#Liyakat

- Liyakat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Liyakat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ERDAL BEŞİKÇİOĞLU'NUN HAKİMLİK İFADESİ ORTAYA ÇIKTI Haber

ERDAL BEŞİKÇİOĞLU'NUN HAKİMLİK İFADESİ ORTAYA ÇIKTI

Etimesgut Belediyesine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu'nun nöbetçi sulh ceza hakimliğinde verdiği ifade ortaya çıktı. Beşikçioğlu, hakkındaki suçlamaları reddederek belediyede tüm atamaları liyakat esasına göre yaptığını ve herhangi bir maddi menfaat sağlamadığını söyledi. Etimesgut Belediyesine yönelik "zimmet", "rüşvet almak", "kamu kurum veya kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırmak", "icbar suretiyle irtikap", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "edimin ifasına fesat karıştırma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlamaları kapsamında yürütülen soruşturma çerçevesinde Ankara Batı Sulh Ceza Hakimliğinde sorgulanan 44 şüpheliden, Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu, Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Kerimoğlu ve İmar ve Şehircilik Müdürü Serpil Zengin'in de aralarında bulunduğu 40 kişi tutuklandı. Dört şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. "BELEDİYEDE LİYAKAT ESASI İLE ATAMALARI YAPTIM" Hakimlikteki savunmasında suçlamaları kabul etmeyen Erdal Beşikçioğlu, belediye başkanı seçildiğinde belediyeden tanıdığı tek kişinin yaklaşık 30 yıldır tanıdığı Mutlu Kerimoğlu olduğunu belirtti. Beşikçioğlu ifadesinde, "2024 belediye seçimlerinde Etimesgut Belediye Başkanı seçildim. Belediyede liyakat esası ile atamaları yaptım. Belediye başkanı olarak sorumlu olduğum birimler iç denetim, teftiş ve özel kalem müdürlüğüdür. Diğer işlerden mevzuata göre sorumlu değilim. Sadece halka hizmet ettim. Herhangi bir şekilde suç işlemediğim gibi maddi menfaat de temin etmedim. Suçsuzum. Öncelikle serbest bırakılmayı, aksi kanaatte olunması halinde adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını talep ederim" dedi. KERİMOĞLU: "MAL VARLIĞIM ARTMADI" Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Kerimoğlu da suçlamaları reddederek, 2024 yılının nisan ayından bu yana görev yaptığını söyledi. Kerimoğlu, "Belediye başkan yardımcısı olduktan sonra mal varlığım artmadığı gibi azalmıştır. Hayatım boyunca Serkan Kozan'ı hiç görmedim. Suçsuzum" ifadelerini kullandı. Müdafii ise etkin pişmanlık kapsamında ifade veren kişilerin beyanlarının soyut olduğunu ve müvekkili hakkında somut delil bulunmadığını savundu. SERPİL ZENGİN SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ Etimesgut Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürü Serpil Zengin de hakimlikteki ifadesinde isnat edilen suçlamaları reddetti. Zengin, "Bahsedilen kişilerin çoğunu tanımıyorum. Anlatılan şeylerin yüzde 95'i benim görev alanımda değildir. Suçsuzum" dedi. Avukatı ise müvekkili hakkındaki iddiaların iftira niteliğinde olduğunu öne sürerek tutuksuz yargılama talebinde bulundu. HAKİMLİK TUTUKLAMA GEREKÇELERİNİ AÇIKLADI Ankara Batı Sulh Ceza Hakimliği kararında, dört şüpheli hakkında kuvvetli suç şüphesini gösteren deliller bulunmasına rağmen mevcut delil durumu, suç vasfının değişme ihtimali ve adli kontrol tedbirlerinin yeterli olacağı değerlendirilerek tutuklama taleplerinin reddedildiği belirtildi. Mahkeme, bu kişiler hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve haftada bir gün kolluk birimine imza verme yükümlülüğü uygulanmasına karar verdi. Tutuklanan şüpheliler yönünden ise MASAK raporları, HTS kayıtları, Sayıştay raporları, etkin pişmanlık kapsamında alınan ifadeler, müşteki beyanları, ihbarlar ile bazı şüpheliler yönünden ses ve tape kayıtlarının değerlendirildiği kaydedildi. Kararda, şüpheliler hakkında kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, isnat edilen suçların katalog suçlar kapsamında yer aldığı, beklenen ceza miktarı ve adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı gerekçeleriyle tutuklama kararı verildiği belirtildi. Tutuklanan şüphelilerin karara itiraz haklarının bulunduğu bildirildi.

SABIR TAŞI ÇATLADI: MEMURLARDAN İLGİNÇ EYLEM! Haber

SABIR TAŞI ÇATLADI: MEMURLARDAN İLGİNÇ EYLEM!

Devlet Memurları Konfederasyonu (DMK), kamu çalışanları ve memur emeklilerinin ekonomik ve özlük haklarına ilişkin taleplerini dile getirmek amacıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı. Eylemde, memurların uzun süredir karşılanmayan beklentilerini simgeleyen temsili "sabır taşı" balyozla kırıldı. "Memurun sabır taşı çatladı" sloganıyla gerçekleştirilen açıklamada, memur maaşları, emekli hakları, 3600 ek gösterge düzenlemesi ve mülakat uygulaması başta olmak üzere çeşitli talepler gündeme getirildi. "SOSYAL ADALET SORUNU VAR" Devlet Memurları Konfederasyonu Başkanı Ümit Demirel, kamu çalışanlarının ağırlaşan ekonomik koşullar altında yaşam mücadelesi verdiğini belirterek, memurların yalnızca geçinmek değil, insanca yaşayabilecek bir ücret talep ettiğini söyledi. Demirel, "Bir maaş, insanın başını yastığa huzurla koyabilmesidir. Bugün Türkiye'de yoksulluk sınırı 114 bin 500 liraya ulaşmışsa, memur maaşları bunun çok altında kalmışsa burada yalnızca bir ücret sorunu değil, sosyal adalet sorunu vardır" dedi. Kamu çalışanlarının maaşlarının büyük bölümünü kira, fatura ve temel ihtiyaçlara ayırmak zorunda kaldığını ifade eden Demirel, memurların ay sonunu borçlanarak geçirdiğini savundu. 3600 EK GÖSTERGE VE SEYYANEN ZAM TALEBİ Konfederasyon tarafından yapılan açıklamada; Birinci dereceye ulaşan tüm kamu görevlileri ve emekliler için 3600 ek gösterge düzenlemesinin hayata geçirilmesi,Memur emeklilerine seyyanen zam verilmesi,Kamu personeli alımlarında sözlü sınav (mülakat) uygulamasının kaldırılması,Ücretlerin yaşam koşullarına uygun seviyeye çıkarılması talepleri dile getirildi. "SABIR TAŞI" BALYOZLA KIRILDI Basın açıklamasının ardından memurların uzun süredir devam eden beklentilerini ve tükenen tahammülünü simgeleyen temsili "sabır taşı", katılımcılar tarafından balyozla kırıldı. Eylem boyunca "Adil ücret, onurlu yaşam", "Memura verilen sözler tutulsun" ve "Adalet, liyakat istiyoruz" sloganları atıldı. Yaklaşık bir saat süren etkinlik, taleplerin yeniden kamuoyuna duyurulmasının ardından olaysız şekilde sona erdi.

BAHÇELİ'NİN "YANINDAYIZ" DEDİĞİ ÖĞRETMENLERE SERT MÜDAHALE Haber

BAHÇELİ'NİN "YANINDAYIZ" DEDİĞİ ÖĞRETMENLERE SERT MÜDAHALE

Atama bekleyen ve mülakat uygulamasına tepki gösteren öğretmenlerin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) önünde yapmak istediği basın açıklamasına polis müdahale etti. Müdahale sırasında 14 öğretmen gözaltına alındı. Atama bekleyen öğretmenler ile çeşitli eğitim platformlarının temsilcileri, taleplerini kamuoyuna duyurmak amacıyla TBMM önünde bir araya geldi. Basın açıklaması yapmak isteyen gruba güvenlik güçleri müdahalede bulundu. Yaşanan arbede sırasında bazı öğretmenler yere yatırılarak gözaltına alınırken, toplam 14 kişinin emniyet ekiplerince gözaltına alındığı öğrenildi. ÖĞRETMENLERDEN MÜLAKAT VE ATAMA TEPKİSİ Eyleme katılan öğretmenler, özellikle kamuya öğretmen atamalarında uygulanan mülakat sistemine yönelik eleştirilerini dile getirdi. Öğretmenler, atamalarda liyakat esasının gözetilmesini, mülakat uygulamasının kaldırılmasını ve kontenjanların artırılmasını talep ediyor. Ayrıca özel sektörde görev yapan öğretmenler de çalışma koşullarının iyileştirilmesi, taban maaş uygulamasının yeniden hayata geçirilmesi, özlük haklarının güçlendirilmesi ve iş güvencesinin sağlanması yönündeki taleplerini gündeme getiriyor. BAHÇELİ'DEN BİR GÜN ÖNCE DESTEK AÇIKLAMASI Öte yandan, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bir gün önce gazetecilerin sorularını yanıtlarken atama bekleyen öğretmenlerin durumuna ilişkin değerlendirmede bulunmuştu. Bahçeli, öğretmenlerin taleplerine ilişkin soruya verdiği yanıtta, "Onların da yanındayız" ifadelerini kullanmıştı. EYLEMLER SÜRÜYOR Öğretmenler son haftalarda Ankara'da çeşitli noktalarda eylemler düzenleyerek taleplerini duyurmaya çalışıyor. Milli Eğitim Bakanlığı önünde ve farklı kamu kurumlarının bulunduğu bölgelerde açıklamalar yapan eğitimciler, sorunlarının çözülmesi için yetkililerle görüşme talebinde bulunuyor. Gözaltına alınan öğretmenlerin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.

ÖZEL SEKTÖR ÖĞRETMENLERİNDEN HÜKÜMETE ÇAĞRI Haber

ÖZEL SEKTÖR ÖĞRETMENLERİNDEN HÜKÜMETE ÇAĞRI

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, İzmir’in Karşıyaka ilçesinde gerçekleştirdiği basın açıklamasında, yıllardır çözüme kavuşturulmayan sorunlara ve yerine getirilmeyen vaatlere tepki gösterdi. Açıklamada, özel sektör öğretmenlerinin düşük ücretler ve güvencesiz çalışma koşulları altında mesleklerini sürdürmek zorunda bırakıldığı belirtilirken, mülakat mağduru öğretmenlerin ise hak ettikleri atamalardan mahrum bırakıldığı ifade edildi. Karşıyaka’da bir araya gelen öğretmenler, “Haklısınız” denilerek yıllardır oyalandıklarını savunarak artık somut adım beklediklerini dile getirdi. Açıklamada, öğretmenlerin taleplerinin kişisel değil kamusal bir hak mücadelesi olduğu vurgulandı. “DEVLETİN VERDİĞİ SÖZ TUTULMALIDIR” Basın açıklamasında konuşan sendika temsilcileri, daha önce çeşitli bakanlık ve kurumlarla yapılan görüşmelerde öğretmenlerin sorunlarının kabul edildiğini ancak çözüm yönünde adım atılmadığını belirtti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Bize verilen sözler herhangi bir bürokratın şahsi sözü değil, devlet sözüdür. Devletin verdiği söz tutulmalıdır" Özel sektör öğretmenlerinin uzun yıllardır taban maaş güvencesinden yoksun şekilde çalıştırıldığı, düşük ücretler nedeniyle ekonomik zorluk yaşadığı ve iş güvencesi olmadan mesleklerini sürdürmeye çalıştığı ifade edildi. “MESLEĞİMİZ İTİBARSIZLAŞTIRILIYOR” Öğretmenler, özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim emekçilerinin yalnızca ekonomik değil mesleki anlamda da ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtti. Açıklamada, öğretmenlerin sık sık işten çıkarılma tehdidi altında çalıştığı, fazla mesaiye zorlandığı ve özlük haklarının yeterince korunmadığı savunuldu. Sendika üyeleri, eğitim sisteminin temel unsurlarından biri olan öğretmenlerin değersizleştirilmesinin toplumun geleceğini de olumsuz etkilediğini ifade etti. MÜLAKAT MAĞDURU ÖĞRETMENLER DE AÇIKLAMAYA KATILDI Basın açıklamasına katılan mülakat mağduru öğretmenler ise, sınavlarda başarılı olmalarına rağmen sözlü mülakat süreçlerinde elendiklerini belirterek yaşadıkları mağduriyete dikkat çekti. Öğretmenler, atama süreçlerinde liyakat ilkesinin esas alınmasını isterken, siyasi tercihler ve keyfi uygulamalar nedeniyle hak kaybına uğradıklarını savundu. “HAKLI OLDUĞUMUZU BİLİYORUZ” Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise öğretmenlerin ortak mesajı oldu: "Haklı olduğumuzu biliyoruz. Bunu duymaktan yorulduk. Biz haklı olmak değil, hakkımızı almak istiyoruz" Öğretmenler, taleplerinin açık olduğunu belirterek; Taban maaş hakkının yeniden yasal güvenceye alınmasını,Güvenceli çalışma koşullarının sağlanmasını,Özlük haklarının iyileştirilmesini,Mülakat mağduru öğretmenlerin hak ettikleri atamalara kavuşmasını istedi. MÜCADELE ANKARA’YA TAŞINACAK Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, talepler konusunda somut adımlar atılmaması halinde eylemlerini büyüteceklerini açıkladı. Sendika, 14 Haziran’da Ankara’da geniş katılımlı bir buluşma düzenleyeceklerini duyurdu. Açıklamada tüm öğretmenler, eğitim emekçileri, veliler ve destek vermek isteyen yurttaşlar Ankara’daki buluşmaya davet edilerek şu mesaj verildi: "Öğretmenlerin emeği de geleceği de pazarlık konusu değildir. Verilen sözler tutulacak, çalınan haklar geri alınacaktır"

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'NDE MÜLAKATA HALK GİRDİ Haber

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'NDE MÜLAKATA HALK GİRDİ

İzmir Büyükşehir Belediyesi, kamu istihdamında şeffaflık ve liyakatı esas alan yeni bir uygulamayı hayata geçirdi. Belediye bünyesindeki işe alımlar, yurttaşlardan oluşan İzleme Kurulu eşliğinde gerçekleştirilerek halk denetimine açıldı. Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, "Tanışıklıklar üzerinden istihdam dönemi sona erdi" dedi. KOMİSYON + KURUL = DENETİMLİ İSTİHDAM Yeni sistemde işe alımlar, birimin bağlı olduğu Genel Sekreter Yardımcısı, İnsan Kaynakları Dairesi Başkanı ve hukuk müşaviri ile oluşturulan İstihdam Komisyonu tarafından yürütülüyor. Tüm süreç ise doğrudan Başkan Dr. Cemil Tugay’a rapor sunan 5 kişilik gönüllü yurttaşlardan oluşan İzleme Kurulu tarafından gözlemleniyor. Başkan Tugay, “İhtiyaç olmayan pozisyona kimse alınmayacak” diyerek, "İstihdam süreçleri artık vatandaşlarımızın gözü önünde, tamamen şeffaf bir şekilde gerçekleşiyor" diye konuştu. "BAŞARISIZ BİR BELEDİYENİN, BAŞARILI BAŞKANI OLMAZ" Dr. Tugay, liyakat vurgusunu şu sözlerle yaptı: "Tamamen birilerinin yakını diye ya da siyasi olarak belli tarafta diye insanları istihdam etmek doğru değil. İnsanları işe alıp ondan sonra 'ne iş vereceğiz' diye bakıyorlar. Bu çok yanlış. Başarısız bir belediyenin başarılı bir başkanı olamaz". VATANDAŞ TEMSİLCİLERİ SAHADA İzleme Kurulu’na bugüne kadar 2 binden fazla yurttaş başvurdu. Her bir istihdam sürecine uygun nitelikte, kura ile belirlenen 5 kişilik gözlemci grup, mülakatlara katılarak süreci baştan sona izliyor. Avukat Mürüvet Suatoğlu Balcılar, "İşe alımlarda objektif kriterlerin uygulanıp uygulanmadığını İzmir halkı adına gözlemliyoruz" dedi. Emekli sağlık çalışanı Hülya Erbil, "Her gelen adaya eşit şartlar sunuldu. Tüm mülakatlar, uzman ekiplerce liyakat esaslı yürütüldü" ifadesini kullandı. Kurul üyesi Eser Koçak ise "Şeffaflık konusunda halkın kafasında artık şüphe kalmasın. Bizim asıl hedefimiz, yurttaş gözetimine ihtiyaç duyulmayan bir toplumsal olgunluk" dedi. RAPORLAR DOĞRUDAN BAŞKANLIĞA, ADİL OLMAYAN SÜREÇLER İPTAL Kurul üyeleri, sınavdan mülakata kadar tüm aşamaları takip edip doğrudan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na rapor sunuyor. Raporlarda adaletsizlik tespiti yapılırsa, ilgili istihdam süreci iptal ediliyor. Gönüllülük esasına dayanan kurul üyeliği için herhangi bir ücret ödenmiyor. SON MÜLAKATLAR: KASAP, DİYETİSYEN VE DENİZ PERSONELİ Mezbaha Şube Müdürlüğü için yapılan mülakatta 10 adaydan 6’sı uygun bulundu, 4’ü işbaşı yaptı. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’nda görev yapacak diyetisyenler için 50 kişiyle görüşüldü, 4’ü işe başladı. İZDENİZ bünyesinde görev alacak uzak yol kaptanı, başmühendis ve makinist alımları için mülakatlar tamamlandı, evrak süreci devam ediyor.

PTT ÇALIŞANLARINDAN ÜSTDÜZEY ATAMALARA TEPKİ Haber

PTT ÇALIŞANLARINDAN ÜSTDÜZEY ATAMALARA TEPKİ

Türkiye'nin en köklü kamu kurumlarından biri olan Posta ve Telgraf Teşkilatı (PTT)'nde son dönemde gerçekleştirilen bölge müdürlüğü yapılandırması ve üst düzey yönetici atamaları, çalışanlar arasında ciddi rahatsızlık yarattı. Kurum emekçileri, liyakatin göz ardı edildiğini ve etik dışı bir kadrolaşma süreci yaşandığını ifade ederek, tepkilerini kamuoyuna duyurdu. Yayımlanan ortak açıklamada, PTT’nin yalnızca bir hizmet kurumu değil, aynı zamanda kamu ahlakı ve devlet geleneğinin taşıyıcısı olduğu vurgulanarak, yapılan atamaların liyakat, mesleki yeterlilik ve objektif değerlendirme ilkelerinden uzak olduğu iddia edildi. “ATAMALAR SİSTEMATİK BİR KADROLAŞMA SÜRECİNİ GÖSTERİYOR” Açıklamada, atamaların büyük çoğunluğunun belli sendika üyeleri arasından yapıldığına dikkat çekilerek, bu durumun kurumdaki liyakat ilkesini tamamen ortadan kaldırdığı iddialarında bulunuldu. Ortaya çıkan tablo, "münferit bir hata değil, sistematik bir kadrolaşma süreci" olarak nitelendirildi. “PTT KİMSENİN ARKA BAHÇESİ DEĞİLDİR” PTT’nin gelirlerinin tamamının Hazine’ye ait olduğu hatırlatılarak, herhangi bir sendikanın ya da yapının bu kamu kurumunu kendi kadrolaşma alanına çevirmesinin hukuka, anayasaya ve kamu vicdanına aykırı olduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, Anayasa’nın; 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesi 10. maddesindeki eşitlik ilkesi 70. maddesindeki kamu hizmetine girme hakkı ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda belirtilen liyakat ve kariyer esaslarına atıfta bulunularak, yapılan etik dışı işlemlerin açıkça bu maddeleri ihlal ettiği de iddalar arasında. İŞTE O AÇIKLAMA; Açıklamayı Haber-Sen 6 nolu sube baskani Menduh Tunç okudu; PTT’DE LİYAKATİN TASFİYESİNE, KURUMSAL KADROLAŞMAYA VE ETİK DIŞI ATAMA DÜZENİNE HAYIR! Türkiye Cumhuriyeti’nin en köklü kurumlarından biri olan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT), yalnızca bir hizmet kurumu değil; aynı zamanda devlet geleneğinin, kamu ahlakının ve kurumsal hafızanın taşıyıcısıdır. Ne var ki son dönemde PTT bünyesinde gerçekleştirilen bölge müdürlüğü yapılandırması ve üst düzey yönetici atamaları, bu köklü mirasın ciddi biçimde zedelendiğini göstermektedir. Kamuoyuna yansıyan bu atamalar; liyakat, kariyer, mesleki yeterlilik ve objektif değerlendirme ilkelerinden uzaktır. Ortaya çıkan tablo, münferit hatalarla ya da idari takdir yetkisiyle açıklanamayacak kadar sistematik bir görünüm arz etmektedir. Atamaların neredeyse tamamı yandaş sendika yönetici ve üyelerinden oluşmaktadır.Bu atamalar PTT’de liyakat ilkesinin fiilen askıya alındığı anlamına gelmektedir. PTT A.Ş, geliri bütünüyle Hazine’ye ait bir kamu kurumudur. Hiçbir sendikanın, grubun veya yapının arka bahçesi, kadrolaşma alanı ya da siyasi/örgütsel tasarruf sahası değildir. Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesi, 10’uncu maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi 70’inci maddesinde güvence altına alınan kamu hizmetine girme hakkı açık ve tartışmasızdır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu da kamu görevlerinin liyakat ve kariyer esasına göre yürütülmesi gerektiğini vurgulamaktadir. Bu açık hükümlere rağmen yapılan her etik dışı işlem kamu vicdanını yaralamaktadır. Yıllarını bu kuruma veren,zor şartlarda görev yapan deyim yerindeyse kurumu sırtında taşıyan binlerce PTT emekçisi olarak bizler ; “ARTIK YETER “ diyoruz!

REKTÖRÜN KARDEŞİNDEN PAYLAŞIM: KLİMALI ODAM HAZIR, ÇATLAYIN! Haber

REKTÖRÜN KARDEŞİNDEN PAYLAŞIM: KLİMALI ODAM HAZIR, ÇATLAYIN!

Üniversitede açılan bir kişilik büro personeli kadrosunun kendisi için hazırlandığını açıkça söyleyen ve paylaşım yapan Alkış, "Üniversitede klimalı odam hazır. İlan prosedür, çatlayın" ifadelerini kullandı. KADRONUN KENDİSİ İÇİN AÇILDIĞINI ÖNE SÜRDÜ 17 Kasım'da yayımlanan 4/B sözleşmeli personel alım ilanının hemen ardından, Abdullah Alkış, 18 Kasım’da kişisel Facebook hesabından yaptığı paylaşımda kadronun kendisi için hazırlandığını iddia etti. Paylaşımında, klimalı ve bilgisayarlı odasının hazır olduğunu belirterek işe alınmasının yalnızca prosedür gereği olduğunu ifade etti. "BU ÜNİVERSİTENİN GERÇEK SAHİBİ BİZİZ" Alkış, daha önce güvenlik görevlisi olarak çalıştığı üniversiteden şikayetler sonucu ayrıldığını ve rektör olan abisinin desteğiyle tekrar döneceğini söyledi. Açıklamasında, “Bu üniversitenin gerçek sahibinin biz olduğunu bir kez daha göstereceğiz” sözleriyle dikkat çekti. AKRABALARI İÇİN DE KADRO AÇILDIĞINI İDDİA ETTİ Aynı ilanda yer alan teknisyen kadrosunun da rektörün aile dostunun yakınına verileceğini belirten Alkış, sadece güvenlik görevlisi pozisyonunun başvurulara açık olduğunu, diğer kadroların ise çoktan belirlendiğini ima etti. Hatta dostlarına, uygun şartları sağlayanların başvurabileceği çağrısı yaptı. HAKARET DOLU SÖZLER TEPKİ ÇEKTİ Paylaşımda kamu görevlilerine ve üniversite çalışanlarına yönelik sert ifadeler ve hakaret içeren cümleler yer aldı. Şikâyet eden kişileri "namussuz mahluklar" olarak niteleyen Abdullah Alkış, görevine başladığında onlara “ders vereceğini” belirtti. SUÇ DUYURUSU GELDİ Şırnak Üniversitesi’nde görevine mahkeme kararlarına rağmen son verilen akademisyen Ahmet Selçuk Bayburtlu, konuyla ilgili suç duyurusunda bulunacağını açıkladı. Bayburtlu, “Rektör üniversiteyi çiftliğe çevirmiş durumda. Sayıştay raporlarında da usulsüzlükler yer aldı. Bu paylaşım, rektörün kardeşini işe almak için suç işlediğini açıkça ortaya koymaktadır” dedi. TEPKİLER ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR Sosyal medyada büyük yankı uyandıran paylaşım, kamuoyunda "liyakat" ilkesine aykırı hareket edilmesi olarak değerlendirildi. Konunun TBMM gündemine taşınabileceği belirtilirken, kamuoyundan ve siyasilerden açıklama yapılması bekleniyor. Kaynak: Odatv.com

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.