#Hijyen

- Hijyen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hijyen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BODRUM KENT LOKANTASI VATANDAŞIN YANINDA Haber

BODRUM KENT LOKANTASI VATANDAŞIN YANINDA

Bodrum Belediye A.Ş. tarafından hizmete açılan Bodrum Kent Lokantası, bir yıldır vatandaşlara uygun fiyatlı ve sağlıklı yemek hizmeti sunuyor. Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci tarafından, 10 Şubat 2025 tarihinde açılışı gerçekleştirilen Bodrum Kent Lokantası’nda, geride kalan bir yılda 70 bin 169 tabldot yemek çıkarıldı. Bunun yanında 827 öğrenci tabldotu da öğrencilere ulaştırıldı. Kent Lokantası’nda uygulanan askıda yemek sistemi kapsamında ise hayırseverler tarafından satın alınan 3 bin 292 tabldot yemek, ihtiyaç sahibi vatandaşlara verildi. Günlük ortalama 300-350 kişiye hizmet verilen Kent Lokantası’nda menüler, uzman ekipler tarafından kalori hesabı yapılarak hazırlanıyor. Baştan sona üretim süreci Bodrum Belediye A.Ş. tarafından yürütülen lokanta, hijyen, lezzet ve sunumuyla vatandaşlardan da tam not alıyor. Bodrum Kent Lokantası, uygun fiyatlı, dengeli ve sağlıklı beslenmeyi herkes için erişilebilir kılmayı hedefleyerek hizmet vermeye devam edecek. Kent Lokantası’nın müdavimlerinden Dilek Özal, sunulan hizmetlerden duyduğu memnuniyetini şu sözlerle dile getirdi: "Bir kere deneyeyim dedim, o gün bugündür buradayım. Çok memnunum, çok beğeniyorum. Personel, temizlik, yemeklerin lezzeti, her şey mükemmel. Protein dengesi diyetisyen nezaretinde, çok güzel. Bodrum Belediyesi’ne böyle bir hizmet sunduğu için teşekkür ediyorum."

NİLÜFER'DE RAMAZAN ÖNCESİ DENETİMLER ARTTI Haber

NİLÜFER'DE RAMAZAN ÖNCESİ DENETİMLER ARTTI

Nilüfer Belediyesi, Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte ilçe genelindeki gıda denetimlerini artırdı. Vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmasını sağlamak amacıyla fırın, pastane, kafe ve restoranlara yönelik gerçekleştirilen kontrollere, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir de katıldı. Halk sağlığını doğrudan ilgilendiren hijyen ve gıda güvenliği konularında hassasiyet gösteren belediye ekipleri, son olarak Gümüştepe Mahallesi’ndeki işletmeleri denetledi. Denetimlerde Başkan Şadi Özdemir’e, Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz de eşlik etti. İşletmelerin mutfak bölümlerine giren Başkan Özdemir; ürünlerin son kullanma tarihleri, saklama şartları, genel temizlik, personel hijyeni ve ruhsat durumu gibi hususları yerinde inceledi. Başkan Şadi Özdemir'den "Sağlıklı gıda" vurgusu Denetimlerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Başkan Şadi Özdemir, ilçede faaliyet gösteren 29 bin esnafın denetimlerinin vatandaşın yararı gözetilerek yapıldığını belirtti. Özellikle Ramazan ayı öncesinde kontrollerin yoğunlaştığına dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir şunları söyledi: "Zabıta ile Ruhsat ve Denetim Müdürlüğümüz iş yeri kontrollerini sürdürüyor. Ramazan ayının yaklaşması nedeniyle üretimlerin sağlıklı bir ortamda yapılıp yapılmadığını, ürünlerin güvenilirliğini ve saklama şartlarını titizlikle inceliyoruz. Tek bir amacımız var; o da Nilüferli hemşehrilerimizin sağlıklı gıdaya ve tüketime erişimini güvence altına almak. Vatandaşlarımızın çıkarı için denetimlerimizi sıklaştırarak sürdürüyoruz." Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyesi ekiplerinin, vatandaşların Ramazan ayını huzur içinde geçirebilmeleri için ilçe genelindeki rutin ve ani denetimlere devam edeceğini sözlerine ekledi.

SPOR SALONLARINDAKİ ALETLER SANDIĞINIZDAN KİRLİ OLABİLİR Haber

SPOR SALONLARINDAKİ ALETLER SANDIĞINIZDAN KİRLİ OLABİLİR

Prof. Dr. Nafiz Koçak, spor salonlarında ter, cilt teması ve yetersiz dezenfeksiyon nedeniyle bazı ekipmanların, tuvalet kapaklarından bile daha fazla bakteri barındırabileceğini söyledi. “ALETLER MİKROPLAR İÇİN UYGUN ZEMİN HALİNE GELİYOR” Koşu bandı tutacakları, dambıl, halter barları, kondisyon bisikletleri ve egzersiz minderleri gibi sık temas edilen yüzeylerde yapılan ölçümlerde; Staphylococcus aureus, E. coli ve mantar etkenlerinin yoğun olarak tespit edildiğini belirten Koçak, bu aletlerin gün boyunca çok sayıda kişi tarafından kullanıldığını ve yeterince dezenfekte edilmediğini ifade etti. KAPALI ALANLARDAKİ RİSKLER ARTIYOR Soğuk havalarla birlikte insanların daha uzun süre kapalı ve kalabalık ortamlarda bulunmasının enfeksiyon riskini artırdığını kaydeden Koçak, “Spor salonları gibi ortak kullanım alanlarında yeterli havalandırma sağlanamazsa, virüs ve bakteriler ortamda asılı kalmaya devam eder” dedi. Ayrıca kış aylarında güneş ışığının azalması, yanlış beslenme ve soğuk havaya bağlı olarak bağışıklık sisteminin zayıfladığını vurgulayan Koçak, terleme sonrası soğuyan vücutların nemli ortamda bakterilere açık hale geldiğine dikkat çekti. “SALON TEMİZ” ALGISI YANILTICI OLABİLİR Salonun genel olarak temiz görünmesinin yanıltıcı olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Koçak, "Ekipmanlar her kullanımdan sonra silinmiyorsa, enfeksiyon zincirini kırmak mümkün değil. ‘Salon temizleniyor’ diyerek kişisel önlemleri ihmal etmek ciddi risk doğurur" uyarısında bulundu. ENFEKSİYONLARDAN KORUNMAK İÇİN UZMANINDAN 6 ÖNEMLİ TAVSİYE Prof. Dr. Nafiz Koçak, spor salonlarında enfeksiyon riskini azaltmak için şu önerilerde bulundu: Ekipmanları antrenman öncesi ve sonrası dezenfekte edin Elleri sık sık yıkayın veya el antiseptiği kullanın Kendi havlunuzu getirin, ortak havlu ve minder kullanmayın Açık yara veya kesikleri mutlaka kapatın Terli kıyafetlerle kalmayın, hemen değiştirin Düzenli uyuyun ve dengeli beslenin, bağışıklığınızı güçlü tutun “SPORUN FAYDASI HİJYENLE BAŞLAR” Koçak son olarak, "Spor, doğru koşullarda yapıldığında bağışıklık sistemini güçlendirir. Ancak hijyen ihmal edilirse, özellikle kış aylarında enfeksiyon riski ciddi şekilde artar. Sağlıklı sporun ilk adımı hijyendir" dedi.

UZMAN UYARDI: MAĞAZADA DENENEN KIYAFETLER HASTALIK SAÇABİLİR Haber

UZMAN UYARDI: MAĞAZADA DENENEN KIYAFETLER HASTALIK SAÇABİLİR

Uzman uyardı: "Mağazalarda denenen giysiler hasta edebilir" Mağaza kabinlerinde onlarca kişi tarafından denenen kıyafetlerin, hijyen kurallarına uyulmaması halinde uyuz, mantar ve çeşitli bakteriyel enfeksiyonlara davetiye çıkardığı belirtiliyor. Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Hatice Gamze Demirdağ, "Mağazada daha önce çok sayıda kişi tarafından denenmiş kıyafetleri giymek, egzama ve kızarıklık gibi sorunların yanı sıra bulaşıcı hastalık riskini de beraberinde getirmektedir" dedi. Alışveriş sırasında beden uyumunu kontrol etmek amacıyla denenen kıyafetler, hijyen şartlarına dikkat edilmediği takdirde çeşitli sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Uzmanlar, deneme sırasında kıyafetler üzerinde bulunan deri döküntüleri, ter ve mikroorganizmaların bir kişiden diğerine geçebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle yeterince havalandırılmayan deneme kabinlerinde kıyafetlerin birçok kişi tarafından denemesi, uyuz paraziti ve mantar gibi enfeksiyonların yayılmasına zemin hazırlıyor. Öte yandan, bakteri ve virüslerin tekstil yüzeylerinde belirli süreler boyunca canlı kalabildiği, bunun da bağışıklık sistemi zayıf bireyler açısından enfeksiyon riskini artırdığı ifade ediliyor. Vücutla doğrudan temas eden pantolon, tişört ve iç giyim ürünlerinin deneme süreçlerinde bulaş ihtimalini daha da yükselttiği vurgulanıyor. SALGIN HASTALIK RİSKİ Yeni kıyafetlerin fabrikada üretim aşamasından mağazaya gelene kadar çok sayıda işlemden geçtiğini belirten Acıbadem Kent Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Hatice Gamze Demirdağ, "Bu süreçte kıyafetler renk veren boyalar, ütülü görünüm sağlayan kırışıklık giderici kimyasallar, yumuşatıcılar ve küf önleyici maddeler gibi birçok kimyasal ile temas eder" dedi. Demirdağ, "Mağazaya ulaştıklarında ise üzerlerinde hala sağlığa zararlı olabilecek bu kimyasal kalıntıları barındırırlar. Özellikle cildi hassas olan kişilerde, alerjik egzaması bulunanlarda, bebek ve çocuklar gibi hassas deri yapısına sahip bireylerde bu kimyasallara maruziyet sonucunda ciltte kaşıntı, kızarıklık, pullanma ve tahriş gibi etkiler görülebilmekte, hatta alerjik reaksiyonlara neden olabilmektedir. Bununla birlikte birçok insan bedenini tam olarak bilmediği için, mağazalarda deneme kabinlerinde bedenini bilse dahi farklı seçenekler olduğu gerekçesiyle 4-5 farklı ürünü denemektedir. UZMANINDAN UYARI: Oysa bu ürünler daha önce en az 20-30 kişi tarafından denenmiş olabilmektedir. Mağazada daha önce çok sayıda kişi tarafından denenmiş kıyafetleri giymek, egzama ve kızarıklık gibi sorunların yanı sıra bulaşıcı hastalık riskini de beraberinde getirmektedir. Özellikle son yıllarda ülkemizde görülen uyuz salgını nedeniyle, uyuz parazitinin daha önce denenmiş kıyafetlerde bulunabildiği gözlemlenmektedir ve bu kıyafetlerin belirli bir süre giyilmesi uyuz hastalığına yakalanma riskini artırabilmektedir" diye ekledi. Ürünlerin üretimden satışa kadar olan sürecinin titizlikle yürütüldüğünü belirten satış danışmanı Tuğba Kara ise müşterilerin de satın aldıkları ürünleri ilk olarak yıkayıp ardından kullandıklarını söyledi.

BULGARİSTAN'DA KOPAN PARMAĞINI, BURSA'DA DİKTİRDİ Haber

BULGARİSTAN'DA KOPAN PARMAĞINI, BURSA'DA DİKTİRDİ

Bulgaristan'da kuşları için kümes yapmak isteyen kişinin parmağı, tırnak kısmından sıkışarak koptu. Kopan parmağını buz poşetleriyle soğuk tutarak Türkiye'ye gelen adamın, 14 saat sonra dikilen parmağıyla yüzü güldü. Bulgaristan'da ikamet eden 55 yaşındaki Sayit Karataş, gözü gibi baktığı güvercinlerine daha korunaklı bir kafes yapmak istedi. Rüzgar veya büyük hayvanların kaldıramayacağı metalle de kümesi güçlendirmek istedi. Ancak, metali yerleştireceği sırada parmağını sıkıştıran Karataş, tırnak kısmı hizasından orta parmağını kopardı. İlk müdahalenin ardından gittiği hastaneler, parmağın dikilemeyeceğini, uç kısmının doku eklenerek kapatılabileceğini söyledi. Karataş ise kopan parmağını buz dolu poşetlere koyarak mikrop kapmaması ve hücrelerin ölmemesini sağlamaya çalıştı. 600 kilometre yol gelen Karataş, yaşadıklarını parmağını diken doktorla birlikte şöyle açıkladı: "Hobi olarak güvercinlere kümes yaparken metalin arasına sıkıştı. İlk müdahaleyi bulunduğumuz şehirde yapmaları için hastaneye gittik. Ama orada olumlu bir cevap alamadık. Sonra Sofya'da yapılabileceğini söylediler. Orada da hastaneye ulaştık, orada da sadece bu eksiğin dikilemeyeceğini, etrafından doku alarak yapabileceklerini söylediler. Ama bu bizim içimize yatmadı. Sonra tanıdıklarımızın vasıtası ile doktor beye ulaşıldı. O da aynı şekilde deneyebileceğini söyledi. Biz de o riski alarak hastaneye geldik. Parmağı getirirken hijyen şartlarını oluşturmaya çalıştık. Aldığımız ufak da olsa ilk yardım bilgilerinden, buzun içine koyduk. Küçük bir torbanın içine, hastaneye de orada bu şekilde ulaştık. Bulgaristan'dan Bursa'ya gelirken de aynı şekilde buz torbası içinde, ayrı bir kabın içinde bu şekilde buraya geldik. 600 kilometre bir mesafe; buz torbasının buzları eridiğini gördüğümüz zaman yakın bir alabileceğimiz noktadan buz aldık. Sürekli soğuk halde tutmaya çalıştık, sanırım da başardık herhalde" dedi. Başardıklarına sevindiğini belirten Doruk Hastanesi Plastik ve Rekonstüriktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Furkan Karabulut, "Öncelikle kopan parçanın canlılığına, dokuların ölüp ölmediğine ameliyathanede değerlendirdik ve kopan parçanın yerine dikilebilir olduğunu gördük ve hastamızı operasyona aldık. Hadiseden sonra 14-15 saat geçtiği için bu kopan parmağı tutma ihtimalinin düşük olduğunu, operasyonun başarısız olabileceği gibi durumları anlatarak hastamızı operasyona aldık. Hastamıza bir şans vermek istedik ve yaklaşık 1 hafta oldu; hastamızın kopan parmak ucunu yerine dikeli 1 haftadır günlük takiplerimizi yaparak parmağın dolaşımını sağlamış olduk. Bu yaptığımız operasyon sayesinde hastamızın parmağını hem estetik olarak hem de fonksiyonel olarak ileride eskisi gibi kullanabileceğini düşünüyoruz. Bu ameliyat sayesinde, tabi burada bu tarz operasyonlarda parmak kopması, parmak ucu kopması ya da parmağın tamamı kopabilir, biz zamanla yarışıyoruz. Bizim için zaman çok değerli. Bu hastamızda da uzun bir zaman geçmesine rağmen ve ameliyatın diğer zorlu şartları da olmasını göz önünde bulundurarak biz bütün riskleri alıp hastamızın kopan parmağını yerine diktik ve başarılı sonuçlandırdık" şeklinde konuştu.

BURSA'DA DÖNERCİLER MERCEK ALTINA ALINDI Haber

BURSA'DA DÖNERCİLER MERCEK ALTINA ALINDI

Bursa İnegöl Beledisi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, sürekli olarak devam eden denetimler kapsamında son olarak dönercileri mercek altına aldı. Şehirdeki tüm döner işletmecileri tek tek gezilerek inceleniyor. Halkın sağlığı, huzuru ve refahı için yoğun mesai harcayan İnegöl Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelinde farklı sektörlere yönelik denetimlerini sürdürüyor. Son olarak döner işletmelerini mercek altına alan ekipler, tüm iş yerlerini tek tek gezerek en küçük ayrıntıya kadar inceliyor. Tüm işletmeler tek tek denetlenecek Özellikle gıda işletmelerine yönelik denetimlerde halk sağlığına zarar verecek hiçbir aksaklığa taviz vermeyen zabıta ekipleri, hafta başından bu yana sürdürülen denetimlerde dönercileri en sıkı şekilde denetliyor. Dört koldan sahaya inen zabıta ekipleri şehir genelinde tüm işletmeler denetlenene kadar çalışmalarına devam edecek. Yapılan denetimlerde rutin olarak gerçekleştirilen, iş yeri açma ve çalışma ruhsatı, hijyen, güncel fiyat etiketi ve tarife, saklama-depolama alanları, iş yeri tertip ve düzeni, ruhsat faaliyet koluna uygun satışa arz edilen ürünler hakkında gerekli kontroller gerçekleştirilirken, özellikle hijyen ve sağlıklı ürün kullanımı konularına titizlikle dikkat ediliyor. Mevzuata aykırı faaliyet gösteren işletmelere ise gerekli idari yaptırımlar en ağır şekilde uygulanıyor.

TÜRKİYE'DE ÜRETİM VE TÜKETİM ŞAMPİYONU BEYAZ ET Haber

TÜRKİYE'DE ÜRETİM VE TÜKETİM ŞAMPİYONU BEYAZ ET

HasTavuk Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Sezer, Türkiye'de beyaz et sektörünün 2025 yılında üretimini düzenli şekilde artırarak yaklaşık 2 milyon 700 bin ton seviyesine ulaşacağını, bunun da geçen yıla göre yüzde 5 oranında artış anlamına geldiğini belirtti. Üretimin yaklaşık 500 bin tonunun ihracata ayrılacağını ifade eden Sezer, "Beyaz et her zaman olduğu gibi istikrarlı bir şekilde hem üretimini hem de ihracatını artırıyor" dedi. Küresel ve yerel tüketim Türkiye'de kişi başı yıllık beyaz et tüketiminin 20 kilogram seviyesinde olduğunu söyleyen Sezer, Brezilya'da bu rakamın 40-45 kilogram civarında olduğunu vurguladı. Son 5 yıllık trendde beyaz etin, kırmızı et ve domuz etini geride bıraktığını belirten Sezer, bunun en önemli nedeninin ekonomik fiyat avantajı ve sağlıklı protein kaynağı olması olduğunu dile getirdi. Sezer, tavuk etinin üretiminde kullanılan su miktarının kırmızı ete göre çok daha düşük olduğunu, ayrıca karbondioksit salınımının da üç kat daha az olduğunu ifade etti. Bu özelliklerin, iklim değişikliği ve çevresel hassasiyetler nedeniyle beyaz etin dünya genelinde daha fazla tercih edilmesine yol açtığını söyledi. Üretim ve denetim Son dönemde yaşanan gıda zehirlenmelerine dikkat çeken Sezer, özellikle işlenmiş ürünlerde (örneğin tavuk döner) merdiven altı üretimlerin ciddi riskler taşıdığını ve denetimlerin sıkılaştırılması gerektiğini söyledi. Türkiye'deki büyük firmaların Avrupa standartlarının üzerinde üretim yaptığını, hijyen ve biyogüvenliğe büyük önem verdiklerini dile getiren Sezer, "üretim sırasında soğuk zincirin korunmasının kritik olduğunu, ürünlerin 6 derecelik ortamlarda üretilip aynı şartlarda tüketiciye ulaştırıldığını aktardı. Sezer, "Siz bir döneri bitirmeyip ertesi gün tekrar aynı döneri satarsanız büyük bir faciaya sebep olursunuz. Bu işlerin ciddi yapılması gerekiyor ve markalaşmış ciddi firmalardan bu ürünlerin tüketilmesi gerektiğini veya bunun dışında denetleme otoritelerinin çok daha sıkı ve acımasız şekilde denetlemeler yapması gerektiğini söylemek isterim" şeklinde konuştu. Fiyat ve medya eleştirisi Türkiye'de beyaz etin hâlâ en ucuz protein kaynağı olduğunu belirten Müjdat Sezer, zaman zaman ileri işlenmiş ürünlerde fiyat artışı yaşansa da bunun genelleştirilmemesi gerektiğini ifade etti. Medyanın fiyat artışlarını gündeme getirdiğini, ancak beyaz etin ucuz olduğu dönemlerde aynı ilgiyi göstermediğini eleştirerek, "49 TL'ye sattığımız günlerde kimse ‘En iyi protein çok ucuza satılıyor' demiyor. Adil bir bakış açısı gerekiyor" dedi. Sezer sözlerini şu şekilde sürdürdü; "Türkiye'de beyaz etin en ucuz protein ve birinci sırada olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Şunu söylemekte yarar var, zaman zaman bazı ileri işlenmiş ürünlerimizin fiyatı artıyor olabilir. Sonra medyada hemen "Tavuk eti acayip arttı" gibi yayınlar yapılıyor. Fakat şu tip yayınların da yapılmasının adil olacağını düşünüyorum. Mesela 49 TL'den beyaz eti sattığımız günlerde hiçbir büyük medyada "En iyi protein çok ucuza satılıyor." diye bir kelime duymuyoruz. Evet, hakkımızın verilmesi lazım. Ama bir gün hamsi 150 TL'ye düştü diye hemen hemen bir hafta bütün haber kanallarında bunu dinleyebiliyoruz. Aynı adil bakış açısının beyaz ete de yapılmasını tavsiye ediyorum" Sezer'in açıklamaları, beyaz et sektörünün hem ekonomik hem de çevresel açıdan önemini bir kez daha ortaya koyarken, tüketicilere güvenilir ve markalaşmış firmaların ürünlerini tercih etmeleri çağrısı yaptı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.