Harflerden Değil Şiirden Dokunmuşum

Yazının Giriş Tarihi: 06.01.2026 19:34
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.01.2026 19:35

Organlardan değil, duygu ve düşüncelerden yapılmışım.
Harflerden değil şiirden dokunmuşum.
Kendimi anlamaya en yakın hissettiğim yer, kendimi kaybetmeyi göze aldığım yer be şapşiğim.

Kök salmak sadece yerleşik olmak değil, dünyayı büyülü bir yumak olarak görebilmekten geçiyor. Bir başkasının zihninde hayatta olduğumu bilmek ise, ölüm duygusuna daha kolay tahammül etmeme yardımcı oluyordu sanki.

Derin duygularla bağlandığım insanlar aslında ölmemi kolaylaştıranlar…
Varolsunlar.

Varoluşumu, dünyanın varoluşundan ayrı, metafizik bir olgu gibi ele alırsam eğer bu bakış açısı eksik kalıyor. Dünyaya anlam veren biziz ama dünya da bizi anlamlandırıyor gibi.

Varoluşum, dünyanın kaderinden bağımsız değil, ziyadesiyle onun maddi koşullarıyla ilişki içinde sevgili şapşiğim.

Ve ruhsal açıdan ulaştığımı varsaydığım her seviyenin, dünyanın devranına daha iyi bir katkısı olması gerekiyor.

Her bilge zihin mağarasından çıkıp dünyaya borcunu ödemek durumunda geliyor bana.
Bu borç bir zorunluluk değil, dünyanın talebini duyma biçimim. Yok olan iklimi, zulme uğrayanı, kucaklanmak isteyeni, gitmek isteyeni…

Varoluş meselesi, zihnimin iç işi değil, orada işleniyor ama orayla sınırlanmıyor.

Kucağına yerleşmekte zorlandığım dünya ile karşılıklı muhabbetime, sevgiyle sohbetime dair her şey. Bazen hem patolojik biçimde ilişki kurmaya hem de bu ilişkimi (istediği kabul, itaat ve hayranlığı üretmiyorsa ) sabote etmeye eğilimli olmamı gösteriyor gibi bana şapşiğim.

Kendi içimde barındıramadığım kötüyü ve hüsranı, “ötekine” depoladığım için, ötekinin aklından geçen kötü düşüncelerden hep haberdarım. Aslında bunlar kendi düşüncelerimin yabancılaştırılmış, başkasının üzerine giydirilmiş bir formu gibi. Gözlerim her kötülüğü görür ama dışarıda. Her şeyi mutlak olarak bilir ama içeride.

Böylece marazi ruhsallığımı sürekli ötekilerin üzerine sıvayarak ve oradan geri seken yansımalara da yabancı muamelesi yaparak bölünmüşlüğümü idame ettiriyorum. Oysa bilmiyorsam şüphe ederken, yansıttığım şüphenin sonucunu da tekrar gerçek bilgiymiş gibi o işleme koyuyor aslında.

Kendi şüphelerimin kanıtlarını da kendim yaratıyorum. Ve ‘Kimim ben’ sorusuna verecek bir yanıtım olmadığı için, içi boşluk dışı kabuk olan bir hırs küpüne dönüyorum.

Bu anlamda, sahibin sesi radyosuna hapsolmuş olan bu kötücül savunmalar, asla gerçekle bir ilişki kurulmasına izin vermiyorum. Kendimin radyo frekansı ile gerçekliğin radyo frekansı hiçbir zaman örtüşmüyor ve biri diğerini işitmez oluyor. Eğer işitilecek bir ses varsa, o zaman gerçekliğin sesi kısılıyor, iç sesim sürekli yükseltiliyor.

“Konuşan Ben Makinesi” hem bilinç dışı konuşmalarımla hem gerçekliği büken algısal diyaloglarımla kendi kibir çarkımı, yeniden kibir üretmek üzere sürekli döndürüyor yahu sevgili şapşiğimmm.

Nesrin Gökpınar

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.