#Obezite

- Obezite haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Obezite haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BURSA'DA FETHİN 700. YILI İÇİN KOŞTULAR Haber

BURSA'DA FETHİN 700. YILI İÇİN KOŞTULAR

Bursa'da fetih kutlamaları kapsamında düzenlenen 18. Uluslararası Osmangazi Tarihi Kent Koşusu, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Tarihi atmosferde koşulan organizasyonda dereceye giren sporcular belli olurken, renkli görüntüler yaşandı. Osmangazi Belediyesi tarafından organize edilen koşu, Tophane Saltanat Kapısı'ndan verilen startla başladı. Yaklaşık bin 500 sporcunun katıldığı etkinlikte yarışmacılar, Bursa'nın tarihi sokaklarında koşarak Pınarbaşı Meydanı'nda finiş yaptı. Koşu öncesinde açıklamalarda bulunan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, organizasyonun geleneksel hale geldiğini belirterek, "Kent koşumuzun 18'incisini tamamladık. 700. yıl anma etkinliklerinin de 21'incisini bugün gerçekleştirdik. Bin 500'e yakın sporcumuza, 3 yaşındaki koşucudan 80 yaşındaki katılımcıya kadar herkese teşekkür ediyoruz. Sağlıklı yaşam açısından bu tür etkinlikler çok değerli" dedi. Aydın, obezite ve kötü beslenmeye dikkat çekerek, "Gençleri dijital bağımlılıktan uzaklaştırmak için spor çok önemli" ifadelerini kullandı. Koşuya katılan Şükrü Deviren ile birlikte parkuru tamamladıklarını belirten Aydın, sözlerini esprili bir dille sürdürdü. Bursaspor vurgusu: "Şampiyonluğu ilan edebiliriz" Başkan Aydın, günün devamında oynanacak Bursaspor karşılaşmasına da değinerek, "Eskişehir'e gidiyoruz. İnşallah rakipler puan kaybederse bugün şampiyonluğu ilan edeceğiz. 30 bin kişi Eskişehir'e gidiyor. Orada şampiyonluk havasıyla galibiyet alıp akşam kutlama yapmayı umut ediyoruz" diye konuştu. Dereceye girenler belli oldu Kadınlar kategorisinde Ülfet Mutlu Gökova birinci olurken, Rahime Çotuk ikinci, Asya Gökova ise üçüncü oldu. Erkeklerde Berk Öztürk birinci, Muhammed Bilal Osman ikinci, Sefa Özdemir üçüncü sırada yer aldı. Özel sporcular kategorisinde ise Hakan Kurtul birinci oldu. Berk Öztürk: "Atmosfer çok güzeldi" Erkekler kategorisi birincisi Berk Öztürk, yarış sonrası yaptığı açıklamada, "Bandırma'dan katılıyorum. Parkur güzeldi, hava güzel, atmosfer çok iyiydi. Osmangazi Belediyesi'ne teşekkür ediyorum. Katılan tüm sporcuları tebrik ediyorum" dedi. Ülfet Mutlu Gökova: "Geçen yıl ikinciydim, bu yıl birinci oldum" Kadınlar birincisi Ülfet Mutlu Gökova ise mutluluğunu şu sözlerle dile getirdi: "Milli sporcuyum, beden eğitimi öğretmeniyim. Daha önce de katıldım, geçen yıl ikinci olmuştum. Bu yıl daha çok çalıştım ve birinci oldum. Kızım da üçüncü oldu, çok mutluyum. Organizasyon çok güzel, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Çalışınca oluyor" ifadelerini kullandı. Yarış sonunda düzenlenen törende dereceye giren sporculara kupaları verilirken, Bursa'nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen koşu, hafta sonunun en dikkat çeken organizasyonlarından biri oldu.

TÜRKLER AMERİKALILAR GİBİ YAŞIYOR OBEZİTE ARTIYOR Haber

TÜRKLER AMERİKALILAR GİBİ YAŞIYOR OBEZİTE ARTIYOR

İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Düriye Sıla Karagöz Özen, Türkiye’de obezitenin hızla arttığını belirterek, Türkler artık Amerikalılar gibi besleniyor ve yaşıyor uyarısında bulundu. HER 100 KİŞİDEN 40’I RİSK ALTINDA Uzmanlara göre Türkiye’de erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 25 ila 45’i obezite sınırının üzerinde bulunuyor. Bu da sokakta her 100 kişiden yaklaşık 40’ının risk altında olduğu anlamına geliyor. Türkiye’nin obezite sıralamasında Avrupa’da ilk sırada yer aldığına dikkat çekildi. NEDENİ: FAST FOOD VE HAREKETSİZ YAŞAM Obezitenin artmasında en önemli faktörler: Fast food ve işlenmiş gıda tüketimiYüksek karbonhidratlı beslenmeEkran başında geçirilen sürenin artmasıFiziksel aktivitenin azalması olarak sıralandı. “AMERİKAN TARZI YAŞAM YAYGINLAŞTI” Doç. Dr. Özen, Türkiye’de yaşam alışkanlıklarının değiştiğini belirterek, "Artık biz de Amerikan toplumuna benzer şekilde besleniyoruz" dedi. Özellikle çocuklarda açık hava aktivitelerinin azalması ve ekran bağımlılığının artması riskin büyümesine neden oluyor. BEL ÇEVRESİ KRİTİK GÖSTERGE Uzmanlar, obeziteyi anlamak için sadece kilo değil bel çevresinin de önemli olduğunu vurguladı: Kadınlarda 90 cm üzeri Erkeklerde 100 cm üzeri ölçülerin obezite göstergesi olduğu ifade edildi. CİDDİ HASTALIKLARA YOL AÇIYOR Obezitenin; Diyabet Hipertansiyon Kalp-damar hastalıkları gibi birçok ciddi hastalığın temel risk faktörü olduğu belirtilerek, erken önlem alınması gerektiği vurgulandı.

İNGİLTERE'DE ZAYIFLAMA İĞNESİ İÇİN TEŞVİK ÖDEMESİ YAPILACAK Haber

İNGİLTERE'DE ZAYIFLAMA İĞNESİ İÇİN TEŞVİK ÖDEMESİ YAPILACAK

Türkiye'de zayıflama iğnesi konusunda insan sağlığına etkileri tartışılırken İngiltere'den dikkat çekici bir haber geldi. İngiltere'de obeziteyle mücadele çerçevesinde ödeme gücü olmayanların da zayıflama iğnelerine erişebilmelerini sağlamak için bu iğneleri reçete eden aile hekimliklerine yıllık 3 bin sterline kadar prim ödenmesine ilişkin yeni bir teşvik programı başlatacak. İngiltere’de maddi gücü olmayanların zayıflama iğnelerine reçeteli olarak erişebilmelerini sağlamak amacıyla bu iğneleri reçete eden aile hekimliği muayenehanelerine teşvik sağlanması yoluna gidilecek. Bu çerçevede gerekli durumlarda hastalara zayıflama iğnesi reçete eden muayenehanelere yıllık 3 bin sterline kadar prim ödenecek. İngiltere Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanı Wes Streeting yaptığı açıklamada, obezite iğnelerine erişimin ödeme gücüne değil, ihtiyaca dayanması gerektiğini ifade etti. Maddi imkanı olmayan hastaların da bu ilaca ulaşabilmesini hedeflediklerini vurgulayan Sağlık Bakanı Wess, "Parası olanların ilacı Ulusal Sağlık Servisi (NHS) dışında özel olarak satın aldığına ve hastaları riske atan, tehlikeli ve ruhsatsız ilaçlar pazarlayan sahte reçete yazanların da çoğaldığına şahit olduk" dedi. İngiliz Bakan, yeni teşvik programının NHS’nin temelini oluşturan adalet ilkesini, zayıflama iğneleri alanına da taşıyacağını söyledi. 25 MİLYON STERLİN'LİK BÜTÇE Zayıflama ilacını teşvik eden muayenehanelere ödenecek prim, muayenehanenin büyüklüğüne göre değişecek. Teşvik programı, 25 milyon sterlinlik özel tahsis edilen bir bütçe ile desteklenecek. HASTALAR KENDİLERİ KARŞILIYORDU NHS, geçtiğimiz yaz itibarıyla zayıflama iğnelerini sisteme dahil etmişti. Ancak bu ilaçlar tüm aile hekimleri tarafından beklenilen ölçüde reçete edilmiyordu ve bu ilaçları kullanan yaklaşık 2.4 milyon vatandaşın çoğu, ilaçları kendi ceplerinden karşılayarak ediniyordu.

NİLÜFER'DE GÜNDEM PARKİNSON VE ALZHEİMER Haber

NİLÜFER'DE GÜNDEM PARKİNSON VE ALZHEİMER

Nilüfer Belediyesi’nin toplum sağlığını koruma ve farkındalık oluşturma amacıyla düzenlediği "Sağlık Buluşmaları"nda Medicana Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Büşra Er, "Bunama-Parkinson-Alzheimer nedir? Ne değildir?" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde düzenlenen programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Günümüzde insan ömrünün uzamasıyla bunama, Alzheimer ve Parkinson hastalıklarının daha fazla görülmeye başladığını söyleyen Dr. Er, hastalıklarla başa çıkma ve korunma yolları hakkında bilgiler paylaştı. Dr. Büşra Er, her unutkanlığın demans olmadığını belirterek, aradaki farka dikkat çekti. Unutkanlığın basit bir hafıza eğitimi gibi görülebilirken, demansın merkezi sinir sisteminin hasar görmesi sonucu zihinsel yeteneklerin kalıcı ve ilerleyici şekilde bozulması olduğunu söyledi. Demans hastalığında beynin hafıza merkezinin hasar aldığını ve tüm beynin yaygın olarak küçüldüğünü ifade eden Er, belirtileri arasında sadece unutkanlığın değil; konuşma bozukluğu, yön bulma güçlüğü, karar verme zorluğu, kişilik değişiklikleri ve el becerilerinde bozulmaların da görüldüğünü kaydetti. Doktora başvurmak çok önemli Alzheimerda stres faktörünün de öne çıktığını anlatan Er, 65 yaş üstü olmanın risk faktörleri arasında yer aldığını belirterek, aile öyküsü olanların da konuyla ilgili kontrollü ilerlemesini tavsiye etti. Er, tansiyon, şeker, yüksek kolesterol, obezite ve B12 ve D vitamini eksikliğini de riski faktörleri arasında sıraladı. Alzheimer için henüz tam bir tedavi olmadığını ve ilaçların sadece kötüleşmeyi yavaşlattığını söyleyen Er, "Yol yakınken, klinik tespitler ilerlemeden doktora başvurmak çok önemli" dedi. Her el titremesi parkinson değildir Alzheimer’dan sonra en sık görülen nörodejeneratif hastalığın Parkinson olduğunu ifade eden Dr. Er, hastalığın beyindeki dopamin üreten hücrelerin kaybıyla ortaya çıktığını söyledi. Hastalığın temel özelliklerinden bahseden Er, "Motor belirtilerde; mimiklerde azalma, gövdenin öne eğilmesi, el titremeleri, hareketlerde yavaşlama ve küçük adımlarla yürüme görülür. Motor olmayan belirtiler arasında da depresyon, kaygı, kabızlık, koku alma kaybı ve uyku bozuklukları çoğu zaman motor belirtilerden daha zorlayıcı olabilir. Her el titremesi Parkinson değildir. 40-70 yaş aralığında daha sık görülen bu hastalığın genetik ve çevresel faktörlerin birleşimiyle oluşur" diye konuştu. Sağlıklı yaşlanma ile ilgili önerilerde bulunan Dr. Er, şunları söyledi: "Beyin uyku sırasında temizlenir; yetersiz uyku artık maddelerin birikmesine yol açar. Bu nedenle kaliteli uyku önemlidir. Zihinsel aktiviteler yapılabilir. Yeni bir dil öğrenmek veya yeni hobiler edinmek koruyucu olabilir. Haftada en az 3 gün, mümkünse her gün yarım saat yürüyüş yapılmalıdır. Sebze, salata ve balık ağırlıklı Akdeniz tipi beslenme tarzı benimsenmelidir." Vatandaşların merak ettiklerini sormasının ardından program sona erdi.

GÜÇLÜ BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ İÇİN MEVSİMİNE UYGUN BESLENİN Haber

GÜÇLÜ BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ İÇİN MEVSİMİNE UYGUN BESLENİN

Kış mevsiminde havaların soğuması ve gün ışığının azalmasıyla birlikte bağışıklık sisteminin daha da önem kazandığını ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Güngör, "Bu dönemde hastalıklara yakalanmamak için güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak gerekiyor. Sağlıklı ve güçlü bağışıklık sisteminin sürdürülmesi için ise mevsimine uygun beslenmek çok önemlidir" dedi. Atıştırmalık tüketimine yönelim ile yağlı ve şekerli besin tercihlerinin artması sebebiyle vücut ağırlığında istenmeyen yönde değişiklikler olabildiğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Güngör, "Bu sebeple birçok kronik hastalığa sebep olan vücutta fazla yağ birikimi olarak adlandırılan ’obezite’ artmaktadır. Ancak sağlıklı hayatı sürdürülmesi için mevsimine uygun sağlıklı beslenme ile ideal kilonun korunması önemlidir. Kış aylarında azalan hava sıcaklığı sebebiyle vücut ısısının korunması için yeterli sıvı almak gerekir. Günde en az 2-2,5 litre su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında ıhlamur, adaçayı, kuşburnu çayı, açık çay gibi içecekler tercih edilmelidir" dedi. Zengin beslenmenin bağışıklığa faydaları Kış mevsiminde artan soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlara karşı A, C, D ve E vitamininden zengin beslenmenin bağışıklık sistemine katkısı oldukça fazla olduğunu ifade eden Güngör, "Mevsimine uygun, günde en az 2 porsiyon meyve ve 3 porsiyon sebze tüketilmesi önerilmektedir. Bu aylarda havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, pırasa, maydanoz gibi sebzelerin, portakal, mandalina, elma gibi meyvelerin tercih edilmesi önerilmektedir. Ayrıca E vitamini kaynakları olan kuru baklagiller ve kuruyemişlerde yeterli ve dengeli biçimde günlük beslenmede bulunmalıdır. Haftada 2-3 kez nohut, kuru fasulye, mercimek, nohut ve barbunya gibi kurubaklagiller, günde 20-30 gram kadar ceviz, badem, fındık gibi kuruyemişler tüketilmelidir" diye konuştu. Kış mevsimi ve D vitamini Kemik ve diş sağlığı açısından önemli olan D vitamininin güneş ışınlarıyla deri tarafından üretilen bir vitamin olduğunu belirten Güngör, şu ifadeleri kullandı; "Ancak kış aylarında mahrum kalınan güneş ışınları, vücudun D vitamini ihtiyacının karşılanamamasına sebep olmaktadır. D vitamini besinlerden aktif olarak karşılanamıyor olsa da balık, D vitamini ile beyin fonksiyonlarının gelişimi için gerekli çoklu doymamış yağ asitleri (omega-3), kalsiyum, fosfor, selenyum, iyot mineralleri ve E vitamini içerir. Bu sebeple kış aylarında haftada 2-3 kez balık tüketilmelidir. Kış aylarında yüksek yağlı besin tüketiminden kaçınılmalı, margarin, tereyağ, yağlı etler, yüksek kolesterol içeren sakatat ürünleri sıklıkla tüketilmemeli, sağlıklı yağ asitleri içeren zeytinyağı, yağlı tohumlar, kuruyemişler uygun ve yeterli porsiyonda tüketilmelidir. Bu mevsimde basit karbonhidrat içeren şekerli besinlere ve tatlılara yönelimin arttığı görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütünün önerisine göre günlük şeker alımı toplam enerji alımının en fazla yüzde 10 kadarını oluşturmalıdır ve mümkünse daha da azaltılmalıdır. Sağlıklı hayat biçiminde basit şekerler yerine kompleks karbonhidratlardan olan tam buğday ekmek, bulgur gibi tahıllar, kurubaklagiller, meyveler ve şekeri azaltılmış sütlü ya da meyveli tatlılar ile sağlıklı pişirme yöntemleri kullanılarak hazırlanan ev yapımı ürünler tercih edilmelidir." "Çocuklar beslenme konusunda bilinçlendirilmeli" Sağlıklı beslenme açısından sağlıklı pişirme yöntemleri kullanılarak hazırlanan ev yapımı geleneksel gıdaların üretimi ve tüketiminin kış aylarında arttığının görüldüğüne dikkat çeken Güngör, "Kış ya da yaz ayları için besinin bol bulunduğu aylarda yapılan geleneksel yiyecek hazırlama teknikleri ile hazırlanan geleneksel ev yapımı gıdalar temel işleme ve hazırlama metotlarına dayanan, yapay koruyucu ve katkı maddesi içermeyen, doğal ve raf ömürleri günümüzün işlenmiş ürünlerine oranla uzun olmayan ürünlerdir. Günümüzün önemli sağlık sorunları arasında yer alan obezitenin önüne geçilmesi hedefiyle ev yapımı sağlıklı üretimin özendirilmesi ve özellikle çocukların hazır ve paketli besinler yerine ev yapımı sağlıklı besinlerinin tüketimi konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Doğa şartlarının zorlayıcı etkisini azaltmak adına mevsiminde toprağını ve ürününü kirletmeden, mevsiminde bol ve ekonomik olduğu dönemlerde ulaşılabilen besin ürünlerinin ayrıyeten güneşin ısısından yararlanarak sağlıklı ve yerel yollarla oldukça düşük maliyetle farklı yiyeceklere dönüştüren bir kültürel mirasın sürekliliği ve toplumsal dayanışmanın sürdürülüyor olmasının yerel üretime, sağlıklı yaşama ve sağlıklı beslenmeye katkısı önemli düzeyde önemlidir" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.