#Tazminat

- Tazminat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tazminat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TER KOKAN KOCALARA YARGITAY'DAN KÖTÜ HABER Haber

TER KOKAN KOCALARA YARGITAY'DAN KÖTÜ HABER

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşinin uyarılarına rağmen kişisel temizliğine dikkat etmeyen ve sürekli ter koktuğu belirtilen kocayı boşanmada tam kusurlu bulan kararı onadı. Kadına toplam 360 bin lira maddi ve manevi tazminat ödenmesine hükmedildi. B.D., Aile Mahkemesi'ne başvurarak eşi S.D.'nin kendisine psikolojik ve sözlü şiddet uyguladığını, kişisel bakımına özen göstermediğini, duş almadığını ve ter koktuğunu öne sürerek boşanma talebinde bulundu. Kadın ayrıca ortak konutun yedek anahtarının eşinin ailesinde bulunduğunu, aile üyelerinin kendisinden habersiz eve gelerek tamir ve tadilat yaptırdıklarını ileri sürdü. S.D. ise iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak evlilik birliğinin devamını istedi ve davanın reddini talep etti. MAHKEME KOCAYI TAM KUSURLU BULDU Aile Mahkemesi, erkeğin kişisel temizliğine dikkat etmediği, eşiyle yeterince iletişim kurmadığı, ortak konutun anahtarının anne ve babasında bulunduğu ve son tartışmada eşini evden kovduğu gerekçeleriyle erkeği tam kusurlu buldu. Mahkeme boşanmaya karar verirken çocuk için aylık 3 bin lira iştirak nafakası ile kadın lehine 20 bin lira maddi ve 20 bin lira manevi tazminata hükmetti. YARGITAY TAZMİNATI AZ BULDU Dosyanın Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'ne taşınmasının ardından Daire, erkeğin yapılan uyarılara rağmen kişisel temizliğine dikkat etmediği ve sürekli ter koktuğu tespitlerine dikkati çekti. Yargıtay, kadın lehine belirlenen maddi ve manevi tazminat miktarlarını az bularak kararı bozdu. TOPLAM 360 BİN LİRA TAZMİNAT Bozma kararının ardından yeniden yapılan yargılamada Aile Mahkemesi, kadın lehine 180 bin lira maddi ve 180 bin lira manevi olmak üzere toplam 360 bin lira tazminata hükmetti. Kararın yeniden temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, delillerin değerlendirilmesinde isabetsizlik bulunmadığına karar vererek hükmü onadı.

MEB YÖNETİCİLERİNE EK TAZMİNAT DÜZENLEMESİ YÜRÜRLÜKTE Haber

MEB YÖNETİCİLERİNE EK TAZMİNAT DÜZENLEMESİ YÜRÜRLÜKTE

Milli Eğitim Bakanlığı'nda yönetici olarak görev yapan öğretmenleri ilgilendiren özel hizmet tazminatı düzenlemesi Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni uygulamayla belirli görevlerde bulunan ve hizmet süresi şartını sağlayan personele ilave tazminat ödenecek. ÖZEL HİZMET TAZMİNATINDA YENİ DÜZENLEME Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yürürlüğe giren kararla, Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar kapsamındaki Özel Hizmet Tazminatı Cetveli güncellendi. Düzenleme, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan bazı yönetici kadrolarını kapsıyor. HANGİ GÖREVLERİ KAPSIYOR? Yeni uygulamadan; İl milli eğitim müdür yardımcıları,İlçe milli eğitim müdürleri,Şube müdürleri yararlanabilecek. Ancak ek tazminat için yöneticilerin daha önce öğretmen kadrosunda görev yapmış olmaları ve belirlenen hizmet süresini tamamlamaları gerekiyor. HİZMET SÜRESİ ESAS ALINACAK Düzenlemeye göre toplam hizmet süresi; 20 yıl ve üzeri olanlara 50 puan,10 yıl ve üzeri olanlara ise 25 puan ek özel hizmet tazminatı verilecek. Hizmet süresi hesabında öğretmen olarak geçirilen süre ile yönetici kadrolarında geçen hizmet süreleri birlikte değerlendirilecek. YENİ HAKLAR RESMEN UYGULAMADA Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenleme ile şartları taşıyan Milli Eğitim Bakanlığı yöneticileri ek özel hizmet tazminatından yararlanabilecek.

CİMRİLİK HEM BOŞANMA HEM DE TAZMİNAT SEBEBİ Haber

CİMRİLİK HEM BOŞANMA HEM DE TAZMİNAT SEBEBİ

Eşine yönelik aşırı tutumlu davranışları nedeniyle açılan boşanma davasında Yargıtay'dan dikkat çeken bir karar çıktı. Yüksek mahkeme, eşini temel ihtiyaçlar konusunda kısıtlayan, evde yaşam koşullarını zorlaştıran davranışların boşanma ve tazminat nedeni olabileceğine hükmetti. İddiaya göre K.L. isimli kadın, eşinin aşırı cimri tavırları nedeniyle evlilik birliğinin çekilmez hale geldiğini öne sürerek Aile Mahkemesi'nde boşanma davası açtı. Davacı kadın, eşinin sürekli olarak elektrik, su ve temel ihtiyaçlar konusunda baskı yaptığını, evde misafir ağırlanmasını istemediğini ve yaşam koşullarını zorlaştırdığını iddia etti. “ÇAY DEMLEMEMİ BİLE YASAKLADI” Mahkemeye sunulan beyanlarda kadın, eşinin kendisini sık sık "Banyonun ışığını çok yaktın, sifonu neden çektin" gibi gerekçelerle eleştirdiğini ve hakaret ettiğini öne sürdü. K.L., eşinin evdeki temel gıda ve temizlik malzemelerini dahi kısıtladığını belirterek, "Bir adet patates kalsa bile eve gıda ya da deterjan almıyordu. Çay demlememi bile yasakladı" ifadelerini kullandı. Davacı ayrıca eşinin kişisel bakımına özen göstermediğini ve zaman zaman kendisini aldatabileceği yönünde imalarda bulunduğunu ileri sürdü. TAZMİNAT VE NAFAKA TALEP ETTİ Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını savunan kadın, boşanmanın yanı sıra aylık yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulundu. Dosyayı inceleyen Yargıtay, elektrik faturası artmasın diye eşini karanlıkta oturmaya zorlamak, ısınma ve temel gıda ihtiyaçlarını gereksiz şekilde kısıtlamak gibi davranışların evlilik birliğini olumsuz etkilediğine dikkat çekti. EMSAL NİTELİĞİNDE KARAR Hukuk çevrelerinde emsal niteliği taşıdığı belirtilen kararda, eşlerden birinin aşırı cimrilik nedeniyle diğer eşin yaşam standartlarını düşürmesinin ve ortak yaşamı güçleştirmesinin boşanma sebebi olarak değerlendirilebileceği vurgulandı. Kararın, benzer nitelikteki aile hukuku davalarında yol gösterici olması bekleniyor.

EV HİZMETLİLERİ VE MEVSİMLİK İŞÇİLER DE TAZMİNAT ALABİLECEK Haber

EV HİZMETLİLERİ VE MEVSİMLİK İŞÇİLER DE TAZMİNAT ALABİLECEK

Yargıtay'dan ev hizmetleri alanında ve mevsimlik tarım işçilerini ilgilendiren bir karar ortaya çıktı. Oy ile alınan kararda tazminat tazminatı şartlarının Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükmüne tabi olduğu, kanun kapsamı dışında kalınsa dahi, iş ilişkisinin belirsiz süreli bir sözleşmeye dayanmadığı solunum birliği tazminatı doğabileceği vurgulandı. Bir çiftlikte çalışan kar koca, tazminatsız şekilde kapı önüne konuldu. 1. İş Mahkemesi'nin kapısını çalan ZM ve SM çifti, ücret ve tazminat alacaklarının tahsilini istedi. SM, çiftlikte 15 at, 1 inek ve iki köpeğin bakım işleri, Temizlik bakımı ve bahçe işlerinden sorumlu olduğunu, eşi ZM'nin de yemek ve ev işleri ile uğraştığını, 5 yıl boyunca sürekli çalıştıklarını ileri sürdü. Haksız ve ihbarsız olarak işlerine son verildiğini iddia ederek kıdem ve tazminat tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık izin verilmeyen izin alacaklarının tahsilini talep etti. Davalı at çiftliği sahibi, SM'nin çiftlikte at bakıcılığı yaptığı, davacının 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilemediği dile getirildi. Davacının atlarla ilgilendiğini, Şirketin temiz çalıştığını, sabah yapılan işlerin 3 saat sürdüğünü, akşama kadar davacının boşta kaldığını, boş zamanlarında kendisi için ekibin biçtiği sebze bahçesi ile ilgilendiğini, akşam üstü atlara yapılan işlem ise 1 saati geçmediğini kaydetti. Diğer davacı ZM'nin ise çiftlik evi içerisinde çalıştırıldığı, bu dönemde ise çalıştırılmadığını savunarak davanın reddini istedi. 1. İş Mahkemesi, SM'nin işverenlikte seyis olarak gösterdiği çabayı 4857 sayılı Kanun hükmünde kararnamenin imkânının mevcut olduğuna hükmetti. Davacı ZM'nin de davalı işverenlikte ev hizmetlerinde emeği, yine 4857 sayılı Kanun'un 4/1-(e) hükmünce ev hizmetlerinde çalışanlara da 4857 sayılı Kanun hükmünün uygulanamayacağı davanın reddine karar verdi. Karar davacı kar - koca tarafından teklif edilince devreye giren Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, emsal nitelikte bir karara imza attı. Kararda şu ifadelere yer verildi; Yargılama sırasında dinlenen davacı ve davalı tanıkların iş sözleşmesinin feshine ilişkin somut ve görgüye dayalı bir bilgi bulunmamaktadır. Davalı işverence dosyaya davacılar hakkında işe gelmedikleri iddia edilen günlere ilişkin herhangi bir devamsızlık tutanağı ibraz edilmemiştir. belirtilen özelliklerin ve dosya kapsamının dikkate alınması; Davacıların iş sözleşmelerinin davalı işverence feshedildiği ancak ispat yükü üzerinde olan işverence fesih haklı nedene dayalı olarak ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Şu anda yapılan iş üzerinde göz önünde bulundurularak davacılar kıdem tazminatına hak kazanamasa da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 432 ve 438. maddelerin saklanmadığı ihbarı tazminat sözü kazandıkları, elde edilenlerin hesaplanarak hüküm çerçevesinde toplanması gerekir.'

TORPİL ŞAKASI ORMANI KÜLE ÇEVİRDİ Haber

TORPİL ŞAKASI ORMANI KÜLE ÇEVİRDİ

Kahramanmaraş’ta arkadaş ortamında yapılan bir “şaka”, büyük bir çevre felaketine dönüştü. Ormanlık alanda atılan torpil'in çıkardığı yangın sonucu 92 hektarlık kızılçam alanı küle dönerken, olayın sorumlusu 21 yaşındaki sanık 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezasına ve 43,7 milyon lira tazminata mahkum edildi. KÜÇÜK KIVILCIM BÜYÜK FELAKETE DÖNÜŞTÜ Olay, 28 Temmuz 2024’te Onikişubat ilçesi Suçatı Mahallesi Fırnız mevkisindeki ormanlık alanda meydana geldi. Piknik yapan bir grubun attığı torpilin kuru otları tutuşturmasıyla başlayan yangın, kısa sürede büyüyerek ağaçlara sıçradı. Ekiplerin yoğun müdahalesiyle 18 saat sonra kontrol altına alınan yangında 92 hektarlık ormanlık alan tamamen yandı. MİLYONLUK ZARAR HESAPLANDI Yangının ardından başlatılan soruşturmada, olayın şüphelisi M.S. hakkında “taksirle orman yangınına neden olma” suçlamasıyla dava açıldı. Teknik raporlar doğrultusunda yangına müdahale giderleri ve yeniden ağaçlandırma maliyetleri hesaplandı. Toplam kamu zararının 43 milyon 752 bin lira olduğu tespit edilerek bu tutarın sanıktan tahsiline karar verildi. MAHKEMEDEN HAPİS VE TAZMİNAT KARARI Kahramanmaraş Adliyesi’nde görülen davada mahkeme heyeti, sanığın kusurunu ve oluşan büyük zararı dikkate alarak 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezasına hükmetti. Ayrıca milyonlarca liralık kamu zararının da sanık tarafından karşılanmasına karar verildi. Karar, dikkatsizlik sonucu çıkan orman yangınlarının ağır sonuçlarını bir kez daha gözler önüne serdi.

BELÇİKA SIĞINMACILARA BİNLERCE EURO ÖDEYECEK Haber

BELÇİKA SIĞINMACILARA BİNLERCE EURO ÖDEYECEK

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Belçika’nın sığınmacılara barınma imkanı sağlamadığı gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğine hükmetti. “İNSANLIK DIŞI MUAMELE” İHLALİ Mahkeme, Belçika’nın sığınmacıları aylarca sokakta bırakmasının, “insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağını” düzenleyen sözleşmenin 3. maddesine aykırı olduğuna karar verdi. TAZMİNAT ÖDEYECEK Karar kapsamında Belçika’nın: Gine Angola Kamerun Çin uyruklu 4 sığınmacıya 5 bin 70 ile 12 bin 350 euro arasında tazminat ödemesine hükmedildi. KIŞ ORTASINDA SOKAKTA YAŞADILAR AİHM kararında, başvurucuların: Kış aylarında sokakta kaldığı Hijyen ve tuvalet imkanlarından yoksun olduğu Herhangi bir gelirlerinin bulunmadığı vurgulandı. MAHKEME KARARLARI UYGULANMADI Kararda ayrıca Belçika makamlarının, ulusal mahkemelerin verdiği koruma ve barınma kararlarını zamanında uygulamadığı belirtildi. Bu durumun adil yargılanma hakkının da ihlali anlamına geldiği ifade edildi. EMSAL KARAR OLABİLİR Yetkililer, söz konusu kararın Belçika açısından emsal niteliği taşıyabileceğini ve benzer başvuruların önünü açabileceğini değerlendiriyor. BELÇİKA’DAN AÇIKLAMA YOK Belçika hükümeti karara ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmazken, ülkede son dönemde sığınmacı krizine yönelik tartışmaların sürdüğü bildirildi.

DİKKAT KAYNANA ÇIKABİLİR: AİLE MÜDAHALESİ BOŞANMA SEBEBİ Haber

DİKKAT KAYNANA ÇIKABİLİR: AİLE MÜDAHALESİ BOŞANMA SEBEBİ

Avukat Tevfik İmamoğlu, evlilik birliğine aile bireylerinin müdahalesinin Türk Medeni Kanunu ve Yargıtay içtihatlarına göre boşanma sebebi veya kusur sayılabileceğini belirtti. İmamoğlu, bu tür müdahalelere sessiz kalan ya da destek veren eşin, boşanma davasında tazminat veya nafaka ödemekle yükümlü olabileceğini vurguladı. EVLİLİK BİRLİĞİ EŞLER ARASINDA KURULAN ÖZEL BİR HUKUKİ BAĞDIR Avukat Tevfik İmamoğlu, evlilik ilişkisinin yalnızca iki kişi arasında değil, zaman zaman ailelerin etkisiyle farklı dinamiklere evrilebildiğini belirtti. Konuyla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği, eşler arasında kurulan özel bir hukuki birliktir. Ancak ailelerin, özellikle kayınvalide ve kayınpederin bu birliğe müdahalesi Yargıtay kararlarında boşanma sebebi sayılabiliyor". YALNIZ BIRAKMAK YA DA AİLEYLE YAŞAMAYA ZORLAMAK DA KUSUR SAYILIYOR İmamoğlu, Yargıtay’ın benzer davalarda verdiği kararları hatırlatarak, eşin ailesi tarafından diğer eşe yapılan hakaret, aşağılama ve baskının, evlilik düzenine müdahale boyutuna ulaştığında evlilik birliğinin temelden sarsılması gerekçesiyle boşanma sebebi teşkil ettiğini söyledi. "Eşin, ailesi karşısında diğer eşi yalnız bırakması ya da aileyle yaşamaya zorlaması gibi durumlar da evliliği temelden sarsan davranışlar arasında değerlendiriliyor" dedi. ORTAK YÜKÜMLÜLÜK VURGUSU İmamoğlu, söz konusu aile müdahalesine karşı eşlerin sorumluluk alması gerektiğini belirtti: "Yargıtay’ın istikrarlı uygulamalarına göre, eşler evlilik birliğini koruma noktasında ortak bir yükümlülük taşır. Aileden gelen müdahalelere karşı sessiz kalmak veya desteklemek, ağır kusur veya eşit kusur sayılabilir". İmamoğlu, bu tür durumların önlenmesi için eşlerin aile ilişkilerinde aktif tutum sergilemeleri gerektiğine dikkat çekti.

BURSA'DAKİ PTT KARGODA İŞ BIRAKMA EYLEMİ Haber

BURSA'DAKİ PTT KARGODA İŞ BIRAKMA EYLEMİ

Bursa'da PTT bünyesinde taşeron firma üzerinden çalışan kargo emekçileri, Kod 25 ve Kod 46 gerekçe gösterilerek işten çıkarıldıkları iddiasıyla iş bırakma eylemi yaptı. Nilüfer Kargo yerleşkesinde toplanan çalışanlar, işe iade ve haklarında uygulanan kodların kaldırılmasını talep etti. İşten çıkarılan çalışanlar adına yapılan açıklamada, Volkan Uzun, Lokman ve Celil Baban'ın hukuksuz bir şekilde işten çıkarıldığı öne sürüldü. Açıklamada, ATS kayıtları ve müşteri beyanları bulunmasına rağmen savunmalarının dikkate alınmadığı ifade edildi. Çalışanlar, bu sürecin yalnızca kendileriyle sınırlı kalmayacağını, ilerleyen süreçte başka çalışanların da benzer gerekçelerle işten çıkarılabileceğini belirterek eylemin bu nedenle gerçekleştirildiğini dile getirdi. Eyleme PTT-SEN sendikası avukatlarından Lütfi Sabri Batıban ile sendika temsilcileri de destek verdi. "Akşama kadar çalıştırılıp Kod 25'ten işten çıkarıldık" İşten çıkarılan çalışanlardan Celil Baban, yaşanan süreci şu sözlerle anlattı: "Ben Celil Baban. 2013 yılından beri bu kurumda çalışmaktayım. Dün tarafıma gelen haberle işten çıkışımız verildi. Kod 25 gerekçe gösterilerek tazminatsız şekilde işten çıkarıldık. Akşama kadar çalıştırıldıktan sonra işten çıkartıldık. Bize yöneltilen suçlama hırsızlık. Ancak müşteri beyanları ve ATS kayıtlarıyla bu iddiaları çürütmemize rağmen işten çıkarıldık. Sadece ben değil, iki arkadaşım daha var. Ayrıca beş arkadaşımız hakkında da soruşturma yürütülüyor. Nilüfer Kargo olarak sorunlarımız çözülene kadar kontak kapatma eylemi yapıyoruz. Talebimiz işe iademiz ve Kod 25'in kaldırılmasıdır." "Tazminat vermemek için uzun yıllar çalışanlar tasfiye ediliyor" Bir diğer işten çıkarılan çalışan Volkan Uzun ise Kod 46 gerekçesiyle işten atıldığını belirterek, şu ifadeleri kullandı: "İsmim Volkan Uzun. PTT kurumunda yaklaşık on yıldır çalışıyorum. Bu süreçte yoğun dönemler yaşadık ancak son iki haftalık süreç, benim için en zor dönem oldu. Kod 46 gerekçesiyle tazminatsız olarak işten çıkarıldık. Savunmamızı yapmamıza rağmen böyle bir sonuç beklemiyorduk. PTT'nin parça başı sistemine geçmeye hazırlandığını görüyoruz. Tazminat ödememek için on yıl ve üzeri çalışan, tazminatı yüksek olan personelin işten çıkarıldığını düşünüyoruz. Biz ilk üç kişi olduk ama bunun devamı gelecektir." Uzun, amaçlarının yalnızca kendi durumları olmadığını vurgulayarak, "Eğer bunun önüne geçemezsek, diğer arkadaşlarımız da masa başında hazırlanan sözleşmelere dayanarak işten çıkarılacaktır. Bugün buradayız çünkü tek amacımız işe geri dönmektir. Kod 46'nın kaldırılması ya da başka bir çözüm bizim için kabul edilebilir değildir. Haksız yere işten çıkarıldık ve bu durum geleceğimizi etkiliyor" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.