ilk yarım saatte başlayabileceğine dikkat çeken Taşçı, "Mide bulantısı, şiddetli karın ağrısı, halsizlik, kusma gibi belirtilerle karşılaşıldığında zaman kaybetmeden hastaneye başvurulmalıdır" dedi. “EVDE KENDİ TEDAVİNİZİ UYGULAMAYIN” Zehirlenme vakalarında evde yapılması gerekenlere dair uyarılarda bulunan uzmanlar şu önerilerde bulundu: Bol sıvı tüketilmeli Hafif gıdalarla destek sağlanmalı (pirinç lapası, muz, yoğurt) Antibiyotik ve ishal kesici ilaçlar doktora danışılmadan kullanılmamalı Bilinç bulanıklığı varsa gıda verilmemeli Kusma refleksi varsa, alınan gıdanın vücuttan atılması sağlanmalı HİJYEN VE SAKLAMA KOŞULLARI HAYATİ ÖNEMDE Dr. Taşçı, sokak satıcılarında eldiven, önlük ve saç bonesi gibi hijyen ekipmanlarının nadiren kullanıldığını, kesme tahtası ve bıçakların genellikle sık yıkanmadığını belirtti. "Bu da çapraz bulaşma riskini artırıyor" diyen Taşçı, soğutma sisteminin olmadığı tezgâhlardan gıda alınmaması gerektiğini vurguladı. "Az müşteri olan yerlerde ürünler uzun süre bekleyebilir. Bu nedenle sirkülasyonu yüksek, bilinen ve denetlenen işletmeler tercih edilmelidir" ifadelerini kullandı.

DELİ DANA HASTALIĞI NEDİR, BELİRTİLERİ NELER? NASIL BULAŞIR? Haber

DELİ DANA HASTALIĞI NEDİR, BELİRTİLERİ NELER? NASIL BULAŞIR?

Ankara’da bir hastada Deli Dana tespit edilmesinin ardından Bolu’da da benzer bir bulguya rastlandı. Sağlık yetkilileri alarm durumuna geçerken, uzmanlar vatandaşları et tüketimi konusunda uyardı. DELİ DANA HASTALIĞI NEDİR? Tıbbi adıyla Creutzfeldt-Jakob Hastalığı (CJD), beyinde prion adı verilen anormal proteinlerin birikmesi sonucu ortaya çıkan, sinir sistemini hedef alan nadir ve ölümcül bir hastalıktır. Bu proteinler, beyin hücrelerini tahrip ederek hızla ilerleyen nörolojik bozukluklara neden olur. BELİRTİLERİ NELERDİR? Deli dana hastalığı, erken dönem ve ileri evre belirtilerle kendini gösteriyor. ERKEN DÖNEM BELİRTİLERİ: Kişilik değişiklikleri, depresyon ve anksiyete Hafıza sorunları ve dikkat eksikliği Kaslarda seğirme ve kontrolsüz hareketler Denge bozukluğu ve baş dönmesi Uyku düzensizlikleri İLERİ AŞAMA BELİRTİLERİ: Konuşma ve yürüme zorlukları Görme kaybı, çift görme Kas sertliği, bilinç bulanıklığı Nöbetler, koma ve bitkisel hayata geçiş NASIL BULAŞIR? Uzmanlara göre hastalık insandan insana doğrudan bulaşmaz. Ancak, bulaşıcı hayvansal ürünlerin tüketimi önemli bir risk faktörüdür. RİSK OLUŞTURAN DURUMLAR: Hasta hayvanlardan elde edilen et ve et ürünleri Hijyenik olmayan kesim yerlerinden alışveriş Veteriner kontrolünden geçmemiş hayvansal ürünler Tıbbi cihazlarla bulaş (nadir) SAĞLIK BAKANLIĞI VE UZMANLARDAN KRİTİK UYARILAR Bolu’da bildirilen son vakanın ardından, Sağlık Bakanlığı ekipleri bölgedeki gıda zincirlerini ve et üretim süreçlerini incelemeye aldı. Halk sağlığı uzmanları, vatandaşlara şu uyarılarda bulundu: ✅ Et ürünlerini tam pişirerek tüketin ✅ Ürünlerin menşeine ve üretici iznine dikkat edin ✅ Kayıt dışı veya sokak kesimi yapılan etlerden uzak durun ✅ Market ve kasap alışverişlerinde Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı onaylı ürünleri tercih edin TÜRKİYE'DE DELİ DANA RİSKİ NE KADAR YÜKSEK? Türkiye’de deli dana vakası oldukça nadir görülse de, gıda güvenliği zincirindeki ihlaller, olası riskleri artırabiliyor. Daha önce bazı Avrupa ülkelerinde büyük çaplı salgınlara neden olan hastalık, kontrolsüz hayvan ithalatı ve kaçak kesimlerle insan sağlığını tehdit edebiliyor. VATANDAŞLAR ENDİŞELİ: “ET ALIRKEN KORKAR OLDUK” Son vakaların ardından özellikle kırmızı et tüketen vatandaşlar sosyal medyada endişelerini dile getirdi. Birçok kullanıcı, market alışverişlerinde menşe, parti numarası ve üretici bilgisi sorgulamasına başladığını ifade etti. YETKİLİLERDEN AÇIKLAMA BEKLENİYOR Sağlık Bakanlığı'nın ve Tarım ve Orman Bakanlığı'nın, konuyla ilgili kapsamlı bir açıklama yapması bekleniyor. Soruşturmanın sonucu ve laboratuvar bulguları netleştikçe, resmî bilgilendirmeler kamuoyuyla paylaşılacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.