#Türk Medeni Kanunu

- Türk Medeni Kanunu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türk Medeni Kanunu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SÜRESİZ NAFAKA İPTAL EDİLDİ Haber

SÜRESİZ NAFAKA İPTAL EDİLDİ

Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanma sonrası yoksulluk nafakasının süresiz olarak ödenmesine imkan tanıyan düzenlemeyi oy çokluğuyla iptal etti. Yüksek Mahkeme, yeni yasal düzenlemenin yapılabilmesi için 9 aylık süre tanınmasına karar verdi. AYM Genel Kurulu, Antalya 12. Aile Mahkemesinin başvurusu üzerine, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasına ilişkin hükmü esastan görüştü. Başvuruya konu olan düzenleme, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafın, kusurunun daha ağır olmaması şartıyla diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka talep edebilmesine imkan tanıyordu. AİLE MAHKEMESİNDEN İPTAL BAŞVURUSU Antalya 12. Aile Mahkemesi, 2025 yılında görülen bir davada, yoksulluk nafakasının süresiz olmasına ilişkin hükmün Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle AYM’ye başvurmuştu. Başvuruyu değerlendiren Yüksek Mahkeme, söz konusu düzenlemenin iptaline karar verdi. Kararın yürürlüğe girmesi için ise yasama organına yeni bir düzenleme yapma imkanı tanınarak 9 aylık süre verildi. BAKAN GÜRLEK’TEN NAFAKA AÇIKLAMASI Adalet Bakanı Akın Gürlek de daha önce yaptığı açıklamada, boşanma davalarının uzun sürmesinin nafaka yükümlülüğü bakımından çeşitli sorunlara yol açtığını belirtmişti. Bakan Gürlek, "Boşanma davaları 10 yıl sürüyor, bu süre zarfında nafaka ödeyen şahıs kendine yeni bir hayat kuramıyordu. Bunu çözeceğiz" ifadelerini kullanmıştı. MEVCUT DÜZENLEME NEYİ ÖNGÖRÜYOR? Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde,"Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz" hükmü yer alıyor. YENİ DÜZENLEMEDE EVLİLİK SÜRESİ ESAS ALINABİLİR AK Parti’nin üzerinde çalıştığı belirtilen yeni nafaka düzenlemesinde, evlilik süresinin temel kriterlerden biri olması planlanıyor. Taslak çalışmalarda; 3 yıl evli kalanlara 5 yıl,5 yıl evli kalanlara 7 yıl,10 yıl evli kalanlara ise 12 yıl nafaka ödenmesi, gibi seçeneklerin değerlendirildiği belirtiliyor. Belirlenen sürenin sonunda nafaka yükümlülüğünün sona erdirilmesi ve nafaka kesilmesi nedeniyle ekonomik zorluk yaşayabilecek kişiler için sosyal yardım mekanizmalarının devreye alınması öngörülüyor. HEDEF, DAVA SÜRELERİNİ KISALTMAK Hazırlıkları süren düzenlemeyle çekişmeli boşanma davalarının azaltılması ve yargı süreçlerinin hızlandırılması da amaçlanıyor. Bu kapsamda, davaların uzamasına neden olan uyuşmazlık başlıklarının ayrıştırılarak ayrı süreçlerde ele alınması üzerinde çalışıldığı ifade ediliyor.

DİKKAT KAYNANA ÇIKABİLİR: AİLE MÜDAHALESİ BOŞANMA SEBEBİ Haber

DİKKAT KAYNANA ÇIKABİLİR: AİLE MÜDAHALESİ BOŞANMA SEBEBİ

Avukat Tevfik İmamoğlu, evlilik birliğine aile bireylerinin müdahalesinin Türk Medeni Kanunu ve Yargıtay içtihatlarına göre boşanma sebebi veya kusur sayılabileceğini belirtti. İmamoğlu, bu tür müdahalelere sessiz kalan ya da destek veren eşin, boşanma davasında tazminat veya nafaka ödemekle yükümlü olabileceğini vurguladı. EVLİLİK BİRLİĞİ EŞLER ARASINDA KURULAN ÖZEL BİR HUKUKİ BAĞDIR Avukat Tevfik İmamoğlu, evlilik ilişkisinin yalnızca iki kişi arasında değil, zaman zaman ailelerin etkisiyle farklı dinamiklere evrilebildiğini belirtti. Konuyla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği, eşler arasında kurulan özel bir hukuki birliktir. Ancak ailelerin, özellikle kayınvalide ve kayınpederin bu birliğe müdahalesi Yargıtay kararlarında boşanma sebebi sayılabiliyor". YALNIZ BIRAKMAK YA DA AİLEYLE YAŞAMAYA ZORLAMAK DA KUSUR SAYILIYOR İmamoğlu, Yargıtay’ın benzer davalarda verdiği kararları hatırlatarak, eşin ailesi tarafından diğer eşe yapılan hakaret, aşağılama ve baskının, evlilik düzenine müdahale boyutuna ulaştığında evlilik birliğinin temelden sarsılması gerekçesiyle boşanma sebebi teşkil ettiğini söyledi. "Eşin, ailesi karşısında diğer eşi yalnız bırakması ya da aileyle yaşamaya zorlaması gibi durumlar da evliliği temelden sarsan davranışlar arasında değerlendiriliyor" dedi. ORTAK YÜKÜMLÜLÜK VURGUSU İmamoğlu, söz konusu aile müdahalesine karşı eşlerin sorumluluk alması gerektiğini belirtti: "Yargıtay’ın istikrarlı uygulamalarına göre, eşler evlilik birliğini koruma noktasında ortak bir yükümlülük taşır. Aileden gelen müdahalelere karşı sessiz kalmak veya desteklemek, ağır kusur veya eşit kusur sayılabilir". İmamoğlu, bu tür durumların önlenmesi için eşlerin aile ilişkilerinde aktif tutum sergilemeleri gerektiğine dikkat çekti.

BOŞANMA SÜRERKEN ÇEKİLEN SAMİMİ FOTOĞRAFLAR DELİL SAYILDI Haber

BOŞANMA SÜRERKEN ÇEKİLEN SAMİMİ FOTOĞRAFLAR DELİL SAYILDI

Mahkeme, fotoğrafların evliliğin fiilen sürdüğünü ve geçmiş olayların affedildiğini gösterdiğine hükmetti. MAHKEME: “FOTOĞRAFLAR BARIŞI AŞAN BİR BİRLİKTELİĞİ GÖSTERİYOR” Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada, bir kadın eşine "evlilik birliğinin sarsıldığı" gerekçesiyle boşanma davası açtı. Ancak dava sürecinde çiftin yeniden bir araya gelerek birlikte vakit geçirdiği, bu anların da fotoğraflarla kayıt altına alındığı belirtildi. Davalı koca, mahkemeye sunduğu görsellerle eşinin kendisini affettiğini ve evliliğin devam ettiğini öne sürdü. Mahkeme, fotoğraflar ve çiftin aynı evde yaşamayı sürdürmesini dikkate alarak, taraflar arasında barışın sağlandığı kanaatine vardı. Kararda, "eşlerin sadece barışmak amacıyla görüşmesinin affetme anlamına gelmeyeceği, ancak uzun süreli birlikteliğin barış müzakerelerini aştığı" vurgulandı. “DAVANIN REDDİ KARARI, AF HÜKMÜNE DAYANIYOR” Davayı değerlendiren Avukat Yasin Ulu, mahkemenin, Türk Medeni Kanunu’ndaki "af" hükmüne dayanarak boşanma talebini reddettiğini söyledi. Ulu, "Taraflar dava açıldıktan sonra bir araya geldi. Samimi fotoğraflar ve tanık beyanlarıyla bu yakınlığı ispatladık. Mahkeme, bu durumu af olarak değerlendirdi. Artık geçmiş olaylar boşanma gerekçesi sayılamaz" dedi. “DAVADAN SONRAKİ DAVRANIŞLAR SEYRİ DEĞİŞTİREBİLİR” Avukat Ulu, mahkemelerin tarafların sadece beyanlarını değil, somut hayattaki tutumlarını da dikkate aldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Dava süresince eşlerin bir araya gelmeye devam etmesi, evliliğin devamı yönünde irade beyanı sayılır. Bu karar, dava açıldıktan sonra sergilenen her tutumun davanın seyrini değiştirebileceğini gösteriyor" dedi.

MUTLAK BUTLAN NEDİR? MUTLAK BUTLAN GEREKÇELERİ NELERDİR? Haber

MUTLAK BUTLAN NEDİR? MUTLAK BUTLAN GEREKÇELERİ NELERDİR?

Mutlak Butlan kavramı son günlerde sıkça söz konusu... Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Olağan ve Olağanüstü Kurultaylarının iptali istemiyle açılan davada sıkça dile getirilen "mutlak butlan" kavramı, davanın seyrini yakından izleyenler tarafından merak konusu oldu. Mahkeme sürecinde birçok kez gündeme gelen bu terim, davacılar tarafından kurultayın baştan itibaren geçersiz sayılması talebine dayanak olarak gösterildi. MUTLAK BUTLAN NEDİR? Türk hukuk sisteminde çeşitli alanlarda yer bulan “mutlak butlan” kavramı, bir işlemin kamu düzenine açık aykırılık taşıması nedeniyle baştan itibaren geçersiz sayılmasını ifade eder. Latince karşılığı “null and void ab initio” olan bu kavram, geçersizliğin hiçbir zaman ortadan kaldırılamayacağını ve işlemin hukuk aleminde hiçbir sonuç doğurmayacağını belirtir. Mutlak butlan hükümleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda çeşitli düzenlemelerle açıklanmıştır. Medeni Kanun'da evlenme engelleri, Borçlar Kanunu'nda ise sözleşmelerin konusu ve şekline dair hükümler, mutlak butlanla geçersizlik hallerine örnek teşkil eder. CHP KURULTAY DAVASINDA MUTLAK BUTLAN GEREKÇELERİ Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davada, davacılar tarafından CHP kurultayının hukuki dayanağının bulunmadığı ve yapılan işlemlerin mutlak butlanla sakatlandığı iddia edildi. Mahkemeye sunulan dilekçelerde şu başlıca gerekçeler öne sürüldü: Usulüne uygun delegasyon oluşmaması: Delegelerin parti tüzüğüne ve yasal çerçeveye uygun biçimde seçilmediği, bu nedenle kurultayda kullanılan oyların meşruiyetinin bulunmadığı iddia edildi. Kurultay çağrısının usule aykırı yapılması: Kurultayın ilanı, gündemi ve delegelere bildirimi gibi usuli işlemlerde eksiklik olduğu ve bu durumun toplantının geçerliliğini etkilediği öne sürüldü. İtiraz mekanizmalarının işletilmemesi: Seçim sürecinde ortaya çıkan usulsüzlüklere ilişkin itirazların dikkate alınmadığı, bazı itirazların tutanaklara geçirilmediği savunuldu. Tüzük hükümlerinin ihlali: Kurultay gününde CHP Parti Tüzüğü’ne aykırı uygulamalara başvurulduğu, bazı maddelerin ihlal edildiği ileri sürüldü. Mahkeme, tüzüğün tam metnini dosyaya ekletti. Kamu düzenine aykırılık: Tüm bu iddiaların bir arada değerlendirildiğinde kurultayın kamu düzenine aykırı bir biçimde gerçekleştirildiği ve demokratik meşruiyetini yitirdiği iddiası, davacıların temel dayanaklarından biri olarak öne çıktı. SÜREÇ NASIL İLERLİYOR? Davacılar, bu gerekçelerle kurultayların yok hükmünde sayılması ve önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun göreve iadesi talebiyle mahkemeye başvurmuştu. Mahkeme süreci halen devam ederken, dosyada yer alan iddialar hem siyasi hem de hukuki çevrelerde dikkatle izleniyor. Mahkemenin vereceği kararın, yalnızca CHP içi dengeleri değil, Türkiye’de siyasi partilerin iç işleyişine ilişkin hukuki tartışmaları da etkileyebileceği belirtiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.