#Şiir

- Şiir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şiir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

NAZIM HİKMET'İN DİZELERİ BURSA YANKILANDI Haber

NAZIM HİKMET'İN DİZELERİ BURSA YANKILANDI

Osmangazi Kent Konseyi tarafından Şadırvanlı Han’da gerçekleştirilen "Nazım Hikmet Şarkıları ve Şiir Konseri", sanatçı Haluk Çetin’in yorumuyla şiir ve müziği buluşturarak katılımcılara unutulmaz bir gece yaşattı. Nazım Hikmet’in memleket sevgisini, özgürlük tutkusunu ve insanlığa dair umutlarını taşıyan eserlerinin seslendirildiği programa Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir’in yanı sıra Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz, Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı ve çok sayıda vatandaş ile sanatsever katıldı. Tarihi mekanda gerçekleşen konser, şiir ve müziğin uyum içinde buluştuğu anlamlı bir anma programı olarak izleyicilerden tam not aldı. Programın açılış konuşmasını yapan Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı, sözlerinde şu ifadeleri kullandı: "Nazım Hikmet’in ‘Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine’ dizeleri, aradan geçen yıllara rağmen bugün de yolumuzu aydınlatıyor. Bizler Nazım Hikmet'i andıkça; insan kalmayı, sevmeyi, dayanışmayı ve haksızlıklar karşısında direnebilmeyi yeniden hatırlıyoruz. Çünkü o, yasaklansa da susturulamayan bir sestir. Düşünceleri, şiirleri ve insanlığa bıraktığı miras yaşamaya devam etmektedir. Aramızdan ayrılışının 63. yılında Nazım Hikmet'i saygıyla, özlemle ve minnetle anıyoruz." Nazım Hikmet’in dizelerinden örnekler vererek geceyi renklendiren Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Nazım Hikmet, hepimizin hayatına dokunmuş bir isimdir. Özellikle bizim kuşağımızın fikri ve kültürel olarak şekillenmesinde önemli bir yere sahiptir. O, yalnızca şiirin değil; mücadelenin, umudun ve insan onurunun da şairi olmuştur. Hayatı boyunca büyük zorluklarla karşılaşmış, yıllarını cezaevlerinde geçirmiş, ülkesinden uzakta yaşamak zorunda kalmıştır. Ancak bütün bu ağır şartlara rağmen umudunu hiç yitirmemiş; eserlerinde mücadeleyi, inancı ve geleceğe duyulan güveni her zaman ön planda tutmuştur" diye konuştu. Program kapsamında söz alan katılımcılar, Nazım Hikmet’e dair duygu ve düşüncelerini paylaşırken, usta şairin eserlerinden seçtikleri şiirleri seslendirerek anma gecesine katkıda bulundu. Sanatçı Haluk Çetin ise etkinliğin ardından yaptığı konuşmada, "Osmangazi Belediyesi’ne ve Osmangazi Kent Konseyi’ne yürekten teşekkür ediyorum. Başta Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın olmak üzere, Belediye Başkan Yardımcımız Mutlu Esendemir’e ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Bu akşam burada çok güzel bir dinleyici topluluğuyla buluştuk. Katılımcıların ilgisi, duyarlılığı ve etkinliğe gösterdikleri değer gerçekten çok kıymetliydi. Ayrıca Şadırvanlı Han gibi tarihi bir yapının kültür ve sanat etkinliklerine kazandırılmış olmasını çok değerli buluyorum. Bu tür mekanların korunarak yaşayan kültür alanlarına dönüştürülmesi, bahçelerinin ve tarihi atmosferlerinin sanatla buluşturulması son derece doğru ve anlamlı bir yaklaşım. Bursa’yı böylesine aydınlık, kültür ve sanatla iç içe görmek beni son derece mutlu etti" açıklamalarında bulundu.

ATAOL BEHRAMOĞLU İLE ŞİİR VE MÜZİK DOLU GECE Haber

ATAOL BEHRAMOĞLU İLE ŞİİR VE MÜZİK DOLU GECE

Nilüfer Belediyesi’nin edebiyat dünyasının önemli isimlerini ağırladığı "Dizelerin İzinde" programı, Nazım Hikmet Kültürevi’nde gerçekleştirildi. Usta şair Ataol Behramoğlu’nun konuk olduğu etkinliğe, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Belediye Başkan Yardımcıları Okan Şahin ve Emre Karagöz ile çok sayıda sanatsever katıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sanatın birleştirici gücüne dikkat çekti. Usta şairin dizelerine kulak vermekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Şadi Özdemir, "Haluk Çetin’in müziğiyle zenginleşen bu buluşma, bizlere sanatın sadece estetik değil, aynı zamanda vicdan olduğunu bir kez daha hatırlatıyor" dedi. Başkan Şadi Özdemir’in konuşması sırasında Behramoğlu’nun "Bir Gün Mutlaka" ve "Sevginin Önünde" şiirlerinden okuduğu bölümler salondan büyük alkış aldı. Behramoğlu'ndan hayata ve şiire dair mesajlar Sanatseverlerin ilgisi eşliğinde sahneye çıkan Ataol Behramoğlu da, Konstantin Simonov’un İkinci Dünya Savaşı sırasında yazdığı ünlü "Bekle Beni" şiirinin çeviri sürecinden bahsederek sözlerine başladı. Hayatta felsefe, şiirin önemini vurgulayan şair, duygu ve dildeki derinleşmenin şiirin temel şartı olduğunu belirtti. Ailesinden ve kendi hayat hikayesinden kesitler paylaşan Behramoğlu, katılımcılara, "Bir şey yapacaksınız hemen başlayın, ertelemeyin" tavsiyesinde bulundu. Usta şair, konuşması esnasında "Sonbahar Ezgisi" şiirini katılımcılar için okudu. "Hayattan gelen organik şiir" Söyleşinin moderatörü yazar Turgay Fişekçi ise Türk şiirinin tarihî evrimini anlatarak Ataol Behramoğlu’nun edebiyatımızdaki yerine değindi. Behramoğlu’nun şiirini "hayattan gelen organik şiir" olarak tanımlayan Fişekçi; şairin gençlik yıllarındaki toplumsal bilincine, 12 Mart ve 11 Eylül darbesi dönemlerinde yaşadığı zorluklara, hapis ve sürgün yıllarına dikkat çekti. Fişekçi, Behramoğlu’nun hapiste kızı için yazdığı "Kızıma Mektuplar" eserini Türk şiirinin en lirik baba-çocuk şiirleri arasında göstererek, "Ataol Behramoğlu, sadece şiiriyle değil, insanlığıyla da 60-70 yıldır bu ülkenin kültür hayatının anıt kişiliklerinden biri olmuştur" ifadelerini kullandı. Behramoğlu şiirleri seslendirildi Söyleşi bölümünün ardından müzik ve şiir akşamı geçildi. Haluk Çetin’in müzikleri eşliğinde, Nilüfer Kent Tiyatrosu oyuncular Ayşe Güreşçi ve Gökhan Kum sahne alarak Ataol Behramoğlu’nun sevilen şiirlerini seslendirdi. Etkinliğin kapanışında ise izleyicileri bir sürpriz karşıladı. Ataol Behramoğlu’nun eşi Hülya Behramoğlu sahneye çıkarak, Haluk Çetin ile birlikte şairin unutulmaz şiiri "Aşk İki Kişiliktir" şiirini okudu.

KAYBETTİĞİ TELEFONU İÇİN ŞİİR YAZDI Haber

KAYBETTİĞİ TELEFONU İÇİN ŞİİR YAZDI

Teknolojiye olan bağımlılığın mizahi ve içten bir dille anlatıldığı şiir, sosyal medyada büyük ilgi gördü. “ANDROİDİM ZAYİ OLDU, YANARIM” Kenan Demirel’in kaybolan telefonuyla birlikte yaşadığı maddi ve manevi zorluklar, kaleme aldığı dizelere ilham verdi. Telefonunu şarja taktığı bir odada unutan Demirel, geri döndüğünde cihazının yerinde olmadığını fark etti. Durumu polis ekiplerine bildiren Demirel, yaşadığı kaybın ardından duyduğu sıkıntıyı şu sözlerle dile getirdi: "Telefonum kaybolunca adeta elim ayağım bağlandı. Rehber, mobil bankacılık, kişisel dosyalarım hepsi bir anda gitti. Hafızam kaybolmuş gibi hissettim" Şiiri sosyal medyada büyük ilgi gördü. Günlük hayatında karşılaştığı zorlukları mizahi ve edebi bir dille kaleme alan Demirel’in şiiri, hem içerdiği sosyal eleştiriler hem de esprili diliyle okurların beğenisini topladı. Paylaştığı dizelere gelen yorumlardan bazıları ise dikkat çekti: — "İyi ki telefonun kaybolmuş, yoksa bu şiir yazılmazdı" — "Maşallah, çok sevindim" Demirel, şiirin yazım sürecinin zaman aldığını belirtirken, sosyal medya üzerinden gelen tepkilerin kendisini motive ettiğini söyledi. TELEFONLA BİRLİKTE AKLIM DA GİTTİ Demirel’in kaleme aldığı şiirden öne çıkan dizeler şu şekilde: "Cihazla birlikte aklım da gitti; gizli şifrelerim, saklım da gitti Fotoğrafım, dosyam, şarkım da gitti; hafızamı kökten sildi, yanarım Mobil bankalara giremez oldum; maaşı, ek dersi göremez oldum Sıralı borçları veremez oldum. Hacizci kapıyı çaldı, yanarım" Demirel, yaklaşık 15 bin TL değerindeki telefonunun yerine 20 bin TL’ye yeni bir cihaz aldığını da ifade etti. ŞİİR ARACILIĞIYLA FARKINDALIK DA OLUŞMALI Teknoloji bağımlılığı, dijital güvenlik, veri kaybı ve gündelik yaşamda karşılaşılan aksaklıkları sanatsal bir biçimde ifade eden Demirel, şiir yazmanın kendisi için bir terapi yöntemi olduğunu belirtti: "Her zor durumda ilham almak mümkün. Telefonumu kaybetmiş olabilirim ama şiirim sayesinde gülümsemeyi başardım" dedi.

HİÇ GÖRMEDİĞİ ŞEHİT BABASININ MEKTUBUNU 75 YILDIR SAKLIYOR Haber

HİÇ GÖRMEDİĞİ ŞEHİT BABASININ MEKTUBUNU 75 YILDIR SAKLIYOR

Hatay’ın Yayladağı ilçesinde yaşayan 77 yaşındaki Züleyha Ballı, Kore Savaşı'nda şehit düşen babası İbrahim Ballı’nın kendisi için yazdığı 75 yıllık Osmanlıca mektubu gözyaşlarıyla saklıyor. "Babamı hiç görmedim, sadece mektupları ve fotoğrafları var" diyen şehit kızı, memleketinde babası adına temsili bir mezar yapılmasını istiyor. “BABAMI SADECE FOTOĞRAFLARINDAN TANIYORUM” Yayladağı’nın Tutlubahçe Mahallesi’nde yaşayan Ballı, henüz 2 yaşındayken babasını kaybetti. Kore Savaşı’na katılan babası İbrahim Ballı, 1951 yılında cephede şehit düştü. Züleyha Ballı, o yıllarda kendisine hiç anlatılmayan baba hatırasını, evlendikten sonra amcasından gelen bir şiir ve Osmanlıca yazılmış mektupla öğrenmiş. "Evlendikten bir yıl sonra amcam, babamın bana yazdığı mektubu ve şiiri verdi. Daha önce hiç haberim yoktu. Osmanlıca yazılmış mektubu çevirttik. Savaş anılarını anlatıyordu. Her okuduğumda babasızlığın acısını hissediyorum" diye konuştu. GÜNEY KORE'DE MEZARINI BULAMADI, TEMSİLİ MEZAR İSTİYOR Ballı, yıllar sonra Güney Kore’nin Busan kentinde bulunan Türk Şehitliği’ne giderek babasının mezarını aradı. Ancak şehitlikte babasının adını taşıyan bir kabir bulamadı, sadece anıt üzerindeki isimler arasında babasının adına rastlayabildi. Memleketinde babasına ait bir iz bırakılmasını isteyen Züleyha Ballı, "Yayladağı’nda babam için bir mezar olsun istiyorum. Başında dua etmek, sıkıntılı günlerimde orada teselli bulmak istiyorum" dedi. “MEKTUPLARI TORUNLARIMA EMANET EDECEĞİM” Şehit kızı Ballı, Osmanlıca mektubu ve şiiri yıllardır özenle muhafaza ediyor. Bu kıymetli hatıraları torunlarına emanet etmeye hazırlandığını belirten Ballı, "Bunlar bana babamdan kalan tek şey. Onları yaşatmak istiyorum" ifadelerini kullandı.

NİLÜFER ’DE ÖĞRETMENLER GÜNÜ BULUŞMASI Haber

NİLÜFER ’DE ÖĞRETMENLER GÜNÜ BULUŞMASI

Nilüfer Belediyesi, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde eğitimcileri yalnız bırakmadı. Düzenlenen yemekte konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, öğretmenlerin toplumdaki rolüne dikkat çekerek, "Biz şehir kuruyoruz ama geleceği kuran sizsiniz. Nilüfer’in gerçek şiirini yazan sizlersiniz" dedi. Nilüfer’de 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle çeşitli programlar yapıldı. Nilbel Sosyal Tesisleri’nde belediye bünyesinde çalışan öğretmenler için yemek düzenlendi. Programa Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Başkan Yardımcıları Okan Şahin ve Bukle Erman, meclis üyeleri, NİLSADER Yönetim Kurulu Başkanı İrfan Yalçın, Nilbel A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Mart, NİLKOOP Başkanı Süleyman Ayyılmaz ve öğretmenler katıldı. Öğretmenlerin gününü kutlayan Başkan Şadi Özdemir, hepsiyle tek tek tokalaştı. Bu kentin geleceğine kattıkları değer ve emek için teşekkür eden Başkan Şadi Özdemir, "Ben şiiri çok severim; çünkü şiir sözü kalbe taşır. Ama bugün biliyorum ki; Nilüfer’in gerçek şiirini yazan sizlersiniz. Hepiniz, Nilüfer’de büyüyen bir çocuğun yolunu sessizce, sabırla, sevgiyle aydınlatıyorsunuz. Biz şehir kuruyoruz; ama geleceği kuran sizsiniz. Biz yollar yapıyoruz; ama yolu gösteren sizsiniz. Tahtaya yazdığınız bir harf, bir çocuğun hayatının yönünü değiştiriyor" diye konuştu. Konuşmasında Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ü de anan Başkan Şadi Özdemir, "Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir" sözünü hatırlatarak, "Sizler, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin öğretmenlerisiniz. Aydınlık bir ülkenin mimarı olarak O’nun emanetini taşıyorsunuz" dedi. Konuşmanın ardından sahne alan Grup İmece, seslendirdiği şarkılarla öğretmenlere keyifli bir gece yaşattı. Emekli öğretmenler unutulmadı Nilüfer Belediyesi, sadece görevdeki öğretmenleri değil, emekli eğitimcileri de unutmadı. Olgun Gençlik Merkezi gönüllüleri ile İnci ve Taner Altınmakas, İzzet Şadi Sayarel huzurevleri ve Alzheimer Hasta Konuk Evi’nde kalan emekli öğretmenler ziyaret edilerek Öğretmenler Günü kutlandı.

92 ÖĞENCİSİNİ KAYBEDEN ÖĞRETMENİN EN ACI 24 KASIM'I Haber

92 ÖĞENCİSİNİ KAYBEDEN ÖĞRETMENİN EN ACI 24 KASIM'I

Öğrencilerinden 24’ünün hâlâ kayıp olduğunu belirten Acıpayam, "Her 24 Kasım geldiğinde acımız tazeleniyor. 92 canımızı, bu ülkenin 92 geleceğini kaybettik" diyerek yaşadığı acıyı dile getirdi. “HER 24 KASIM’DA YÜREĞİMİZ YANIYOR” Kahramanmaraş’ta görev yapan Acıpayam, öğrencilerinin defnedildiği mezarlıklarda duygusal anlar yaşadı. Öğretmenler Günü’nü buruk geçirdiklerini belirten Acıpayam, şu ifadeleri kullandı: "Bir çocuk bir ülkenin geleceği demek. Biz 92 geleceği kaybettik. Her 6 Şubat ve 24 Kasım’da mezarlarını ziyaret ediyoruz. Hatıralarını yaşatmaya çalışıyoruz. Enkazdan kalan defterleri, kalemleri, kitapları küçük bir müzede sergilemek için hazırlık yapıyoruz." "Anne babalardan sonra bu acıyı en çok biz öğretmenler yaşadık. Çünkü öğretmenler çocukların hayatında ikinci sıradadır." “ÖLÜM ŞİİRİ YAZAN ÖĞRENCİM, ÖLÜMÜ TATTI” Depremden kısa süre önce bir öğrencisinin ölüm temalı şiir yazmak istediğini aktaran Acıpayam, yaşadığı sarsıcı bir hatırayı şu sözlerle anlattı: "O çocuğum çok güzel bir şiir yazmıştı. Ona Cahit Sıtkı’yı örnek göstermiştim. 6 Şubat bize gösterdi ki o çocuk sadece yazmadı, ölümü bizzat tattı." Deprem anında öğrencilerinden gelen bir mesajı da paylaşan Acıpayam, "Bir öğrencim 'Hocam iyi misiniz?' diye mesaj attı. Enkazdan sağ çıkardık ama bacağını kaybetti. Yaklaşık 15 gün sonra vefat etti" dedi. “İSMİ OLAN BİR MEZAR BİLE MUTLULUKTU” Depremde ailesini kaybeden bazı çocukların kimsesizler mezarlığına gömülme riski taşıdığını ifade eden Acıpayam, kimlik tespiti için verdikleri çabayı şöyle anlattı: "Bu çocukların kim olduklarını belirlemek için uğraştık. Bir ismi olan mezara defnedilmeleri bile bizim için mutluluktu. Ancak hâlâ resmi kayıtlara geçmeyen, ne bizim ne devletin bulabildiği 24 kayıp çocuğumuz var. Onların mücadelesini de sürdürüyoruz"

NİLGÜN MARMARA KİMDİR? ÖLDÜ MÜ ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? Haber

NİLGÜN MARMARA KİMDİR? ÖLDÜ MÜ ÖLDÜRÜLDÜ MÜ?

Genç yaşta hayatını kaybeden ancak şiirleri, günlük yazıları ve farklı tarzı ile adını duyuran Nilgün Marmara edebiyatımızın da efsaneleşen, edebi yazıalrda sık sık kendisine atıfta bulunulan bir yazardı. Nilgün Marmara, bugün ölüm yıldönümü nedeniyle bir kez daha gündeme geldi. Peki, Nilgün Marmara kimdir? Nilgün Marmara nasıl öldü? Nilgün Marmara şiirleri ve eseleri neler? 3 Şubat 1958'de, Balkan göçmeni olan bir ailenin iki kızından biri olarak İstanbul Kadıköy'de doğdu. Annesi Vidinli Perihan Hanım, bir muhasabe müdürü olan babasının adı ise Plevneli Fikri Bey'dir. Babası, Bulgaristan'ın Plevne şehrinden, annesiyse Vidin'den İstanbul'a göç etmişlerdi. Nilgün Marmara, lise eğitimini Kadıköy Maarif Koleji'nde aldı. Üniversite hayatına İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde başladıysa da siyasi nedenlerle okuluna devam edemedi. Tekrar sınava girerek Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü kazandı. Üniversiteyi, 1985 yılında ''Sylvia Plath'in Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi'' başlıklı tezi ile bitirdi. Üniversiteden mezun olduktan sonra Marmaris'te bir tatil köyünde çalışmaya başladı. Farklı şirketlerde sekreterlik, Mısır Konsolosluğu'nda memurluk gibi işlerde bulunsa da iş hayatı uzun sürmedi. 1982'de tanıştığı Endüstri Mühendisi olan Kağan Önal ile evlendi. Kağan Önal'ın işi dolayısıyla 16 ay Libya'da yaşadılar. 13 Ekim 1987'de henüz 29 yaşındayken kaldığı evin balkonundan atlayarak intihar etti. NİLGÜN MARMARA ÖLDÜ MÜ, ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? Nilgün Marmara'ın intihar etmediği, aslında öldürüldüğü ya da ölümünde eşi Kağan Önal'ın ihmali olduğu iddia edildi. ''Ölmeden kısa bir süre önce yazdığı ne varsa kocasına vermişti.'' (Kaynak: https://www.cumhuriyet.com.tr/yasam/nilgun-marmara-kimdir-nilgun-marmara-nasil-oldu-nilgun-marmara-2298903) Kağan Önal ise kendisine yöneltilen suçlamalara ilişkin açık kaynaklara ve yazılı basına yansıyan haberlerde şu açıklamalarda bulundu: "Oysa Nilgün’ün tedavi olması gerekiyordu ama o doktordan kaçıyordu. Doktor, geldiğinde evde olması gerekirken evde değildi. Doktor beklemişti. Gelince de konuştular... Doktor bana 'İşiniz çok zor! Tedavi olması lazım ama çok zeki ve kültürlü. Yani en zor vakalardan...' demişti. Çünkü iyileşmesi için entelektüel faaliyetlerde bulunmaması gerekiyordu. İlacı dayayacaklar ve uyuşacaktı. Orta kültür ve zekalı durumlarda bu hastalık genelde 20’li yaşlarda ortaya çıkarmış, Lityum tedavisi ile başarılı olunurmuş. Ancak Nilgün bu tipte değildi. Tedavi olması, buna ikna olması, tedaviden memnun kalması hepsi ayrı bir dertti. Dolayısıyla tedavi olmadı. Öldüğü gün bana tedaviye tekrar başlayacağına dair söz vermişti.'' (Kaynak: http://vatankitap.gazetevatan.com/haber/esimin_gunluklerini_istiyorum_buna_gasp_denir/1/16253) İntiharı gibi Nilgün Marmara'nın ölümünün ardından basılan ''Kırmızı Kahverengi Defter'' isimli kitabı da büyük bir tartışma yarattı. Kitabın, Nilgün Marmara'nın kişilğini yansıtmadığı, satırların müdahaleler içerdiği ve kendisinin sürekli intiharı düşünen, sıradan bir insan olarak yansıttığı konuları polemik konusu oldu. Nilgün Marmara'nın günlüğü 2016 yılında Everest Yayınları tarafından tıpkıbasımı da içerir şekilde yayınlandı. 2017 yılında ise günlüklerini tuttuğu iki defterinde yer alan bazı başka notlar da yine Everest Yayınları tarafından ''Kağıtlar'' ismiyle yayımlandı. Nilgün Marmara Eserleri: Şiir kitapları: 1988: Daktiloya Çekilmiş Şiirler 1990: Metinler Günlükleri: 1993: Kırmızı Kahverengi Defter (Gülseli İnal tarafından hazırlandı) 2016: Defterler 2017: Kağıtlar İnceleme 1985: Sylvia Plath'ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi (Türkçe tercüme: Dost Körpe)

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.