#Gazetecilik

- Gazetecilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gazetecilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

HALK TV EMEKÇİLERİNDEN ORTAK MESAJ: SESİMİZİ DUYURACAĞIZ Haber

HALK TV EMEKÇİLERİNDEN ORTAK MESAJ: SESİMİZİ DUYURACAĞIZ

Halk TV’ye kayyum atanması ve kanalın yayınlarının durdurulmasının ardından çalışanlar ortak bir açıklama yayımladı. Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, çalışma arkadaşlarıyla birlikte hazırlanan video aracılığıyla kamuoyuna seslenerek gazetecilik faaliyetlerini sürdürme kararlılığını dile getirdi. SUAT TOKTAŞ ÇALIŞANLARLA BİRLİKTE KONUŞTU Halk TV’nin yönetimine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) kayyum olarak atanmasının ardından kanal çalışanları bir araya geldi. Toktaş, kanalın YouTube hesabından paylaşılan videoda yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Yaklaşık 20 yıldır yayın hayatını sürdüren kanalın kontrolünün gece saatlerinde gerçekleştirilen operasyonla devralındığını belirten Toktaş, izleyicilere canlı yayında veda etme imkânı bulamadıklarını söyledi. Yayın kontrol merkezine el konulması nedeniyle çalışanlarla birlikte video hazırladıklarını aktardı. Gazetecilik faaliyetlerinin sona ermeyeceğini vurgulayan Toktaş, bundan sonraki süreçte hangi platformlarda yayın yapacaklarının henüz netleşmediğini, yeni yol haritasını belirlemek için çalışacaklarını ifade etti. “HALKIN HABER ALMA HAKKI ETKİLENİYOR” Kanalın yayın anlayışına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Toktaş, gazetecilik faaliyetlerini yalnızca haber üretmek olarak görmediklerini belirtti. Türkiye’de yaşanan gelişmeleri kayıt altına almayı ve toplumun farklı kesimlerinin sorunlarını gündeme taşımayı hedeflediklerini söyledi. İliç’teki maden faciasından Narin Güran cinayetine, Cerattepe’den Akbelen’deki gelişmelere kadar farklı konuların takip edildiğini hatırlatan Toktaş, hak ihlalleri ve mağduriyet yaşayan kesimlerin sesini duyurmaya çalıştıklarını dile getirdi. Toktaş, yayınların durdurulmasının yalnızca çalışanları değil, kanalın izleyicilerini ve toplumun bilgi edinme imkânlarını da etkilediğini savundu. GEÇMİŞTEKİ BASKILARI HATIRLATTI Halk TV’nin geçmişte de çeşitli baskılarla karşılaştığını öne süren Toktaş, çalışanların yaşadığı sorunlara, yayınların durdurulmasına ve frekans iptali tehditlerine değindi. Gazetecilik faaliyetlerinin devam etmesi gerektiğini belirten Toktaş, yaşanan gelişmelerin basın özgürlüğü ve demokrasi açısından olumlu sonuçlar doğurmayacağını düşündüğünü ifade etti. Farklı siyasi görüşlerin iktidara gelebilmesinin demokratik yollarla mümkün olması gerektiğini söyleyen Toktaş, gazetecilik anlayışlarını başka platformlarda da sürdürme ihtimaline işaret etti. CAFeR MAHİROĞLU ÜZERİNDEN BASKI İDDİASI Kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu’na yönelik süreç hakkında da konuşan Toktaş, Halk TV’nin ekonomik ve hukuki baskılarla karşı karşıya kaldığını ileri sürdü. Kanalın finansman kaynaklarının hedef alındığını iddia eden Toktaş, yayınların ekonomik açıdan zor durumda bırakılarak sona erdirilmesinin amaçlandığını savundu. Kayyum atanmasını da bu sürecin bir parçası olarak değerlendirdi. Toktaş’ın açıklamalarında dile getirdiği bu değerlendirmeler, kendisinin ve kanal çalışanlarının sürece ilişkin görüşlerini yansıtıyor. “TARİH BUNLARI YAZAR” Açıklamasının sonunda yaşananların gazetecilik geçmişleri açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Toktaş, bundan sonra yayınların hangi mecralarda devam edeceğinin henüz belli olmadığını yineledi. Toktaş, mesleklerini sürdürme konusunda kararlı olduklarını ifade ederek gazetecilik anlayışlarından vazgeçmeyecekleri mesajını verdi.

MEDYA DAYANIŞMA GRUBU: KAYYIM BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE MÜDAHALEDİR Haber

MEDYA DAYANIŞMA GRUBU: KAYYIM BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE MÜDAHALEDİR

Medya Dayanışma grubu Halk TV'ye kayyım atanmasına tepki gösterdi. Bu sabah saatlerinde Halk TV'ye kayyIm atandı. Kanalın normal yayın akışı durduruldu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı açıklamasında kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu'na yönelik soruşturma olduğunu ve 11 kişinin gözaltında olduğunu açıkladı. Gazetecilik dernekleri ve sendikalar, Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki gösterdi. Açıklamaların ortak noktası ''Türkiye’de hiçbir basın kuruluşunun yayın güvencesinin kalmadığı'' oldu. Medya dayanışma grubundan da konu ile ilgili açıklama geldi. Basın açıklmasında şu fadeler yer verildi: Türkiye, medya özgürlüğü açısından son derece kaygı verici bir güne uyandı. Halk TV’ye kayyım atanması ve kanalın yayınlarının durdurulması, bir medya kuruluşunun yönetimine müdahalenin ötesinde, gazetecilerin çalışma özgürlüğünü ve toplumun haber alma hakkını etkileyen ağır bir uygulamadır. Bir medya kurumunun sahiplik yapısı veya şirket ilişkileriyle ilgili iddialar, hukukun güvenceleri içinde, şeffaf ve adil bir yargı süreciyle incelenmelidir. Ancak bu iddialar, haber kuruluşunun yönetimini devralmaya ve yayın faaliyetini durdurmaya gerekçe yapılamaz. Soruşturma yürütülmesi ile bir medya kuruluşunun editoryal bağımsızlığını ortadan kaldırmak birbirinden ayrı konulardır. Anayasa’nın 29. maddesi, süreli veya süresiz yayınların önceden izne ya da mali teminata bağlanamayacağını; haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyen veya zorlaştıran şartlar konulamayacağını hükme bağlar. Anayasa’nın 30. maddesi de kanuna uygun şekilde kurulmuş basın işletmelerinin matbaa ve basın araçlarının suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt edilmesini veya işletilmekten alıkonulmasını yasaklar. Bu hükümler, basın kuruluşlarının faaliyetlerini sürdürebilmesinin anayasal güvence altında olduğunu ortaya koymaktadır. Halk TV’ye yönelik müdahalenin hukuki dayanağı ve bu güvencelerle ilişkisi kamuoyuna açıklanmalıdır. Uluslararası insancıl hukuk da savaş koşullarında gazetecilerin korunmasını öngörür. Cenevre Sözleşmelerine Ek I No.lu Protokol’ün 79. maddesi, tehlikeli mesleki görevlerini çatışma bölgelerinde sürdüren gazetecileri sivil kabul eder. Sivil nesneler de askeri hedef niteliği kazanmadıkları sürece saldırıların hedefi yapılamaz. Bu korumalar, gazetecilerin ve sivil amaçla kullanılan medya araçlarının en ağır koşullarda dahi korunması gerektiğini hatırlatmaktadır. TELE1’e kayyım atanmasının üzerinden yaklaşık bir yıl geçmişken aynı kişinin Halk TV’de de kayyım olarak görevlendirilmesi ayrıca düşündürücü ve üzücüdür. İbrahim Paşalı’nın önce TELE1, ardından Halk TV için bu göreve getirilmesi, kayyım uygulamasının medya kuruluşlarında tekrarlanan bir müdahale yöntemine dönüşebileceği kaygısını güçlendiriyor. Halk TV’ye yönelik müdahalenin, Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının başladığı gün gerçekleşmesi de kamuoyunun yargı sürecinden haberdar edilmesine ilişkin kaygıları artırıyor. Henüz basılmamış bir kitabın yasaklanmasının ardından, savunmanın ve duruşmada yaşananların haberleştirilmesi de mi engellenmek isteniyor? Gazetecilerin duruşmaları izleyip kamuoyuna aktarması, yurttaşların da bu bilgilere erişmesi demokratik toplumun temel gereklerindendir. Fon skandalına ilişkin haberleri nedeniyle gazetecilerin tutuklanması, bazılarının elektronik kelepçeyle ev hapsinde tutulması ve gazetecilerin haberlerine ya da sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmesi, basın üzerindeki baskıya ilişkin kaygıları artırıyor. Gazetecilerin haberleri ve sordukları sorular nedeniyle soruşturmalara uğraması veya özgürlüklerinden mahrum bırakılması, yalnızca ilgili gazetecileri değil, toplumun bilgiye erişim hakkını da hedef alır. Halkın bilgilenme hakkı, demokrasinin sağlıklı işleyişi için yaşamsal önemdedir. Bu hak; medya kuruluşlarının bağımsızlığı, gazetecilerin güven içinde çalışabilmesi ve kamuoyunu ilgilendiren olayların serbestçe haberleştirilebilmesiyle korunur. Bir kanalın yönetimine müdahale edilmesi ve yayınlarının durdurulması, bu güvenceleri zayıflatır. Medya Dayanışma Grubu olarak Halk TV çalışanlarıyla ve baskı altındaki tüm meslektaşlarımızla dayanışma içindeyiz. Kayyım uygulamasına son verilmesini, kanalın yayın özgürlüğünün güvence altına alınmasını ve medya kuruluşlarına ilişkin iddiaların editoryal bağımsızlığı ortadan kaldırmayacak hukuki süreçlerle ele alınmasını talep ediyoruz. Kamuoyunu basın özgürlüğünü, çoğulcu medyayı ve halkın haber alma hakkını savunmaya çağırıyoruz. Basına yönelik her müdahale, toplumun gerçeklere erişimini de daraltır. Katılan Medya Dayanışma grubu paydaşları Basın Konseyi Çağdaş Gazeteciler Derneği Diplomasi Muhabirleri Derneği DİSK Basın-İş Ekonomi Muhabirleri Derneği Haber-Sen Gazeteciler Cemiyeti İzmir Gazeteciler Cemiyeti Parlamento Muhabirleri Derneği Türkiye Foto Muhabirleri Derneği Türkiye Gazeteciler Sendikası

BASINA POLİS BASKINI: HALK TV'YE KAYYUM TEPKİSİ Haber

BASINA POLİS BASKINI: HALK TV'YE KAYYUM TEPKİSİ

Bu sabah saatlerinde Halk TV'ye kayyum atandı. Kanalın normal yayın akışı durduruldu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı açıklamasında kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu'na yönelik soruşturma olduğunu ve 11 kişinin gözaltında olduğunu açıkladı. Türkiye bu sabaha yine basına yönelik bir müdahale ile uyandı. Mali Şube ile Kaçakçılık ve Organize Suçlar polisleri kanalın İstanbul Zeytinburnu'ndaki merkezinde arama yaptı. ANINDA MÜDAHALE Kanalın internet sitesinde paylaşılan habere göre, Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş canlı yayın akışının devam etmesini istedi ancak kayyum bunu kabul etmedi. Kanalın bulunduğu yol polislerce kapatıldı, çalışanlar binaya alınmadı. MESLEK ÖRGÜTLERİNDEN TEPKİ Gazetecilik dernekleri ve sendikalar, Halk TV’ye kayyum atanmasına tepki gösterdi. Açıklamaların ortak noktası ''Türkiye’de hiçbir basın kuruluşunun yayın güvencesinin kalmadığı'' oldu. Kanalın İstanbul’daki merkez binasına sabah erken saatlerde polis ekipleri giriş yaptı. Binada arama başlatılırken kanala kayyum atandığı bildirildi, ardından da yayın durduruldu. Karara gazetecilik dernekleri ve sendikalar tepki gösterdi: TÜRKİYE GAZETECİLER SENDİKASI: - ''Halk TV’ye kayyum atandı! Son yıllarda siyasi iktidarın her sorunu aşmak için kullandığı hukuksuzluk, bugün bir kez daha basın özgürlüğünü vurdu. - Keyfi bir kararla Halk TV sabah saatlerinde polislerce basıldı, yayına müdahale edildi. Bu zorbalığı kabul etmiyoruz! Basın hürdür, sansür edilemez!'' ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ (ÇGD): - ''Halk TV’ye kayyum atanması ve yayınının durdurulması, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahaledir. Anayasal hakları ve halkın haber alma özgürlüğünü yok sayan bu karar kabul edilemez. - Bundan tam bir yıl önce TELE1’e kayyum atanmış, basın tarihimize kara bir leke olarak geçmişti. Bugün ise Halk TV’ye yönelik bu kararla Türkiye’de hiçbir basın kuruluşunun yayın güvencesinin olmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. - Halk TV çalışanlarının, meslektaşlarımızın yanındayız. Demokrasi, özgür basın ve halkın haber alma hakkı için mücadelemizi sürdüreceğiz. Tüm kamuoyunu demokrasiye, özgür basına ve halkın haber alma hakkına sahip çıkmaya çağırıyoruz!'' DİSK BASIN-İŞ: - ''Halk TV’ye kayyum atanması ve yayının durdurulması, doğrudan basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını hedef alan kabul edilemez bir müdahaledir. Geçtiğimiz yıl TELE1’e yapılan uygulama, bugün Halk TV’de yinelenmektedir. Bu durum, Türkiye’de medyanın hiçbir hukuki güvencesinin kalmadığını açıkça ortaya koymaktadır. - Bu karar yalnızca yayını durdurmakla kalmamış; mutfağından ekran önüne yüzlerce basın emekçisinin alın terini, işini ve geleceğini de doğrudan hedef almıştır. Yüzlerce meslektaşımızın ve Halk TV emekçilerinin yanındayız. Tüm kamuoyunu basın özgürlüğüne, haber alma hakkına ve meslektaşlarımızın emeğine sahip çıkmaya davet ediyoruz.''

GAZETECİ RECEP LEVENT ÖZTÜRK KİMDİR? NEDEN ÖLDÜ? Haber

GAZETECİ RECEP LEVENT ÖZTÜRK KİMDİR? NEDEN ÖLDÜ?

Gazeteciliğe 1989 yılında adım atan Recep Levent Öztürk, özellikle savaşların yaşandığı kriz bölgelerinden aktardığı haberlerle tanınıyordu. Öztürk savaş muhabirliğinin bedelini 2008 yılında Gürcistan'daki çatışmaları takip ettiği sırada uğradığı silahlı saldırıyla ödemiş ve bir gözünü kaybetmişti. O sırada Kanaltürk adına görev yaptığı bilinen Öztürk, saldırıdan sonra da sahadan ayrılmadı. Öztürk ile kameraman Güray Ervin'in hazırladığı 'Savaşta Gazeteci Olmak' başlıklı çalışma, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin 2009 Başarı Ödülleri'nde Radyo-Televizyon-Haber dalında ödüle layık görüldü. Öztürk; Afganistan, Pakistan, Orta Doğu ve farklı çatışma bölgelerinde görev yaptı. TRT Haber'de “Yardım Konvoyu” programını sunan Levent Öztürk, dünyanın farklı yerlerinde yardım çalışmalarına katıldı. Aktardığı haberler ve hazırladığı programlarla çok sayıda ödüle layık görüldü. Deneyimli muhabir Öztürk, 2026'da Beyrut'ta da savaşa dair gelişmelerini aktaran isimlerden biri oldu. Kısa ömrüne büyük mesleki başarılar sığdıran Öztürk, Afganistan'dan Pakistan'a, Orta Doğu'dan farklı çatışma bölgelerine kadar pek çok cephede görev yaptı. Öztürk'ün hayatını kaybettiği haberi, çalışma arkadaşları ve gazetecilik camiasında büyük üzüntü yarattı. RECEP LEVENT ÖZTÜRK NEDEN ÖLDÜ? Gazetecilik kariyerine 1989 yılında adım atan Recep Levent Öztürk, kalp krizi sonrası kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. TRT Haber Düzce temsilcilsi de yapan Öztürk'ün Akçakoca’da görevi sırasında kalp krizi geçirdiği öğrenildi. Akçakoca Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Öztürk, müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.

OSMANGAZİ'DE KİTAP VE EDEBİYAT GÜNLERİ SONA ERDİ Haber

OSMANGAZİ'DE KİTAP VE EDEBİYAT GÜNLERİ SONA ERDİ

Kültür ve edebiyatı kentin farklı kesimleriyle buluşturan 2. Osmangazi Kitap Günleri, son gününde de söyleşilerden imza buluşmalarına uzanan programıyla ziyaretçilerini ağırladı. Gün boyunca gerçekleştirilen etkinliklerde edebiyattan kültüre, insanın düşünce dünyasından çocukların gelişimine kadar pek çok konu ele alındı. Alanı dolduran kitapseverler, konukların paylaşımlarını dinleme ve merak ettikleri sorulara yanıt bulma fırsatı yakaladı. "Kentlerin ruhunu en iyi kucaklayan etkinlikler kitap fuarlarıdır" Programın konuklarından Serhan Asker, samimi anlatımı ve içten sohbetiyle dinleyicilere keyifli anlar yaşattı. Söyleşide yaşamından ve meslek hayatından önemli kesitler paylaşan Asker, gazetecilik deneyimlerini ve karşılaştığı ilginç hatıraları katılımcılara aktardı. Kendisine yöneltilen soruları yanıtlayarak dinleyicilerle karşılıklı sohbet eden Asker, programın ardından kitaplarını imzaladı. Kitap fuarlarının kentlerin kültürel yaşamına önemli katkılar sunduğunu belirten Serhan Asker, sözlerinde şu ifadeleri kullandı: "Kentlerin dokusunu ve ruhunu en iyi kucaklayan etkinliklerin kitap fuarları olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle her kentte düzenlenen kitap fuarlarını çok önemsiyorum. İki hafta boyunca Osmangazi'de edebiyatçılar ve kitapseverler bir araya gelerek edebiyatı, sanatı ve kültürü konuşuyor. Burada başlayan sohbetlerin kahvelere, evlere ve kentin farklı noktalarına yayılması, şehrin ruhunu daha da güçlendiriyor. Bu güzel organizasyonun ikincisinden üçüncüsüne, yüzüncüsüne kadar devam etmesini diliyorum." "Okuduklarımız üzerinden konuşmak çok değerli" Eğitimci ve yazar Bahar Eriş, "Hayal kuran, Düşünen, Düşünce Kalkan Çocuklar" başlıklı söyleşisinde çocukların düşünme, öğrenme ve hayal kurma süreçlerini odağına aldı. Çocukların potansiyellerini ortaya çıkarmada aile ve eğitim ortamının önemine değinen Eriş, katılımcılara farklı bakış açıları sundu. Kitap okumanın yanı sıra okunanlar üzerine konuşmanın ve karşılıklı düşünmenin büyük önem taşıdığını söyleyen Bahar Eriş, "Bugün burada bir seminer yaptık; ebeveynlerle ve eğitmenlerle bir araya geldik. Düşünen çocuklar, hayal kuran çocuklar ve düşünce kalkan çocuklar konusunu konuştuk. Düşünen çocuklar deyince bunun kitap okumakla da çok yakın bir bağlantısı var. Sadece kitap okumak yetmiyor; okuduklarımız üzerinden konuşmak, birbirimizle tartışmak, karşılıklı düşünmek çok değerli. Bu etkinliği düzenlediği için Osmangazi Belediyesi'ne çok teşekkür ediyorum. Burada olmaktan büyük mutluluk duyduk. Devamının gelmesini diliyorum" diye konuştu. "Kitaplar insanlara unuttuklarını hatırlatıyor" Günün bir diğer buluşmasında Mustafa Kara ise "İnsan, Kitap, Kültür" başlıklı söyleşisiyle kitapseverlerin karşısına çıktı. İnsan ile kitap arasındaki bağı kültür ekseninde değerlendiren Kara, okumanın ve fikri birikimin toplumların kültürel hayatındaki yerine ilişkin görüşlerini paylaştı. Katılımcıların ilgiyle takip ettiği program, imza buluşmasıyla tamamlandı. Kitapların insanlara unuttuklarını hatırlattığını ve dostlukların yolunu açtığını söyleyen Mustafa Kara, "Osmangazi Belediyemizin tertiplediği kitap fuarında kitapla ve insanla ilgili düşüncelerimi dostlarımıza aktardım. Kitapların insanlara unuttuklarını hatırlattığını, dostlukların yolunu açtığını özet bir şekilde anlatmaya çalıştım. Dünya klasikleri dediğimiz büyük eserlerin düşünce dünyamıza olan katkılarına temas ettim. Bu fuarı planlayan, düşünen, başta Belediye Başkanımız olmak üzere herkese müteşekkiriz. Özellikle Osmangazi Belediyemizin bu sene 700. yıl vesilesiyle Şemseddin Ulusoy'un Bursa kültürüyle ilgili eserlerini yayımlaması dolayısıyla Başkanımıza özellikle teşekkür ederim" dedi. Program sonunda Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, etkinliğe katkı sunan Serhan Asker, Bahar Eriş ve Mustafa Kara'ya günün anısına teşekkür hediyesi takdiminde bulundu.

SÜLEYMAN SOYLU: BENİM BÖYLE BİR YEĞENİM YOK! Haber

SÜLEYMAN SOYLU: BENİM BÖYLE BİR YEĞENİM YOK!

Seyir halindeki bir şehirlerarası otobüste "Soylu'nun yeğeniyim" diyerek şoförü tehdit eden yolcunun görüntüleri sosyal medyada olay oldu. Bunun üzerine AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu sert bir açıklama yaptı. "SOYLU'NUN YEĞENİYİM" SÖZLERİYLE TEHDİT ETTİ Söz konusu kadının görüntülerde "Aç kapıyı dedim sana. Eğer bana bir şey olursa mahvederim sizi. Ulan yemin ederim, Soylu’nun yeğeniyim. Bunu sizin yanınıza bırakırsam, bana bir şey olursa sizi yaşatmam” dediği duyuluyor. SÜLEYMAN SOYLU'DAN AÇIKLAMA GELDİ Görüntüler sosyal medyada geniş yankı uyandırırken, AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu ise konuya açıklık getiren sert ifadeler kullandı. "BENİM BÖYLE BİR YEĞENİM YOK" Kısa sürede sosyal medya hesabından bir açıklama paylaşan Soylu şunları ifade etti: "(Son üç yılda hakkımda 4065 iftira, hakaret ve yalan haber yapan) Sözcü paçavrasına! Benim böyle bir yeğenim YOK! Ancak sizin kaçak bir patronunuz VAR… Gazetecilik değil düşman hukuku işleten Saraçhane bülbülleri, peşi sıra mal bulmuş mağribi gibi teyit etmeden, sırf konu “Soylu” olunca vitrinlerini süslemişler. Siyaset ve devlet adamlarının isimleri maalesef ülkemizde sıklıkla istismar edilmektedir. Bu konuda şahsımın da yargıya taşımış olduğu çok sayıda müracaat oldu; oluyor. “Kamuoyu bilmelidir ki:” Kim olursa olsun, bir yerde isim kullanılıyorsa orada “net bir arıza vardır.” Hayat tecrübem ve 42 yıllık siyasi hayatımın açık bir tespiti olarak ifade ediyorum: İdari, ticari veya siyasi alanda kim kimin ismini kullanıyorsa, muhatabı derhal onun iyi niyetini sorgulamalıdır. Bugüne kadar istisnalar aksiyle hiç karşılaşmadım. Haberciliği tetikçilik seviyesine indiren anlayışa ne söylesek boş; zaten anlamayacaklardır!"

GAZETECİ VE YAZAR AZİZ ÜSTEL HAYATINI KAYBETTİ Haber

GAZETECİ VE YAZAR AZİZ ÜSTEL HAYATINI KAYBETTİ

Gazeteci, yazar ve televizyoncu Aziz Üstel, bir süredir tedavi gördüğü İzmir'deki hastanede çoklu organ yetmezliği nedeniyle 80 yaşında hayatını kaybetti. Üstel'in vefat haberi, meslektaşları ve spor camiasında büyük üzüntüye neden oldu. Acı haberi, Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu. Albayrak, Üstel'in ilkelerinden taviz vermeyen bir gazeteci olduğunu belirterek ailesi ve sevenlerine başsağlığı diledi. GAZETECİLİK VE TELEVİZYONCULUKTA İZ BIRAKTI 1948 yılında doğan Aziz Üstel, ABD'deki Kaliforniya Üniversitesi'nde yayıncılık ve uluslararası ilişkiler eğitimi aldı. Türkiye'ye döndükten sonra çevirmenlik yapan Üstel, başta Anthony Burgess'in Otomatik Portakal olmak üzere birçok önemli eseri Türkçeye kazandırdı. Gazetecilik kariyerinde Tercüman ve Günaydın gazetelerinde görev alan Üstel, TRT'de çeşitli yapımların çevirmenliğini üstlendi. "Gecenin Konukları" programının yapımcılığını ve sunuculuğunu yapan deneyimli isim, televizyon programları hazırladı, dizi senaryoları yazdı ve uzun yıllar spor medyasında görev aldı. GALATASARAY'DA YÖNETİCİLİK YAPTI Aziz Üstel, 2001-2002 yılları arasında Galatasaray Spor Kulübü yönetim kurulunda da görev aldı. Gazetecilik kariyerini son dönemde Star Gazetesi'ndeki köşe yazılarıyla sürdüren Üstel, spor ve güncel konulardaki yorumlarıyla geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı. SON YOLCULUĞUNA YARIN UĞURLANACAK Aziz Üstel'in cenazesi, yarın ikindi namazının ardından İzmir Karşıyaka Yeni Örnekköy Mezarlığı'nda toprağa verilecek.

EÜ İLETİŞİM FAKÜLTESİNDEN YENİ MEDYA VE PODCAST EĞİTİMİ Haber

EÜ İLETİŞİM FAKÜLTESİNDEN YENİ MEDYA VE PODCAST EĞİTİMİ

Ege Üniversitesi (EÜ) İletişim Fakültesi ile Karşıyaka Alev Alatlı Anadolu Lisesi iş birliğinde düzenlenen "Yeni Medya ve Dijital Teknoloji Okuryazarlığı Eğitimi ve Podcast Atölyesi" ile lise öğrencilerinin dijital medya alanındaki bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen proje kapsamında öğrencilerin, dijital medyanın pasif tüketicileri olmaktan çıkarak bilinçli ve üretken içerik oluşturucular haline gelmeleri amaçlanıyor. Projenin koordinatörlüğünü yürüten EÜ İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı Elgün, dijital çağın sunduğu fırsatların yanı sıra çeşitli riskleri de beraberinde getirdiğini belirterek gençlerin bu alanda bilinçli yetişmesinin önemine dikkat çekti. YENİ MEDYANIN FIRSATLARI VE RİSKLERİ ANLATILDI İki aşamalı olarak planlanan eğitim programının ilk bölümünde öğrencilere yeni medya ve dijital okuryazarlık konusunda teorik bilgiler verildi. Doç. Dr. Özgür Köseoğlu tarafından yürütülen eğitimlerde; dezenformasyon, mezenformasyon ve malenformasyon kavramları ele alınırken, haber doğrulama yöntemleri, tıklama tuzağı uygulamaları, çerçeveleme teknikleri, yankı odaları ve haber balonları gibi güncel dijital iletişim konuları da işlendi. ÖĞRENCİLER KENDİ PODCAST İÇERİKLERİNİ HAZIRLADI Programın ikinci bölümünde ise öğrenciler Podcast Atölyesi'ne katılarak teorik bilgilerini uygulamaya dönüştürme fırsatı buldu. Atölye kapsamında podcast yayıncılığının temel prensipleri, içerik üretim süreçleri ve teknik hazırlık aşamaları anlatılırken, öğrenciler kendi podcast içeriklerini tasarlayarak dijital platformlarda yayın üretmenin temel dinamiklerini öğrendi. Doç. Dr. Elgün, proje sayesinde gençlerin yalnızca içerik tüketen bireyler değil, aynı zamanda etik değerlere bağlı, eleştirel düşünebilen ve bilinçli içerik üreticileri olarak yetişmelerine katkı sağlandığını ifade etti. AKADEMİSYENLERDEN DESTEK Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü ile Karşıyaka Alev Alatlı Anadolu Lisesi ortaklığında yürütülen projede alanında uzman akademisyenler görev aldı. Projede; Doç. Dr. Aslı Elgün, Doç. Dr. Özgür Köseoğlu, Prof. Dr. Pelin Baytekin, Prof. Dr. Nahit Erdem Köker ve Prof. Dr. Mine Yeniçeri Alemdar uygulayıcı olarak yer aldı.

BÖLÜM BAŞKANI "DİPLOMANIZI VERMİYORUM" DEDİ SALON KARIŞTI Video Galeri

BÖLÜM BAŞKANI "DİPLOMANIZI VERMİYORUM" DEDİ SALON KARIŞTI

Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi mezuniyet töreninde Bölüm Başkanı Prof. Dr. Narin Tülay Bektaş "diplomanızı vermiyorum" diyerek tepki gösterdi. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin mezuniyet töreninde yaşanan organizasyon sorunları ve öğrencilerin protestosu, salonda gerginliğe neden oldu. Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Narin Tülay Bektaş’ın, "Diplomanızı vermiyorum" sözleri ise törene damga vurdu. Halkla İlişkiler ve Tanıtım, Radyo Televizyon ve Sinema, Gazetecilik ile Reklamcılık bölümlerinin ortak mezuniyet töreni, Atatürk Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Ancak salon kapasitesinin yetersiz kalması nedeniyle çok sayıda öğrenci yakını töreni ayakta izlemek zorunda kaldı. Öğrenciler, toplu mezuniyet organizasyonuna, hazırlık sürecindeki aksaklıklara ve salon yetersizliğine tepki gösterdi. Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı ile İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Seçil Deren Van Het Hof’un konuşmaları sırasında öğrenciler topluca sırtlarını dönerek protestoda bulundu. Törendeki gerilim, diplomaların dağıtımı sırasında arttı. Kürsüye çıkan Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Narin Tülay Bektaş, öğrencilerin protestosuna tepki göstererek, "Siz bir gazeteci olarak sözünüzü tutamadınız ama ben bir gazetecilik hocası olarak sözümü tutuyorum ve diplomanızı vermiyorum" dedi. Bektaş’ın bu sözlerinin ardından diplomaları dağıtmadan sahneden ayrıldığı, öğrencilerin ise duruma tepki göstererek bölüm başkanını yuhaladığı görüldü. Yaşanan gerginliğin ardından sahneye çıkan Doç. Dr. Murad Karaduman ise öğrencilerin protesto biçimini eleştirmekle birlikte diplomaları teslim edeceğini belirterek, "Üniversite eleştiri kültürünün olduğu yerdir" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.