#Tazminat

- Tazminat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tazminat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DİKKAT KAYNANA ÇIKABİLİR: AİLE MÜDAHALESİ BOŞANMA SEBEBİ Haber

DİKKAT KAYNANA ÇIKABİLİR: AİLE MÜDAHALESİ BOŞANMA SEBEBİ

Avukat Tevfik İmamoğlu, evlilik birliğine aile bireylerinin müdahalesinin Türk Medeni Kanunu ve Yargıtay içtihatlarına göre boşanma sebebi veya kusur sayılabileceğini belirtti. İmamoğlu, bu tür müdahalelere sessiz kalan ya da destek veren eşin, boşanma davasında tazminat veya nafaka ödemekle yükümlü olabileceğini vurguladı. EVLİLİK BİRLİĞİ EŞLER ARASINDA KURULAN ÖZEL BİR HUKUKİ BAĞDIR Avukat Tevfik İmamoğlu, evlilik ilişkisinin yalnızca iki kişi arasında değil, zaman zaman ailelerin etkisiyle farklı dinamiklere evrilebildiğini belirtti. Konuyla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği, eşler arasında kurulan özel bir hukuki birliktir. Ancak ailelerin, özellikle kayınvalide ve kayınpederin bu birliğe müdahalesi Yargıtay kararlarında boşanma sebebi sayılabiliyor". YALNIZ BIRAKMAK YA DA AİLEYLE YAŞAMAYA ZORLAMAK DA KUSUR SAYILIYOR İmamoğlu, Yargıtay’ın benzer davalarda verdiği kararları hatırlatarak, eşin ailesi tarafından diğer eşe yapılan hakaret, aşağılama ve baskının, evlilik düzenine müdahale boyutuna ulaştığında evlilik birliğinin temelden sarsılması gerekçesiyle boşanma sebebi teşkil ettiğini söyledi. "Eşin, ailesi karşısında diğer eşi yalnız bırakması ya da aileyle yaşamaya zorlaması gibi durumlar da evliliği temelden sarsan davranışlar arasında değerlendiriliyor" dedi. ORTAK YÜKÜMLÜLÜK VURGUSU İmamoğlu, söz konusu aile müdahalesine karşı eşlerin sorumluluk alması gerektiğini belirtti: "Yargıtay’ın istikrarlı uygulamalarına göre, eşler evlilik birliğini koruma noktasında ortak bir yükümlülük taşır. Aileden gelen müdahalelere karşı sessiz kalmak veya desteklemek, ağır kusur veya eşit kusur sayılabilir". İmamoğlu, bu tür durumların önlenmesi için eşlerin aile ilişkilerinde aktif tutum sergilemeleri gerektiğine dikkat çekti.

BURSA'DAKİ PTT KARGODA İŞ BIRAKMA EYLEMİ Haber

BURSA'DAKİ PTT KARGODA İŞ BIRAKMA EYLEMİ

Bursa'da PTT bünyesinde taşeron firma üzerinden çalışan kargo emekçileri, Kod 25 ve Kod 46 gerekçe gösterilerek işten çıkarıldıkları iddiasıyla iş bırakma eylemi yaptı. Nilüfer Kargo yerleşkesinde toplanan çalışanlar, işe iade ve haklarında uygulanan kodların kaldırılmasını talep etti. İşten çıkarılan çalışanlar adına yapılan açıklamada, Volkan Uzun, Lokman ve Celil Baban'ın hukuksuz bir şekilde işten çıkarıldığı öne sürüldü. Açıklamada, ATS kayıtları ve müşteri beyanları bulunmasına rağmen savunmalarının dikkate alınmadığı ifade edildi. Çalışanlar, bu sürecin yalnızca kendileriyle sınırlı kalmayacağını, ilerleyen süreçte başka çalışanların da benzer gerekçelerle işten çıkarılabileceğini belirterek eylemin bu nedenle gerçekleştirildiğini dile getirdi. Eyleme PTT-SEN sendikası avukatlarından Lütfi Sabri Batıban ile sendika temsilcileri de destek verdi. "Akşama kadar çalıştırılıp Kod 25'ten işten çıkarıldık" İşten çıkarılan çalışanlardan Celil Baban, yaşanan süreci şu sözlerle anlattı: "Ben Celil Baban. 2013 yılından beri bu kurumda çalışmaktayım. Dün tarafıma gelen haberle işten çıkışımız verildi. Kod 25 gerekçe gösterilerek tazminatsız şekilde işten çıkarıldık. Akşama kadar çalıştırıldıktan sonra işten çıkartıldık. Bize yöneltilen suçlama hırsızlık. Ancak müşteri beyanları ve ATS kayıtlarıyla bu iddiaları çürütmemize rağmen işten çıkarıldık. Sadece ben değil, iki arkadaşım daha var. Ayrıca beş arkadaşımız hakkında da soruşturma yürütülüyor. Nilüfer Kargo olarak sorunlarımız çözülene kadar kontak kapatma eylemi yapıyoruz. Talebimiz işe iademiz ve Kod 25'in kaldırılmasıdır." "Tazminat vermemek için uzun yıllar çalışanlar tasfiye ediliyor" Bir diğer işten çıkarılan çalışan Volkan Uzun ise Kod 46 gerekçesiyle işten atıldığını belirterek, şu ifadeleri kullandı: "İsmim Volkan Uzun. PTT kurumunda yaklaşık on yıldır çalışıyorum. Bu süreçte yoğun dönemler yaşadık ancak son iki haftalık süreç, benim için en zor dönem oldu. Kod 46 gerekçesiyle tazminatsız olarak işten çıkarıldık. Savunmamızı yapmamıza rağmen böyle bir sonuç beklemiyorduk. PTT'nin parça başı sistemine geçmeye hazırlandığını görüyoruz. Tazminat ödememek için on yıl ve üzeri çalışan, tazminatı yüksek olan personelin işten çıkarıldığını düşünüyoruz. Biz ilk üç kişi olduk ama bunun devamı gelecektir." Uzun, amaçlarının yalnızca kendi durumları olmadığını vurgulayarak, "Eğer bunun önüne geçemezsek, diğer arkadaşlarımız da masa başında hazırlanan sözleşmelere dayanarak işten çıkarılacaktır. Bugün buradayız çünkü tek amacımız işe geri dönmektir. Kod 46'nın kaldırılması ya da başka bir çözüm bizim için kabul edilebilir değildir. Haksız yere işten çıkarıldık ve bu durum geleceğimizi etkiliyor" dedi.

DOWN SENDROMU TESTİ YAPMAYAN HASTANEYE 81 MİLYON TL TAZMİNAT Haber

DOWN SENDROMU TESTİ YAPMAYAN HASTANEYE 81 MİLYON TL TAZMİNAT

Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde çocukları Down Sendromlu olarak dünyaya gelen aile, gebelik sürecinde Down Sendromu tarama testinin yapılmadığı ve bilgilendirilmedikleri gerekçesiyle açtığı davada, doktor ve özel hastaneye karşı 81 milyon TL tazminat kazandı. Aile, hamilelik sürecinde 2021 yılında Diyarbakır'daki bir özel hastanede aynı doktora düzenli olarak kontrole gitti. Ancak doğumun ardından bebeklerinin Down Sendromlu olduğunu hemşireden öğrendi. Aile, gebelik süresince kendilerine test yapılmadığını ve bilgilendirme yapılmadığını belirterek doktor ve hastane hakkında şikayette bulundu. 700 BİN TL TEKLİF REDDEDİLDİ, DAVA AÇILDI Ailenin avukatı Ferhat Yiğit, “Arabuluculuk sürecinde 700 bin TL talep ettik ancak bu kabul edilmedi. 2021 yılında açılan davada mahkeme, hekimin aydınlatma yükümlülüğünü ihlal ettiğine hükmetti ve 43 milyon TL tazminata karar verdi. Faiz, vekalet ve yargılama giderleriyle birlikte bu rakam 81 milyon liraya ulaştı.” dedi. "DOKTOR TEST ÖNERMEDİ, AİLE BİLGİLENDİRİLMEDİ" Avukat Yiğit, “Hekim, tarama testi önermedi, yazılı onam almadı, gebeliğin sonlandırılması gibi bir seçenek sunmadı. Bu nedenle aile, çocuğun sağlıklı olduğunu düşünerek doğuma gitti. Mahkeme de bu gerekçeyle aileyi haklı buldu” ifadelerini kullandı. "BİZE SAĞLIKLI DENİLDİ" Baba Hüseyin Kızmaz ise ifadesinde şunları söyledi: "Doktor her şeyin yolunda olduğunu söyledi. Doğumdan sonra hemşire çocuğumuzun Down Sendromlu olduğunu söyledi. Eğer bize önceden bilgi verilseydi, karar hakkımız olurdu. Biz de bu mağduriyeti başka aileler yaşamasın diye dava açtık." HASTANE İTİRAZ ETTİ Mahkeme kararına itiraz eden hastane, dosyayı üst mahkemeye taşıdı. Süreç istinaf aşamasında devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.