#Bölge Adliye Mahkemesi

- Bölge Adliye Mahkemesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bölge Adliye Mahkemesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

EMSAL KARAR: İZNE ÇIKAN İŞÇİ YA MAAŞINI YA DA AVANS ALACAK Haber

EMSAL KARAR: İZNE ÇIKAN İŞÇİ YA MAAŞINI YA DA AVANS ALACAK

İş Kanunu kapsamında, yıllık izin kullanan işçiye, yıllık izin süresine ilişkin ücretinin izne çıkışta peşin olarak ödenmesi gerekiyor. Özel sektör çalışanlarının mağduriyet yaşadığı olaya dair Yargıtay’dan emsal bir karar çıktı. İzne giderken, peşin ödeme ya da avans alamayan işçinin, istifa etmesi halinde kıdem tazminatı alabileceğine vurgu yaptı. Yüksek Mahkeme, işçiye hak ettiği süreden daha fazla izin kullandırılmış olmasının izin süresine ilişkin ücretin peşin ödenmesi yükümlüğünü ortadan kaldırmayacağına dikkat çekti. KONU HAKKINDA YARGITAY KAPISI AÇILMIŞTI Yargıtay’ın yıllık izin ücretinin peşin ödenmemesinin işçi açısından haklı fesih sebebi olarak kabul edilmesinin arkasında aynı şehirde iki ayrı mahkemenin farklı karar vermesi olduğu ortaya çıktı. Yıllık izne giderken izin dönemine ait ücreti peşin alamayan A.B. isimli işçi, İş Mahkemesi’nin yolunu tuttu. Davacı A.B., yoğun bir çalışma temposundan sonra ailesiyle tatil planı yaparken izin çıkışı peşin ödeme ya da avans alamadığı için iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini dile getirdi. İş Mahkemesi feshin haklı olduğuna, davacıya kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğine hükmetti. Karar istinafa taşındı Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 15. Hukuk Dairesi itirazları geri çevirdi. Benzer bir durumun mağduru olan B.K. isimli işçi de izne çıkarken peşin ödeme alamadığı için istifa etti. Kıdem tazminatı alamayan B.K., İş Mahkemesi’nin kapısını çaldı. Mahkeme; davacının feshe konu ettiği hususların haklı fesih sebebi teşkil etmediği gerekçesiyle reddetti. İstinafa taşınan dosya BAM 9. Hukuk Dairesi gündemine geldi. Daire, itirazları geri çevirdi. Aynı şehirde, aynı binada aynı davalarda iki farklı dairenin kesin nitelikteki kararlarının uyuşmaması üzerine devreye Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu girdi. Kurul, yıllık izne çıkan işçiye peşin ödeme ya da avans verilmemesi durumunda nasıl hüküm kurulması konusunda Yargıtay’ın kapısını çaldı. EMSAL KARAR Bölge Adliye Mahkemesi’nin 9 ve 15. Hukuk Dairelerinin kanunda açıkça düzenlenen peşin veya avans olarak ödeme yükümlülüğünün ihlali halinde çalışanın iş akdini haklı nedenle fesih hakkına dair farklı yönde kararlar vermesi üzerine; uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla verilen kararda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nce işverenin yıllık izin ücreti ödeme borcunun kapsamı ortaya konuldu. Kararda; işverenin yıllık izin ücreti ödeme yükümlülüğünü düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu’nun 57. Maddesindeki, "İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır" hükmü hatırlatıldı. ''İŞÇİ BAKIMINDAN HAKLI NEDENLE FESİH SEBEBİ'' Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, çalışanın yıllık ücretli izne çıkmasından önce çalışanın talebi olmasa dahi işverenin yıllık izin ücretini peşin veya avans olarak işçiye ödememesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II-(e) hükmünde işveren tarafından işçiye ücretinin kanun hükümlerine uygun olarak ödenmesi ve aynı maddenin (f) alt bendinde çalışma şartlarının uygulanması düzenlemelerine aykırılık oluşturacağı ve haklı nedenle fesih gerekçesi olacağını tekrar vurguladı. Kararda şöyle denildi: ‘’Davalı tarafça aksi savunulmuş ise de davacıya nispi emredici nitelikte olan 4857 sayılı Kanun’un 53. maddesine göre hak kazandığı yıllık izin süresinin üstünde yıllık izin kullandırılmış olması, yıllık izin ücretinin mutlak emredici nitelikte olan 57. maddeye göre izin başlamadan evvel peşinen veya avans olarak ödenmesi yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. İşveren tarafından işçiye ücretinin kanun hükümlerine uygun olarak ödenmemesi ve aynı maddenin (f) alt bendinde çalışma şartlarının uygulanmaması, haklı fesih nedeni olarak düzenlenmiştir. Şu hâlde anılan hükümler gereğince yıllık izne ilişkin ücretin, yıllık izne ayrılmadan evvel işverence peşin ödenmediği gerekçesiyle yapılan fesih haklı nedene dayalıdır. Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasındaki uyuşmazlığın, işverenin işçinin yıllık izin dönemine ilişkin ücretinin izinden önce peşinen veya avans olarak ödeme zorunluluğuna ilişkin yükümlülüğüne aykırı davranışının işçi bakımından haklı nedenle fesih sebebi teşkil edeceğine dair Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi’nin kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.’’

HATFA TATİLİNDE FAZLA MESAİ ÜCRETİ TARİHE Mİ KARIŞIYOR? Haber

HATFA TATİLİNDE FAZLA MESAİ ÜCRETİ TARİHE Mİ KARIŞIYOR?

Milyonlarca özel sektör çalışanını ilgilendiren bir karara imza atan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hafta tatilinde yapılan 7,5 saatlik çalışmanın hem hafta tatili ücreti hem de fazla çalışma ücreti hesabına dâhil edilmesini mükerrer ödeme saydı. Kararla birlikte haftalık tatilde çalışan işçi, sadece günlük yevmiyesini alabilecek, fazla mesai alamayacak. KARAR İSTİNAFA TAŞINDI Haksız şekilde işten çıkarıldığını öne süren kaynak ustası İş Mahkemesi'nin yolunu tuttu. İş sözleşmesinin işveren tarafından eylemli ve sözlü olarak feshedildiğini, devamsızlık yapılması hâlinde işçiye mazereti olup olmadığı sorulmadan sözleşmesinin feshedilmesinin Yargıtay uygulamalarına aykırı olduğunu, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesinin gerektiğini dile getirdi. Çalıştığı süre boyunca yıllık ücretli izinlerini kullanmadığını, ücretinin de ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Davalı işveren, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle derhal feshedildiğini, davacı işçinin fazla çalışmasının olmadığını, yıllık ücretli izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istedi. İş Mahkemesi, işveren tarafından haksız fesih yapıldığı kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne, çalışma ve dinlenme sürelerine dair taleplere hak kazanıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verdi. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verdi. 7.5 SAATİN ÜZERİ FAZLA MESAİ SAYILACAK Davalı kararı temyiz edince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi. Davacının hafta tatili ücreti alacağı ayrıca talep edilip Mahkemece bu talep hüküm altına alındığının vurgulandığı kararda; ‘' Haftanın yedi günü çalışmanın kabul edilmesi hâlinde hafta tatiline denk gelen günlerin yedi buçuk saatinin hafta tatili olarak hüküm altına alındığı göz önünde bulundurulmamıştır. Mükerrer ödemeye sebep olacak şekilde aynı çalışma için hem hafta tatili hem de fazla çalışma alacağının hüküm altına alınması doğru değildir. Bu sebeple çalışılan hafta tatili gününe denk gelen günde yedi buçuk saatlik çalışmanın fazla çalışma hesabından dışlanarak sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir'' denildi.

EYT’Yİ KAÇIRANLARA YARGITAY’DAN UMUT VEREN KARAR Haber

EYT’Yİ KAÇIRANLARA YARGITAY’DAN UMUT VEREN KARAR

Eksik prim veya hizmet günü nedeniyle Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesinden yararlanamayanlar açısından dikkat çekici bir Yargıtay kararı çıktı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hizmet süresinin belirlenmesinde yalnızca SGK kayıtlarının esas alınamayacağını, gerekli durumlarda tanık anlatımlarının ve diğer delillerin de değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. Karar, çalışma süresinin SGK kayıtlarında eksik görünmesi nedeniyle emeklilik hakkını kıl payı kaybeden çalışanlar açısından önem taşıyor. 23 YILLIK ÇALIŞMA İDDİASI Uyuşmazlık, 1994 yılında bir üretim tesisinde çalışmaya başlayan M.D.’nin sigorta kayıtlarında eksiklik bulunduğunu fark etmesiyle ortaya çıktı. M.D., 2017 yılında sağlık kuruluşuna başvurduğu sırada sigortasının düzenli yatırılmadığını öğrendi. İşten ayrılmasının ardından mahkemeye başvuran çalışan; ücret, kıdem ve ihbar tazminatlarının yanı sıra fazla çalışma ve kullanılmayan yıllık izin ücretlerinin ödenmesini talep etti. İlk derece mahkemesi, tanık beyanlarını da dikkate alarak çalışanın aynı işyerinde 1995-2017 döneminde 23 yıl 2 ay boyunca kesintisiz çalıştığı sonucuna vardı. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ SGK KAYITLARINI ESAS ALDI İşverenin karara itiraz etmesi üzerine dosya Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşındı. Mahkeme, hizmet süresinin ispatının çalışana ait olduğunu belirterek SGK kayıtlarını esas aldı. Davacının tanıklarının yakın akrabaları olması ve çalışma döneminin tamamında kendisiyle birlikte çalışmamaları nedeniyle tanık anlatımlarının yeterli olmadığı değerlendirmesinde bulunuldu. Böylece çalışanın SGK kayıtlarında görünen toplam 13 yıl 2 ay 25 günlük hizmet süresi üzerinden hesaplama yapılmasına karar verildi. YARGITAY’DAN TANIK BEYANI VURGUSU Dosyanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise akrabalık ilişkisinin tek başına tanık anlatımının geçersiz sayılması için yeterli olmayacağına dikkat çekti. Yüksek Mahkeme, dosyadaki deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının 1 Mayıs 1994 ile 31 Ocak 2006 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının kabul edilmesi gerektiğine karar verdi. Sonraki dönemler için ise SGK kayıtlarının dikkate alınması gerektiği belirtildi. Yargıtay bu gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozarak dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine oy birliğiyle hükmetti. HİZMET SÜRESİ SADECE SGK KAYITLARIYLA BELİRLENMEYECEK Kararda, çalışanın gerçek hizmet süresinin tespitinde farklı delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Buna göre SGK kayıtlarının yanı sıra işveren ve işyeri belgeleri, işe giriş-çıkış kayıtları, kurum içi yazışmalar, aynı işyerinde çalışanların ifadeleri, komşu işyerlerinde görev yapan kişilerin tanıklıkları ve dosyadaki diğer kanıtlar da hizmet süresinin belirlenmesinde dikkate alınabilecek. Kararın, hizmet günleri SGK kayıtlarında eksik görünen ve bu nedenle emeklilik şartlarını karşılayamadığını düşünen çalışanlar açısından emsal niteliğinde değerlendirmelere konu olması bekleniyor.

İZMİR OTOGARI İÇİN TEDBİR KARARI KALKTI, TAHLİYENİN ÖNÜ AÇILDI Haber

İZMİR OTOGARI İÇİN TEDBİR KARARI KALKTI, TAHLİYENİN ÖNÜ AÇILDI

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin, sözleşme süresi sona ermesine rağmen İzmir Otogarı'nı tahliye etmeyen İZOTAŞ'a karşı yürüttüğü hukuki süreçte yeni bir karar çıktı. İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi, tahliye işlemlerini durduran ihtiyati tedbir kararını kaldırdı. Kararla birlikte, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin otogarın tahliyesi ve işletmesini devralmasının önündeki hukuki engel ortadan kalktı. OTOGARIN İŞLETMESİ BELEDİYEYE GEÇECEK İzmir Büyükşehir Belediyesi, tahliye işlemlerinin tamamlanmasının ardından otogarın işletmesini devralacak. Belediyeden yapılan açıklamada, tesisin fiziki koşullarının iyileştirilmesi amacıyla kapsamlı tadilat ve düzenleme çalışmalarına başlanacağı bildirildi. SÜREÇ NASIL GELİŞTİ? İzmir Otogarı'nın yap-işlet-devret modeliyle işletilmesine ilişkin sözleşme, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile İZOTAŞ arasında 9 Ekim 1997'de imzalandı. Daha sonra 22 Mart 1999 tarihinde yapılan ek sözleşmeyle işletme süresinin başlangıç tarihi 14 Aralık 1998 olarak belirlendi ve işletme süresi 25 yıl olarak kayıt altına alındı. Bu kapsamda sözleşme, 14 Aralık 2023'te sona erdi. İZOTAŞ, Covid-19 salgını nedeniyle sözleşme süresinin 7 yıl uzatılması talebiyle dava açtı. İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi, 15 Eylül 2023 tarihinde tahliye işlemlerini durduran ihtiyati tedbir kararı verdi. Mahkeme, 28 Ocak 2025'te davayı reddederken tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamına karar verdi. Tarafların istinaf başvuruları İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince reddedildi. Dosyanın temyiz incelemesini tamamlayan Yargıtay da yerel mahkeme kararını İzmir Büyükşehir Belediyesi lehine onadı. Bunun üzerine İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi, 4 Ağustos 2026 tarihinde tahliye işlemlerini durduran ihtiyati tedbir kararını kaldırdı. Kararla birlikte İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin otogarın tahliyesi ve işletmesini devralma sürecinin önü açılmış oldu.

MAHKEME ''HİLE YAPAN İŞİÇİYE TAZMİNAT YOK'' DEDİ Haber

MAHKEME ''HİLE YAPAN İŞİÇİYE TAZMİNAT YOK'' DEDİ

18 senedir çalıştığı fabrikadan tazminatsız kovulan personel şefi, İş Mahkemesi’ne başvurdu.. Davacı K.B., iş sözleşmesinin haksız ve hukuka aykırı olarak tazminatsız feshedildiğini, 08.30-23.00 saatleri arasında her gün aralıksız çalıştığını, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma alacağının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etti. Mahkemede savunma yapan davalı işveren ise davacının iş sözleşmesinin çalışanlardan Y.K’nın yerine Y. K. işyerinden ayrıldığı ve çalışmadığı hâlde kartını sanki çalışmış gibi basmış olması, yöneticisi olduğu çalışanı çalışmış gibi göstererek işvereni kandırmış olması nedeniyle feshedildiğini dile getirdi. Davacının fabrika kuruluşunda insan doğasına aykırı şekilde fazla saatlerle çalıştırıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini istedi. Davalı tarafça davacının iş sözleşmesinin diğer bir çalışanın kartını çalışmadığı hâlde çalışmış gibi basarak işvereni kandırması nedeniyle haklı nedenle feshedildiği tezini yersiz bulan İş Mahkemesi, tazminat talebini yerinde buldu. Kararda; ‘’Davacının eylemiyle işvereni nasıl bir zarara uğrattığı hususunun somut şekilde ortaya koyulamadığı, davacının 18 yıllık kıdemi ve daha önce benzer mahiyette bir eylemi olmadığı düşünüldüğünde sırf bu hâliyle eylemin tek başına güven sarsıcı mahiyette olduğundan bahsedilemez. Dolayısıyla feshin ancak geçerli olup olmadığının değerlendirilebileceği ancak haklı feshi gerektirir boyutta olmadığı bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı ortadadır’’ denildi. Kararı davalı işveren istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, İş Mahkemesi’nin kararını onayladı. Davalı bu kez kararı temyiz edince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi. Oy birliği ile alınan kararda; davacının, işyerinde olmayan bir başka çalışanın kartını işyerindeymiş gibi okuttuğunun sabit olduğu hatırlatıldı. Yargıtay kararında; şu ifadelere yer verildi: ‘’Söz konusu davranışın, doğruluk ve bağlılığa uymayan bir davranış olup bu davranış nedeniyle işverenin herhangi bir zarara uğraması şart değildir. Kaldı ki, işyerinde olmadığı hâlde çalışmış gibi kartı okutulan işçiye çalışmadığı süre için ücret ödenmesi söz konusudur. Bu durumda davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshedildiği kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir.’’

BOŞANMA DAVASINDA 'TOSBAĞA', 'KEL-FODUL' DETAYI Haber

BOŞANMA DAVASINDA 'TOSBAĞA', 'KEL-FODUL' DETAYI

Boşanma davası için Aile Mahkemesi’nin yolunu tutan genç kadın, kocasının, psikolojik ve sözlü saldırıda bulunduğunu, ilgisiz ve sorumsuz olduğunu, kendi ailesi ve kardeşleri ile görüşmemesi konusunda baskı yaptığını öne sürdü. Onların eve gelmesini istemediğini, hatta telefonla iletişim kurmalarına dahi müdahale ettiğini, bu hususta tartışma çıktığında da davacının ailesine ve kardeşlerine ağza alınmayacak küfür ve hakaretler ettiğini, kimsenin evine gelip gitmesine müsaade etmediğini dile getirdi. Kocasının kazancını sadece kendisi için harcadığını, başka kadınlarla görüşerek sadakat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, psikolojik ve sözlü şiddet uyguladığını belirterek 100 bin TL maddî ve 100 bin TL de manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Mahkemede ifade veren davalı koca da eşinin iddialarının doğru olmadığını, davacının dominant özelliğe sahip olduğunu, normal bir ailede olabilecek tartışmaların dışında olağanüstü bir durumun olmadığını, boşanma davasının reddini talep etti. Davalı erkeğin evin geçimine yeterince katkı sağlamadığına, eşinin ve çocuğun ihtiyaçlarını yeterince karşılamadığına dikkat çeken Aile Mahkemesi, kadına ‘tosbağa, kedi’ diyen, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan kocanın ağır kusurlu olduğuna hükmetti. Davacı kadının ise erkeğe "sen erkek misin, terli kokarca, kel, fodul, soğan erkeği" dediği, evi işlerini ihmal ettiği, birlik görevlerini yeterince yerine getirmediği, kocasının ailesini evinde istemediği gerekçesiyle erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna karar verdi. Kadın için 40 bin TL maddî, 45 TL manevî tazminata hükmedildi. Kararı taraf avukatları istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, evlilikte geçen süre, boşanmaya yol açan olaylardaki davalı erkeğin kusurunun mahiyeti sebebiyle tazminatı az buldu. Paranın alım gücü, boşanma yüzünden zedelenen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamı dikkate alan BAM, davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevî tazminat miktarının yetersiz kaldığı gerekçesi ile kadının kusur belirlemesi ve tazminatların miktarı yönünden istinaf talebinin kabulüne, kadın yararına 100 bin TL maddî ve 100 TL manevî tazminat ödenmesine, erkeğin tüm istinaf taleplerinin esastan reddine verdi. Davalı erkek kararı temyize taşıyınca devreye giren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nden kadına ‘tosbağa, kedi’ diye hakaret eden kocaya kötü haber geldi. Daire, BAM kararını yasaya uygun bulup onadı.

CHP KURULTAYINA  MAHKEMEDEN İPTAL KARARI Haber

CHP KURULTAYINA MAHKEMEDEN İPTAL KARARI

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davasında, Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin usulsüzlük iddialarıyla başlatılan soruşturmanın ardından, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ile bazı delegeler, kurultayın iptali istemiyle dava açtı. Açılan davalar Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde birleştirildi. Mahkeme, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan asıl davanın ‘konusuz’ kaldığını belirterek karar verilmesine yer olmadığına hükmetti. Mahkeme ayrıca birleşen dosyalar yönünden yaptığı değerlendirmede, Lütfü Savaş’ın açtığı davayı, davayı açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddetti. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultayı’nın iptaline ilişkin açılan davada, "davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına" dair hükmüne ilişkin Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesince 24 Ekim 2025’te verdiği kararla ilgili istinaf kanun yolu incelemesini tamamladı. İnceleme neticesinde CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın ve İstanbul İl Kongresi’nin ‘kanunun emredici hükümlerine aykırılık’ nedeniyle mutlak butlanla sakatlandığı ifade edildi. Mahkeme, CHP’nin 38. Olağan Seçimli Kurultayı’nın ‘mutlak butlan’ nedeniyle iptaline karar verdi. Ayrıca, söz konusu kurultayın iptal edilmesi nedeniyle sonrasında yapılan tüm olağan ve olağanüstü kurultaylar ile bu kurultaylarda alınan tüm kararların da iptaline karar verildiği ifade edildi. Söz konusu kurultayın iptal edilmesi sebebiyle, kurultay öncesinde görevde bulunan CHP eski Genel Başkan’ı Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki parti organlarının görevlerine aynen devam etmeleri yönünde karar verildiği vurgulandı.

NARİN GÜRAN CİNAYET DAVASINDA NEVZAT BAHTİYAR'A 17 YIL HAPİS Haber

NARİN GÜRAN CİNAYET DAVASINDA NEVZAT BAHTİYAR'A 17 YIL HAPİS

Bağlar ilçesi kırsal Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos 2024’te kaybolan Narin Güran’ın cansız bedeni, 19 gün süren arama çalışmalarının ardından 8 Eylül’de dere yatağında bulundu. Küçük çocuğun cesedinin çuval içerisinde, üzeri 30, 25 ve 20 kilogram ağırlığında üç taşla kapatılarak çalılıklar arasına gizlendiği tespit edildi. Soruşturma kapsamında amca Salim Güran, anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ile komşu Nevzat Bahtiyar hakkında Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Bahtiyar’ın, güvenlik kamerası görüntülerine göre Narin’in cansız bedenini kırmızı bir araçla dere yatağına götürdüğü belirlenirken, diğer sanıklar hakkında "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. İLK KARAR VE İSTİNAF SÜRECİ 28 Aralık 2024’te görülen davanın ikinci duruşmasında mahkeme, Salim Güran, Yüksel Güran ve Enes Güran’ı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Nevzat Bahtiyar ise "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Kararın ardından sanık avukatları ile müşteki taraf ve ilgili kurumlar tarafından istinaf başvurusu yapıldı. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, 26 Mayıs 2025’te verdiği kararla yerel mahkemenin hükmünü oy çokluğuyla onadı. Ancak mahkeme başkanı, delillerin eksik değerlendirildiği ve olayın oluş şeklinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı yönünde muhalefet şerhi koydu. YARGITAY: SUÇUN NİTELİĞİ YANLIŞ DEĞERLENDİRİLDİ Dosyanın taşındığı Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 29 Aralık 2025 tarihli kararında diğer üç sanık hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet cezalarını onarken, Nevzat Bahtiyar yönünden kararı bozdu. Daire, Bahtiyar’ın eyleminin "suç delillerini gizleme" değil, "kasten öldürmeye yardım" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. YENİDEN YARGILAMA VE DURUŞMA SÜRECİ Bozma kararının ardından Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılanmasına 6 Nisan’da başlandı. İlk duruşmada müşteki taraf avukatları tarafından yapılan reddi hakim talebi, mahkeme tarafından "yargılamayı uzatmaya yönelik" bulunarak reddedildi. Avukatlar kararı bir üst mahkemeye taşıdı. Bugün görülen duruşmada ise sanık Nevzat Bahtiyar ile taraf avukatları, Narin Güran’ın babası Arif Güran ve aile yakınları hazır bulundu. Duruşma salonunda geniş güvenlik önlemleri alınırken, reddi hakim talebine ilişkin üst mahkemenin ret kararı da dosyaya girdi. CEZA 17 YILA YÜKSELDİ Mahkeme heyeti, Yargıtay’ın bozma ilamı doğrultusunda Nevzat Bahtiyar’ın eyleminin "kasten öldürmeye yardım" suçunu oluşturduğuna hükmederek sanığı 17 yıl hapis cezasına çarptırdı. Böylece ilk yargılamada 4 yıl 6 ay olarak verilen ceza, yeniden yapılan yargılama sonucunda artırılmış oldu. Dava kapsamında diğer sanıklar hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları ise daha önce kesinleşmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.