#Sürdürülebilirlik

- Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BURSA KOZAHAN'DA KALDIRILAN MASALAR GERİ GELDİ Haber

BURSA KOZAHAN'DA KALDIRILAN MASALAR GERİ GELDİ

Bursa'da 530 yıllık tarihi miras olan simge yapılardan Kozahan'da Osmangazi Belediyesi'nin restorasyon yapacağı gerekçesiyle kafelerin masa sandalyeleri toplanmıştı. Ancak belediye restorasyon kararını öteleyince kafeler yeniden hizmete başladı. Kozahan yönetiminden de İstanbul Kapalıçarşı örneğinde olduğu gibi Valilik, yerel yönetimler, vakıflar, anıtlar kurulu ve çarşı yönetiminin de katılımıyla bir koordinasyon ve çalışma komisyonu kurulması talebi geldi. Kozahan Dernek Yönetimi adına açıklama yapan Mesut Ceylan, Kozahan bünyesindeki işyerlerinin ruhsat alabilmek için belediyeye başvurduğunu hatırlatarak, "Ancak ruhsatlandırma sürecinde, restorasyon ve rölöve projelerine ilişkin değerlendirmelerin birbiriyle karıştırılması nedeniyle bazı işyerleri hakkında fen zabıtları düzenlenmiş ve bu işlemler ruhsat başvurularının reddedilmesine gerekçe gösterilmiştir. Daha sonra yapılan incelemeler sonucunda, mevcut durumun önemli ölçüde yürürlükteki rölöve projesine uygun olduğu anlaşılmış ve çok sayıda fen zaptı ile bunlara dayalı encümen kararları iptal edilmiştir. Kozahan esnafı, işyeri sahipleri ve malikler tarihi yapıya aykırı bir müdahale gerçekleştirme amacı taşımamaktadır. Aksine, tüm paydaşlar tarihi mirasın korunmasının birinci derecede sorumluluk olduğunun bilincindedir. Çarşı esnafı Deprem Yönetmeliği ve Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik kapsamında can ve mal güvenliğini ilgilendiren hususlardan taviz verilmesi söz konusu değildir. Kozahan'ın güvenliğinin sağlanması, tarihi kimliğinin korunması kadar önceliklidir. Bu doğrultuda ilgili tüm kurumlarla iş birliği içerisinde hareket edilmekte ve gerekli çalışmaların ortak akıl çerçevesinde yürütülmesi desteklenmektedir. Kamuoyunda oluşan algının aksine, tespit edilen aykırılıklar Kozahan'ın tamamını kapsayan bir durum olmayıp çok sınırlı sayıdaki işyeri ile ilgilidir. Kozahan'ın büyük çoğunluğu uzun yıllardır mevcut kullanım şekliyle faaliyetlerini sürdürmektedir. Ayrıca bugün tartışma konusu yapılan uygulamaların önemli bir kısmı yeni tarihli uygulamalar olmayıp, yaklaşık 50 yılı, hatta bazı durumlarda 100 yılı aşkın süredir devam eden tarihsel kullanım biçimlerinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle değerlendirmelerin yalnızca geçmiş dönem uygulamaları üzerinden değil; günümüz ihtiyaçları, mevcut kullanım şekli ve tarihi yapının yaşayan niteliği dikkate alınarak yapılması gerektiğine inanıyoruz." dedi "Kozahan'da günümüz ihtiyaçları dikkate alınmalı" Kozahan'ın, yalnızca tarihi bir yapı değil; yüzyıllardır kesintisiz şekilde devam eden ticari hayatın ve ipekçilik kültürünün merkezi olduğunu kaydeden Mesut Ceylan, "Aynı zamanda İpek Yolu'nun son durağı olarak kabul edilen ve dünyada benzeri son derece sınırlı olan bu eşsiz miras, ipekçilik faaliyetlerinin bir arada sürdürüldüğü en önemli merkezlerden biridir. Bu nedenle, koruma anlayışının yalnızca geçmişteki kullanım biçimlerini esas alan bir yaklaşımla değil; günümüz ihtiyaçları, sürdürülebilirlik ilkeleri ve yaşayan ticari hayatın devamlılığı gözetilerek ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Tarihi kimliğine ve özgün değerlerine sadık kalınarak, Kozahan'ın bugünün ihtiyaçlarına da cevap verebilecek şekilde değerlendirilmesi; proje ve uygulamaların günümüz ihtiyaçları ve sürdürülebilir kullanım ilkeleri doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu noktada 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun ile ilgili Yönetmelik'in temel yaklaşımı dikkate alınmalıdır. Anılan düzenlemeler; tarihi alanların yalnızca korunmasını değil, aynı zamanda yaşatılarak kullanılmasını, sürdürülebilir hale getirilmesini ve bu süreçte ilgili kurumlar, uzmanlar, malikler, kullanıcılar ve diğer paydaşların iş birliği içerisinde hareket etmesini öngörmektedir." diye konuştu "İstanbul Kapalıçarşı örneği uygulanmalı" Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İsa Altıkardeş ve yönetimi ile çok sayıda esnafın da destek verdiği basın açıklamasında İstanbul Kapalıçarşı benzeri bir yaklaşım oluşturulması gerektiğini talep eden Kozahan yönetiminden Mesut Ceylan şunları kaydetti: " İstanbul Kapalıçarşı'da da tarihi alanın korunması ve sürdürülebilir şekilde yaşatılması amacıyla kamu kurumları, malikler, esnaf temsilcileri ve ilgili paydaşların katılımıyla ortak çalışma ve koordinasyon mekanizmaları oluşturulmuş ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimsenmiştir. Biz de Kozahan için, 5366 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik'in öngördüğü katılımcı ve çözüm odaklı yaklaşımın benimsenmesini talep ediyoruz. Bu doğrultuda; Bursa Büyükşehir Belediyesi, Osmangazi Belediyesi, Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, ilgili meslek odaları, malikler, işyeri sahipleri ve Kozahan temsilcilerinin katılımıyla, 5366 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik çerçevesinde bir koordinasyon ve çalışma komisyonu oluşturulmasını talep ediyoruz. Talebimiz ayrı ayrı yaptırımlar uygulanması değil; 5366 sayılı Kanun'un öngördüğü katılım, koordinasyon ve birlikte yönetim anlayışı doğrultusunda tüm paydaşların aynı masa etrafında buluşmasıdır. Talebimiz; yaptırımların ertelenmesi değil, uygulanacak tüm süreçlerin kurumlar, malikler ve kullanıcıların katılımıyla planlı, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yol haritası çerçevesinde yürütülmesidir. Bu komisyonun amacı; tarihi yapının korunması, deprem ve yangın güvenliğinin sağlanması, ruhsatlandırma süreçlerinin tamamlanması ve uzun yıllardır devam eden kullanım biçimlerine ilişkin uygulanabilir ve kalıcı çözümler üretilmesi olmalıdır. Kozahan, yalnızca korunması gereken bir tarihi yapı değil; sürdürülebilir bir anlayışla yaşatılması gereken yaşayan bir kültür ve ticaret mirasıdır. Bu nedenle çözümün; kurumlar, malikler, işyeri sahipleri ve ilgili tüm paydaşların ortak aklıyla şekilleneceğine inanıyoruz" Öte yandan geçtiğimiz hafta sonu restorasyon yapılacağı gerekçesiyle Osmangazi Belediyesi Fen İşleri ekipleri malzemeleri Kozahan'a getirmiş kafelerin masa sandalyeleri kaldırılmıştı. Belediyenin restorasyon malzemelerini dün geri götürmesi üzerine kafeler masa sandalyelerini yeniden açtı. Kozahan'da turizm sezonu öncesinde restorasyon başlatılacağı bilgisi vatandaşların ve turistlerin tepkisine yol açmıştı.

BURSA'DA ATIK PİLLER İŞİTME ENGELLİLERE UMUT OLUYOR Haber

BURSA'DA ATIK PİLLER İŞİTME ENGELLİLERE UMUT OLUYOR

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk vizyonu doğrultusunda çevre bilincini artıracak ve işitme engelli bireylere destek sağlayacak anlamlı bir protokole imza attı. Rektörlük binasında düzenlenen imza törenine Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, Kartanesi İşitme Cihazları Satış ve Uygulama Merkezi Sahibi Enis Özgünay, Engelli Öğrenci Birimi Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Kurt, Atık Yönetim Merkezi Koordinatörü Serkan Karakaya ve Çevre Mühendisi İrem Sevgi Yorgancı katıldı. İki kurum arasında hayata geçirilen iş birliği kapsamında, kampüs genelinde toplanacak atık piller sayesinde işitme engelli öğrencilerin ve vatandaşların işitme cihazı pil, bakım, onarım ve temizlik gibi ihtiyaçlarına destek verilmesi hedefleniyor. Törende projenin önemine dikkat çeken Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, üniversitede sürdürülebilirliği sağlamak, çevre ve atık bilincini güçlü kılmak adına bu tür etkinlikleri kararlılıkla yürüttüklerini belirtti. Personel ve öğrenciler ile birlikte 65 binden fazla büyük bir nüfusa sahip olan üniversite yerleşkelerinde yoğun bir pil kullanımı olduğunu ifade eden Çiftçi, tabiata bırakıldığında çevreye ciddi zararlar veren bu pillerin doğru yöntemlerle toplanıp imha edilmesinin hayati bir önem taşıdığını vurguladı. Bu projeyi sadece çevre odaklı bir hareket olarak görmediklerini belirten Rektör Yardımcısı; kampüsten toplanan piller karşılığında işitme engelli öğrenci ve personele işitme cihazı bakımı, onarımı ve teknik destek gibi hizmetlerin sunulacak olmasının, üniversitenin toplumsal fayda ve farkındalık misyonuyla tam bir uyum sağladığını sözlerine ekledi. Kartanesi İşitme Cihazları Satış ve Uygulama Merkezi Sahibi Enis Özgünay ise törende yaptığı değerlendirmede, sıradan atıkların aksine pillerin maddi bir geri dönüş avantajı sunmaması sebebiyle bugüne kadar bu alanda yeterince adım atılmadığını söyledi. BUÜ Sıfır Atık Vakfı ve üniversite yönetiminin destekleriyle Bursa'da çevre adına çok büyük bir adım attıklarını belirten Özgünay, kampüsten toplanacak pillerin tamamen bir bağış modeliyle teslim alınacağını ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının yetkilendirmiş tek kuruluşu olan Taşınabilir Pil Üreticileri ve İthalatçıları Derneğine (TAP) ücretsiz olarak ulaştırılacağını açıkladı. Proje sayesinde bu pillerden herhangi bir ticari kazanç sağlanmaksızın, doğanın korunmasına katkı sunarken aynı zamanda işitme engelli bireylere sponsorluk ve teknik servis desteklerini sunmaktan büyük bir mutluluk duyduklarını ifade etti. Tören, imzaların ardından gerçekleşen fotoğraf çekimi ile sona erdi.

TÜRKİYE'NİN GİRİŞİMCİ KADINLARI BURSA'DA BULUŞTU Haber

TÜRKİYE'NİN GİRİŞİMCİ KADINLARI BURSA'DA BULUŞTU

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Hepsiburada'nın girişimci kadınları dijital ticaretin sunduğu fırsatlarla buluşturmak amacıyla hayata geçirdiği ‘Türkiye'nin Girişimci Kadınları Buluşuyor’ programının ikinci durağı Bursa oldu. Ankara'da başlayan ve yıl boyunca farklı şehirlerde devam edecek buluşmalar kapsamında girişimci ve kendi işini kurmak isteyen kadınlar ile kadın kooperatifleriyle bir araya gelinerek e-ticaretten yapay zekâ uygulamalarına, lojistikten satış geliştirme stratejilerine kadar pek çok konuda eğitimler düzenleniyor. Kadınların ekonomik hayata katılımını güçlendirmeyi ve yerel üretimin daha geniş pazarlara ulaşmasını amaçlayan buluşmanın Bursa ayağında katılımcılar; e-ticarette başarılı olmanın ipuçları, yapay zekâ destekli içerik üretimi, satış artırma yöntemleri, HepsiJET'in sunduğu lojistik ve teslimat çözümleri ile HepsiAd'in reklam çözümleri hakkında bilgi edinme fırsatı buldu. Girişimci kadınlara dijital ticaret desteği Yapılan açıklamaya göre, toplantıda eğitimlerin yanı sıra girişimci kadınlar ve kadın kooperatiflerine sunulan destekler de paylaşıldı. Hepsiburada’da mağazası olan girişimci kadınlara 1 milyon TL ciro limitine ulaşana kadar yüzde 50 komisyon indirimi, HepsiAd reklam desteği ve ücretsiz profesyonel ürün fotoğraf çekimi imkânı sunuluyor. Kadın kooperatifleri ise süresiz yüzde 1 komisyon oranı ve ücretsiz kargo avantajıyla ürünlerini Türkiye'nin dört bir yanındaki müşterilere ulaştırabiliyor. "Kadın girişimcilerimizi dijital ekonominin güçlü aktörleri haline getiriyoruz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Leman Yenigün, Hepsiburada iş birliğiyle yürütülen ‘Türkiye’nin Girişimci Kadınları’ protokolü kapsamında düzenlenen ‘Türkiye’nin Girişimci Kadınları Buluşuyor’ etkinliğinin ikinci durağı olan Bursa’da kadın girişimcilerle bir araya geldi. Kadın girişimcilerin ekonomik kalkınmanın, istihdamın ve toplumsal refahın en önemli aktörlerinden biri olduğunu vurgulayan Yenigün, Bakanlık olarak kadınların girişimcilik ekosisteminde daha güçlü yer alması için çeşitli politika ve programlar yürüttüklerini ifade etti. Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı doğrultusunda hayata geçirilen çalışmaların yanı sıra Yükselen Kadınlar Programı, Küresel Temiz Teknolojiler Girişimcilik Programı, Geleceğini Kuran Genç Kadınlar Projesi ve kadın kooperatiflerine yönelik desteklerle kadınların ekonomik hayata katılımını güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi. Bakan Yardımcısı Yenigün, dijitalleşmenin girişimcilik üzerindeki dönüştürücü etkisine dikkat çekerek, Bakanlık ile Hepsiburada arasında imzalanan "Türkiye’nin Girişimci Kadınları İş Birliği Protokolü" sayesinde bugüne kadar 10 bini aşkın kadın girişimcinin e-ticaret yoluyla satış yapmaya başladığını kaydetti. Protokolün 2026 yılı programı kapsamında yüz yüze e-ticaret eğitimleri düzenleneceğini, kadın kooperatiflerine danışmanlık desteği sağlanacağını ve dijital ekonomide kadınların daha güçlü yer almalarının destekleneceğini belirten Yenigün Bursa’daki buluşmanın da kadın girişimciler arasında dayanışmayı artıran, bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendiren önemli bir platform olduğunu ifade etti. Kadınların e-ticaret ve yapay zekâ destekli içerik üretimi alanlarında yeni beceriler kazanarak rekabet güçlerini artıracaklarını vurgulayan Yenigün, daha fazla kadını dijital ekonomiye kazandırmak için iş birliklerini sürdüreceklerini söyledi. "Teknoloji ve ticari kabiliyetlerimizi kadın girişimciliği için kullanıyoruz" Hepsiburada Kurumsal İletişim, Sürdürülebilirlik ve Sosyal Etki Direktörü Canan Binal Yılmaz, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Kadınların ekonomik hayata daha güçlü katılımının Türkiye’nin kalkınması açısından kritik olduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla, teknoloji ve ticari kabiliyetlerimizi kadın girişimciliğini büyütmek için kullanıyor, onların dijital ekonominin sunduğu fırsatlardan daha fazla yararlanmalarına katkı sağlıyoruz. Bugün 72 binden fazla girişimci kadın ve 320’nin üzerinde kadın kooperatifine ulaşan programımız, kadınların e-ticarette seslerini duyurmaları ve yeni pazarlara erişmeleri için onlara yol arkadaşı oluyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile yürüttüğümüz bu buluşmalar da girişimci kadınlarla doğrudan bir araya gelmemize, e-ticarette başarı getirecek çözümleri ilk ağızdan anlatmamıza ve günümüzün yenilikçi çözümleri ile buluşturmamıza olanak tanıyor. Platform olarak kadınların sürdürülebilir başarı hikâyeleri yazarken yanlarında olmaya, 2030 yılına kadar 120 bin kadını e-ticaretle buluşturma hedefimiz doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz."

BAŞKAN TUGAY’DAN UFI AVRUPA KONFERANSI’NDA DÜNYAYA ÇAĞRI Haber

BAŞKAN TUGAY’DAN UFI AVRUPA KONFERANSI’NDA DÜNYAYA ÇAĞRI

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZFAŞ ev sahipliğinde düzenlenen UFI Avrupa Konferansı, 36 ülkeden yaklaşık 400 fuarcılık profesyonelini Fuar İzmir'de bir araya getirdi. Konferansın açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Türkiye'de fuarcılığın doğduğu kent olarak kabul edilen İzmir, 52 yıl aradan sonra yeniden UFI Avrupa Konferansı'na ev sahipliği yapıyor. 3-5 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen organizasyona dünyanın farklı ülkelerinden sektör temsilcileri katıldı. "İZMİR FUARCILIĞIN TEMELLERİNİN ATILDIĞI ŞEHİR" Konferansın açılışında İngilizce konuşan Cemil Tugay, İzmir'in tarih boyunca ticaret ve kültürlerin buluşma noktası olduğunu belirterek, uluslararası organizasyona ev sahipliği yapmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Tugay, "52 yıl sonra yeniden uluslararası bir UFI organizasyonuna ev sahipliği yapmak bizim için büyük bir gurur. Bu buluşma yalnızca bir konferans değil, aynı zamanda kentimizin köklü ticaret ve fuarcılık birikiminin sürdüğünün güçlü bir göstergesidir" dedi. İzmir Enternasyonal Fuarı'nın 1947 yılında UFI üyeliği alan ilk Türk fuarı olduğunu hatırlatan Tugay, bu nedenle İzmir'in "Fuarlar Şehri" olarak anıldığını ifade etti. "YENİ İŞ BİRLİKLERİ GELİŞTİRELİM" Konuşmasında Fuar İzmir'in Türkiye'nin en büyük ve en modern fuar komplekslerinden biri olduğunu vurgulayan Tugay, tesisin uluslararası ihtisas fuarlarına ev sahipliği yaptığını söyledi. Konferansta sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm ve yapay zekâ destekli yeni nesil fuar modelleri gibi başlıkların ele alınacağını belirten Tugay, katılımcılara şu çağrıda bulundu: "Sizleri, Fuar İzmir'in sunduğu güçlü altyapı ve imkanlardan yararlanmaya, aynı zamanda İzmir'in üretim ve ticaret kültürünün bir parçası olmaya davet ediyorum. Bu eşsiz platformda yeni iş birlikleri geliştirelim, uluslararası ortaklıklarımızı güçlendirelim ve geleceği birlikte inşa edelim." Konuşmasının ardından Tugay, konferansın geleneksel açılış zilini çaldı. "AVRUPA'DAKİ EN YÜKSEK KATILIMLI KONFERANS" UFI Avrupa Bölge Direktörü Nick Dugdale-Moore ise organizasyonun bugüne kadar düzenlenen UFI Avrupa Konferansları arasında en yüksek katılıma ulaşan etkinlik olduğunu söyledi. Dugdale-Moore, yoğun ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirerek organizasyona katkı sağlayan kurum ve katılımcılara teşekkür etti. İZMİR'İN TANITIMINA KATKI SAĞLIYOR İzmir'de daha önce 1966 ve 1974 yıllarında UFI kongreleri düzenlenmişti. Yarım asrı aşkın aranın ardından gerçekleştirilen konferansın, kentin uluslararası fuarcılık alanındaki konumunu yeniden öne çıkarması hedefleniyor. Program kapsamında katılımcılar, İzmir'in tarihi ve kültürel mirasını yakından tanıma fırsatı bulurken, kentin mimari dokusu, sosyal yaşamı ve körfez kültürü hakkında da bilgi ediniyor.

YEŞİL ÇEVRE'DEN SÜRDÜRÜLEBİLİR GELECEK VURGUSU Haber

YEŞİL ÇEVRE'DEN SÜRDÜRÜLEBİLİR GELECEK VURGUSU

S.S. Yeşil Çevre Hizmet ve İşletme Kooperatifi, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası öncülüğünde Bursa Business School ev sahipliğinde düzenlenen 3. Uludağ Çevre Forumu’nda Platin Sponsor olarak yer aldı. Etkinlik kapsamında değerlendirmelerde bulunan Yeşil Çevre Kooperatifi Genel Müdürü Mehmet Aydın, çevre sektörünün geleceği açısından organizasyonun önemli bir buluşma zemini oluşturduğunu belirtti. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası öncülüğünde, Bursa Business School ev sahipliğinde "Kaynaktan Değere, Bugünden Geleceğe" temasıyla düzenlenen etkinlik, kamu, iş dünyası, akademi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi. Programda; sürdürülebilir üretim, yeşil dönüşüm, kaynak verimliliği, atık yönetimi, su verimliliği ve sanayide çevre odaklı dönüşüm başlıkları ele alındı. Yeşil Çevre Kooperatifi açtığı etkinlikte stantta ziyaretçilerine, atık su arıtma faaliyetleri, çevre danışmanlığı, laboratuvar hizmetleri, ambalaj atıklarının toplanması ve geri kazanımı alanındaki çalışmaları hakkında bilgi verdi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ile Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Nurullah Öztürk de Yeşil Çevre standını ziyaret ederek Genel Müdür Mehmet Aydın’dan kooperatifin çalışmaları ve yeni dönem projeleri hakkında bilgi aldı. Ayrıca organizasyona sunduğu katkılardan dolayı Yeşil Çevre Kooperatifi Genel Müdürü Mehmet Aydın’a, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç tarafından teşekkür plaketi takdim edildi. Uludağ Çevre Forumu’nun çevre alanında farklı kurumları ve sektör temsilcilerini aynı çatı altında buluşturduğunu belirten Yeşil Çevre Kooperatifi Genel Müdürü Mehmet Aydın, "Yeşil Çevre olarak ilk günden beri organizasyonun içinde yer almaktan memnuniyet duyuyoruz. Bu platformun çevre sektörüne önemli katkılar sunduğunu, farklı sektörlerden kurum ve firmaları bir araya getirerek ortak aklı güçlendirdiğini görüyoruz" dedi. Yeşil Çevre’nin 1998 yılında Bursa’nın doğu bölgesindeki sanayi kuruluşlarının atık sularını arıtmak amacıyla kurulduğunu hatırlatan Aydın, bugün gelinen noktada kurumun önemli bir kapasiteye ulaştığını ifade etti. Aydın, "Yeşil Çevre bugün 445 sanayi kuruluşunun endüstriyel ve evsel atıkları ile Kestel ve Gürsu ilçelerinde oluşan atık suları arıtan, günlük 100 bin metreküp kapasiteye sahip bir kurum haline geldi. Zaman içinde çevre danışmanlığı, akredite laboratuvar hizmetleri, ambalaj atıklarının toplanması, ayrıştırılması ve geri kazanımı gibi alanlarda da hizmet yelpazemizi genişlettik" diye konuştu. Yeşil Çevre’nin katı atık yönetimi alanında da önemli çalışmalar yürüttüğünü vurgulayan Aydın, sanayi tesislerinde üretim sonrası oluşan ambalaj atıkları ile tehlikesiz atıkların toplanması, ayrıştırılması ve geri kazanıma kazandırılması noktasında ortaklarına kapsamlı hizmet sunduklarını belirtti. Aydın, bu çalışmaların hem döngüsel ekonomi anlayışını desteklediğini hem de sanayinin çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağladığını ifade etti. Bölgedeki su kaynaklarının korunmasına yönelik çalışmaların Yeşil Çevre’nin öncelikli gündemleri arasında yer aldığını vurgulayan Mehmet Aydın, su geri kazanımı projesine de dikkat çekti. Aydın, "Bölgemizde yaşanan su sıkıntısı hepimizin malumu. Yeşil Çevre olarak ortalama 40-45 bin metreküp suyu yeniden arıtarak geri kazanmayı ve ortaklarımızın kullanımına sunmayı hedefliyoruz. Bu projeyle hem sanayimize sürdürülebilir bir kaynak sağlayacak hem de yeraltı sularımızın korunmasına katkı sunacağız" ifadelerini kullandı. Organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Aydın, "Başta BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay olmak üzere, BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç’a, konsey üyelerine, konuşmacılara, paydaşlara ve katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Bursa’da başlayan bu platformun Türkiye genelinde ses getiren bir yapıya dönüşmesi hepimiz için gurur verici" dedi.

AVRUPA FIRSATLARI ÜNİVERSİTELİ GENÇLERLE BULUŞTU Haber

AVRUPA FIRSATLARI ÜNİVERSİTELİ GENÇLERLE BULUŞTU

Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) çatısı altında faaliyet gösteren Bursa AB Bilgi Merkezi, Avrupa Günü kapsamında gençleri Avrupa fırsatlarıyla buluşturdu. Gürsu Belediyesi iş birliğinde Mudanya Üniversitesi’nde gerçekleştirilen "Kampüsten Avrupa’ya: Proje Yolculuğunuz Başlıyor" etkinliğine Mudanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kesik, Mudanya Üniversitesi Erasmus Koordinatörü Dr. Fatih Yavuz, Gürsu Belediyesi AB ve Dış İlişkiler Koordinatörü ve Eurodesk Proje Müdürü Bilal Demir ile çok sayıda öğrenci katıldı. Programda Erasmus+ ve Avrupa Dayanışma Programı başta olmak üzere gençlere yönelik Avrupa fırsatları, proje başvuru süreçleri, proje yazımı, fikir geliştirme ve uluslararası hareketlilik imkanları hakkında bilgi paylaşımında bulunuldu. Etkinlikte ayrıca üniversite öğrencisi Furkan Emir de AB projelerine ilişkin deneyimlerini paylaştı. Mudanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kesik, Erasmus+ programının öğrenciler ve eğitim kurumları için önemli fırsatlar sunduğunu belirterek, programların daha aktif kullanılması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Kesik, "Erasmus+ gerçekten çok kıymetli ve etkisi yüksek bir program. Öğrencilerimizin eğitim hayatları boyunca en az bir kez bu programlardan yararlanmaya çalışmalarını tavsiye ediyorum. Kısa ya da uzun dönemli her deneyim; farklı kültürleri tanıma, yeni insanlarla iletişim kurma ve dünyaya daha geniş bir perspektiften bakma imkanı sağlıyor. Bu noktada üniversitelerin, STK’ların, BTSO gibi güçlü kurumların ve paydaşlarımızın da sunduğu imkanların gençlerimizin uluslararası fırsatlara erişiminde önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum" dedi. Mudanya Üniversitesi Erasmus+ Koordinatörü Fatih Yavuz, etkinliğin hem öğrenciler hem de kurumlar için önemini değerlendirerek, "Üniversite eğitimi tamamlanmadan önce öğrencilerimizin mutlaka Avrupa Birliği projelerinden yararlanmasının, yurt dışı deneyimi kazanmasının ve uluslararası bir bakış açısı geliştirmesinin çok kıymetli olduğuna inanıyorum. Bu tür programlar, gençlerimizin yalnızca akademik gelişimine değil aynı zamanda kişisel gelişimine, özgüvenine ve uluslararası network oluşturmasına önemli katkılar sağlıyor. Bu program kapsamında yalnızca öğrencilerimize yönelik hareketlilik imkanlarını değil; aynı zamanda kurumlarımızın farklı faaliyet alanlarında yararlanabiliyor. Proje süreçlerinin tüm öğrencilerimiz için verimli ve ilham verici bir rehber olmasını temenni ediyorum" dedi. Gürsu Belediyesi AB ve Dış İlişkiler Koordinatörü ve Eurodesk Proje Müdürü Bilal Demir, "Gençlik Fırsatları" başlıklı sunumunda öğrencilere Erasmus+, Avrupa Dayanışma Programı, gençlik değişimleri ve staj imkanları gibi Avrupa fırsatları hakkında bilgiler aktardı. Gençlerin Avrupa projelerine hangi yollarla dahil olabilecekleri, proje fikirlerini nasıl geliştirebilecekleri ve başvuru süreçlerinde nelere dikkat etmeleri gerektiği konularına değinen Demir, "Avrupa Birliği programları, gençlere uluslararası hareketlilik imkanı sunmanın dışında onları günümüz dünyasının ihtiyaçlarına cevap veren proje fikirleri geliştirmeye de teşvik ediyor. Proje süreçlerine erken dönemde dahil olan gençler hem kişisel gelişimleri hem de kariyer yolculukları açısından büyük kazanım sağlıyor. diye konuştu. 2021-2027 döneminde Avrupa Birliği proje programlarının dört temel önceliğinin öne çıktığını belirten Demir, "Bugün Avrupa Birliği projelerinde dijital kapsayıcılık ve dijital dönüşüm, dahil etme ve çeşitlilik, çevre ve sürdürülebilirlik ile demokratik yaşama katılım başlıkları önemli bir çerçeve oluşturuyor. Bu alanlarda doğru kurgulanmış her proje fikri, gençler için yeni bir deneyim, güçlü bir iş ağı ve Avrupa ile daha yakın temas kurma konusunda öncelik anlamına geliyor" ifadelerini kullandı. Avrupa Birliği projelerine ilişkin deneyimlerini katılımcılarla paylaşan üniversite öğrencisi Furkan Emir, bugüne kadar çeşitli projeler hazırladıklarını, hibe desteği aldıklarını ve bu desteklerle farklı çalışmalar yürüttüklerini anlattı. Emir, özellikle yeşil gelecek, sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm odağında projeler geliştirdiklerini belirterek, "Okul öncesi dönemden lise çağına kadar farklı yaş gruplarındaki çocuk ve gençlere yönelik eğitimler düzenledik. Çeşitli firmalarla ve fabrikalarla görüşmeler gerçekleştirdik. Fabrikalardan çıkan atıkların nasıl değerlendirilebileceği, bu ürünlerin nasıl geri dönüştürülebileceği ve yeniden kullanılabileceği konusunda çocuklarla birlikte uygulamalı çalışmalar yaptık. Bu süreçte uluslararası anlamda hem güçlü bir iletişim ağı oluşturduk hem de yeni fırsatların kapısını araladık" dedi.

SALEP NASIL ÜRETİLİR? AŞAMALARI VE PÜF NOKTALARI... Haber

SALEP NASIL ÜRETİLİR? AŞAMALARI VE PÜF NOKTALARI...

Salep yetiştiriciliği, orkide yumrularının Eylül-Ekim aylarında humuslu ve drenajı iyi toprağa, 5-10 cm derinliğe dikilmesiyle (genellikle 10x10 veya 15x15 cm arayla) başlar. Organik gübreli, nemli toprakta gelişen bitki, Mayıs-Haziran aylarında çiçeklenip yavru yumrular oluşturduğunda sökülür, temizlenir ve kurutularak veya dondurma yapılarak pazarlanır. Salep Yetiştiriciliğinin Temel Aşamaları Yumru Seçimi ve Ekim (Eylül-Ekim): Sağlıklı ve kaliteli salep orkidesi yumruları seçilir. Dekara ortalama 100-125 kg yumru dikimi yapılarak, yaklaşık 300-375 kg yaş ürün verimi elde edilebilir. Toprak Hazırlığı: Humus bakımından zengin, hafif asidik ve su tutmayan, drenajı yüksek topraklar tercih edilmelidir. Toprak işleme öncesi dekara 4-5 ton yanmış ahır gübresi veya 400-500 kg solucan gübresi karıştırılması verimi artırır.Dikim Şekli: Yumrular 5-10 cm derinliğe, yaklaşık 25-30 cm yüksekliğinde hazırlanan sırtlara (yataklara) dikilir.Sulama ve Bakım: Toprağın sürekli nemli kalması sağlanmalı ancak aşırı su birikintisinden kaçınılmalıdır. Yabancı ot temizliği düzenli yapılmalıdır.Hasat (Mayıs-Haziran): Bitkiler çiçek açıp toprak üstü kısımları kurumaya başladığında yumrular sökülür. Sökümde, bir sonraki yılın ürünü için yumruların bir kısmı toprakta bırakılabilir. Yetiştiriciliğinin Püf Noktaları Sürdürülebilirlik: Doğal orkide yumrularının tamamını sökmemek, üretimin devamlılığı için kritiktir.Gübreleme: Eylül ayında, toprak hazırlığı aşamasında azot, fosfor ve potasyum (N, (P_{2}O_{5}), (K_{2}O)) takviyesi yapılmalıdır.Ekonomik Değer: Yaklaşık 5-6 kg yaş üründen 1 kg kuru ürün elde edilir.Devlet Desteği: Salep yetiştiriciliği için devletin %50 hibe desteği gibi teşvikleri bulunmaktadır. [1, 2, 3, 4] Uyarı: Orkidelerin doğal ortamdan sökülmesi yasaktır; yetiştiricilik sadece kültür ortamında (ekim yapılarak) gerçekleştirilmelidir.

3. ULUDAĞ ÇEVRE FORUMU YOĞUN KATILIMLA BAŞLADI Haber

3. ULUDAĞ ÇEVRE FORUMU YOĞUN KATILIMLA BAŞLADI

İlki 2024 yılında düzenlenen ve kısa sürede alanında referans etkinliklerden biri haline gelen Uludağ Çevre Forumu bu yıl da yoğun katılımla yapılıyor. Bursa Business School Uludağ Kampüsü’nde "Kaynaktan Değere Bugünden Geleceğe" temasıyla düzenlenen forumda iki gün boyunca 7 ayrı oturum düzenlenecek. Türkiye'nin küresel iklim politikalarındaki vizyonunu taçlandıracağı COP31’e doğru giderken atılacak stratejik adımların değerlendirildiği forumda entegre atık yönetimi ve Ulusal Depozito Sistemi, üretimde zorunlu geri dönüştürülmüş madde kullanımı, otomotiv sektöründe sürdürülebilirlik, ulusal su politikaları ve sanayide yeşil dönüşüm gibi başlıklarda alanında uzman isimler konuşmacı olarak yer alıyor. "Forum COP 31’e giden yolda önemli bir fikri hazırlık süreci olacak" Forumun açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, sürdürülebilirlik gibi uzun soluklu ve çok boyutlu bir alanda başarının tek seferlik çalışmalarla değil, ortak akılla, istikrarlı iş birlikleriyle ve aynı hedef etrafında buluşan kurumların gayretiyle mümkün olduğunu söyledi. Bu anlamda AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi’nin emekleriyle üçüncü kez hayata geçirilen forumun, kaynak verimliliği, çevre duyarlılığı, yeşil dönüşüm ve insan odaklı kalkınma hedefleri bakımından önem bir kazanım olduğunu belirten Burkay, "Bu organizasyona büyük emek veren başta Konsey Başkanımız Vedat Kılıç ve Konsey Başkan Yardımcımız Fatih Dursun olmak üzere tüm konsey üyelerimize, çalışmalarımızı destekleyen kurumlarımıza, paydaşlarımıza ve katkı sunan herkese gönülden teşekkür ediyorum." dedi. İklim değişikliği, çevresel riskler, kaynakların etkin kullanımı, enerji güvenliği ve sürdürülebilir üretim; küresel rekabetin ana gündemleri arasında yer aldığını ifade eden Burkay, artık dünyanın hedeflerin somut projelerle desteklendiği, şehirlerin, sanayinin, finans kuruluşlarının, sivil toplumun ve gençlerin aynı vizyon etrafında buluştuğu yeni bir iklim anlayışına ihtiyaç duyduğunu dile getirdi. Bu açıdan Türkiye’nin COP31 sürecindeki rolünün tarihi bir anlam taşıdığını kaydeden Burkay, "Forum boyunca gündeme taşınan konular aslında COP31 süreci için de iş dünyamız adına önemli bir fikri hazırlık süreci anlamına da geliyor." diye konuştu. Sürdürülebilirlik alanında somut adımlar atıyoruz İbrahim Burkay, yeşil dönüşüm sürecinde kamu politikalarıyla özel sektör uygulamalarının aynı istikamette ilerlemesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Bu noktada son dönemde hayata geçirilen desteklerin iş dünyası olarak çok değerli bulduklarını ifade eden Burkay, "Bursa iş dünyası olarak, bu destekler için Bakanlığımıza ve sürece katkı sunan tüm kurumlarımıza teşekkür ediyoruz. Bununla birlikte sahadan aldığımız geri bildirimler, önümüzdeki dönemde desteklerin daha fazla firmaya ulaşması, başvuru süreçlerinin sadeleşmesi, finansmana erişimin güçlendirilmesi ve özellikle KOBİ’lerimizin teknik danışmanlık kapasitesinin artırılması yönündeki ihtiyacın devam ettiğini göstermektedir. Karbon ayak izi ölçümü, enerji verimliliği yatırımları, temiz üretim teknolojileri, yeşil finansman, dijitalleşme ve mevzuata uyum başlıklarında sağlanacak her yeni destek; firmalarımızın rekabet gücüne, ihracat kapasitesine ve sürdürülebilir üretim anlayışına doğrudan katkı sağlayacaktır." ifadelerini kullandı. BTSO olarak bizler de Bakanlığın ortaya koyduğu vizyonu; Bursa’nın üretim gücü, girişimcilik kabiliyeti ve yatırım kapasitesiyle desteklediklerini vurgulayan Burkay, şöyle devam etti: "Bugün Bursa’da, yüksek teknolojili üretimden lojistiğe, enerji verimliliğinden yalın üretime kadar geniş bir alanda güçlü bir dönüşüm altyapısı oluşturduk. Ülkemizin yüksek teknolojili ilk organize sanayi bölgesi TEKNOSAB, sanayimizin yeni nesil üretim vizyonunu temsil ederken; Lojistik Teknopark projemiz, kentimizin üretim ve ihracat kapasitesini daha verimli bir yapıya kavuşturmayı hedeflemektedir. Enerji Verimliliği Merkezimiz ve Bursa Model Fabrikamız ise firmalarımıza sahada ölçülebilir kazanımlar sağlayan iki önemli uygulama merkezimizdir. Bu merkezlerimizle işletmelerimizin kaynak kullanımını iyileştirmesine, üretim süreçlerini daha verimli hale getirmesine ve yeşil dönüşüm hedeflerine daha güçlü hazırlanmasına katkı sunuyoruz. Kısacası Bursa iş dünyası olarak bizler, sürdürülebilirliği yalnızca konuşulan bir hedef olarak değil; üretimin, yatırımın, ihracatın ve kurumsal kapasitenin her aşamasına yansıyan somut bir çalışma alanı olarak görüyoruz." İş dünyası olarak önemli bir eşikteyiz Bugün iş dünyası olarak çok önemli bir eşikte olduklarını ifade eden Başkan Burkay geçmişte rekabetin temel göstergelerinin üretim kapasitesi, maliyet avantajı, hız ve kalite olduğunu ancak bugün bunların yanına karbon ayak izi, enerji verimliliği, kaynak kullanımı, atık yönetimi, yeşil finansmana erişim ve sürdürülebilir tedarik zincirlerinin eklendiğini kaydetti. "Artık bir ürünün pazardaki değeri, yalnızca fiyatıyla veya kalitesiyle değil; nasıl üretildiğiyle, hangi kaynakları kullandığıyla, çevreye nasıl bir etki bıraktığıyla ve insan hayatına nasıl katkı sunduğuyla da ölçülüyor." Diyen Başkan Burkay, "Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve küresel tedarik zincirlerinde değişen standartlar, iş dünyamızın önüne yeni bir dönem açmıştır. Bu yeni dönemi doğru okuyan, dönüşümünü zamanında tamamlayan, teknolojisini yenileyen, enerji ve kaynak verimliliğini artıran firmalarımız, küresel rekabette çok daha güçlü bir konuma ulaşacaktır. Ancak yeşil dönüşümün anlamı, rekabetçilik ve verimlilik başlıklarıyla sınırlı değildir. Bu dönüşüm; daha temiz bir çevre, daha dirençli şehirler, daha sağlıklı bir yaşam ve gelecek nesillere karşı sorumluluk anlayışıyla birlikte değer kazanmaktadır." dedi. Sürdürülebilirliğin temelinde insan var Sürdürülebilirlik anlayışının en güçlü karşılık bulduğu alanların başında şehirlerin geldiğini belirten Başkan Burkay, "Sürdürülebilirlik, şehirlerin planlanmasında, ulaşım altyapısında, afetlere hazırlığında, çevre kalitesinde ve sosyal yaşam alanlarında da kendini göstermelidir. Bir şehri geleceğe hazırlamak, aslında o şehirde yaşayan insanın hayatını, güvenliğini, sağlığını ve refahını öncelemek demektir. Dolayısıyla Bursa gibi kadim bir kenti ‘su akar yolunu bulur’ anlayışıyla akışına terk edemeyiz. Çünkü Bursa, plansızlığa mahkûm edilecek kadar değersiz bir şehir değildir." dedi. Bursa’nın en son kapsamlı çevre düzeni planının 1998 yılında yapıldığını hatırlatan Başkan Burkay, 30 yıl önceki bir akılla bugünün Bursa’sını yönetmeye çalışmanın Bursa’ya yapılan büyük bir haksızlık olduğunu dile getirdi. Başkan Burkay, "Bu plansızlık; sadece estetik bir kayıp değildir; her gün boğuştuğumuz trafik, çevre kirliliği ve kentin kapasite geliştirme sorunlarını da beraberinde getiren bir düğümdür. Bu nedenle Bursa’mızın anayasası niteliğinde olan 1/100 binlik çevre planında şehir içinde sıkışıp kalmış, apartmanlarla iç içe imalat yapan üretim ve ihracat kapasitesi sınırlanmış 8 bin 500 firmamızın varlığını da ayrıca değerlendirmek durumundayız. Organize bir akılla hareket ettiğimizde, akademik odalarımızın ve üniversitelerimizin vizyonu ile iş dünyamızın dinamizmini birleştirdiğimizde, inanıyorum ki her engeli aşarız. Bursa'nın gerçek değeri, ancak bu planlı büyüme ve ortak akıl koordinasyonuyla ortaya çıkacaktır. Bu düşüncelerle forumda emeği geçen Konseyimize, destek veren sponsorlarımıza ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum." dedi. Uludağ çevre forumu önemli bir platform haline geldi BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç, Uludağ Çevre Forumu’nun üçüncüsünü gerçekleştirmekten büyük mutluluk duyduklarını belirterek, daha önce yapılan iki forumun başarıyla tamamlandığını ve etkinliğin artık Bursa iş dünyasının yanı sıra Türkiye genelinde de takip edilen önemli bir platform haline geldiğini söyledi. Forumun güçlü içerik, yüksek katılım ve sektörler arası iş birliğiyle öne çıktığını ifade eden Kılıç, "Uludağ Çevre Forumu’nun ülkemize, Bursa’ya ve iş dünyamıza yakışan, ulusal ölçekte takip edilen önemli bir platform haline geldiğine inanıyoruz." dedi. İklim krizi yalnızca çevresel bir sorun değil Forumun hayata geçirilmesine destek veren BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a da teşekkür eden Kılıç, iklim krizinin artık yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda ekonomik rekabetten üretim modellerine kadar birçok alanı etkilediğini vurguladı. Dünyanın yeni bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirten Kılıç, "Üreten ama kaynaklarını koruyan, büyüyen ama çevresel etkilerini azaltan ülkeler öne çıkıyor. Türkiye de güçlü sanayisi, üretim kabiliyeti ve girişimci yapısıyla bu süreçte önemli bir avantaja sahip." ifadelerini kullandı. Bursa’nın yeşil dönüşümde öncü şehirlerden biri olması gerektiğini söyleyen Kılıç, BTSO çatısı altında yürütülen çalışmalarla şehrin üretim, ihracat ve teknolojide olduğu gibi çevresel dönüşümde de liderlik hedeflediğini belirtti. Kılıç, Uludağ Çevre Forumu’nun bu vizyonun en önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade ederek, katkı sunan tüm kurum ve paydaşlara teşekkür etti. "Artık üretmek kadar atık yönetimi de önemli" Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun, geri dönüşüm ve sürdürülebilirliğin insanlık tarihi kadar eski ve önemli bir konu olduğunu söyledi. Doğanın milyonlarca yıldır kendi döngüsü içerisinde kusursuz bir geri dönüşüm sistemi kurduğunu belirten Altun, "Milyarlarca insan bu dünyadan ayrıldı. Daha büyük sayıda canlılar geldi, yaşadı ve gitti. Doğa bunu muhteşem bir şekilde geri dönüştürdü. Doğanın teknolojisi bir kaosun önüne geçiyor." dedi. İnsanlığın bugün hâlâ doğadaki bu kusursuz dönüşümü nasıl sağlayacağını tartıştığını belirten Altun, "Dünyada geri dönüşüm konusunda ortak bir konsensüs sağlandı. Artık üretmek ne kadar önemliyse atık dönüşümü de o kadar önemli. BTSO öncülüğünde gerçekleştirilen bu forum ve COP31 zirvesi gibi organizasyonlar, bu sorunun çözümü için ortak çaba gösteriyor." dedi. Altun, sürdürülebilirliğin tartışmasız bir kavram olduğunu ifade ederek Bursa Valiliği olarak bu yönde yapılan çalışmalara bugüne kadar olduğu gibi destek vermeye devam edeceklerini sözlerine ekledi. Açılış konuşmalarının 3. Uludağ Çevre Forumu’na katkı veren sponsorlara plaketleri takdim edildi. Forumun açılış oturumu ise COP 31’e Doğru Türkiye başlığı ile gerçekleştirildi. AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç’ın moderatörlüğünde yapılan oturumda BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Mehrali Ecer konuşmacı olarak yer aldı.

YEŞİL BETON PROJESİ DESTEK ALMAYA HAK KAZANDI Haber

YEŞİL BETON PROJESİ DESTEK ALMAYA HAK KAZANDI

BUÜ Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Mardani’nin yürütücülüğünü üstlendiği "Sürdürülebilir Kent Mobilyası Üretimi İçin 3B Yazdırılabilir Yeşil Beton Geliştirilmesi" başlıklı proje, destek almayı başardı. Proje ile çevre dostu yaklaşımı ileri üretim teknolojileriyle birleştirerek 3B yazdırılabilir beton alanında yenilikçi çözümler geliştirilmesi amaçlanıyor. Proje detaylarına dair açıklamada bulunan Prof. Dr. Ali Mardani, proje kapsamında çimento tüketimini azaltmaya yönelik optimize edilmiş beton karışımları tasarladıklarını vurgulayarak; "Doğal agreganın bir kısmı geri dönüştürülmüş beton agregası ile değiştirerek inşaat ve yıkım atıklarının yeniden ekonomiye kazandırılmasını hedefliyoruz. Bu süreçte oluşabilecek performans kayıpları ise silis dumanı ve özel katkı sistemleri ile dengelenerek, hem mekanik dayanım hem de sürdürülebilirlik açısından yüksek performanslı bir malzeme geliştirmek istiyoruz" dedi. Geliştirilen malzemelerin yalnızca laboratuvar ortamında değil, gerçek uygulama şartlarında da test edileceği bilgisini paylaşan Prof. Dr. Ali Mardani; projenin çıktıları arasında, 3B yazıcı teknolojisi ile üretilmiş modüler kent mobilyası prototiplerinin yer aldığını aktardı. Bu ürünlerin dayanıklılık, estetik, fonksiyonellik ve kolay montaj kriterleri dikkate alınarak tasarlanacağının altını çizen Mardani; "Ayrıca betonun yazdırılabilirlik performansı, reolojik parametreler üzerinden detaylı şekilde analiz edilecek. Projenin çevresel etkileri ise uluslararası standartlara uygun olarak gerçekleştirilecek Yaşam Döngüsü Analizi (LCA) ile kapsamlı biçimde değerlendirilecek olan veriler, sürdürülebilir üretim politikalarına katkı sağlayacak nitelikte olacaktır" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.