#Kahramanmaraş

- Kahramanmaraş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kahramanmaraş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

44 KİŞİNİN ÖLDÜĞÜ BİNANIN MÜTEAHHİDİ: "İNŞAATTAN ANLAMAM" Haber

44 KİŞİNİN ÖLDÜĞÜ BİNANIN MÜTEAHHİDİ: "İNŞAATTAN ANLAMAM"

44 kişinin öldüğü yıkılan sitenin müteahhidi H.Ç., “Müteahhidim ama inşaattan anlamam. İlkokul mezunuyum” diyerek dikkat çeken bir savunma yaptı. DAVA 4. AĞIR CEZA MAHKEMESİ'NDE GÖRÜLÜYOR Kahramanmaraş’ın Dulkadiroğlu ilçesi Yahya Kemal Mahallesi'nde yer alan 2 bloklu Said Bey Sitesi, 6 Şubat 2023’teki depremin ilk dakikalarında çökmüş, enkaz altında kalan 44 kişi yaşamını yitirmişti. Olayla ilgili açılan davada biri tutuklu müteahhit olmak üzere 8 sanık ve 2 kamu görevlisi yargılanıyor. "BEN MARKETÇİYİM, İNŞAATI USTALAR YAPTI" Duruşmada savunmasını yapan ve 22 yıl 6 aya kadar hapsi istenen tutuklu müteahhit H.Ç., suçlamaları reddetti. 35 yıldır market işletmeciliği yaptığını söyleyen H.Ç., “Ben sadece yatırım yaptım, binayı ben yapmadım. Malzeme seçiminde bilgim yok. Ustalar ne aldıysa onu kullandılar. Ben müteahhidim ama anlamam. İlkokul mezunuyum. Orada market açmak istedik, en iyi malzeme kullanılsın dedik. Keşke yatırım yapmasaydım, ben de mağdurum. Yakınlarımı kaybettim. Suçsuzum, tahliyemi istiyorum” diye konuştu. KAMU GÖREVLİLERİ BERAATİNİ İSTEDİ Dönemin Dulkadiroğlu Belediyesi İmar Müdürü A.Ö. ve Müdür Yardımcısı S.B. de önceki beyanlarını tekrar ederek, üzerlerine atılı suçlamaları reddetti ve beraat talebinde bulundu. MAĞDUR AİLELERDEN ADALET TALEBİ Mahkeme heyeti, müştekilerin ve hayatını kaybedenlerin yakınlarının ifadelerini aldıktan sonra duruşmayı 10 Nisan 2026 tarihine erteledi. Duruşma çıkışında konuşan depremzede Nevres Akkaya, “Asıl sorun binaya eklenen asma katta. Bilirkişi raporları da bunu destekliyor. Yine de adaleti bulmakta zorlanıyoruz. Umudumuzu yitirmedik, adalete güveniyoruz” ifadelerini kullandı.

TÜRK DİL KURUMU AÇIKLADI: 2025’İN KELİMESİ “DİJİTAL VİCDAN” Haber

TÜRK DİL KURUMU AÇIKLADI: 2025’İN KELİMESİ “DİJİTAL VİCDAN”

Yaklaşık 300 bin oyla seçilen “dijital vicdan” kavramı, dijital çağın insan ruhunda ve sosyal yaşamda bıraktığı etkileri çarpıcı şekilde özetliyor. Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, “Bu kavram, ekranlara sıkışan insanlığın vicdani reflekslerini sorgulatan yeni bir gerçekliği ifade ediyor” dedi. VİCDAN DİJİTALE SIKIŞTI: YILIN KAVRAMI 'DİJİTAL VİCDAN' Türk Dil Kurumu ile Ankara Üniversitesi İletişim Araştırmaları ve Uygulama Merkezi (İLAUM) iş birliğiyle yürütülen “Yılın Kelimesi” çalışması bu yıl da yoğun ilgi gördü. Türkiye genelinden gelen 41 bini aşkın öneri arasından, alanında uzman 23 kişilik jüri tarafından belirlenen beş kavram halkın oyuna sunuldu. Finalde yarışan kavramlar arasında “dijital vicdan”, “vicdani körlük”, “çorak”, “eylemsiz merhamet” ve “tek tipleşme” yer aldı. Oylama sonucunda, yaklaşık 300 bin kişinin tercihiyle 2025’in kelimesi “dijital vicdan” oldu. PROF. DR. MERT: "VİCDANIN EKRAN ARKASINDA SİLİKLEŞTİĞİ BİR ÇAĞDAYIZ" Kahramanmaraş’ta açıklamalarda bulunan TDK Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, dijital çağda yaşanan duyarlılık erozyonuna dikkat çekti. Mert şu ifadeleri kullandı: “Bugün dünyada Filistin'de binaların yüzde 98’i yok edilmiş, Doğu Türkistan’da sistematik baskılar, Myanmar’da trajediler yaşanıyor. Ancak biz bu devasa acıları yalnızca küçük ekranlardan izliyor, bir ‘beğeni’, bir ‘yorum’ ya da bir ‘hikâye’ ile vicdanımızı rahatlatmaya çalışıyoruz. İşte bu, tam da dijital vicdan kavramını tanımlıyor.” TDK'nın bu kampanyayla amacının sadece bir kelime belirlemek değil, toplumda dil, kültür ve vicdani farkındalık oluşturmak olduğunu belirten Prof. Dr. Mert, halkın gösterdiği ilgiden memnun olduklarını söyledi. TDK SÖZLÜĞÜNDE VİCDAN VE YENİ DİJİTAL TANIMI TDK, vicdanı "kişiyi kendi davranışları hakkında yargıya varmaya sevk eden, içsel denetimi sağlayan duygu" olarak tanımlarken, “dijital vicdan” kavramı ise bu tanımın dijital çağda geçirdiği dönüşümü yansıtıyor. Açıklamada, özellikle sosyal medya üzerinden yapılan tepkilerin, bireylerde geçici bir rahatlama sağladığı ancak bu durumun toplumsal sorumluluk bilincini zayıflatabileceği vurgulandı. SOSYAL MEDYANIN GÖLGEDE BIRAKTIĞI GERÇEKLİK Uzmanlar, “dijital vicdan”ın yalnızca sosyal medyada paylaşılan içeriklerle sınırlı kalınan, gerçek eylemlerin yerini sanal tatminlerin aldığı bir çağ eleştirisi olduğuna dikkat çekiyor. Beğeniler, filtrelenmiş görseller ve kısa süreli gündemler, zamanla bireyleri eylemsiz şefkate ve alışkanlık haline gelen ilgisizliğe sürüklüyor. "DİJİTAL VİCDAN" NE ANLATIYOR? Pasif duyarlılık: Acıya karşı dijitalde tepki verip gerçek hayatta sessiz kalmak Eylemsizlik: Beğen, paylaş, unut... Toplumsal yabancılaşma: Gerçekten uzakta, içerikle meşgul olmak Sahte empati: Kalpten değil, ekrandan gelen tepkiler YILIN KELİMESİ SEÇİM SÜRECİ HAKKINDA: Toplam öneri: 41.800 Farklı kelime/kavram sayısı: 8.000+ Jüri: Akademisyenler, edebiyatçılar, iletişim uzmanları (23 kişi) Final oylaması: 5 kelimeye halk oylaması Toplam oy: Yaklaşık 300.000 Kazanan: Dijital Vicdan

KAAN TANGÖZE ÜNİVERSİTEDE KONSER VERDİ: ORTALIK KARIŞTI Haber

KAAN TANGÖZE ÜNİVERSİTEDE KONSER VERDİ: ORTALIK KARIŞTI

Duman grubunun solisti Kaan Tangöze’nin, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Yunus Emre Kongre Merkezi'ndeki konserinde söylediği “Baltalar Elimizde” şarkısının sözlerini değiştirmesi tartışma yarattı. Gelen tepkiler üzerine KSÜ Rektörlüğü, konserin organizasyonuna dair yazılı açıklama yaparak, “Sadece salonu kiraladık, içerikten sorumlu değiliz” dedi. TARTIŞMALI ŞARKI SÖZLERİ ORTALIĞI KARIŞTIRDI Tangöze’nin 19 Kasım Çarşamba günü verdiği konserde seslendirdiği şarkının sözlerine eklediği “Bu ormanı yaksak da mı satsak, rezidans çaksak?”, “Bu sinemayı yaksak da mı satsak, AVM çaksak?” gibi ifadeler, sosyal medyada ve bazı sivil toplum kuruluşları arasında tepkiye neden oldu. Bazı kesimler, şarkının içeriğinde "ironi" olsa da, sözlerin kamuoyunda devlet büyüklerine ve milli değerlere hakaret algısı oluşturduğunu savundu. ÜNİVERSİTE: “KONSERİN İÇERİĞİNDEN SORUMLU DEĞİLİZ” Kamuoyundaki eleştirilerin artması üzerine KSÜ Rektörlüğü yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, “Salon organizasyon şirketine ücret karşılığı tahsis edilmiştir. Üniversitemizin bu etkinliğin içeriğiyle hiçbir ilgisi yoktur” denildi. Ayrıca etkinliğin üniversitenin resmî kanallarında duyurulmadığı, programda üniversite yöneticilerinin yer almadığı vurgulandı. “İTİBARSIZLAŞTIRMA ÇABASI, HUKUKİ HAKLARIMIZ SAKLI” Rektörlük, bazı grupların KSÜ’yü hedef alan açıklamalarını “iftira ve karalama kampanyası” olarak nitelendirdi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Rektörlüğümüz; kurumumuzu ve yöneticilerimizi hedef gösteren, toplumda infial oluşturmayı amaçlayan tüm açıklamaları not etmektedir. Bu çerçevede gereken her türlü idari ve hukuki süreç başlatılmıştır.” “MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERE TAVİZ YOK” Üniversite yönetimi, açıklamasının sonunda KSÜ’nün milli ve manevi değerlere bağlı bir kurum olduğunun altını çizerek, “Hiçbir devlet büyüğüne hakaret içeren içerik ve söylemler kabul edilemez” ifadesine yer verdi. TANGÖZE’NİN SÖZLERİ TEPKİ GÖREN ŞARKI SÖZLERİ ŞÖYLEYDİ: “Baltalar elimizde, imarı cebimizde. Biz gideriz ormana, hey ormana... Bakanlar yanımızda, başkan önümüzde. Bu ormanı yaksak da mı satsak, yıkıp yerine rezidans çaksak? İyi para ediyor. Bu sinemayı yaksak da mı satsak, buraya da mı bir AVM çaksak? İyi para ediyor. Bu parka Topçu Kışlası mı yapsak, buraya da mı bir AVM çaksak? İyi para ediyor…”

92 ÖĞENCİSİNİ KAYBEDEN ÖĞRETMENİN EN ACI 24 KASIM'I Haber

92 ÖĞENCİSİNİ KAYBEDEN ÖĞRETMENİN EN ACI 24 KASIM'I

Öğrencilerinden 24’ünün hâlâ kayıp olduğunu belirten Acıpayam, "Her 24 Kasım geldiğinde acımız tazeleniyor. 92 canımızı, bu ülkenin 92 geleceğini kaybettik" diyerek yaşadığı acıyı dile getirdi. “HER 24 KASIM’DA YÜREĞİMİZ YANIYOR” Kahramanmaraş’ta görev yapan Acıpayam, öğrencilerinin defnedildiği mezarlıklarda duygusal anlar yaşadı. Öğretmenler Günü’nü buruk geçirdiklerini belirten Acıpayam, şu ifadeleri kullandı: "Bir çocuk bir ülkenin geleceği demek. Biz 92 geleceği kaybettik. Her 6 Şubat ve 24 Kasım’da mezarlarını ziyaret ediyoruz. Hatıralarını yaşatmaya çalışıyoruz. Enkazdan kalan defterleri, kalemleri, kitapları küçük bir müzede sergilemek için hazırlık yapıyoruz." "Anne babalardan sonra bu acıyı en çok biz öğretmenler yaşadık. Çünkü öğretmenler çocukların hayatında ikinci sıradadır." “ÖLÜM ŞİİRİ YAZAN ÖĞRENCİM, ÖLÜMÜ TATTI” Depremden kısa süre önce bir öğrencisinin ölüm temalı şiir yazmak istediğini aktaran Acıpayam, yaşadığı sarsıcı bir hatırayı şu sözlerle anlattı: "O çocuğum çok güzel bir şiir yazmıştı. Ona Cahit Sıtkı’yı örnek göstermiştim. 6 Şubat bize gösterdi ki o çocuk sadece yazmadı, ölümü bizzat tattı." Deprem anında öğrencilerinden gelen bir mesajı da paylaşan Acıpayam, "Bir öğrencim 'Hocam iyi misiniz?' diye mesaj attı. Enkazdan sağ çıkardık ama bacağını kaybetti. Yaklaşık 15 gün sonra vefat etti" dedi. “İSMİ OLAN BİR MEZAR BİLE MUTLULUKTU” Depremde ailesini kaybeden bazı çocukların kimsesizler mezarlığına gömülme riski taşıdığını ifade eden Acıpayam, kimlik tespiti için verdikleri çabayı şöyle anlattı: "Bu çocukların kim olduklarını belirlemek için uğraştık. Bir ismi olan mezara defnedilmeleri bile bizim için mutluluktu. Ancak hâlâ resmi kayıtlara geçmeyen, ne bizim ne devletin bulabildiği 24 kayıp çocuğumuz var. Onların mücadelesini de sürdürüyoruz"

“HASTANE ‘BURADA ÖLMEZ’ DEDİ, EŞİ POMPALIYLA KATLETTİ” Haber

“HASTANE ‘BURADA ÖLMEZ’ DEDİ, EŞİ POMPALIYLA KATLETTİ”

Kahramanmaraş’ta boşandığı eşi Eser Karaca’yı (42) pompalı tüfekle öldüren Atilla Ayıntaplı’nın (44) yargılandığı davanın ilk duruşmasında cumhuriyet savcısı, sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Kahramanmaraş 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasına, tutuklu sanık Atilla Ayıntaplı, taraf avukatları, Karaca’nın ailesi ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı temsilcileri katıldı. Cumhuriyet savcısı, esas hakkındaki mütalaasında sanığın “boşandığı eşe karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle, Karaca’nın yanında bulunan Ç.A.’yı tehdit ettiği gerekçesiyle de “silahla tehdit” suçundan 7 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti. Savcı ayrıca sanık hakkında iyi hal indirimi uygulanmamasını istedi. OLAY Olay, 21 Mayıs’ta merkez Onikişubat ilçesindeki özel bir hastanede meydana geldi. Poşete sakladığı pompalı tüfekle hastaneye gelen Atilla Ayıntaplı, eski eşi Eser Karaca’yı 3 el ateş ederek öldürdü. Karaca’nın daha önce eski eşi hakkında üç kez uzaklaştırma kararı aldırdığı, olay günü ise dördüncü uzaklaştırma kararının çıktığı öğrenildi. TANIK İFADELERİ DİNLENDİ Duruşmada tanık olarak dinlenen Karaca’nın arkadaşı Ç.A., olay günü Karaca ile birlikte odada bulunduğunu belirterek, “Sanık bana odadan çıkmamı söyledi. Çıkmayınca ikimizi de öldüreceğini söyledi. Daha sonra biz odadan kaçtık. Cinayet anını görmedim.” dedi. Sanık Ayıntaplı ise suçlamaları kabul etmediğini belirterek, Ç.A.’yı olayın sorumlusu olarak gösterdi. “BURADA ÖLDÜRMEZ” İDDİASI Karaca ailesinin avukatı Mahmut El, sanığın olay günü hastaneden randevu aldığını belirterek, “Müvekkilim korkarak izin istemiş. Hastane yönetimi ise ‘Burası kalabalık, seni burada öldürmez’ cevabını vermiş. Ancak Karaca aynı gün hastanede öldürülmüştür.” ifadelerini kullandı. Karaca’nın kızı ve yakınları, sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi. Mahkeme heyeti, taraflara savunma için süre vererek duruşmayı 10 Ekim’e erteledi.

DEPREM BÖLGESİNDEN GELEN KONTEYNERLER ÇÜRÜYOR Haber

DEPREM BÖLGESİNDEN GELEN KONTEYNERLER ÇÜRÜYOR

Ciddi yıkıma ve binlerce can kaybına yol açan Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında, Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası'nın önderliği ve organizesi ile deprem bölgesinde ilçemizin ismini taşıyan "Gemlik Konteyner Kenti" kurulmuştu. Depremde yuvalarını kaybetmiş yüzlerce kişiye, deprem sonrası barınacakları bir yuva imkanı sunulmuştu. Bölgede hizmete sunulan ilk konteyner kent olma özelliğini taşıyan tesis, takdir toplamış ve Gemlik halkına büyük bir sevgi seli oluşmuştu. GTSO'ya üye çok sayıda müessese ve hayırsever Gemliklilerin desteği ile temin edilen 100'den fazla konteyner, yine odaya bağlı nakliye firmaları tarafından ücretsiz ve süratle Gemlik'ten deprem bölgesine ulaştırılmıştı. Oda yönetiminin AFAD'a, mülkiyetinin Gemlikli hayırseverlerde kalacağı şekilde, iade şartı ile bağışladığı konteynerler, yine odaya kayıtlı Gemlikli nakliyeciler tarafından, bölgede ihtiyaç kalmayınca geri getirilmişti. Gemlik Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı'nda gösterilen alana istiflenen konteynerlerin terk edildiği ortaya çıktı. Konteynerlerin bulundukları alanda, uzun süredir hizmet dışı şekilde beklediği ve bazılarının deforme olarak, çürümeye başladığı öğrenildi. GTSO yetkililerinin, Gemlik Kaymakamlığı ve Gemlik Belediyesi tarafından yer tahsisi yapılması durumunda, konteynerler için altyapı çalışmasını ve hasar görmüş konteynerlerin bakımlarını yapabileceklerini ilettikleri öğrenildi. Oda yetkililerinin, bu konteynerler ile Gemlik'te kurulacak yeni konteyner kentin, eğitim faaliyetlerinin yanı sıra depremde ilçemizde görev yapacak kurtarma ekiplerinin konaklaması için kullanılmasını önerdikleri bilgisi edinildi. İHA

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.