#Türk Medeni Kanunu

- Türk Medeni Kanunu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türk Medeni Kanunu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

NAFAKA SÜRESİNE HAKİM KARAR VERECEK Haber

NAFAKA SÜRESİNE HAKİM KARAR VERECEK

''Süresiz nafaka'' düzenlemesinde milyonlarca kişiyi etkileyecek karar çıktı. Nafakayı tamamen kaldırmayan Anayasa Mahkemesi, ödeme süresinin şartlara göre hâkim tarafından belirlenmesine karar verdi. Karar, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Ancak karar öncesinde ise TBMM yeni düzenlemeyi yapması bekleniyor. Anayasa Mahkemesi (AYM), Türk Medeni Kanunu’nda yer alan ve kamuoyunda "süresiz nafaka" olarak bilinen yoksulluk nafakası düzenlemesinde kritik bir karara imza attı. Tartışmalara konu olan Kanun’un 175. maddesindeki "süresiz olarak" ibaresini Anayasa’ya aykırı bularak iptal eden Yüksek Mahkeme’nin kararı Resmi Gazete’de yayımlandı. 4271 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175'inci maddesi " Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz." diyordu. Kararla birlikte "süresiz olarak" ibaresi kaldırıldı. SÜRESİSİZ OLUP OLMAYACAĞI HAKİME BIRAKILDI Aslında verilen bu karar yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılması anlamına gelmiyor; iptal hükmü yalnızca ödemelerin varsayılan olarak "süresiz" yapılması şartını kapsıyor. AYM değerlendirmesinde, sürenin her somut olayın koşullarına göre hakim tarafından takdir edilmesi ve hangi durumlarda ömür boyu nafakaya hükmedileceğinin kanunla açıkça sınırlandırılması gerektiğini vurguladı. TBMM DÜZENLEMESİ İÇİN 9 AYLIK GEÇİŞ SÜRESİ Kararın yürürlüğe girmesiyle hukuksal bir boşluk oluşmaması amacıyla 9 aylık bir geçiş süresi tanındı. İptal kararı 30 Haziran 2027 tarihinde yürürlüğe girecek. Bu süre zarfında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) yoksulluk nafakasına ilişkin yeni yasal çerçeveyi ve süre kriterini belirlemesi bekleniyor. MEVCUT DURUM NASILDI? 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi uyarınca, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen taraf, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak kaydıyla mali güç oranında nafaka talep edebiliyordu. Bu mevzuata göre nafaka hakkı; taraflardan birinin ölümü veya alacaklının yeniden evlenmesi durumunda kendiliğinden, evlilik dışı fiili birliktelik, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz yaşam sürme gibi hallerde ise mahkeme kararıyla sonlandırılabiliyordu. Söz konusu şartlar gerçekleşmediği takdirde nafaka yükümlülüğü ömür boyu devam ediyordu.

LGBT DERNEKLERİNE 32 MİLYON LİRALIK YARDIM ORTAYA ÇIKTI Haber

LGBT DERNEKLERİNE 32 MİLYON LİRALIK YARDIM ORTAYA ÇIKTI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında incelemeye alınan 6 derneğe ilişkin İstanbul Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü denetim raporlarında, LGBT derneklerinin 2025 yılı hesaplarında toplam 32 milyon 149 bin 513 lira tutarında "yurt dışından alınan yardım" kaydı bulunduğu belirtildi. Raporlarda bazı derneklerin defter, belge ve faaliyetlerine ilişkin idari tespitlere de yer verildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında Lambda İstanbul, SPoD, HEVİ, LİSTAG, Pozitif Yaşam ve Pozitif İz dernekleri incelemeye alındı. İstanbul Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğünce söz konusu derneklere ilişkin hazırlanan denetim raporlarında, mali kayıtların yanı sıra derneklerin defter ve belgeleri ile bazı faaliyetlerine ilişkin tespitler yer aldı. 2025'TE 32 MİLYON 149 BİN LİRALIK YURT DIŞI YARDIM KAYDI Denetim raporlarında 1 Ocak-31 Aralık 2025 dönemine ilişkin hesap özetlerindeki "Yurt Dışından Alınan Yardım" kalemleri birlikte değerlendirildiğinde, 6 derneğin toplam 32 milyon 149 bin 513 liralık yurt dışı yardım kaydının bulunduğu belirtildi. Rapora göre en yüksek tutar 11 milyon 199 bin 123 lirayla SPoD'un hesaplarında yer aldı. HEVİ için 7 milyon 402 bin 346 lira, Pozitif Yaşam için 7 milyon 237 bin 601 lira, Pozitif İz için 2 milyon 885 bin 811 lira, LİSTAG için 2 milyon 583 bin 195 lira ve Lambda İstanbul için 841 bin 434 lira yurt dışı yardım kaydı bulunduğu aktarıldı. SPoD, HEVİ ve Pozitif Yaşam'ın kayıtlarında yer alan yurt dışı yardımların, 6 derneğe ilişkin toplam tutarın yaklaşık yüzde 80'ini oluşturduğu kaydedildi. LİSTAG'A YAPILAN ÖDEMELER RAPORDA YER ALDI LİSTAG'a ilişkin denetim raporunda 2024-2026 dönemindeki yurt dışı yardım kayıtları da incelendi. Raporda yardımda bulunan kuruluşların yanı sıra ülkeler, ödeme tarihleri ve tutarlara ilişkin bilgilere yer verildi. Kayıtlara göre European Endowment for Democracy tarafından Belçika üzerinden 2025 ve 2026'da farklı tarihlerde 5 bin, 8 bin ve 20 bin avroluk ödemeler yapıldı. Hollanda Dışişleri Bakanlığı adına kayıtlara geçen transferler arasında 31 bin 83, 17 bin 258 ve 7 bin 173 avroluk ödemelerin bulunduğu belirtildi. Federal Almanya Başkonsolosluğu adına ise 2024'te 14 bin 843 avro, 7 bin 135,25 avro, 6 bin 20 avro, 5 bin 730,75 avro ve 3 bin 723 avro olmak üzere 5 ayrı yardım kaydına yer verildi. Raporda ayrıca İsveç İstanbul Başkonsolosluğundan 1 milyon 241 bin 820 liralık yardım alındığı kaydedildi. Denetim komisyonunun LİSTAG'ın üye kayıt defterinde yaptığı incelemede ise üyeliğe giriş tarihi gibi kaydedilmesi zorunlu bazı bilgilerin bulunmadığı tespitine yer verildi. POZİTİF YAŞAM'A İLİŞKİN 26 YURT DIŞI YARDIM KAYDI Pozitif Yaşam Derneğine ilişkin raporda 2024-2026 dönemini kapsayan 26 ayrı yurt dışı yardım kaydı bulunduğu belirtildi. Kayıtlarda yardım yapan kuruluşlar arasında Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), Avrupa Komisyonu, Gilead Sciences ve İngiltere merkezli UK Online Giving Foundation yer aldı. Rapora göre UNFPA adına 23 Şubat 2024'te 11 milyon 786 bin 253 lira, 28 Mart'ta 12 milyon 380 bin 298 lira, 4 Haziran'da 9 milyon 153 bin 108 lira ve 8 Temmuz'da 4 milyon 71 bin 919 liralık ödeme kaydedildi. Aynı kaynaktan 2025'te de birden fazla ödeme yapıldığı belirtildi. Gilead Sciences tarafından 12 Şubat 2025'te 33 bin dolarlık ödeme yapıldığı, Avrupa Komisyonundan farklı tarihlerde avro cinsinden ödemelerin bulunduğu ve UK Online Giving Foundation adına da birden fazla transfer kaydının yer aldığı aktarıldı. POZİTİF İZ'İN MALİ DEFTERLERİNİN DENETİME SUNULMADIĞI KAYDEDİLDİ Pozitif İz Derneğine ilişkin raporda ise derneğin 2024, 2025 ve 2026 yıllarına ait mali defterleri ile aynı dönemlere ilişkin gider belgelerinin denetim komisyonuna sunulmadığı belirtildi. Komisyon, bu durumu tutanak altına alarak Dernekler Kanunu'nun ilgili hükümleri kapsamında mahkemeye bildirilmesi gerektiği yönünde değerlendirmede bulundu. Derneğin DERBİS kayıtlarının incelenmesi sonucunda International AIDS Society tarafından İsviçre'den 4 ayrı yardım gönderildiği de rapora yansıdı. Buna göre 18 Mart 2024, 20 Aralık 2024, 4 Mart 2025 ve 19 Aralık 2025 tarihlerinde 15'er bin dolar olmak üzere toplam 60 bin dolarlık yardım kaydı bulundu. LAMBDA İSTANBUL'A İLİŞKİN İZİNSİZ LOKAL TESPİTİ Lambda İstanbul'a ilişkin raporda, dernek merkezinde gerekli izinler bulunmadan lokal veya kültür merkezi faaliyeti yürütüldüğü yönünde denetim tespitine yer verildi. Denetçiler, söz konusu faaliyet için yetkili makamlardan alınmış ruhsat, iktisadi işletmeye ilişkin vergi levhası veya lokal izin belgesinin bulunmadığını kaydetti. Raporda bu kapsamda dernek başkanı hakkında 15 bin 29 lira idari para cezası uygulanması gerektiği değerlendirilirken, iki ayrı başlık kapsamında öngörülen idari para cezalarının toplamının 27 bin 6 lira olduğu belirtildi. HEVİ'NİN 2025 HESAPLARINDA 7,4 MİLYON LİRALIK YURT DIŞI YARDIM KAYDI HEVİ'ye ilişkin raporun mali bilgiler bölümünde, 2025 yılı için 7 milyon 402 bin 346 liralık yurt dışı yardım kaydının bulunduğu aktarıldı. Derneğin aynı dönemde 3 milyon 84 bin 61 liralık bağış ve yardım kaydının bulunduğu, mali tablonun genel toplamının ise 10 milyon 886 bin 679 lira olduğu belirtildi. RAPORLARDAKİ TESPİTLER BAŞSAVCILIĞA BİLDİRİLDİ Denetim komisyonlarının, raporlardaki tespitlerin Türk Medeni Kanunu'nun 89. maddesi ile resen değerlendirilebilecek diğer hususlar kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi gerektiği yönünde kanaat oluşturduğu kaydedildi. Derneklerin yurt dışından yardım almış olmalarının tek başına suç teşkil ettiğine ilişkin raporda bir tespit aktarılmazken, soruşturmanın kapsamındaki olası hukuki sorumlulukların savcılık ve yargı makamlarınca değerlendirileceği belirtiliyor.

KENDİSİNDEN OLMAYAN ÇOCUK İÇİN MAHKEMEYE BORÇLU ÇIKTI Haber

KENDİSİNDEN OLMAYAN ÇOCUK İÇİN MAHKEMEYE BORÇLU ÇIKTI

İstanbul Pendik'te yaşayan Muhammet Emin Turan, çekişmeli boşanma sürecinde eski eşinin başkasından dünyaya getirdiği çocuğu soybağının reddi davasıyla nüfusundan sildirdi. DNA testiyle çocuk'un biyolojik babası olmadığını kanıtlayan çaresiz adam, davanın sonunda gelen 45 bin TL’lik mahkeme ve kayyum masrafı kararıyla hayatının şokunu yaşadı. EVLİLİK SÜRERKEN DOĞDU, OTOMATİK NÜFUSA YAZILDI Turan’ın 2019 yılında başlayan ve 2023'te kesinleşen boşanma davası devam ederken, eski eşi Aysel K. evlilik dışı ilişkisinden bir çocuk dünyaya getirdi. Türk Medeni Kanunu gereği evlilik birliği sürdüğü için çocuk otomatik olarak Muhammet Emin Turan’ın nüfusuna kaydedildi. Durumu fark eden Turan, Adli Tıp Kurumu raporu ve DNA testiyle çocuğun kendisinden olmadığını hukuken ispatladı. "HEM MAĞDURUM HEM DE 45 BİN TL ÖDEMEM İSTENİYOR" Dava sürecinde çocuğun haklarını korumak amacıyla mahkemece atanan kayyum masrafları ve vekalet ücreti, davanın sonunda davalı taraflara yani Turan'a da borç olarak çıkarıldı. Yaşanan mağduriyete tepki gösteren Turan, "Haberim olmadan nüfusuma geçirilen, biyolojik babası olmadığım çocuğun mahkeme ve kayyum masrafını benden istiyorlar. Benim hiçbir suçum yok ama 45 bin TL vekalet ücretini ödemem isteniyor. Adalet Bakanlığı’ndan yardım bekliyorum" dedi. "VELAYETİ BENDE OLAN ÇOCUKLARIN NAFAKASINI DAHİ ALAMIYORUM" Evliliklerinden olan iki çocuğunun velayetinin kendisinde olduğunu ve eski eşinin 2019'dan bu yana mahkemenin hükmettiği nafakayı ödemediğini belirten Turan, "Erkek ödemeyince anında işlem yapılıyor, anne ödemeyince neden bir şey yapılmıyor? Biyolojik babası olmadığım çocuğun borcu bana yüklenirken, kendi çocuklarımın nafakasını alamıyorum" diyerek yetkililere seslendi.

SÜRESİZ NAFAKA İPTAL EDİLDİ Haber

SÜRESİZ NAFAKA İPTAL EDİLDİ

Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanma sonrası yoksulluk nafakasının süresiz olarak ödenmesine imkan tanıyan düzenlemeyi oy çokluğuyla iptal etti. Yüksek Mahkeme, yeni yasal düzenlemenin yapılabilmesi için 9 aylık süre tanınmasına karar verdi. AYM Genel Kurulu, Antalya 12. Aile Mahkemesinin başvurusu üzerine, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasına ilişkin hükmü esastan görüştü. Başvuruya konu olan düzenleme, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafın, kusurunun daha ağır olmaması şartıyla diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka talep edebilmesine imkan tanıyordu. AİLE MAHKEMESİNDEN İPTAL BAŞVURUSU Antalya 12. Aile Mahkemesi, 2025 yılında görülen bir davada, yoksulluk nafakasının süresiz olmasına ilişkin hükmün Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle AYM’ye başvurmuştu. Başvuruyu değerlendiren Yüksek Mahkeme, söz konusu düzenlemenin iptaline karar verdi. Kararın yürürlüğe girmesi için ise yasama organına yeni bir düzenleme yapma imkanı tanınarak 9 aylık süre verildi. BAKAN GÜRLEK’TEN NAFAKA AÇIKLAMASI Adalet Bakanı Akın Gürlek de daha önce yaptığı açıklamada, boşanma davalarının uzun sürmesinin nafaka yükümlülüğü bakımından çeşitli sorunlara yol açtığını belirtmişti. Bakan Gürlek, "Boşanma davaları 10 yıl sürüyor, bu süre zarfında nafaka ödeyen şahıs kendine yeni bir hayat kuramıyordu. Bunu çözeceğiz" ifadelerini kullanmıştı. MEVCUT DÜZENLEME NEYİ ÖNGÖRÜYOR? Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde,"Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz" hükmü yer alıyor. YENİ DÜZENLEMEDE EVLİLİK SÜRESİ ESAS ALINABİLİR AK Parti’nin üzerinde çalıştığı belirtilen yeni nafaka düzenlemesinde, evlilik süresinin temel kriterlerden biri olması planlanıyor. Taslak çalışmalarda; 3 yıl evli kalanlara 5 yıl,5 yıl evli kalanlara 7 yıl,10 yıl evli kalanlara ise 12 yıl nafaka ödenmesi, gibi seçeneklerin değerlendirildiği belirtiliyor. Belirlenen sürenin sonunda nafaka yükümlülüğünün sona erdirilmesi ve nafaka kesilmesi nedeniyle ekonomik zorluk yaşayabilecek kişiler için sosyal yardım mekanizmalarının devreye alınması öngörülüyor. HEDEF, DAVA SÜRELERİNİ KISALTMAK Hazırlıkları süren düzenlemeyle çekişmeli boşanma davalarının azaltılması ve yargı süreçlerinin hızlandırılması da amaçlanıyor. Bu kapsamda, davaların uzamasına neden olan uyuşmazlık başlıklarının ayrıştırılarak ayrı süreçlerde ele alınması üzerinde çalışıldığı ifade ediliyor.

DİKKAT KAYNANA ÇIKABİLİR: AİLE MÜDAHALESİ BOŞANMA SEBEBİ Haber

DİKKAT KAYNANA ÇIKABİLİR: AİLE MÜDAHALESİ BOŞANMA SEBEBİ

Avukat Tevfik İmamoğlu, evlilik birliğine aile bireylerinin müdahalesinin Türk Medeni Kanunu ve Yargıtay içtihatlarına göre boşanma sebebi veya kusur sayılabileceğini belirtti. İmamoğlu, bu tür müdahalelere sessiz kalan ya da destek veren eşin, boşanma davasında tazminat veya nafaka ödemekle yükümlü olabileceğini vurguladı. EVLİLİK BİRLİĞİ EŞLER ARASINDA KURULAN ÖZEL BİR HUKUKİ BAĞDIR Avukat Tevfik İmamoğlu, evlilik ilişkisinin yalnızca iki kişi arasında değil, zaman zaman ailelerin etkisiyle farklı dinamiklere evrilebildiğini belirtti. Konuyla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği, eşler arasında kurulan özel bir hukuki birliktir. Ancak ailelerin, özellikle kayınvalide ve kayınpederin bu birliğe müdahalesi Yargıtay kararlarında boşanma sebebi sayılabiliyor". YALNIZ BIRAKMAK YA DA AİLEYLE YAŞAMAYA ZORLAMAK DA KUSUR SAYILIYOR İmamoğlu, Yargıtay’ın benzer davalarda verdiği kararları hatırlatarak, eşin ailesi tarafından diğer eşe yapılan hakaret, aşağılama ve baskının, evlilik düzenine müdahale boyutuna ulaştığında evlilik birliğinin temelden sarsılması gerekçesiyle boşanma sebebi teşkil ettiğini söyledi. "Eşin, ailesi karşısında diğer eşi yalnız bırakması ya da aileyle yaşamaya zorlaması gibi durumlar da evliliği temelden sarsan davranışlar arasında değerlendiriliyor" dedi. ORTAK YÜKÜMLÜLÜK VURGUSU İmamoğlu, söz konusu aile müdahalesine karşı eşlerin sorumluluk alması gerektiğini belirtti: "Yargıtay’ın istikrarlı uygulamalarına göre, eşler evlilik birliğini koruma noktasında ortak bir yükümlülük taşır. Aileden gelen müdahalelere karşı sessiz kalmak veya desteklemek, ağır kusur veya eşit kusur sayılabilir". İmamoğlu, bu tür durumların önlenmesi için eşlerin aile ilişkilerinde aktif tutum sergilemeleri gerektiğine dikkat çekti.

BOŞANMA SÜRERKEN ÇEKİLEN SAMİMİ FOTOĞRAFLAR DELİL SAYILDI Haber

BOŞANMA SÜRERKEN ÇEKİLEN SAMİMİ FOTOĞRAFLAR DELİL SAYILDI

Mahkeme, fotoğrafların evliliğin fiilen sürdüğünü ve geçmiş olayların affedildiğini gösterdiğine hükmetti. MAHKEME: “FOTOĞRAFLAR BARIŞI AŞAN BİR BİRLİKTELİĞİ GÖSTERİYOR” Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada, bir kadın eşine "evlilik birliğinin sarsıldığı" gerekçesiyle boşanma davası açtı. Ancak dava sürecinde çiftin yeniden bir araya gelerek birlikte vakit geçirdiği, bu anların da fotoğraflarla kayıt altına alındığı belirtildi. Davalı koca, mahkemeye sunduğu görsellerle eşinin kendisini affettiğini ve evliliğin devam ettiğini öne sürdü. Mahkeme, fotoğraflar ve çiftin aynı evde yaşamayı sürdürmesini dikkate alarak, taraflar arasında barışın sağlandığı kanaatine vardı. Kararda, "eşlerin sadece barışmak amacıyla görüşmesinin affetme anlamına gelmeyeceği, ancak uzun süreli birlikteliğin barış müzakerelerini aştığı" vurgulandı. “DAVANIN REDDİ KARARI, AF HÜKMÜNE DAYANIYOR” Davayı değerlendiren Avukat Yasin Ulu, mahkemenin, Türk Medeni Kanunu’ndaki "af" hükmüne dayanarak boşanma talebini reddettiğini söyledi. Ulu, "Taraflar dava açıldıktan sonra bir araya geldi. Samimi fotoğraflar ve tanık beyanlarıyla bu yakınlığı ispatladık. Mahkeme, bu durumu af olarak değerlendirdi. Artık geçmiş olaylar boşanma gerekçesi sayılamaz" dedi. “DAVADAN SONRAKİ DAVRANIŞLAR SEYRİ DEĞİŞTİREBİLİR” Avukat Ulu, mahkemelerin tarafların sadece beyanlarını değil, somut hayattaki tutumlarını da dikkate aldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Dava süresince eşlerin bir araya gelmeye devam etmesi, evliliğin devamı yönünde irade beyanı sayılır. Bu karar, dava açıldıktan sonra sergilenen her tutumun davanın seyrini değiştirebileceğini gösteriyor" dedi.

MUTLAK BUTLAN NEDİR? MUTLAK BUTLAN GEREKÇELERİ NELERDİR? Haber

MUTLAK BUTLAN NEDİR? MUTLAK BUTLAN GEREKÇELERİ NELERDİR?

Mutlak Butlan kavramı son günlerde sıkça söz konusu... Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Olağan ve Olağanüstü Kurultaylarının iptali istemiyle açılan davada sıkça dile getirilen "mutlak butlan" kavramı, davanın seyrini yakından izleyenler tarafından merak konusu oldu. Mahkeme sürecinde birçok kez gündeme gelen bu terim, davacılar tarafından kurultayın baştan itibaren geçersiz sayılması talebine dayanak olarak gösterildi. MUTLAK BUTLAN NEDİR? Türk hukuk sisteminde çeşitli alanlarda yer bulan “mutlak butlan” kavramı, bir işlemin kamu düzenine açık aykırılık taşıması nedeniyle baştan itibaren geçersiz sayılmasını ifade eder. Latince karşılığı “null and void ab initio” olan bu kavram, geçersizliğin hiçbir zaman ortadan kaldırılamayacağını ve işlemin hukuk aleminde hiçbir sonuç doğurmayacağını belirtir. Mutlak butlan hükümleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda çeşitli düzenlemelerle açıklanmıştır. Medeni Kanun'da evlenme engelleri, Borçlar Kanunu'nda ise sözleşmelerin konusu ve şekline dair hükümler, mutlak butlanla geçersizlik hallerine örnek teşkil eder. CHP KURULTAY DAVASINDA MUTLAK BUTLAN GEREKÇELERİ Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davada, davacılar tarafından CHP kurultayının hukuki dayanağının bulunmadığı ve yapılan işlemlerin mutlak butlanla sakatlandığı iddia edildi. Mahkemeye sunulan dilekçelerde şu başlıca gerekçeler öne sürüldü: Usulüne uygun delegasyon oluşmaması: Delegelerin parti tüzüğüne ve yasal çerçeveye uygun biçimde seçilmediği, bu nedenle kurultayda kullanılan oyların meşruiyetinin bulunmadığı iddia edildi. Kurultay çağrısının usule aykırı yapılması: Kurultayın ilanı, gündemi ve delegelere bildirimi gibi usuli işlemlerde eksiklik olduğu ve bu durumun toplantının geçerliliğini etkilediği öne sürüldü. İtiraz mekanizmalarının işletilmemesi: Seçim sürecinde ortaya çıkan usulsüzlüklere ilişkin itirazların dikkate alınmadığı, bazı itirazların tutanaklara geçirilmediği savunuldu. Tüzük hükümlerinin ihlali: Kurultay gününde CHP Parti Tüzüğü’ne aykırı uygulamalara başvurulduğu, bazı maddelerin ihlal edildiği ileri sürüldü. Mahkeme, tüzüğün tam metnini dosyaya ekletti. Kamu düzenine aykırılık: Tüm bu iddiaların bir arada değerlendirildiğinde kurultayın kamu düzenine aykırı bir biçimde gerçekleştirildiği ve demokratik meşruiyetini yitirdiği iddiası, davacıların temel dayanaklarından biri olarak öne çıktı. SÜREÇ NASIL İLERLİYOR? Davacılar, bu gerekçelerle kurultayların yok hükmünde sayılması ve önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun göreve iadesi talebiyle mahkemeye başvurmuştu. Mahkeme süreci halen devam ederken, dosyada yer alan iddialar hem siyasi hem de hukuki çevrelerde dikkatle izleniyor. Mahkemenin vereceği kararın, yalnızca CHP içi dengeleri değil, Türkiye’de siyasi partilerin iç işleyişine ilişkin hukuki tartışmaları da etkileyebileceği belirtiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.