#Tepki

- Tepki haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tepki haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YAŞLI BABASINA SERT ÇIKAN ŞAHIS YANLIŞ ANLAŞILIP DARP EDİLDİ Haber

YAŞLI BABASINA SERT ÇIKAN ŞAHIS YANLIŞ ANLAŞILIP DARP EDİLDİ

Kahramanmaraş’ta tekerlekli sandalyedeki yaşlı babasına sert çıkan bir kişi, çevredeki vatandaşlar tarafından yanlış anlaşılınca darp edildi. Olayın, gencin sağlık durumu nedeniyle yaşanan bir anlık tepki olduğu sonradan ortaya çıktı. Olay, Onikişubat ilçesi Karamanlı Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, bipolar hastası olduğu öğrenilen 34 yaşındaki Ayhan İnce, 69 yaşındaki babası Alaattin İnce’yi tekerlekli sandalye ile evine götürürken yolun bozuk olması nedeniyle ilerlemekte zorlandı. Bu sırada sinirlenen İnce, babasını yürütmek isteyerek sert bir şekilde tepki gösterdi. YANLIŞ ANLAŞILINCA SALDIRIYA UĞRADI Gencin babasına sert çıktığını gören çevredeki vatandaşlar, durumu yanlış değerlendirerek Ayhan İnce’ye müdahale etti. Kalabalık tarafından darp edilen gencin o anları ise cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Baba ve oğul, sağlık ekipleri tarafından tedavi altına alındı. “OLAY YANLIŞ ANLAŞILDI” Polis ekiplerine ifade veren baba Alaattin İnce, oğlunun kendisine zarar vermediğini belirterek olayın yanlış anlaşıldığını söyledi. İnce, oğlunun tekerlekli sandalyeyi itemediği için kendisinden kalkmasını istediğini ifade etti ve şikayetçi olmadığını dile getirdi. Aile yakınları da olayın tamamen yanlış anlaşılmadan kaynaklandığını vurguladı. YAŞLI ADAM BAKIM MERKEZİNE YERLEŞTİRİLDİ Olayın ardından Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ekipleri tarafından yaşlı adamın bir bakım merkezine yerleştirildiği öğrenildi. Görgü tanıkları ise olaya müdahale ettiklerini ve durumu yetkililere bildirdiklerini ifade etti. Olayla ilgili inceleme sürüyor.

KENTSEL DÖNÜŞÜM MAĞDURLARINDAN CHP YÖNETİMİNE TEPKİ Haber

KENTSEL DÖNÜŞÜM MAĞDURLARINDAN CHP YÖNETİMİNE TEPKİ

İzmir’in Karabağlar ilçesinde kentsel dönüşüm projesi kapsamında evlerini teslim eden vatandaşlar, yıllardır konutlarının yapılmadığını belirterek CHP yönetimine tepki gösterdi. Uzundere Mahallesi’nde yaşayan ve kentsel dönüşüm sürecinde mağdur olduklarını ifade eden vatandaşlar adına açıklama yapan Uzundere Kentsel Platform Sözcüsü Eray Uslu, yaklaşık 15 yıldır çözüm beklediklerini söyledi. “PROJE MAĞDURİYETE DÖNÜŞTÜ” Evlerini güvenerek teslim ettiklerini belirten Uslu, "15 yıldır ‘yapacağız’ deniliyor ancak ortada somut bir adım yok. Binlerce insan belirsizlik içinde bırakıldı" ifadelerini kullandı. Projenin başlangıçta “prestij projesi” olarak tanıtıldığını hatırlatan Uslu, gelinen noktada bunun bir mağduriyet projesine dönüştüğünü savundu. GENEL MERKEZE DOSYA SUNULDU Sorunun çözümü için daha önce Ankara’da temaslarda bulunduklarını aktaran Uslu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Zeybek ile görüştüklerini belirterek, "Dosyamızı sunduk, takip edileceği söylendi. Ancak aradan 2 yıl geçmesine rağmen kendisine bir daha ulaşamadık" dedi. “BU VEBAL SİZİN BOYNUNUZDA” Mağduriyetin her geçen gün arttığını vurgulayan Uslu, bazı vatandaşların yeni konutlarını göremeden hayatını kaybettiğini ifade ederek, "İnsanlar yıllarca bekledi. Bu vebal sizin boynunuzdadır" diye konuştu. Platform sözcüsü Uslu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i Uzundere’ye davet ederek vatandaşlarla yüz yüze görüşmeye çağırdı.

KREŞTE SKANDAL: 2,5 YAŞINDAKİ ÇOCUK DARP EDİLDİ Haber

KREŞTE SKANDAL: 2,5 YAŞINDAKİ ÇOCUK DARP EDİLDİ

Bursa’nın Gemlik ilçesinde bir kreşte yaşanan darp iddiası tepkilere neden oldu. Sabah sağlıklı şekilde kreşe bırakılan 2,5 yaşındaki çocuk, akşam saatlerinde darp edilmiş halde ailesine teslim edildi. ANNE GÖRÜNCE ŞOK YAŞADI Olay, Umurbey Mahallesi’nde faaliyet gösteren özel bir kreşte meydana geldi. İddiaya göre anne, çocuğunu sabah saatlerinde herhangi bir sorun olmadan kreşe bıraktı. Gün içinde kreş yönetimi tarafından aileye herhangi bir bilgilendirme yapılmazken, akşam çocuğunu almaya gelen anne, küçük çocuğun vücudundaki darp izlerini fark edince büyük şok yaşadı. GÖZETMEN YOKTU İDDİASI Ailenin iddiasına göre olay sırasında sınıfta gözetmen öğretmen bulunmuyordu. Bu nedenle çocuğun başka bir çocuk tarafından darp edildiği öne sürüldü. Aile, yaşanan olayın kendilerinden gizlendiğini belirterek duruma tepki gösterdi. HASTANEDEN RAPOR ALINDI Durumu fark eden aile, çocuğu hemen hastaneye götürerek darp raporu aldı. Ardından olay yetkili mercilere bildirildi ve resmi süreç başlatıldı. KAMERA KAYDI TARTIŞMASI Olayın ardından en dikkat çeken iddialardan biri ise kreş yönetiminin velilere kamera kaydı tutulmadığını söylemesi oldu. Bu durum soruşturmanın seyrine ilişkin soru işaretlerini artırdı. KREŞTEN AÇIKLAMA GELDİ Kreş yetkilisi ise olayın kısa sürede gerçekleştiğini savunarak, "Gözetmen öğretmen kısa süreliğine sınıftan ayrıldı. Yaklaşık 2 dakika sonra geri döndüğünde iki çocuğun kavga ettiğini gördü ve müdahale etti" açıklamasında bulundu. SORUŞTURMA BAŞLATILDI Olayla ilgili savcılık tarafından inceleme başlatıldığı, jandarma ekiplerinin kreşte inceleme yaparak kamera kayıtlarını araştıracağı öğrenildi.

İZMİR’DEKİ KARAKOL SALDIRISI DAVASINDA SKANDAL SAVUNMA Haber

İZMİR’DEKİ KARAKOL SALDIRISI DAVASINDA SKANDAL SAVUNMA

Olayın faili tutuklu sanık E.B. mahkemedeki savunmasında, "Terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." dedi. Balçova ilçesinde 8 Eylül 2025 sabahı şüpheli E.B. (17) pompalı tüfekle polis merkezine ateş açtı. Saldırıda polis memurları Hasan Akın ve Ömer Amilağ ile silah sesleri üzerine bölgeye giden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Muhsin Aydemir şehit oldu. Çıkan çatışmada şüpheli bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi. Olayın ardından hazırlanan 58 sayfalık iddianamenin kabul edilmesiyle sanıklar bugün hakim karşısına çıktı. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada tutuklu sanık E.B. (17), tutuklu babası N.B. ve tutuksuz annesi A.B. müşteki avukatları, mağdur aileler ve saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı hazır bulundu. İddianamede adı geçen diğer 10 sanığın dosyası ise bu davadan ayrıldı. Sanıklar hakkında 'anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme' ve 'öldürmeye teşebbüs' suçlarından 4'er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 261'er yıla kadar hapis cezası talep edildi. "TALİMAT ALMADIM, DEAŞ'I SEVİYORUM" DEAŞ örgütüyle organik bir bağlantısının bulunmadığını örgütün ideolojisini benimsediğini ve eylem kararını Ebubekir el-Bağdadi'nin çağrısı üzerine aldığını belirten tutuklu sanık E.B., "Anayasa'nın kaldırılmasına teşebbüs etmedim ve terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Faaliyetlerini ve örgüt liderlerinin videolarını internetten takip ediyordum. El Bağdadi'nin 'Türkiye'ye saldırın' şeklindeki paylaşımını gördüğüm için bu eylemi gerçekleştirdim. Bana doğrudan kimseden talimat gelmedi. Müslümanlara operasyon yapıldığı için devleti temsil eden en yakın karakola saldırmaya karar verdim." ifadelerini kullandı. "AİLEMİ DE KAFİR OLARAK GÖRÜYORUM" Saldırı hazırlıklarına yaz aylarından itibaren başladığını ve eylemde kullanmak amacıyla özel olarak patlayıcı yapımını öğrendiğini ifade eden E.B., "Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Tüfek fişeklerini ağustos ayında aldım ve bu olayda kullanmak için bomba yapıp hazırladım. Başlangıçta fuar veya barlara saldırmayı düşünsem de karakola saldırma kararını olay günü sabahı verdim. Sosyal medyada paylaştığım metni de ağustos ayında hazırladım. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." şeklinde konuştu. "OĞLUM RADİKAL EĞİLİMLİYDİ" Oğlunun eylemlerinden dolayı utanç duyduğunu ve önceden bilmesi halinde kendi canı pahasına buna engel olacağını vurgulayan tutuklu sanık N.B., "Şehitlerin hepsini tanıyorum. DEAŞ en nefret ettiğim örgüttür ve anayasal düzene karşı değilim. Oğlum namaz kılardı ancak terörist düşüncelere sahip olduğunu bilmiyordum. Öğretmenleri beni okula çağırıp oğlumun radikal eğilimleri olduğunu söylediklerinde, durumun farkında olduğumu ilettim. Öğretmenlerine Atatürk'ü sevmediğimi ancak ona karşı bir kinim veya nefretim olmadığını da söyledim. Oğluma silah kullanmayı doğrudan ben öğrettim diyemem; astım hastası olduğu için onu ormanda kuş avına götürüyordum. İnternetteki oyunlarda gördüğü silahları benden istiyordu, ben de alıyordum. Evdeki tüfek fişeklerini, ülkede her zaman darbe ihtimali olduğunu düşünerek darbe döneminde önlem amacıyla alabildiğim kadar almıştım; en son bu yaz oğlumun isteği üzerine tekrar kurşun temin ettim. Boncuk atan tabancayı ise sabahları işe giderken korkan eşime, gerçeğe benzediği için yanında bulundurması amacıyla almıştım. Aslında milliyetçi bir çocuk olan oğlum, benden sürekli savaş malzemeleri, hatta uçaksavar ve benzeri silahlar istiyordu." şeklinde konuştu. "EVDE KAR MASKESİYLE GEZİYORDU" Oğlunun işlediği suçtan dolayı büyük bir utanç ve telafisi olmayan bir pişmanlık duyduğunu belirten tutuksuz sanık A.B., "Çocuğumun can almasına inanamıyorum ve bu olaylar hakkında hiçbir ön bilgim yoktu. Onun radikalleştiğine dair hiçbir şüphem olmamasına rağmen, kendisini DEAŞ videoları izlerken gördüğümde kızarak uyarmıştım. Evde sürekli kar maskesi takıp özel harekatçılara özenen oğlum, tam bir asker edasıyla hareket ediyordu. Evime hiçbir zaman silah girmesini istememiş olsam da ona silah kullanmayı bizzat babası öğretmişti. Tüm bu tablonun içinde ondan şüpheleneceğimiz somut bir durum görmediğimiz için polise herhangi bir bildirimde bulunmadık." ifadelerini kullandı. "VURURKEN TEKBİR GETİRDİ" Ailenin mağdur edebiyatı yaptığını ve şüphelinin saldırı esnasında tekbir getirdiğini vurgulayan yaralı polis memuru Murat Dağlı, "Bu aile mağdur değil, mağdur edebiyatı yapıyor. Kesinlikle milliyetçiliğe sığınmasınlar. Öğretmenleri uyarmasına rağmen aile hiçbir önlem almamış. Şüphelide hiçbir pişmanlık belirtisi yok, onun çocuk olduğunu da düşünmüyorum. Şüphelinin telefonunda çözülememiş gizli bir mesajlaşma uygulaması olduğunu duydum. Şüpheli beni vururken tekbir getirdi, ben attığı kurşunla yaralandıktan sonra ona ateş ettim. Anne ve babasının ruh sağlığının araştırılmasını istiyorum." ifadelerini kullandı. "SİLAHINI KASADA SAKLARDI" Eşinin silahını evde her zaman kasada sakladığını ve karşı tarafın çocuklarına silah eğitimi vermesinin bu trajediye zemin hazırladığını vurgulayan şehit polis Hasan Akın'ın eşi Şule Akın, "1 yaşında ve 6 yaşında iki çocuğu var. Eşim polisti ve silahını eve getirdiğinde her zaman kasada saklardı. Ancak onlar çocuklarına silah kullanmayı öğretmiş, bu yüzden olayın ilk adımı atılmıştır. Babası milliyetçi olduğunu söylüyor, neden ona karşı böyle bir nefretleri var? Kafir dediği polis, beş vakit namazını kılan birisiydi." açıklamasında bulundu.

BURSA BAŞKANLARI UYARDI: HALKIN TERCİHİNE GÖLGE DÜŞÜRÜLEMEZ Haber

BURSA BAŞKANLARI UYARDI: HALKIN TERCİHİNE GÖLGE DÜŞÜRÜLEMEZ

Bursa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ve Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemiyle ilgili hakkında uygulanan gözaltı sürecine sert tepki gösterdi. Açıklamalarda, sürecin hukuki değil siyasi olduğu vurgulandı. Bursa’da sabah saatlerinde yerel yönetim cephesinde dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, seçilmiş bir belediye başkanının gözaltına alınmasının demokrasi açısından kaygı verici olduğunu belirterek, benzer uygulamaların daha önce de yaşandığını hatırlattı. Başkan Aydın, “Sandıktan çıkan iradeyi bu şekilde hırpalamak, milletin tercihine gölge düşürür” ifadelerini kullanırken, ayrıca, ifadeye çağırma yöntemi varken gözaltı uygulanmasının adaletten çok siyasi bir mesaj taşıdığını savundu ve Mustafa Bozbey’in yanında olduklarını vurguladı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir de sürece tepki göstererek, yaşananların yalnızca hukuki bir mesele olmadığını, Bursa halkının tercihlerine yönelik bir haksızlık olduğunu dile getirdi. Özdemir, görevde olan ve çağrıldığında ifade verebilecek bir başkana bu şekilde işlem yapılmasının “akla ve vicdana sığmadığını” ifade etti. Gözaltı işleminin, kente hizmet etmesi gereken bir yöneticiyi görevinden alıkoyduğunu belirten Başkan Özdemir, “Seçimle gelenin yeri adliye koridorları değil, halkın yanıdır” dedi. Her iki başkan da açıklamalarında, ayrıcalık değil eşit ve adil bir hukuk düzeni talep ettiklerini vurgulayarak, halk iradesinin her türlü baskının üzerinde olduğunu ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.