Hayatın Gizli Denklemi

Yazının Giriş Tarihi: 12.01.2026 13:26
Yazının Güncellenme Tarihi: 12.01.2026 13:28

Hayatın bir denklemi olmalı: yalnızca “nasıl yaşamalıyım?”ı değil, “nasıl hissetmeliyim, nasıl anlamalıyım ve nasıl bağ kurmalıyım?”ı aynı anda bir arada tutan bir formülü olmalı. Cevabı tek bir köşeye sıkıştırdığımızda, diğer köşeler kararıyor; aklın ışığı kalbin haritasını görmüyor, kalbin sesi eylemde yol bulamıyor. İnsanın körlüğü, dört köşeyi birden kontrol etmenin önündeki en büyük engel! Gördüğünü sanması ise körlüğünden daha beter…

Denklem, bu parçaların aynı anda çalışmasıyla anlam kazanıyor. İşte sıfır noktası burası: Kendimizi, başkalarını ve dünyayı anlamaya yeniden niyet ettiğimiz o sessiz eşik. Sıfır, yokluk değil; gürültüsüz başlama hakkımız. Bu eşiğe geldiğimizde şunu fark ediyoruz: Bizi en çok yoran şey bilmemek değil, neyi bilmediğini bilmeme noktasında kendimize karşı dürüst olamamak.

Klinik psikolojide buna “bilişsel-duygusal uyumsuzluk” deniyor; zihin “iyiyim” derken beden ‘iyi değilim’ diyorsa denklemde bir hata vardır. Sinirbilim burada bir kapı aralıyor: Yavaş ve ritmik nefesin (dakikada ~6 nefes) kalp atım değişkenliğini (HRV) arttırdığı, bunun da duygusal düzenleme kapasitesini yükselttiği defalarca gösterildi. Yani bazen “anlamak” için önce bedeni sakinleştirmek gerekiyor; çünkü sakin bir beden, yeniden başlamaya ve başka bir dereceden anlamaya açık bir zihin ve katılaşmaktan yorulmuş, sevmeye hazır bir kalp üretiyor.

İlişkilerde de denklem benzer çalışıyor. Güven, söz = ton = eylem olduğunda oluşuyor. Aksi hâlde beyin, özellikle de tehdit algısını yöneten devreler, en küçük uyumsuzluğu bile “riske girme” sinyali olarak işaretliyor.

Uzun süreli araştırmalarda (örneğin Gottman’ın çalışmalarında) pozitif/negatif etkileşim oranının ~5:1 olduğu ilişkilerin daha dayanıklı olduğu gösterildi; ama oranın kendisi değil, onarım girişimi (bir nefes, tonu yumuşatma, bir “doğru mu anladım?” cümlesi) ilişkinin kaderini değiştiriyor. Yani denklem, kusursuzluk istemiyor; sadece onarım istiyor. “Duyduğum şu… Doğru mu anladım?” cümlesi bu yüzden bu kadar güçlü: Beyni savunmadan işbirliğine taşıyor, bedeni alarmdan ritme taşıdığı gibi…

Peki “neden bu kadar zor?” Çünkü beyin öngörü ile çalışıyor. Dün kırıldığın yerde bugün de tetikte oluyorsun; sinyal gelmeden bile bedende mikro gerilim başlıyor. Bu yalnızca “duygusal” değil; omuz çizgine, nefesine, ses tınına kadar iniyor.

Denklemde üçüncü köşe: niyet. Davranışın “gizli matematiği”. “Neden?”i iki kez sorduğumuzda, üçüncü “neden” ortaya çıkıyor. Eylemi belirleyecek olan şey de bu niyet! Kişinin kendisinden bile gizli olan bu alan keşfedilmeyi bekliyor. Mesela kıskançlık çoğu zaman “beni gör” der; öfke “sınırlarıma saygı duy” der; hüzün “benimle birlikte yasımı tut” der. Duyguyu kovalamak onu büyütüyor; adıyla çağırmak ise yön veriyor.

Klinik bulgular, duyguyu söze dökmenin amigdala aktivitesini azalttığını, yürütücü alanları güçlendirdiğini gösteriyor. Yani “Şu an içimde kıskançlık var—görülme ihtiyacım tetiklendi” cümlesi, hem aklı hem kalbi aynı köşeye çağırıyor. Orada gerekli içsel çalışmayı yapan, fark ettiği tüm kusurların, aslında potansiyele ulaşma alarmları olduğunu anlıyor.

Dördüncü köşe: atfettiğin önem; yönü belirleyen pusula. Önem, kalabalığın alkışı değil; yalnız kaldığında bile savunduğun ve sadık kaldığın şeydir. Ve bırakmak. Bırakmak reddetmek değil; alan açmaktır. Sosyal psikoloji, “iyi işleyen bir ‘hayır’ın, ilişkiyi uzun vadede güçlendirdiğini” defalarca gösterdi. Çünkü sınır, bağın düşmanı değil; taşıyıcısı. “Hayır” dediğinde karşıdan gelen kırgınlıkla başa çıkmak zordur; ama denklem şunu hatırlatır: Kısa vadeli huzursuzluk, uzun vadeli saygının bedelidir. Kendi sınırını samimiyetle çizebilen insan, başkasının sınırına da saygı duyar; bağ güvenli hâle gelir. İnsanın sahip olduğu gerçek bağlar ise en büyük servetten daha değerlidir zira kalıcı ve ebedi şifa, iki kişinin içinde değil, aralarındaki bağda kendine yer bulur.

Yasemin Koçak Tezel

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.