#Basın Özgürlüğü

- Basın Özgürlüğü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basın Özgürlüğü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TÜRK BASINININ UNUTULMAZ KALEMİ ABDİ İPEKÇİ Haber

TÜRK BASINININ UNUTULMAZ KALEMİ ABDİ İPEKÇİ

Türk basın tarihinin en saygın isimlerinden biri olan Abdi İpekçi, yalnızca bir gazeteci değil; demokrasiye, barışa ve düşünce özgürlüğüne adanmış bir aydın olarak hafızalarda yer aldı. Kalemiyle toplumu sakinleştirmeye, kutuplaşmayı azaltmaya çalışan İpekçi, gazeteciliği bir meslekten öte, toplumsal bir sorumluluk olarak gördü. 1929 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Abdi İpekçi, Galatasaray Lisesi’nden mezun olduktan sonra gazeteciliğe Milliyet gazetesinde adım attı. Kısa sürede yeteneği, dili ve sağduyulu yaklaşımıyla dikkat çekti. 1959 yılında Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni oldu ve bu görevi yürüttüğü yıllarda gazetenin hem tirajını hem de saygınlığını önemli ölçüde artırdı. İpekçi’nin yazılarında öne çıkan en belirgin özellik, şiddete karşı net duruşu ve uzlaşmacı diliydi. Türkiye’nin siyasi olarak en çalkantılı dönemlerinden biri olan 1970’li yıllarda, sağduyu çağrısı yapan yazılarıyla geniş kesimlerin takdirini kazandı. Basının kışkırtıcı değil, yatıştırıcı bir rol üstlenmesi gerektiğini savundu. Ona göre gazetecilik; gerçeği çarpıtmadan, insanları hedef göstermeden, kamu yararını önceleyerek yapılmalıydı. Abdi İpekçi, yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası alanda da saygı gören bir gazeteciydi. Türk-Yunan ilişkilerinde diyalog ve barışı savunan yaklaşımı, iki ülke arasında gazeteciler düzeyinde önemli temasların kurulmasına katkı sağladı. Bu yönüyle İpekçi, gazeteciliğin diplomatik ve barışçıl gücünü temsil eden nadir isimlerden biri oldu. 1 Şubat 1979’da İstanbul’da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Abdi İpekçi’nin ölümü, Türkiye basını için derin bir yara açtı. Cinayeti, düşünceye ve özgür basına yönelmiş karanlık bir saldırı olarak hafızalara kazındı. Aradan geçen yıllara rağmen, onun savunduğu ilkeler ve gazetecilik anlayışı önemini korumaya devam ediyor. Bugün Abdi İpekçi adı; basın özgürlüğü, etik gazetecilik ve barış dili ile birlikte anılıyor. Onun mirası, gazetecilere hâlâ yol gösteriyor: Gücü elinde bulunduranlara karşı halkın yanında durmak, hakikati korkmadan yazmak ve her koşulda insan hayatını savunmak. Abdi İpekçi, susturulmuş olabilir; ancak savunduğu değerler hâlâ yaşıyor.

GAZETECİ METİN GÖKTEPE’NİN KATLEDİLİŞİNİN 30. YILI Haber

GAZETECİ METİN GÖKTEPE’NİN KATLEDİLİŞİNİN 30. YILI

Türkiye basın tarihinde kara bir leke olarak yer eden olay, hala hafızalardaki tazeliğini korurken, Göktepe’nin gazetecilik mirası da her yıl artarak yaşatılıyor. Evrensel muhabiri Metin Göktepe, bu yılda polis tarafından öldürülüşünün 30. yılında, Esenler’deki Kemer Mezarlığı’ndaki mezarı başında anılacak. Program 8 Ocak Perşembe günü saat 11.00’de başlayacak. Göktepe, 8 Ocak 1996’da Ümraniye Cezaevi’nde hayatını kaybeden iki tutuklunun cenaze törenini izlemek için İstanbul Eyüp’te görev başındaydı. Ancak polis, cenaze törenine yönelik sert güvenlik önlemleri almış, gazetecilerin töreni takip etmesini engellemişti. “Mutlaka ben izlemeliyim” diyerek haber takibine giden Göktepe, yüzlerce kişiyle birlikte gözaltına alındı. Götürüldüğü Eyüp Kapalı Spor Salonu’nda polisler tarafından saatlerce dövüldü. Henüz 28 yaşındayken, işkenceyle hayatını kaybetti. ÇELİŞKİLİ AÇIKLAMALAR, GECİKEN ADALET Göktepe’nin ölümünden sonra resmi makamlar önce onun gözaltına alınmadığını öne sürdü. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar bu yönde açıklamalar yaptı. Ancak kısa süre sonra Eyüp Savcılığı, Göktepe’nin gözaltına alındığını kabul etti, ancak “çay bahçesinde fenalaşarak düştüğünü” iddia etti. İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan ise, Göktepe’nin spor salonunun duvarından düşerek öldüğünü savundu. Bu ifadeler, 12 Eylül dönemi gözaltı ölümlerindeki “düşerek öldü” açıklamalarını hatırlattı. Buna karşın, Göktepe ile birlikte gözaltına alınıp serbest bırakılan tanıklar, onun saatlerce coplarla dövüldüğünü ifade etti. Kamuoyu tepkisi büyüdü. Ailenin adalet arayışı, gazetecilerin ve sivil toplumun mücadelesiyle birleşti. Dönemin insan haklarından sorumlu Devlet Bakanlığı tarafından hazırlanan resmi raporda, “Metin Göktepe gözaltında polis tarafından öldürülmüştür” ifadesi yer aldı. Beş polis yargılandı ve çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı. Ancak 2000 yılında yürürlüğe giren infaz yasası nedeniyle cezaları tamamlanmadan tahliye edildiler. HEDEF GÖKTEPE MİYDİ? Metin Göktepe’nin çalışma arkadaşları, onun özellikle hedef alındığını savunuyor. Ölümünden günler önce, Evrensel Gazetesi’nde kaleme aldığı haberlerde, Ümraniye Cezaevi’nde öldürülen mahkumlar hakkında polis şefi Orhan Taşanlar’a dikkat çekmişti. 5 Ocak 1996 tarihli haberinin başlığı “Taşanlar hedef gösterdi, asker öldürdü” idi. Tutuklu yakınlarının adliyeye yaptığı suç duyurusu ve polis müdahalesi, ertesi gün yine Göktepe’nin çektiği fotoğraflarla gazetede yer aldı. ANISI YAŞATILIYOR Metin Göktepe’nin öldürülüşü, 1990’lı yılların faili meçhullerle dolu karanlık atmosferinde basın özgürlüğüne vurulmuş acı bir darbe olarak hafızalara kazındı. Ancak Göktepe’nin gazetecilik anlayışı, etik duruşu ve halkın haber alma hakkına duyduğu saygı, bugün hâlâ meslektaşları için bir rehber olmaya devam ediyor. 1998 yılından bu yana her 10 Nisan’da – Göktepe’nin doğum gününde – onun adıyla anılan “Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri” düzenleniyor. Bu ödüller, basın özgürlüğünü ve kamu yararını önceleyen haberlere veriliyor. BİR ANNENİN BİTMEYEN MÜCADELESİ Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe, oğlunun ölümünün ardından Türkiye’nin simge adalet figürlerinden biri haline geldi. Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’ndaki eylemlerine yıllarca katıldı. “Metin’in katillerinden hesap sormadan durmayacağım” diyerek yürüttüğü hukuk mücadelesiyle hafızalara kazındı. Yalnızca oğlu için değil, gözaltında kaybedilen ve öldürülen tüm insanlar için adalet talebini haykırdı. 30 YIL SONRA AYNI SORU: BASIN ÖZGÜR MÜ? Aradan 30 yıl geçmesine rağmen Metin Göktepe’nin anısı, Türkiye’de basın özgürlüğü mücadelesinin sembollerinden biri olarak yaşamaya devam ediyor. Gazetecilere yönelik baskıların sürdüğü dönemlerde, Göktepe’nin hikâyesi, gerçeklerin peşinden gitmenin bedelini ve onurunu bir kez daha hatırlatıyor. BASIN MESLEK ÖRGÜTLERİNDEN PAYLAŞIMLAR; ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ; Gazeteci Metin Göktepe’nin görevini yapmaya çalışırken polislerce öldürülmesinin üzerinden tam 30 yıl geçti. Öldürülmek istenen Göktepe olduğu kadar gazetecilik anlayışı ve gazetecilik mesleğiydi. Gazetecilere yönelik saldırılar bugün de devam etmekte cezasızlık rejimi ne yazık ki aynı güçle sürmektedir. Gazetecilik; güvencesizlik, sansür ve oto sansür, işsiz bırakılmalar, soruşturmalar ile bugün yine nefes alamaz hale getirilmek istenmektedir. Tüm bu olumsuzluklara karşı mesleğimizi aydınlatan unutulmayacak isimlerden birisi de kuşkusuz Metin Göktepe'dir. Katledilişinin 30. yılında Gazeteci Göktepe'yi saygı ve özlemle anıyoruz. ÇGD Genel Merkezi

BASIN MESLEK ÖRGÜTLERİ: HABER, SUÇ KAPSAMINA ALINAMAZ! Haber

BASIN MESLEK ÖRGÜTLERİ: HABER, SUÇ KAPSAMINA ALINAMAZ!

İhlas Haber Ajansı (İHA) Iğdır muhabiri Sebahattin Yum, kamusal bir törenle ilgili yaptığı “Valiye şemsiye var, gazilere yok” başlıklı haber nedeniyle, Iğdır Valisi Ercan Turan’ın şikâyeti üzerine gözaltına alındı. Ardından, Yum’un emniyetten çıkış anını görüntüleyen İHA Muhabiri ve Iğdır Çalışan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ercan Tunç da gözaltına alındı. Her iki gazetecinin maruz kaldığı bu uygulamalar, basın meslek örgütleri tarafından sert tepkiyle karşılandı. Valilik tarafından yapılan açıklamada, söz konusu haberin “gerçeğe aykırı, yanıltıcı ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikte” olduğu ifade edilerek, gazeteci hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi (Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma) kapsamında işlem yapıldığı belirtildi. Açıklamada, sürecin Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla yürütüldüğü ifade edildi. GAZETECİLER, HALKIN HABER ALMA HAKKINI GÖZETİR Birçok meslek örgütünün imzasıyla yayımlanan ortak açıklamada, yaşanan gözaltıların basın özgürlüğü açısından vahim ve kabul edilemez olduğu vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: İhlas Haber Ajansı (İHA) Iğdır muhabiri Sebahattin Yum’un, tamamen kamusal bir törene ilişkin yaptığı “Valiye şemsiye var, gazilere yok” başlıklı haber nedeniyle, Iğdır Valisi Ercan Turan’ın şikayeti üzerine gözaltına alınması basın özgürlüğü açısından son derece vahim ve kabul edilemez bir durumdur! Yaşanan bu hukuksuzluk burada da kalmamış, Yum’un emniyet müdürlüğünden çıkışını görüntüleyen İHA Iğdır Muhabiri ve Iğdır Çalışan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ercan Tunç da gözaltına alınmıştır. Akabinde serbest bırakılan İHA Muhabiri Yum bu kez de jandarma tarafından gözaltına alınmıştır. Valilik tarafından yapılan açıklamada; söz konusu haberin “gerçeğe aykırı, yanıltıcı ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikte olduğu”, ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla TCK 217/A (Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma) kapsamında işlem yapıldığı belirtilmiştir. Valilik, gazeteciye yönelik işlemlerin yasal süreç çerçevesinde yürütüldüğünü savunmuştur. Ancak bir gazetecinin kamusal bir etkinlikte yaşanan bir durumu haberleştirmesi, Anayasa’nın 28. maddesiyle güvence altına alınmış basın özgürlüğünün en temel gereğidir. Sebahattin Yum’un yaptığı haber, kamu yararına açık bir konudur ve hiçbir biçimde suç kapsamına alınamaz. Haberi nedeniyle gazetecinin hedef alınması, ifade ve basın özgürlüğüne yönelik açık bir gözdağı girişimidir. Gazeteciler, kamu gücü sahiplerinin memnuniyetini değil, halkın haber alma hakkını gözetmekle yükümlüdür. Valilerin, kaymakamların veya herhangi bir kamu görevlisinin, eleştiriye ve haber yapma hakkına karşı yargı mekanizmasını bir baskı aracına dönüştürmesi, demokratik toplum düzeniyle bağdaşmaz. Basın meslek örgütleri olarak; Gazeteciler Sebahattin Yum ve Ercan Tunç’un maruz kaldığı bu hukuksuz gözaltı sürecini en sert biçimde kınıyoruz! Her iki meslektaşımızla da dayanışma içinde olduğumuzu vurguluyoruz. Kamu gücü kullanan tüm yetkilileri Anayasa’nın 28. maddesiyle korunan gazetecilere yapılan baskı, tehdit ve yıldırma girişimlerinden derhal vazgeçmeye çağırıyoruz. Adli mercilere, haber nedeniyle gazeteciyi soruşturma konusu yapmanın basın özgürlüğüne açık bir aykırılık olduğunu hatırlatıyoruz. Basın özgürlüğü, demokratik bir toplumun temel taşıdır. Gazeteciler suçlu değil, kamu adına gerçeğin izini sürenlerdir. Hiçbir baskı, hiçbir tehdit, gazetecilerin hakikati yazma iradesini susturamayacaktır. İmzacı meslek kuruluşları: BASIN KONSEYİ ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ DİSK BASIN-İŞ EKONOMİ MUHABİRLERİ DERNEĞİ GAZETECİLER CEMİYETİ (ANKARA) GÜNEYDOĞU GAZETECİLER CEMİYETİ (GGC) GÜVEN HABER-SEN İZMİR GAZETECİLER CEMİYETİ KESK HABER-SEN MEDYA VE HUKUK ÇALIŞMALARI DERNEĞİ (MLSA) PARLAMENTO MUHABİRLERİ DERNEĞİ TÜRKİYE GAZETECİLER SENDİKASI (TGS) Kaynak: Çağdaş Gazeteciler Derneği

EVRENSEL GAZETESİNE SİLAHLI SALDIRI Haber

EVRENSEL GAZETESİNE SİLAHLI SALDIRI

Sosyalist bakış açısı ve derinlemesine sendika haberleri ile Türk basınının önemli kuruluşlarından Evrensel gazetesinin İzmir bürosuna silahlı saldırı düzenlendi. Gece saat 01.30 civarında gerçekleşen saldırının ardından olay yerine gelen polis ekipleri, kurşunları toplasa da İzmir temsilciliğine bilgi vermedi. Haberi Evrensel gazetesi duyurdu. Buna göre; gece saatlerinde Evrensel’in İzmir Alsancak’taki Kıbrıs Şehitleri Caddesinde bulunan bürosu, İsa Can adlı şahıs tarafından kurşunlandı. Saldırı temsilcilik binasının boş olduğu saat 01.30 civarında yaşandı. İbrahim Halil Yapıcı tarafından büro önüne getirilen İsa Can Biler, Evrensel’in tabelasına tabancayla ateş açtı. Tabelada 7 kurşun deliği tespit edildi. Kurşunların binanın dış cephesine ve özellikle gazete tabelasına isabet ettiği belirlendi. Saldırı sonrası bina önüne gelen polis ekipleri binada ve çevrede inceleme yaptı. Ancak inceleme esnasında gazetenin İzmir temsilciliğine haber verilmedi. Saldırı sonrası İbrahim Halil Yapıcı gözaltına alındı. ''HİÇ BİR KURŞUN BİZİ SUSTURAMAYACAK'' İzmir temsilciliğinden yapılan açıklamada “Saldırı, sadece Evrensel’e değil, halkın haber alma hakkına, basın özgürlüğüne ve gerçeğin peşinde koşan tüm gazetecilere yönelmiş açık bir gözdağıdır” denildi. Açıklama şöyle devam etti: “Evrensel’in tarihi; muhabirimiz Metin Göktepe’nin gözaltında katledilmesinden, defalarca maruz kaldığımız soruşturma ve gözaltılardan, Basın İlan Kurumu’nun ilan gasbından, baskılardan ve tehditlerden örneklerle doludur. Ancak bilinmelidir ki, hiçbir kurşun, hiçbir tehdit, hiçbir baskı bizi susturamayacaktır. Gerçeği karartmaya çalışanlar bilmelidir ki: Evrensel, dün olduğu gibi bugün de yarın da gerçeğin izini sürmeye, işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin sesini duyurmaya, hakikati haykırmaya devam edecek; kalemini daha da keskin tutacaktır.” Saat 19.00'da Alsancak Türkan Saylan Külrtür Mekzi önünde basın açıklaması düzenlenecek. Kaynak: evrensel.net

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.