#Hukuk Devleti

- Hukuk Devleti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuk Devleti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KESK’TEN SORUŞTURMA TEPKİSİ: SENDİKAL FAALİYET SUÇ DEĞİLDİR! Haber

KESK’TEN SORUŞTURMA TEPKİSİ: SENDİKAL FAALİYET SUÇ DEĞİLDİR!

KESK İzmir Şubeler Platformu, 14 Ocak 2026’daki iş bırakma eylemine katıldığı gerekçesiyle SES 2 No’lu Şube Eş Başkanı Başak Edge Gürkan hakkında başlatılan soruşturma'ya tepki gösterdi. Açıklamada, “Anayasal güvence altındaki hakların kullanımı disiplin soruşturmasına konu edilemez” denildi. “İŞ BIRAKMA ANAYASAL BİR HAKTIR” KESK tarafından yapılan açıklamada, 14 Ocak 2026 tarihinde “Hakem Kurulu’nun Toplu Sözleşmesi Hükümsüzdür, Grev Haktır, Ek Zam Hemen Şimdi” şiarıyla Türkiye genelinde gerçekleştirilen iş bırakma eyleminin meşru ve demokratik bir hak kullanımı olduğu vurgulandı. Açıklamada, kamu emekçilerinin insanca yaşamaya yetecek ücret, güvenceli istihdam ve demokratik çalışma yaşamı taleplerini görünür kılmak amacıyla yapılan eylemin Anayasa’nın 51 ve 53. maddeleri ile güvence altına alındığı belirtildi. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ILO sözleşmeleri ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi kapsamında örgütlenme özgürlüğünün temel bir hak olduğu hatırlatıldı. “SENDİKAL GÖREV DİSİPLİN TEHDİDİYLE BASTIRILAMAZ” KESK İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü ve SES 2 No’lu Şube Eş Başkanı Başak Edge Gürkan hakkında, görev yaptığı Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından “sendikal faaliyet nedeniyle mesaiye gelmediği” gerekçesiyle yazılı açıklama istenmesi ve muhakkik atanarak ifadeye çağrılması eleştirildi. Açıklamada, sendika yöneticilerinin konfederasyon kararları doğrultusunda eylem örgütlemesinin ve kamuoyunu bilgilendirmesinin sendikal görevin doğal sonucu olduğu belirtilerek, bu faaliyetlerin disiplin hukuku kapsamında değerlendirilmesinin sendikal özgürlüğe müdahale anlamı taşıdığı ifade edildi. “YALNIZCA TEMSİLCİYE SORUŞTURMA GÖZDAĞIDIR” Türkiye genelinde binlerce kamu emekçisinin eyleme katıldığına dikkat çekilen açıklamada, yalnızca dönem sözcüsü hakkında soruşturma başlatılmasının sendikal iradeye yönelik bir baskı ve gözdağı olduğu savunuldu. KESK, geçmiş yıllarda benzer eylemler nedeniyle verilen disiplin cezalarının yargı kararlarıyla iptal edildiğini hatırlatarak, aynı yönde yeni uygulamaların hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu belirtti. TALEPLER SIRALANDI Açıklamanın sonunda şu taleplere yer verildi: Başak Edge Gürkan hakkında başlatılan soruşturmanın derhal geri çekilmesi Sendikal hak ve özgürlüklerin kullanımına yönelik idari baskıların son bulması Kamu emekçilerinin örgütlenme ve toplu eylem hakkına yönelik müdahalelerden vazgeçilmesi KESK İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Hamdi Çalık imzasıyla yapılan açıklamada, “Sendikal mücadele demokratik toplumun teminatıdır ve engellenemez” denildi.

İSTANBUL BAROSU BAŞKANI KABOĞLU’NDAN ÇARPICI AÇIKLAMALAR Haber

İSTANBUL BAROSU BAŞKANI KABOĞLU’NDAN ÇARPICI AÇIKLAMALAR

İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, anayasal düzende yaşanan erozyona dikkat çekerek, “Anayasa Mahkemesi kararlarına meydan okuyan hâkimler karşısında Hakimler ve Savcılar Kurulu’nu harekete geçirmek bir yana, Meclis’te gensoru önergesi bile verilemiyor çünkü kaldırıldı. Çünkü siyasal muhatap yok. Çünkü hükümet yok.” dedi. Tehlikedeki Avukatlar Günü kapsamında İstanbul Barosu tarafından Beyoğlu’ndaki merkez binasında düzenlenen “2026 Yılında Hedefteki Savunma” başlıklı toplantıda konuşan Kaboğlu, Türkiye’de hukuk devleti ilkesinin ciddi biçimde aşındığını belirtti. Etkinliğe yurtdışından gelen hukukçular Antonio Fraticelli, Irma van den Berg ve Pierre-Ann Laugery de katıldı. "HUKUK VE SİYASET ARASINDA DİYALEKTİK İLİŞKİ ORTADAN KALKTI" Prof. Dr. Kaboğlu, konuşmasında 2017 Anayasa değişikliğine atıfta bulunarak, kuvvetler ayrılığı ilkesinin fiilen sona erdiğini ifade etti: "Hukuk ve siyaset arasında sağlıklı bir diyalog yok çünkü siyaset hukuka tabi değil. Devlet başkanlığı ile hükümet başkanlığı ayrımı ortadan kaldırıldı. Yürütme tek kişide toplandı. O kişi aynı zamanda bir siyasi partinin genel başkanı olunca yasama onun güdümüne, yargı da onun etkisine girdi." Bu durumun kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerini ve yerel yönetimleri de doğrudan etkilediğini dile getiren Kaboğlu, “Siyasal iradenin paralelinde hareket etmeyen tüm kurumlar hedefe kondu. İstanbul Barosu gibi hukukun sesi olan kurumların saldırıya uğraması bu bağlamda tesadüf değil.” ifadelerini kullandı. "ARTIK GENSORU YOK, ÇÜNKÜ HÜKÜMET YOK" İstanbul Barosu yönetim kurulu üyelerinden Avukat Fırat Epözdemir’in beraat ettiği dava sürecine değinen Kaboğlu, o davada görevli savcının tutumunun geçmişe kıyasla daha ölçülü olduğunu belirtirken, yargı bağımsızlığına dair şu çarpıcı değerlendirmeyi yaptı: "Anayasanın açık hükümleri uygulanmıyor. Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı çıkan hâkimler var. Bu durumda HSK’yı harekete geçirmek gerekir ama yapılamıyor. Çünkü Meclis’te artık gensoru önergesi bile verilemiyor. Çünkü kaldırıldı. Çünkü hükümet yok." "SAVUNMANIN İŞLEVİ KÖKLÜ BİÇİMDE DEĞİŞTİ" Kaboğlu, avukatlık mesleğinin artık yalnızca mahkemelerde değil, anayasal düzenin korunmasında da etkin rol oynaması gerektiğini belirtti. Cumhurbaşkanına hakaret suçunu düzenleyen TCK 299. maddeye de değinen Kaboğlu, anayasal sistemde bu makamın tarafsız hakem olma işlevini yitirdiğini savundu: "Bir avukatın savunmasında ‘Cumhurbaşkanı hakarete uğramamıştır’ demesi yetmez. Çünkü artık o makam tarafsız değil. Hatta ortadan kalkmıştır diyebilmesi gerekir." "KİRLETİLMİŞ BİR ANAYASAL DÜZENLE KARŞI KARŞIYAYIZ" Prof. Dr. Kaboğlu, yaşanan anayasal dönüşümün sadece hukuk sistemini değil, toplumsal değerleri de zedelediğini belirtti. Açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bugün sadece kirletilmiş bir anayasal düzenle değil, aynı zamanda kirletilmiş bir ahlaki düzenle karşı karşıyayız. Yaygınlaştırılmış bir ahlaksızlık ve istismar edilmiş inançlar manzumesi ile karşı karşıyayız." Savunma örgütlerinin ve avukatların bu yeni duruma göre pozisyon alması gerektiğini vurgulayan Kaboğlu, artık hukukun koruyucularının sadece meslekî değil, anayasal sorumluluklar da taşıdığını ifade etti. ULUSLARARASI DAYANIŞMA VURGUSU Toplantıda söz alan yabancı konuklar da avukatların küresel düzeyde artan baskılarla karşılaştığını dile getirerek, savunma hakkının evrensel bir değer olduğunu belirtti. İstanbul Barosu’nun Tehlikedeki Avukatlar Günü’nü ısrarla gündemde tutmasının, uluslararası hukuk çevrelerinde de önemli yankı bulduğu kaydedildi.

EHLİYETSİZ YAKALANAN GURBETÇİ: BEN TÜRKİYE'YE PARA GETİRDİM! Haber

EHLİYETSİZ YAKALANAN GURBETÇİ: BEN TÜRKİYE'YE PARA GETİRDİM!

Kendini Danimarka’dan Türkiye’ye para getiren bir iş insanı olarak tanıtan ehliyetsiz sürücü, “Ben 2 milyon krom getirdim bu ülkeye” diyerek hem ilginç bir savunma yaptı hem de görevli polis memurlarına hakaret ve tehditte bulundu. RUTİN UYGULAMA, GERGİN ANLARA DÖNÜŞTÜ Olay, Isparta-Burdur Karayolu üzerindeki uygulama noktasında gece saatlerinde yaşandı. 64 AEN 398 plakalı otomobiliyle seyir halindeyken durdurulan İ.E. isimli sürücünün, yapılan sorgulamasında ehliyetinin süresinin dolduğu tespit edildi. Ehliyetinin geçersiz olduğunu öğrenen İ.E., önce ceza yememek için uzun süre ekiplerle konuşmaya çalıştı, çocuklarını Antalya Havalimanı’ndan alacağını belirterek affedilmesini talep etti. Ancak polisin görevini yapması üzerine sinirlerine hâkim olamayan sürücü, ilginç açıklamalarda bulundu. “ARABA SİZİN OLSUN, BEN TÜRKİYE’YE PARA GETİRİYORUM” Kendini Danimarka’da yaşayan bir iş insanı olarak tanıtan İ.E., uygulama sırasında polis memurlarına hitaben şu ifadeleri kullandı: “Ben Danimarka’dan 2 milyon krom getirdim. Bu ülkeye para kazandırıyorum. Araba sizin olsun. Ülkenize geliyoruz, karşılaştığımız muamele bu mu? Biz dışarıdan ülkeye para sokuyoruz, siz ceza kesiyorsunuz!” Bu sözlerle hem mağduriyet hem üstünlük algısı yaratmaya çalışan sürücü, polis ekiplerinden gelen yasal uyarılar karşısında daha da agresifleşti. CEZA TUTANAĞINI İMZALAMADI, POLİSLERE HAKARET ETTİ Ehliyetsiz olduğu için kendisine yazılan 7 bin 437 TL’lik idari para cezasını da kabul etmeyen İ.E., ceza tutanağını imzalamayı reddetti. Polis ekiplerine dönerek şu sözleri sarf etti: “Siz kendinizi efe mi sanıyorsunuz? Ancak bana gücünüz yeter. Yazın, ne yazarsanız yazın, ben Türkiye’ye yatırım yapıyorum!” Ekiplerin soğukkanlı davranışı sayesinde olay büyümeden kontrol altına alındı. Polis ekipleri, yasal prosedür gereği aracı otoparka çektirirken, sürücü hakkında yasal işlem başlatıldı. KAMUOYUNDA TEPKİ ÇEKTİ: “YASALAR HERKES İÇİN GEÇERLİ” Sosyal medyada da geniş yankı uyandıran olay sonrası, birçok kullanıcı "Yurtdışında yaşamak, kural tanımazlık hakkı vermez" yorumunda bulundu. Vatandaşlar, sürücünün hem yasalara karşı gelmesini hem de görevini yapan polis memurlarına yönelik tehditkâr ve küçümseyici tavrını kınadı. Yurtdışından Türkiye’ye gelen bazı bireylerin “para getirme” söylemiyle ayrıcalık beklemesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan hukukçular, “Hukuk devleti olmanın gereği, herkesin yasa önünde eşit olmasıdır” diyerek yaşanan olayın dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Olayla ilgili Burdur İl Emniyet Müdürlüğü'nün soruşturma başlatıp başlatmadığı henüz açıklanmadı. Sürücü hakkında adli bir sürecin başlatılması da kamuoyu tarafından bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.