#Ifade

- Ifade haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ifade haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MERDİVEN ALTI BOTOKS ALARMI: 3 AYDA 20 KİŞİ HASTANELİK OLDU Haber

MERDİVEN ALTI BOTOKS ALARMI: 3 AYDA 20 KİŞİ HASTANELİK OLDU

Antalya'da son 3 ayda ruhsatsız veya uygun olmayan koşullarda botoks yaptırdığı belirtilen yaklaşık 20 kişi, zehirlenme şüphesiyle Akdeniz Üniversitesi Hastanesine başvurdu. Göz kapağı düşüklüğü, yutma güçlüğü, ses kısıklığı ve nefes darlığı gibi şikâyetlerle tedavi altına alınan hastalardan bazılarının tedavisi sürerken, uzmanlar kaynağı belirsiz botulinum toksini ürünlerinin ölümcül sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Botoks uygulamasının ardından rahatsızlanan bir kadın, ❝Göz kapağım düştü, sesim kısıldı, yutma güçlüğü yaşadım. Gözümü açamıyordum.❞ sözleriyle yaşadıklarını anlattı. Antalya'da yetkisiz veya uygun olmayan koşullarda gerçekleştirildiği belirtilen botoks uygulamalarının ardından sağlık sorunları yaşayan kişilerin sayısında artış görüldü. Son 3 ayda yaklaşık 20 kişi, botoks işlemi sonrasında ortaya çıkan çeşitli şikâyetlerle Akdeniz Üniversitesi Hastanesine başvurdu. Hastalarda özellikle göz kapağı düşüklüğü, çift görme, konuşma bozukluğu, yutma güçlüğü, kaslarda zayıflık ve nefes darlığı gibi belirtiler tespit edildi. Tedavisi tamamlanan hastaların büyük bölümü taburcu edilirken, sonradan başvuran bazı kişilerin hastanedeki tedavileri devam ediyor. Uzmanlar, botulinum toksininin yanlış dozda veya güvenilir olmayan ürünlerle uygulanması durumunda ciddi zehirlenmelere neden olabileceğine dikkat çekti. BOTOKS YAPTIRDI, ÜÇ GÜN SONRA GÖZ KAPAĞI DÜŞTÜ Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde tedavi gören B.J., botoks uygulamasının ardından yaşadığı sağlık sorunlarını anlattı. Turizm sektöründe çalıştığını belirten B.J., bir klinikte tanıştığı ve yaklaşık iki ay önce İstanbul'dan Antalya'ya geldiğini söylediği bir doktora saç mezoterapisi ve botoks yaptırdığını ifade etti. İşlemin doktorun evinde gerçekleştirildiğini öne süren B.J., uygulamadan üç gün sonra şikâyetlerinin başladığını söyledi. B.J., ❝İstanbul'dan gelmiş, 2 ay önce Antalya'da işe başlamış. Saç mezoterapisi ve botoks yaptırdım. 3 gün sonrası göz kapağım düştü, sesim kısıldı, yutma güçlüğü yaşadım. Gözümü açamıyordum, vertigo gibiydi.❞ dedi. ❝VERTİGO SANDIM, DOKTOR DOKTOR DOLAŞTIM❞ Yaşadığı belirtilerin botoks uygulamasıyla bağlantılı olabileceğini başlangıçta düşünmediğini anlatan B.J., farklı hastanelere başvurduğunu belirtti. Kulak burun boğaz, göz hastalıkları ve gastroenteroloji bölümlerinde muayene olduğunu söyleyen kadın, şikâyetlerinin nedenini uzun süre öğrenemediğini ifade etti. B.J., yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı: ❝Özel ve devlet hastanelerindeki kulak burun boğaz uzmanlarına gittim. 'Vertigo yok' dediler. Göz doktoruna da gittim ancak oradan da bir sonuç alamadım. Gastroenterolojiye gittim, endoskopi istediler. Son olarak haberlerde botoks yaptıran farklı kadınların aynı sorunları yaşadığını görünce burada acile başvurdum ve tedaviye başlandı.❞ Nefes almakta da güçlük çektiğini belirten B.J., kendisine uygulanan ürünlerin güvenilirliğinin araştırılmasını istedi. ❝BAŞKA KADINLAR DA AYNI SORUNLARI YAŞADI❞ İşlemi yapan doktorun yeni bir firmayla çalışmaya başladığını ileri süren B.J., kullanılan ürünlerin sahte olabileceğinden şüphelendiğini söyledi. B.J., ❝Nefes almakta güçlük çekiyorum. İşlem yapan doktor, yeni bir firmayla anlaşmış. O ürünler galiba sahte. Başka kadınlar da aynı şeyleri yaşadılar. Onlar da hastanede.❞ ifadelerini kullandı. İlk kez botoks yaptırdığını belirten kadın, aynı kişiye işlem yaptıran başka hastalarda da benzer şikâyetler ortaya çıktığını öne sürdü. ❝Daha önce başkalarına da işlem yapmış ancak sorun olmamış ama son ürünlerinin hepsi sahte galiba. Çünkü birkaç hasta aynı sorunu yaşadı. İlk defa botoks yaptırmıştım.❞ B.J., kullanılan ürünlerin incelenmesini ve başka kişilerin benzer sağlık sorunları yaşamaması için gerekli önlemlerin alınmasını istedi. Kadının ürünlerin sahte olduğuna ilişkin iddiaları henüz laboratuvar incelemesi veya resmî bir tespitle doğrulanmadı. PROF. DR. DORA: ❝SAHTE ÜRÜNLERDE DOZ AYARLAMASI BÜYÜK RİSK❞ Akdeniz Üniversitesi Nöroloji Bölümünden Prof. Dr. Babür Dora, botulinum toksininin hem çeşitli hastalıkların tedavisinde hem de kozmetik amaçlarla kullanıldığını belirtti. Zehirlenme vakalarının daha çok kozmetik uygulamalar sonrasında görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Dora, uygulamayı yapan kişinin yetkinliği ve kullanılan ürünün güvenilirliğinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış botulinum toksini ürünlerinin belirli koşullarda temin edilebildiğini anlatan Dora, yetkisiz uygulamalarda kullanılan ürünlerin içerik ve doz açısından risk oluşturduğunu söyledi. Dora, ❝Merdiven altı uygulamalarda kullanılan botulinum toksinlerinin çoğu gerçek botulinum toksini değil. Bunlar sahte. Ve bu sahtelerde çok önemli bir sorun doz ayarlaması sorunu oluyor.❞ dedi. Ürünün etiketinde belirtilen miktarla gerçek içeriğinin farklı olabileceğine işaret eden Dora, bunun hastaya planlanandan daha yüksek doz verilmesine yol açabileceğini anlattı. YANLIŞ DOZ ÖLÜMCÜL ZEHİRLENMEYE NEDEN OLABİLİYOR Botulinum toksininin Clostridium botulinum bakterisi tarafından üretilen güçlü bir toksin olduğunu belirten Prof. Dr. Dora, kontrollü ve düşük dozlarda tıbbi amaçlarla kullanılabildiğini söyledi. Ancak toksinin yüksek dozda uygulanması veya vücuda yayılması durumunda botulizm adı verilen ağır zehirlenme tablosunun gelişebileceğini vurguladı. Dora, ❝Bu zehir çok küçük dozlarda tedavi amaçlı kullanılabiliyor. Ve o zaman hastaya faydalı oluyor. Ancak bu fazla geldiği zaman ve bütün vücuda yayıldığı zaman, o zaman botulismus dediğimiz çok tehlikeli ve hastanın ölümüne kadar gidebilen bir hastalık tablosuna neden oluyor.❞ ifadelerini kullandı. Botulizmde göz kapağı düşüklüğü, çift görme, konuşma bozukluğu, kas güçsüzlüğü ve yutma güçlüğünün görülebildiğini anlatan Dora, ilerleyen vakalarda solunum kaslarının da etkilenebileceğini belirtti. ❝SOLUNUM GÜÇLÜĞÜ GELİŞİRSE HAYATİ TEHLİKE OLUŞABİLİR❞ Prof. Dr. Dora, ağır botulinum toksini zehirlenmelerinde hastaların solunum desteğine ihtiyaç duyabileceğine dikkat çekti. Solunum kaslarının etkilenmesi durumunda hastanın mekanik ventilatöre bağlanmasının gerekebileceğini belirten Dora, zamanında müdahale edilmemesinin ölümcül sonuçlara yol açabileceğini söyledi. Zehirlenmeye karşı antitoksin tedavisi bulunduğunu ancak her hastaya uygulanmadığını anlatan Dora, tedavi kararının hastanın klinik durumuna göre verildiğini ifade etti. ❝Botulinum toksinin panzehiri var. Hafif vakalara vermiyoruz zaten. Zehir danışma hattını arıyoruz. Onlarla birlikte hastayı tartışarak panzehire uygun ya da değil şeklinde bir karar veriliyor. Birçok hastamızda panzehiri uygulamadan kurtarabiliyoruz. Ama bazı hastalar giderek kötüye gidebiliyor.❞ Dora, botulinum toksini uygulamalarının yalnızca gerekli eğitimi almış ve yetkili hekimler tarafından yapılması gerektiğini vurguladı. SON ÜÇ YILDA 30 VAKA: ÜÇTE BİRİ SON AYLARDA BAŞVURDU Akdeniz Üniversitesi Acil Tıp Anabilim Dalından Prof. Dr. Aslıhan Ünal da botoks sonrası gelişen zehirlenme şüphesiyle başvuran hasta sayısında son haftalarda artış yaşandığını söyledi. Son üç yılda yaklaşık 30 vaka gördüklerini belirten Ünal, bunların üçte birinin son birkaç ayda hastaneye geldiğini ifade etti. Hastaların çoğunlukla yutma güçlüğü, nefes darlığı, ses kısıklığı ve göz kapağı düşüklüğü şikâyetleriyle başvurduğunu anlatan Ünal, bazı hastalarda çift görme ve kas güçsüzlüğü de görüldüğünü belirtti. ❝İKİ ÜÇ HAFTA BOYUNCA NEDENİNİ ANLAMAYAN HASTALAR VAR❞ Prof. Dr. Ünal, botoks sonrası ortaya çıkan belirtilerin her zaman uygulamayla ilişkilendirilmediğine dikkat çekti. Bazı hastaların şikâyetlerinin nedenini anlayamadıkları için hastaneye geç başvurduğunu belirten Ünal, ❝İki ya da üç haftaya kadar gelmeyen vakalarımız oluyor. Anlayamıyorlar çünkü. Gelmelerinde fayda var. Hepsi ağır seyretmiyor. Çok azına antidot gerekiyor. Ama eğer bir ilerleme varsa, acil servise başvurmalarında fayda var.❞ dedi. Ünal, özellikle ilerleyen kas güçsüzlüğü, yutma güçlüğü ve nefes darlığı gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. ❝BU ARTIK BİR HALK SAĞLIĞI SORUNU HALİNE GELDİ❞ Akdeniz Üniversitesi Nöroloji Bölümünden Prof. Dr. Ebru Apaydın Doğan ise hastaneye yeni vakaların gelmeye devam ettiğini söyledi. Son başvurulardan birinin ciddi durumda olduğunu ve hastaneye yatırıldığını belirten Doğan, söz konusu hastada yutma ve konuşma güçlüğü bulunduğunu ifade etti. Botulinum toksininin basit bir kozmetik ürün olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Doğan, maddenin sinir ve kas arasındaki iletişimi etkileyerek kaslarda felce yol açabildiğini anlattı. Doğan, ❝Bu basit bir güzellik ürünü değil aslında, bir krem değil. Cildin altına verilen, sinir-kas kavşağını olumsuz yönde etkileyen, iletiyi bozan ve kasları felç eden bir toksin. Bizim şu an düşüneceğimiz bir halk sağlığı sorunu haline geldi. Gerçekten çok vaka görüyoruz.❞ dedi. Başka hastanelere de benzer şikâyetlerle başvuran kişiler olduğunu öğrendiklerini aktaran Doğan, uygulamalarda güvenilir ürün ve uzman hekim şartına dikkat çekti. ❝Bizim mesajımız çok net. Sadece uzman eller tarafından, menşei bilinen ürünlerin kontrollü şekilde yapılması gerektiği. Yoksa çok ciddi sağlık sorunları olacağını görüyoruz hastalarımızda.❞ UZMANLARDAN RUHSATLI SAĞLIK KURULUŞU UYARISI Akdeniz Üniversitesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hasan Sözel de botulinum toksini uygulamalarının doğru koşullarda yapıldığında güvenli ve etkili bir tedavi yöntemi olabildiğini belirtti. Ancak son dönemde uygulama sonrasında sağlık sorunları yaşayan kişilerin hastaneye başvurularında artış görüldüğünü ifade eden Sözel, hem hastalara hem uygulayıcılara hem de denetimden sorumlu kurumlara önemli görevler düştüğünü söyledi. Sözel, ❝Bu işlemin ruhsatlı ve bakanlık tarafından yetkilendirilmiş sağlık kuruluşlarında yapılması önemli. Ayrıca etkin bir eğitim almış, yetkilendirilmiş ve yeterli deneyimi olan hekimler tarafından yapılması, ruhsatlı ve güvenli ürünlerin kullanılması önemli olmaktadır.❞ dedi. Sağlık Bakanlığının eğitim, yetkilendirme ve denetim mekanizmalarının hasta güvenliği açısından önemine değinen Sözel, gerekli güncellemelerin sürdürülmesi gerektiğini vurguladı. NEFES DARLIĞI VE YUTMA GÜÇLÜĞÜNE DİKKAT Antalya'da botoks uygulaması sonrasında ortaya çıkan şikâyetlerle hastaneye başvuran kişilerin tedavileri sürerken, uzmanlar özellikle kaynağı belirsiz ürünlere karşı uyarıda bulundu. Botoks sonrasında göz kapağı düşüklüğü, çift görme, konuşma bozukluğu veya kas güçsüzlüğü gelişen kişilerin gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerektiği belirtildi. Özellikle nefes darlığı ve yutma güçlüğü yaşayan kişilerin acil tıbbi değerlendirmeye alınması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, botulinum toksini uygulamalarının yalnızca yetkilendirilmiş sağlık kuruluşlarında, eğitimli hekimler tarafından ve ruhsatlı ürünlerle yapılmasının önemine dikkat çekti.

BERNA LAÇİN İÇİN TUTUKLAMA TALEBİ: KARAR BELLİ OLDU Haber

BERNA LAÇİN İÇİN TUTUKLAMA TALEBİ: KARAR BELLİ OLDU

Oyuncu Berna Laçin, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşım nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında savcılıkta ifade verdi. Laçin, işlemlerinin ardından tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi ancak daha sonra serbest bırakıldı. SORUŞTURMA SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMIYLA BAŞLADI Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Berna Laçin hakkında sosyal medya hesabından yaptığı “İzmir daha önce de işgal edildi, Korkma!” paylaşımı nedeniyle soruşturma başlattı. Soruşturmanın, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” kapsamında yürütüldüğü bildirildi. Laçin, soruşturma kapsamında 7 Ekim’de İstanbul’daki evinde gözaltına alındı. Evinde de arama gerçekleştirildi. LAÇİN İFADESİNDE SUÇLAMALARI REDDETTİ Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında ifade veren Laçin, paylaşımını İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın parti değişikliğinin ardından yaşanan tartışmalar üzerine yaptığını belirtti. Laçin, ifadesinde amacının İzmirlileri sakinleştirmek olduğunu savunarak paylaşımında herhangi bir suç unsuru bulunmadığını söyledi. Ayrıca sözlerinin sosyal medya ortamında farklı şekilde yorumlandığını ifade ederek suçlamaları kabul etmedi. TUTUKLAMA TALEBİYLE HAKİMLİĞE SEVK EDİLDİ Savcılık işlemlerinin tamamlanmasının ardından Laçin, tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Laçin’in avukatları ise müvekkillerinin paylaşımının suç oluşturmadığını belirterek serbest bırakılmasını talep etti. BERNA LAÇİN SERBEST BIRAKILDI Soruşturmadaki adli işlemlerin ardından Laçin hakkında tutuklama talebinde bulunulmasına rağmen tutuklama kararı çıkmadı. Berna Laçin serbest bırakıldı. Böylece sosyal medya paylaşımı nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan Laçin, savcılık ifadesi ve hakimlik sürecinin ardından özgürlüğüne kavuştu.

UMUT ALTAŞ GÜLİSTAN DOKU CİNAYETİNİ FBI'A İTİRAF ETTİ Haber

UMUT ALTAŞ GÜLİSTAN DOKU CİNAYETİNİ FBI'A İTİRAF ETTİ

ABD'de FBI tarafından sorgulanan Umut Altaş, Gülistan Doku'nun araçta öldürüldüğünü gördüğünü iddia etti. Altaş, valinin oğlunun kendisine parçalanmış bir cesedin yer aldığı video gönderdiğini öne sürdü. Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen Gülistan Doku soruşturmasında önemli bir gelişme yaşandı. Hakkında yakalama kararı bulunan, ABD’deki Umut Altaş’ın FBI tarafından sorgulandığı ortaya çıktı. Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay'ın arkadaşı Umut Altaş, cinayetin detaylarını anlattı. Altaş, cesedin Pertek yolu çevresine gömülmüş olabileceğini, kendisinin cinayet sırasında olay yerinde bulunduğunu FBI görevlilerine aktardı. FBI, İKİ GÜN BOYUNCA SORGULADI Altaş’ın ifadesinin alınması amacıyla Türkiye tarafından hazırlanan kapsamlı soru listesi Amerikan makamlarına gönderilmişti. FBI ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları birimi görevlileri Altaş’ı 19 ve 20 Ağustos 2026 tarihlerinde Pennsylvania’daki Moshannon Valley İşleme Merkezi’nde iki gün boyunca sorguladığı öğrenildi. Sorgu kaydı, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü aracılığıyla adli mercilere ulaştırıldı. “GÜLİSTAN ARKA KOLTUKTAYDI, SİLAHI ÇIKARIP VURDU” Altaş’ın FBI’a ajanlarına anlattığı iddiaya göre olay 5 Ocak 2020 günü gerçekleşti. Altaş, Mustafa Türkay Sonel’le birlikte Gülistan Doku’nun bulunduğu bölgeye gittiklerini, Doku’yu köprü kenarında gördüklerini ve daha sonra Gülistan’ın BMW marka araca bindiğini ifade etti. Altaş’ın anlatımına göre Sonel sürücü koltuğunda, kendisi ön koltukta, Gülistan Doku ise arka koltukta oturuyordu. Altaş, Gülistan Doku’nun kendilerini “Beni rahat bırakın, neden beni takip ediyorsunuz?” şeklinde uyardığını, tartışmanın ardından çığlık atmaya başladığını iddia etti. Altaş'ın anlatımına göre, bu bağırışmanın ardından Mustafa Türkay Sonel, torpido gözünden siyah renkli bir tabanca çıkartı ve Gülistan Doku’yu vurdu. “CESEDİ BAGAJA TAŞIDIK” Sonel’in ise kendisine susmasını ve cesedi bagaja taşımakta yardım etmesini söylediğini iddia etden Altaş, başlangıçta bunu reddettiğini ancak sonunda Gülistan Doku’nun cesedini birlikte BMW’nin bagajına taşıdıklarını söyledi. KORUMA POLİSİ ŞÜKRÜ EROĞLU'NU ARADI Altaş’ın FBI'a verdiği ifadede, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruma görevlisi Şükrü Eroğlu'nu telefonla aradığını ileri sürdü. “BABAM BU İŞİ HALLEDECEK VE ORADAN KALDIRACAK” Sonel ve Eroğlu’nun yaklaşık 15-20 dakika görüştüklerini, kendisinin konuşmanın dışında kaldığını söyledi. Altaş’a göre Mustafa Türkay Sonel kendisine “Sus, kimseye bundan bahsetme. Babam bu işi halledecek ve ortadan kaldıracak” dediğini öne sürdü. ERTESİ SABAH: “MERAK ETME, HALLETTİK” Altaş, ertesi sabah Sonel’e neler olduğunu sorduğunu, aldığı cevabın ise “Merak etme, hallettik. Sadece kimseye hiçbir şey söyleme” olduğunu anlattı. FBI sorgusunda Gülistan Doku’nun son görüldüğü viyadüğü gören üniversite kamerasının kayıtlarına ilişkin de bir soru yöneltildi. Altaş, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine köprüye geri döndükleri sırada kameraların kayıt yapmayacağını bildiğini, ancak kamera kayıtlarının kim tarafından veya nasıl silindiğini bilmediğini söyledi. HAMİLELİK VE KÜRTAJ İDDİASI Dosyanın en dikkat çekici başlıklarından biri ise Gülistan Doku’nun hamile kaldığı ve kürtaja zorlandığı yönündeki iddialardı. Altaş, FBI sorgusunda bu konuda bilgi sahibi olmadığını söyledi. Ancak daha önce eski işvereni Rüstem Keskin’le yaptığı görüşmenin içeriği kendisine okununca; bu beyanları kabul etmek zorunda kaldı. Bu kayıtlarda; Altaş’ın Keskin’e, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine Gülistan’ın hamile kaldığını, kürtaj yaptırmasını istediğini, Gülistan’ın bunu kabul etmeyerek çığlık attığını ve bunun üzerine başından tek el ateş ederek öldürdüğünü anlattığını söylediği kayıtlara yansımıştı. FBI görevlileri, eski işverenine videodaki kişinin Gülistan olduğunu söylediği yönündeki eski beyanını hatırlattığında, Altaş bu sözlerin de kendisine ait olduğunu kabul etti ancak görüntüyü net göremediğini ileri sürdü. KRİTİK SORU: “CİNAYET SIRASINDA ORADA MIYDIN?” İki gün süren sorgunun en kritik başlıklarından biri 91'inci soruyla geldi. Altaş’a, “Gülistan Doku öldürüldüğü sırada Mustafa Türkay Sonel ve Gülistan Doku ile birlikte miydiniz? Olaya bizzat tanık oldunuz mu?” diye soruldu. Altaş'ın cevabında: “Hepsine evet” dedi ve olay yerinde olduğunu doğruladı. BABASINA MESAJI: “ROL YAPMAYI BIRAK, BENİ SUSTURAN SENDİN” Altaş sorgusunda Amerika'Ya nasıl geldiğini de anlattı. Türkiye’den 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’dan Meksika’ya uçtuğunu, ardından ABD sınırına geçtiğini söyledi. Sınırı yasa dışı şekilde geçebilmek amacıyla bir Meksika vatandaşına yaklaşık 10 bin dolar ödendiğini söyledi. Altaş’a göre bu para Tunceli’de babası tarafından doğrudan ilgili kişiye ödendi. Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıklarınca yürütülen soruşturmada, dosyaya giren bu sorgu ifadesinin, Gülistan Doku’ya ne olduğu ve cesedinin nerede bulunduğunun ortaya çıkarılmasına etkili olacağı düşünülüyor.

MABEL MATİZ'DEN "HA LEYLİM" SAVUNMASI: KLİBİM BİR SANAT ESERİ! Haber

MABEL MATİZ'DEN "HA LEYLİM" SAVUNMASI: KLİBİM BİR SANAT ESERİ!

"Ha Leylim" isimli şarkısının klibi nedeniyle hakkında "müstehcenlik" suçundan soruşturma başlatılan şarkıcı Mabel Matiz'in savcılık ifadesi ortaya çıktı. Suçlamaları kabul etmeyen Matiz, klipte müstehcenliğe ilişkin herhangi bir sahne veya gönderme bulunmadığını belirterek, ❝İki insanın birbirine bakması, karşılıklı dans etmeleri suç değildir.❞ dedi. Kamuoyunda Mabel Matiz olarak tanınan şarkıcı Karaca hakkında, dijital platformlarda yayımlanan "Ha Leylim" isimli şarkısına ait video klibin, şarkı sözleriyle birlikte değerlendirildiğinde "müstehcenlik" suçu kapsamında kaldığı gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca resen soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda savcılığa ifade veren Karaca, işlemlerinin ardından yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı. "ŞARKIDA AŞKI İFADE ETMEK İSTEDİM" Savcılık ifadesinde şarkının söz ve müziğinin kendisine ait olduğunu ve eseri yaklaşık 2 yıl önce yazdığını belirten Karaca, klibin kurgusunu yönetmen Tuncay ile birlikte hazırladıklarını anlattı. Karaca, "Şarkıda aşkı ifade etmek istedim. Klibin konusunu oluşturan kurguyu yönetmen Sinan Tuncay ile beraber hazırlamıştık. Şarkı hareketli bir şarkı olduğu için Trakya düğünlerini canlandırmak istedik." ifadelerini kullandı. "KLİPTE MÜSTEHCENLİĞE İLİŞKİN HERHANGİ BİR SAHNE BULUNMAMAKTADIR" Hakkındaki suçlamayı kabul etmeyen Karaca, şarkısının bir sanat eseri olduğunu savunarak, "Klipte müstehcenliğe ilişkin herhangi bir sahne, görüntü, gönderme bulunmamaktadır." dedi. Klipte iki erkeğin birbirine baktığı görüntülere ilişkin de Karaca, "İki insanın birbirine bakması, karşılıklı dans etmeleri suç değildir. Birbirlerine aşk ile de bakıyor olabilirler, nefret ile de bakıyor olabilirler, kırgınlıkla da bakıyor olabilirler. Bütün bunlar sinemanın, sanatın, edebiyatın konusuna dahildir ve suçlanmamalıdır." şeklinde konuştu. "ESERLERİMİ SÜREKLİ AÇIKLAMAK ZORUNDA BIRAKILMAM HAKSIZLIK" Eserleri üzerinden suç içerikli anlamlar çıkarılmasını kabul etmediğini belirten Karaca, "Sistematik bir şekilde yapmış olduğum çoğu eserden kimliğim üzerinden suç içerikli anlamlar çıkarılmasını kabul etmiyorum. Eserlerimi sürekli açıklamak zorunda bırakılmamın haksızlık olduğunu düşünüyorum." ifadelerini kullandı. Benzer eserlerin başka sanatçılar tarafından hazırlanması durumunda aynı değerlendirmelerin yapılıp yapılmayacağını sorguladığını dile getiren Karaca, hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini kaydetti.

DENİZ GÖKTAŞ'IN SAVUNMASI ORTAYA ÇIKTI: "HAKARET YA DA AŞAĞILAMA KASTIM YOK" Haber

DENİZ GÖKTAŞ'IN SAVUNMASI ORTAYA ÇIKTI: "HAKARET YA DA AŞAĞILAMA KASTIM YOK"

"Dini değerleri alenen aşağılama" ve "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarıyla yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan komedyen Deniz Göktaş'ın savcılık ifadesi ortaya çıktı. Göktaş, stand-up gösterisindeki ifadelerinin mizah amacı taşıdığını belirterek suçlamaları kabul etmedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında ifade veren Deniz Göktaş, gösterisinde kullandığı ifadelerin toplumsal olayları mizahi bir dille ele almak amacıyla kullanıldığını savundu. "TOPLUMSAL KORKULARI MİZAHLA ANLATMAYA ÇALIŞTIM" Savcılıkta, gösterisindeki "canlı bomba" ifadeleri sorulan Göktaş, sözlerinin geçmişte yaşanan terör saldırılarının toplumda oluşturduğu korkuya yönelik bir mizah unsuru olduğunu öne sürdü. Psikoloji mezunu olduğunu belirten Göktaş, toplumun korktuğu konuları mizahi bir dille anlatmaya çalıştığını ve amacının yalnızca espri üretmek olduğunu söyledi. "CUMHURBAŞKANI'NA HAKARET KASTIM YOK" Gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik kullandığı ifadeler de sorulan Göktaş, bu bölümün kişisel gelişim videolarına gönderme yapan bir espri olduğunu savundu. Göktaş, "Burada herhangi bir hakaret ya da aşağılama kastım yoktur." ifadelerini kullandı. Savcılık sorgusunda yer alan "Siz diktatör müsünüz?" ve "Ben diktatör olsaydım" sözlerine ilişkin ise avukatları, "diktatör" ifadesinin siyaset literatüründe kullanılan bir kavram olduğunu ve hakaret niteliği taşımadığını ileri sürdü. "KUTSAL KİTAPLARI HEDEF ALMADIM" Gösterisinde kitaplara ilişkin kullandığı ifadelerin de sorulması üzerine Göktaş, konuşmasının kutsal kitaplara yönelik olmadığını belirterek Kur'an-ı Kerim'i hedef alan bir söylemde bulunmadığını ifade etti. Gösteride kullandığı "FETÖ projesi" ifadesinin ise daha önce bir izleyicinin gösterisi hakkında yaptığı yoruma gönderme olduğunu ve bunu mizahi amaçla kullandığını söyledi. Kurban Bayramı'yla ilgili anlattığı bölümün de çocukluk anısından ibaret olduğunu belirten Göktaş, dini değerleri hedef alma amacının bulunmadığını savundu. AVUKATLARINDAN TUTUKLAMA TALEBİNE İTİRAZ Göktaş'ın avukatları, söz konusu stand-up gösterisinin 2023 yılından bu yana yaklaşık 198 kez sahnelendiğini, bugüne kadar gösteri hakkında herhangi bir adli işlem yapılmadığını belirtti. Müvekkillerinin soruşturmayı öğrenmesine rağmen kendi isteğiyle yurt dışından Türkiye'ye döndüğünü ifade eden avukatlar, kaçma ve delil karartma şüphesinin bulunmadığını savunarak serbest bırakılmasını talep etti. Savcılık ifadesinin ardından Deniz Göktaş, "dini değerleri alenen aşağılama" ve "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından tutuklanması talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Hakimlik, Göktaş'ın her iki suçtan da tutuklanmasına karar verdi.

KUZENİ ÖLDÜRÜLEN ENGİN POLAT'IN İFADESİNDE SUÇ ÖRGÜTÜ DETAYI Haber

KUZENİ ÖLDÜRÜLEN ENGİN POLAT'IN İFADESİNDE SUÇ ÖRGÜTÜ DETAYI

İzmir'in Çeşme ilçesinde silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Can Polat'ın ardından ifade veren Engin Polat'ın, olayın arkasında organize suç örgütü olabileceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu öğrenildi. Alaçatı'da meydana gelen olayda, Engin Polat'ın amcasının oğlu ve aynı zamanda şoförü ile koruması olarak görev yapan Can Polat (37), aracına bindiği sırada silahlı saldırıya uğradı. Ağır yaralanan Polat, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Olayın ardından kaçan şüpheli S.A. (23), polis ekiplerince kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı. "DAHA ÖNCE DE RESMİ BAŞVURULARIMIZ OLDU" Emniyette ifade veren Engin Polat'ın, hayatını kaybeden Can Polat'ın amcasının oğlu olduğunu ve yanında şoför olarak çalıştığını anlattığı belirtildi. Polat'ın ifadesinde, eşi Dilan Polat ile birlikte iki gündür Çeşme'de tatilde olduklarını söylediği, yaklaşık iki yıldır organize suç örgütü tarafından tehdit edildiklerini öne sürdüğü öğrenildi. Engin Polat'ın, söz konusu tehditlerle ilgili daha önce emniyet birimlerine başvurarak resmi ifade verdiğini de aktardığı kaydedildi. "HERHANGİ BİR ŞÜPHELİ DURUM FARK ETMEDİK" İfadesinde olay öncesine ilişkin de bilgi veren Polat'ın, Çeşme'deki konaklamaları sırasında herhangi bir tartışma ya da gerginlik yaşamadıklarını belirttiği öğrenildi. Polat'ın ayrıca, son dönemde yeni bir tehdit mesajı almadıklarını ve takip edildiklerine dair herhangi bir şüphe hissetmediklerini söylediği ifade edildi. SORUŞTURMA SÜRÜYOR Can Polat'ın yaşamını yitirdiği silahlı saldırıyla ilgili olarak gözaltına alınan şüpheli S.A.'nın emniyetteki işlemleri sürüyor. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla başlatılan soruşturmanın devam ettiği bildirildi.

CHP KURULTAYI SORUŞTURMASINDA ÖZKAN YALIM’DAN EK İFADE Haber

CHP KURULTAYI SORUŞTURMASINDA ÖZKAN YALIM’DAN EK İFADE

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında ek ifade veren görevden uzaklaştırılan Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın, kurultay sürecine ilişkin dikkat çeken iddialarda bulunduğu öğrenildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada ifade veren Yalım, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in genel başkan seçilmesi için aktif çalışma yürüttüğünü söyledi. Yalım’ın ifadesinde, "Yaklaşık 40 ilde delegelerle birebir görüştüm ve yaklaşık 700 delegeyi telefonla arayarak Özgür Özel’e oy vermeleri yönünde ikna etmeye çalıştım" dediği belirtildi. Kurultaydan kısa süre önce 115 delegeden imza topladığını kaydeden Yalım’ın, "CHP 38. Olağan Kurultayı’nda Özgür Özel’i destekliyorum’ yazılı imzaları topladım ve bunları Selin Sayek Böke’ye teslim ettim" ifadelerini kullandığı öğrenildi. Soruşturma dosyasına giren ifadede Yalım’ın, bazı delegelerin destek karşılığında çeşitli taleplerde bulunduğunu da öne sürdüğü belirtildi. Yalım’ın, "Kahramanmaraş delegesi olduğunu öğrendiğim bir kişi, iki çocuğunun İstanbul’daki belediyelerde işe alınması halinde destek vereceğini söyledi" dediği aktarıldı. Kurultay sürecindeki koordinasyona ilişkin de açıklamalarda bulunan Yalım’ın, seçim koordinasyon merkezinin genel koordinatörünün Veli Ağbaba olduğunu, İstanbul’dan sorumlu ismin ise Suat Özçağdaş olduğunu düşündüğünü söylediği kaydedildi. Yalım’ın ifadesindeki en dikkat çekici bölüm ise para transferi iddiası oldu. İfadede, "Özgür Özel’e 1 milyon TL verdim. Bu para kongre ve seçim çalışmalarının masrafları için talep edildi. Parayı Demirhan Gözaçan aracılığıyla teslim ettim" dediği belirtildi. Kurultay günü salonda bulunduğunu ifade eden Yalım’ın, iddia edilen delege pazarlıklarına tanık olmadığını söylediği ve suçlamaları kabul etmediği öğrenildi. Öte yandan Yalım’ın avukatları tarafından savcılığa sunulan açıklamada, müvekkillerinin kurultay sürecine ilişkin bildiklerini samimi şekilde anlattığı belirtilerek, dosyada suçlamaları destekleyen somut delil bulunmadığı ve takipsizlik kararı verilmesi gerektiği savunuldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.