16. Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı’nın açılmasına birkaç gün kaldı. Fuar dönemleri, özellikle Kocaeli Kitap Fuarı’nın yoğun geçen günlerinde, bunca basılı eseri bir arada görmek hep şaşırtıcı gelmiştir bana. Her seferinde de; “bu çoklukta kitabın hepsi okunmuş mudur acaba, ya da okunma olanağı bulabilecek midir?” soruları takılır aklıma. Sonra da “bir kişi bile olsa, okuyucusu muhakkak o eseri bulur” diyen arkadaşıma hak vermeden edemem.
Kitap fuarlarına yolu düşenler bilir. Fuarlar, oldukça hareketli, bol söyleşi ve etkinliklerin olduğu, kitaba olan ilginin en üst düzeye çıktığı çok renkli alanlardır. Gözlemlediğim kadarıyla; hiç kitap almasa bile, orada bulunmak, kitap kokusunu almak bile iyi hissettirebiliyor insanlara. Her yıl Kocaeli Kitap Fuarı’na öğretmenleri eşliğinde katılan öğrencilerin, sadece fuar günlerinde bile olsa kitaba, kitabı araştırıp edinmeye karşı ilgilerinin oldukça arttığını da gözlemliyorum. Bu da gelecek açısından umut verici.
Son yıllarda kitap basımının yerini, internet üzerinden belli platformlara yüklenen kitap bütünlüğündeki eserlerin aldığını görüyoruz. Bunun yanında yine kimi platformlarda seslendirilmiş kitapları gözümüz yorulmadan, sadece dinlenirken bile dinleme olanağımız var artık. Bu uygulamalar, maddi ya da manevi çeşitli olanaklar sağlasa da, kağıt ve kitap kokusunu çok seven biri olarak ben, bağımlılık yapan o kokuyu duyarak, sayfalarını çevirerek okunan kitapları daha çok içselleştirebileceğimizi düşünenlerdenim. İnternet üzerinden okunan, dinlenen kitapların, elime aldığım, sayfalarını yokladığım, kokladığım kitapların verdiği keyfi vermeyeceği kanısındayım.
Okurken, içine giremediğim, kahramanlarının yerine kendimi koyamadığım eserleri ne kadar ısrarcı olsam da okumaya devam edemiyorum. Öyle eserler vardır ki sizi doğrudan içine çeker, okumayı sürdürdükçe zaman ve mekanda kaybolur, kitabın sonunda, girdiğiniz kapıdan değil, bir başka kapıdan çıkıverirsiniz. Üstelik kitabı bitirdiğinizde, o kapıdan çıkan siz değilsinizdir artık.
Bazı kitaplar hiç gitmediğiniz yerlere götürür sizi, hiç tanımadığınız kişilerle tanıştırır, duymadığınız sesleri duyurur, yaşamadıklarınızı yaşatır. Hem de bunu siz koltuğunuzda otururken, çayınızı, kahvenizi yudumlarken yapar. Tüm bunlar başka hayatlarda da yaşama olanağı verir okura. Bundan daha çarpıcı ne olabilir?
Basılı kitap döneminin yavaş yavaş sonuna yaklaştığımız şu günlerde, kitap fuarlarının oldukça dikkate değer bir misyon üstlendikleri açık. Sayılamayacak çoklukta kitabı aynı yerde, üstelik daha uygun bir maliyetle edinme kolaylığı sağlayan fuarlar, umarım daha uzun yıllar okura kitap sunmaya devam ederler. Fuara mutlak yolunuzu düşürün derim.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Oya Gündüz Aksu
Okumak Başka Hayatlarda da Yaşamaktır
16. Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı’nın açılmasına birkaç gün kaldı. Fuar dönemleri, özellikle Kocaeli Kitap Fuarı’nın yoğun geçen günlerinde, bunca basılı eseri bir arada görmek hep şaşırtıcı gelmiştir bana. Her seferinde de; “bu çoklukta kitabın hepsi okunmuş mudur acaba, ya da okunma olanağı bulabilecek midir?” soruları takılır aklıma. Sonra da “bir kişi bile olsa, okuyucusu muhakkak o eseri bulur” diyen arkadaşıma hak vermeden edemem.
Kitap fuarlarına yolu düşenler bilir. Fuarlar, oldukça hareketli, bol söyleşi ve etkinliklerin olduğu, kitaba olan ilginin en üst düzeye çıktığı çok renkli alanlardır. Gözlemlediğim kadarıyla; hiç kitap almasa bile, orada bulunmak, kitap kokusunu almak bile iyi hissettirebiliyor insanlara. Her yıl Kocaeli Kitap Fuarı’na öğretmenleri eşliğinde katılan öğrencilerin, sadece fuar günlerinde bile olsa kitaba, kitabı araştırıp edinmeye karşı ilgilerinin oldukça arttığını da gözlemliyorum. Bu da gelecek açısından umut verici.
Son yıllarda kitap basımının yerini, internet üzerinden belli platformlara yüklenen kitap bütünlüğündeki eserlerin aldığını görüyoruz. Bunun yanında yine kimi platformlarda seslendirilmiş kitapları gözümüz yorulmadan, sadece dinlenirken bile dinleme olanağımız var artık. Bu uygulamalar, maddi ya da manevi çeşitli olanaklar sağlasa da, kağıt ve kitap kokusunu çok seven biri olarak ben, bağımlılık yapan o kokuyu duyarak, sayfalarını çevirerek okunan kitapları daha çok içselleştirebileceğimizi düşünenlerdenim. İnternet üzerinden okunan, dinlenen kitapların, elime aldığım, sayfalarını yokladığım, kokladığım kitapların verdiği keyfi vermeyeceği kanısındayım.
Okurken, içine giremediğim, kahramanlarının yerine kendimi koyamadığım eserleri ne kadar ısrarcı olsam da okumaya devam edemiyorum. Öyle eserler vardır ki sizi doğrudan içine çeker, okumayı sürdürdükçe zaman ve mekanda kaybolur, kitabın sonunda, girdiğiniz kapıdan değil, bir başka kapıdan çıkıverirsiniz. Üstelik kitabı bitirdiğinizde, o kapıdan çıkan siz değilsinizdir artık.
Bazı kitaplar hiç gitmediğiniz yerlere götürür sizi, hiç tanımadığınız kişilerle tanıştırır, duymadığınız sesleri duyurur, yaşamadıklarınızı yaşatır. Hem de bunu siz koltuğunuzda otururken, çayınızı, kahvenizi yudumlarken yapar. Tüm bunlar başka hayatlarda da yaşama olanağı verir okura. Bundan daha çarpıcı ne olabilir?
Basılı kitap döneminin yavaş yavaş sonuna yaklaştığımız şu günlerde, kitap fuarlarının oldukça dikkate değer bir misyon üstlendikleri açık. Sayılamayacak çoklukta kitabı aynı yerde, üstelik daha uygun bir maliyetle edinme kolaylığı sağlayan fuarlar, umarım daha uzun yıllar okura kitap sunmaya devam ederler. Fuara mutlak yolunuzu düşürün derim.