#Öksürük

- Öksürük haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Öksürük haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÖKSÜRÜK GEÇMESZE SAKIN İHMAL ETMEYİN Haber

ÖKSÜRÜK GEÇMESZE SAKIN İHMAL ETMEYİN

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, öksürük eğer 2 haftayı geçerse, bu durumun ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini söyledi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, "Verem denilince akla ilk olarak akciğerler gelir. Ancak bu bakteri kan ve lenf yoluyla vücudun diğer bölgelerine de yayılabilir" dedi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, 4 -10 Ocak Verem Eğitim ve Farkındalık Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada önemli konulara değindi. Verem denilince akla ilk olarak akciğerler geldiğini ancak veremin kan ve lenf yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılabileceğine dikkat çeken Acıbadem Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, "Verem diğer adıyla tüberküloz özellikle başlangıç evresindeyken üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) ve grip ile karıştırılabilir. Bu benzerlik, maalesef tüberküloz tanısının gecikmesine neden olan en büyük faktörlerden biridir" dedi. "Verem tedavi edilmediğinde ölümcül olabilen kronik bir enfeksiyon hastalığıdır" Veremin tıp dilindeki adıyla tüberkülozun "Mycobacterium tuberculosis" (verem basili) adı verilen, dış ortama dayanıklı ve çok yavaş çoğalan bakterinin neden olduğu, bulaşıcı ve tedavi edilmediğinde ölümcül olabilen kronik bir enfeksiyon hastalığı olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Karadağ, "Halk arasında sinsi ilerlemesi ve vücudu zayıflatması nedeniyle "ince hastalık" olarak da bilinir. Verem denilince akla ilk olarak akciğerler gelir ki, hastaların yaklaşık yüzde 80’inde akciğerler etkilenir. Ancak bu bakteri kan ve lenf yoluyla vücudun diğer bölgelerine (omurga, böbrek, beyin zarı, kemikler ve lenf bezleri) de yayılabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonları ve grip, başlangıç evresinde verem ile sıklıkla karıştırılabilir. Bu benzerlik, maalesef tüberküloz tanısının gecikmesine neden olan en büyük faktörlerden biridir" dedi. Üst Solunum yolu Enfeksiyonu, grip ve veremin solunum sistemini etkilemesi neticesinde öksürük, halsizlik ve yorgunluk, hafif ateş gibi belirtilerinin ortak olduğunu belirten Prof. Dr. Karadağ; "Eğer öksürüğünüz 2 haftayı geçtiyse, "üşüttüm, sigaradandır, geçer" demeyin. Özellikle Bursa gibi havası nemli ve kışın hava kirliliğinin görülebildiği bölgelerde, bu belirtiler çok sık maskelenir" uyarısında bulundu. "Bursa, yüzde 95’e varan tedavi takip başarısıyla Türkiye ortalamasının üzerinde performans sergilemektedir" Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025 sonu raporlarına göre, verem’in dünya genelinde bulaşıcı hastalıklardan kaynaklanan ölüm listesinde yeniden ilk sıraya yerleştiğini belirten Prof. Dr. Karadağ, "Yılda 10,7 milyon yeni vaka ve 1,2 milyon ölüm kaydedilmektedir. Pandeminin etkisiyle COVID-19 süreci küresel verem mücadelesinde yaklaşık 8 yıllık bir gerilemeye neden olmuş; 2026 yılı bu kaybın telafisi için "Hızlanma Yılı" ilan edilmiştir. Ülkemiz, uyguladığı "Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı" ile dünya standartlarının üzerinde bir başarı sergilemektedir. Türkiye geneli 2005’te 20 binin üzerinde olan vaka sayısı, günümüzde 9.000 - 9.500 bandına gerilemiştir. İnsidans hızı 100 bin kişide 10,3'e düşerek Türkiye'yi "eliminasyon" (yok etme) eşiğine taşımıştır. Sanayi ve nüfus yoğunluğu bakımından kritik önemdeki Bursa’da, yıllık kayıtlı hasta sayısı 350-400 arasındadır. Bursa, yüzde 95’e varan tedavi takip başarısıyla Türkiye ortalamasının üzerinde performans sergilemektedir" dedi. "Tedavinin yarım bırakılması, 'İlaç Dirençli Verem' gibi tedavisi çok daha güç ve maliyetli bir tabloya yol açmaktadır" Hava yoluyla bulaşan tüberküloz basilinden korunmak ve zinciri kırmak için dikkat edilmesi gereken belirtileri sıralayan Prof. Dr. Karadağ, "2 haftayı geçen inatçı öksürük, gece terlemesi ve inatçı ateş, iştahsızlık ve hızlı kilo kaybı, halsizlik ve göğüs ağrısı gibi belirtilerin olması durumunda vakit kaybeden Aile Sağlığı Merkezlerine başvurulmalı. Tanı kesinleştiğinde veya güçlü şüphe olduğunda bu kez Verem Savaş Dispanserlerine gidilerek sürecin buradan yönetilmesi gerekir. Tedavide kullanılan tüm ilaçlar Sağlık Bakanlığı tarafından hastalara teslim edilmek üzere gönderilir ve ilaç temini buradan sağlanır. Tüberküloz teşhisi konulan bir hasta, tedaviye başladıktan 2-3 hafta sonra bulaştırıcılığını kaybeder. Ancak tam iyileşme için ilaçların en az 6-9 ay boyunca, Verem Savaş Dispanserleri gözetiminde (DGT) düzenli kullanılması şarttır. Tedavinin yarım bırakılması, 'İlaç Dirençli Verem' gibi tedavisi çok daha güç ve maliyetli bir tabloya yol açmaktadır" dedi. #GöğüsHastalıkları #ProfDrMehmetKaradağ #bursa #AcıbademBursaHastanesi #öksürük #verem

KIŞ GELDİ VİRAL ENFEKSİYONLAR ARTTI Haber

KIŞ GELDİ VİRAL ENFEKSİYONLAR ARTTI

Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, kış enfeksiyonlarından korunmanın en etkili yöntemlerinden birinin el yıkamak olduğunu ifade ederek, çocukları virüslere karşı korumada temel hijyen alışkanlıklarının büyük rol oynadığını söyledi. Sağlık verileri sonbahardan itibaren ateş, öksürük ve burun akıntısıyla seyreden hastalıklarda ciddi bir yükseliş olduğunu gösteriyor. Hem aileleri hem de eğitim kurumlarını yakından ilgilendiren önemli uyarılarda bulunan Medicana Konya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hikmet Akbulut, kışın kapalı ve kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi, yetersiz havalandırma ve güneş ışığının azalması nedeniyle virüslerin çok daha kolay bulaştığını vurguladı. Benzer belirtiler tanıyı zorlaştırıyor Okullarda temasın çoğalması, ailelerin ve çocukların daha çok kapalı alanlarda bulunması enfeksiyon riskini artırırken, bağışıklığın bu dönemde daha kolay zayıflamasıyla hastalıklar sıklaşıyor. En sık görülen enfeksiyonlar arasında grip (influenza), RSV, adenovirüs, rinovirüs, Covid-19 ve parainfluenza bulunduğunu söyleyen Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, bu hastalıkların çoğunun ateş, öksürük, halsizlik ve burun akıntısı gibi benzer belirtilerle başladığını belirtti. Belirtilerin benzerliği nedeniyle ailelerde ‘’Bu hastalık grip mi, bronşit mi, yoksa başka bir enfeksiyon mu?’’ şeklinde karışıklık yaşandığını söyleyen Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, "Kesin tanı koymak her zaman mümkün olmayabiliyor. Ancak her virüsün kendine özgü bir dönemi ve bulgusu vardır. Gerekli durumlarda testler ve PCR yöntemleriyle tanı netleşebilir. Gripte ateş ön olanda iken adenovirüste ishal, koksakivirüste el-ayak döküntüleri, RSV’de ise öksürük baskındır. Bu virüslerin çoğunda önlem alınmazsa özellikle yenidoğan bebeklerde ve kronik hastalığı olan çocuklarda hastaneye yatışa kadar gidebilecek ağır tablolar görülebilir’’ dedi. Basit önlemler hastalık yükünü azalıyor Kış enfeksiyonlarından korunmanın en etkili yöntemlerinden birinin el yıkamak olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, çocukları virüslere karşı korumada temel hijyen alışkanlıklarının büyük rol oynadığını vurgulayarak, "Düzenli el yıkama, kapalı alanların sık sık havalandırılması, hasta bireylerin maske kullanması, dengeli beslenme ve yeterli uyku gibi basit önlemler hastalıkların yükünü ciddi oranda azaltabilir. Ayrıca okullarda sık temas edilen yüzeylerin düzenli temizliği de hastalık bulaş oranlarını azaltabilir’’ ifadelerini kullandı. Antibiyotik kullanımının viral hastalıklara etkisi konusunda ise önemli uyarılarda bulunan Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, muayene edilmeden kullanılan antibiyotiklerin iyileşmeyi geciktirebildiğini hatırlatarak antibiyotiklerin yalnızca hekim önerisiyle kullanılması gerektiğini vurguladı.

BOĞAZ AĞRISI ŞİKAYETİNDEN KÜÇÜK ÖNLEMLERLE KURTULUN Haber

BOĞAZ AĞRISI ŞİKAYETİNDEN KÜÇÜK ÖNLEMLERLE KURTULUN

Mevsim geçişleri, havaların biranda ısınıp soğumasıyla görülme sıklığı artan boğaz ağrısı, viral veya bakteriyel kaynaklı olarak ortaya çıkabiliyor. Enfeksiyonların yol açtığı boğaz ağrısına zaman zaman ateş, öksürük, burun akıntısı, hapşırma, bulantı ve baş ağrısının eşlik ettiğini dile getiren Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, şunları söyledi; "Boğaz ağrısına, virüslerin varlığı, bakteriyel enfeksiyonlar ve diğer dış etkenler sebep olabilir. Viral enfeksiyonların sebep olduğu boğaz ağrısı, tıbbi tedavi uygulanmakla beraber, bazen de kendiliğinden düzelen bir durumdur. Bakteriyel enfeksiyonlardan kaynaklanan boğaz ağrısı ise antibiyotik ilaçlar veya besinler yardımıyla tedavi edilmektedir. Bunun haricinde yeteri kadar dinlenmek, uyumak, yüksek sesle konuşmamak da boğaz ağrısıyla başa çıkmanın yolları arasındadır." En güçlü doğal antibiyotik Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, boğaz ağrısının doğal yollarla da tedavi edilebildiğini belirterek ağrı ve tahrişe iyi gelen çözümleri anlattı; "Sık sık su içmek, boğazın kurumasını ve tahriş olmasını önleyebilir. Sabahları zencefil ve 1 tatlı kaşığı bal karıştırılarak tüketilebilir. Asetik asit içeriğinden dolayı sirke de boğazdaki bakterileri etkisiz hale getirmeye yardımcı olur. 1 çay bardağı ılık suya 2 çorba kaşığı sirke ekleyerek gargara yapmak yeterli olacaktır. İyotsuz tuz ile yapılan gargara da bakteriler ile savaşmada etkilidir. 1 fincan ılık suya 1 çay kaşığı iyotsuz tuz atılarak gargara hazırlanabilir." Ihlamur iltihaplanmayı önlemeye yardımcı olur Antienflamatuvar özelliğiyle ıhlamurun iltihaplanmayı önlemeye destek olduğunu vurgulayan Uzm. Dyt. Ciğerli, "Ihlamur, iltihaplanmayı önler ve doğal antienflamatuvar özellik gösterir. Ihlamur çayı içmek de boğaz enfeksiyonlarıyla başa çıkmada etkili olacaktır. Soğan ve sarımsak da en güçlü doğal antibiyotik kaynaklarındandır. Bu besinlerin tüketimi hem viral hem de bakteriyel enfeksiyonlarla başa çıkmada son derece önemlidir" ifadelerini kullandı.

HAVALARIN SOĞUMASIYLA GRİP VAKALARINDA ARTIŞ BAŞLADI! Haber

HAVALARIN SOĞUMASIYLA GRİP VAKALARINDA ARTIŞ BAŞLADI!

Uzmanlar, grip ve soğuk algınlığına karşı bağışıklık sisteminin güçlü tutulması gerektiğini vurgularken; vitamin takviyesi, bol sıvı tüketimi ve sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekiyor. Soğuk havaların etkisiyle grip, nezle ve benzeri hastalıklarda artış gözlemleniyor. Özellikle öksürük, boğaz ağrısı, halsizlik ve burun akıntısı gibi belirtilerle kendini gösteren bu hastalıklara karşı uzmanlar, bitki çayları ve sıcak çorbalarla destekleyici tedaviyi öneriyor. Tarhana, mercimek, tavuk suyu ve kelle paça gibi çorbaların bağışıklık sistemini güçlendirdiği belirtiliyor. Uzmanlar, kapalı ve kalabalık ortamlarda uzun süre kalınmaması, yeterli sıvı alınması ve el hijyenine dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor. GRİP VE NEZLE ARASINDAKİ FARK Acıbadem Kent Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Necdet Yetim, grip ile nezlenin birbirine benzeyen fakat farklı klinik seyir gösteren hastalıklar olduğunu belirtti. "Nezle daha hafif seyreder; burun akıntısı ve kırgınlıkla kendini gösterir. Grip ise daha ağır geçer. Üşüme, ateş, kas ve baş ağrısı, öksürük gibi belirtiler çok daha yoğun olur." diyen Dr. Yetim, grip mevsiminin Eylül-Ekim aylarında başladığını ve kış boyunca sürdüğünü kaydetti. KİŞİSEL TEMİZLİK EN ÖNEMLİ NOKTA Dr. Yetim, virüslerin genellikle kapalı ve kalabalık ortamlarda kolay yayıldığını belirterek, şu uyarılarda bulundu: "Öksürük, hapşırık gibi durumlarda havaya yayılan damlacıklar enfeksiyon riskini artırır. Bu nedenle grip belirtileri olan kişilerle yakın temastan kaçınılmalı, eller sık sık sabunla yıkanmalı ve ağız-burun teması önlenmelidir. Ellerin en az 15–20 saniye yıkanması virüslerin yüzde 99’unu yok eder." VİTAMİN, SIVI VE DİNLENME Hastalığın etkilerini azaltmak için sağlıklı beslenmenin, iyi dinlenmenin ve vücudu soğuktan korumanın önemine değinen Dr. Yetim, sözlerini şöyle sürdürdü: "Vitamin ve protein eksikliği, yorgunluk ve uykusuzluk hastalığın oluşmasını kolaylaştırır. Bol sıvı alınmalı; limonlu çaylar, adaçayı, rezene ve ıhlamur gibi bitki çayları tüketilmelidir. Et suyu ve tavuk suyu çorbaları, sarımsaklı ve limonlu olarak tercih edilmelidir. C vitamini yönünden zengin narenciye grubu meyveler ile yeşil yapraklı sebzeler bolca tüketilmelidir." ÇORBALARA DİNLENME ARTTI İzmir’de 30 yıldır çorbacılık yapan Mehmet Çalışkan, havaların soğumasıyla çorbaya olan talebin arttığını belirtti. Çalışkan, "Kış için ayak paça, kelle paça ve işkembe çorbalarını öneriyoruz. Özellikle dana ayağı kolajen açısından çok zengindir. Limonlu ve sarımsaklı içildiğinde vücudu korur" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.