#Turizm

- Turizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Turizm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ŞEF EREN KAŞIKÇI KİMDİR? Haber

ŞEF EREN KAŞIKÇI KİMDİR?

Eren Kaşıkçı, MasterChef Türkiye’nin 2021 sezonunda sergilediği istikrarlı performans, sakin tavırları ve mutfak disipliniyle milyonların tanıdığı bir isim haline geldi. Yarışma boyunca takım oyunlarındaki ve bireysel etaplarda başarılı tabaklar hazırlayan Kaşıkçı, sezonu şampiyon olarak bitirdi. KAŞIKÇI'NIN EĞİTİM DURUMU VE KARİYERİ Şef Kaşıkçı, turizm ve otelcilik alanında eğitim aldı. Profesyonel kariyerinde İstanbul’daki çeşitli restoran ve otellerin mutfak ekiplerinde görev yapan ünlü şef, sıcak ve soğuk tabaklarda deneyim kazandıktan sonra Gökçeada’ya yerleşti, bir sörf otelinde başşef olarak çalıştı. MasterChef şampiyonluğunun ardından ise İstanbul’a dönen Kaşıkçı, gastronomi alanındaki çalışmalarını “Kızıl Sakal Sandviç” isimli işletmesiyle sürdürdü. Evli ve bir çocuk babası olan Kaşıkçı, Türk ve dünya mutfağını bir araya getiren tarifleriyle tanınıyordu. EREN KAŞIKÇI KAÇ YAŞINDA? 1989 yılında dünyaya geldi. 37 yaşında yaşamını yitirdi. EREN KAŞIKÇI NERELİ? Kaşıkçı, Tokatlı bir ailenin çocuğuydu. Asker bir baba ile ev hanımı bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelen Kaşıkçı, babasının görevi nedeniyle çocukluk ve gençlik yıllarını farklı şehirlerde geçirdi. ÖLÜMÜ ŞÜPHELİ BULUNDU MasterChef Türkiye programında 2021 yılında birinci olan Kaşıkçı'dan acı haber geldi. Ünlü şef, İstanbul Kilyos'taki evinde hareketsiz bulundu. İhbar üzerine eve gelen sağlık ekipleri yaptıkları incelemede ünlü şefin hayatını kaybettiğini belirledi. Kaşıkçı'nın ölümü şüpheli görülürken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı konuyla ilgili soruşturma başlattı.

NİLÜFER BELEDİYESİ'NDEN KIRSAL TURİZME YENİ YATIRIM Haber

NİLÜFER BELEDİYESİ'NDEN KIRSAL TURİZME YENİ YATIRIM

Nilüfer Belediyesi, kırsal mahallelerin ekonomik ve turistik değerini artırmaya yönelik çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Fadıllı Mahallesi’nde hayata geçirilen NİLBEL Leylek Kafe & Restoran, düzenlenen törenle kapılarını ziyaretçilere açtı. Açılış törenine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir’in yanı sıra siyasi parti temsilcileri, belediye yöneticileri, kooperatif başkanları, mahalle muhtarları, kadın derneklerinin temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Tören öncesinde düzenlenen kahvaltı programında, Nilüfer’de faaliyet gösteren kadın dernekleri tarafından üretilen ve NİLKOOP aracılığıyla temin edilen yerel ürünler konuklara ikram edildi. KIRSAL KALKINMADA "2T" MODELİ Açılışta konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, bölge için tarım ve turizmi bir araya getiren bir kalkınma anlayışı benimsediklerini belirterek, Akçalar, Fadıllı ve Ayvaköy hattının önemli bir turizm potansiyeline sahip olduğunu söyledi. Gölyazı’ya alternatif rotalar oluşturmayı hedeflediklerini ifade eden Özdemir, bölgede yüzer iskele, karavan parkı, seyir noktaları ve Ayvaini Mağarası'nın turizme kazandırılmasına yönelik projeler üzerinde çalıştıklarını dile getirdi. YOĞUN İLGİ GÖRÜYOR Henüz resmi açılışı yapılmadan önce de hafta sonları ziyaretçilerin yoğun ilgisini çeken NİLBEL Leylek Kafe & Restoran, doğal atmosferi ve yerel ürünleriyle bölge turizmine yeni bir hareketlilik kazandırmayı amaçlıyor. Fadıllı Mahalle Muhtarı Nail Gülmez de tesisin mahalle için önemli bir değer olduğunu belirterek, projeye katkı sunanlara teşekkür etti. Pazartesi günleri kapalı olan NİLBEL Leylek Kafe & Restoran, hafta içi 09.00-18.00, hafta sonları ise 21.00'e kadar hizmet verecek.

ULUSLARARASI BURSA FESTİVALİ 64. KEZ KAPILARINI AÇIYOR Haber

ULUSLARARASI BURSA FESTİVALİ 64. KEZ KAPILARINI AÇIYOR

Bursa Büyükşehir Belediyesi adına Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) tarafından düzenlenen festival, 21 Temmuz-10 Ağustos tarihleri arasında birbirinden değerli sanatçı ve grupları Bursa'da ağırlayacak. Dünyaca ünlü Türk Tenör Murat Karahan’ın Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası ve konuk soprano Teona Dvali ile vereceği konserle başlayacak festival, Özcan Deniz konseriyle sona erecek. Şahin Biba başkanlığındaki 64. Uluslararası Bursa Festivali’nin tanıtım toplantısı, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Hüdavendigar Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı Başkanı Zekeriya Birkan, BKSTV Yönetim Kurulu üyeleri, festivalin ana sponsoru Uludağ İçecek’in Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Kızıl, diğer sponsor firma temsilcileri ve basın mensupları katıldı. KÜLTÜR VE SANAT KENTİN HER NOKTASINA ULAŞACAK Tanıtım toplantısında konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa’nın yalnızca tarihi ve doğal güzellikleriyle değil, köklü kültür ve sanat birikimiyle de Türkiye’nin öncü kentlerinden biri olduğunu söyledi. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak kültür ve sanatı yılın belirli dönemlerine ya da belirli mekânlara sıkıştırmadan, kentin her noktasına ulaştırmayı hedeflediklerini belirten Başkan Vekili Biba, bu anlayış doğrultusunda yıl boyunca konserlerden tiyatroya, sergilerden söyleşilere kadar birçok etkinliği vatandaşlarla buluşturduklarını ifade etti. Geçtiğimiz hafta büyük bir katılım ve coşkuyla tamamlanan 38. Uluslararası Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması’nın Bursa’nın uluslararası kültür kimliğine önemli katkılar sunduğunu belirten Başkan Vekili Biba, dünyanın farklı ülkelerinden gelen halk dansları topluluklarının; dostluğu, kardeşliği ve kültürel paylaşımı Bursa’da buluşturduğunu söyledi. Şimdi ise aynı heyecanı 64. Uluslararası Bursa Festivali ile sürdüreceklerini dile getiren Başkan Vekili Biba, festivalin 64 yıldır kentin en önemli kültür ve sanat markalarından biri olmayı başardığını kaydetti. Festival programının her yaştan sanatsevere hitap edecek şekilde hazırlandığını ifade eden Biba, 21 gün boyunca gerçekleştirilecek 14 etkinlikle Bursa’nın yaz akşamlarının kültür ve sanatla buluşacağını söyledi. Senfonik müzikten pop müziğe, cazdan halk müziğine uzanan geniş programın, yerli ve yabancı birçok önemli sanatçıyı Bursalılarla buluşturacağını belirten Biba, festivalin yalnızca konserlerden ibaret olmadığını, kentin kültür yaşamına değer katacak önemli bir organizasyon olduğunu vurguladı. FESTİVAL ÜÇ FARKLI NOKTADA DÜZENLENECEK Festival etkinliklerinin Bursa Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nun yanı sıra İznik Roma Antik Tiyatrosu ve Gölyazı gibi Bursa’nın tarihi ve doğal değerlerini yansıtan özel mekânlarda gerçekleştirileceğini söyleyen Başkan Vekili Biba, kültür ve sanatın kentin farklı noktalarına taşınmasının Bursa’nın turizm ve kültür vizyonuna da önemli katkılar sağlayacağını ifade etti. ÇOCUKLAR DA FESTİVAL COŞKUSUNU YAŞAYACAK Bu yıl festival programına ilk kez çocuklara yönelik özel etkinliklerin de dahil edildiğini belirten Başkan Vekili Şahin Biba, kültür ve sanatla erken yaşta tanışan çocukların geleceğin bilinçli sanat izleyicileri ve üreticileri olacağını söyledi. Festivali yalnızca yetişkinlere hitap eden bir organizasyon olmaktan çıkararak ailelerin birlikte katılabileceği kapsayıcı bir yapıya dönüştürmek istediklerini ifade eden Başkan Vekili Biba, çocuklara yönelik hazırlanan özel sahne gösterileriyle minik sanatseverlerin de festival heyecanını yaşayacağını belirtti. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak yalnızca haziran ayında 84 kültür ve sanat etkinliği düzenlediklerini, her ay ortalama 100 bin vatandaşı kültür ve sanatla buluşturduklarını hatırlatan Başkan Vekili Biba, yaz boyunca konserler, tiyatrolar, sergiler, söyleşiler ve ilçe şenlikleriyle bu anlayışı sürdüreceklerini belirterek tüm Bursalıları 64. Uluslararası Bursa Festivali’nin coşkusunu yaşamaya davet etti. KÜLTÜREL MİRAS GELECEĞE TAŞINIYOR BKSTV Başkanı Zekeriya Birkan ise festivalin 64 yıllık kültürel mirası geleceğe taşımayı amaçladığını belirterek, Bursa’nın kültür ve sanat kimliğini güçlendirecek organizasyonlarla sanatseverleri buluşturmaya devam edeceklerini söyledi. 64. Uluslararası Bursa Festivali’nin ana sponsoru Uludağ İçecek'in Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Kızıl, “Çok gururluyuz böylesine bir birlikteliği sağladığımız için. Hepimize hayırlı olsun. Uludağ, sanat ve sporun yanında olmaya devam ediyor." ifadelerini kullandı. 21 GÜN BOYUNCA DOLU DOLU FESTİVAL Festival kapsamında 21 gün boyunca toplam 14 etkinlik düzenlenecek. Festival, 21 Temmuz’da Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda Murat Karahan’ın, Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası ve konuk soprano Teona Dvali ile vereceği konserle başlayacak. Festivalin en dikkat çeken etkinliklerinden biri ise 23 Temmuz’da Gölyazı’da gerçekleştirilecek. Uluabat Gölü üzerine kurulacak yüzer platformda düzenlenecek Bagjan Oktyabr’ın ‘Ruh Terapisi’ konseri, müziği doğayla buluşturan özel bir deneyim sunacak. Festival kapsamında Derya Bedavacı, Elif Sanchez ve Dilek Türkan, Poizi, Selçuk Balcı-Koliva, Emre Altuğ, Fatih Erkoç, Senfoni Orkestrası eşliğinde Fettah Can, Aslı Hünel, Mustafa Keser ve Özcan Deniz de Bursalı sanatseverlerle buluşacak. Konserlerin yanı sıra tiyatro gösterileri de festival programında yer alacak. Moliere’nin klasik eseri ‘Cimri’ tiyatroseverlerle buluşurken, çocuklara yönelik hazırlanan ‘Efsane Dinozorlar’ adlı oyun da festival kapsamında sahnelenecek. Festival, 10 Ağustos’ta Özcan Deniz konseriyle sona erecek.

ADİSYON DEĞİL SERVET: ALAÇATI'DA 870 BİN TL'LİK HESAP Haber

ADİSYON DEĞİL SERVET: ALAÇATI'DA 870 BİN TL'LİK HESAP

İzmir'in gözde turizm merkezlerinden Çeşme Alaçatı'da bir eğlence mekanında kesilen 870 bin 150 TL'lik adisyon, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Faturanın paylaşılmasının ardından başlayan tartışmalar üzerine işletme sahibi açıklama yaparak, hesabın yüksek fiyatlardan değil, müşterilerin lüks tüketim tercihinden kaynaklandığını söyledi. Yaz sezonunun başlamasıyla birlikte tatil bölgelerindeki fiyatlar yeniden gündeme gelirken, Alaçatı'daki bir eğlence mekanında tek masaya kesilen 870 bin 150 TL'lik hesap sosyal medyada en çok konuşulan konular arasında yer aldı. Binlerce kullanıcı tarafından paylaşılan adisyon, kısa sürede çok sayıda yorum aldı. Adisyondaki en dikkat çekici kalem ise 851 bin 800 TL'lik alkollü içecek tüketimi oldu. Bazı sosyal medya kullanıcıları hesabı fahiş olarak değerlendirirken, bazıları ise lüks eğlence anlayışında bu rakamların olağan olduğunu savundu. "49 ŞİŞE ŞAMPANYA, 2 ŞİŞE 18 YILLIK VİSKİ TÜKETİLDİ" Tepkilerin ardından açıklama yapan işletme sahibi Fırat Enuştekin, faturanın içeriğine ilişkin bilgi verdi. Enuştekin, söz konusu masada 49 şişe şampanya ile 2 şişe 18 yıllık premium viski tüketildiğini belirterek, yiyecek harcamasının ise yaklaşık 18 bin TL olduğunu söyledi. İşletmenin yüksek fiyat uyguladığı yönündeki eleştirilere katılmadığını ifade eden Enuştekin, hesabın tamamen müşterilerin kendi tercih ettiği lüks tüketimden oluştuğunu dile getirdi. "ALAÇATI DÜNYA ÇAPINDA BİR DESTİNASYON" Alaçatı'nın uluslararası ölçekte tanınan üst segment bir turizm destinasyonu olduğunu vurgulayan Enuştekin, bu tür işletmelerde zaman zaman benzer tutarlarda hesapların oluşabildiğini belirtti. Bölge esnafının kaliteli hizmet sunabilmek için yoğun çaba gösterdiğini kaydeden Enuştekin, Çeşme turizminin uluslararası rekabet gücünün korunmasının önemine dikkat çekti. 870 bin TL'yi aşan adisyon, sosyal medyada lüks tüketim, turizm fiyatları ve işletmelerin fiyat politikaları konusunda yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi.

KUŞADASI'NDA "LGBTİ" KRUVAZİYER KRİZİ: VALİLİK İPTAL ETTİ! Haber

KUŞADASI'NDA "LGBTİ" KRUVAZİYER KRİZİ: VALİLİK İPTAL ETTİ!

Aydın Valiliği, 7 Temmuz'da Kuşadası Ege Port Limanı'na yanaşması planlanan Virgin Voyages şirketine ait Scarlet Lady isimli kruvaziyer gemisinin seferinin iptal edildiğini açıkladı. Valilik, kamuoyunda tartışmalara neden olan organizasyonun gerçekleşmeyeceğini duyururken, kruvaziyer sektörünün bazı temsilcileri ise kararın Türkiye'nin kruvaziyer turizmi açısından olumsuz yansımaları olabileceğini savundu. Yaklaşık 3 bin yolcu ve bin 142 mürettebat kapasitesine sahip Scarlet Lady'nin, 7 Temmuz'da saat 09.00'da Kuşadası Ege Port Limanı'na yanaşması, yolcuların Efes Antik Kenti başta olmak üzere bölgedeki turistik alanları ziyaret etmesinin ardından geminin aynı gün saat 17.00'de limandan ayrılması planlanıyordu. Ancak geminin LGBT dostu bir kruvaziyer şirketine ait olması ve bu kapsamda sosyal medyada çeşitli paylaşımların yapılmasının ardından Aydın Valiliği konuya ilişkin yazılı açıklama yayımladı. VALİLİK: "ORGANİZASYON İPTAL EDİLDİ" Aydın Valisi Osman Varol imzasıyla yapılan açıklamada, söz konusu organizasyonun iptal edildiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi: "Basın yayın organları ve sosyal medya platformlarında gündeme gelen, toplumumuzun yapısıyla ve ahlaki değerlerimizle örtüşmeyen davranışlarıyla bilinen gruplarca kiralanan bir kruvaziyer gemisinin 7 Temmuz 2026 tarihinde Aydın Kuşadası Limanı'na planlamış olduğu organizasyon iptal edilmiştir. Söz konusu grubun belirtilen tarzda bir organizasyonla ilimize gelmesi kesinlikle söz konusu değildir." Açıklamada ayrıca iptal edilen seferin münferit bir organizasyon olduğu vurgulanırken, Kuşadası Limanı'na düzenlenen diğer kruvaziyer seferlerinin ve turizm faaliyetlerinin normal şekilde devam edeceği ifade edildi. SEKTÖR TEMSİLCİLERİ KARARI TARTIŞIYOR Valiliğin açıklamasının ardından kruvaziyer turizmi sektöründe de değerlendirmeler yapıldı. Bazı sektör temsilcileri, Scarlet Lady'nin önceki yıllarda da Bodrum ve Kuşadası limanlarına seferler gerçekleştirdiğini hatırlatarak, sefer iptalinin uluslararası kruvaziyer şirketleri açısından olumsuz algı oluşturabileceğini dile getirdi. Türkiye'nin en yoğun kruvaziyer limanlarından biri olan Kuşadası Ege Port'un geçen yıl yaklaşık 1 milyon yolcu ağırladığına dikkat çeken sektör temsilcileri, alınan kararın uzun vadede kruvaziyer turizmi üzerindeki etkilerinin yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Öte yandan Valilik, iptal edilen organizasyonun diğer kruvaziyer programlarıyla bağlantılı olmadığını ve Kuşadası'nın kruvaziyer turizmindeki faaliyetlerinin planlandığı şekilde sürdüğünü vurguladı.

BURSA KOZAHAN'DA KALDIRILAN MASALAR GERİ GELDİ Haber

BURSA KOZAHAN'DA KALDIRILAN MASALAR GERİ GELDİ

Bursa'da 530 yıllık tarihi miras olan simge yapılardan Kozahan'da Osmangazi Belediyesi'nin restorasyon yapacağı gerekçesiyle kafelerin masa sandalyeleri toplanmıştı. Ancak belediye restorasyon kararını öteleyince kafeler yeniden hizmete başladı. Kozahan yönetiminden de İstanbul Kapalıçarşı örneğinde olduğu gibi Valilik, yerel yönetimler, vakıflar, anıtlar kurulu ve çarşı yönetiminin de katılımıyla bir koordinasyon ve çalışma komisyonu kurulması talebi geldi. Kozahan Dernek Yönetimi adına açıklama yapan Mesut Ceylan, Kozahan bünyesindeki işyerlerinin ruhsat alabilmek için belediyeye başvurduğunu hatırlatarak, "Ancak ruhsatlandırma sürecinde, restorasyon ve rölöve projelerine ilişkin değerlendirmelerin birbiriyle karıştırılması nedeniyle bazı işyerleri hakkında fen zabıtları düzenlenmiş ve bu işlemler ruhsat başvurularının reddedilmesine gerekçe gösterilmiştir. Daha sonra yapılan incelemeler sonucunda, mevcut durumun önemli ölçüde yürürlükteki rölöve projesine uygun olduğu anlaşılmış ve çok sayıda fen zaptı ile bunlara dayalı encümen kararları iptal edilmiştir. Kozahan esnafı, işyeri sahipleri ve malikler tarihi yapıya aykırı bir müdahale gerçekleştirme amacı taşımamaktadır. Aksine, tüm paydaşlar tarihi mirasın korunmasının birinci derecede sorumluluk olduğunun bilincindedir. Çarşı esnafı Deprem Yönetmeliği ve Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik kapsamında can ve mal güvenliğini ilgilendiren hususlardan taviz verilmesi söz konusu değildir. Kozahan'ın güvenliğinin sağlanması, tarihi kimliğinin korunması kadar önceliklidir. Bu doğrultuda ilgili tüm kurumlarla iş birliği içerisinde hareket edilmekte ve gerekli çalışmaların ortak akıl çerçevesinde yürütülmesi desteklenmektedir. Kamuoyunda oluşan algının aksine, tespit edilen aykırılıklar Kozahan'ın tamamını kapsayan bir durum olmayıp çok sınırlı sayıdaki işyeri ile ilgilidir. Kozahan'ın büyük çoğunluğu uzun yıllardır mevcut kullanım şekliyle faaliyetlerini sürdürmektedir. Ayrıca bugün tartışma konusu yapılan uygulamaların önemli bir kısmı yeni tarihli uygulamalar olmayıp, yaklaşık 50 yılı, hatta bazı durumlarda 100 yılı aşkın süredir devam eden tarihsel kullanım biçimlerinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle değerlendirmelerin yalnızca geçmiş dönem uygulamaları üzerinden değil; günümüz ihtiyaçları, mevcut kullanım şekli ve tarihi yapının yaşayan niteliği dikkate alınarak yapılması gerektiğine inanıyoruz." dedi "Kozahan'da günümüz ihtiyaçları dikkate alınmalı" Kozahan'ın, yalnızca tarihi bir yapı değil; yüzyıllardır kesintisiz şekilde devam eden ticari hayatın ve ipekçilik kültürünün merkezi olduğunu kaydeden Mesut Ceylan, "Aynı zamanda İpek Yolu'nun son durağı olarak kabul edilen ve dünyada benzeri son derece sınırlı olan bu eşsiz miras, ipekçilik faaliyetlerinin bir arada sürdürüldüğü en önemli merkezlerden biridir. Bu nedenle, koruma anlayışının yalnızca geçmişteki kullanım biçimlerini esas alan bir yaklaşımla değil; günümüz ihtiyaçları, sürdürülebilirlik ilkeleri ve yaşayan ticari hayatın devamlılığı gözetilerek ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Tarihi kimliğine ve özgün değerlerine sadık kalınarak, Kozahan'ın bugünün ihtiyaçlarına da cevap verebilecek şekilde değerlendirilmesi; proje ve uygulamaların günümüz ihtiyaçları ve sürdürülebilir kullanım ilkeleri doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu noktada 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun ile ilgili Yönetmelik'in temel yaklaşımı dikkate alınmalıdır. Anılan düzenlemeler; tarihi alanların yalnızca korunmasını değil, aynı zamanda yaşatılarak kullanılmasını, sürdürülebilir hale getirilmesini ve bu süreçte ilgili kurumlar, uzmanlar, malikler, kullanıcılar ve diğer paydaşların iş birliği içerisinde hareket etmesini öngörmektedir." diye konuştu "İstanbul Kapalıçarşı örneği uygulanmalı" Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İsa Altıkardeş ve yönetimi ile çok sayıda esnafın da destek verdiği basın açıklamasında İstanbul Kapalıçarşı benzeri bir yaklaşım oluşturulması gerektiğini talep eden Kozahan yönetiminden Mesut Ceylan şunları kaydetti: " İstanbul Kapalıçarşı'da da tarihi alanın korunması ve sürdürülebilir şekilde yaşatılması amacıyla kamu kurumları, malikler, esnaf temsilcileri ve ilgili paydaşların katılımıyla ortak çalışma ve koordinasyon mekanizmaları oluşturulmuş ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimsenmiştir. Biz de Kozahan için, 5366 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik'in öngördüğü katılımcı ve çözüm odaklı yaklaşımın benimsenmesini talep ediyoruz. Bu doğrultuda; Bursa Büyükşehir Belediyesi, Osmangazi Belediyesi, Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, ilgili meslek odaları, malikler, işyeri sahipleri ve Kozahan temsilcilerinin katılımıyla, 5366 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik çerçevesinde bir koordinasyon ve çalışma komisyonu oluşturulmasını talep ediyoruz. Talebimiz ayrı ayrı yaptırımlar uygulanması değil; 5366 sayılı Kanun'un öngördüğü katılım, koordinasyon ve birlikte yönetim anlayışı doğrultusunda tüm paydaşların aynı masa etrafında buluşmasıdır. Talebimiz; yaptırımların ertelenmesi değil, uygulanacak tüm süreçlerin kurumlar, malikler ve kullanıcıların katılımıyla planlı, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yol haritası çerçevesinde yürütülmesidir. Bu komisyonun amacı; tarihi yapının korunması, deprem ve yangın güvenliğinin sağlanması, ruhsatlandırma süreçlerinin tamamlanması ve uzun yıllardır devam eden kullanım biçimlerine ilişkin uygulanabilir ve kalıcı çözümler üretilmesi olmalıdır. Kozahan, yalnızca korunması gereken bir tarihi yapı değil; sürdürülebilir bir anlayışla yaşatılması gereken yaşayan bir kültür ve ticaret mirasıdır. Bu nedenle çözümün; kurumlar, malikler, işyeri sahipleri ve ilgili tüm paydaşların ortak aklıyla şekilleneceğine inanıyoruz" Öte yandan geçtiğimiz hafta sonu restorasyon yapılacağı gerekçesiyle Osmangazi Belediyesi Fen İşleri ekipleri malzemeleri Kozahan'a getirmiş kafelerin masa sandalyeleri kaldırılmıştı. Belediyenin restorasyon malzemelerini dün geri götürmesi üzerine kafeler masa sandalyelerini yeniden açtı. Kozahan'da turizm sezonu öncesinde restorasyon başlatılacağı bilgisi vatandaşların ve turistlerin tepkisine yol açmıştı.

BURSA'DA ORMAN YANGINLARINA KARŞI JANDARMA TEYAKKUZDA Haber

BURSA'DA ORMAN YANGINLARINA KARŞI JANDARMA TEYAKKUZDA

Bursa'da geçtiğimiz yıl Gürsu-Kestel ve Harmancık-Orhaneli yangınlarıyla herkesin ciğerleri yanarken, bir daha böyle olumsuzluklar yaşanmaması için Bursa İl Jandarma Komutanlığı ekipleri teyakkuza geçti. JÖH, JAK ve Jandarma Trafik ve Jandarma Asayiş Timleri havadan ve karadan Uludağ'ın zümrüt yeşili ormanlarında kontrol etmedik yer bırakmadı. Orman yangınlarında en çok etkilenen iller arasında olan Bursa'nın can damarı Uludağ, Bursa İl Jandarma Komutanlığı'nın ekipleri tarafından, 24 saat aralıksız gözetim altında tutuluyor. Jandarma Özel Harekat Timleri, Jandarma Arama Kurtarma Timleri ve Jandarma Asayiş Timleri kuş uçurtmadı. Jandarmanın kahraman askerleri, orman yangınlarına karşı da tam teçhizatlı yeşil vatanı korumak için gözünü kırpmıyor. Gece görüşlü termal kameralarından dronlara, dürbünlerden arazi araçlarına kadar bir çok teknolojiyi de kullanan ekipler, Bursa'nın gözde turizm merkezlerinden Uludağ'a gelenleri ise kimlik kontrollerini yaptıktan sonra zirveye çıkma sebebine kadar inceliyor. Türkiye genelinde, özellikle geçtiğimiz yıl yaz aylarında yaşanan orman yangınlarını göz önünde bulundurup bu yıl karşı önlemlerini artıran Bursa İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Uludağ'ın dört bir yanında hem havadan hem karadan kontrol sağlıyor. Ekipler, muhtemel riskleri en aza indirmek için gece gündüz görev icra ediyor. Özellikle hafta sonu ve tatil dönemlerinde ziyaretçi yoğunluğu artan Uludağ'da alınan bu tedbirler, doğayı koruma adına büyük önem taşıyor. Yetkililer, vatandaşların daha duyarlı olmalarını isteyerek, herhangi bir duman veya şüpheli durum fark ettiklerinde 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbarda bulunulmasını talep etti.

NİLÜFER KIRSALINDA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA VİZYONU Haber

NİLÜFER KIRSALINDA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA VİZYONU

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Şadi Başkan’la Kent Buluşmaları” kapsamında basın mensuplarıyla bir araya geldi. Bölgenin tarım ve turizm potansiyeline dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, “Çiftçimiz ve köylümüz bu topraklarda iyi para kazanmalı ki topraklarını koruyabilsin” dedi. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, ilçenin geleceğini şekillendirecek vizyon projelerini ve kent gündemini değerlendirmek üzere basın mensuplarıyla buluştu. Fadıllı Mahallesi’nde açılan NİLBEL Leylek Kafe ve Restoran’da gerçekleşen toplantıya Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB) Başkanı Erol Gülmez, Fadıllı Mahalle Muhtarı Nail Gülmez ve çok sayıda basın mensubu katıldı. Toplantının açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Kent Buluşmaları”nı ortak akıl üretmek için düzenlediklerini söyledi. Organize sanayi bölgelerinin yöneticileri ve akademik odalarla düzenli toplantılar yaptıklarını hatırlatan Başkan Şadi Özdemir, basın mensuplarıyla da düzenli olarak bir araya gelmek istediklerini belirtti. “HER YERDE SANAYİ KURABİLİRİZ AMA TARIM YAPAMAYIZ” Nilüfer’in yüzölçümünün yüzde 74,5’inin tarım, orman ve mera alanlarından oluştuğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, ilçede 6 organize sanayi bölgesi ve 5 binin üzerinde küçük işletme bulunduğunu hatırlatarak, “Her yerde konut yapabiliriz, her yerde sanayi kurabiliriz ama her yerde tarım yapamayız. Gelecekte gıda ve su krizi dünyada savaşların sebebi olacak. Bu verimli toprakların elden gitmemesi gerekiyor” dedi. Göreve gelirken gençler, kadınlar, dezavantajlı gruplar ve tarım alanları olmak üzere dört hassasiyet belirlediklerini hatırlan Başkan Şadi Özdemir, tarımda sürdürülebilirliğin ancak üreticinin kazanmasıyla mümkün olduğunu vurguladı. Tarım yapan nüfusun yaş ortalamasının 60’ın üzerine çıktığına dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, “Üretici iyi para kazanmazsa, çocuklarının geleceğini burada görmezse topraktan vazgeçiyor. Bir kuşak daha giderse bu bölgenin elmasına, armuduna, incirine, enginarına erişemeyeceğiz” diye konuştu. Karacabey Ovası’na yönelen sanayi baskısına da değinen Başkan Şadi Özdemir, yeni organize sanayi bölgelerinin verimli tarım topraklarını tehdit ettiğini belirtti. Başkan Şadi Özdemir, “Yeni sanayi bölgesi demek yeni nüfus, yeni konut, yeni imarlı alan ihtiyacı demek. Bu baskı en sonunda tarım alanlarına yönelir. Nilüfer’in nüfusu 16 ilçenin toplam nüfus artışından daha fazla artıyor. Bu kentin yaşam kalitesini hep birlikte korumamız gerekiyor” dedi. DÖRT MAHALLEYİ KAPSAYAN TURİZM VİZYONU Fadıllı, Akçalar, Gölyazı ve Ayvaköy’ün birlikte bir turizm destinasyonu olabileceğini söyleyen Başkan Şadi Özdemir, iki yıldır bölge üzerine çalıştıklarını anlattı. Japon Seyahat Acenteleri Birliği’nin dünyada gezilmesi gereken 30 yer arasında Türkiye’den yalnızca Gölyazı’yı gösterdiğini hatırlatan Başkan Şadi Özdemir, bölgedeki projeleri şöyle sıraladı: “Gölyazı’da kazısı tamamlanan antik amfitiyatroyu, Anıtlar Kurulu onayının ardından konser alanına dönüştürmek istiyoruz. Gölyazı ile Leylek Kafe ve Restoran arasında yolcu taşıyacak bir yüzer iskele inşa edeceğiz. Fadıllı’daki Havacılık ve Doğa Sporları Merkezi’ni geliştireceğiz. Ayvaköy’de seyir tepesi, dijital göçebeler için “dijital köy” kuracak ve 4,5 kilometresi botla gezilebilen Ayvaini Mağarası’nın turizme kazandıracağız. Bu bölgeyi turizmle canlandırıp tarımdan vazgeçilmemesini sağlamalıyız.” KOOPERATİFÇİLİK VURGUSU Tarımda örgütlenmenin önemine de değinen Başkan Şadi Özdemir, Hollanda’nın kooperatif modelini örnek gösterdi. Başkan Şadi Özdemir, “Hollanda, Konya’dan biraz büyük bir ülke ve yıllık 135 milyar dolarlık tarım ihracatı yapıyor. Çünkü her ürünün kooperatifi var ve üretim planlı yapılıyor. Biz de ürünlerimizi kendi kooperatiflerimizde toplarsak fiyatı belirleme şansı üreticide olur” diye konuştu. Başkan Şadi Özdemir, konuşmasının ardından basın mensuplarının kent gündemine ilişkin sorularını yanıtladı.

ÖZDEMİR: "TARIM TOPRAKLARINI KORUMAK ZORUNDAYIZ" Haber

ÖZDEMİR: "TARIM TOPRAKLARINI KORUMAK ZORUNDAYIZ"

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Bursa'nın verimli tarım arazilerinin sanayi ve yapılaşma baskısı altında olduğunu belirterek, tarımın sürdürülebilir hale getirilmemesi durumunda gelecek nesillerin bölgenin önemli tarım ürünlerine ulaşamayacağını söyledi. Özdemir, "Belki bizim çocuklarımız görür ama torunlarımız enginar görmez. Bu nedenle bu bölgelerin mutlaka korunması gerekiyor" dedi. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, turizm projeleri kapsamında Fadıllı'da hizmete giren Nilbel Leylek Kafe ve Restoran'da basın mensuplarını ağırladı. İlçede hayata geçirilmek istenen turizm çalışmaları, tarım alanları ve gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Başkan Özdemir, Nilüfer ilçesinin sahip olduğu doğal ve tarımsal zenginliğe dikkat çekti. Özdemir, Nilüfer'de tarım, orman ve mera alanlarının toplamının yüzde 74,5 olduğunu, sanayi, ticaret ve konut alanlarının ise yaklaşık yüzde 25 seviyesinde bulunduğunu ifade etti. Her yerde konut ve sanayi yapılabileceğini ancak her yerde tarım yapılamayacağını vurgulayan Özdemir, gelecekte dünyada gıda ve su krizlerinin önemli sorunlar oluşturacağını belirterek, "İlçemizin ve şehrimizin verimli topraklarının elden gitmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Ancak sadece 'elden gitmesin' demek yeterli değil. İnsanların bu topraklardan vazgeçmesine neden olan sebepleri ortadan kaldırmak gerekiyor. Göreve gelirken gençler, kadınlar, dezavantajlı gruplar ve tarım alanları, öncelikli hassasiyetlerle ilgili başlıklar üzerinde durduk. Tarıma yönelik birçok destek çalışması yürütüyoruz" dedi. Akçalar, Fadıllı, Ayvacık ve Gölyazı'nın önemli bir turizm destinasyonu olabileceğini dile getiren Özdemir, tarım ile turizmin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Çiftçinin hem tarımdan hem de turizmden gelir elde etmesi gerektiğini ifade eden Özdemir, "Buradaki çiftçi ve köylü iyi para kazanmalı ki bu toprakları koruyabilsin. Eğer kazanamazsa çocuklarının geleceğini burada görmez ve bu topraklardan vazgeçer. Gençler köyleri terk ediyor, tarım yapan nüfusun yaş ortalaması 60'ın üzerine çıkıyor. Bu gidişle bölgenin elması, armudu, inciri ve üzümü gibi ürünlere gelecekte ulaşamayabiliriz" diye konuştu. Hasanağa enginarını örnek gösteren Özdemir, geçmişte bin dönüm ekilen enginarın göreve geldiklerinde 280 dönüme kadar düştüğünü, geçen yıl ise 400 dönüme yükseldiğini belirterek, "Bunu yeniden bin dönümün üzerine çıkarmak ve üreticinin para kazanmasını sağlamak zorundayız. Bunları yapabilirsek üretim devam eder. Yapamazsak belki bizim çocuklarımız görür ama torunlarımız enginar görmez" ifadelerini kullandı. Karacabey Ovası'nın Türkiye'nin önemli tarım merkezlerinden biri olduğunu belirten Özdemir, verimli toprakların sanayi baskısıyla karşı karşıya kaldığını söyledi. Bölgede çok sayıda gıda fabrikasının bulunmasının temel sebebinin verimli tarım arazileri olduğuna dikkat çeken Özdemir, "Bugün yeni organize sanayi bölgeleriyle bu verimli alanların Bandırma'ya kadar uzanacak şekilde sanayiye açılması isteniyor. Ancak 50 yıl sonra çocuklarımız enginar, domates, biber, patlıcan ve salatalık yerine fabrikaların ürettiği ürünleri mi tüketecek? Bu bölgenin kesinlikle korunması gerekiyor" dedi. "Ortak akılla hareket etmeliyiz" Yeni sanayi bölgelerinin yeni göç dalgalarını beraberinde getirdiğini ifade eden Özdemir, bunun da trafik, konut ve yeni imar alanı ihtiyacını artıracağını belirterek, "Yeni imarlı alanlarımız yok. Bu durumda baskı tarım arazilerine yöneliyor ve zamanla bu toprakları kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyoruz. Bu nedenle ortak akılla hareket etmeliyiz" diye konuştu. "Turizmle, tarım arazilerini korumalıyız" Nilüfer'in nüfus artış hızına da değinen Özdemir, ilçenin yaşam kalitesini koruyabilmesi için plansız büyümenin önüne geçilmesi gerektiğini söyledi. Tarımın sürdürülebilirliği için kırsal turizmin de desteklenmesi gerektiğini ifade eden Özdemir, bölgede gençlerin çadır kurup eğitim aldığı alanlar oluşturduklarını, paraşüt tesisleri ve Gölyazı manzarasıyla önemli bir turizm potansiyeline sahip olduklarını belirtti. Bu kapsamda Gölyazı ile bölge arasında yolcu taşımacılığı yapılacak yüzen iskele projesini hayata geçirmek istediklerini kaydeden Özdemir, böylece hem bölge esnafının hem de üreticilerin ekonomik olarak güçleneceğini ifade etti. "Kooperatiflerle yüksek maliyet, düşük satış sorunu ortadan kaldırabiliriz" Kentlerin sahip oldukları değerlerle öne çıktığını belirten Özdemir, tarımda da planlı üretim modelinin önemine dikkat çekerek, Hollanda örneğini verdi. Hollanda'da üreticilerin kooperatif çatısı altında faaliyet gösterdiğini, hangi ürünün ne kadar üretileceğinin planlandığını anlatan Özdemir, Türkiye'de de kooperatifleşmenin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Enginar üretiminde yaşanan fiyat dalgalanmalarına dikkat çeken Özdemir, geçen yıl 80 liradan satılan enginarın bu yıl 50 liraya düştüğünü belirterek, "Girdi maliyetleri artarken fiyatların neden düştüğünü sorgulamak gerekiyor. Urla Enginar Kooperatifi'ni buraya davet ettik. Onlar aynı ürünü 160 liraya satabiliyor. Üreticiler ürünlerini kooperatif aracılığıyla katma değerli hale getiriyor ve güçlü pazarlar oluşturuyor. Böylece bizim üreticimizin sattığı fiyatın iki katına satış yapabiliyorlar" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.